Yaratık
Posted: Sun Dec 18, 2005 5:07 pm
Yaratık
Günün ağarmaya başlamasıyla tepelerin ardında Nessus"un kulelerini seçebiliyordum. At üzerinde geçen iki gün ve gece den sonra şehre vardım. Büyücüler loncasından bir ölümü araştırmak üzere gönderilmiştim. Lonca tüm krallıktaki en prestijli kurumlar arasında yer alıyordu her kim kral olursa olsun Büyücüler Loncası ile arasını iyi tutmaya özen gösterirdi. Usta Ramon"un cesedi Nehirde yüzerken bulunmuştu ilk incelemeden sonra Büyücüler Loncasının yolunu tuttum Lonca üç Archmage yani usta Valerio, usta Athiesus ve usta Ramon tarafından yönetilmekteydi. Ã?ncelikle Valerio ile konuştum.
Beni güler yüzle karşıladı ve burada olmamdan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti.
"Onu nasıl yakalamayı düşünüyorsunuz? Emin olun bu sandığınız kadar kolay olmayacak." dedi. şaşırmıştım.
"Onun kim olduğunu biliyor gibi konuştunuz"dedim. Yüzme baktı
"Aslında evet, biliyorum. şeytani bir güce sahip bir iblis.. bir yaratık diyebiliriz. İlk olarak uzun zaman önce ortaya çıkmıştı onu yakalamış ve yok edemediğimiz için yerin yetmiş metre kadar altında bir mezara hapsetmiştik . Ancak gecen hafta mezarın parçalanarak açılmış ve içinin boş olduğunu gördük. Bizlere karşı büyük bir kin beslediğine şüphe yok. Anlaşılan ilk kurban olarak zavallı Ramonu seçti."
İkinci olarak Athiesus"un bulunduğu kuleyi ziyaret ettim. Ã?nce görüşmek istemedi Kralın emriyle geldiğimi ve kendisini zorla konuşturma yetkimin olduğunu söyleyince kapıyı açtı. Gözlerinden uzun süredir uyumamış olduğu anlaşılıyordu. Yaratığı yakalamak için burada olduğumu söyleyince
"O Yaratık hakkında neler biliyorsun?" diye sordu. Ona bildiklerimi anlattım. Uzunca süren bir sessizliğin ardından
"Artık bunları daha fazla saklamanın anlamı yok. Ayrıca daha fazla bu yükü taşıyabileceğimi de sanmıyorum" diyerek konuşmaya başladı
"Yıllar önce güçlerimizi geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve deneyler sırasında biz yarattık onu. Mükemmel bir katilin yeteneklerini verdik ona, tüm silahları kullanmanın yanı sıra istediği her yere gizlice girip çıkabilir, düz bir duvara bile tırmanabilir günlerce hiç yorulmadan savaşır. Vücudundan bir parçayı koparsanız bile kendini iyileştirecektir. Aldığı yaralar onu yavaşlatmaz insanlara etki eden hiçbir büyüden etkilenmez. Korku yada acı duymaz ve asla vazgeçmez. Ancak bilincine biz hükmediyorduk üçümüz bir araya gelerek onu düşünce gücüyle yönetebiliyor büyülü bir cam küre vasıtasıyla onun gözlerinden görebiliyorduk. Başlangıçta bizim için bir eğlenceydi o ta ki o geceye kadar." Derin bir şekilde iç çekerek başını ellerinin arasına aldı. Bir süre o halde kaldı. Elimi omzuna koyarak devam etmesini söyledim.
"O gece bir Lordun evine gittik sonradan öğrendiğime göre Krala karşı isyan planlayan bir gurubun lideriymiş. Valerio onları sadece korkutacağımızı söylemişti fakat içeriye girdiğimizde Yaratık aniden silahlarını çekti birkaç saniye içinde evdeki herkes kanlar içinde yerlerde yatıyordu onlar sadece çocuktular ve... hepimiz şoktaydık nasıl kontrolü geri aldık bilmiyorum onu hemen laboratuara geri getirdik Birkaç gün sonrada konuyla ilgili görüşmek için saraya giden Valerio olayın kapandığını Kral vekilinin bu kazadan ötür bizleri sorumlu tutmadığını ancak Yaratığı derhal yok etmemiz gerektiğini söyledi onu yer altı mezarına koyduk ve üzerini örttük sanki böyle bir deney hiç yapılmamış gibi onunla ilgili her şeyi yok ettik. Fakat Tanrı yaptığımız asla unutmadı ve bizi cezalandırması için onu geri gönderdi bizler ölümü hak ettik ve şimdi o cezamızı infaz etmek için geldi.."
