Life of the Dark Elves (oyun 1) The Dark Maiden's Portal
Küçük kız göz yaşlarını sildikten sonra iri barbarın yanından geçti erkek drow un da yanına yönelmiyordu, gittiği yer doğruca Merladi' nin yanıydı.
Kız rahibenin gözlerine bakıyordu. Bakışları oldukça hüzünlüydü ve bir şeyler anlatmak istediği oldukça açıktı.
Merladi kızın bakışlarından yalnız konuşmaları gerektiğini anlamıştı.
Kız rahibenin gözlerine bakıyordu. Bakışları oldukça hüzünlüydü ve bir şeyler anlatmak istediği oldukça açıktı.
Merladi kızın bakışlarından yalnız konuşmaları gerektiğini anlamıştı.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Büyü yaptı, kendine. (Expeditious Retreat)
Oeniaker, kütüphane'ye döndü.
Kitapları karıştırararak birkaç saat geçirmeye başladı. Sonra diğer drowlar ile, arasında küçük bir müsabaha yarışması yapmaya çalışıcaktı. Ok da iyi değildi, ama bu türlü eğlenceleri severdi, hatta bazı kitaplarda okuduğu gibi, birinin başına elma koyup denemeye ikna ederdi, belki.
Oeniaker, kütüphane'ye döndü.
Kitapları karıştırararak birkaç saat geçirmeye başladı. Sonra diğer drowlar ile, arasında küçük bir müsabaha yarışması yapmaya çalışıcaktı. Ok da iyi değildi, ama bu türlü eğlenceleri severdi, hatta bazı kitaplarda okuduğu gibi, birinin başına elma koyup denemeye ikna ederdi, belki.
Solaris kendini tuhaf hissediyordu. Etrafın sessizliğinden mi? yoksa kardeşinin yanında olmayışından mı bilinmez ama yüreği tuhaf duygular içindeydi. Kardeşi için endişeleniyormuydu? Belki.. Ama onun başının çaresine bakabileceğini iyi biliyordu.
Fakat şimdi bu düşünceleri bırakıp hanın bir masasında oturan ve kılık kıyafetinden rehberleri olduğunu düşündüğü adama doğru attı adımlarını. Belli bir mesafeye gelince seslendi duyabileceği bir şekilde;
"Celthanas?"
Fakat şimdi bu düşünceleri bırakıp hanın bir masasında oturan ve kılık kıyafetinden rehberleri olduğunu düşündüğü adama doğru attı adımlarını. Belli bir mesafeye gelince seslendi duyabileceği bir şekilde;
"Celthanas?"
Sangwa geri dönmemişti ilerlemeye devam etti. İz sürmeyi bilmiyordu bu sebeple çevredeki izleri inceleyip tam anlamıyla bir yorum yapmasıda oldukça zordu.
Hava oldukça serindi ve elf yanına kendini bu serin havaya karşı koruyabileceği kalın giysilerde almamıştı. şimdi ormanın girişinin bile oldukça uzağındaydı Silverymoon 'u daha yeni ardında bırakmıştı, hala güzeller güzeli barışçıl şehrin yüksek kulelerini ve görkemli ağaçlarını görebiliyordu.
Etrafta hiç kimse yoktu, ortalık oldukça sessiz ve sakindi.
Sangwa ' ilerde ufak incecik akan Kelvod çayını gördü, çay ona yola çıktığından beri hiç bir şey yiyip içmediğini hatırlattı bir anda.
Hava oldukça serindi ve elf yanına kendini bu serin havaya karşı koruyabileceği kalın giysilerde almamıştı. şimdi ormanın girişinin bile oldukça uzağındaydı Silverymoon 'u daha yeni ardında bırakmıştı, hala güzeller güzeli barışçıl şehrin yüksek kulelerini ve görkemli ağaçlarını görebiliyordu.
Etrafta hiç kimse yoktu, ortalık oldukça sessiz ve sakindi.
