FRP'de türkçeleşme...
-
Artex_Croma
- Kullanıcı

- Posts: 574
- Joined: Fri Jul 01, 2005 10:00 am
- Location: istanbul
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
cok guzel soylemissin, hos bir dusunce.. begendim acikcasiFirble wrote: Hadi sadece büyü için yaratılmış bir dil olsa bir yere kadar... O nedenle ben büyücü olsam büyüleri Türkçe kullanmak beni rahatsız etmezdi... Olmazsa büyüler anlaşılmasın isteyen büyücüler onları Türkçede de anlaşılmaz yapabilirler... Ã?rneğin zıplama Tavşan Ayağı diye isimlendirilebilir. Tabii biraz uzun düşünülüp hem anlamı veren hem de gizleyen daha güzel isimler de bulunabilir. İlla uğraşılmak istenilirse...
evet de eski ingilizce, farsca arapca gibi alakasiz dillerin karmasi deil. o mantikla bakarsak turkceye cevrilirken gunumuzde kullanilmayan ozturkceye gidilmeli, azericeye kirgizcaya benzer bi turkce kullanilmali. farsca arapca (osmanlica mi demek gerekir) eski turkce deil. bn bunu anlatmaya calisiyorum. osmanlica sozde kullanilan dil, saray dili. anadolu halki saf turkce konusuyordu eskidenArtex_Croma wrote:Orjinal DnD kitaplarında da günlük ingilizcede kullanılmayan bir çok kelime mevcut. Eski kelimeler ağırlıklı.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Saptamanı tebrik etmek istiyorum. Neresinden dalsam yarar atarım bu lafları da nerden başlasam aceba?Possessed wrote:evet de eski ingilizce, farsca arapca gibi alakasiz dillerin karmasi deil. o mantikla bakarsak turkceye cevrilirken gunumuzde kullanilmayan ozturkceye gidilmeli, azericeye kirgizcaya benzer bi turkce kullanilmali. farsca arapca (osmanlica mi demek gerekir) eski turkce deil. bn bunu anlatmaya calisiyorum. osmanlica sozde kullanilan dil, saray dili. anadolu halki saf turkce konusuyordu eskiden
Biiiiir: Eski İngilizce de Modern İngilizce de Almanca, Latince, İtalyanca ve Fransızca gibi dönemin güçlü dillerinden oluşmuş bir nevi karma dildir. Başlangıcı belli değildir. Yamuk yumuk bir dildir. Aniden ortaya çıkmıştır(çok detaylı bilgim yok ama geçmişi bin yıllık filan olan karma bir dil, Dil Bilimci arkadaşlar varsa onlar biliyorlardır).
Azerice ve Kırgızca'ya benzer dil nasıl oluyor da Öz Türkçe oluyor? Onlar da zaman içinde değişmiş değil mi? Onlar -daş yerine -taş mı kullanıyorlar, ben yerine men mi diyorlar? Belki Özbekçe diyebilirdin o daha mantıklı olabilirdi. Git Orta Asya'daki Türk ülkelerine bak bakalım Öz Türkçe mi bilen çok Rusça mı bilen çok.
Osmanlıca sözde kullanılan dil, saray dili diyorsun, Anadolu halkı saf Türkçe konuşuyor diyorsun ya(bu arada "Saf Türkçe" dediğin şeyin tanımını bir ara yap da ben de yeni bir kavram öğrenmiş olayım) bunlarla ilgili tam olarak bilgin nereden gelmektedir? Benim okuduğum Orta Ã?ağ dönemi Avrupalı seyyahların seyahatnamelerinde nedense Anadolu'nun dili çoklukla Osmanlıca olarak anılıyor. Adamlar bir miktar Osmanlıca olunca memleketin geri kalanıyla anlaşabiliyorlarmış. Yani Anadolu'daki herkes hem "Saf Türkçe" hem de "Osmanlıca" mı biliyor? Makul olabilir, ama benim kafama çok yatmadı.
Neyse, sonuçta bunlar benim görüşlerim. Çok enterese etmeyebilir ama söylediklerinin çok geçerli olduğunu düşünmüyorum maalesef.
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
"When you see filth, call it filth"
Birbiri ile çelişen bilgilerimiz olduğunda bu bilgileri edindiğimiz kaynakları vermemiz daha doğru olur bence... Benim de bildiğim Anadoluda Osmanlıca denilen ağdalı dilin konuşulmadığı... Klasik Türkçenin konuşulduğu... Hatta bu nedenle dil devriminin bu kadar kolay olduğu yönünde...
Bu konudaki en önemli kanıt ise sanırım halk ozanları...
Halk ozanları ve halk türkülerinde arapça ve farsça kelimeler çok fazla değildir...
Arapça ve farsça bildiğim kadarıyla bugünkü ingilizcede olduğu gibi halka inmeyi halka kelimelerini geniş anlamda benimsetmeyi başaramadı...
Hatta bu yine bildiğim kadarıyla 80ler öncesinde ingilizce için bile geçerli... Belli kelimelerin bile değiştirilip kullanıldığını duymuşsunuzdur. Demokrat ın Demirkırat yapılması gibi...
O nedenle büyücüler daha eski Türkçeye yönelebilirler belki de... Bu da gereksiz bence... Bugünkü Türkçe neyimize yetmiyor?
İlla ilginçlik isteniyorsa.. Ölü dillerden veya sadece Arapça Farsçadan değil Latince Sanskritçe Ã?inceden de kelimeler alınıp hiçbir kelimesi anlaşılmayan isimler yaratılabilir.
Bu konudaki en önemli kanıt ise sanırım halk ozanları...
Halk ozanları ve halk türkülerinde arapça ve farsça kelimeler çok fazla değildir...
