Posted: Fri Oct 10, 2003 12:02 am
Grup uzun bir süre yol aldı Arada bir Utrik ağlamaklı bir şekilde dinlenmek istiyor ama yeorda izin vermiyordu.. Elinde mielikki nin kılıcını ondan güç alır gibi tutuyordu... Tanrıçasının çok az insana bahşettiği bir şeref kendisine bahşedilmişti.. Vadilerin arasından Ufak ağaçlık bir alandan bir ırmağın üzerinden (yeorda hepsini tek tek sırtına alıp geçirdi...) böylece geçtiler.. Hiç durmadan ilerliyor ve ilerliyorlardı.. Güneş batıp yıldızlar çıkınca bile devam ettiler.. Ancak ay tam tepeye vardığında yeorda yol arkadaşlarının yorgunluğunu farkedebildi.. Utrik bayılacak gibi idi. Estebin nefes nefese idi Nodaril bile azimle karşı koymaya çalışsa da yorgunluğunu saklayamıyordu.. Yeorda tapınağa az kaldığını biliyordu bir iki saat ama grup bunu bile kaldırabilecek gibi değildi... Gruba dönüp peki dinlenelim dedi ve böylece ara verildi... Beş dakika sonra estebinle utrik uyumuştu bile.. Nodaril bir süre uyanık kaldı ve kamp düzeninin kurulmasına yardım etti ... Sonra bir süre oturup sohbet ettiler... Tanrılardan konuştular Hala onların var olup olmadığından ve bu olayı nasıl karşıladıklarından... Yeordanın neşesi nodarili de kendine getirdi ama sonra Nodaril de dayanamadı ve uykuya yenik düştü.... Sonra Nodaril gecenin bir yarısında kendini yapayanlız buldu.. Sonra birden çevresi ışıkla sarılmaya başladı.. Nodaril gözlerine inanamıyordu.. Azuth dedi kendi kendisine ... Bu o olmalı ama bir şey görmedi sadece ses duydu.. Ey müridim en büyük sınavına hazır mısın??? Evet dedi nodaril... Yarın coraxın durdurulmasını ancak sen sağlayabilirsin yalnız sen... Senin acı çekmen gerekecek.... Onun seni görmesi... Bir an için nodaril terreddüt etti ne kadar acı diye sordu... Bu yarın belli olacak ama .... Nodaril bir an korktu ama sonra hazırım eyy azuth dedi senin bilgeliğine ulaşmak için her şeyi göze alırım.. Ey cesur Nodaril dedi azuth sözünü tut diyarların geleceği sana bağlı.. Coraxı ele geçiren canavar kord tapınağı ile yetinmeyecek.... Bana güvnebilirsin dedi nodaril... Coraxın beni acı çekerken görmesini sağlayacağım....
