Page 1 of 4

Küçük bir kovalamaca

Posted: Fri Nov 12, 2004 7:49 pm
by CHANGES
Lanet olsun dedi Tax etrafına hızla bir göz gezdirdi etrafı dinledi belirgin bir ses duymadı,sandığın üzerindeki kiliti açmaya çalışırken bir hata yapmıştı ve yanlışlıkla dokunduğu o demir,bir şeyi çalıştırmıştı ama neydi bu.şimdi kararsızlıkla önündeki sandığa bakıyordu ya bütün riskleri göze alıp işine devam edecekti ya da bu kadar yaklaşmışken her şeyi böylece bırakıp gidecekti.Zaman hızla akıyordu,tereddütü sadece bir kaç saniye sürdü hızla sandığın kapağını açtı ve bir patlama oldu odaya hızla sarı bir duman yayılmaya başladı.Ağzını elleriyle kapattı ve sandığın içerisine uzandı o kadar çok mücevher vardı ki kendi aradığını bulmakta zorlandı ama onu bulmak o kadar da zor değildi.Mükemmel sekilde işlenmiş bir beholder gözü şeklindeki şeffaf elmas mücevherler içinde en ilgi çekici olanıydı.Onu hemen alıp kesesine attı,bu sırada koridordan gelen ayak sesleri ve demirin demire vururken çıkardığı sesler nöbetçilerin yaklaştığını anlatıyordu.Keşke biraz daha zamanım olsaydı diye düşündü ve sandığa son kez bakarak iç geçirdi eline ne gelirse üç dört parça mücevheri kesesine attı.Sandığı kapatıp hemen kapıya yöneldi artık nefesini daha fazla tutamazdı.Hızla kapıyı açtı koridorun sol ucunda muhafızları gördü onlarda bu hırsızı görmüşlerdi.Gidebileceği tek yön sağ taraftı orada bir çıkış olmasını umarak hızla koridor boyunca koşmaya başladı.Muhafızlar bir yandan düdüklerini öttürüyorlar bir yandan da bu hırsızla aralarındaki mesafeyi kapatmaya çalışıyorlardı.Tax bu tür kovalamacaları daha önce onlarca kez yaşamıştı ve bundanda kurtulmak onun için kolaydı.Tax korisdorun sonuna yaklaşmıştıki köşeyi dönen bir minator tüm koridoru kapattı.Tax sağ tarafındaki kapıyı farketti ve hızla kapıyı açtı burası bir yemek ambarıydı.Fıçılar içerisinde şaraplar ve türlü türlü bakliyat odayı doldurmuştu ama Tax ın aradığı şey yoktu,odada bir pencere yoktu.şimdi ya geriye dönüp muhafızlarla yüzleşecekti ya da bu boğa bozması dev ile.Minator baltasını iki eliyle kavradı ve tehditkar ama sakin bir şekilde Tax a doğru sert adımlarla ilerlemeye başladı.Muhafızlar Minatoru görünce yavaşlamışlar bu güzel sahneyi izlemek için durmuşlardı.
Tax şansına bir küfür etti.Ã?aresizce kınından küçük kılıcını çekti hiç bir şansı olmadığını bilmesine rağmen.Bu görüntü Minatoru eğlendirmiş olmalı ki böğürtüsü tüm koridorda yankılandı.Minator gittikçe yaklaşıyordu ve Tax ın gidebilecek çok fazla yeri yoktu.Soğuk terler vücudundan dışarı çıkıyordu ve şu minatorun pis kokusu artık burnunda idi.Son şansını kullanarak minatora doğru hızlandı minatorda bu koşuya karşılık verdi ve büyük baltasını savurdu.Tax minatorun içindeki hiddeti uyandırmıştı ve şimdi bundan faydalanmalıydı.Gelen baltanın aksi yönde hareketlendi ve minatora daha da yaklaştı bu sırada kendi etrafında yavaşça döndü ve minatoru şaşkına çeviren bir çeviklikle eğildi.Sol elindeki kılıç minatorun karnında küçük bir çizik açarken baltası duvara çarptı ve dengesini kaybetti.Tax yaptığına kendisi bile inanamayarak yüce Mask a teşekkür etti ve yoluna devam etti.Koridorlarda nöbetçilerin düdükleri ve minatorun bağırışları yankılanmaya başladığında Tax açık havaya çıkmış ve gölgelerde gözden yitmişti.

