Page 7 of 17

Posted: Thu Jan 24, 2008 7:09 am
by Alenthas
"Pöh, büyücü mü?" dedi Kerdox sıkıntıyla. "Lanet olası bir büyücüyle hiç bir işim yok benim! Benden uzak dur yaşlı bunak, yoksa," dedi ve ardından kollarını açarak zırhını gösterdi. "Sonun hayır olmaz."

Ardından arkasına dönerek uzaklaşırken mırıldanarak "Pöh, bir elleri titreyen bunak büyücü eksikti!"

Posted: Thu Jan 24, 2008 7:56 am
by Tersyuz
"BurayaenyakınşehirSilverymoon. şuradan.."

Tam elini kaldırıp tarif edecekti ki birden kelimeyi yeni duymuş gibi döndü.
"Yaralımıdediniz? Bendeşifalışuruplarvaristersenizverebilirim. Tabiifizikselbiryaraysa, lanetveyabüyüvarsaonuniçinbaşkaçarelerdüşünmekgerekir."

Sonra Donaef'e doğru dönüp iki elinibeline dayayarak kızgın kızgın konuştu.
"Nezamanyanlışkonuşmuşumben? Neyalancılığımıgördün? Hayırseninüçşehirdearananazılıbirhırsızolduğunusöylemedimonukastediyorsanobaşka."
Sonrasında muzip muzip güldü.

"Neyseyaralıarkadaşınızyakındamı? GiderkenbendesizebenimçocukluğumdaanlatılanbirGnomkehanetianlatayım. Günlerdenbirgünbirgnomkuşkanatlıbirprenseslekarşılaşmış. Prensesdüşünebiliyormusunuz?Buprensesişingaribikralındankaçıyormuş. Nekomikdeğilmiprensesniyekraldankaçsın? Sonrabugnomprenseseyardımetmiş, birsürümaceralarfilan, sonrasıhüzünlüdürama, gnomvearkadaşlarıneyapmış, neetmişsedekıyametinkopmasınaengelolamamışlar."

Posted: Thu Jan 24, 2008 9:35 am
by WeS_DeX
Donaef Glimbell'in konusmalarından sonra güldü "Sadece saka yapıyordum dostum" dedi gülerek.Lugtarias'a dönerek "Buraya gelmeni beklemiyordum fakat gelmekle iyi ettin"diyerek uzaklardan gelen Truan'a baktı "Sanırım burası baya kalabalıklascak.Ben ac değilim kampa dönsem iyi olucak geri kalanların baslarına kötü bir sey gelmesini istemem" dedi ve "hadi Raegek gitme zamanı."

Raegek ufak bir hırlama cıkardı.Donaef Raegek'deki garipligin neden kaynaklandıgını anlamıyordu."Dostum o zaman sen burda Glimbell'in yanında kalmalısın.Glimbell Raegek'e göz kulak olcagına inanıyorum.Hem Truan da geliyor ben kampa dönsem iyi olucak"dedi ve yavasca ayaga kalktı.Truan'ın yanından gecerken "Günaydın dostum" dedi ve kampa dogru yol almaya basladı.

Posted: Thu Jan 24, 2008 10:13 am
by Alenthas
Cüce kendi kendine söylenerek ilerliyordu...

"Pöh, küçücük tavşan avlamışlar ordu doyurmaya çalışıyorlar! Eğer bir iş yapacaksan şu uzunkulaklılara ve o tipsiz insanlara bırakmayacaksın," derken önündeki bir taşa tekme attı. "O tavşan benim miğdemin yarısını bile doldurmaz!.. Zaten yemek kimseye yetmezmiş gibi o garip kadın çıkageldi! Neymiş, yaralı varmışmış, şuymuş da buymuş. Sanki biz kendimize yetiyoruz da! Sonra o büyücüye ne demeli! Hele ki o sivri uçlu şapkası beni deli ediyor! Garip garip sözler söyleyip karanlık güçleri kullanarak insanların üzerinde aptal etkiler bırakıyorlar," diyerek söylenen cüce dalmış bir şekilde ilerlemeye devam ediyordu.

