Page 7 of 29

Posted: Mon May 29, 2006 4:17 pm
by esen
Amcası neden onunla tartışıyorduki, buna bir anlam verememişti. Yaralı adama yardım etmek istiyorlarsa bir an önce bir şeyler yapmalıydılar ama orda durmuş tartışıyorlardı. Kadın feryat figan kendisini kocasının üzerine atarken bir an donakalan amcası, adamın nabzını kontrol etti. Sonra başını iki yana salladı. ?Ölmüş...?
Ölmüşmü?... Amca bir şeyler yapamazmıyız?
- Artık çok geç! Çok fazla kan kaybetmiş...
- Anlıyorum, peki onları burdamı bırakacağız?..
...............................

Taştan bir yol Tapınağın merdivenlerine kadar devam ediyordu merdivenlere gelmeden geniş bir alan gördü ve alanın bulunduğu yerde garip figürlerle işlenmiş bir süs havuzu belirdi. Yolun her iki yanı bir cücenin boyunu geçecek uzunlukta çalılıklarla kaplıydı. Tapınağın merdivenleri uzun ve genişti. Tapınak kapısı Essonyanın daha önce hiç görmediği kadar büyük ve görkemliydi. Kapının üzerinde Tanrı Orenin altından yapılmış bir sembolü karanlıkta bile inanılmaz şekilde parlıyordu... Tapınak avlusunda atından inmiş ve hızla merdivenlere yönelmiş George?nun hemen arkasında ilerliyordu Essonya Tapınak merdivenlerinde zırhlar içerisinde bekleyen 6 Tapınak şovalyesi vardı. George kapının yanında duran askere bir şeyler söylüyordu ve aynı anda tapınağın kapıları açılmaya başlamıştı...

Posted: Tue May 30, 2006 6:31 am
by Lord Necros
Adam bir süre tir tir titreyerek, fal taşı gibi açılmış gözlerle Gredix’e baktı. Sonra onun peşindekiler olmadığını anlamış olsa gerek ki rahatladı. Sonra zor duyulan bir fısıltıyla başladı.

“B-ben Theodorus Atticus. Sorpigol Aristokrat Meclisi başkanıyım. Peşimdeler... Suikastçiler... Yalvarırım bayım bana yardım edin! Tüm korumalarımı ve hizmetkârlarımı öldürdüler! Aralarından zor kurtuldum!”

Sesi sonlara doğru yükselmeye başlamışken Gredix uzaklardan yaklaşan, koşturan ayak seslerini duydu.

Posted: Tue May 30, 2006 6:36 am
by Lord Necros
“Teşekkürler bayım, ama Sorpigol’e daha önceden geldiyseniz sokakların geceleri dışarıda durulmayacak kadar tehlikeli olduğunu bilirsiniz. Sizi hana götürdüğümüzde devriyemiz bitince size katılırız. şimdi lütfen...”

şövalyeli tekrar sokağı-bu sefer daha kesin ve emredici bir şekilde-işaret etti. Mathan arkasındaki diğer şövalyelerin sabırsızca mırıldandıklarını duyabiliyordu.

Posted: Tue May 30, 2006 6:40 am
by Lord Necros
Atlılar tekrar geriye dönüp ilerlerlerken öndeki şövalye diğer ikisini çağırdı ve en öndeki arabanın sürücüsüyle konuşup bazı evrakları incelemeye başladılar. Diğer iki asker ise ikinci arabayı da geçip üçüncüyü kontrole başladılar. şu anda ortalığı kimse izlemiyordu. En azından Celdar izleyen kimseyi göremiyordu.

Posted: Tue May 30, 2006 6:53 am
by Lord Necros
Hancının gözleri altınlara bakarak faltaşı gibi açılırken anahtarı Juiblex’e uzatmıştı. Muhtemelen adamın hiçbir hizmetine böyle bir karşılık verilmemişti.

Kadık Juiblex’e karşı koymadan yukarıdaki odaya çıkarken cilveli bir şekilde gülüyordu. En az Juiblex kadar istekli görünüyordu ve daha Juiblex odanın kapısını açmadan Juiblex’in üzerine saldırıyordu bile.

Elan kapıyı zorlukla ve aceleyle açtığında kadın onu içeri itti ve kapıyı kapatıp Jubilex’in dudaklarına yapıştı ve bir eliyle de elanın pelerinin çıkartıp fırlattı.