Bir an sonra ortalık tekrar karardı ve uyandığında nodaril yeordanın sert sesini duydu hadi kalkın tanrım tanrım geç kallmış olmalıyız .. Ama gerilerden duyulan bir ses daha vardı iç ürperten bir ses bu dünyaya ait olmayanbir ses Bir anda Nodaril de telaşa kapılda geç kalıyorlardı.. Hadi gidelim diye bağırdı Nodaril Estebin de sesi duymuştu tanrı aşkına ilerde bir şeyler oluyo... dedi.. Evet oluyor dedi yeorda ve bunu durdurmalıyız... Neden diye sordu estebin yoksa bu ..... herşeyi yok edecek... Tanrım diye düşündü estebin sonra aklına geldi bu maskın görevi idi ve bu şey ne olursa olsun bir tanrının öfkesinden kötü olamazdı ya da estebin öyle sanıyordu.. Böylece yola çıktılar... Onlar ilerledikçe ses yaklaşıyordu... Yeorda bir ormanın ortaya çıkması için dua etti Sonra duası kabul edilmiş gibi ağaçlı bir araziye çıktılar Sonra bir yandan yürürken uçan bir kartalla bir şeyler konuştu arada bir ona bakanlara siz yürüyün diyerek onların durmasını engelledi.... Sonunda birden ağaçlık arazi bitti... Ve karşılarındaki manzara hepsinin nefesini kesti kanatlı yaratıklar ordusu tapınağı örümcekler gibi kuşatmış saldırıyorlardı.. Başlarında da havada duran bir zamanlar corax olan yaratık vardı.. Nodarilin gözleri yaşardı.. Yerde de kaleyi zorlayan başka yaratıklar vardı.. Zaman zaman kaleden dökülen kızgın yağlar bir iki yaratığı yakıyordu.. Rahiplerin güçleri tükenmiş olmalı idi ki artık büyü yapılmıyordu... Büyük bir gürültü duydular birden kalenin üstündeki yaratıklar dört bir yana saçıldı.. Orada sıradan bir insan olmayan birisi duruyordu... Cordun oğlu dedi nodaril bu tapınakta olduğunu duymuştu... yaratıklar geri çekildiler... Sonra liderleri ilerledi... Negultar... Suratındaki çarpık ifade gülümsemeye benziyordu.. Kılıcını kaldırdı.. Cordun oğlu corax içine bak dedi senle dövüşmek istemiyorum.. Negultar güldü... Sefil yaratık bu tür numaralara başvuracak hale geldin demek.... Cordun oğlu dişlerini sıktı... Sen böyle bir yaratık değilsin dedi Tanrına zarar verme... Aptal dedi negultar sen ve senin aptal tanrın kimin umurunda bakalım beni ne kadar eğlendirebileceksin... Hayıııır dedi cordun oğlu bunu yapma... Çok konuştun paladin dövüş bakalım dedi negultar ve hızla uçarak bir kılıç darbesi indirdi Paladin darbeyi rahatlıkla karşıladı ama yandan gelen yumruğu son anda farkedin yuvarlanarak kaçtı... Sonra bir an sonra kanatları ile hareket eden negultar yine yanında idi... negultarın çevresinde kılıçla dönerek ve darbelerden kaçıp diyerlerini karşılayarak mücadele etti... Bütün alan adeta donmuş dövüşü izliyordu.. Estebin bir anda fısıltı il yanındakilere aşağı inmek istiyorsak tam sırası dedi.. Estebinin gösterdiği yerlere basarak sessizce aşağı indiler yukarıda dövüş sürüyordu.... Sonra estebinin isteği ile utrik hepsini görünmez hale getiren bir iluzyon büyüsü yaptı... Dövüş devam ediyordu.. Negultar da paladin de çok büyük bir güce sahipti ama negultarın tanrısal gücü ne olursa olsun insani bir güç olan paladinin üzerinde idi. Paladin güç kaybediyordu.. Risk almak zorundaydı.. Elinde birden beliren bir bıçak negultara yöneldi... Bıçak negultara zarar vermezdi ama açık hedefti.. Negultarın kılıcı iştahla açık kola atıldı kolun kesilmesinden