Posted: Sun Mar 25, 2007 9:15 pm
Evet "Melekler ve şeytanlar" bir roman. Ancak kitabın başında, gerçekler başlığı altında antimadde olayı da geçiyor. Ayrıca Edmond, bu kitabı ben okudum ve sen de okumuşsun anladığım kadarıyla. Bence daha dikatli okumalıydın çünkü orada bilimin zaten Tanrı'nın varlığını daha iyi kanıtladığını, sadece bunun tek tanrılı dinlerin açıkladığı gibi olmadığı için dinle sürekli çatışma halinde olduğu da yazıyor. Yani eğer kitaptakileri kendine kazandırıyorsan, sadece işine gelenleri alma...
Ya da şöyle diyelim: Kitapta tanrının ya da tanrıların ya da herhangi bir kutsal varlığın gerçekliği kanıtlanmıyor, Big Bang kanıtlanıyor. Ama Big Bang'in kanıtlanması, ondan önce bir tanrının ya da yaratıcı her hangi bir gücün varlığını kanıtlamıyor bence. Kanıtlanması mümkün değil de denmemeli ama, herşey mümkündür. Dinin de bu konuda bilime büyük tepki vermesinin sebebi, dinsel kitaplarla Big Bang'in yeteri derecede uyuşmuyor olması. Zira, Big Bang Kuramı'nın, Salınımlı Evren denen bir başka biçimi ise, evrenin sırasıyla bir genişleyip bir büzüldüğünü ileri sürer. Eğer bu doğruysa, genişlemenin sınırlarına ulaşıldığında, büyüme duracak ve çekim her şeyi yeniden bir araya getirecektir. Gökadalar o denli sıkışacaktır ki, bir başka kozmik patlama bütün süreci yeniden başlatacaktır.
Ve bu böyle sonsuza kadar sürer gider... Ã?bür dünyaya göç etme iddiası da çürür eğer bu doğruysa(Salınımlı Evren)...
Ayrıca Einstein'ın Genel Görelilik Kuramı da gerçekten dikkatle incelemeye değer çünkü şu anda bir çoğumuzun aklının almadığı olayları daha anlaşılabilir kılıyor. E=mc kare(
) yi hepimiz tanıyoruz. Enerji, kütleyle ışık hızının karesinin çarpımına eşittir. Bu durumda ışık hızına ulaştığımızda zaman bizim için durmuş oluyor ve zaman bizim için durduğunda, zamanda yolculuk yapmış oluyoruz bir şekilde. Aynı zamanda bu, boyutlar arası geçiş oluyor çünkü Einstein'ın kuramına göre aynı zamanda zaman bir tek noktadan başlayarak dalgalar halinde yayılır, düz ilerlemez. Yani siz geçmişe dönüp babanızı öldürseniz, zamanınıza geri döndüğünüzde yine babanız var olacak çünkü o, farklı bir boyuttaki sizin babanız. O boyutta siz olmayacaksınız ama bulunduğunuz boyutta yaşamınıza devam edeceksiniz.
Umarım açıklayıcı olmuşumdur...
----------------------------
Ayrıca "Melekler ve şeytanlar" da dinin, yaratılışın kanıtlanmaya çalışılmasını günah olarak gördüğü yazıyor çünkü dine göre, kanıta gerek yok, sizin onu ruhunuzda hissedip inanmanız önemli ve kanıtlandıktan sonra bir şeye inanmanın zaten manası olmuyor. Tabii o kitaptaki dinin Hristiyanlık olduğunu da göz önüne alabilirsiniz tabii ki, ama arada pek fark göremiyorum. şu şekilde, birçok kişi onların kitapları değişti vs diyebilir ama İslamiyet'e inandığını söyleyen kaç kişi dini kitaplarındaki yazıları çarpıtmadan devam ettiriyor? Hayır, çarpıtılıyor ve kitapta yanlış bilgi bulamayacağız gibi gözükse de, bence önemli olan dinin kitabı değil, onu yaşatanlardır ve koyu Müslümanların katolik Hristiyanlardan farklı olduğunu düşünmüyorum.
Ve "Melekler ve şeytanlar"ı okuduysan, devamı gibi olan "Da Vinci şifresi"ni de oku çünkü orda, İsa'nın bekaretiyle ilgili yazıları da okuduktan sonra, bir de tanrısallığı, haça gerilmemesi, o gün göğe çıkması vs, bir de Kur'an-ı Kerim'i incele ve şu "göğe kalkma" olayıyla ilgili bir yakınlık göreceksin çarpıtılmış İncille Kuran arasında.
Neyse konuyu fazla saptırdım, özür dilerim...
