Page 1 of 2

OYUNCULARIN RUH HALİ???

Posted: Mon Dec 05, 2005 7:28 pm
by Yener
Sizce oyuncular daha çok, canlandırdıkları karekterleri kendi kişililklerine göremi yönlendiriyor,yoksa olmadıkları bir kişi gibimi yönlendiriyorlar?

Sizce hangisi daha zor ve hagisi gibi davranılmalı?

evt dm ve player'lar parmaklarınıza kuvvet :D .

(kendi oynadığınız ve oynattığınız oyunlardanda örnekler bekliyorum :wink: ).

Posted: Mon Dec 05, 2005 9:35 pm
by SacoKhan
Çok belirgin durumlar haricinde playerlarla karakterlerinin mantıkları aynıdır.Yani player duruma hemen kendi mantığını öne sürer.Sadece belirgin durumlarda karakteri gibi davranır.

Posted: Mon Dec 05, 2005 11:36 pm
by Beckett
Ben daima oynadığım ırk yada karakter gibi davranırım,yani ona benzemeye çalışır ona göre oynarım.Bana görede doğrusu budur.

Posted: Mon Dec 05, 2005 11:56 pm
by Chade_Fallstar
doğru olanı karektere göre oynamaktır anca öyle doğru bi oyun elde edilebilir bn her çeşid karakterle oynayabilirim mesela, karakterim neyse ona göre davranırım, sonuçta oyun rol yapma oyunu demi :P ama bn genelikle hırsız karakterler oynatmayı severim bunun sebebi oynarken zevk almamdır peki bu göre bnim mantığıma uyuyomu bu? tabi ki hayır gerçek hayatta hırsızlık yapıyormuyum ? tabii ki hayır yani insanlar her zamn kendi mantığıyla değil karakterinin mantığıyla hareket etmek zorundadır

Posted: Tue Dec 06, 2005 7:32 am
by Darkgnome
İlk seviyelerde bir karakteri yaratıldığı gibi oynamak daha kolaydır. Daha basit düşünmek yeterli gelmektedir. Ancak oyun ilerledikçe ve karakterin gözünüzdeki değeri büyüdükçe karakterde gittikçe size benzemeye başlar. Adam savaş çılgını dahi olsa "Dur bakalım bir tuzak olabilir" yada "Saldırmayayın bu adam beni öldürürse..." felan dedirtmeye başlarsınız karakterinize.

Oyunun başında karakterin çok iyi oturtulması gerekir. Uç noktalardan bir şeyler serpiştirip kişilik kazanılmalı ve bu kişiliğe göre karakter canlandırılmalıdır. Ancak CN bir savaşçı yaptım deyipte oynamaya başlayan kişi ilk başlarda içinden XP. diye bağırarak her gördüğüne saldırırken, bir süre sonra karakterinin ölmesini istemeyen oyuncu tarafından bambaşka bir şekilde oynatılmaya başlanır.

DMlerde de bazı sorunlar olur bu durumda. Karakterine gerçektende zayıflıklar veren. Karakterinin kişiliğini oturtmak için DMye karakteri hakkında çok fazla bilgi vermiş oyuncuyu DM ister istemez kullanmaya başlar. Bütün grubu yönlendirmek için bu karakteri kullanır ve birde bakarsınızki siz daha iyi rol yağptığınız için hep sizin başınız belaya giriyor bütün savaşlarda hep sizin başınız yanıyor. Olmadık yerlere sürükleniyorsunuz ve diğer karakteri hakıında hiç ayrıntıya girmemiş kişiler gayet rahat oynuyorlar. Sonunda bu sizin karakterinizin özelliklerinide takmamaya başlar.

Bence en iyi yöntem şu. Karakterin wisdom'ı ne kadar düşük ise oyuncu ile DM arasında anlaşarak ona göre adama zayıflıklar verecek. 18 wisdoma sahip biri 10 wisdom'a sahip birinden daha az takıntıya ve daha basit takıntılara sahip olacak. Seviyenin ilerlemesi ile wisdom'ına veren kişilerde takıntılarının bir kısmından kurtulacaklar.