bir an önce paladinin kılıcı negultarın karnına saplandı ama derine inemeden kolundaki sıyrık yüzünden kılıcı çekti ... İkisi de darbeleri istedikleri gibi yapamamışlardı... Dövüş çok kısa bir süre durdu.. Sonra negultar çığlık atarak saldırdı... Paladinin kolunu kullanamama avantajından yararlanmak istiyordu ama paladin darbelerden ustaca kaçıyordu.. Ama artık gücü tükeniyordu... Paladin son bir çaba ile korda yalvardı gücünü bana veeeeer diye... Bir anda kılıcı iki eliyle kavradı ve negultarın üzerine indirdi negultar darbeyi karşıladı ama kılıç yavaş yavaş ilerliyordu. Bir an sonra kılç dönüp başka noktadan atıldı... Negultar ancak uçup kılıcın yolundan çekilerek kurtulabildi.... Bir süre hasmından uzaklaştı ve tekrar saldırdı... hasmı bu saldırıya koşup saldırarark cevap verdi bunu bekliyorduson anda hasmının hemen üstünde durud ve o geçtikten sonra kılıcı sırtıla sapladı... Paladin acı hissetmedi tek bir düşünce vardı aklında başarısız olmuştu son umut da bitmişti.... Sonra gözleri karardı ve herşey bitti.. Bir an sonra yaratık ordusu çığlıklarla kaleye saldırmaya başladı. Taşları söküyorlar pencereleri pençelerini sokup içerdekilere saldırıyorlardı.. Nodaril çok geç kaldık dedi yeorda ise hayır dedi... Birden tepelerin altından bir düdük sesi duyuldu... Saldırgan ordu başını kaldırıp yukarı baktı güçlü bir ses duyuluyordu saniyeler sonra bir ormanın aşığı inişi görüldü.. Ordu üyeleri ağaçları ilk başta yakabilirdi ama yapamadılar.. Sonra ağaçlar aşağı indi.... Efsanevi ağaç ordusu.. Mielliki demek senle de başa çıkacağız diye bir ses duyuldu... Negultarın sesi.. Ormanın inişini izleyen saniyede ise ortalığı bir kartal sürüsü sardı ... Artık ortalıkta gerçek bir savaş vardı.. Ordu ateş güçlerini garip bir şekilde kullanmıyor ve ağaçlarla kanatları ve kaba güçleri ile başetmeye çalışıyordu.. Kahramanlarımız ise ağaçların ortasında manzarayı izliyorlardı... Kartallar tepelerdeki canavarlara saldırdılar.. Ve kıyasıya bir savaş başladı.. Canavarlar daha güçlü idi ama kartallar daha çevik bir şekilde farklı noktalardan saldırıyorlardı.. Birkaç canavar öldü yine de kartallar çok daha fazla kayıp veriyordu.. Negultar tepede sahneyi keyifle izliyordu.. Ona saldıran birkaç kartalı kolaylıkla hakladı... Sonra bir den artık kırık olan kale kapıları açıldı.. Kordunu son müridleri savaşa katılmaya gelmişlerdi... İşte dedi negultar şimdi geçek savaşı görüceğiz.. Sonra birden oldu ağaçla dövüşen bir yaratık ateş gücünü kulandı.. Ağaç kendi çevresinde döne döne yanmaya başladı.... Birkaç saniye sonra her yer yanan ağaçlarla dolmuştu bazı yaratıklar ağaçlara çarpıp ölüler ama çok yoğun olmadıkça ateş onlara zarar vermiyordu.. Daha çok çıkan insanlar bundan zarar gördü... Ve yaratıklar girişteki boşluktan tapınağa girmeye başladılar... Öatıdaki savaşta da artık kartallar arasıra çevik hareketlerle kaçma çabalarına rağmen savaşı kaybetmiş gibi idiler...
Kahramanlarımız savaşın tam ortasında kalmışlardı. Utrik in büyüsü birden bozuldu.. Aman tanrım dedi nodaril.. Artık her şey bitmiş gibi idi.. Estebin hızla harekete geçip bir yerlere saklanmaya çalıştı.. Pek bir yer yok gibi idi belki sönmüş bir ağaç gövdesi.. Yeorda kılıçla saldırıya girişti...