------------------------
Bir şey daha: Firble'ın Gaara of the Sand kardeşe demek istediği doğru olabilir ama bu konuda bir şüphem var. Eğer kuyruğu 5-6 nesil kesilen farenin çocuğu yine kuyruklu doğuyor ve 4 kuşaktır kas yapan bir ailenin çocuğu kasa yatkın olmadan doğabiliyorsa, bu adaptasyonlar genlere işlememiş demektir. Daha doğrusu üreme hücrelerine işlemeyen mutasyonların yeni nesillere aktarılamaması demektir. Peki madem öyle, eskiden yerdeki otları yiyen zürefanın boynu, yerdeki otlar tükendiğinde gittikçe dallara uzanmakla nasıl nesilden nesile uzar? Eğer uzamıyorsa, biyolojik bir değişim yaşamamış demektir ve bazı araştırmacılara göre evrim, nesilden nesile aktarılan biyolojik değişimdir ve eğer biyolojik değişim yaşanmıyorsa, sadece şekil itibariyle değişim varsa, evrim yok mudur?
Mesela balinaların eskiden karada yaşadığı kanıtlanmış. O zaman ayakları olduğu da. Ama suda yaşamaya başladıktan sonra ayakları kaybolmasına rağmen, iç yapısı aynı kalmış. Yani sonuçta hala akciğerleriyle nefes alıyor. Yüzgeçleriyle nefes alana kadar onu evrim geçirmemiş mi sayacağız yoksa ayakları kayboldu ve dış görünüşü farklı, içindeki biyolojik yapısı bizi ilgilendirmez deyip evrim mi diyeceğiz? Bu durumda insanla maymunun atalarının ortak olması evrim değil gibi gözükebilir ama hayır eğer bu kanıtlanırsa, evrim de kanıtlanır çünkü maymunlarla insanların kromozom sayıları farklı, yani biyolojik değişim geçirmiş oluruz...
Ayrıca şu zürafa olayı da kafamı fazlasıyla karıştırıyor. şu kuyruğu kesilen fare denyiyle çelişiyor gibi görünüyor ama belki de deney hatalıdır? 5-6 nesil yetersizdir belki de, eğer 10 nesil olsaydı kuyruksuz doğacaktı? Eğer kuyruksuz doğmuyorsa, üreme hücresine geçiş yapamayan bir adaptasyon mu bu ve eğer öyleyse nasıl zürafaların boynu uzuyor?
Eğer zürafaların boynunun uzadığı kanıtlandıysa, bu fare deneyindeki sürenin az olduğunu söylerim ve 4 kuşaktır kas yapan ailenin 6 kuşak daha işlerine devam etmelerini. Ama tabii ki bu da tahmini bir süre belki de çok daha fazla zaman gerekiyor?
Olay şurda: Eğer evrim varsa, insan dahil her canlı evrim geçirmiştir ve geçirmeye devam ediyor, bir gün nesilleri tükenene kadar da devam edecek. Eğer evrim yoksa da insan dışındaki hayvanlar da dahil hiçbiri evrim geçirmemiş olacak. Bu, biraz da evrimi nasıl tanımladığımıza bağlı(üstte de yazdığım gibi). Sonuçta 4 kuşaktır kas yapan ailenin çocuğu, psikolojik olarak o alana yöneldiği için kaslıdır belki de?
Beni aydınlatırsanız sevinirim...
Necros ==> Mesajlarınız birleştirilmiştir.
Ya da şöyle diyelim: Kitapta tanrının ya da tanrıların ya da herhangi bir kutsal varlığın gerçekliği kanıtlanmıyor, Big Bang kanıtlanıyor. Ama Big Bang'in kanıtlanması, ondan önce bir tanrının ya da yaratıcı her hangi bir gücün varlığını kanıtlamıyor bence. Kanıtlanması mümkün değil de denmemeli ama, herşey mümkündür. Dinin de bu konuda bilime büyük tepki vermesinin sebebi, dinsel kitaplarla Big Bang'in yeteri derecede uyuşmuyor olması. Zira, Big Bang Kuramı'nın, Salınımlı Evren denen bir başka biçimi ise, evrenin sırasıyla bir genişleyip bir büzüldüğünü ileri sürer. Eğer bu doğruysa, genişlemenin sınırlarına ulaşıldığında, büyüme duracak ve çekim her şeyi yeniden bir araya getirecektir. Gökadalar o denli sıkışacaktır ki, bir başka kozmik patlama bütün süreci yeniden başlatacaktır.
Ve bu böyle sonsuza kadar sürer gider... Ã?bür dünyaya göç etme iddiası da çürür eğer bu doğruysa(Salınımlı Evren)...
Ayrıca Einstein'ın Genel Görelilik Kuramı da gerçekten dikkatle incelemeye değer çünkü şu anda bir çoğumuzun aklının almadığı olayları daha anlaşılabilir kılıyor. E=mc kare(
Umarım açıklayıcı olmuşumdur...