Bir dakika böyle geçmişken karanlık odanın içinden bir öksürük geldi ve sonra bir mum yandı. Kendine bile ancak hayrı dokunan ışık, hatlarını belli edemediği bir yüzü aydınlattı.

Posted: Tue May 30, 2006 7:24 am
by Lord Necros
Kapılar açıldığında içeriden kendisine bol gelen rahip cüppesinin eteklerini toplayarak koşturan, şişman ve bodur bir rahip adayı çıktı. Boynunda Oren’in sembolü işlenmiş bir madalyon taşıyordu. George’u selamlarken Essonya’nın karşısında da nazikçe olduğunu düşündüğü bir şekilde eğildi. Sonra tekrar George’a döndü.

“Hoşgeldiniz efendim. Lord Hederick sizi bekliyordu. Lütfen beni izleyin.”

George eliyle savuşturan bir işaret yaparken Essonya’yı attan indirdi ve atı şövalyelerden birisine teslim etti. Sonra Essonya ile birlikte kapıdan içeri girdiler.

Rahip adayı badi badi yürüyerek onları koridorlardan geçirdi ve sonra bir boş bir koridora geldiklerinde durdu. Koridorun sonunda karşılıklı iki kapı vardı. Kapılardan birini yavaşça açıp onları içeri buyur etti.

İçerisi konforlu döşenmiş bir odaydı. Bir şöminede ateş gürül gürül yanarak ilkbahar gecesi ayazının soğuğunu odadan uzaklaştırıyordu. İleride birer kişilik iki yatak karşılıklı yerleştirilmişti. Tam karşılarında ise bir masa ve iki sandalye vardı. Kıyafetleri için dört kollu bir askılık ve bir de dolap mevcuttu. Parmaklıklı pencereden ise arka bahçeyi izleyebiliyorlardı.

Masanın üzerine iki tepsi konuşmuştu. Essonya biraz dikkatle baktığında bunun sığır yahnisi olduğunu fark etti. Yarıya bölünmüş birer ekmek de kendilerine takdim edilmişti. Bir testi ve iki kadeh de masada bulunuyordu.

“Lord Hederick az sonra sizinle olacak. Bir arzunuz var mıydı bayım, bayan?” dedi rahip adayı. George bir şey olmadığını homurdandı ve sonra Essonya’ya bir şey isteyip istemediğini soran bir bakış attı.

Posted: Tue May 30, 2006 7:51 am
by AZaZ3L
Juiblex beklemediği bir anda gelen işverenini görünce biraz afallamıştı..Kadına döndü,saçlarını hafifçe okşadı ve ardından;

''Bize bardan iki tane içki getir'' dedi...

Kadın çıktıktan sonra Juiblex adama bakıp sırıttı;

''Zamanlamana hayranım''...Yatağın üstüne oturdu(adama sırtı dönük bir şekilde),bir yandan üstündeki zırhını çıkarırken devam etti..''şu işi daha fazla uzatmadan halledelim''dedi ve adamın söyliyeceklerine kulak verdi...

Posted: Tue May 30, 2006 3:47 pm
by demarch
Celdar "tam zamanı" diye mırıldandı. Yavaşça çalılardan çıktı, kılıçların kınlarını tutup biraz çömelerek olabildiğince hızlı ilerlemeye başladı. Arada yine girişe bakarak birilerinin onu görüp görmediğini kontrol ediyordu. Planı kimseye görünmeden en yakın evin gölgesine kadar ilerlemekti. Zaten bir kere içeri girdikten sonra gerisi daha kolay olacaktır diye düşünüyordu..

Posted: Tue May 30, 2006 3:51 pm
by Yılmax
Lord Necros wrote:İlk adam delirmiş gibi Elrach’a baktı ve hızlı bir hareketle belinden bir hançer çıkarttı. “Kes sesini dümbelek ayı, yoksa ciğerini keserim!” dedi ve bakışlarını yaşlı elfin boğazına götürdü. Gözleri o anda manyakça parladı. O anda Elrach adamın niyetini anladı. Büyücünün gırtlağını kesecekti.
Elrach, uyarısını dinlemeyen adamın yüzüne iyice bir baktı. Gerçekten sinirlerine hakim olmaya çalışıyordu. Adamın elini beline atarak bir hançer çıkarttığını görünce iyice sinirlenerek;

"Ciğerimi kesmek mi? Sen kendini ne sanıyorsun gerizekalı! Bu sözlerinin ve yaşlı adama yaptıklarının cezasını ellerimle vericem"

Sözlerini tamamlamayı beklemeden kılıcının kabzasını okşayarak ki bu kendisine her zaman huzur verirdi, adamın ense köküne kılının keskin olmayan yan tarafıyla vurarak bayıltmaya çalışacak sonra da diğerleriyle yüzleşmek için dönecekti...