"Nereden düştüm ben buralara, neden kabul ettim sanki o görevi," dedi Kerdox. Ardından durup sakalını sıvazlayarak. "şu lanet gnom beni kandırıyor olmasın, ben sahidende hiç öyle bir şeyler hatırlamıyorum. Hele hele iblisleri yok etmek için yanıma dengesiz bir gnom vermesi hiç mantıklı değil! Hayır eğer öyle bir şeyler olsaydı yanıma bir ordu verirdi, yani kendi başıma başaramayacağımdan değil ama..." dedi göğüsünü şişirerek "yaralanmamdan korkabilirdi."

"Seni küçük düzenbaz gnom seni!" diyerek arkasına döndü. Hemen arkasında ona bakan bir antilop gördüğünde çok şaşırmıştı. Antilop o kadar yakındaydı ki Kerdox hiç bir çaba sarfetmeden onu öldürüp etini yiyebilirdi. "Hah, kader sonunda yüzüme gülüyor," dedi neşeyle.

Ardından çantasından küçük baltasını çıkartan cüce antilopa bakarak "Evet canım, şimdi hareketsiz dur da seni afiyetle mideme indireyim," dedi fakat tam baltasını indirecekken antilopun gözlerine bakan Kerdox baltasını indiremedi.

"Ah lanet olsun bana öyle bakmayı kes!" dedi Kerdox antilopun kocaman siyah gözlerine bakıp dayanamayarak. "Bak, sen ya ormandaki hayvanlara, ya da yoldaki aç seyatçilere yemek olmak için yaşıyorsun. Yani üzerine alınma ama seni öldürmem gerekiyor," dedi fakat antilop hâlâ ona masumane bir şekilde bakıyordu.

"Ah Moradin'in kutsal sakalları aşkına!" dedi Kerdox şaşkınlıkla. "Ne yapıyorum -yani yapamıyorum! Bu hayvancağızı bile öldüremezken ben nasıl bir savaşçı olacağım!"

Posted: Thu Jan 24, 2008 10:46 am
by WeS_DeX
Yoldan kamp alanına dönen Donaef Kerdox'la karsılastı.Garip bir bicimde antilopa bakan cüceye, Donaef sasırmıstı.Biraz daha yakınlastı ve Kerdox'a "nelerle ugrasıyorsun kısa dostum.Sanırım senin gibi bir savascının antilop'a bakıpda onu avlayamaması pek hayra alamet değil" dedi ve kahkaha attı.Eger sen avlayamayacaksan ve avlamak istiyorsan senn icin yapabilirim.Gözlerini kapatman yeterli"dedi ve gülmeye basladı