Karakterler kişiliklerine göre oynanmalıdır. Ancak DMlerinde bu kişilikleri kullanmamaları gerekir. DMler kişiliğin,i oynamayı bir zayıflık haline getiriyorsa o zaman suç DMnin olur.

Posted: Tue Dec 06, 2005 7:39 am
by uwriel
bence dm karakterleri kendi yaratmalı, her yönüyle. takıntısı, beğenisi, beklentileri dm tarafından belirlenmeli. oyuncuya ise sadece ROL YAPMAK kalmalı. senaryonun kusursuzlugu açısından ,ki bu oyunun zewkini direkt olarak etkileyecektir, bu nokta çok önemlidir.

Posted: Tue Dec 06, 2005 8:08 am
by barabus
fantastik dünyada yaşıyan hangi karakteri gerçek hayatta yaşatabiliriz kii ;

ben oynattığım karakterleri normalde gerçekte asla olamıyacağım şeylerden seçiyorum tabii buna göre de karakterlerin davranışları ona göre abartılı oluyor yani ben normal hayatta oldukçA affedici yada alçak gönüllü olmama rağmen (mesela) benimkarakterlerimi kimi zaman çok katı ve oldukça kendini beğenmiş oluyorlar

ama bununla beraber yaptığım karakterler le aynı yönde düşündüğümüz de olmuyo değil;

Posted: Tue Dec 06, 2005 6:18 pm
by Shevarash
Türklider ile bu konuda bir araştırmamız var , daha geniş tabana ulaştıktan sonra tamda bu konuya uygun olan sonuçları açıklayacaktık zaten :)

Posted: Wed Dec 07, 2005 3:07 am
by Türklider
yalniz_insan wrote:bence dm karakterleri kendi yaratmalı, her yönüyle. takıntısı, beğenisi, beklentileri dm tarafından belirlenmeli. oyuncuya ise sadece ROL YAPMAK kalmalı. senaryonun kusursuzlugu açısından ,ki bu oyunun zewkini direkt olarak etkileyecektir, bu nokta çok önemlidir.
Bu görüşe tamamen zıt düşünüyorum. Bence oyuncu kendi karakterinin her ayrıntısını belirlemeli ve ona göre rolünü yapmalıdır. DM bence pek bir şeye karışmamalı ki oyuncu, oyuncu olduğunu anlasın ;) DM'in işi oyun oynamak değil, oyunu hazırlamaktır. ;);) Tek başına oynasın madem her şeyi kendisi belirleyecek :D

Onun haricinde, araştırmamızdan bahsedecektim fakat fikir babası bi konuşsun da ona göre yazayım diye bekledim...

Saygılarımla...

Posted: Wed Dec 07, 2005 6:17 am
by mefistofeles
oyun oynarken karakterin bazı zaaflarını dm belirleyince sanki daha iyi oluyor ama ne olursa olsun bu bir roş yapma oyunu profesyonel olan her türlü karakteri oynatır diye düşünüyorum tabi bana sorsanız sen profesyonel misin diye değilim neden çünkü her zaman wizard oynarım :D

Posted: Thu Dec 08, 2005 8:31 pm
by uwriel
Türklider wrote:
yalniz_insan wrote:bence dm karakterleri kendi yaratmalı, her yönüyle. takıntısı, beğenisi, beklentileri dm tarafından belirlenmeli. oyuncuya ise sadece ROL YAPMAK kalmalı. senaryonun kusursuzlugu açısından ,ki bu oyunun zewkini direkt olarak etkileyecektir, bu nokta çok önemlidir.
Bu görüşe tamamen zıt düşünüyorum. Bence oyuncu kendi karakterinin her ayrıntısını belirlemeli ve ona göre rolünü yapmalıdır. DM bence pek bir şeye karışmamalı ki oyuncu, oyuncu olduğunu anlasın ;) DM'in işi oyun oynamak değil, oyunu hazırlamaktır. ;);) Tek başına oynasın madem her şeyi kendisi belirleyecek :D

Onun haricinde, araştırmamızdan bahsedecektim fakat fikir babası bi konuşsun da ona göre yazayım diye bekledim...