Arapça ve farsça bildiğim kadarıyla bugünkü ingilizcede olduğu gibi halka inmeyi halka kelimelerini geniş anlamda benimsetmeyi başaramadı...
Hatta bu yine bildiğim kadarıyla 80ler öncesinde ingilizce için bile geçerli... Belli kelimelerin bile değiştirilip kullanıldığını duymuşsunuzdur. Demokrat ın Demirkırat yapılması gibi...
O nedenle büyücüler daha eski Türkçeye yönelebilirler belki de... Bu da gereksiz bence... Bugünkü Türkçe neyimize yetmiyor?
İlla ilginçlik isteniyorsa.. Ölü dillerden veya sadece Arapça Farsçadan değil Latince Sanskritçe Ã?inceden de kelimeler alınıp hiçbir kelimesi anlaşılmayan isimler yaratılabilir.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
the slayer
- Kullanıcı

- Posts: 13
- Joined: Thu Jun 29, 2006 10:00 am
Buna benzer "kurtulmak" ta var. Sanırım gnoll tanrısı. Ama bu türkçeye çevirme değil. Fantezi dünyasında farklı dillerden isimler kullanılmış. Latin birisi de Vampire'daki terimleri görünce bizimle aynı tepkiyi veriyor. Yani bunlar Greyhawk'ı yaratan adamların bulduğu orjinal isimler.SacoKhan wrote:Peki goblinlerin tanrısı Maglubiyet buna ne diyeceksiniz.
Buradan da görüyoruzki frp zaten türkçeleşiyor. bizim bişi yapmamıza gerek yok
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
Firble bi on aciklama yapmis beni destekleyen. Bn de acaba yanlis mi biliyorum diye biraz arastirdim ve arastirmalarimin sonuclarini acikliyayim dedim.occultsearcher wrote: Saptamanı tebrik etmek istiyorum. Neresinden dalsam yarar atarım bu lafları da nerden başlasam aceba?
Biiiiir: Eski İngilizce de Modern İngilizce de Almanca, Latince, İtalyanca ve Fransızca gibi dönemin güçlü dillerinden oluşmuş bir nevi karma dildir. Başlangıcı belli değildir. Yamuk yumuk bir dildir. Aniden ortaya çıkmıştır(çok detaylı bilgim yok ama geçmişi bin yıllık filan olan karma bir dil, Dil Bilimci arkadaşlar varsa onlar biliyorlardır).
Azerice ve Kırgızca'ya benzer dil nasıl oluyor da Öz Türkçe oluyor? Onlar da zaman içinde değişmiş değil mi? Onlar -daş yerine -taş mı kullanıyorlar, ben yerine men mi diyorlar? Belki Özbekçe diyebilirdin o daha mantıklı olabilirdi. Git Orta Asya'daki Türk ülkelerine bak bakalım Öz Türkçe mi bilen çok Rusça mı bilen çok.
Osmanlıca sözde kullanılan dil, saray dili diyorsun, Anadolu halkı saf Türkçe konuşuyor diyorsun ya(bu arada "Saf Türkçe" dediğin şeyin tanımını bir ara yap da ben de yeni bir kavram öğrenmiş olayım) bunlarla ilgili tam olarak bilgin nereden gelmektedir? Benim okuduğum Orta Ã?ağ dönemi Avrupalı seyyahların seyahatnamelerinde nedense Anadolu'nun dili çoklukla Osmanlıca olarak anılıyor. Adamlar bir miktar Osmanlıca olunca memleketin geri kalanıyla anlaşabiliyorlarmış. Yani Anadolu'daki herkes hem "Saf Türkçe" hem de "Osmanlıca" mı biliyor? Makul olabilir, ama benim kafama çok yatmadı.
Neyse, sonuçta bunlar benim görüşlerim. Çok enterese etmeyebilir ama söylediklerinin çok geçerli olduğunu düşünmüyorum maalesef.
1. Tabii ki hangi dil saf kalmistir, ingilizce de cok evre gecirmis, cok dille karismis ancak ilk ingilizce (eski ing. dedik) anglo sakson dilidir. İngilizce, Germen kökenli bir olup Kavimler Göçüyle yer değiştirmiş Germen kavimlerinin Britanya adalarında yaşayan Keltleri sürerek adaya ve adalara getirdirleri dildir. Adını Angıllar ve Saksonlar'dan almıştır. Bu kavimler dillerine "englic" demişlerdir. Ztn kokeni germen dili, ing. almancayla karismamis. DIger diller de sonradan etkilemis.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngilizce
burada yaziyor. Turkce de ilk turkce deil, uzerinden binlerce dil gecmis. Ona bakarsaniz turkcenin kokeni Mayalara kadar uzaniyor, ortak 100den fazla kelime ve deyim vardir. Yani daha da eskiye gidersek Mu uygarligina kdr gidiyor yani yaklasik 15000 yil oncesine. Ataturkun arastirmalaridir bunlar.
http://gulperi.tripod.com/bilinmeyen/mu-uygarligi.htm
burdan bakabilirsiniz, sonlara dogru.
Ben orda azerice kirgizca derken turkceye ornek olsun diye dedim, onlar daha saf demedim; ama gunumuz turkcesinden daha yakin oldugu kesin.
2.Osmanli doneminde halk kesinlikle turkce kullaniyordu, osmanlica saray diliydi.