Sangwa ' ilerde ufak incecik akan Kelvod çayını gördü, çay ona yola çıktığından beri hiç bir şey yiyip içmediğini hatırlattı bir anda.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Oeniaker yine kitaplarına gömülmüştü, dostunu o iri adamla yalnız bırakmıştı en iyi arkadaşını.
Genç drow tam yeni bir kitabı eline almıştı ve saldalyesine oturacaktı ki ona biri seslendi :
"Merladi 'yi gördün mü Oeniaker ?"
Bu sesin sahibi saygı değer, alımlı ve sevecen baş rahibe Elies 'den başkası değildi.
Genç drow tam yeni bir kitabı eline almıştı ve saldalyesine oturacaktı ki ona biri seslendi :
"Merladi 'yi gördün mü Oeniaker ?"
Bu sesin sahibi saygı değer, alımlı ve sevecen baş rahibe Elies 'den başkası değildi.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Sangwa üzerine aldığı pelerinin onu ürpertmesini engelliyemediğini görünce havayı beklediğinden daha soğuk değilde bulunduğu yerde birşeylerin kötü gittiğinin hissine kapılmasına neden olmuştu. ne kadar iz sürmeyi bilmesede gözleri herzamankinden daha açıktı ... ileride gördüğü çaya doğru hamle ettiğinde çayın sağında ve solunda boydan boya kaplamış tamah otlarının rüzgarla fısıldaşmasını duyabiliyordu.çayın yakınlarındaki bir ağacın dibine ilişti. çıkınından biraz elfçöreği çıkarttı ve gözünü dört açıp çevreyi izlemeye koyuldu. bir yandan çöreğini yerken bir yandan da kardeşinin artık yola çıkacağını umuyordu... yola çıkarkende planladığı şeyde buydu zaten yavaş ilerleyip yolu kolaçan etmekti.kardeşinin ona yetişeceğini biliyordu ... çöreğini gün batımına doğru bitirmişti ve dinlenmeye koyuldu.
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
"Saygı değer Elias." dedi. Oeniaker. Eğilerek selam verdi.
"Ben de, sizin yanınıza gelecektim. Merladi ile kuzey yönündeki mağaralarda, küçük bir drow kiz bulduk. şansliydik. Tapinagin islah evinden, ayrilmis olmalı, bana sorarsaniz baya üzgündü. Merladi onunla, saygi değer, rahibe. Yolda önden gelmeyi tercih ettim. Yanlarında, bir barbar insan var."
Yeniden eğildi.
"Bugün güneş gibi parlıyorsunuz, işimi sonraya da, bırakabilirim, leydim. Zaten, ezber yapıcaktım." Kitapları kapattı.
Beline soktuğu iki parşomen kağıdını, ustalıkla yoketmişti sanki, bir anda.
Oeniaker, Elias'ın önünde dikilmeye devam etti. Ne de olsa, onu ölümden kurtarmıştı.
Kara bakire'nin büyük rahibesi, ne isterse yerine getirmeye hazırdı.
"Ben de, sizin yanınıza gelecektim. Merladi ile kuzey yönündeki mağaralarda, küçük bir drow kiz bulduk. şansliydik. Tapinagin islah evinden, ayrilmis olmalı, bana sorarsaniz baya üzgündü. Merladi onunla, saygi değer, rahibe. Yolda önden gelmeyi tercih ettim. Yanlarında, bir barbar insan var."
Yeniden eğildi.
"Bugün güneş gibi parlıyorsunuz, işimi sonraya da, bırakabilirim, leydim. Zaten, ezber yapıcaktım." Kitapları kapattı.
Beline soktuğu iki parşomen kağıdını, ustalıkla yoketmişti sanki, bir anda.
Oeniaker, Elias'ın önünde dikilmeye devam etti. Ne de olsa, onu ölümden kurtarmıştı.
Kara bakire'nin büyük rahibesi, ne isterse yerine getirmeye hazırdı.
Elias, Oeniaker' in sözlerini dinledikten sonra konuşmaya devam etti.