Posted: Thu Jan 24, 2008 6:13 pm
by esen
Kuzgun bu garip insanlardan nasıl olmuştuda yardım istemişti. Gök tanrısı adına ne çok konuşan kişi vardı burda şimdiden kafası şişmişti. Yaşlı kişiye soru sormuştu adam cevap veremeden yanında duran gnom anlayamadığı bazı şeyler gevelemişti. Bu hızlı konuşmanın arasından sadece Silverymoon adını ve yakınlarda bir kasaba olduğunu anlamıştı. Ateşin başına birileri gelip gidiyordu kafası okadar alak bullak olmuştuki yavaş yavaş bir korkuya kapıldı. Prens belkide şu an son nefesini veriyor olabilirdi ve kuzgun burda oturmuş bu ne yaptıkları belli olmayan dağınık ve bir o kadarda karmaşık grubun konuşmalarını anlamaya çabalıyordu. Karşısında şu ana kadar konuşmayan tek kişi baştan beri yaşlı adamla olan genç insandı. Olayları ve konuşmaları meraklı gözlerle izliyor ama konuşmayı yanındaki yaşlı adama bırakıyordu. Kuzgun için bu yerek insanların hiç bir önemi yoktu hatta daha fazla burda kalmasınında bir anlamı kalmamıştı nasılsa en yakın kasabanın yönünü artık biliyordu. Gözlerini yavaşca yaşlı kişiye doğru cevirdi artık gitmesi gerektiğini söyleyecekti ki gözlerinin gördükleri karşısında içten içe kendisine lanetler etmeye başladı. Bunu nasıl olmuştuda daha önce fark edememişti. Yaptığı bu aptalca hatalar bir gün hayatına mal olacaktı. Karşısındaki yaşlı kişi bir büyücüydü ve Kuzgun bunu yeni fark ediyordu. Ama bunun için kendisine kızmasının bir anlamı yoktu. Kanatlı halkın büyü gücü ellerinden alındığından beri yerek büyücülere karşı duydukları nefret ve kin büyücülerle ilgili olan tüm bilgilerin yok edilmesine neden olmuştu. Kuzgun için bir büyücünün nasıl gözüktüğünü bilmek gözleri bağlı sarp dağlarda uçmaya benziyordu.şu an için ikiside mümkün değildi, tabi ölümüne bir uçuş yapmıyorsa. Yeryüzüne asla inmeyen kanatlı halk bunu kural olarak koymuştu, asla yerek insanlarla iletişim kurulamazdı, kuranlar ölümle cezalandırılır yahut kanatları parçalanarak sakat bırakılırdı.
Küçük bir kızken babası ona yardım eden bir büyücünün hikayesini anlatmıştı. O zamanlar bu hikayeyi o kadar çok seviyordu ki her gece yatmadan önce mutlaka babasından büyücünün hikayesini tekrar tekrar anlatmasını ister ve babasıda Kuzguna bu hikayeyi bıkmadan anlatırdı. Hikayedeki büyücünün tarifi karşısında oturan yaşlı kişiye öylesine benziyorduki, Kuzgun için bu bilginin doğruluğu şu an için her şeyden daha önem arz ediyordu. Hikayedeki büyücü belki biraz daha genç olabilirdi ama tarif tam tutuyordu. Keşke babası büyücünün isminide söylemiş olsaydı. Ama artık hayatta olmayan babasına bunu soramazdı ayrıca büyücüyede bu hikayeyi anlatmasının bir şeyi değiştireceğinden şüpeliydi. Daha önce büyücüyü fark etmemiş olmasının tek nedeni kısa süre önce yaşadığı korku ve endişelendiği bir konu olmasıydı. Ayrıca uzun zaman önce ölen babasının anlattığı bir masalı nasıl gerçek sanabilirdiki üstelik, Kanatlı halkın kralı asla bir büyücüyle arkadaş olamazdı bunu öğrenen rahipler kesin babasının ölümüne karar verirlerdi. Yoksa!! Babasının ölümünden kendi halkımı sorumluydu... Bu düşünceleri kafasından atmalıydı, emin olmadan kararlar almamayı öğrenmesi grekiyordu ama bu işte bir gariplik vardı ve ne olursa olsun bu işin peşini bırakmayacaktı. şimdilik bu yeni düşüncelerini bir kenara bırakkıp yapması gerekenlere odaklanmalı ve yoluna devam etmeliydi.

Bu yeni keşfettiği bilgi ile kafası iyice karışmış olan Kuzgun bir karara varmıştı bile yavaşca ayağa kalktı ve yaşlı büyücüye bakarak
- " Bana arkadaşımı kurtarmakta yardım edermisin yaşlı büyücü" dedi. Bu sözleri ortamdaki herkesin susmasını sağlamıştı. Ã?yleki Kuzgun heyecanla yaşlı büyücünün cevabını bekler olmuştu.

