Page 5 of 50

Posted: Tue Dec 06, 2005 7:22 am
by Lord Necros
Ilyamain, yaşlı kadının koluna dayanmış, ilerliyordu. Kadının kol kaslarındaki hafif bir gerilmeden onun başını salladığını anladı. Griffon güvende olacaktı.

"Burası kızım, pardon Ilyamain, Dagmor Khabal. Burası On Kasaba"nın kuzeyinde kalan küçük bir köydür, en azından köydü." Yaşlı kadın derin bir iç çekti. "En azından onlar gelene kadar..."

İkisinin konuşması, ileriden gelen bir seslenişle bölündü. Toplanmış insanlar da arkalarını döndüler ve sesin sahibi olan elfe baktı. Kıyafetleri her ne kadar kirli olsa da yüzünden, asil duruşundan ve başındaki taçtan kraliyet kanı taşıdığı belli oluyordu.

"Selamlar. burada neler oluyor acaba? Niçin herkes bu şekilde toplanmış? Bir sorun mu var burada? Bu arada kabalık ettim ve kendimi size takdim etmedim efendim kusuruma bakmayın. Ben elf bir gezginim adım Dioraveni"

Ilyamain yaşlı kadının kaskatı kesildiğini hissetti. Belli ki yeni geleni inceliyordu. Halk ise bezgin bezgin Dioraveni"yi inceliyordu.

"Aaah, işte bir tane daha."

"Yüce Dragonfly! Ne günlere kaldık!"

"Buralarda ne buluyorlarsa artık."

"Nasıl olsa birkaç güne gidecekler ve yalnız kalacağız."

Dioraveni şaşkınlık içinde kalabalığın homurdanarak dağıldığını fark etti. Birkaç dakika içinde meydanda o, yaşlı bir kadın, ve bu kadının koluna girmiş olan genç bir bayan dışında kimse kalmamıştı.

Posted: Tue Dec 06, 2005 7:28 am
by Lord Necros
Ork kendisinden gayet memnun bir şekilde sırıtarak ormana doğru yaklaşıyordu. Belli ki zamanla sırtında taşıdığı cesedin ağırlığı, keyfinden daha ağır basmıştı ki sırıtması kaybolmaya yüz tuttu. Cesedin yarılmış başından damlayan bir kan damlası, orkun burnuna düştüğünde sırıtması tamamen kayboldu. Ve en sonunda, ork dayanamayarak cesedi yere fırlattı.

"Ben yok götürmek sen! Sen kalmak burda!"

Ork dilini konuşmayalı gerçekten uzun zaman olmuştu; ama o kadar basitti ki Nakh anlamakta hiç zorlanmadı. Ork şimdi cesedin başında sinirle hoplayıp, ona renkli küfürler sıralıyordu. Nakh"tan sadece üç metre ötedeydi ve onu fark etmemişti.

Posted: Tue Dec 06, 2005 7:29 am
by Lord Necros
Azazel"in ulumasıyla birlikte iki ork, bir anlık duraksamadan sonra kaçmaya başladılar. Azazel"in hamlesi boşa gitmişti. Orklar hızla sokaktan aşağı doğru koşuyorlardı. Kurt ise tekrar uluyarak başka bir sokağa yöneldi. Azazel"in şimdi bir seçim yapması gerekiyordu. Kurdun nereye gittiğini bilmiyordu ama ona Dragonfly tarafından gönderildiği belliydi. Ama orklar da kaçıyorlardı.

Posted: Tue Dec 06, 2005 8:07 am
by Eldarin_
Eldarin dörtlünün karşısına geçti. Dördü de yanyana dizilmiş ve Eldarin merkeze olmak üzere bir yarım çember oluştumuştu.

"Ã?ncelikle, güvenliğiniz meçhul olduğu için sizi fazla yalnız bırakmayacağız. şayet kısa bir süre sonra gerekli bilgilerle beraber dönemezseniz size bi şekilde ulaşmaya çalışacağım. Bu, sizi takip ederekte olabilir, büyü yolu ile de olabilir. Bu yüzden Finrod, daima uyanık ol. Etrafında duyup duyabileceğin gaipten seslere asla aldırmamazlık etme. Ã?ünkü o ses bana ait olabilir...

Ve yine büyü ile beraber görünmez olacaksınız fakat bu sizi yalnızca tepkisel hareketlerde bulunmadığınız sürece görünmez kılacak. şayet üzerinizdeki bir nesneyi veya silahı kullanmayı denerseniz, görünmezliğiniz ortadan kalkacaktır.