Saygılarımla...
şimcik şöyle oluyor. ben sadist, megaloman ve aynı zamanda manik depresiflik belirtileri gösteren bir rogue hazırlasam ve bunu oynatmayı düşünsem, aklımdaki karakteri, yaptığım eylemleri, arkasındaki sebepleri teker teker dm'e açıklamak zorunda kalırım. neden yoldan geçen kücük bir cocugu sokak arasına çekip bogazını kestiğimi, ardından sapıkça kahkahalar atarken bir anda cesedine sarılıp ağlamaya başladığımı ancak dm'e basitçe anlatabilirim; benim karakterim sadist, hede hödö diye. karakterdeki tüm detaylarımı, tüm beklentilerimi mümkün değil dm'e yansıtamam. ayrıca player her zaman kötüdür, potansiyel suçludur çünkü hayatta kalmaya çalışır, ne kadar umursamıyorum dese de bunları. bu da karakterin gerçekçiliğini son derece zedeler.
olayın bir diğer boyutu da şudur. dm'ler ne yazık ki oyun ortamını yaratırken, oyunculara baglı kalırlar. yani bir grupta uzman tankçı yoksa karşınıza tamir edilmesi gereken bir sherman ve bu sherman'ı kullanarak yok edilmesi gereken bir hedef çıkmaz genelde. durum böyle olunca farklı birşey giriyor devreye. birbiriyle ilgi alakası olmayan, kaderin cilvesi olmaktan da öteye geçen gruplar görüyoruz karşımızda. neden ? çünkü seçimler playerların elinde oluyor. bundan sonra da şöyle enstanteneler görüyoruz. soylu bir elf prensesi yanında ayyaş bir hırsızla gezerken karşılaştıkları paladinle hoş bir diyaloga girip geceyi handa geçirmeye karar verdikten sonra, sabaha karşı odalarına eeh eytere bea ! nidasıyla giren barbara da müsamaha gösterirler oyun sürsün diye.
zaten bu tartıstıgımız olgunun Fantasy Role Playing oldugunu düşünürsek, burada yapılması gereken oyunculugun, gerçekten "oyunculuk" yapmaktan yani rol yapmaktan ibaret oldugunu görürüz. hiç bir sinema, hiç bir tiyatro hazırlanmamıştır ki oyuncular gidip ben şerefsiz olucam, ben kumaş tüccarı olucam desinler... o zaman bırakalım oyunu da senaristler oynasın değil mi ? ehi ehi ehi. kih kih kih. lay lay lay. simili simili simili.

Posted: Thu Dec 08, 2005 9:24 pm
by Darkgnome
DMnin yarattığı karakterle oyun olmaz ama. Hiç bir oyuncu DMnin hayalindeki oynayamaz ve oynamak istemez. Tek bir kişinin elinden çıkma karakterler yerine pek çok kişinin elinden ayrı ayrı çıkmış karakterler bence gerçeğe daha yakın olur.

Senin bahsettiğin sorunu gidermek için çözüm DMnin bazı kısıtlamalara gitmesi olabilir. Sadece savaşçı olabilirsiniz ve orduda yer alacaksınız derse o zaman zaten istediği alana fazlasıyla indirgemiş olur. Ancak bununda daha fazla açılması olasıdır. Mesela hepside bir örgüte bağlı olabilir.

Elf prensesini korumaya ant içmiş paladin ile barbar eskiden arkadaş olabilir ve eskiden arkadaşları olan bir hırsız kazandıkalrı parayla kendine kurduğu yaşamı kumar derdinden kaybettiğinden ayyaş olmuş olabilir. Mühim olan gruptaki kişilerin o zamana kadar birbirleri ile olan ilişkilerinin nasıl olduğudur. Yani kimin sözü asıl dinlenendir, yada kim kimin hangi yönünü sevmemektedir.