Posted: Fri Nov 12, 2004 8:43 pm
by esen
En sonunda birisi onu, o karanlık sandıktan çıkarmıştı. Ne kadar uzun zaman olmuştu, 100 yıldır bu sandıkta kapalıydı. Ama artık o da özgürlüğün tadını çıkarabilirdi. Ã?ncelikle kendisini bu elmasın içinden çıkaraçak birisini bulmalıydı. Evet ya ! hırsızı kullanacaktı bu iş için. Başını ne büyük bir belaya soktuğundan haberi dahi yoktu ... Ama kurtulduğu zaman onun için bir iyilik yapabilirdi . şimdilik bekleyecek ve darbesini indirecekti.

Posted: Fri Nov 12, 2004 9:10 pm
by CHANGES
Tax kendisini mutfak kapısından dışarı attı arkasındaki ayak sesleri düdük sesleri ve bağırışmalar artmıştı.Birisinin köpekleri getirin diye bağırdığını duydu.Bu iş sarpa sarıyordu.Tax hızını artırdı bu küçük şatodan hızla uzaklaşmaya başladı,etraf karanlıktı bu yüzden önünü görmekte zorlanıyordu ama Tax buraya girmeden önce etrafı çok iyi incelemişti.Yapacağı işlere büyük bir titizlik ve dikkat gösterirdi.Bir çınar ağacının altından geçti ve bir tane daha biraz daha dayanabilirse aşağıda bekleyen bineğine ulaşabilecekti.Köpek sesleri artmaya başladı,Tax ın kalbi adeta bir orc davulu gibi hızla ve aksak bir ritimde atmaya başladı.En sonunda duvarın olduğu yere geldi hemen tırmanmaya başladı.Duvarın üstüne çıktığında arkasında onu farkettiklerini belirten bağrışmalar duydu.Boşalan kiriş seslerini duyduğunda kendisini apansızca duvarın diğer tarafına attı ve bir saniye daha geç kalsaydı bir ok onu narin vücudundan yaralayacaktı.Hemen duvara sırtını dayadı ve duvar boyunca güney yönünde koşmaya devam etti.Gökyüzündeki kızıl aydan başka etrafı aydınlatan hiçbir şey yoktu.Nefesi kesilmeye başladığında biraz olsun dinlenebilmek için yavaşladı ve arkasına baktı.
Bu sırada Drammarung Oxile önündeki aynada büyüsünün son sözlerini tamamladı.Kasları gevşeyen büyücü büyük bir iştahla aynaya doğru baktı ama hemen arkasından küfürü yapıştırdı.Büyüsünün başarısız olduğunu düşünüyordu çünkü sadece karanlık vardı aynada.Daha sonra köpek havlamaları ve hırsızın nefes alışını duyunca rahatladı.Tax şatodan ayrıldıktan sonra sandığı karıştıran büyücü beholder gözünün gittiğini görünce çok sinirlenmiş etrafta ne var ne yoksa kırmaya başlamıştı.Ama kısa bir süre sonra farkettiği bir kaç küçük elmasınında olmadığıydı. Bunlardan bir tanesi de Bhaal ın görüntüsü adını verdiği elmasıydı.Bu elmas nerede olursa olsun doğru büyü sözcükleri okunduğunda etrafındaki herşeyi büyü sahibine gösterirdi.şu an aynadaki karanlık elmasın kadife torbanın içinde olmasından kaynaklanıyordu.Ama tüm sesler rahatça duyulabiliyordu.
Tax arkasına baktığında duvardan atlayan bir kaç silüet gördü.Lanet olsun dedi.Oysa kovalamacanın bitmesi gerekliydi artık.Hemen sırtını dayadığı duvardan ayrıldı ve koşusuna devam etti.Evet işte atı az ileride duruyordu en sonunda gelmişti.Hızla atının yularını çözdü ve üzerine bindi.Siyah deri pantolonu kızıl ay ışığında garip bir şekilde parıldadı ve at dört nala Aybüyüsü şehrine doğru yola çıktı.