Posted: Fri Jan 25, 2008 12:21 am
by Alenthas
Kerdox endişe ve kızgınlık içerisinde Donaef'a baktı. "Antilopu avlayamamak mı!? Ben mi!? Öldürmek istemiyom çünkü, şu zavallıcığa baksana; bize ne zararı var ki? Yani... sırf yemek yemek için bu zavallıcıı öldürmek hoş bişi olmaz herhalde!" dedi, endişelendiği için birden aksanı bozulmuştu.

Fakat Donaef'ın ona tek kaşını kaldırmış bir biçimde sırıtarak baktığını görünce "Tamam, tamam. Doğruyu söyliicem," dedi Kerdox aceleyle. "Bu yaratık..şey..ee bu aslında bi insan...evet, evet kesinlikle bi insan, yoksa şuna bak! Hangi antilop benim gibi bişiin yanına bu kadar yaklaşabilir ki. Evet bende şaşırdım tabii neden bu kadar yanıma geldi diye, sonra düşünürken bu fikir geldi aklıma! Evet neden olmasın büücüler kendilerini hayvanlara dönüştüremiyo mu ki? Ya da başkalarını? Bu pekâlâ bir büücü ya da bir büücü tarafından hayvana çevirilmiş bir şey olabilir değil mi? O zaman öldürürsem hiç de iyi olmaz," dedi kafasını hızlıca yukarı aşağı sallayarak.

Ardından biraz düşündü ve "Hem sana noluyo ki benim işime karışıyon?"

Posted: Fri Jan 25, 2008 1:16 am
by Illyra
Antilop gözlerini kocaman açtı ve burnu titredi..

Sanki konuşulanları anlamış gibi burnu ile Kerdox un bacağını dürtüklerdi..

Gözlerinde bir hayvanın gözlerinde olamayacak bir ifade vardı.. Anlayış ve hüzün...

Posted: Fri Jan 25, 2008 4:18 am
by dwaxer
.

Magnus Arcane’in şaşkınlıktan dili tutulmuştu. Etraflarında mantar gibi insan, cüce ve gnom gibi çeşit çeşit kadim ırktan yaratıklar peyda oluvermişti. Bu bir rüya olmalıydı.
Ã?nce yerden bitme gnom ansızın hırsız çocuğun arkasından bitivermişti. “Tanrılar” diye gürledi Magnus, gnom Glimbell’in ortaya çıkmasından çok, onu gözünden kaçırdığı için kendisine öfkelenmişti biraz. “Bu da bize ders olsun. Göktekilere bakarken aval aval (bu esnada kıza bir bakış attı ve şahin kanadına benzeyen büyük beyaz kaşlarının altındaki haşin gri gözlerini yaramaz gnoma dikti) yerdekilere kör bakar olmuşuz!” dedi. “Ancak küçük dostumuz o kadar... Küçük ki ve de cin gibi cıngıldak, normaldir onu gözden kaçırmak.”

Bu arada diğerleri bir grup gibi davranırken ayrı duran kız, yaralı bir arkadaşından bahsediyordu. Ancak Magnus tam kızın problemli durumuna alaka gösterecekken genç bir delikanlı daha çıkagelmişti bu sefer: Lugtarias, (belliki musiki kabiliyeti vardı) iyi bir eğitimin izlerini taşırcasına kendini kibarca tanıtmıştı ve anlaşılan Donaef ve Glimbell ile aynı gruptaydı ki, bu kadar değişik tiplerin yol arkadaşı olması Magnus’u şaşırtmıştı. Tam bu esnada, üzerinde delicesine, manyakçasına, üstelik bir kirpiyi kıskandıracak kadar çok dikenlerle bezenmiş bir zırh taşıyan, cüce ırkından bir zatın aniden görünüp -büyücüler hakkında hayra alamet olmayan bazı sözler geveleyerek- aniden ortadan kaybolması işin tuzu biberi olmuştu.