Ona anlattıklarından dolayı teşekkür ederek oradan ayrıldım akşam oluyordu ve acıkmıştım eşyalarımı yerleştirdiğim hana giderek biraz ekmek, kaşar peyniri yanında ısıtılmış şarap ile akşam yemeğimi yedikten sonra tek başıma dolaşmamın doğru olmayacağını düşünerek şehir güvenliğine bağlı askerlerden tecrübeli ikisini yanıma aldım ve kafama takılan bazı soruları sormak üzere tekrar Athiesus"a doğru yöneldim. Yaşadığı kuleye vardığımda giriş kapısının açık olduğunu gördüm. Bu pek hoşuma gitmemişti , yanımdaki askerlere sessiz olmalarını işaret ederek merdivenleri tırmandım. Onunla konuştuğumuz odanın kapısına vardığımda içerden büyük bir gürültü ve cam kırılma sesiyle birlikte Athiesus"un çığlığı duyuldu. Kapıyı açtığımda Yaratığı karşımda gördüm ilk bakışta bir insanı andırıyordu, başlığı yüzünü (yada yüzü olması gereken bölgeyi) kapatan uzun siyah bir pelerini vardı onun altında tüm bedenini parmak uçlarına kadar kapatan bir zırh giyiyordu. Belinin iki yanında birbirinin aynı iki kısa kılıç asılıydı. Ben ve iki asker kılıçlarımızı çekmiştik . Cesaretimi toplayıp "Kral adına seni tutukluyorum silahlarını bırak ve teslim ol!" dedim, hareket etmedi.Ona doğru birkaç adım atarak etrafını çevirmeye çalıştık. Arkasından yaklaşan asker aniden kılıcını Yaratığın başına doğru savurdu. Yaratık insan ötesi bir süratle kısa kılıçlarından birini çekerek askerin darbesini havada karşılarken, çeliğin çelikle çarpışma sesi kulenin duvarlarında yankılandı. Yaratık süratle diğer elini beline atarak bir hançer çıkardı ve askerin omzuna sapladı hançer omzu delip arkasındaki ahşap kapıya girmişti. Asker bir çığlık attı ve hançeri çıkarmaya çalıştı ama başaramadı. Arkadaşının durumunu gören diğer asker savaş narası atarak yaratığın üzerine saldırdı ve kılıcın sivri ucunu ona saplamak için olanca hızıyla hamle yaptı. Yaratık kılıçlarının biriyle Askerin kılıcını boşa alıp seri bir şekilde yana çekildi ve diğer kılıcıyla şimşek gibi bir darbe indirdi. Askerin uzun kılıcı tuttuğu yere yakın bir yerden kesilerek yere düştüğünü gördük. Sonra takip edemeyeceğiniz bir hızla kendi etrafına bir tur dönerek kılıcın kabzasıyla askerin ensesine çok sert, katı bir şekilde vurdu asker hiçbir ses çıkaramadan yere yığılmıştı, hayatta olup olmadığını bilemiyordum. Bu durumda sıra bendeydi duyduğum korkuyu kafamdan atmaya çalışarak saldırdım. Böyle bir yaratığa karşı savaşmak duvara karşı savaşmak gibiydi bütün vuruşlarımı daha çıkarken karşılıyor ama karşı atak yapmıyordu hayatim pahasına savunmayı bir kenara bırakarak her şeyimle üzerine yürüdüm o ise geri çekilerek karşılamaya devam etti bir süre sonra ayakta zor durur hale gelmiştim. Geldiğini dahi fark etmediğim sıkı bir tekme ile yüz üstü yere yuvarlandım. Kalkmak için debelendiğimde ise soğuk çeliği boğazımda hissettim. O vaziyette darbenin gelmesini bekledim ama gelmedi birkaç saniye sonra kafamı kaldırdığımda gitmiş olduğunu gördüm. Ã?nce kapıya takılı kalan askeri kurtardım omzundan yaralanmıştı ama yaşayacaktı. Birlikte yerde yatan ikinci askeri kaldırdık neyse ki onunda kafasına irice bir şişlik haricinde bir şeyi yoktu. Askerlerden ayrıldıktan sonra olanları düşündüm bu hikayede bir terslik vardı Yaratık bizi öldürmemişti. Acaba bize acımış mıydı yoksa öldürmeye gerek mi görmemişti.