Posted: Fri Nov 12, 2004 9:26 pm
by esen
Büyücünün onu gözlediğini biliyordu. Eğer bu hırsız yakalanırsa asla birdaha serbest kalma şansı olmayabilirdi. Yapısında olmasada bir şekilde yardımına ihtiyaca vardı. Biraz düşününce buldu etrafta sis oluşmasını sağlaya bilirdi. Evet tüm gücünü kullanarakta olsa büyük bir sis oluşturmuştu.şimdi tüm becerikliliğini gösterme sırası hırsıza kalmıştı. Umarım sanndığım kadar salak değildir. Ne de olsa bir asırdır kilitli kaldım. Artık bekleyecekti bu elmasın içinde bile olsa büyü yapmak onu yorgun düşürmüştü.

Posted: Fri Nov 12, 2004 9:49 pm
by CHANGES
Tax bir anda etrafını kaplayan sise bir anlam veremedi atı bir an için huzursuzlansa da bu durum hemen düzeldi.Arkalarında peşlerinden gelen muhafızlar neler olduğunu bu atın ve adamın nereye gittiğini anlayamadılar.Tek gördükleri bu karanlık sisti.Sis giderek büyüdü ve çok geniş bir alanı etkisi altına aldı,gözgözü görmüyor ve muhafızlar birbirlerine bağırıyorladı.
Tax hızla sisin içinden geçti ve yola çıktı havadaki rüzgar kuzeyin soğuklarının yakında buraya geleceğinin habercisiydi.Ã?nündeki toprak yol yapraklarının büyük kısmını yola dökmüş ağaçlarla sarılmıştı.Gecenin sessizliğini bozan tek şey Tax ın bineğinin nal sesleri idi.şatodan uzaklaştıktan sonra derin bir nefes aldı Tax ve bineğini yavaşlattı,biliyordu ki yakında takip başlayacaktı.Hep böyle olurdu,ilk önce küçük bir kovalamaca sonra izini kaybettirene kadar amansız takip.İçgeçirdi Tax eli kesesine gitti onu kemerinden çözdü.Eline alıp bir bakmak için en azından.
Sonra o siyah cüppeli garip müşterisinin sözleri geldi aklına adı Brenne miydi neydi.
"O elması bir kere torbana koyduktan sonra sakın bir daha çıkarma yoksa başına geleceklerden ben sorumlu olamam."
Bu sözler Tax ın beyninde yankılandı,içini büyük bir korku kapladı bir an.Bu garip adamdan hiç hoşlanmamıştı ama bir elmas için ödeyeceği para gerçekten çok iyiydi üstelik o sandıktan aldığı diğer elmaslarda vardı.Onları da sattığında eline iyi para geçecekti.Hemen kesesini tekrar beline bağladı.İlk önce yakında başlayacak takipten kurtulmalı dedi ve atını geçitvermez dağlarına doğru sürdü.Yoldan ayrılmıştı bu dağda aslında iki geçit vardı ancak birisi uzun zamandır buralarda hakimiyetini sürdüren Kızıl tüy goblin klanının kontrolündeydi diğeri ise ölülerin bataklığı adıyla anılan bir yerdi.Bu nedenle kimse bu geçitleri kullanmaz dağların etrafından dolanan uzun yolu takip ederlerdi.
Tax daha önce buraya gelmiş ve ölülerin bataklığından geçmişti ve ne bir ölü ne de ruh görmüştü.Neden bir kez daha olmasın diye düşündü ve atını o tarafa çevirdi.

Posted: Sat Nov 13, 2004 12:32 am
by esen
şansı vardıki bu hırsız sandığı kadar aptal çıkmamıştı. Hareketleri çabuk ve seriydi. Kabul etmesi güçte olsa bir insana göre fazla hızlı düşünüyordu. Bir an özlem duydu, rüzgarla dans etmek öyle güzel bir duyguydu ki. Ama çok az kalmıştı...
Bir an şaşırdı bu insan nereden gidiyordu böyle? Aptal o yolu nasıl kullanır, bilmiyormu ölülerin bataklığına saplandığında bir daha asla kurtulamaz ve sonsuza kadar lanetli bir ruh olarak yaşardı. Galiba bu insan hakkında acele fikir vermişti. Yoksa hangi aptal bile bile böyle bir yoldan giderdi...

