Page 1 of 1

Sonun İblisi

Posted: Sat Apr 24, 2004 2:25 am
by majenta
Yazar yazmaz hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim. şimdi bu hikayeyi pazartesiye kadar bitirp hocaya teslim etmek zorundayım.O yüzden yorumlarınızı acilen bekliyorum. :) Bu arada devamı gelecek.



Büyücüustası yavaşça sıranın başından ilerledi. Sıradaki herbir kişinin önünde duruyor ve gözlerinin içine, yılların ışıltısını kaybettiremediği gözlerle bakıyordu.Arkasındansa iki öğrencisi daha geliyordu.Ustalarının karşısında durduğu her bir kişiyi dikkatle süzüyor ve gelebilecek tehlikeleri bekliyorlardı.Ustaları sıranın ortalarına gelmişti.Ama bir adam yüzünü yere dikmiş ve gözlerinin görünmesini engelliyordu. Büyücüustası etraftaki muhafızlara adamı işaret etti.İki muhafız zırhlarının çıkardığı sesler eşliğinde adamın yanına geldiler.Adamın kafasını büyük bir güçle kavrayıp büyücünün göz hizasına getirdiler.
Adamın gözlerinde yardım isteyen bir hal vardı. Ama bakışları hemen değişti ve yerine delilikle parlayan, hiçbir ölümlünün sahip olamayacağı kızıllıkta olan gözler geldi.
Ã?ıraklar anında ustalarını yana çektiler. Etraftaki muhafızlar bağırarak adamla büyücüustasının arasına girdiler.Sesleri duyan büyücüler ve kule muhafızları taştan yapılmış kule salonuna geldiler.Adamdan dehşet dolu bir çığlık yükseldi.Ã?ığlık o kadar yüksekti ki adamı tutan muhafızlar elleriyle kulaklarını kapamak zorunda kaldılar. Ama elleri çığlığın geçmesini engelleyemedi ve oldukları yere düşüp bayıldılar.
Ã?ığlık bittiğinde, salonun içini muhafızlar ve büyücüler doldurmuştu. Adam salondakilerin gözü önünde iki büklüm oldu. Adamın üstüne kılıçlarını çekmiş yürüyen muhafızlar duraksadılar.Ne yapacaklarını şaşırmıştılar.Bu yüzden büyücüustasının sesini çoğu işitmedi. "Ne bekliyorsunuz.Öldürün şunu. Bu kehanette adı geçen sonun iblisi." İyice korkuya kapılan muhafızların arasından biri çıktı.Yerdeki adama doğru ilerlemeye başladı.Tam adamın yanına geldiğinde adamın sırtından ufak bir yara açıldı.Muhafız şaşkınlıkla ne olduğunu anlamaya çalışırken yara bir anda genişledi ve adam yine insan üstü bir çığlık attı.Muhafız kendini toparlayarak kılıcı kaldırdı ama artık çok geçti.
Yaradan dışarı çıkan kanla kaplı ve derisinin siyahlığı dışında insana benzeyen iblis, adamın üstüne atladı.Daha kimse ne olduğunu anlayamadan muhafız parçalara ayrıldı. Kalabalıktan yükselen büyü sözlerine ve muhafızların naralarına karşı küçümseyen bir bakış atan iblisin gözleri kırmızı bir ışıltıyla parlamaya başlamıştı. Ellerini kafasının üzerinde birleştirdi ve bir büyünün sözlerini söylemeye başladı.Büyü sözleri o kadar eski ve unutulmuş bir dildeydi ki, büyücüler duysalar bile büyünü ne olduğunu anlayamazlardı.İblis, üstüne koşarak gelen muhafızlara aldırmadan ellerini, bir insanın kalbi olması gereken yerde birleştirdi.bu sırada salondaki büyücüler büyülerini tamamlamışlardı ve değişik etkiler gösteren büyüler iblise doğru hızla yaklaşmaktaydı.
Ama büyülerin hiçbiri hedefine ulaşmadı.İblisin bir metre ötesinde yok olmuşlardı.Bir muhafız iblisin kafasına kılıcını salladı. Ama kılıcı kafaya birkaç santim kala iblis ellerini birbirinden ayırdı.Kılıç muhafızın ellerinden düştü.Muhafızın kendisi de kılıçtan sadece bir saniye sonra kalbini tutarak kılıcın yanına düştü.Hızlı bir akım halinde iblisden başlayıp salondaki herkes ellerini kalplerine götürüp yere düşmüştüler. Büyücüustası da başka hiçbir zaman yapmağa cüret edemeyeceği büyüsünü tamamlamış ve bedeni beyaz bir ışıkla kaplanmıştı.
Büyücüustası da kalbinin sıkıştığını hissetmişti.Ama zorlanarak büyüsünü tamamladı.Bedenini çevirmiş ışık huzme halinde iblise doğru yöneldi. İblisin koruma büyüsünü geçip göğsüne isabet etti.İblis gene hiçbir insanın tahammül edemeyeceği çığlığını attı.Ama bu sefer ki umutsuzluktandı.Yavaşça küçüldü ve şekil değiştirdi. Ufak bir figür şekline gelmişti.Gerçekteki görüntüsünün ufak bir figürü"
Büyücüustası yere düştü ve kendi yaptığı büyünün sonucu olarak gözleri karardı.Ölürken umutsuzlukla konuştu.."Sadece ikibin sene."
Salonda yaşayan hiçbir insan kalmamıştı.Ama buna rağmen salonda akan tek kan sırtında koca bir yarık olan adamınkiydi. Ve şimdi o kan gölünün ortasında yatan adam, yüzyıllardır hissetmediği bir huzura kavuşmuştu.