"Bugün kutsal bir gece Oeniaker, bunu biliyorsun, rahibelerin bu gecede dua için hazır olmaları gerekiyor. Onu tekrar görürsen Oeniaker beni görmesini söylermisin ? "
"Bugün kutsal bir gece Oeniaker, bunu biliyorsun, rahibelerin bu gecede dua için hazır olmaları gerekiyor. Onu tekrar görürsen Oeniaker beni görmesini söylermisin ? "
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
-
WizardOfQuarks
- Kullanıcı

- Posts: 757
- Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Küçük kızın hüznü o kadar derinlere işlemişti ki, Merladi neredeyse ağlayabileceğini düşündü. Ama duygusal olmanın sırası değildi. Bu sorun neyse halledilmesi gerekiyordu.
Kıza güven verircesine gülümsemiş ve ellerini omzuna koyarak kendine doğru çekmişti. Bu, kendisini daha da güvende hissetmesini sağlayacaktı.
Diğerlerine bakıp, "İzninizle..." diyerek konuşmalarının duyulmayacağı mesafeye gidip kızın gözlerine bakarak anlatacaklarını beklemeye başladı.
Kıza güven verircesine gülümsemiş ve ellerini omzuna koyarak kendine doğru çekmişti. Bu, kendisini daha da güvende hissetmesini sağlayacaktı.
Diğerlerine bakıp, "İzninizle..." diyerek konuşmalarının duyulmayacağı mesafeye gidip kızın gözlerine bakarak anlatacaklarını beklemeye başladı.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..." Einstein
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Oeniaker, aklında büyünün sözlerinin dolanmasına izin verdi.
Ellies'e:
"Tabi sölerim. Kutsal günde, Büyük Av'a katılmak onu çok sevindirdi. Beni de, öle."
Sözlerinin altında çift anlam kullanmak, Oeniaker'in karakterine işlemişti, bir drow olan Ellies herhalde, Merladi'nin büyük ava katılacağına olan sevincini kastetdiğini ama bir anlam daha olduğunu farkederdi, bu daha da mutlu ederdi, Oeniaker'ı, ne de olsa, Merladi, onu büyük ava davet etmişti.
Ama yinede, böle bir tekliften haberi olmayan Ellies, sadece şüphelense bile, Oeniaker drowların entrika dolu yaşamlarında büyümüştü, bir kelimeyi direk sölemeden konuşmak cazip geliyordu.
Ellies'e:
"Tabi sölerim. Kutsal günde, Büyük Av'a katılmak onu çok sevindirdi. Beni de, öle."
Sözlerinin altında çift anlam kullanmak, Oeniaker'in karakterine işlemişti, bir drow olan Ellies herhalde, Merladi'nin büyük ava katılacağına olan sevincini kastetdiğini ama bir anlam daha olduğunu farkederdi, bu daha da mutlu ederdi, Oeniaker'ı, ne de olsa, Merladi, onu büyük ava davet etmişti.
Ama yinede, böle bir tekliften haberi olmayan Ellies, sadece şüphelense bile, Oeniaker drowların entrika dolu yaşamlarında büyümüştü, bir kelimeyi direk sölemeden konuşmak cazip geliyordu.
DM:
Kız tedirgin bir şekilde bir kaç saniye etrafına baktıktan sonra güvende olduğuna emin olduğunu anladığında konuşmaya başladı :
"Adım Liliel, ben bir yetimim yıllarca ailemi tanımadan yaşadım" biraz daha kısa süren hıçkırıklarının ardından yeniden konuşmaya başladı. "Bir yarı-drow olduğumu öğrendim, yani annem ve babam drow değil içlerinden biri insan olmalı bu durumda, iki tanımadığım kişinin gereksiz bir birleşimiyim ben."
Liliel yeniden hıçkırıklara boğuldu.
Merladi:
Kızı kendine doğru çekip rahatça ağlamasına izin verdi.Bir yandan da "Bu gerçekten kötü bir durum, anlayabiliyorum seni. Peki, bir yarı-drow olduğunu ne zaman öğrendin ve seni bu kadar üzen şey bu mu?" diye konuştu.