Posted: Sat Nov 13, 2004 12:40 am
by CHANGES
Tax yoldan ayrıldıktan sonra ölülerin bataklığına giden patikayı buldu.Atında belirgin bir huzursuzluk başgöstermeye başlamıştı oysa geçen sefer geldiğinde böyle birşey olmamıştı.Yavaşladı atın boynunu okşadı "hadi dostum bir şey yok" dedi.At tırıs adımlarla ilerlemeye başladı etraftaki ağaçlar yavaş yavaş çarpık şekiller almaya başladılar,hiç birisinin üzerinde bir tane bile yaprak yoktu.Etrafta hiç bir canlılık belirtisi yoktu ayışığı altında ilerleyen yolcu ve atından başka.Patika aniden sona erdi ve Tax ın gözünün önünde geniş bir alan belirdi yer yer suların olduğu.Yavaşça atından indi ve atını çekmeye başladı.Ã?nde Tax arkada bineği bu bataklığa girdiler.Yer tamamen çamurdu geri kalan yerler ise sudan ibaretti.Yıllar önce burada yaşanmış kızıl çayırlar savaşında birbirlerini öldürmüş binlerce ölünün burada yattığı söylenirdi.Ama Tax bunların hiçbirisine kulak asmamıştı.Etraf yavaş yavaş sislenmeye başladı görüş mesafesi neredeyse on metreye kadar düştü.Tax ve bineği ilerlemede zorluk çekiyordu.Tax son geldiğinde nereden geçtiğini hatırlamaya çalıştı ama bir türlü tanıdık bir yer bulamıyordu.Her bir birikintiyi birbirine benzetiyor aralarına dalıyor sonra yine aynı yerden çıkıyordu.Yapabilecek bir şeyler aradı,umutsuzluğa kapılmaya başlamıştı.
Matarasını çıkartıp bir yudum su içti,sonra tekrar kapağını kapatıp yoluna devam etmek istedi.Dönüp bineğine bakınca dehşete düştü.Ã?ünkü yularını tuttuğu şey her neyse kendi bineği değil bir at iskeleti idi.Hemen yuları elinden bıraktı bir kaç adım geriye gitti,tökezledi,yere düştü.Ayağa kalktı arkasını döndü ve var gücüyle koşmaya başladı.Ama yerler çamurdu ve durmadan kayıp düşüyordu.Sonra metalin metale çarpma sesini duydu o tarafa yöneldi bir sis perdesi arkasından gelen bu seslere doğru ilerledi ürkek bir şekilde.Yaklaştıkça sesler arttı gördüğü manzara karşısında dili tutuldu burada koca bir ordu bir diğeri ile savaşıyordu.Ne yapacağını bilemedi bu sırada bir savaşçı dönüp kendisine baktı.şaşırdı Tax bir iki adım geriledi.Ama savaşçı üzerine doğru büyük bir nara atarak saldırdı,kana bulanmış kılıcını Tax a doğru savurdu.Tax son anda çevikliğini kullanıp kaçabildi ve gelen başka bir savaşçı kendisine saldıran savaşçıyla yüzleşti.Sonra savaş meydanının diğer ucunda tanıdık bir yer gördü ama arada katetmesi gereken yerde bir savaş sürüyordu.Ã?aresizce ilerlemeye başladı ama içinde bu meydandan sağ çıkabileceğine dair hiç bir umut yoktu.

Posted: Sat Nov 13, 2004 1:02 am
by esen
Aptal insan bile bile böyle bir belaya nasıl girmişti. Ama bir şekilde sağlam çıkması lazımdı bu bataklıktan. Ona yardım etmesinin tek nedeni bir şekilde kendisine yardım etmek olduğunu biliyordu. Ölü olanlarla yapılan bir savaş asla kazanılamazdı. Ama bir şekilde onları atlatmanın yolu hırsızında onlar gibi ölü olduğunu inandırmaktı. Biraz zor bir büyü olacaktı ama kurtulması için her şeyi yapmaya hazırdı. Tüm benliğini bu büyü üzerinde yoğunlaştırdı. Ve hırsızı saran bir kalkan oluşturmayı başardı. Artık vücüdundan hiç bir sıcaklık yayılmayacak ve hissedilmeyecekti. Bir an önce kendi bedenine kavuşmalıydı! Bunun için bir insana yardım etmesi gerekiyorsa yapardı ama nefretini açığa çıkaracağı zaman gelecekti.

