Page 6 of 14

Posted: Wed Nov 05, 2003 6:32 am
by KiNg_Of_DaMnEd
lord diye hitap edilmeyi istiyorsun sanıyorum?

Posted: Sat Nov 08, 2003 2:45 am
by scythe
kara toprağın karanlık koridorlarında bir çürümüşlük kokusu alır scythe
bu kokunun ona hiç bu kadar güzel gelmediğini düşünür bi an ... son kapıdan da süzülür ve karşısında karşılıklı oturmuş yeminer ile quel shin-i
görür yeminer -beklediği gibi- gözünün içine bakmaktadır . scythe yeminer-in ölümün bile doldurmaktan çekindiği boş gözlerindeki merakının içine sinmesi için bekler bir süre ... yeminer-in merakı ve quel shin-in kayıtsızlığıyla dolu odada bir an sessizlik olur

Posted: Sat Nov 08, 2003 2:50 am
by scythe
artık bir şekilde konuşmaya girme vaktinin gelmiş olduğunu anlar ve kelimeler dudaklarında biçimlenir
* selam karanlık diyarın kudretli lordları
beklediği gibi hiç bir özel tepki almaz ve buz gibi bir sesle yeminer konuşmaya başlar...

Posted: Mon Nov 10, 2003 6:55 pm
by yeminer
"zaman geldi rahip. düşmanlarımızın idda ettikleri gibi bir birlik olmadıklarını ve aralarında çekiştiklerini öğrendim." bu savaş lafları sadece bizden gelecek ani bir saldırıyı önlemek için ve buna devam edecekler. cehenneme gidiyoruz. oranın lordlarını ikna etmeye ve cehennemi dünyaya dökmeye"

Posted: Tue Nov 11, 2003 7:01 pm
by scythe
CEHENNEM
scythe ın gözleri büyüdü bir anda ne zamandır cehenneme uğramamıştı ne zamandır kaosun vücut bulmuş haliyle yüzleşmemişti
yeminerin göz çukurları kadar karanlık olan cübbesine kenetllendi gözleri bir an sonra kara gözleriyle kenetledi kendi gözlerini ve konuşmaya başladı
*ne zaman kadim dostum ne zaman başlıyoruz mukaddes ziyaretimize
yeminer scythe ın dostu olmuşmuydu hiç? ama scythe ın bunu düşünecek vakti yoktu ve dost diyebileceği bi yaratık vardıysa bu da ancak yeminer di
göz bebeklerini göz bebekleri olmayan gözlere dikip yeminerin cevabını beklemeye koyuldu

Posted: Tue Nov 11, 2003 9:20 pm
by Quel-Shin
Quel-Shin sesizce köşe oturup iki kadim düç arasındaki konuşmayı dinliyordu.Kulakları uzun yüzyılar boyunca birçok konuşmayı işitmişti ama kudretin bu kadar hat safhada olduğu bi tanesi daha yoktu.
Bu bilgilerin kendine sağlayacağı yararları düşündü bir an.Ve onun aracılığıyla olan bir konuşma...Tabiki bu kudretliler de onun payını unutmayacaktı bu işteki.hatta karlı olur vampir lord da katılabilirdi onlara.Neden olmasın?!Boyut değiştirmek yapmadığı şey değildi.Daha bi hafta önce Sigildeydi ve boyut değiştirmek artık onun için binadan bahçeye çıkmak kadar olağan bir hal almıştı.

Posted: Thu Nov 13, 2003 6:23 pm
by scythe
ancak yeminer cevap vermek yerine sessizlik cübbesine büründü neydi onu tedirgin eden quel shin in yanında mı söylemekten çekiniyodu yoksa ama öyle olsa zaten buraya gelmezdi hem quel shinden bi gizlisi yoktu hemde zaten en önemli kısmı söylemişti
ama scythe bekleyecekti bir asır beklemesi gerekse bile ...
ve fazla beklemesine gerek kalmadan quel shinin sabrı taştı....:

Posted: Thu Nov 13, 2003 9:22 pm
by Quel-Shin
"Sizin düşmanlarınız beni fazla ilgilendirmez ama elinizi çabuk tutmazsanız çok geç kalabilirsiniz.Biliyorsunuz ki cehennemin sakinleriyle anlaşmak kolay olmuyor.Zaman alıcaktır anlaşmanız onlarla.
Ve siz burda durmuş birbirinize bakıyorsunuz.Sanki yüzyıllar yetmemiş gibi.Elinizi çabuk tutun yoksa iş işten geçecek."