Bunu anlamanin en guzel yolu o gunun eserlerine bakmaktir. Divan siirleri tamamen osmanlicadir, halk siirleri de halk dili olan turkcedir.
http://www.yagmurdergisi.com.tr/konu_go ... =12&sid=22
burda divan siirinin niye halktan kopuk oldugu aciklar. Cunku divan siiri tamamen arapca ve farsca karisimi olmustu bu da onu anlasilmaz kiliyordu. Dusunsenize anlamak icin hem farsca hem arapca hem de turkce bilmek zorundasiniz.
http://72.14.221.104/search?
q=cache:wbTj8k6NJmgJ:www.aof.edu.tr/kitap/IOLTP/2273/unite05 ... =clnk&cd=7
burda da 14.sayfada 5.maddedeki paragraf deginmis divan siirine.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4% ... k%C3%A7esi
burada da osmanlicayi aciklamis
http://72.14.221.104/search?q=cache:bO2 ... =clnk&cd=9
burada da halk siirini anlatiyor
genelde link verdim cunku buraya onlari yazmak cok yer kaplayacak, ama sonuc olarak sunu cok rahatlikla soyleyebilirim :
osmanlica halka cok agir geliyordu, kendi dilleri olan turkceyi kullandilar; ama devlet adamlari karmasik dil olan osmanlicayi tercih ettiler, aydinlar da arapca-farsca sentezini begenerek eserlerinde kullandilar. Halk osmanlica bilmiyor, bu yuzden halk ile saray arasi cok acilmistir. Saraylilar suslu konusmayi marifet sanmislar. Hatta 'lisan-i turkce' demisler halk diline ve avam tabakasinin dili diye ezmisler.
Azerilerle dilimizin yakin olusu da anadolu halkinin azericeye yakin bi turkce kullanmasi, onlarin dili bizim dilimizden daha yakin orta asya turkcesine.
Milli egitim bakanliginin turk dili ve edebiyati lise 3 kitabini acarsaniz cok guzel anlatiyor.
Zaten cok basit bir sey soyleyeyim. Divan siirini okudugunuzda mi daha cok bi seyler anliyorsunuz yoksa halk siirini mi?
daha cok yazi buldum da bu kdr yeter herhalde. Yanlis anlamayin da eger tarih ve turkce dersini biraz daha dikkatli dinleseydiniz benim bunlari pek anlatmama gerek kalmazdi..
occoultsearcher yardimci olabildim mi? avatarin da guzelmis, 'the truth is out there' x-files mi izliyosun
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Yav abi şimdi demagoji yapmış gibi olcam, çok da hazzetmem bundan. Amma ve lakin:Possessed wrote:Firble bi on aciklama yapmis beni destekleyen. Bn de acaba yanlis mi biliyorum diye biraz arastirdim ve arastirmalarimin sonuclarini acikliyayim dedim.
1. Tabii ki hangi dil saf kalmistir, ingilizce de cok evre gecirmis, cok dille karismis ancak ilk ingilizce (eski ing. dedik) anglo sakson dilidir. İngilizce, Germen kökenli bir olup Kavimler Göçüyle yer değiştirmiş Germen kavimlerinin Britanya adalarında yaşayan Keltleri sürerek adaya ve adalara getirdirleri dildir. Adını Angıllar ve Saksonlar'dan almıştır. Bu kavimler dillerine "englic" demişlerdir. Ztn kokeni germen dili, ing. almancayla karismamis. DIger diller de sonradan etkilemis.
http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngilizce
burada yaziyor. Turkce de ilk turkce deil, uzerinden binlerce dil gecmis. Ona bakarsaniz turkcenin kokeni Mayalara kadar uzaniyor, ortak 100den fazla kelime ve deyim vardir. Yani daha da eskiye gidersek Mu uygarligina kdr gidiyor yani yaklasik 15000 yil oncesine. Ataturkun arastirmalaridir bunlar.
http://gulperi.tripod.com/bilinmeyen/mu-uygarligi.htm
burdan bakabilirsiniz, sonlara dogru.
Ben orda azerice kirgizca derken turkceye ornek olsun diye dedim, onlar daha saf demedim; ama gunumuz turkcesinden daha yakin oldugu kesin.
2.Osmanli doneminde halk kesinlikle turkce kullaniyordu, osmanlica saray diliydi.
Bunu anlamanin en guzel yolu o gunun eserlerine bakmaktir. Divan siirleri tamamen osmanlicadir, halk siirleri de halk dili olan turkcedir.
http://www.yagmurdergisi.com.tr/konu_go ... =12&sid=22
burda divan siirinin niye halktan kopuk oldugu aciklar. Cunku divan siiri tamamen arapca ve farsca karisimi olmustu bu da onu anlasilmaz kiliyordu. Dusunsenize anlamak icin hem farsca hem arapca hem de turkce bilmek zorundasiniz.
http://72.14.221.104/search?
q=cache:wbTj8k6NJmgJ:www.aof.edu.tr/kitap/IOLTP/2273/unite05 ... =clnk&cd=7
burda da 14.sayfada 5.maddedeki paragraf deginmis divan siirine.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4% ... k%C3%A7esi
burada da osmanlicayi aciklamis
http://72.14.221.104/search?q=cache:bO2 ... =clnk&cd=9
burada da halk siirini anlatiyor
genelde link verdim cunku buraya onlari yazmak cok yer kaplayacak, ama sonuc olarak sunu cok rahatlikla soyleyebilirim :
osmanlica halka cok agir geliyordu, kendi dilleri olan turkceyi kullandilar; ama devlet adamlari karmasik dil olan osmanlicayi tercih ettiler, aydinlar da arapca-farsca sentezini begenerek eserlerinde kullandilar. Halk osmanlica bilmiyor, bu yuzden halk ile saray arasi cok acilmistir. Saraylilar suslu konusmayi marifet sanmislar. Hatta 'lisan-i turkce' demisler halk diline ve avam tabakasinin dili diye ezmisler.