Posted: Sat Nov 13, 2004 1:44 am
by esen
Bildiği tek şey insanlarla yapılan son savaşta tüm ailesi ve ırkı yok olmuştu. Babası bunu anlamış olacakki daha önce yapılmayan bir büyü yapmıştı onun üzerine. Kendi öz kızına böyle bir büyü yapmasındaki tek neden onu korumaktı ama artık korunmak istemiyordu. Ve özgür olacaksa bir insana yardım ederdi her yardım edişinde nefreti kat ve kat artmış olsa bile. Annesini hatırladı kraliçe Dolunay Işığı annesinin adının anlamı ortak lisanda böyle söylenirdi kendi kadim dillerinde ise "Lamaletiley Ismyrald " öyle güzel bir ejderha daha yoktu. Beyaz teninin üzerinden parlardı gümüşten pulları. Gözleri hiç bir ejderhanın görmediği kadar yeşildi. Babasının annesini ne çok sevdiğini hatırladı. Kral Alev oku
İnsanlar ona şeytanın kanatları derdi, oysa en güçlü kralların bile onun karşısında saygıyla eğilmesini defalarca seyretmişti. Annesinin güzelliğini aldığını söylerdi babası her zaman, ama gözleri babası gibi gri renkti. Kanatlarını rüzgarda açtığında özgürlüğün tadını çıkarırdı, merakı yüzünden çoğu zaman insan bedenine bürünüp yer yüzüne insanların arasına karışırdı. O zamanlar bu onun için inanılmaz bir macera gibi gelirdi. Taki son kaos savaşında insanların tüm ırkını yok ettiğini görene kadar . Ve hiç bir şey yapamamıştı, öylece birer birer ölmelerini hissetmiş ve hiç olmadığı kadar büyük acılar çekmişti.

Posted: Sat Nov 13, 2004 1:56 am
by CHANGES
Tax zaman zaman tökezleyip düşerek zaman zaman üzerine apansız saldıran bir savaşçıdan kaçmaya çalışarak ilerlemeye çalışıyordu.Etrafta kan hiç durmuyor iki tarafta birbirlerine hiç bitmeyen bir öfkeyle saldırıyordu artık kimin kiminle savaştığının bir önemi kalmamış herkes içindeki nefreti önüne gelen ilk kişiye kusmaya başlamıştı.Tax üzerine elinde gürzü ile hücum eden adamı görünce kendisini sağa attı bu savuruştan kurtuldu ve yerde bir kalkan buldu.Onu eline aldı yardımı olabileceğini düşündü.Tam kafasına doğru inen bir gürzü bu kalkanla karşıladı beceriksizce sağ kolu neredeyse uyuşmuştu ama sol elindeki kılıcını son bir çırpınışla savurdu.Kılıç adamın tam kalbine doğru ilerledi ama tam temas esnasında sanki bir hiçliğin içinden geçercesine ilerledi karşılığı tiz bir çığlık oldu kulakları sağır eden.Tax ne olduğunu anlamadan etrafına baktı.Tüm savaşanlar durmuş herkes ona dönmüştü ama bu kez bakanlar biraz önce savaşan savaşçılar değil onların iskeletleriydi ve bu görüntü Tax ın küçük dilini yutmasına yetti.