Her ne idiyse sonuçta Athiesus ölmüştü ve Yaratık hala serbestti. Bu düşüncelerle tekrar Valerio"nun yanına gittim beni tekrar gördüğüne sevinmediğini söyleyebilirdim. Ona Athiesusla aramızda geçen konuşmaları sonrasında olanları ve yaratıkla mücadelemizi anlattım. Ve ona neden Athiesusun anlattıklarını bana ilk görüşmemizde söylemediğini sordum. Bir süre sessizce kendi kendine konuşmasından bir şeyler söylemeye hazırlandığını düşündüm ama bana hazırladığı büyüyü fark ettiğim de artık çok geçti. Olduğum yerde hareketsiz kalakalmıştım hiçbir şekilde kıpırdayamıyordum. Valerio ise bu sefer beni kesin olarak öldürecek büyüyü yapmak için ellerini havaya kaldırıp büyülü sözleri söylemeye başlamıştı bile. O anda Yaratık hemen yanında belirdi. İkiz kılıçlar şimşek gibi çaktı ve büyücünün cansız bedeni yere yığıldı. Bende büyünün etkisinden kurtulup dizlerimin üzerine düştüm. Derhal elimi kılıcıma attım fakat Yaratık silahları kınlarına sokup metal kaplı ellerini iki yanına düşürerek
"Buna.. hiç gerek yok" dedi hangisine daha çok şaşırmıştım yaratığın konuşmasına mı yoksa beni öldürmemesine mi bilemiyorum. Kafam allak bullak olmuştu sadece "Neden...?" diyebildim
"ben bir katil değilim" dedi yaratık
"Hatası olmayan küçük insanlar benim kılıcımla öldüler ama benim irademle değil onları ben öldürmedim."
"Büyücülerin seni kullandığını biliyorum bunun intikamı için mi geri geldin?" diye sordum kısa bir sessizlikten sonra
"Sadece hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını istedim.."
"Nasıl olacaktı bu?"
"Suçlarını itiraf etmelerini istedim...Ã?ocukların katledilmesi olayını Valerio planladı tamamen para için yaptı bunu. Kendilerini her şeyin üzerinde gören bazı insanların menfaatlerine karşı gelen bir babanın masum çocuklarıydı onlar sadece ve bu yüzden öldüler"
"Valerio bunun kaza olduğuna nasıl inandırdı onları?"
"Hareketlerimi direk olarak sadece o yönlendirebiliyordu ama bunu yapabilmesi için diğerlerinin gücüne de ihtiyacı vardı bu yüzden onları kullandı"
"Anlattıkların doğruysa diğer büyücüler masumdu onları neden öldürdün?"
"Ramonu Valerionun adamları öldürdü, sanırım bir şekilde olayları çözmüştü bunu Valerioya karşı kullanmaması için öldürüldü.
"Ya Athiesus?"
"Athiesus"dan kanuna teslim olmasını istemek üzere oraya gitmiştim ama beni görünce korkuya kapıldı onu öldürmek için geldiğimi sandı paniğe kapılıp ayağı tökezledi ve camdan aşağı düştü. Tam o sırada sen ve adamların geldiniz o vaziyetteyken beni dinlemeyeceğinizi biliyordum. Kendimi savunmak zorundaydım adamlarına yada sana kalıcı bir zarar vermedim. Valerioyuda öldürme niyetiyle gelmedim buraya, ölümü defalarca hak etmiş olmasına rağmen amacım adil bir mahkeme ile cezasının verilmesi idi.."
"Yapmasaydın sanırım ben ölmüş olacaktım..."
Ona teşekkür etmek istedim fakat tahmin edeceğiniz gibi arkamı döndüğümde orada değildi. Yaratığı bir daha hiç görmedim. Ama Büyücülerin onu neden yer altına gömüp kurtulmak istediklerini biliyordum artık, Yaratığın meydana getirilişi sırasında bir hata yapılmıştı hiçbir işlerine yaramazdı, çünkü o tüm yetenekleri bir yana dağ gibi bir vicdana sahipti..