Posted: Tue May 30, 2006 7:16 pm
by Squan
Lord Necros wrote:Ã?ocuk bezgin bezgin Estabin’e bakmaya devam etti. Beklemekten sıkılmışa benziyordu. “Eee, kabul ediyor musun, etmiyor musun? Benim de bir işim var.” dedi sabırsızca. Kollarını kavuşturup bir ayağıyla yerde tempo tutmaya başladı.
Estabin in sinir kat sayıları giderek artmaya başladı. Ã?ocuğun orada kemiklerini kırabilirdi.
Sinirlerini kontrol altına almaya çalıştı. Evlendikten sonra bunu bir çok kez yapmaya çalışmıştı ve belli bir süre sonra başarıyada ulaşmıştı.

Tekrar aynısını yaparak sinirlrini yatıştırmaya çalıştı. En azından mantıklı bir şekilde düşünmesi gerekti. Sakinleşince aklına bir fikir geldi. Ã?ocuğa götürdükten sonra verecekti parayı. Elrach ta kesin para olurdu. Ã?ocuğa parayı verer sonra çocuğu orada tekme tokat döverdi. Yaptığı iş yüzünden.

"Peki! Beni hana götür. Sana handa paranı vereceğim. Anlaştık mı?"

Ã?ocuğa hafif yumuşak bakmaya çalıştıysada bunda başarılı olamamıştı. Hatta biraz sert bir bakış olmuştu...

Posted: Wed May 31, 2006 12:39 am
by celebnor
Artık yapacak birşey yoktu...ihtiyatlı davranmak elbette gerekirdi ama fazlası da paranoyaklık olurdu ve paranoyaklık korkaklara has bir özellikti...
"peki beyler " dedi omuzlarını silkerek "sizlerle sohbet etmek çok hoşuma gider doğrusu "dedi yumuşak bir tavırla gülerek.."umarım hana çok yoktur"

Posted: Wed May 31, 2006 2:45 am
by calis
Estalus sinir li bir ses çıkararak kafasını geriye doğru attı.Vede gökyüzünü seyretmeye başladı.Bir yandanda tek hissettiği elf in kendi kolunu tuttuğu titreyen elleriydi.Estalus serin havayı ciğerlerini en dip köşesine kadar doldurcak şekilde içine çekti.Serin hava nedense estalus'a yenilenme gibi geliyordu.

Gözlerini tekrar elf e çevirdi."İlgi için yannış kişi yi seçtin elf kardeşim" demek geldi içinden fakat bunu kendine saklamasını bildi zira böyle yaparsa zaten donmak üzere olan elfin ağzından hiç bir kelime koparamazdı.

-"Seni ısıtsak iyi olur "dedi elfe bakarak.

Ellerini elfin kenetlenmiş ellerinden kurtararak yakıcak bir şeyler bulmak için karanlık sokakta aranmaya başladı...

Posted: Tue Jun 06, 2006 12:46 am
by Horcoel_Baator
Maeglan kaşlarını çatarak üzerine saplanan arbeletlere bakındı..Bu yaratıklar her kimse onurdan ve cesaretten yoksunlardı..''Adiler'' dedi kendi kendisine..''Onursuzlar..Liderleri tek bir kişiyle savaşamayacak kadar adi ve cesaretten yoksun..Bu kadar kişi tek bir kişiyle uğraşıyorlar..Peki öyleyse onursuzlar..Cezalarınızı göreceksiniz..''

Maeglan bir saniye bekledikten sonra durdu ve önündeki yaratıkları hesaplamaya başladı..Bir saniye sonra yapacaklarını bitkilere sıçratmadan yapmaya kararlıydı..Sadece yaratıkların gövdesinden üstlerini yalayıp geçen bir alev dalgası salacaktı üzerlerine..Alev saçan kutsanmış nefesi nicedir en güçlü düşmanlarını ezmesini sağlamıştı..Ancak yeri gelmeden kullanmazdı ve bu sefer yeri gerçekten gelmişti..Tecrübesizde olsa yaptıkları atışlar sayı üstünlüğü ile onu ezmekte idi ve açıkçası ağır yaralanmış Maeglan bir sonraki atışlarına sağ kalabilirmiydi bilmiyordu..Ancak bildiği birşey vardı..Oda sonuna kadar savaşacağı gerçeği idi..

Maeglan ağzını açarak ciğerlerinde tutuşmakta olan alevi nişanladıgı dogrultuda tüm yaratıkları içine alacak şekilde dışarıya püskürttü..(40 feet menzili var herkezi içine alacağını sanarım)

Posted: Fri Jun 09, 2006 8:47 pm
by esen
Uzun bir yolculuk olmuştu ve şu an için istediği tek şey karnını doyurup dinlenmekti?
Rahip adayının söylediğine göre Lord Hederick az sonra onlara katılacaktı ve bu
görüşme amcasını ilgilendirdiği kadar Essonyayıda ilgilendiriyordu. Yorğun olduğunu unutarak ondan cevap bekleyen rahip adayına
- şimdilik bir ihtiyacımız yok. teşekkürler dedi.
Rahip adayı odadan çıkar çıkmaz amcasına döndü.
- Lord Hederick gelmeden karnımızı doyursak fena olmaz dedikten sonra masaya oturdu ve tepsilerden birini iyice önüne çekti . Sığır yahnisi gerçekten çok lezzetliydi, bir ara amcasına bakmak için kafasını yemekten kaldırdı ve onun pencere tarafında olduğunu gördü .
- Ne düşünüyorsun?
- Hıı... Eski günlere daldım . Yahni nasıl ?
- Senin yemeklerinden güzel emin ol!
- Seni küçük sıçan...(hahahh)
Yemeklerini yerken eski günlerden bahsetmeye devam ettiler, Yolculuk boyunca şu anki kadar rahat ve huzurlu olmadıkları geldi Essonyanın aklına. Yemek bitmiş ve amcası yine düşüncelere dalmıştı. Essonya Lord Hederick hakkında bir şeyler soracaktı ki kapı çalındı ve aynı anda içeriye bir adam girdi...

Posted: Sat Jun 10, 2006 9:28 pm
by FrontsideAir
şövalyenin gözleri üzerinde gezinirken genç hırsız yerinde belli belirsiz titredi. Bu titreyiş korku sebepli değildi, kasılmış vücudunun ani hareketlerine karşı bir titremeydi. Gözlerini şövalyenin üzerinden ayırmadan nefesini tutarak bekledi. şövalye 5 insan boyu kadar uzaklaşana kadar bekleyecekti, bu güvende olduğu anlamına gelirdi. Bu sırada da düşüncelerine gömüldü bir yandan.

"Bu aptal kedi-fare oyunundan bıktım artık, buradan çıkmalıyım. Eğer şövalye uzaklaşırsa ve cadde yeterince karanlıksa oradan çıkacağım; olmazsa buradan gidecek bir yer arayacağım. Belki açacak bir kapı bulurum ve geceyi orada geçiririm, hem para bulma ihtimalim de var..ahh, hayır, masum birinin parasını alamam, en fazla evinde kalırım ama öldürmeden de bu zor olur. Neyse, planımı masumları öldürmek üzerine kurmamalıyım, şimdi en yakın hana uçmalı ve kalacak bir yer bulma zamanı. Arka kapıdan girer ve hancıyı çağırtırım; sonra da yatacak 'temiz' bir yer isterim. Eğer şansım varsa hancının bana göre bir işi de vardır. Zengin bir soylu olması tercihimdir ama böyle zamanlarda fazla seçim şansı olmuyor insanın. Ya da belki savaşı bitirmek isteyen bir yüksek mertebeliyle temas kurmamı sağlar, belli mi olur? Ama hancıya arandığımı söylersem daha 'temiz' bir oda daha pahalıya patlar. Bakalım, şimdi önümde geçmem gereken bir şövalye var, önce onu halletmeliyim."