Azerilerle dilimizin yakin olusu da anadolu halkinin azericeye yakin bi turkce kullanmasi, onlarin dili bizim dilimizden daha yakin orta asya turkcesine.
Milli egitim bakanliginin turk dili ve edebiyati lise 3 kitabini acarsaniz cok guzel anlatiyor.
Zaten cok basit bir sey soyleyeyim. Divan siirini okudugunuzda mi daha cok bi seyler anliyorsunuz yoksa halk siirini mi?
daha cok yazi buldum da bu kdr yeter herhalde. Yanlis anlamayin da eger tarih ve turkce dersini biraz daha dikkatli dinleseydiniz benim bunlari pek anlatmama gerek kalmazdi..
occoultsearcher yardimci olabildim mi? avatarin da guzelmis, 'the truth is out there' x-files mi izliyosunben de cok sewerim
İngilizce'nin abuk sabuk saçma salak bir dil olduğu konusunda hemfikiriz herhalde. Ama senin ilk mesajında bahsettiğin(D&D kitaplarında kullanılan) eski İngilizce ile son mesajında bahsettiğin eski İngilizce farklı şeyler. D&D kitaplarında kullanılan İngilizce ortaçağda kullanılan dil. Hani Shakespeare İngilizcesi filan derler ya. O. Tee Cermenlere dönmeye gerek yok. Ki ayrıca Wiki'nin Türkçe versiyonuna gram itimadım yoktur. Saçma salak açıklamalarını ve yazdıkları EFSANEVİ şeyleri gördüm.
Varlığı ciddi şekilde tartışmalı bir uygarlık olan Mu'ya herhangi bir bilimsel veri dayandırılması mümkün görünmemektedir. Netekim Atatürk başlangıçta bu cins bir Milliyetçilik gerçekleştirmek istemiş, Güneş Dil teorisini filan ortaya koymuş fakat ardından aslında bir hata yaptığını fark edip hızla bundan dönmüştür. şimdi kaynağımı açıklamazsam ayıp olacak. Ama bi kamyon şey okuduğum için ve şu anda spontane bir araştırma yapıp yazmadığım için bir kaynak vermem pek olası değil. Zaten bilimsel bir makale yazmıyorum. Çok derin ve çok gerçekçi mi söylediklerim bilmem. Forumdaki tüm mesajlar gibi yazanın izlenimleri ve bilgi derinliği yani(Yani, evet, cahilim).
Sadece şiir ile bir dilin incelenmesi de bana çok makul gelmiyor. şu anda yazılan şiirlerdeki dil farklılıkları göz önüne alınınca niçin makul gelmediğini fark edebilirsiniz sanırım.
He ama bir konuda hata yapmış olabilirim. Bu Avrupalı Seyyahlar Anadolu'ya geldiklerinde hem sarayda hem ülkede kullanılan dilin "Turkish" olduğunu söylerler "Ottoman" değil. Zaten bu herifler imparatorluğa da "Turkish Empire" derler, "Ottoman" değil. Orada ufak tefek problemler yaşanıyor olabilir.
Osmanlıca - "Saf Türkçe" karşılaştırmanı eleştirmek durumunda direniyorum inatla. Bunun sebebi de şu:
Günümüzde kullanılan edebiyata bir bak. Normalde insanlar bu dili hayatlarında kullanmıyorlar. Divan edebiyatı dediğimiz şey günümüzün ağır abilerinin yazdığı edebiyata(Yaşar Kemal örneğin) denk düşerken, halk şiiri dediğimiz şey de arabesk şarkıcılarının süper eserlerine denk düşmektedir. Evet halk, arabesk şarkıcılarının dilini kullanmaktadır ama asıl dil "öteki"dir.
Saraylıların avam dilini ezdiğini de söylemişsin. Kusura bakma, ben de şu anda halkın kullandığı dili eziyorum. Büyük ihtimalle siz de beğenmiyorsunuzdur zaten.
Lise kitabına değil başka bir kitaba göndermiş olsan, neyse ama asla Milli Eğitimin "Resmi Tarih" ve "Resmi Dil" vb vb vb safsatalarına inanmayınız. Bir kısmı doğrudur bir kısmı yanlıştır. Akla kara daha sonra anlaşılabilmektedir.
Lisedeki tarih hocamın bana öğrettiği yegane şeyi yineleyebilirim: "Tarih zamanlar ve olaylardan mürekkep bir şey değildir ve asla olmamıştır. Tarihin güzelliği olaylar arasında sebep-sonuç ilişkileri kurmaktadır."
Türkçe derslerine hiçbir sözüm yok. Ben Türkçe'yi bildiğimi üniversitede fark ettim. Lisedeki Türkçe hocalarım da hiçbir zaman bana Türkçe biliyormuşum muamelesi yapmadılar.
Yanlış anlama güzel kardeşim, seninle hakikaten bir derdim yok. Da işte nedense argümanlarını çok doğru bulmuyorum. Büyük ihtimalle haklısındır da ben eski kafalı inatçının tekiyim işte, ne yapcaksın...
Bütün cevabı sana vermiş gibi oluyorum ama yazının içinde Firble'ın argümanlarına karşı-argümanlarım da bulunabilir sanırım. Yani tamamen sanıyorum bunu, bilinçli yazmadım
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
"When you see filth, call it filth"
-
Possessed
- Site Çizeri
- Posts: 958
- Joined: Mon Mar 13, 2006 10:00 am
- Location: Tanrilarin Unuttugu Yerden...