Bir an sonra ortalık tekrar karardı ve uyandığında nodaril yeordanın sert sesini duydu hadi kalkın tanrım tanrım geç kallmış olmalıyız .. Ama gerilerden duyulan bir ses daha vardı iç ürperten bir ses bu dünyaya ait olmayanbir ses Bir anda Nodaril de telaşa kapılda geç kalıyorlardı.. Hadi gidelim diye bağırdı Nodaril Estebin de sesi duymuştu tanrı aşkına ilerde bir şeyler oluyo... dedi.. Evet oluyor dedi yeorda ve bunu durdurmalıyız... Neden diye sordu estebin yoksa bu ..... herşeyi yok edecek... Tanrım diye düşündü estebin sonra aklına geldi bu maskın görevi idi ve bu şey ne olursa olsun bir tanrının öfkesinden kötü olamazdı ya da estebin öyle sanıyordu.. Böylece yola çıktılar... Onlar ilerledikçe ses yaklaşıyordu... Yeorda bir ormanın ortaya çıkması için dua etti Sonra duası kabul edilmiş gibi ağaçlı bir araziye çıktılar Sonra bir yandan yürürken uçan bir kartalla bir şeyler konuştu arada bir ona bakanlara siz yürüyün diyerek onların durmasını engelledi.... Sonunda birden ağaçlık arazi bitti... Ve karşılarındaki manzara hepsinin nefesini kesti kanatlı yaratıklar ordusu tapınağı örümcekler gibi kuşatmış saldırıyorlardı.. Başlarında da havada duran bir zamanlar corax olan yaratık vardı.. Nodarilin gözleri yaşardı.. Yerde de kaleyi zorlayan başka yaratıklar vardı.. Zaman zaman kaleden dökülen kızgın yağlar bir iki yaratığı yakıyordu.. Rahiplerin güçleri tükenmiş olmalı idi ki artık büyü yapılmıyordu... Büyük bir gürültü duydular birden kalenin üstündeki yaratıklar dört bir yana saçıldı.. Orada sıradan bir insan olmayan birisi duruyordu... Cordun oğlu dedi nodaril bu tapınakta olduğunu duymuştu... yaratıklar geri çekildiler... Sonra liderleri ilerledi... Negultar... Suratındaki çarpık ifade gülümsemeye benziyordu.. Kılıcını kaldırdı.. Cordun oğlu corax içine bak dedi senle dövüşmek istemiyorum.. Negultar güldü... Sefil yaratık bu tür numaralara başvuracak hale geldin demek.... Cordun oğlu dişlerini sıktı... Sen böyle bir yaratık değilsin dedi Tanrına zarar verme... Aptal dedi negultar sen ve senin aptal tanrın kimin umurunda bakalım beni ne kadar eğlendirebileceksin... Hayıııır dedi cordun oğlu bunu yapma... Çok konuştun paladin dövüş bakalım dedi negultar ve hızla uçarak bir kılıç darbesi indirdi Paladin darbeyi rahatlıkla karşıladı ama yandan gelen yumruğu son anda farkedin yuvarlanarak kaçtı... Sonra bir an sonra kanatları ile hareket eden negultar yine yanında idi... negultarın çevresinde kılıçla dönerek ve darbelerden kaçıp diyerlerini karşılayarak mücadele etti... Bütün alan adeta donmuş dövüşü izliyordu.. Estebin bir anda fısıltı il yanındakilere aşağı inmek istiyorsak tam sırası dedi.. Estebinin gösterdiği yerlere basarak sessizce aşağı indiler yukarıda dövüş sürüyordu.... Sonra estebinin isteği ile utrik hepsini görünmez hale getiren bir iluzyon büyüsü yaptı... Dövüş devam ediyordu.. Negultar da paladin de çok büyük bir güce sahipti ama negultarın tanrısal gücü ne olursa olsun insani bir güç olan paladinin üzerinde idi. Paladin güç kaybediyordu.. Risk almak zorundaydı.. Elinde birden beliren bir bıçak negultara yöneldi... Bıçak negultara zarar vermezdi ama açık hedefti.. Negultarın kılıcı iştahla açık kola atıldı kolun kesilmesinden