Magnus, bu gürültülü sabah toplantısı sayesinde, birden kendisi hakkında bir gerçeği daha hatırladı: “Kalabalıktan nefret ederim ve gevezelerden” diye düşündü.

Birden bütün konuşmaları kesen genç kızın dramatik sözleri olmuştu: " Bana arkadaşımı kurtarmakta yardım edermisin yaşlı büyücü" demişti. Siyah saçları, nasıl da siyahtı öyle?..

“Elimden geleni yapmak isterim tabii ki, ama küçük hanım size bir şifacı gerek. Ben belki güçlendirici bir iksir hazırlayabilirim ama bu zaman alır. Siz iyisi mi bir rahip ya da şifacı bulmaya bakın. Belki de diğerlerinin tanıdığı böyle biri vardır.” dedi ve diğerleri ayrılırken geride kalan delikanlıya dönerek “Lugtarias, grubunuz oldukça sıradışı, aranızda bir şifacı yok mu?” diye sordu.

.

Posted: Fri Jan 25, 2008 5:12 am
by WeS_DeX
Donaef,Kerdox'un söylediklerinden sonra gercektende bu antilop'un neden kacmadıgına bir anlam veremedi.Hancerini tekrar kılıfına sokarken ve ceketinin icine koyarken konustu "Senin gibi sert ve kaba bir cüce bunu yapamıyorsa ben asla yapamam kısa dostum" dedi ve ekledi "Madem onu avlamayacagız o zaman ona serbest kalması icin bir sans verelim ha kısa dostum?."

Antilop gercektende sasırtıcıydı.Gözleri Kerdox'la Donaef'a bakıyordu ve hic bir sekilde bir korku belirtisi göstermemisti."Raegek seni görmeden burdan gitsen iyi olur kücük arkadasım" dedi ve sırtını oksadı antilopun."Sence bu tanrının isi mi kısa dostum?" dedi ciddi bir tavırla.Tanrılara inanmadıgı icin genelde alaycı sorular sorardı fakat bu sefer gercekten ciddiydi " sanırım kampa dönsem iyi olcak sen antilopla vakit gecirebilirsin kısa dostum" dedi hafifce sırıtarak.

Posted: Fri Jan 25, 2008 5:36 am
by Alenthas
"Bak evlat, birinci olarak; bana kısa demeyi kes, yoksa bacaklarını vücudundan ayırır ardından kısa kimmiş gösteririm," dedi Kerdox pis pis sırıtarak.

"İkinci olarak Moradin'den başka tanrıya inanmam. Moradin'inde böyle aptalca bir şeyle uğraşacağını sanmıyorum. Hem bu antilopu öldürmekten felanda korktuğum yok!" dedi kendine güvenerek. "Sadece düşün, gelip seni yemek için öldürseler hoşuna gider mi?" dedi zavallı Kerdox yalan üzerine yalan uydurarak.

"Gidip kendime bir kaç meyva bulsam iyi olur," dedi Kerdox bıkkınlıkla uzaklaşarak. Biraz yürüdükten sonra arkasını döndüğünde antilopun hâlâ onu takip ettiğini farkedince şaşkınlıkla "Bak, şansını zorlama. Zaten kötü bir gün geçiriyorum," dedi. Kerdox dakikalarca meyva toplarken -tabii ağaca çıkamadığı için ağaçları sarsıp meyvaları düşürerek hallediyordu bu işini- antilop Kerdox'u sürekli takip edip burnuyla dürtüklemekteydi.

Ardından kamp alanına dönen Kerdox gruptaki kişilerin garipseyen bakışları sırasında "Ağzını açan buna pişman olur!" diye tehdit etmesine rağmen içlerinden çoğu kendisini gülmekten alamamıştı.

edit: Kerdox Huor'a doğru yürüyerek "şu küçük gnom dostumuz nerede, onunla hesaplaşmam gereken bir konu var," dedi sinirli bir tavırla.