Posted: Wed Nov 17, 2004 5:41 pm
by CHANGES
Tax zaman zaman düşüp zaman zaman koşarak savaşçıların arasından koşmaya başladı.Aslında hiç bir huzursuz ruh ona doğru açıkça bir saldırıda bulunmamıştı.Belli ki bu yaşayanın onlara zarar verme gücü vardı ve bu nedenle hiçbirisi ona açıkça hücum etmiyordu ama bu daha ne kadar böyle kalır Tax ın bu konuda hiç bir fikri yoktu.Tax ın aklındaki tek şey bir an önce bu lanet yerden çıkıp kurtulmaktı.En sonunda o tanıdık bataklığa ulaştı hiç arkasına bakmadan o tanıdık yola daldı,yol tamamen çamurdu ama Tax ın bunu düşünecek durumu yoktu.Zihni bir şekilde ona yol gösteriyor gitmesi gereken yerleri adeta ezbere biliyordu.Koştu hiç durmadan koştu sanki bir an için duraksarsa o huzursuz ruhlar üzerine çullanacaklardı.Bu yola girdiği için bu garip mücevheri çalmayı kabul ettiği için kendi kendisine küfürler ediyordu.Durmadan koştu ta ki dizleri artık onu taşıyamayana kadar ta ki nefes alırken ciğerleri yanana kadar.En sonunda kendisini bir kayanın ardına attı etraf tamamen sislerle kaplıydı görebildiği pek fazla bir şey yoktu ama doğru yöne gittiğini biliyordu.Bunu nasıl bildiği konusunda hiçbir fikri yoktu ama doğru yönde olduğunu hissediyordu.Biraz dinlendikten sonra kayanın arkasına doğru baktı havadaki o garip uğuldama hala devam ediyordu bu bile Tax ın harekete geçmesi için yeterli olmuştu.Tekrar yola koyuldu ve koşmaya devam etti ve sert toprak evet bunu hissedebiliyordu ayaklarının altındaki artık sert topraktı bataklıktan çıkmıştı bunu biliyordu ama sis o garip sis hala görüşünü bulandırıyordu.Bu anda bir ses duydu ilerden gelen ne olduğunu anlamlandıramadı hemen küçük kılıcını çekti ve yavaşladı temkinli adımlarla ilerledi.Daha sonra bir kişneme sesi duydu evet burada bir atlı olmalıydı ama şu yoğun sis yüzünden hiç bir şey göremiyordu.Korkuyla ne yapması gerektiğini düşündü tek bildiği hiç bir şey göremediğiydi.

Posted: Thu Nov 18, 2004 4:29 am
by esen
Hırsız düşüp duruyordu, bu durum biraz komikti nede olsa sıradan bir insan olduğunu unutmamalıydı. Ama sonunda bataklıktan çıkmayı başarmıştı. Bu kadarı bile sıradan bir hırsıza göre fazla bir başarı sayılırdı. Ama bir tuhaflık vardı. Büyük bir enerji hissediyordu, daha önce hissetmediği kadar büyük bir güç... Tedirgin olmuştu, nasıl bir yaratık bu gücü sahip olabilir. Ama bildiği bir şey olmadığı kesindi, eğer bu enejiyi o hissede biliyorsa ondan gelen gücüde karşısındaki her ne ise oda hissediyordu. Ve bu insan tam bu güçün yayıldığı noktaya doğru ilerliyordu...