Posted: Thu Nov 13, 2003 11:24 pm
by scythe
scythe tedirgin olmaya başlamıştı neden yeminer sözünün devamını getirmemişti neden onu böyle gözlerinin içine bakmaya zorluyordu neden kara toprağın efendisinin öfkesini çekmeye cesaret ediyordu
sonunda scythe gözlerini indirdi ve bir adım geri attı onun için bile sabır taşı çatlamıştı az önce cehennemin sıcak düşünceleriyle kavrulan beyni şimdi yeminerin tavırlarındaki çekingenlikle yoruluyordu yeminer yalan mı söylemişti yoksa yoksa yeminer bir anlık zaafından yararlanıp onu başka bi çıkarı için mi kullanmak istemişti yoksa yeminer onunla oyun mu oynuyordu sonunda öfkesi mantığına galip geldi ve tok sesi kara toprağın kara koridorlarında yankılandı
*konuşsana yeminer oynat artık şu kemiklerini kahrolası lich
diğer taraftan quel shinin nasıl bi tepki vereceğini düşünecek kadar bile mantığı kalmamıştı dudağında büyünün örümceğimsi sözleri şekillendi ve quel shine bir selam vererek gözden kayboldu.
***quel scythe ın öfkelenince nereye gittiğini bilirdi ve bu yüzden onu nasıl bulacağı konusunda düşünmedi bile onu ilgilendiren yeminerin ruh haliydi artık başbaşalardı....

Posted: Fri Nov 14, 2003 4:00 am
by Quel-Shin
"Yeminer" diye seslendi vampir.Ama hiçbir tepki alamadı lichten.Neler oluyr böyle.Lichin bildiği birşey var heralde diye geçirdi aklından
Quel-Shin.Kim bilir neler?Lanet olsun sana lich."nedir bu ?oyun mu oynursun bizimle?pek sevecen de değilsin hani"diye mırıldandı içinden vampir lord.Güneşin doğmasına az kalmıştı ve vampirin tabutuna gitmesi gerekiyordu.
"Ne halin varsa gör lich!"
Sonra hızlı kanat çırpışlarla odayı terk etti yarasa.

Posted: Mon Nov 17, 2003 10:42 pm
by yeminer
uzun bir bekleyişten sonra Yeminer The Lich in gözleri tekrar parlar. kudretli ruhu tekrar kemiklerinde akmaya başlar ve gücün tekrar eline geçtiğini hisseder.
yeminer e ne olmuştur. bu kudretli lich neden cevapsız kalmıştır.
yeminer biraz önce olanları tekrar kafasında tartmaya başlar. bir anda ruhunun çekildiğini hissetmişti ve gözlerini cehennemde açmıştı.
*neler oluyor* diye düşündü yeminer ve aklındaki birkaç koruma büyüsünü hazırladı. yeminer daha önce hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştı bu yüzden şaşkın ve kızgındı.
etrafına baktı, neler döndüğünü anlamaya çalıştı ve bir kez daha bu hissi yaşamaya başladı ama bukez hazırlrklıydı ve karşı koydu. çekiş çok güçlüydü ama yeminer de güçlüydü ve sonunda güç geri çekildi.
lich aklına bazısesleringeldiğini hissetti ve bu sesler gittikçe netleşti.
*hiçbir zaman teslim olmadın lich ama bu kez benim bölgemdesin ve hazırlıksız*
yeminer gerçekten de hazırlıksız olduğunu düşündü.*yokoluş yakın ya da...*
*zavallı şeytancık nıhahahaha!!* der yeminer kibirle ve aklındaki engüçlü büyülerden birini çağırır.
cehennemin zemini sarsılır ve bir anda yarden koskoca bir dağ yükselir.
yeminer bu dağun tepesinde gururla yükselir. dağın tepesindeki iskeletten tahtında oturmaktadır. ve dağdan aşağıya volkanlar akmaktadır ve bunların tam zıttı sular boşanmaktadır. volkanlara dokunan sular buharlaşarak kudretli bir görüntü oluştururlar.
bu görüntü karşısında cehennem lordu korkunç şeklinin bir taklidi olan koca bir deve dönüşür ama hala boyu dağınkini aşamamaktadır.
*beni alt edebileceğini mi düşündün şeytancık* der yeminer kibirle ve güler.
*nı hahaha*
*anlaşma yapmaya geldim şeytan* der yeminer emin bir tazda.
* ve şunu bil kendi yerinde bile aklıma hükmedememişken dünya da mı bunu düşünüyorsun? neyse bırak bu fantezileri de gerçeğe dön . cehenneme geliyorum ordu toğplamaya ve sende benim için ordu toplayacaksın yoksa devamlı dünyada kölem olursum.*
cehennem lordu lich in gösterişine bakar ve haklı olduğunu düşünür. içinden acı bir çığlık koyverir ve* emredersin efendi* der.
yeminer son adımı atar kudretilice ayağa kalkar ve tekrar demon a bakar
anlaşılmıştır ve demon yüce lich i geri gönderecek büyüyü yapar. lich in asla boşuna büyü gücü harcamayacağını çoktan öğrenmiştir ve yeminer gider.
şeytan hatasını anlamıştır. yeminer asla boşa güç harcamaz. öyleyse bu dağ nedir? blöf..
tekrar lanet eder ve işine koyulur. artık lich i geri getirmesine imkan yoktur.