Büyü ile beraber birbirinizi de göremeyeceksiniz. Bunun için bir iletişim tekniği geliştirseniz hiç fena olmaz. Ã?evrenizdekilerin bilmediği fakat sizin bildiğiniz bir dilde fısıldaşmak makul bir fikirdir. Konumlarınızı belirtecek çeşitli işaretler de bırakabilirsiniz.

Ve son olarak, büyünün süresi oldukça kısıtlı, bunun için olabildiğince hızlı, ve bir o kadar tetikte olmanız gerekiyor. Büyüyü en son denediğimde 10 etkisi 10 dakikadan biraz fazla sürmüştü. Bu durumu çok daha iyi anlatıyor olsagerek.

şimdi...Yolunuz açık olsun. Umarım aradıklarınızla beraber dönersiniz."

Eldarin dörtlüye reverans verdi, daha diyaloğun başında ağzından çıkartarak eline aldığı yapışkan maddeyi avucunun içinde sertçe ovuşturarak tüm avuçiçini kaplamasını sağladı. Bunun hemen sonrasında herkesin sessizliğe gömülmesiyle kadim büyü sözlerini yeri geldiğinde bir mırıltı halinde yeri geldiğinde güçlü bir ses tonu ile söylemeye başladı. Diğer yandan dikkatli bir şekilde sülfür tanelerinin yapışkan madde ile karışmasını sağlıyordu.

...Mil ran De Crask fraen gilb ren
Fir el nharsuz kirmel eth darien
Ghar zum yin pekt zir ill
Hıy ah nen deryth naul fach...


Büyü sözleri bittiğinde Eldarin elleriyle Horcoel e uzandı ve göğsüne hafifçe dokunacaktı. Eğer ritüel sorunsuz bir şekilde yerine gelmişse Horcoel bir anda görünmez oluverecekti.

Ve eğer bu böyle devam ederse Eldarin ikisini ezberinden birini parşömenlerinden kullandığı üç standart görünmezlik büyüsü ile Horcoel, Sylvos ve V'ladhek i görünmez kılacaktı. Finrod için ise daha etkin bir büyü sü vardı...


RP DIşI NOT:
(Horcoel, Sylvos ve V'ladhek için denenen büyü-İnvisibility
Finrod için denenen büyü-İnvisibility, greater)

Posted: Tue Dec 06, 2005 8:14 am
by Rhonin
V'ladhek Eldarin'e bakarak gülümsedi " hey eldarin kuş galiba seni çok sevdi ne dersin ... " sonra Eldarin'in dikkatinin bozulmadığını anladı ve bi anda ortadan yokoldular...Eldarin büyüyü başarıyla yapabilmişti ama lanet bir kuş ki bunun gnome nin olduğunu düşünüyordu Eldarin'in kafasına tünemişti...

Artık görünmez olmuşlardı şimdi şehire inme zamanı gelmişti ama bu gnome napıcaktı yüzü gerçekten tanıdık geliyordu V'ladhek'e ama bir türlü çıkaramadı...

Etraftaki rüzgar sıcaktı...Estikçe yüzlerine çarpıyor ve sinir bozucu bir hava yaratıyordu..." Sanırım artık inebiliriz şehire ama nasıl sizi göremiyorum siz de beni? " bu arada gnome ye döndü...

Gözlerini kıstı ve sessizce " seni bir yerden tanıyorum .. " dedi daha sonra asil bir ses tonuyla " Merhaba küçük dostum...Sen..Kimsin?.. "diyebildi bir çırpıda ve hala Eldarin'e olanlar yüzünden gülümsüyordu...Ve gnome'ye sessizce baktı...

Posted: Tue Dec 06, 2005 8:15 am
by Darkgnome
Ne kadarda ağırdı bu meret böyle. Onca bilimsel hesap ve çalışmanın içinde böylesi bir ayrıntıyı nasılda atlamıştı. Eğer içinde basınçlı hava olmasa daha fazla hareket edecek sıvı dengesini daha da bozmaya başlayacaktı. Ancak şu anda daha fazlasını düşünemiyordu. Ã?nünde daha başka bir sorun vardı.

Çok kalabalık bir gruptu bu ve Schön onu bu kadar kalabalık oldukları konusunda uyarmadığı için ona kızıyordu. Kalabalı hiç bir zaman sevmemişti ve şimdi oraya gittiğinde ona saldırmasalar dahi aynı anda gözlerini ona dikecekler ve bir sürü, bir sürü sorular soracaklardı. Hem de elindeki buluşları hakkında değil, kim olduğu, nereden geldiği, neden burada olduğu, neden onlara gizlice yaklaştığı, yaralı olup olmadığı ve sorular birse bile birde tanışmalar anlaşmalar ...