- Contact:
saraylilarin avam tabakasinin dili dedigi dil turkcedir, yani su anda kullandigimiz dili mi eziyorsun? orda bi anlasmazlik var. Osmanlica belirttigim gibi suslu oldugu icin, saraylilar bu suslu ve anlasilmaz dili begenmisler ve sade bir turkce kullanan halki ezmisler.occultsearcher wrote:Osmanlıca - "Saf Türkçe" karşılaştırmanı eleştirmek durumunda direniyorum inatla. Bunun sebebi de şu:
Günümüzde kullanılan edebiyata bir bak. Normalde insanlar bu dili hayatlarında kullanmıyorlar. Divan edebiyatı dediğimiz şey günümüzün ağır abilerinin yazdığı edebiyata(Yaşar Kemal örneğin) denk düşerken, halk şiiri dediğimiz şey de arabesk şarkıcılarının süper eserlerine denk düşmektedir. Evet halk, arabesk şarkıcılarının dilini kullanmaktadır ama asıl dil "öteki"dir.
Saraylıların avam dilini ezdiğini de söylemişsin. Kusura bakma, ben de şu anda halkın kullandığı dili eziyorum. Büyük ihtimalle siz de beğenmiyorsunuzdur zaten.
Karagoz-hacivat filmini izledin mi? iste orda konusulan halk turkcesi, anadolu turkcesi. Tabii doguya gittikce biraz degisiyor. Istanbul turkcesi de o halk turkcesinin gelismis versiyonu. Osmanlica bitti artik, sadece birkac kelime kaldi ondan.
O ingilizce tartismasi da ben birine yazmistim, eski ingilizcenin kokeni osmanlicaya benzemez diye. DnDdeki ingilizce hangi donemin ingilizcesidir bilmiyorum.
yok ztn kisisel algilamiyorum, biz burda bi konu uzerine tartisiyoruz. Fikirlerimizi acikliyoruz. Ben de bu konuya cok hakim deilim, arastiriyorum. AMa konudan biraz sapiyor gibiyiz, konu osmanlica-turkce arasindaki farklar deil, yawas yawas tartismayi bitirelim istersen.
son kez sunu yinelemek istiyorum. Ben DnDde turkcelesmeye karsi degilim, arapca-farscadan cok turkce kullanma taraftariyim. Mistiklik acisindan haklisiniz; ama bence daha guzel olabilir.
I am Lord Amean, The King of North, Leader of Zederus..
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
şimdi şu anda bir grup insanın kullandığı dili eziyorum.
şöyle ki, bir tarihi aralığa o tarihi aralık değil başka bir zamanın ahlaki anlayışlarıyla bakmak çok doğru değil. Biz nispeten düzgün Türkçe konuşan bir grup olarak şu anda bir grup insan tarafından konuşulan "saçma salak" dili eleştirmiyor, ezmiyor muyuz? Ben bunu diyorum yalnızca.
Ve haklısın, konudan sapmaya doğru hızla son sürat ve hatta "peygamber vitesi" ile gidiyoruz.
Ya ben en başından beri karşıyım gibi mi algılanıyorum. Ã?yle bir hava var(sırf sende değil, birader).
Vallaha billaha karşı değilim Türkçe FRP'ye. Ama bence bu iş öyle D&D'yi çevirmekle olacak bir şey de değil pek. Daha kökten çözümler bulmak lazım sanki. şimdi o çözümlerin ne olduğunu sormayın, bilmiyorum.
şöyle ki, bir tarihi aralığa o tarihi aralık değil başka bir zamanın ahlaki anlayışlarıyla bakmak çok doğru değil. Biz nispeten düzgün Türkçe konuşan bir grup olarak şu anda bir grup insan tarafından konuşulan "saçma salak" dili eleştirmiyor, ezmiyor muyuz? Ben bunu diyorum yalnızca.
Ve haklısın, konudan sapmaya doğru hızla son sürat ve hatta "peygamber vitesi" ile gidiyoruz.
Ya ben en başından beri karşıyım gibi mi algılanıyorum. Ã?yle bir hava var(sırf sende değil, birader).
Vallaha billaha karşı değilim Türkçe FRP'ye. Ama bence bu iş öyle D&D'yi çevirmekle olacak bir şey de değil pek. Daha kökten çözümler bulmak lazım sanki. şimdi o çözümlerin ne olduğunu sormayın, bilmiyorum.
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
"When you see filth, call it filth"
Tartışma farklı bir boyut alıyor. Ama güzel de bir tartışma eğer talep olursa bölüp devam ederiz...
Açıkçası kendim için konuşayım.. Aşağı kesimin konuştuğu Türkçeyi ben ezmiyorum.
Eğer bahsettiğimiz Naapıyon sen len? tipi sözlerin edildiği Türkçeyse her dilde samimi konuşulurken bu sözler edilir ben de samimi ortamlarda bu tip konuşmanın gayet güzel olduğunu düşünüyorum.
Aynı şekilde Babo nasilsen ya da Uyy uşağum tipi konuşmalar da yörelere özgü olduğundan beni rahatsız etmiyor hatta hoşuma gidiyor. Ã?ünkü insanlara geldikleri bölgelerden bir şeyler katıyor.
Açıkçası bana Real bir konsensusa varmadan önce observation side dın da sanırım idealarını almalı tarzı konuşmadan daha çok rahatsız oluyorum...
Ve bana bu tıpkı zamanında arapça farsçayı dile karıştırmak gibi geliyor.. Açıkçası bu tip bir şeyin yapılmasına tamamen ingilizce konuşulmasını tercih ederim... O zamanlarda tamamen arapça veya farsçayla konuşmak daha tutarlı olurdu gibi geliyor bana...
Sonuta bugün o kelimelerden çok azı kaldı değil mi? Baki, Sada, Fuzuli gibi sözcükler bile biraz zorlama kullanılan kelimeler...
Bilimsel yazı olmasa da kaynak belirtmek bence sorun olmaz... Zaten bilimsel yazıda satırına kadar bilgi isteniyor.. En azından bizim okul ödevlerinde öyle...