Ayrı ayrı pek çok karakteri bir araya getirmek kolay olabilir ama başkasının istediği bir karakteri oynamak çok daha zordur. Filmlerde belirli bir senaryo vardır ve ne yapacağın o yüzden belidir. Saatlerce çalışırsın. Ama insan kendine uymayan istemediği bir kişiliği, hemde doğaçlama olarak olarak oynayamaz.

Posted: Fri Dec 09, 2005 9:05 am
by Türklider
Zaten bu tarz bir olaya izin veriyor olması DM'in suçu olacaktır. Birbirinden alakasız karakterleri genelde "özgeçmişini oynama" yolu ile bağlarız biz. Tecrübeli bir DM ve oyuncuyu anlayan DM olmakla, oyundan zevk alDIRmayı bilmekle alakalı bir olay. DM'in kurduğu karakterlerin en fazla statları olur, diğerlerini mecbur oyuncu kendine göre yontmak zorundadır. "Abi senin karakterin biraz pinti, yapmamalısın bu hayrı" dediğinde DM, oyuncu "bana ne ben artık pinti değilim hidayete erdim, hem alignmentimde good yazıyo niye pintiyim?" derse hiç yakışık almaz. İki cümle de gayet oyun etiğine aykırı davranışlardır... :) 1- DM oyuncuyu kısıtlamamalıdır, 2- Oyuncu inatla DM'e karşı gelmemelidir ve bir karakterle başlamışsa çok büyük bir değişim olmadıkça o konsepte devam etmelidir.

Bizim insan barbar, halfling rogue, elf ranger, elf sorcerer, insan cleric, insan fighter'dan oluşan grubumuzda ben DM olarak "nasıl tanıştınız?" dedim, aldığım cevap şimdiye kadar aldıklarımın en iyilerinden biriydi:
Barbar: Ya işte bi gün dağda giderken ben, hem kendim biraz yalnız bi insanımdır, bu halfling geldi, "Abi abi," dedi, "dev kovalıyo yardım et" dedi, gittim baktım hakkaten de dev... Biraz benden uzunca bişey... Vurdum baltayı öldürdüm. Sonra ikimiz takıldık.
Rogue: Derken şehre indik, orada bu fighterı bulduk handa meğer dövüşebiliyomuş filan, iş arıyomuş, biz de arayalım dedik üç kişi olduk.
Elf Ranger: Biz de tam ormandan çıkmışız böyle "aa şehir" deyip daldık, insanlarla muhabbet ederken filan bunlara rast geldik. Üç beş hoş sohbetten sonra...
Elf Sorcerer: tanıştık filan. Sonra da tapınakta bi işimiz çıktı, orada da bizim işleri gören ruhban arkadaşımızı da yanımıza aldık...
ve bunları gayet de oynayarak, istemsiz bir organizasyonla filan anlatıyolar, espiriler bişiler... Madem abuk subuk tiplemeler oynamak istiyolar, nasıl biraraya geldiklerini sorun. Basit ama gayet etkili bir Emine Beder tarifidir. ;)

Bu arada o karakterlerin hepsini bizzat ben hazırlayıp kağıtları önlerine verdim ama hiç bir şekilde RP'lerine karışmadım. O nedenle de 3 haftadır oynayamadığımız halde hepsi aynen eski gazla devam edebiliyorlar. Kimse karakterine karışılsın istemez, kimse RP'sine karışılsın istemez. Çok yanlış bir yoldur ve şiddetle men ediyorum yeni başlayan arkadaşları bu tarz davranışlardan... Tecrübesiz ve bilgisiz bir adamın yapacağı davranıştır, KESİNLİKLE ve ISRARLA kaçınılması gereken bir davranıştır. DM'in "işte abi gidiyonuz" lafındaki gidiyonuz bile oyuncuya batar...

