Page 5 of 15
Posted: Sat Jan 16, 2010 5:46 am
by Illyra
"Mithrandir! kararlarınızı yargılamak haddime değil. Bu görev için dahil edilen her bireyin iyi savaşçılar olduğunu düşünüyordum. Fakat bizlerle beraber bir prensesin yolculuğa çıkacak olması!... Bu konuda gereğinden fazla rahat davranıldığını düşünüyorum. Eğer ki Mirkwood Prensesi'nin başına olası bir kaza gelirse, bunun sorumluluğu bizim üstümüze olmayacak mı? Hayatım pahasına, prensesi koruyacağım ve hayatım pahasına görevime kendimi adayacağım! fakat! elf kardeşlerim dışında güvenlerini rahatlıkla kazanamayacağımız iki cüce ve iki insan yetmiyormuş gibi bir de... Kuyutorman Prensesi..."
Adurant, siyah saçlı elfe bir süre baktı yalvaran gözlerlere.
"Lütfen böyle düşünmeyin sevgili kardeşim, benim Kuyutorman prensesi olduğumu göz ardı edin. Karanlık karşısında hangimizin kim olduğunun ne önemi var ki? İzin verin bende geleyim sizinle, elimden geldiğince katkıda bulunur, yardım ederim. Gönlüm el vermez Kuyutorman'a geri dönüp gelecek haberleri beklemeye"
Ardından üzgünce içini çekti kız, mahsun bir şekilde eğdi başını.
Posted: Sat Jan 16, 2010 6:04 am
by Walter
"Ölmekten korkmuyorsa, gelsin hiç kimse bizi onun seçiminden dolayı suçlayamaz." dedi Tumar, mızraklı elfe dönerek "Ayrıca gideceğimiz yer, bir insanların bölgesi Beorların efendisiyle konuşacağız. Üstelik taşıdığım kalkan ise Gondor'un ak ağacını içinde saklar, Kim Gondorluları hoş karşılamazsa kılıcım onun kanıyla parlar." dedi sert bir sesle...
Posted: Sat Jan 16, 2010 6:06 am
by WeS_DeX
Denizyolcusu, Mirkwood Prensesinin bakışlarına dikkatle karşılık verdi. Söylediği sözler, Reiwen'in biraz önceki hararetli konuşmasında aşırıya kaçmış olduğunu bir kez daha hatırlattı elfe. Prensesin sesi oldukça içten gelmişti. Bir prensesten beklenen tüm özellikleri barındırıyordu alımlı görüntüsüyle. Kendi dilinde sakince konuşmaya başladı.
"Prensesim, amacım ve söylediklerim sizi kırmak değildi. Tek düşündüğüm bu karanlık günlerde, bir karanlıkla daha yüzleşmememiz. Kararınızı verdiğinizi görüyorum. Mirkwood'dan buralara kadar onca yolu geride bırakarak gelmişsiniz. Az önce söylediğim bütün sözler, sizi düşündüğüm içindir... kardeşlerimi düşündüğüm içindir, lakin ben hayattayken size kimsenin elini sürmesine izin veremem!" dedi içten bir şekilde. Yine de oldukça tedirgindi. İçten içe derin bir nefes çekti Ã?ıktığın en zorlu göreve hazır ol Reiwen! Başarısız olmak, ya ölümün yada ömrünün sonuna kadar elflerin yüzkarası olman demek düşüncelerinden sıyrıldığında başıyla ufak bir referans yaparak, Boz Gandalf'ın söyleceklerini dikkatle dinlemek için büyücüye yönelmişti fakat Gondor'lu Tumarın söylediklerini işittiği anda insana doğru keskin bir bakış fırlattı.
"Endişelerimi anlamanızı beklemiyordum. Söyledikleriniz kadar yiğitliğinizi de takdir ediyorum! Beornların Efendisiyle konuştuktan sonra asıl amacımıza ulaşmış olacağız ve daha tonlarcasıyla karşılaşacağız. Kimsenin kanı yere akmasın insan efendi! Elf diyarından çıktığımızda bizim size, burada iken ise sizin bize güvenmeniz gerekmektedir. Görevimizin asıl amacı kardeşliktir!" dedi Reiwen, tartışmaya girişmek istemiyordu, hele ki böyle bir yerde hiç, hele ki bir insanla asla.