Posted: Fri Jan 25, 2008 7:58 am
by Tersyuz
"Canımkimsebenimsöylediklerimidinlemiyormu? Yoksauzunırklarküçükırklardanyardımalmayautanıyormu?"

Birden gözü kenardaki çalılara takıldı.
"Ah! Sabahberibunuarıyordum. Truanbaksanabahsettiğimot. Kabusgörmeniengellemesedebirazrahatuyumanı sağlayabilir."

Küçük çantasından minik bir orak çıkardı, silah çekmesine rağmen bu etraftaki kimsede tedirginlik yaratmadı. Baktığı çalılara gidip nazikçe birkaç yaprak kesti. Sonra aniden birşey hatırlamış gibi elini alnına vurdu.

"Hay! Kerdox'amiğferimaledecektimtamamiyleaklımdançıkmış. Benimşimdigitmemlazım, bizimdekampımızhemenşuracıktaistersenizuğrayın. Lugtariasnedersinbizimtarafadoğruyolakoyulalımmı?"

Posted: Fri Jan 25, 2008 8:04 pm
by CLiCKs
Antilopla beraber Kerdox'u görünce bir kahkaha patlattı Truan. Ve bunu görenler iyice gülmeye başlamıştı. Truan gülmekten yerlere yatmıştı. Bu cüce onun yaşantısını değiştirmişti resmen. Onu tanımayanlar çok neşeli biri zannederdi. Truan'ın gözlerinden yaşlar geliyordu. Yerde yuvarlanıyor, tozları üstünde topluyordu. Donaef kendısıne yardım etmek için yanına geldi. Ve yerden kaldırdı. Gülmekten enerjisi bitmişti. Kalktığında tekrar yere yığıldı. Donaef'te yanına uzandı. "Bu sana epey iyi geldi ha dostum?" dedi sırıtarak. "Hemde düşünemeyeceğin kadar." diye cevap verdı Truan sırıtmasını engelleyerek. Gerçekten bu kendisimiydi? Of bu nasıl bir gündü böyle. Ã?nce kabus gördü ve daha sonra da hayatının en iyi gülme krizini geçirmişti. Bu yolculuk onun karakterını epey değiştirmişti ve de bir o kadarda değiştirecekti.

Posted: Fri Jan 25, 2008 8:15 pm
by WeS_DeX
Donaef'da Truan'la beraber baya gülmüstü fakat Truan gercekten had safha da gülmüstü ve onun gülmesi belkide grup icin bir moral kaynagı olmustu tabi Truan icinde.Donaef güldü ve Truan'a "bu antilop ilk karsılastıgından beri Kerdox'un pesinden ayrılmadı" dedi kıkırdayarak."Savascı bir cüce ve yanındaki sevimli antilop" dedi kahkaha atarak"Sanırım ozanların diline düsmeyi hakettin kısa dostum" dedi ve gülmeye devam etti

Posted: Fri Jan 25, 2008 8:30 pm
by CLiCKs
"İblislere ve kurtadamlara karşı çok iyi bir takım olurlar. Tarihe iblis savar antılop ve cüce olarak geçerler ve cücelerde bunları böbürlenerek anlatırlar." dedi kıkırdayarak. Ve bir ezgi mırıldanmaya başladı. "Bu hikayeye şarkı uydurmak benim görevim." dedi ezgisini bitirmek üzeretdi ki... Bie cücenin küfürler savurarak onu kovalamaya basladığını görmüştü. Bu Kerdox'tu. Truan'da derhal kaçmaya koyuldu. Cüce Truanı kovulıyor. Antilopta cücenin peşinden koşturuyordu. Gruptaki gülme krizi had safhaya ulaşmıştı. Herkes yerdeydi. Tabiki gülmektendi. O sırada bir grup goblin saldırsa hepsi oracıkta ölürdü. Truan yorgunluğuna yenik düşmüş ve durmuştı. Kerdox hemen arkasındaydı. Ve onun arkasında da antilop...