Günün ağarmaya başlamasıyla tepelerin ardında Nessus"un kulelerini seçebiliyordum. At üzerinde geçen iki gün ve gece den sonra şehre vardım. Büyücüler loncasından bir ölümü araştırmak üzere gönderilmiştim. Lonca tüm krallıktaki en prestijli kurumlar arasında yer alıyordu her kim kral olursa olsun Büyücüler Loncası ile arasını iyi tutmaya özen gösterirdi. Usta Ramon"un cesedi Nehirde yüzerken bulunmuştu ilk incelemeden sonra Büyücüler Loncasının yolunu tuttum Lonca üç Archmage yani usta Valerio, usta Athiesus ve usta Ramon tarafından yönetilmekteydi. Ã?ncelikle Valerio ile konuştum.
Beni güler yüzle karşıladı ve burada olmamdan dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti.
"Onu nasıl yakalamayı düşünüyorsunuz? Emin olun bu sandığınız kadar kolay olmayacak." dedi. şaşırmıştım.
"Onun kim olduğunu biliyor gibi konuştunuz"dedim. Yüzme baktı
"Aslında evet, biliyorum. şeytani bir güce sahip bir iblis.. bir yaratık diyebiliriz. İlk olarak uzun zaman önce ortaya çıkmıştı onu yakalamış ve yok edemediğimiz için yerin yetmiş metre kadar altında bir mezara hapsetmiştik . Ancak gecen hafta mezarın parçalanarak açılmış ve içinin boş olduğunu gördük. Bizlere karşı büyük bir kin beslediğine şüphe yok. Anlaşılan ilk kurban olarak zavallı Ramonu seçti."
İkinci olarak Athiesus"un bulunduğu kuleyi ziyaret ettim. Ã?nce görüşmek istemedi Kralın emriyle geldiğimi ve kendisini zorla konuşturma yetkimin olduğunu söyleyince kapıyı açtı. Gözlerinden uzun süredir uyumamış olduğu anlaşılıyordu. Yaratığı yakalamak için burada olduğumu söyleyince
"O Yaratık hakkında neler biliyorsun?" diye sordu. Ona bildiklerimi anlattım. Uzunca süren bir sessizliğin ardından
"Artık bunları daha fazla saklamanın anlamı yok. Ayrıca daha fazla bu yükü taşıyabileceğimi de sanmıyorum" diyerek konuşmaya başladı
"Yıllar önce güçlerimizi geliştirmek için yaptığımız çalışmalar ve deneyler sırasında biz yarattık onu. Mükemmel bir katilin yeteneklerini verdik ona, tüm silahları kullanmanın yanı sıra istediği her yere gizlice girip çıkabilir, düz bir duvara bile tırmanabilir günlerce hiç yorulmadan savaşır. Vücudundan bir parçayı koparsanız bile kendini iyileştirecektir. Aldığı yaralar onu yavaşlatmaz insanlara etki eden hiçbir büyüden etkilenmez. Korku yada acı duymaz ve asla vazgeçmez. Ancak bilincine biz hükmediyorduk üçümüz bir araya gelerek onu düşünce gücüyle yönetebiliyor büyülü bir cam küre vasıtasıyla onun gözlerinden görebiliyorduk. Başlangıçta bizim için bir eğlenceydi o ta ki o geceye kadar." Derin bir şekilde iç çekerek başını ellerinin arasına aldı. Bir süre o halde kaldı. Elimi omzuna koyarak devam etmesini söyledim.
"O gece bir Lordun evine gittik sonradan öğrendiğime göre Krala karşı isyan planlayan bir gurubun lideriymiş. Valerio onları sadece korkutacağımızı söylemişti fakat içeriye girdiğimizde Yaratık aniden silahlarını çekti birkaç saniye içinde evdeki herkes kanlar içinde yerlerde yatıyordu onlar sadece çocuktular ve... hepimiz şoktaydık nasıl kontrolü geri aldık bilmiyorum onu hemen laboratuara geri getirdik Birkaç gün sonrada konuyla ilgili görüşmek için saraya giden Valerio olayın kapandığını Kral vekilinin bu kazadan ötür bizleri sorumlu tutmadığını ancak Yaratığı derhal yok etmemiz gerektiğini söyledi onu yer altı mezarına koyduk ve üzerini örttük sanki böyle bir deney hiç yapılmamış gibi onunla ilgili her şeyi yok ettik. Fakat Tanrı yaptığımız asla unutmadı ve bizi cezalandırması için onu geri gönderdi bizler ölümü hak ettik ve şimdi o cezamızı infaz etmek için geldi.."