Posted: Sat Jan 16, 2010 6:16 am
by Bogus
Urithviel tutmuştu kendisini bu zamana kadar, ama daha fazla tutamayacaktı dilinin ucuna kadar gelen sözlerini.
"Tumar!" dedi, kendisi de şaşırarak nasıl sesinin bu kadar yüksek çıktığına.
"Ölmek ne kadar da kolay siz insanlar için. Ne kadar da kabul edilebilir! Heyhat bizler için öyle değil! Bizi bu kadar kolay suçlayamazsın. Sözüm soylu prensesi kapsamıyor belki, hoş bunun ona kalıp savaşmak için daha da büyük nedenler verdiğini yadsıyamam, ama aramızda suçladığın bazı elfler bu karanlıktan uzakta huzurla yaşamak varken zaten burada kalarak ölümsüz hayatlarını riske attılar. Biz senin şart koştuğun şeyi Orta Dünya'nın iyi halkları ile beraber kötülüğe karşı savaşmak için kalarak zaten yerine getirdik!"
Güz Yaprağı sakinleşmesi gerektiğini biliyordu ama ırkının küçümsenmesine de daha fazla göz yumamazdı. Yine de sözleri ile birlikte sesini de yumuşatmayı denedi.
"şu karanlık günlerde yanımda insan, cüce, buçukluk fark etmez hepinizi yuvamın ırzına geçen orklara ve goblinlere yeğlerim. Sizler gibi biz de burada iyilik ve yurt bellediğimiz toprakların selameti için bulunuyoruz. Ölmekten korkan olsaydı çoktan beyaz yelkenli gemilerle bu diyarı insanların savaşına ve hırsına bırakıp giderdi zaten ve hali hazırda gidenler de oldu bile. Eğer ki şüphen varsa hala burada kılıcını, mızrağını ve yayını kaldırmış ırkdaşlarımdan, bunu ya açıkca söyle, ya da tüm bu ithamlarını ırkımız hakındaki cehaletine verip seni affedeyim."
Zümrüt gözlerin içindeki kömürde yakut parçaları parıldıyordu şimdi...
Posted: Sat Jan 16, 2010 6:50 am
by Walter
"Ölüm ne demek bilir misin elf ?" dedi Tumar, korkunç bir soğukkanlılıkla " Ölüm demek geri dönüş demek değil mi sizin için ? Ben ölümü gördüm elf hanımı, öldürken inleyenlerin sesini dinledim, gidip haradrimli insanlar öldürdüm. İnanın bana sizin şarkılarınızdaki gibi hiç şiirsel değildi ölüm vahşetti kandı, orkların arasından, Osgiliath'ın bir kanadını korumak için köprüleri patlattığımızda diğer tarafta kalan askerlerdi ölüm...
"Burada kalmayı büyük bir marifet sanıyorsun, bizim topraklarımız Mordor'un dibinde her seferinde uyandığımızda gördüğümüz daha da artan bir karanlık oluyor. Sen şiir söylerken ormanlarda, biz ölüyorduk elf, lakin en ufak bir şüphede suçlu yine insanlar oluyor, Rohan'a atılan iftiralar örneğin. Siz insanları aşağılayacağınıza onlara dua edin eğer gondor güneyde mordoru tutmamış olsaydı siz şu an siz yok olmuştunuz. Güneyde akan kanlarımız yüzünden hepiniz burada rahatsınız. Görevinizi yaptığınızı söylüyorsunuz ama elinizde Gollum'u bile tutamıyorsunuz !"
Sözlerini yavaştan yükseğe doğru giden bir tonla söylemişti. Derin bir nefes alarak ekledi " O yüzden söylediklerimi sukunetle dinleyin zira söylediğim sözlerin hiçbiri yanlış değildir.
Posted: Sat Jan 16, 2010 7:10 am
by Bogus
"Ölümü bilirim Gondor'lu! Hele ki bu topraklarda sevdiğim, bana yegane yadigarın bile kavuşamadığı bir kurtuluş olduğundan bilirim! Sevdiğim Elf'i Mordor bıçağına kurban verdim ve onun için bir geri dönüş yok, tıpkı ölümün de olmadığı gibi! Biliyorum ölümün ne olduğunu. Ölüm ayrılık demek ve ne olduğunu anlamam için insan olmama gerek yok. O şimdi ondan canını alanlara döndü, onlardan biri oldu ve ben hiç bir şey yapamadım. Sevdiğim düşmanım oldu Gondor'lu... ve seni temin ederim tüm bunlar ben ağaçlarda şiirler şarkılar söylerken olmadı. Elimde yayım düşmanımın karşısında donup kaldığım için oldu. Ondan korktuğum, savaşamadan yenildiğim için oldu."