Saygılarımla...

Posted: Fri Dec 09, 2005 10:53 pm
by uwriel
herşeyi geçtim zarları dahi dm in atması gerekir. senin saldırı zarın, skill checkin ya da her neyse onlar bile bence, dm tarafından atılmalıdır. ben oyunun her yönünü bırakıp sadece rol yapma üzerine odaklanmak istiyorum zaten aradaki fark bu. hem dm'in senaryosunu begenmediysen oynamak zorunda değilsin ya ? ayrıca gerçek bir role playing oyuncusu her türlü karakteri yönetebilmelidir, ya ben elflikten keyif alıyorum, mage olucam, nerede benim tanrım ! gibisinden sözler sizi kısıtlamaktan öteye gidemez. o zaman RP yi değil KARAKTERİ sewmiş olursunuz. çok farklı şeyler. rol yapmaktan keyif alan biri, her dünyada her oyunda konusu ne olursa olsun basarıyla oynayabilir. karakter sewen biriyse anca eline ok yay werirsiniz, takılır..

Posted: Fri Dec 09, 2005 11:18 pm
by Darkgnome
Yalnız FRP bir tiyatro oyunu değildir. Sadece bir oyundur. Eğer istersen farklı al ama ben eğlenmek için oynuyorum bu oyunu. Ayrıca Karakteri sevmek bence çok önemlidir. Bu onun gibi hissetmenizi sağlar. Onunla daha fazla bir bütün oluşturursun.

Zarlar konusunda bencede bzıları gizli atılmalıdır. Hırsızların saklanma zarları, çalma zarları, fark etme zarları, dinleme zarları. Ama saldırı zarları bence oyuncu tarafından atılmalıdır. Oyunun zevkine zevk katan bir durumdur. Oldukça hareketli olan bir sahneyi canlandırıken oyuncuların yerde yada masada iki kolu yanda, "bana verilen açıktan yararlanarak yere dengesini kaybetmiş rakibime kılıcımı yukarıya kaldırıp tüm gücümle vurarak saldırıyorum" demektense birde en azından o anki duygularına göre zarlarını atmasıda önemlidir.

Biliyormusunuz bilmiyorum çoğunlukla insanlar farklı durumlarda farklı şekilde zarlar atarlar. savunmalı bir savaşta zarları nazikçe atan kişiler deli gibi saldırıken sanki zarlarıda kılıcı savururmuş gibi savururlar. Neyse.

şurası varki, eğer ıyuncular hareketlerini gösterebilecek kadar geniş bir alana sahiplerse ve bunu yapıyorlarsa o zaman onlar hareketleri gösterirken DMde zarları atabilir. Buda güzel olabilir. Ama oyuncunun eline zar değmelidir.

Karakter yaratımında ise oyunu karakterini yaratacaksa kendi atmalıdır. Kendi karakteri olduğuna daha çok inanır.

Sonuç olarak oyuncuların kendi karakterlerini yaratmaları gerekir diyorum. Bu eğlence için yapılan bir oyundur. Sizi her ne kadar pek çok şey katsada eğlencelik bir oyun olduğunun bilincinde olunması gerekir. Bir oyuncu kendine göre bir karakter yaratıldığında her dünyada her kural sisteminde oynamaktan zevk alabilir.

Kendisi tarafından yaratılmamış ve kabullenemediği bir karakteri oynamaya zorlanmış bir oyuncu ise tam performansını veremeyeceğinden hem kendisi işkence çeker hemde diğer oyyuncuları işkence çekmesine sebep olur.

Ben bu durumu yaşadığım için biliyorum. Başkasının yarattığı karakterlere sahip 3 oyun oynadım ve 3'ün dede çok sıkıldım. 2'si oyunu hiç bilmediğim zamanlarda olduğu için diğer insanlarada ,inanılmaz sıkıcı zamanlar yaşattığımı biliyorum. Tecrübesiz bir oyuncuya paladin oynatanlar utansın!