DM:
Kız Merladi 'ye sarıldı ve yarım dakika kadar hıçkırarak ağladı ve içindeki hüznü biraz olsun boşalttıktan sonra yeniden konuşmaya başladı.
"Ben diğerlerinden farklıyım hep farklıydım, bir yarı-drow olduğumu anlamam uzun sürmedi"
"Diğer elf çocukları ebeveynleri ile çok zaman geçiriyorlar bunun için çok zamanları var ve sonrada erişkinlik zamanlarında ise onların yokluğunu hissetmiyorlar bile"
(kızın oldukça olgun konuşması Merladi' nin dikkatini çekmişti)
Merladi:
"Bu her ne kadar acı bir durum olsa da, sana hayatın zorluklarıyla nasıl mücadele edebileceğini erken yaşta öğretmiş. Diğerlerinden daha kolay durabileceksin kendi ayakların üzerinde. Ve şunu unutma ki hayat zaten her zaman güzel olmak zorunda değil. İçinde bulunduğun durumda elinden gelenin en iyisini yaparak yaşamayı bilmen gerek. "
DM:
"Diğer elflerden farklı olduğumun bilincindeyim ve hep bu bilinç ile yaşayacağım, taki yüreyimi dolduracak bir şey bulana kadar."
Merladi:
"Evet yürek... Bu çok önemli. Onu dolduran bir şey olmayınca yaşamak işkenceye dönüşüyor. Bunu kimileri sevgiyle, aşkla, kimileri de inançla dolduruyor. Başka şeyler de olabilir tabii. Ama ne olacağı sana bağlı. şu anda tam olarak eksikliğini çektiğin şey nedir?"
DM:
Liliel önce bir kaç saniye yere doğru baktı ve sonrasında dolu dolu gözlerle Merladi' ye bakarak cevap verdi. "Aile, aile özlemi, kendimi burada oldukça uzak hissediyorum," Dokunaklı bir şekilde gülümseyerek devam etti. "Belkide insani yönüm ağır basıyordur"
Merladi:
Liliel'e sıkıca sarıldı. Onun için gerçekten çok üzülüyordu. Kızın gözlerine bakarak konuşmaya başladı: " Benimle tapınağa gel. Orada görüşmek istediğim kişiler var. Senin için neler yapabileceğimiz konusunda bize yardımcı olacaklardır. Ve ben her zaman yanında olacağım. Tabii sen istediğin sürece." Aldığı sorumluluğun ağırlığı çok büyüktü ama bu küçük kızı yalnız bırakamazdı. Bırakmayacaktı da.
DM:
Bu sırada biraz arkalarda bekleyen barbar huzursuzlanmaya başlamıştı ve kendi kendine homurdanıyordu. Bi ara ağaçtaki baltasını çıkarmaya gitmişti, şuan işini bitirmiş olmalıydı ki eline aldığı küçük bir dalı baltasına sürterek sivriltiyordu.
Liliel' de Merladi 'ye bakarak cevap verdi. "Teşekkür ederim, seninle seve seve gelirim".
Barbar tam o sırada biraz yaklaşmaya başladı "isterseniz gideceğiniz yere kadar size eşlik edebilirim, orman tehlikelerle dolu sonuçta."
Merladi:
Liliel'in cevabı karşısında ona gülümsedi. Bu sırada yanlarına gelen barbara da " Teşekkür ederim. Ama eğer o taraflarda işiniz yoksa eşlik etmenize gerek yok. Sizi işinizden alıkoymak istemeyiz. Yine de karar size kalmış." dedi.
DM:
"Yo sorun olmaz gelebilirim sizinle, orman iki dişi için tehlikeli olabilir, hem karşımıza herhangi bir tehlike çıkarsa" kocaman baltasına ilgiyle bakarak "hem ona kendimi affettirmiş olurum" anlamsız anlamsız sırıtıyordu, iriyarı adam.