Urith tutamadı daha fazla akan göz yaşlarını, izin verdi göz pınarlarından akmalarına, ama öyle inatçı bir ateş yanmıştı ki şimdi içine, titretemedi ne nefesini ne de sözlerini akan göz yaşları. Lakin yatışmıştı artık, ve sözlerinin kalanını sakince, fısıldayarak söyledi.
"Gondor'a şükranımız sonsuz ve biz en azından sizin çabanızı takdir ediyoruz. Ölümü ve savaşı bilmemekle itham ettiğin Elf Orta Dünya'nın 3 çağından beri senin köprünün diğer tarafında tutmaya çalıştığın düşmana karşı savaşan ve hatta onu yenmeyi başaran bir neslin, Peredhil'in soyundan geliyor ve son bireyi. Son bir kaç yıldır düşmana en yakın olan sizsiniz ve en sert darbeyi de siz aldınız. Ã?fkeni inkar edemem ve yine haksız diyemem öfkene. Lakin belli ki hala bizi hafife alıyor, 3 çağdır savaştığımız düşmanın karşısında bizi şarkı ve şiirler söylemekle suçluyorsun. Bizi güneyde akan kanlarınızla rahat olmakla itham ediyorsun. Isildur'un Kıyametini bilmeden konuşuyorsun! Binlerce yıl önce atalarımın akan kanından bahsetmiyorsun! Farkında mısın bilmiyorum ama biz zaten KÃ?PRÃ?NÃ?N DİğER TARAFINDA KALANLARIZ!"
Urith göz yaşlarını sildi. Güz bahçesinde açan dikenli bir gül gibydi.
Posted: Sat Jan 16, 2010 7:36 am
by WeS_DeX
Reiwen daha fazla tahammül edemiyordu konuşmalara. Irkına yapılan sözlü saldırıya karşı söylemek zorunda hissettiği kelimeler, Urithviel ve Tumar arasında sert bir tartışmayla konuşuluyordu. Urithviel'in acısının yeniden açıldığını gördüğünde dişlerini olanca gücüyle sıktı. Gondorluya koyu kahverengi gözleriyle tehditkar biçimde bakıyordu. Tek bir kelime söylemeye bile korkmuştu fakat göz yaşları...
"Yeter!" sesinin belkide son elli yıldır hiç çıkmadığı kadar nefretle çıktığını fark etmeden Denizyolcusu konuşmayı bölmüştü "Yeter..." dedi ikinci söyleyişi daha çok hüzünle ve nefretin karışımıyla bir çıkmıştı "Burada, Mithrandir'in karşısındaki bu terbiyesizlikte neyin nesi insan! Herkes haddini bilmeli. Bu günlere kadar gelmemizin sebebini sadece Gondor'lulara mı borçlu olduğumuzu düşünüyorsun!" Reiwen tartışmak istemiyordu ve bunun için elinden gelen bütün çabayı sarf etmişti. "Elflerle aranda bir sorun varsa buralara kadar teşrif etmeseydiniz! Ã?nceden de söylediğim gibi görevimizin amacı kardeşliktir! Bununla bir sorunun varsa bunca yolu boşu boşuna katetdiğini bilmen gerek! Bu tartışma sona ermeli en azından burada olmamalı! Burada konuşulacak bir konu varsa oda zaten önümüze Efendi Elrond tarafından sunulmuştur!" dedi kendisini toparlarken "Ã?nümüzde uzunca bir görev uzanıyor Gondorlu Tumar, bu görev sürecinde her ne derdimiz varsa uzun uzun konuşacak vaktimiz vardır emin ol!"