bir an önce paladinin kılıcı negultarın karnına saplandı ama derine inemeden kolundaki sıyrık yüzünden kılıcı çekti ... İkisi de darbeleri istedikleri gibi yapamamışlardı... Dövüş çok kısa bir süre durdu.. Sonra negultar çığlık atarak saldırdı... Paladinin kolunu kullanamama avantajından yararlanmak istiyordu ama paladin darbelerden ustaca kaçıyordu.. Ama artık gücü tükeniyordu... Paladin son bir çaba ile korda yalvardı gücünü bana veeeeer diye... Bir anda kılıcı iki eliyle kavradı ve negultarın üzerine indirdi negultar darbeyi karşıladı ama kılıç yavaş yavaş ilerliyordu. Bir an sonra kılç dönüp başka noktadan atıldı... Negultar ancak uçup kılıcın yolundan çekilerek kurtulabildi.... Bir süre hasmından uzaklaştı ve tekrar saldırdı... hasmı bu saldırıya koşup saldırarark cevap verdi bunu bekliyorduson anda hasmının hemen üstünde durud ve o geçtikten sonra kılıcı sırtıla sapladı... Paladin acı hissetmedi tek bir düşünce vardı aklında başarısız olmuştu son umut da bitmişti.... Sonra gözleri karardı ve herşey bitti.. Bir an sonra yaratık ordusu çığlıklarla kaleye saldırmaya başladı. Taşları söküyorlar pencereleri pençelerini sokup içerdekilere saldırıyorlardı.. Nodaril çok geç kaldık dedi yeorda ise hayır dedi... Birden tepelerin altından bir düdük sesi duyuldu... Saldırgan ordu başını kaldırıp yukarı baktı güçlü bir ses duyuluyordu saniyeler sonra bir ormanın aşığı inişi görüldü.. Ordu üyeleri ağaçları ilk başta yakabilirdi ama yapamadılar.. Sonra ağaçlar aşağı indi.... Efsanevi ağaç ordusu.. Mielliki demek senle de başa çıkacağız diye bir ses duyuldu... Negultarın sesi.. Ormanın inişini izleyen saniyede ise ortalığı bir kartal sürüsü sardı ... Artık ortalıkta gerçek bir savaş vardı.. Ordu ateş güçlerini garip bir şekilde kullanmıyor ve ağaçlarla kanatları ve kaba güçleri ile başetmeye çalışıyordu.. Kahramanlarımız ise ağaçların ortasında manzarayı izliyorlardı... Kartallar tepelerdeki canavarlara saldırdılar.. Ve kıyasıya bir savaş başladı.. Canavarlar daha güçlü idi ama kartallar daha çevik bir şekilde farklı noktalardan saldırıyorlardı.. Birkaç canavar öldü yine de kartallar çok daha fazla kayıp veriyordu.. Negultar tepede sahneyi keyifle izliyordu.. Ona saldıran birkaç kartalı kolaylıkla hakladı... Sonra bir den artık kırık olan kale kapıları açıldı.. Kordunu son müridleri savaşa katılmaya gelmişlerdi... İşte dedi negultar şimdi geçek savaşı görüceğiz.. Sonra birden oldu ağaçla dövüşen bir yaratık ateş gücünü kulandı.. Ağaç kendi çevresinde döne döne yanmaya başladı.... Birkaç saniye sonra her yer yanan ağaçlarla dolmuştu bazı yaratıklar ağaçlara çarpıp ölüler ama çok yoğun olmadıkça ateş onlara zarar vermiyordu.. Daha çok çıkan insanlar bundan zarar gördü... Ve yaratıklar girişteki boşluktan tapınağa girmeye başladılar... Öatıdaki savaşta da artık kartallar arasıra çevik hareketlerle kaçma çabalarına rağmen savaşı kaybetmiş gibi idiler...
Kahramanlarımız savaşın tam ortasında kalmışlardı. Utrik in büyüsü birden bozuldu.. Aman tanrım dedi nodaril.. Artık her şey bitmiş gibi idi.. Estebin hızla harekete geçip bir yerlere saklanmaya çalıştı.. Pek bir yer yok gibi idi belki sönmüş bir ağaç gövdesi.. Yeorda kılıçla saldırıya girişti...