Özellikle Osmanlı Dönemindeki Avrupalı Seyyahları merak etti. Benim bildiğim pek seyyah yok.. Bildiklerim genelde İstanbula uğruyorlar... Anadoluyu gezen ve iki tarafın dilinden de yazılarında bahseden Avrupalı ya da Türk seyyah ( sanırım Türk katip çelebi olabilir. Kitabını bulursam bakarım. ) onun fikirlerini bir yerden bulup okumayı isterim.
Okulda öğretilenlerin yanlışlığına gelince... Bugüne kadar okulda öğretilmiş birçok şeyin yanlış olduğunu öğrencim ama ( 1den 2 çıkartılamazla başladı) ama bu konuda henüz okuldaki kitapların yanıldığını ilişkin bir şeye rastlamadım.. Dediğim gibi kitap ismi de olsa bir kaynak iyi olurdu.
Açıkçası kendim için konuşayım.. Aşağı kesimin konuştuğu Türkçeyi ben ezmiyorum.
Eğer bahsettiğimiz Naapıyon sen len? tipi sözlerin edildiği Türkçeyse her dilde samimi konuşulurken bu sözler edilir ben de samimi ortamlarda bu tip konuşmanın gayet güzel olduğunu düşünüyorum.
Aynı şekilde Babo nasilsen ya da Uyy uşağum tipi konuşmalar da yörelere özgü olduğundan beni rahatsız etmiyor hatta hoşuma gidiyor. Ã?ünkü insanlara geldikleri bölgelerden bir şeyler katıyor.
Açıkçası bana Real bir konsensusa varmadan önce observation side dın da sanırım idealarını almalı tarzı konuşmadan daha çok rahatsız oluyorum...
Ve bana bu tıpkı zamanında arapça farsçayı dile karıştırmak gibi geliyor.. Açıkçası bu tip bir şeyin yapılmasına tamamen ingilizce konuşulmasını tercih ederim... O zamanlarda tamamen arapça veya farsçayla konuşmak daha tutarlı olurdu gibi geliyor bana...
Sonuta bugün o kelimelerden çok azı kaldı değil mi? Baki, Sada, Fuzuli gibi sözcükler bile biraz zorlama kullanılan kelimeler...
Bilimsel yazı olmasa da kaynak belirtmek bence sorun olmaz... Zaten bilimsel yazıda satırına kadar bilgi isteniyor.. En azından bizim okul ödevlerinde öyle...
Özellikle Osmanlı Dönemindeki Avrupalı Seyyahları merak etti. Benim bildiğim pek seyyah yok.. Bildiklerim genelde İstanbula uğruyorlar... Anadoluyu gezen ve iki tarafın dilinden de yazılarında bahseden Avrupalı ya da Türk seyyah ( sanırım Türk katip çelebi olabilir. Kitabını bulursam bakarım. ) onun fikirlerini bir yerden bulup okumayı isterim.
Okulda öğretilenlerin yanlışlığına gelince... Bugüne kadar okulda öğretilmiş birçok şeyin yanlış olduğunu öğrencim ama ( 1den 2 çıkartılamazla başladı) ama bu konuda henüz okuldaki kitapların yanıldığını ilişkin bir şeye rastlamadım.. Dediğim gibi kitap ismi de olsa bir kaynak iyi olurdu.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Babacım ben samimi konuşmaya bir şey demiyorum.
Demem mümkün de değil çünkü ben zaten anormal yavşak konuşan bir adamım. Ama şimdi (evet hemen şimdi) gidip bir kral tv filan açın. 15 dakika filan izleyin ortalama.
İşte ben oradaki dille takıntılıyım.
He, öyle "Hocam bu paper'ın bi deadline'ı var mı?" tadındaki konuşmalar beni de rahatsız eder.
Dilden bahsedip bahsetmediğini çok net hatırlamamakla beraber "At Sırtında Anadolu", evet bir Avrupalı'nın Anadolu'yu seyahat etmesini anlatır. Kendi günlüğü/seyahatnamesidir bu. Ve o ilk ve tek de değildir. İstanbul dışında Anadolu'yu gelmiş gezmiş bir grup oryantalist seyyah vardır.
Demem mümkün de değil çünkü ben zaten anormal yavşak konuşan bir adamım. Ama şimdi (evet hemen şimdi) gidip bir kral tv filan açın. 15 dakika filan izleyin ortalama.
İşte ben oradaki dille takıntılıyım.
He, öyle "Hocam bu paper'ın bi deadline'ı var mı?" tadındaki konuşmalar beni de rahatsız eder.
Dilden bahsedip bahsetmediğini çok net hatırlamamakla beraber "At Sırtında Anadolu", evet bir Avrupalı'nın Anadolu'yu seyahat etmesini anlatır. Kendi günlüğü/seyahatnamesidir bu. Ve o ilk ve tek de değildir. İstanbul dışında Anadolu'yu gelmiş gezmiş bir grup oryantalist seyyah vardır.
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
"When you see filth, call it filth"
D&D yi çevirmekle olmaz. Hatta D&D bile çevrilmiyor. Yani şimdi ben bu tip konulara pek mesaj bırakmamakta direnirim genelde. Neden diye soracak olursanız;occultsearcher wrote: Vallaha billaha karşı değilim Türkçe FRP'ye. Ama bence bu iş öyle D&D'yi çevirmekle olacak bir şey de değil pek. Daha kökten çözümler bulmak lazım sanki. şimdi o çözümlerin ne olduğunu sormayın, bilmiyorum.