Merladi:
Adamın gülümsemesinden rahatsız olmuştu Merladi. "Pekala gidelim o zaman. Tapınak zaten uzak değil buraya." Liliel'in elini sıkıca tutarak yürümeye başladı. Herhangi bir tehlikeye karşı tetikteydi.
______________________________________________________________________
DM:
Üçlü yola çıkmıştı, 10 - 12 dakika kadar süren bir yürüyüşün ardından ahşap bir yapı olan tapınağın önüne geldiler. Bugün ay ışığı çok parlaktı, tapınağın avlusundaki gümüş ay sembolü parıl parıl parlıyordu. Girişteki mazgallar atılan korlarla alevlendirilmişti, bu genelde şenlik ve kutsal gecelerde yapılan bir şeydi. Etraf oldukça hareketliydi, bu düzenlenecek "Kutsal Av" gecesi için ön hazırlıklardı. Merladi daha hazırlıklarına başlayamamıştı bile, bu geceye davet edilen yüce rahibelerden biride oydu.
Merladi:
Tapınak görüş alanlarına girdiğinde Liliel'e "İşte orası Eilistaee'nin kutsal tapınağı. Bu gece önemli bir etkinlik var." Tapınağın avlusuna girip yapılan hazırlıkları görünce heyacanlanmıştı birden. Hemen Elias'ın yanına gitmeliydi. Liliel hakkında ondan başka kimseyle konuşamazdı. Tapınağın içine girdiğinde karşısına gelen ilk kişiye Elias'ı sordu.
DM:
Daha çok toy olan genç Elistraee rahibesi, Merladi' ye doğru döndü. "Az önce yüce rahibemizi kütüphanede gördüm, kız kardeşim."
Merladi:
"Teşekkür ederim kız kardeşim" diyerek hemen Liliel ile birlikte kütüphaneye gitti. İçeri girerek Elias'ı aradı.
Kız tedirgin bir şekilde bir kaç saniye etrafına baktıktan sonra güvende olduğuna emin olduğunu anladığında konuşmaya başladı :
"Adım Liliel, ben bir yetimim yıllarca ailemi tanımadan yaşadım" biraz daha kısa süren hıçkırıklarının ardından yeniden konuşmaya başladı. "Bir yarı-drow olduğumu öğrendim, yani annem ve babam drow değil içlerinden biri insan olmalı bu durumda, iki tanımadığım kişinin gereksiz bir birleşimiyim ben."
Liliel yeniden hıçkırıklara boğuldu.
Merladi:
Kızı kendine doğru çekip rahatça ağlamasına izin verdi.Bir yandan da "Bu gerçekten kötü bir durum, anlayabiliyorum seni. Peki, bir yarı-drow olduğunu ne zaman öğrendin ve seni bu kadar üzen şey bu mu?" diye konuştu.
DM:
Kız Merladi 'ye sarıldı ve yarım dakika kadar hıçkırarak ağladı ve içindeki hüznü biraz olsun boşalttıktan sonra yeniden konuşmaya başladı.
"Ben diğerlerinden farklıyım hep farklıydım, bir yarı-drow olduğumu anlamam uzun sürmedi"
"Diğer elf çocukları ebeveynleri ile çok zaman geçiriyorlar bunun için çok zamanları var ve sonrada erişkinlik zamanlarında ise onların yokluğunu hissetmiyorlar bile"
(kızın oldukça olgun konuşması Merladi' nin dikkatini çekmişti)
Merladi:
"Bu her ne kadar acı bir durum olsa da, sana hayatın zorluklarıyla nasıl mücadele edebileceğini erken yaşta öğretmiş. Diğerlerinden daha kolay durabileceksin kendi ayakların üzerinde. Ve şunu unutma ki hayat zaten her zaman güzel olmak zorunda değil. İçinde bulunduğun durumda elinden gelenin en iyisini yaparak yaşamayı bilmen gerek. "
DM:
"Diğer elflerden farklı olduğumun bilincindeyim ve hep bu bilinç ile yaşayacağım, taki yüreyimi dolduracak bir şey bulana kadar."