Ona anlattıklarından dolayı teşekkür ederek oradan ayrıldım akşam oluyordu ve acıkmıştım eşyalarımı yerleştirdiğim hana giderek biraz ekmek, kaşar peyniri yanında ısıtılmış şarap ile akşam yemeğimi yedikten sonra tek başıma dolaşmamın doğru olmayacağını düşünerek şehir güvenliğine bağlı askerlerden tecrübeli ikisini yanıma aldım ve kafama takılan bazı soruları sormak üzere tekrar Athiesus"a doğru yöneldim. Yaşadığı kuleye vardığımda giriş kapısının açık olduğunu gördüm. Bu pek hoşuma gitmemişti , yanımdaki askerlere sessiz olmalarını işaret ederek merdivenleri tırmandım. Onunla konuştuğumuz odanın kapısına vardığımda içerden büyük bir gürültü ve cam kırılma sesiyle birlikte Athiesus"un çığlığı duyuldu. Kapıyı açtığımda Yaratığı karşımda gördüm ilk bakışta bir insanı andırıyordu, başlığı yüzünü (yada yüzü olması gereken bölgeyi) kapatan uzun siyah bir pelerini vardı onun altında tüm bedenini parmak uçlarına kadar kapatan bir zırh giyiyordu. Belinin iki yanında birbirinin aynı iki kısa kılıç asılıydı. Ben ve iki asker kılıçlarımızı çekmiştik . Cesaretimi toplayıp "Kral adına seni tutukluyorum silahlarını bırak ve teslim ol!" dedim, hareket etmedi.Ona doğru birkaç adım atarak etrafını çevirmeye çalıştık. Arkasından yaklaşan asker aniden kılıcını Yaratığın başına doğru savurdu. Yaratık insan ötesi bir süratle kısa kılıçlarından birini çekerek askerin darbesini havada karşılarken, çeliğin çelikle çarpışma sesi kulenin duvarlarında yankılandı. Yaratık süratle diğer elini beline atarak bir hançer çıkardı ve askerin omzuna sapladı hançer omzu delip arkasındaki ahşap kapıya girmişti. Asker bir çığlık attı ve hançeri çıkarmaya çalıştı ama başaramadı. Arkadaşının durumunu gören diğer asker savaş narası atarak yaratığın üzerine saldırdı ve kılıcın sivri ucunu ona saplamak için olanca hızıyla hamle yaptı. Yaratık kılıçlarının biriyle Askerin kılıcını boşa alıp seri bir şekilde yana çekildi ve diğer kılıcıyla şimşek gibi bir darbe indirdi. Askerin uzun kılıcı tuttuğu yere yakın bir yerden kesilerek yere düştüğünü gördük. Sonra takip edemeyeceğiniz bir hızla kendi etrafına bir tur dönerek kılıcın kabzasıyla askerin ensesine çok sert, katı bir şekilde vurdu asker hiçbir ses çıkaramadan yere yığılmıştı, hayatta olup olmadığını bilemiyordum. Bu durumda sıra bendeydi duyduğum korkuyu kafamdan atmaya çalışarak saldırdım. Böyle bir yaratığa karşı savaşmak duvara karşı savaşmak gibiydi bütün vuruşlarımı daha çıkarken karşılıyor ama karşı atak yapmıyordu hayatim pahasına savunmayı bir kenara bırakarak her şeyimle üzerine yürüdüm o ise geri çekilerek karşılamaya devam etti bir süre sonra ayakta zor durur hale gelmiştim. Geldiğini dahi fark etmediğim sıkı bir tekme ile yüz üstü yere yuvarlandım. Kalkmak için debelendiğimde ise soğuk çeliği boğazımda hissettim. O vaziyette darbenin gelmesini bekledim ama gelmedi birkaç saniye sonra kafamı kaldırdığımda gitmiş olduğunu gördüm. Ã?nce kapıya takılı kalan askeri kurtardım omzundan yaralanmıştı ama yaşayacaktı. Birlikte yerde yatan ikinci askeri kaldırdık neyse ki onunda kafasına irice bir şişlik haricinde bir şeyi yoktu. Askerlerden ayrıldıktan sonra olanları düşündüm bu hikayede bir terslik vardı Yaratık bizi öldürmemişti. Acaba bize acımış mıydı yoksa öldürmeye gerek mi görmemişti.