Posted: Wed Nov 19, 2003 6:46 pm
by yeminer
lich etrafına bakınır ve göz çukurları ısrarla scyte yi aradıktan sonra etrafta dolaşan bir vampiri çağırıtr.
*efendin nerde mahluk* der.
*burada neler oldu*
ve daha sonrada scyte ye zihinsel bir mesajla olanları anlatır.
*tesadüfler işimizi kolaylaştırıyor

Posted: Mon Dec 01, 2003 3:54 am
by scythe
scythe tapınağın soğuk taşlarına oturmuş müttefiğinin son ruh halini düşünmeye koyulmuştu neydi onu bu hale getiren neydi karanlık yaratığı böyle sessiz durmaya zorlayan ve o anda zihnindeki dokunuşu hissetti
*tesadüfler işimizi kolaylaştırıyor
yeminer boş durmamıştı demek acaba olayın tamamı nasıldı
scythe kara toprağa gitmek için hazırlandı ki karşısında bi sis bulutu vücut buldu quel shin dostuna selam verip bildirdi.
*yeminer döndü
scythe ın dudaklarında bir tebessüm belirdi tabii ki kara toprak kendinden önce haberdar olmuştu o da dostuna selam verdi ve hanın yolunu tuttular...

Posted: Mon Dec 01, 2003 10:21 am
by Raistlin
Scythe hana girdiğinde bir anda bir farklılık farketti.
Sanki herşey aynı değildi... Bir an tereddüt etti ama umursamadan ilerledi. Bir anda arkasında zırhlı botların seslerini duydu. Kafasını çevirdiği anda çoktan 4 tane gözlerine kadar zırhlı şovalye etrafını sarmıştı. şovalyelerden 2'si Kord madalyonu, diğer ikisi ise Herinous'un madalyonunu taşıyordu. Karanlıklardan bir büyücünün sesi kafasında yankılandı:
"Sorun çıkarma..."
Ve sythe o anda başka bir figürün hareket ettiğini gördü. 2 metreden uzun dev bir savaşçı mavi-beyaz mitril zırhlar içerisinde yüzünde düşünceli bir ifade ile scythe'in gözlerine bakmamaya özen göstererek ona doğru ilerledi...
Dev sağ elini omzuna koydu:
"Demek nerull tapınağı ilahi adalet'in tarafında... Buralarda bir çok ajanım dolaşır Scythe... Senin Quel-Shin'in ve lichin gizlice konuştuğunuzdan bahsetti. Belki neler konuştuğunuzu "komutanınla" paylaşmak istersin diye seni bulmaya geldim..." Elini Scyth'in omzundan çeker. Quel-Shin ile yüzleşir. Quel-Shin'in vücudunu süzmekte fakat göz göze gelmemeye dikkat etmektedir aydınlanmış komutan Corax Tigerheart...