Merladi:
"Evet yürek... Bu çok önemli. Onu dolduran bir şey olmayınca yaşamak işkenceye dönüşüyor. Bunu kimileri sevgiyle, aşkla, kimileri de inançla dolduruyor. Başka şeyler de olabilir tabii. Ama ne olacağı sana bağlı. şu anda tam olarak eksikliğini çektiğin şey nedir?"
DM:
Liliel önce bir kaç saniye yere doğru baktı ve sonrasında dolu dolu gözlerle Merladi' ye bakarak cevap verdi. "Aile, aile özlemi, kendimi burada oldukça uzak hissediyorum," Dokunaklı bir şekilde gülümseyerek devam etti. "Belkide insani yönüm ağır basıyordur"
Merladi:
Liliel'e sıkıca sarıldı. Onun için gerçekten çok üzülüyordu. Kızın gözlerine bakarak konuşmaya başladı: " Benimle tapınağa gel. Orada görüşmek istediğim kişiler var. Senin için neler yapabileceğimiz konusunda bize yardımcı olacaklardır. Ve ben her zaman yanında olacağım. Tabii sen istediğin sürece." Aldığı sorumluluğun ağırlığı çok büyüktü ama bu küçük kızı yalnız bırakamazdı. Bırakmayacaktı da.
DM:
Bu sırada biraz arkalarda bekleyen barbar huzursuzlanmaya başlamıştı ve kendi kendine homurdanıyordu. Bi ara ağaçtaki baltasını çıkarmaya gitmişti, şuan işini bitirmiş olmalıydı ki eline aldığı küçük bir dalı baltasına sürterek sivriltiyordu.
Liliel' de Merladi 'ye bakarak cevap verdi. "Teşekkür ederim, seninle seve seve gelirim".
Barbar tam o sırada biraz yaklaşmaya başladı "isterseniz gideceğiniz yere kadar size eşlik edebilirim, orman tehlikelerle dolu sonuçta."
Merladi:
Liliel'in cevabı karşısında ona gülümsedi. Bu sırada yanlarına gelen barbara da " Teşekkür ederim. Ama eğer o taraflarda işiniz yoksa eşlik etmenize gerek yok. Sizi işinizden alıkoymak istemeyiz. Yine de karar size kalmış." dedi.
DM:
"Yo sorun olmaz gelebilirim sizinle, orman iki dişi için tehlikeli olabilir, hem karşımıza herhangi bir tehlike çıkarsa" kocaman baltasına ilgiyle bakarak "hem ona kendimi affettirmiş olurum" anlamsız anlamsız sırıtıyordu, iriyarı adam.
Merladi:
Adamın gülümsemesinden rahatsız olmuştu Merladi. "Pekala gidelim o zaman. Tapınak zaten uzak değil buraya." Liliel'in elini sıkıca tutarak yürümeye başladı. Herhangi bir tehlikeye karşı tetikteydi.
______________________________________________________________________
DM:
Üçlü yola çıkmıştı, 10 - 12 dakika kadar süren bir yürüyüşün ardından ahşap bir yapı olan tapınağın önüne geldiler. Bugün ay ışığı çok parlaktı, tapınağın avlusundaki gümüş ay sembolü parıl parıl parlıyordu. Girişteki mazgallar atılan korlarla alevlendirilmişti, bu genelde şenlik ve kutsal gecelerde yapılan bir şeydi. Etraf oldukça hareketliydi, bu düzenlenecek "Kutsal Av" gecesi için ön hazırlıklardı. Merladi daha hazırlıklarına başlayamamıştı bile, bu geceye davet edilen yüce rahibelerden biride oydu.