*Fantastik rol yapma oyunları, fantastik kurgu yayınları çıkaran yayınevlerinin ve bu yayınevlerinin bünyesinde barındırdığı çevirmenlerin hızına yetişebileceğinden çok daha mobilize biçimde ilerliyor. Yeni çıkan ingilizce kitapları takip etmekte güçlük çekiyoruz, bu konuda kimsenin itirazı olmaz heralde.
*İşin birde parasal boyutu var tabii. Hiçbir yayınevi para getirmeyen iş ile uğraşmak istemez. Phoenix Kitabevi Editörü Tamer Bey ile geçen ikili diyaloglarımızdan birinde kendisi bana Phoenix Kitabevinin yayın hayatına fantezi edebiyatı ile başladığını, ama sonradan mali sıkıntılardan ötürü siyasal kitaplar çıkarmaya yöneldiğinden bahsetti. Ayrıyeten bir dönem yine iletişim içersinde olduğumuz Ankira Kitabevi mali açıdan oldukça muzdaripti. Ã?ünkü bu oyun bir hobi. Dolayısıyla herkesin ilgilenebileceği birşey değil. Ayrı taraftan FRP materyallerinin ingilizcelerinin ne kadar hızlı çoğaldığını görüyoruz. Dolayısıyla ingilizce materyalleri türkçeye çevirmek için ciddi bir çalışma temposu ve parasal yatırım gerekmektedir. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ise hepimiz biliyoruz. Ölkemiz bu tip bir hobi ile ciddi anlamda ilgilenecek bir potansiyele sahip değil. En azından ben bunu hiçbir yayınevinde göremiyorum.
*Bütün kitaplar elbette ingilizceye çevrilmek zorunda değil. Bari temel kitaplar çevrilsin diyenler olabilir. Evet bu mümkün. Dungeon Master's Guide üzerine en iyi ihtimalle 1 yıl çalışarak onu Türkçeye çevirebilirsiniz. Ama bu iş ile yayınevlerinin uğraşması lazım tabi. Elbette birşeyler vardır kafalarında, bunu ben henüz kavrayabilmiş değilim.
*Osmanlıca meselesine gelecek olursak. Terimlerin öz Türkçeleri de var, buna emin olalım. Bakın Yaşar Kemal'e, bakın Nermi Uygur'a. Üstadlarımız tek osmanlıca sözcük kullanmadan seriler, denemeler yazabiliyorlar. Ciddi anlamda çeviri yapan gruplar elbetteki sözcüklerin öz Türkçelerininde bulunduğunu göreceklerdir. Ama sorun bu değil.
*Sorun FRP oynayan grupların önlerine konan bu terim çevirilerini benimsemesi. Ki bu oyunun ingilizce olduğunu ve oynayanlarında ister istemez ingilizce terimlere bağımlı olduklarını unutmamak lazım. İnsan zihninde herhangi bir dilde bir sözcük aşinalık yaratmışsa onu başka bir dilde başka bir sözcükle değiştirmek hiç kolay iş değildir. Bunun özentilik ile alakası yoktur. Sadece aşinalık. İnsan terimin çevrilmiş halina aşina ise -veya belli bir zaman süreci içersinde aşina olmuşsa- ancak o zaman çeviri amacına ulaşmıştır denebilir.
Yani zaman, aşinalık, ciddi çalışma, benimseme, parasal kaynak ve benzeri sorunların çözümlenmesi durumunda tam anlamıyla Türkçe FRP oynanabilir diyebiliriz. Yine de bu Occultsearcher'ın dediği gibi kökten bir değişiklik olamaz. İnsanların buna alışması elbette belli bir süre alacaktır.
Ha birde bu oyunun ingilizce bir oyun olduğunu ve insanlarında bu oyunu ingilizce öğrendiğini ve bu durumu değiştirmenin kolay iş olmayacağını düşünmeyipte "Neden bu oynu Türkçe oynanmıyor?" diyenleri sahtekar olarak nitelendiriyorum. Gözle görüneni görmemektir çünkü bu.
Ve biz görüyoruz ki, bu oyun ingilizce -bazı arkadaşlar kabul etse de etmese de. Bu oynun gelişimi adına insanlar senelerce ingilizce kaynakları araştırdılar, öğrendiler, öğrettiler. Türkçesi için elbette çalışılabilir, bunun için eminim dilimize karşı duyarlı herkes çalışma ihtiyacı hissedecektir. Ama koşullarda ortada şimdi. Ben kendimde çeviri olayına kendi adıma ciddi zaman harcadığımı ve uğraş verdiğimi biliyorum. Ama o tatmin noktasını bulamadıktan sonra kişisel olarak birşey yapmanın bir önemi kalmıyor. Bu da ayrı bir nokta zaten...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
-
occultsearcher
- Kullanıcı

- Posts: 368
- Joined: Thu Jun 26, 2003 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Çok doğru saptamalar yapmışsın kardeş. Katılıyorum.Eldarin wrote:D&D yi çevirmekle olmaz. Hatta D&D bile çevrilmiyor. Yani şimdi ben bu tip konulara pek mesaj bırakmamakta direnirim genelde. Neden diye soracak olursanız;
*Fantastik rol yapma oyunları, fantastik kurgu yayınları çıkaran yayınevlerinin ve bu yayınevlerinin bünyesinde barındırdığı çevirmenlerin hızına yetişebileceğinden çok daha mobilize biçimde ilerliyor. Yeni çıkan ingilizce kitapları takip etmekte güçlük çekiyoruz, bu konuda kimsenin itirazı olmaz heralde.