Her ne idiyse sonuçta Athiesus ölmüştü ve Yaratık hala serbestti. Bu düşüncelerle tekrar Valerio"nun yanına gittim beni tekrar gördüğüne sevinmediğini söyleyebilirdim. Ona Athiesusla aramızda geçen konuşmaları sonrasında olanları ve yaratıkla mücadelemizi anlattım. Ve ona neden Athiesusun anlattıklarını bana ilk görüşmemizde söylemediğini sordum. Bir süre sessizce kendi kendine konuşmasından bir şeyler söylemeye hazırlandığını düşündüm ama bana hazırladığı büyüyü fark ettiğim de artık çok geçti. Olduğum yerde hareketsiz kalakalmıştım hiçbir şekilde kıpırdayamıyordum. Valerio ise bu sefer beni kesin olarak öldürecek büyüyü yapmak için ellerini havaya kaldırıp büyülü sözleri söylemeye başlamıştı bile. O anda Yaratık hemen yanında belirdi. İkiz kılıçlar şimşek gibi çaktı ve büyücünün cansız bedeni yere yığıldı. Bende büyünün etkisinden kurtulup dizlerimin üzerine düştüm. Derhal elimi kılıcıma attım fakat Yaratık silahları kınlarına sokup metal kaplı ellerini iki yanına düşürerek
"Buna.. hiç gerek yok" dedi hangisine daha çok şaşırmıştım yaratığın konuşmasına mı yoksa beni öldürmemesine mi bilemiyorum. Kafam allak bullak olmuştu sadece "Neden...?" diyebildim
"ben bir katil değilim" dedi yaratık
"Hatası olmayan küçük insanlar benim kılıcımla öldüler ama benim irademle değil onları ben öldürmedim."
"Büyücülerin seni kullandığını biliyorum bunun intikamı için mi geri geldin?" diye sordum kısa bir sessizlikten sonra
"Sadece hak ettikleri cezaya çarptırılmalarını istedim.."
"Nasıl olacaktı bu?"
"Suçlarını itiraf etmelerini istedim...Ã?ocukların katledilmesi olayını Valerio planladı tamamen para için yaptı bunu. Kendilerini her şeyin üzerinde gören bazı insanların menfaatlerine karşı gelen bir babanın masum çocuklarıydı onlar sadece ve bu yüzden öldüler"
"Valerio bunun kaza olduğuna nasıl inandırdı onları?"
"Hareketlerimi direk olarak sadece o yönlendirebiliyordu ama bunu yapabilmesi için diğerlerinin gücüne de ihtiyacı vardı bu yüzden onları kullandı"
"Anlattıkların doğruysa diğer büyücüler masumdu onları neden öldürdün?"
"Ramonu Valerionun adamları öldürdü, sanırım bir şekilde olayları çözmüştü bunu Valerioya karşı kullanmaması için öldürüldü.
"Ya Athiesus?"
"Athiesus"dan kanuna teslim olmasını istemek üzere oraya gitmiştim ama beni görünce korkuya kapıldı onu öldürmek için geldiğimi sandı paniğe kapılıp ayağı tökezledi ve camdan aşağı düştü. Tam o sırada sen ve adamların geldiniz o vaziyetteyken beni dinlemeyeceğinizi biliyordum. Kendimi savunmak zorundaydım adamlarına yada sana kalıcı bir zarar vermedim. Valerioyuda öldürme niyetiyle gelmedim buraya, ölümü defalarca hak etmiş olmasına rağmen amacım adil bir mahkeme ile cezasının verilmesi idi.."
"Yapmasaydın sanırım ben ölmüş olacaktım..."
Ona teşekkür etmek istedim fakat tahmin edeceğiniz gibi arkamı döndüğümde orada değildi. Yaratığı bir daha hiç görmedim. Ama Büyücülerin onu neden yer altına gömüp kurtulmak istediklerini biliyordum artık, Yaratığın meydana getirilişi sırasında bir hata yapılmıştı hiçbir işlerine yaramazdı, çünkü o tüm yetenekleri bir yana dağ gibi bir vicdana sahipti..