Posted: Sat Jan 16, 2010 7:56 am
by Walter
" O ismi yüksek sesle söylemeyin. Korkunun gölgesinden gelmiş bir adamım ben atalarımın yaptığıyla değil kendi yaptığımla övünürüm." dedi Tumar sert bir sesle ardından Gandalf'a doğru döndü., "Mithrandir siz söyleyin daha yeni Minas tirith'e geldiğinizde size o belgeleri kim gösterdi. Bana öğretmeye hiçbir zaman yanaşmadığınız eski yazıları. İsildur'u Felaketi ha, İsildur'un varisleri değiliz ki biz. O konuda birilerini suçlayacaksan illaki Kuzeylilerin lideri burada Aragorn'la konuş. Bilgin eksik elf, İsildur ve Anarion, iki kardeş biri arnor diğeri Gondor kralıydı, Neyse konumuz bu değil...."
Diğer mızraklı elfe döndü, küçük cocuklar gibi beğenmiyorsan gelmeseydin tarzı konuşmalar yapan elfe baktı. " Ben sizin aksinize burada Elrond'un çağrısıyla değil Boromir'e haber getirmek için bulunuyorum. Ayrıca, bu görevi kabul etmemin sebebi kardeşlik falan değil, Doğru olanı yapıp bugünlerde iyiliğe yardım etmek için bulunuyorum. Sizinle yola çıkmam, daha önce senin dile getirdiğin gibi benim için bir engel teşkil etmiyor."
Posted: Sat Jan 16, 2010 8:27 am
by Alenthas
Ilthar piposunu yaktı ve pis pis sırıttı. Burası amma eğlenceliymiş yahu diye geçirdi içinden. Kendisinin burada bulunma sebebini hâlâ anlayamamıştı ama bu tartışmayı hiç bir şeye kaçırmazdı. Gloin'e yanaştı ve sessizce "İşiniz yakında bitecek gibi görünüyor, efendi Gloin. Erebor'a yakında dönersiniz herhalde? Sizinle dönmeyi tercih ederim."
Günlerce Ilthar ile birlikte yolculuk etme fikri bile Gloin'in karnına ağrılar girmesine sebep olmuştu. Tartışmayı yarıda keserek herkesin duyması için yüksek sesle cevap verdi "Ne? Sen de mi gitmek istiyorsun? Utanma evladım, yabancı yok burada."
"I...ben...hayır...yani utanmıyorum...istemiyorum."
"Üç-beş orktan korkmuyorsun değil mi?"
"Ben Ilthar Troll Avcısıyım! Üç-beş'i bırak, ordu dolusu ork gelse bana mısın demem!"
"Eh o hâlde elf arkadaşlara eşlik etmek senin için bir sorun olmaz. Yardıma ihtiyaçları var gibi görünüyorlar."
Ilthar iç çekti "Elflerle birlikte mi? şaka yapıyor olmalısın. Sakalımı keserim daha iyi!"
"Nasıl görünürdün acaba..." dedi Gloin kıkırdayarak. Sonra ekledi "Yardıma ihtiyacım olursa diye gönderilmemiş miydin? Eh, al işte. Bu konuda yardıma ihtiyacım var. Hem böyle bir görevde elfler, insanlar, HAH, hatta hobbitler bile giderken bir cücenin olmaması çok yanlış görünür. Hem sen siyasetten hoşlanmıyor musun? Al sana bir şans!"
Ilthar kafasını salladı. "Bunun hesabını vereceksin, Gloin." dedi şakayla karışık. "Pekala." dedi kalabalığa dönerek. "Sizlere katılacağım. Fakat sözlerimi kafanıza kazıyın, eğer tek bir elf bile ters hareket yaparsa hepinizin kulaklarını kesip elinize veririm, ona göre!"
"Anlaşacağımızı hissediyorum, Tumar ... Temur, ya da adın her ne ise, Gondorlu."
Posted: Sat Jan 16, 2010 8:32 am
by Bogus
Urithviel Gondorlu'nun kibirli cehaletine üzüldü ve içinden işte insanlar bu yüzden kaybediyorlar dedi.
"İsildur ve Anarion birlikte yönettiler Gondor'u seni cahil! Gondor'lu değil misin sen? Kimin soyundan geliyorsun? Minas Anor'u ve ağıtlar yaktığın Osgiliath'ın köprüsünü de onlar yaptı! Arnor'un kralı Elendill'di ve bizim elf diyarı Lindon'un yamacında, kuzeyde kurdu ülkesini. Merak etme senden daha iyi biliriz biz kendisini."
Ve tüm bu aşağılanmalar nihayetinde Urith kontrolünü kaybetti.