Belki bu kadar kalabalık bir grubun arasına gizlice karışırsa uzun zamandan beri orada olduğunu ancak daha yeni fark edildiğini düşünebilirlerdi. Küçük olmanın da bazı faydaları vardı. Önemsenmeme ve fark edilmeme gibi şeyler.

Sonar bunun ne kadar saçma olacağını düşündü. Kesinlikle onu öldürürlerdi. Ama yok canım neden öldürsünlerdi ki! Belki kızarlardı sonra da olayın komikliğine gülerlerdi. Ama emin olmak için hepsini öldürmesi de gerekebilirdi. Ã?nce ortalarına bir alev saldırısı yapar sonra hala yaşamakta olanlara spreyleyicinin metal kısmıyla vurabilirdi. Hepsini birden metal sopasıyla tek tek dövebilir sonrada kanlarını içebilirdi. Ama neden öldürecekti ki. İnsanları öldürmesine hiç gerek yoktu.

*Ama zevkli olacak bu!*

diye bir ses geldi içinden ve

*Belki de bu silahın ucuna birde kılıç yada bıçak takılmasını sağlayabilirim*

diye başka bir ses eşlik etti.

Hastlisch etrafına baktı ve seslerin nereden geldiğini anlamaya çalıştı. Etrafında kimse yoktu. O zaman konuşan kimdi kendisimi? Bu duruma gerçektende çok güleceği gelmişti. Sanki bunu daha önceden de yaşamıştı. Kendini gülmemek için zor tutuyordu ve bir elini sallayarak yukarı aşağı sallayarak selerinde sesiz olmalarını işaret ediyordu. Tam Shön'e de sesiz olmasını söyleyecekti ki, Shön'ün omzundan kalkıp uçtuğunu yada kaçtığını gördü. Schön ve Hastlisch birbirlerinin duygularını hissedebilirlerdi ve Shön'ü korkutan bir şey olmuş olmalıydı.

Sessizce kıkırdadı ve kendine Aslan yürekli diyen Schön"ün bu korkaklığına gülmeye başladı. Tam kendini tutmayıp kahkaha atacağı sırada kuşun aslında Beyaz cüppeli adama doğru uçtuğunu gördü.

Yüzündeki sırıtma sanki bir maskeymişçesine bir süre daha kalsa da gözlerinde korku okunabiliyordu. Hele ki Schön tamda büyücünün kafasına konduğunda Hastlisch'in kalbindeki davullar çalmaya başladı. şu anda algıladığı tek şey Schön ve cüppelinin kafası ve gittikçe daha da güçlü vurulan davullardı.

Posted: Tue Dec 06, 2005 5:09 pm
by Gorath
İlyamain sesi duyunca gerildi. Bir elf gezgin mi? Lehçedeki bozukluğu algıladı. Yıllarını dil bilimine adamış bir elçi bu kızın bir elf gezgin olamayacağını elbette ki anlardı. Bir elf gezgin ortak lisanı çok daha düzgün kullanırdı. Ama bu elf sesinde biraz daha melodi vardı. Hatta belki diğer elflerden bile fazla melodi ve... sanki bir anlık bir çekimserlik...

Kurtarıcı bu elf ile aralarına girmemişti. Siyah, kalın tüylü köpek yanlarında öylece duruyor, kapkara gözleri ile sadece izliyordu. Ama eli köpeğin başında olan İlyamain köpeğin şu anda gerilmediğini de fark edebiliyordu. Tehlike olmamalıydı.

Halkın sıkıntı dolu seslerini dinledi. Onların onaylamaz, hoşgörüsüz davranışlarını ve hatta bıkkınlıklarını. Bir köyün halkından bunları duyması kabul edilebilirdi, hatta davranışları anlaşılabilirdi. Sonrasında halkın dağıldığını ve etrafı bir sessizliğin sardığını fark etti. Kızı oldukça kaba bir şekilde karşılamışlardı. Hiçbir elf kendisine bu şekilde davranılmayı hak etmiyordu. Sonra kendisini de bu nine dışındakilerin nasıl karşıladığını hatırladı.

Elfe bakarak "Gezgin elf..." dedi ince, tınılı bir sesle. "Benim adım İlyamain." Kendisini rahat hissettiği o politik havaya bürününce birden körlüğünü unutmuştu işte yeniden. "Bende buraya yeni geldim ve bu nazik hanımın misafirliğinden çok mutluyum." Yaşlı ninenin kolundaki elini nazikçe ninenin koluna değdirdi. "Efendim isminizi halen alamadım..." dedi nineye hitaben. "Benim halkım insanlara saygının ancak bire bir isim hitabı ve eklenmiş sözcükler ile geleceğine inanır."