----------------------------
Ayrıca "Melekler ve şeytanlar" da dinin, yaratılışın kanıtlanmaya çalışılmasını günah olarak gördüğü yazıyor çünkü dine göre, kanıta gerek yok, sizin onu ruhunuzda hissedip inanmanız önemli ve kanıtlandıktan sonra bir şeye inanmanın zaten manası olmuyor. Tabii o kitaptaki dinin Hristiyanlık olduğunu da göz önüne alabilirsiniz tabii ki, ama arada pek fark göremiyorum. şu şekilde, birçok kişi onların kitapları değişti vs diyebilir ama İslamiyet'e inandığını söyleyen kaç kişi dini kitaplarındaki yazıları çarpıtmadan devam ettiriyor? Hayır, çarpıtılıyor ve kitapta yanlış bilgi bulamayacağız gibi gözükse de, bence önemli olan dinin kitabı değil, onu yaşatanlardır ve koyu Müslümanların katolik Hristiyanlardan farklı olduğunu düşünmüyorum.
Ve "Melekler ve şeytanlar"ı okuduysan, devamı gibi olan "Da Vinci şifresi"ni de oku çünkü orda, İsa'nın bekaretiyle ilgili yazıları da okuduktan sonra, bir de tanrısallığı, haça gerilmemesi, o gün göğe çıkması vs, bir de Kur'an-ı Kerim'i incele ve şu "göğe kalkma" olayıyla ilgili bir yakınlık göreceksin çarpıtılmış İncille Kuran arasında.
Neyse konuyu fazla saptırdım, özür dilerim...
------------------------
Bir şey daha: Firble'ın Gaara of the Sand kardeşe demek istediği doğru olabilir ama bu konuda bir şüphem var. Eğer kuyruğu 5-6 nesil kesilen farenin çocuğu yine kuyruklu doğuyor ve 4 kuşaktır kas yapan bir ailenin çocuğu kasa yatkın olmadan doğabiliyorsa, bu adaptasyonlar genlere işlememiş demektir. Daha doğrusu üreme hücrelerine işlemeyen mutasyonların yeni nesillere aktarılamaması demektir. Peki madem öyle, eskiden yerdeki otları yiyen zürefanın boynu, yerdeki otlar tükendiğinde gittikçe dallara uzanmakla nasıl nesilden nesile uzar? Eğer uzamıyorsa, biyolojik bir değişim yaşamamış demektir ve bazı araştırmacılara göre evrim, nesilden nesile aktarılan biyolojik değişimdir ve eğer biyolojik değişim yaşanmıyorsa, sadece şekil itibariyle değişim varsa, evrim yok mudur?
Mesela balinaların eskiden karada yaşadığı kanıtlanmış. O zaman ayakları olduğu da. Ama suda yaşamaya başladıktan sonra ayakları kaybolmasına rağmen, iç yapısı aynı kalmış. Yani sonuçta hala akciğerleriyle nefes alıyor. Yüzgeçleriyle nefes alana kadar onu evrim geçirmemiş mi sayacağız yoksa ayakları kayboldu ve dış görünüşü farklı, içindeki biyolojik yapısı bizi ilgilendirmez deyip evrim mi diyeceğiz? Bu durumda insanla maymunun atalarının ortak olması evrim değil gibi gözükebilir ama hayır eğer bu kanıtlanırsa, evrim de kanıtlanır çünkü maymunlarla insanların kromozom sayıları farklı, yani biyolojik değişim geçirmiş oluruz...
Ayrıca şu zürafa olayı da kafamı fazlasıyla karıştırıyor. şu kuyruğu kesilen fare denyiyle çelişiyor gibi görünüyor ama belki de deney hatalıdır? 5-6 nesil yetersizdir belki de, eğer 10 nesil olsaydı kuyruksuz doğacaktı? Eğer kuyruksuz doğmuyorsa, üreme hücresine geçiş yapamayan bir adaptasyon mu bu ve eğer öyleyse nasıl zürafaların boynu uzuyor?
Eğer zürafaların boynunun uzadığı kanıtlandıysa, bu fare deneyindeki sürenin az olduğunu söylerim ve 4 kuşaktır kas yapan ailenin 6 kuşak daha işlerine devam etmelerini. Ama tabii ki bu da tahmini bir süre belki de çok daha fazla zaman gerekiyor?
Olay şurda: Eğer evrim varsa, insan dahil her canlı evrim geçirmiştir ve geçirmeye devam ediyor, bir gün nesilleri tükenene kadar da devam edecek. Eğer evrim yoksa da insan dışındaki hayvanlar da dahil hiçbiri evrim geçirmemiş olacak. Bu, biraz da evrimi nasıl tanımladığımıza bağlı(üstte de yazdığım gibi). Sonuçta 4 kuşaktır kas yapan ailenin çocuğu, psikolojik olarak o alana yöneldiği için kaslıdır belki de?
Beni aydınlatırsanız sevinirim...
Necros ==> Mesajlarınız birleştirilmiştir.