"Seninle konuşmamız gerekenler var Quel-Shin. Hangi tarafta olduğun beni ilgilendirmiyor. Benim için önemli olan bana verebileceğin bilgi var mı?" Sağ elinin işaret parmağıyla karanlıklığa doğru umursamaz bir işaret yaptı ve karanlıklardan gelen büyü sözleri ile scythe ve iki şovalye ortadan kayboldu... Corax'ın iki ağır zırhlı Kord ve Herinous'a tapan şovalye korumaları ve karanlıklara gizlenmiş büyücüleri kalmıştı. Corax bir eliyle hanın odalarından birini gösterdi:
"İstersen burada konuşalım?"

Quel-Shin Corax'ın gözlerini aradı fakat Corax ona bakmıyordu:
"Pekala eski dostum... Konuşalım bakalım neler söyleyeceksin bana..."
"Ya da sen bana neler söyleyeceksin..." diye düzeltti Corax...
Quel-Shin gaddarca gülümsedi. Söyleyeceği her kelimenin Corax için bir bedeli olduğunu o da defalarca kez öğrenmişti. Quel-Shin zırha asla ihtiyaç duymadığından yürürken bile ses çıkmıyordu. Pelerini arkasında savrularak misafirini ağırlamak için odaya girdi. Corax güçlendirilmiş fakat hafif gibi gözüken mitril zırhından çıkan hafif tıkırtılarla odaya girdi ve iki şovalye kapıları kapattılar. Girdikleri odanın iki köşesinden iki büyücü duvarlardan ortaya çıktılar.
Corax büyücülere baktı:
"Burada konuşulanları hiç kimse ama hiç kimse ne büyü ne de başka bir yolla 'Duymayacak!' ya da 'Görmeyecek!'." dedi. İki büyücü birbirine baktı ve kafalarıyla bir selam verip büyü sözlerini söylediler...

...........

Quel-Shin'in vampir hizmetkarı odanın kapısına vurdu ve içeriden bir cevap bekledi. Hiç bir ses gelmeyince kapıya bu kez daha kuvvetli bir şekilde vurdu ve hafifçe kulbuna dokundu. Sonunda kapıyı açtı ve merakla içeriden neden ses gelmediğini anlamak için içeri baktı. Odada hiç kimse yoktu...

Hızla lordunun tabutunun olduğu odaya doğru koşturdu ve ona seslendi. Zihninde lordu onunla konuşmaya başladı:
"Sorun yok çocuğum ben dinlenmeye çekildim. İşlerinin başına dön".
"Elbette lordum. Emirleriniz başım üstüne..." diyerek yeniden hana döndü...

Posted: Wed Dec 03, 2003 8:16 pm
by yeminer
hana corax gelmeden önce bunu fark eden yeminer kendini saklaması için gereken büyüleri çoktan yapmış ve gelenleri beklemeye koyulmuştu. bu esnada kadim dostu ölüm rahibinin hana gelmekte olduğunu anladı ve onu bunun tehlikeleri konusunda uyardı.
*handa corax senin gelmeni bekliyor? ne yapmayı düşünüyorsun" diye sordu lich zihniyle rahibe.
*önemli değil. her zaman bir açıklamamız vardır *der rahip gaddar sesi ile fakat yeminer tatmin olmamıştır. bu konuda corax a güvenilmez rahip senin için bir büyüm var der ve kapı gıcırtısı gibi bir gülümseme koyverir. büyüsüne başlar ve diğer büyülerine göre daha uzun bir büyü yapar.
rahip kendini biraz garip hissetmiştir. sanki tek değilde iki bedene hükmediyordur. her zaman üzerinde olan büyüden korunma özelliği etkin olmaya başlamıştır fakat rahip zihniyle bunu durdurur ve aynı anda iki beden kullanmanın keyfine varır.
*bu büyüyü corax ın büyücülerinin faketmeyeceğini mi düşünüyorsun* der zihniyle ve yine o yeminerin acayip kahkahasını duyar. onlar mı? *güldürme beni scyte * der yeminer.* bu diyarlarda büyüsü benden kudretli birisini tanıyormusun?* *ve sen o adamların coraxın emrinde mi çalışacağını düşünüyorsun?* ve daha sonra scyte hana doğru yoluna devem eder. olacakları biliyordur ve bir ortak tarafından desteklenmektedir.
yeminer ise bu esnada hanın bir köşesinde olacakları izlemek için beklemekte ve kendine yarar sağlayacak bilgiler aramaktadır.