*İşin birde parasal boyutu var tabii. Hiçbir yayınevi para getirmeyen iş ile uğraşmak istemez. Phoenix Kitabevi Editörü Tamer Bey ile geçen ikili diyaloglarımızdan birinde kendisi bana Phoenix Kitabevinin yayın hayatına fantezi edebiyatı ile başladığını, ama sonradan mali sıkıntılardan ötürü siyasal kitaplar çıkarmaya yöneldiğinden bahsetti. Ayrıyeten bir dönem yine iletişim içersinde olduğumuz Ankira Kitabevi mali açıdan oldukça muzdaripti. Ã?ünkü bu oyun bir hobi. Dolayısıyla herkesin ilgilenebileceği birşey değil. Ayrı taraftan FRP materyallerinin ingilizcelerinin ne kadar hızlı çoğaldığını görüyoruz. Dolayısıyla ingilizce materyalleri türkçeye çevirmek için ciddi bir çalışma temposu ve parasal yatırım gerekmektedir. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ise hepimiz biliyoruz. Ölkemiz bu tip bir hobi ile ciddi anlamda ilgilenecek bir potansiyele sahip değil. En azından ben bunu hiçbir yayınevinde göremiyorum.
*Bütün kitaplar elbette ingilizceye çevrilmek zorunda değil. Bari temel kitaplar çevrilsin diyenler olabilir. Evet bu mümkün. Dungeon Master's Guide üzerine en iyi ihtimalle 1 yıl çalışarak onu Türkçeye çevirebilirsiniz. Ama bu iş ile yayınevlerinin uğraşması lazım tabi. Elbette birşeyler vardır kafalarında, bunu ben henüz kavrayabilmiş değilim.
*Osmanlıca meselesine gelecek olursak. Terimlerin öz Türkçeleri de var, buna emin olalım. Bakın Yaşar Kemal'e, bakın Nermi Uygur'a. Üstadlarımız tek osmanlıca sözcük kullanmadan seriler, denemeler yazabiliyorlar. Ciddi anlamda çeviri yapan gruplar elbetteki sözcüklerin öz Türkçelerininde bulunduğunu göreceklerdir. Ama sorun bu değil.
*Sorun FRP oynayan grupların önlerine konan bu terim çevirilerini benimsemesi. Ki bu oyunun ingilizce olduğunu ve oynayanlarında ister istemez ingilizce terimlere bağımlı olduklarını unutmamak lazım. İnsan zihninde herhangi bir dilde bir sözcük aşinalık yaratmışsa onu başka bir dilde başka bir sözcükle değiştirmek hiç kolay iş değildir. Bunun özentilik ile alakası yoktur. Sadece aşinalık. İnsan terimin çevrilmiş halina aşina ise -veya belli bir zaman süreci içersinde aşina olmuşsa- ancak o zaman çeviri amacına ulaşmıştır denebilir.
Yani zaman, aşinalık, ciddi çalışma, benimseme, parasal kaynak ve benzeri sorunların çözümlenmesi durumunda tam anlamıyla Türkçe FRP oynanabilir diyebiliriz. Yine de bu Occultsearcher'ın dediği gibi kökten bir değişiklik olamaz. İnsanların buna alışması elbette belli bir süre alacaktır.
Ha birde bu oyunun ingilizce bir oyun olduğunu ve insanlarında bu oyunu ingilizce öğrendiğini ve bu durumu değiştirmenin kolay iş olmayacağını düşünmeyipte "Neden bu oynu Türkçe oynanmıyor?" diyenleri sahtekar olarak nitelendiriyorum. Gözle görüneni görmemektir çünkü bu.
Ve biz görüyoruz ki, bu oyun ingilizce -bazı arkadaşlar kabul etse de etmese de. Bu oynun gelişimi adına insanlar senelerce ingilizce kaynakları araştırdılar, öğrendiler, öğrettiler. Türkçesi için elbette çalışılabilir, bunun için eminim dilimize karşı duyarlı herkes çalışma ihtiyacı hissedecektir. Ama koşullarda ortada şimdi. Ben kendimde çeviri olayına kendi adıma ciddi zaman harcadığımı ve uğraş verdiğimi biliyorum. Ama o tatmin noktasını bulamadıktan sonra kişisel olarak birşey yapmanın bir önemi kalmıyor. Bu da ayrı bir nokta zaten...
- Bu SRD ve OGL denilen hadisenin ortaya çıkmasının ardından inanılmayacak sayıda yeni E-yayımcılık şirketi ortaya çıkmış ve kendi rpg kitaplarını çatır çatır yazıp yayımlamaya başlamışlardır. Türkçe'deki kaynakların ASLA ve ASLA İngilizce'deki kaynakların yirmide birine ulaşması bile mümkün değildir(nicelik açısından).
- Bu ülkede bir adet kitap alınır, o kitabı on kişi okur. Bu yüzden yayımcılık sektörü para getirebilen bir iş değildir. Bu tür kitapları satan yayınevleri de çoğunlukla çok ciddi fedakarlıklar yapmaktadırlar. Mesela Ancyra yayınevi Sıhhiye'deki muhteşem binasından taşındı ara sokaklarda bir yere.
- Türkçe yeni kelimeler üretmeye uygun bir dil. "Zemberek" de bunun en güzel örneğidir. Çok güzel kelimeler üretebilir fekat acaba o güzel kelimeler tarafımızdan benimsenir, beğenilir mi? Bunu bir sormak lazım.
Ben açıkçası bir grup insanın elini taşın altına koyup gerçekten Türkçe yaratılmış bir RPG sistemi ortaya koymadan bu işin çözüleceğine inanmıyorum. Ã?eviriyle iş yürümez.
şimdi birileri çıkıp bana sakın "E hadi abi o zaman Türkçe bi sistem yapıverelim" demesin. Yarı yolda bırakacağınız bir şeye gazla girmeyin.
M - There is indeed such a conspiracy
"When you see filth, call it filth"
"When you see filth, call it filth"
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests