Bilgelik arayışı....
Posted: Thu Feb 17, 2005 1:19 am
Etrafta yine bir huzursuzluk vardı, aynı daha önce olduğu gibi.. İçini bir huzursuzluk duygusu kapladı, yavaşça yüreğinde büyüdü ta ki içinde bir endişe seli oluşturana kadar. Yürüdüğü yolları bir daha yürümek, çözdüğü soruları birkez daha görmek, yaşadığı duyguları birkez daha tatmak ona garip geliyordu.. Tabi ya garip olmayacaktı da ne olacaktı, eğlenceli mi.. Bütün hayatı boyunca bu anı beklemişti belki de. Gülmesi gerekirdi, kendine güvenmesi gerekirdi..
Vilthası düşünceleri arasından aniden çekti görüşüne giren kule.. Beyaz ile siyah arasında bir rengi vardı, karşılıklı taraflar arasındaki dengeyi sembol ediyordu adeta. Atından indi çevik bir hareketle ve uzaklaşması gerektiğine dair birkaç şey fısıldadı atın kulağına. Birkaç kişneme sonrası at büyük bir memnuniyetle gözden uzaklaştı.. Yine yalnız başımayım, kaderin bir cilvesi.
"Ben Vilthas Eralinder, konseyin ak cüppeli büyücüsü, buraya yıllardır çalışmalarımın bir ürünü olan ustalığımı talep etmeye geldim.."
Sesi birkaç saniye boyunca kule dışında boş arazide yankılandı.. Sonrasında ürkütücü bir sessizlik.. Tahmin ettiğim gibi diye geçirdi içinden. Yavaşça kapının olduğunu tahmin ettiği yere yaklaştı, ama kapıyı farketmesi biraz uzun sürdü.. Elini tokmağa götürdüğünde bunu bir ilüzyondan başka bir şey olmadığını görmek onu güldürdü.. Demek bana karşı benim silahımla oynuyorsun, öyle olsun. Kulenin etrafında bir tur attı, ve sonunda gözüne kulenin gri rengiye zıt bir renk çarptı, mavi, buz mavisi bir tokmak..
Kapıyı sonuna kadar araladı ve karanlık koridora o kritik adımını atmasıyla onu gözetleyenin sınavı başlattığına dair bir his geçti içinden...
Aynı anda aklına bir yaşlı bilgenin yıllar önce kendisine söylediği bir söz geldi:
Bilgelik dedikleri asa ile taç değil,
Zihni bilge olan asaya muhtaç değil..
Vilthası düşünceleri arasından aniden çekti görüşüne giren kule.. Beyaz ile siyah arasında bir rengi vardı, karşılıklı taraflar arasındaki dengeyi sembol ediyordu adeta. Atından indi çevik bir hareketle ve uzaklaşması gerektiğine dair birkaç şey fısıldadı atın kulağına. Birkaç kişneme sonrası at büyük bir memnuniyetle gözden uzaklaştı.. Yine yalnız başımayım, kaderin bir cilvesi.
"Ben Vilthas Eralinder, konseyin ak cüppeli büyücüsü, buraya yıllardır çalışmalarımın bir ürünü olan ustalığımı talep etmeye geldim.."
Sesi birkaç saniye boyunca kule dışında boş arazide yankılandı.. Sonrasında ürkütücü bir sessizlik.. Tahmin ettiğim gibi diye geçirdi içinden. Yavaşça kapının olduğunu tahmin ettiği yere yaklaştı, ama kapıyı farketmesi biraz uzun sürdü.. Elini tokmağa götürdüğünde bunu bir ilüzyondan başka bir şey olmadığını görmek onu güldürdü.. Demek bana karşı benim silahımla oynuyorsun, öyle olsun. Kulenin etrafında bir tur attı, ve sonunda gözüne kulenin gri rengiye zıt bir renk çarptı, mavi, buz mavisi bir tokmak..
Kapıyı sonuna kadar araladı ve karanlık koridora o kritik adımını atmasıyla onu gözetleyenin sınavı başlattığına dair bir his geçti içinden...
Aynı anda aklına bir yaşlı bilgenin yıllar önce kendisine söylediği bir söz geldi:
Bilgelik dedikleri asa ile taç değil,
Zihni bilge olan asaya muhtaç değil..