"Yaptıklarıyla övünecek bir atanız olmadığı için mi kendinizle övünüyorsunuz efendi Tumar!" Urith cümleler ağzından çıkar çıkmaz söylediğinden utandı ve özür dileyen gözlerle Aragorn'a baktı. Ona saygısı sonsuzdu zira...
"Atalarınızı tanıyın önce, sonra bu mevzuyu devam ettirin." dedi Urith ve geri çekildi.
Posted: Sat Jan 16, 2010 8:47 am
by WeS_DeX
Reiwen bütün bu konuşulanlar devam ederken, arkadan çıkan homurtuları duydu hassas kulaklarıyla. Cüceleri gördüğünde ise sadece iç çekiştirerek geçirdi Anlaşılan bir kaç elf düşmanı daha etrafta dolanıyor, sonumuz hayrola... düşünceler zihninden geçerken kısa boyluların konuşmaları bahçeyi sarar olmuştu. O kalın seslerle bunun olmaması zaten şaşırtıcı olurdu. Kendilerine özgü mizah anlayışıyla konuştuktan sonra ırkına göre asil bir görüme sahip olan, daha önce hiç görmediği cücenin Gondor'luya söylediği cümleyi duyduğunda nefesini bıraktı Denizyolcusu.
"Cüceler ve insanlar hakkında söylediklerimde yanılmadığımı kanıtladığına sevindim cüce efendi." dedi sertçe. "Kulaklarımızı kesip elimize verecekmiş... O hantallıkla bize ulaşmanız bile muamma..." sesi daha çok mırıldanma gibi çıksa da cücenin kulağına gittiğini tahmin ediyordu.
Posted: Sat Jan 16, 2010 9:04 am
by Alenthas
Ilthar elfin dediklerini yarım yamalak duymuştu. Ah, işte başlıyoruz...
"Eğer sizin dediğiniz gibi olsaydı, elf efendi, yüz yıl önce ölmüş olmam gerekirdi. Sizin o küçük tahta parçaları benim mithril zırhımı delecek de, ben de göreceğim. Hah! Tanrıların kendileri gelse delemezler bu zırhı." dedi ve sağ elini yumruk yaparak göğsüne vurdu.
"Yanılmamana ben de sevindim, uzun kulak. Eğer ki bir dakika sizden neden nefret ettiğimizi düşünüp kendinize çekidüzen vermeye çalışsaydınız belki de bunları konuşmuyor olurduk. Melankolik tavırlarınız beni çileden çıkartıyor."
Posted: Sat Jan 16, 2010 9:09 am
by Bogus
Urith kıvılcımlar saçan bir orman yangını gibi öfkesini yaymaya başlamıştı ve karşısına cüceler çıkınca da sakınmadı lafını.
"Zırhınızla işimiz olmaz cüce Efendi, cesedinizle birlikte toprağa vermemek için alıkoymaktan başka, zira gözlerinizde ve alnınızın çatında göremiyorum övündüğünüz bu meşhur zırhınızdan!"
Dedi ve bu sefer zümrüt gözlerinde hiç bir ışık oynamıyordu, soğuk ve donuk bir bakış vardı Urithviel'in.
Posted: Sat Jan 16, 2010 9:22 am
by Alenthas
Ilthar kahkaha attı. "Göreceğiz elf." dedi. Bir cüceden beklenmeyecek çeviklikle belindeki fırlatmalık baltayı çıkartıp parmakları arasında çevirdi ve aynı hızla yerine koydu. "Göreceğiz..."
Posted: Sat Jan 16, 2010 9:31 am
by WeS_DeX
"Melankolik tavırlarımız..." dedi ve ekledi Reiwen "Merak etmeyin cüce efendi! Bizlerde sizlerin gürültü saçmaktan başka bir işe yaramayan sesinize tahammül edemiyoruz." sonrasında olan olayların bıraktığı etkiyle, kanlı bir gülümseme yerleştirdi suratına Gondorlu Tumar'a bakarak, kısa boyluya söylüyordu sözünü "şu gördüğünüz mızrak, bu güne kadar beni hiç yanıltmadı, sizin zırhınız üzerinde de yanıltmayacağına emin olabilirsiniz." dedi. Denizyolcusu tehditkar konuşmalar yapmaktan hoşlanmazdı fakat sinirleri gerilmiş ve söylediği sözlerde mantık aramadan kimi zaman konuşmuştu. "Emin olabilirsiniz..." dedi son kez sessizce.