Posted: Thu Nov 18, 2004 9:44 pm
by CHANGES
Tax elinde kılıcı ile sisin içerisinde olduğu yerde etrafına bakınıyordu yavaş yavaş dönüyor sanki ani bir hücum bekliyordu ama beklediği gerçekleşmedi.
-Bana ait olanı aldın ama bunun için suçlu değilsin
Ses buz gibi soğuk duygusuz ve tıslama biçimindeydi.Tax ın içinde bir korku yaratmaya yetmişti bu ses.
-Kimsin sen!
Tax bu sözleri sadece üzerine sinen korkudan biran olsun sıyrılmak için söylemişti.
-Bunun hiçbir önemi yok bilmen gereken bana ait birşeyin sen de olduğu ve sen onu bana kendi isteğinle vereceksin.
Sözleri kafasında tarttı Tax.Pek zeki sayılmazdı ama sokaklarda tek başına yaşadığı için çabuk düşünmenin önemini bilirdi.
-Neden gelip kendin almıyorsun ve kendini bana göstermiyorsun?
-Göreceklerine dayanabilecekmisin?
Sözlerin arkasından gelen soğuk bir gülüş Tax ı korkutmaya yetti ama hırsız kolay pes etmeyecekti.
-Karşıma çık ve benimle yüzleş!
Bu sözler üzerine yaklaşan nal seslerini duydu Tax sağ taraftan geliyordu.Yavaşça o tarafa döndü sisler arasından yaklaşan atlıyı gördü elinde sopaya benzer bir şey tutan bir silüet.Yaklaştığında adamın ve bineğinin hatları seçilir olmuştu.Ama atın her adımında Tax ın yüreğine biraz daha fazla çöreklenmeye başlamıştı.Adam yaklaştı hala suratı kapüşonu yüzünden görünür değildi.
-Yüzünü göster yabancı!
-Elbette dostum elbette!HAhhaha
Adam yüzünü açtığında Tax geriye doğru bir adım attı o an için oradan koşarak uzaklaşmak istedi ama yapamadı.Adamın yüzünün olması gereken yerde gözleri olmayan yüzünün derisi lime lime olmuş,burnu olmayan ve dişlerinin yarısından fazlası görünür olan bir kurukafa duruyordu.Bu sırada atın gözlerinin kırmızı olduğunu farkeden Tax ın yüreği sıkıştı ve hareketsiz biçimde olduğu yerde kaldı.
Drammarung Oxile aynanın karşısında olan biteni dinliyordu yankılanan savaş sesleri kesilmişti.Bu derinden gelen konuşmaları dinledi bu hırsızın elması nereye götürdüğünü artık biliyordu ve eğer geç kalırsa kimin eline geçeceğinide.Hemen çalışma odasına doğru seğirtti parşömenlerini karıştırdı evet siyah olanı bulmuştu.Hemen açtı üzerinde belirtildiği gibi yerde büyük bir yuvarlak çizdi etrafına kadim büyü dilinde kelimeleri büyük bir hızla ama dikkatle yazdı.Masasının başına gidip büyü komponentlerini koyduğu küçük kemerini beline taktı asasını eline aldı ve doğruca yuvarlağın ortasına geçti.Parşömeni tekrar açtı ve üzerindekileri okudu ve seslendirdi.Ağzından çıkan her söz parşömen üzerinden bulanıklaşıp kayboldu ve Drammarung sözlerini tamamladığında parşömen ellerinden kayboldu.Drammarung artık çalışma odasından çok uzaklarda sislerin içindeydi ve konuşmalar artık daha yakından geliyordu.

Posted: Sat Nov 20, 2004 1:45 am
by CHANGES
Tax adama dehşet dolu gözlerle bakıyor elindeki yılan işlemeli siyah asadan gözlerini alamıyordu.Dizlerinin titrediğini hissetti.Ne gibi bir belaya bulaştığını düşünüyor ve daha da fazla korkuyordu.Elindeki küçük kılıcını önünde tutuyor ama titreyen eli yüzünden pek de tehditkar görünmüyordu.
-O elindekiyle bana zarar verebileceğini düşünmüyorsun heralde

Ses yine tehditkar bir hava takınmıştı.Kulaklarına hayalet sesleri çalınıyor soğuk bir rüzgar durmadan yüzünü okşuyordu.Tax bunun sadece rüzgar olmadığını farketmişti ve buradan kurtuluşunun olmadığını görebiliyordu.
-Aslında hırsızları hiç sevmem hep bana ait olanları almaya çalışırlar tıpkı senin gibi.

Adam sözlerinin iyice anlaşılması ve Tax ın biraz daha korkması için sustu.

-Onları hep cezalandırdım şimdiye dek ve inan bana hepsi ölmek için yalvardı.

Tax bu şeyin kendisine yapabilecekleri düşündü ve artık titremesi tüm vücuduna yayılmıştı.

-Ama eğer sen kendi isteğinle bana ait olanı bana verirsen...

-Sana ait olanı mı, Xvim in gözü sana ait değil bunu biliyorsun ve asla da olmayacak.

Sislerin arasından gelen ses Tax ın üzerindeki korku aurasını kaldırdı,ölemeyenin dikkati dağılmıştı.Bu yeni gelende kimdi ve ne istiyordu hem de kendi topraklarında bu şekilde konuşmaya cüret ediyordu.

Posted: Sat Nov 20, 2004 4:51 am
by Hükümlü
abiler bölüyorum ama sanırım bu Kulaktan Kulağa bölümünün formatında olmuş yetkililere duyurulur :D