Merladi:
Tapınak görüş alanlarına girdiğinde Liliel'e "İşte orası Eilistaee'nin kutsal tapınağı. Bu gece önemli bir etkinlik var." Tapınağın avlusuna girip yapılan hazırlıkları görünce heyacanlanmıştı birden. Hemen Elias'ın yanına gitmeliydi. Liliel hakkında ondan başka kimseyle konuşamazdı. Tapınağın içine girdiğinde karşısına gelen ilk kişiye Elias'ı sordu.
DM:
Daha çok toy olan genç Elistraee rahibesi, Merladi' ye doğru döndü. "Az önce yüce rahibemizi kütüphanede gördüm, kız kardeşim."
Merladi:
"Teşekkür ederim kız kardeşim" diyerek hemen Liliel ile birlikte kütüphaneye gitti. İçeri girerek Elias'ı aradı.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Elies, yüzünde bir tebessüm ile Oeniaker yanından ayrılmıştı, muhtemelen üst kattaki dua odalarından birine çıkıyordu.
Oeniaker etrafta artan kalabalığı gözlemlemekten başka bir şeyle meşgul değildi şuan.
____________________________________________________________________
Oeniaker dalgın dalgın etrafına bakındığı ve rahibeleri izlediği sırada, Merladi 'nin kütüphaneden içeri girdiğini fark etti. Ormanda rastladıkları kızda yanındaydı, sıkı sıkı elini tutuyordu. İri kıyım barbar ise yanlarında değildi.
Merladi gayet heyecanlı bir şekilde etrafına bakıyordu daha Oeniaker' i görmediği belliydi.
Oeniaker etrafta artan kalabalığı gözlemlemekten başka bir şeyle meşgul değildi şuan.
____________________________________________________________________
Oeniaker dalgın dalgın etrafına bakındığı ve rahibeleri izlediği sırada, Merladi 'nin kütüphaneden içeri girdiğini fark etti. Ormanda rastladıkları kızda yanındaydı, sıkı sıkı elini tutuyordu. İri kıyım barbar ise yanlarında değildi.
Merladi gayet heyecanlı bir şekilde etrafına bakıyordu daha Oeniaker' i görmediği belliydi.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Elfleri böylesine hazırlık içerisinde izlemek, zevk veriyordu. Gözleri elf sanatının derinliklerini eleştiren bakışlarla tarıyordu. Güzel ışıklar pembe, sarı ve yapraklardan yansıyan ışığın kırılan açısında, dalgalanan yeşil tonu.
Merladi'yi gördü. Gülümsedi. Ona doğru yürürken, bir kere elini salladı.
"Merladi" başının sağ yanını, zarif bir hareketle kaşıdı. Küçük kıza baktı.
"Nasılsın, tatlı kız."
Oeniaker'in üzerindeki, kıyafet beyaz püsküllü bir gömlekti. Üzerine, güzel bir pelerin takmıştı.
Merladi'ye döndü.
"Heyecanlı mısın? Ben öyleyim." Etraftaki hazırlıklara bakındı.
"Benimle gelir misin? Elies biraz önce buradaydı. Seninle konuşması gerekiyormuş." Yukarı çıkan koridorun, uzağına yaklaştıklarında durdu.
"Yukarı doğru."
ekledi.
"Ben gelmesem mi? evet evet. seni bekliyorum." gülümsedi.
Merladi'yi gördü. Gülümsedi. Ona doğru yürürken, bir kere elini salladı.
"Merladi" başının sağ yanını, zarif bir hareketle kaşıdı. Küçük kıza baktı.
"Nasılsın, tatlı kız."
Oeniaker'in üzerindeki, kıyafet beyaz püsküllü bir gömlekti. Üzerine, güzel bir pelerin takmıştı.
Merladi'ye döndü.
"Heyecanlı mısın? Ben öyleyim." Etraftaki hazırlıklara bakındı.
"Benimle gelir misin? Elies biraz önce buradaydı. Seninle konuşması gerekiyormuş." Yukarı çıkan koridorun, uzağına yaklaştıklarında durdu.
"Yukarı doğru."
ekledi.
"Ben gelmesem mi? evet evet. seni bekliyorum." gülümsedi.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest