Page 7 of 20

Posted: Tue Jun 15, 2004 9:58 pm
by TheoDorus
kapı sesizce acıldı ve iceri ilk önce theodorus sonrada arkasından vilthas girdi. theodorus buraya 1 haftadır gelmiyordu. istedigi huzuru yine bulmustu biraz sırıttı. fakat birisi theodorus un dikkatini cekmisti.cüce gorath. yanına yaklastı ve sadece gorathın duyabilecegi bi sesle"üzgün ve sinirli oldugunu görüyorum dostum. yanlıs giden bir seymi" die sordu sonra da vilthas a dönerek "sen istersen bi masaya otur ben hemen geliroum."dedi

Posted: Tue Jun 15, 2004 10:15 pm
by Azalin
hanın kapısı bir yuvarlanmaya benzer bir ses ile çınladı. sonra kapının ardından bir erkek sesi geldi. "yardım,yardım edin, lütfen "

adamın sesi zor durumda olduğunu ve güçsüz kaldığını o ses tonu ile kapının arkasından bile belli ediyordu.

Posted: Thu Jun 17, 2004 5:08 am
by TheoDorus
theodorus cok ani bi hızla arkasını dönüp adama dogru hızlı adımlarla yürüdü. adamın yüzündeki ifadeyi hayatında sadece bir insanda görmüstü. BABASI. biran eski anılarını hatırladı. aklından babası geciyordu. kucukken babası gözleri önünde öldürülmüstü. simdide aynı ifadeyi yerde zavallıca yatan adamda görüyordu.

Posted: Thu Jun 17, 2004 8:42 pm
by Azalin
yedre yatan adam kapı açılıpta önünde beliren cüppeli adamı görünce kemik beyazı elini uzatıp:

" su lütfen biraz sıcak su" dedi.

adamın teni albinoydu.pudra gibi uzun bembeyaz saçları ve teni ile bir hayalet gibiydi .ama hırıltılı nefes alışı gayet kolay duyuluyordu.

üstünde kolsuz yırtık pırtık deri bir zırh vardı. sırtında asılı duran kıpkırmızı metalden yapılmış iki elli bir kılıç ve belinde bir kaç tane kese ile gayet savunmasız bir şekil de yerdeydi.

kafasını kaldırdığında genç büyücüyle göz göze geldiller. albinonun gözbebekleri ırisleri yoktu. sanki vücudunda beyazdan başka renge yer yokmuş gibi.

"beni içeri al. daha fazla dayanamayacağım"

Posted: Thu Jun 17, 2004 8:48 pm
by TheoDorus
theodours yerde yatan adamı zorda olsa kaldırdı ve vilthas onu oturdugu masaya götürdü. handaki herkes onları izliyordu. theodours adma su ver di." konus bakalım seni bu hale getiren nedir?" theodorus sasırmıs bir sekilde adama bakıyordu.

Posted: Thu Jun 17, 2004 9:03 pm
by Azalin
düşe kalka ileryen albino sandalyede bile zor oturuyordu.
elleri hemen keselerine gitti ve ordan çeşitl iotlar ve tolzar çıkardı. sonra o boş gözleriyle büyücüye döndü: "sıcak su bunu içmezsem öleceğim" dedi.

otların yapraklarını kırıyor. ve masanın sütünde onları tozlarla krışştırıyordu. elleri titreken otların bir kısmı yere döklüyor. albina sanki yere düşen altın mış gibi hemen onları almak için yere eğiliyordu.

su geldiğinde karışımı hemen içine attı. ve 1-2 dk bekledikten sonra içti. sıvıyı bitirdiğinde ırısleri kırmızı kırmızı yanmaya başlamıştı. ve albinonun oturuşu dikleşti:

"teşekkür ederim." dedi. kırmızı gözleri ve otırduğu için artık yanında duran iki elli kılıcı tam bir uyum içindeydi.

"nerdeyim?"

Posted: Thu Jun 17, 2004 9:11 pm
by TheoDorus
theodorus adama hala sasırarak bakar ve fısıldayarak" suan icinde bulundugun hanın ismi ölü ruhlar hanıdır. buraya giren herkes ölümn tadını kanında hiiseder yolcu.simdi söyle bakalım seni bu hale kim getirdi?"

Posted: Thu Jun 17, 2004 9:28 pm
by Azalin
"açıkçası ben ülke yada şehir olarak bile nerde olduğumu bilmiyorum" ."yaklaşık 1 haftadır şuursuzum."

"bu hale gelmek için bir sebebe gerek yok. bu lanetli bedenim yeterli sebep"

Posted: Fri Jun 18, 2004 2:06 am
by TheoDorus
theodorus icinden "demek şuursuzsun hımmm." thgeodorus icindne bir seyler düsünüodu. bunu kimin yaptıgınıda cok merak adiyordu. "benimle tapınagıma kadar geliceksin sana yemek vericem ve uyuyacaksın. kalktıgın zaman ise bunu kimin yaptıgını düsünüp bulup bana söliceksin. anlastık mı?"die sordu fakat theodours hala derin düsünceler icindeydi.

Posted: Fri Jun 18, 2004 8:16 am
by high_elf
Vilthas da olanları şaşkınlık içinde izlemişti.. Acaba bu gizemli adam kimdi?? Onu ne bu hale getirmişti?? Bunlar Vilthas'ın aklında yatan cevapsız sorulardı..

İyi fikir theodorus.. Onu tapınağa götürmek aklıma gelebilecek en iyi fikirdi..

Bunları fısıltı halinde söylemişti.. Aklı hala karşısında duran gizemli adamdaydı..

Posted: Fri Jun 18, 2004 3:51 pm
by Azalin
beyaz tenli albino etrafına bakındı handaki kalabalığı izledi ve burdaki kötü, ölümcül havayı hissetti. buranın havası onu rahatsız etmişti. ancak içinde bir yerlerde buraya ait olduğunu, yada eskiden olmuş olabileceğini hissediyordu.

albino iksirinin etkisi vücuduna yayıldıkça daha rahatlamış ve kendine gelmiş gözüküyordu.

büyücüye döndü "dediğim gibi beni bu hale birşeyin getirmesine gerek yok. bu hastalıklı vücudumun bir laneti." gözü bir an yanındaki kılıca iki elli, kırmızı bir metalden yapılmış kılıca kaydı. gözleri sanki bir an daha parlaklaşmış gibiydi .ve sanki kılıçtan bir inleme gelmişti. albino iksirinin etkisi vücuduna yayıldıkça daha rahatlamış ve kendine gelmiş gözüküyordu.

"tapınağın mı ?? hangi tanrıya hizmet ediyorsun büyücü? ve ayrıca ben orda ne yapacağım?"

Posted: Fri Jun 18, 2004 7:34 pm
by TheoDorus
theodorus adama o dehset veren kızıl gözleriyle bakarak"ben bu diyarlara LORD OREN e hizmet etmeye geldim ve bu yüzden ölümün tapınagındanım."dedi ve adamın gözlerine bakarak. "amaaa istersen sende ona hizmet edebilirsin."dedi ve sinsice sırıttı. :twisted: .

Posted: Sat Jun 19, 2004 7:45 am
by Azalin
bu tanrı yı daha önce hiç duymamıştı, albino."peki hangi gücü yönetir bu OREN, burdaki varlıklar pekde huzur verici şeyler değil"

"ben kaos a hizmet ederim ve benim tanrımın adı: Arioch tur." albino bu ismi andığında kırmızı kılıç tekrar inler gibi oldu. ve kemik rengi yüzünden bir tiksinme havası geçti.

Posted: Sat Jun 19, 2004 10:47 pm
by TheoDorus
theodorus"lord oren"dedi ve durdur sonra dewam etti."bu diyarlardaki kötülügü ve kaosu yönetir. bu diyarlardaki en güclü tanrıdır. ona saygıızlık eden anında ölür ve hizmet eden anında karsılıgını görür." dedi ve birseyler düsündü ve üzgünce "fakat suan bulunması gereken yerde degil kısa bir süreligine gitti. ama geri dönicektir. simdi benle geliyormusun gelmiyormusun??"

Posted: Sun Jun 20, 2004 2:06 am
by writer
konuşma esnasında kapı gacırdayarak kaydı. ve içeri uzun boylu, elinde gümüş gibi parlayan okuyla uzun beyaz saçlı bir elf girdi... gözlerindeki parıltı ta oturdukları yerden seçiliyordu... bu yabancı hana ilk defa geliyordu. ve diyara da...

hanın karanlık bir masasına oturdu ve yayını yanına, fazla uzak olmayan kolayca ulaşabileceği bir yere koydu... temkinli bir havası vardı. içerde olanlara aldırmıyor gibiydi. sessizce servisi beklemeye devam etti... ama burayı sevmişti. ona geldiği yeri hatırlatıyordu. karanlık ve boğucu bir hava...