Aklında Dagmor Khabal üzerine var olan bilgisi dolaşıyordu. Yıllar önce burayı duymuştu. Ama hiç buranın üzerine gitmemişti. Etrafta daha büyük yerleşimler varken daha küçüklerini düşünmeye pek gerek duymazdı. İsmen bilgi, gerektiğinde anlık bilgiler ile birlikte yeterli olurdu. Sonra On Kasaba diye düşündü. Oraya geriye dönüyordu. Ruhunda ki kaybın nedenini öğrenmek için buraya geriye dönüyordu. Pekiyi o halde neden Albentuna onu on kasabaya değilde Dagmor Khabal'a getirmişti. Talimatları tam olarak bilmesine rağmen neden Albentuna onu On kasabaya götürmemişti? Albentuna'nın onu buraya getirmesinin bir nedeni olmalıydı...

Posted: Tue Dec 06, 2005 6:20 pm
by Yener
Nakh bulunduğu yerden çıkmazsa ork'un onu farkedemeyeceğini biliyordu.Bu durumda planlar değişmişti.


Nakh şimdi durduğu yerden yavaşça çıktı sanki orda pusuda yatmıyormuşta ordan sadece geçiyormuş gibi yapmaya çalıştı ve ork'a seslendi.


"Siz büyük savaşçı bir orc olmak...." bu sözünden sonra Nakh ork'a onlara özgü bir selam verdi sonrada orkla arasında 1.5 m mesafe kalacak kadar ork'a yanaştı.Nakh bu mesafeye kadar hem yaklaşıyor hemde konuşuyordu. "Siz zayıfların hırpalanmasında ve parçalanmasında çok büyük bir katkı sağlamak,bizim savaş şefide size bir ödül layik göremek ve size bu ödülü benimle göndermek".Nakh ork'un bu kelimelerden bir anlam çıkaramayacağını düşünerek para kesesine uzandı "size mücevherler getirmek saygıdeyer ork savaşçı,bunu alın, yıkımcı savaşçı içinde çok değerli mücevherler var".

Nakh bu övgüdolu sözler ve ödül yalanıyla ork'un kendinden geçmesini umuyordu.


Nakh keseyi orkun önüne attıktan sonra ona birazdaha yanaştı.Nakh ork keseyi almak için eğildiği sırada bayıltıcı bir darbe indirecekti.Eğer her şey yolunda giderse.

Posted: Tue Dec 06, 2005 7:04 pm
by Eldarin_
----------
'DENGESİZLİğİMLE YÖZLEş SENİ PİSLİK!!! TÃ?YLERİNİ YOLUP BİRER BİRER ***Ã?NE SOKMADAN Ã?NCE BANA YALVARACAKSIN ADİ HAYVAN!!!'
----------

Eldarin büyülerini bitirdikten sonra yüzüne pislemiş kuşa baktı.

Yüzü gözü bok içinde kalmıştı. Olacak şey değildi! Tüm karizma bir anda dağılıvermişti. İçten içe sinirlense de gülerek;

"Ahh şu hayvanlar. Ne zaman ne yapacakları hiç belli olmuyor. Eh heh heeeee..." demeyi becerebildi.

Sözlerinin hemen sonunda ise büyücü Eldarin, kuşun yumuşak göbeğine bi tane çakarak onu kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı!

Posted: Tue Dec 06, 2005 11:32 pm
by Horcoel_Baator
Horcoel Eldarin in büyüsü bittiğinde ve kuş kafasına yaptıgında görünmeyen ağzını genişçe açarak sırıttı..Eğer görünmez olmasaydı belkide Horcoel i hayatında ilk defa bu kadar içtenlik ve eğlenmiş bir şekilde sırıtarak görecekti arkadaşları..

''Herneyse'' dedi görünmez paladin..''Birbirimizede çarpmamaya dikkat etmemiz gerekecek..''

''V'ladhek..Gnome daha önceden kasabaya cervantes ile konuşma yapmaya gelmişti..Onu oradan tanıyorsun..Bırak onunla diğerleri ilgilensin vaktimiz azalıyor..10 dakika..Efendi Eldarinin dedigi ile tamı tamına 10 dakika..''

Ardından duraksadı..

''Doomhammer..O zırhla ses çıkartmadan ilerlemen için çok yavaş gitmen gerekecek..Geride durmanı ve bizi dikkatle takip etmeni tavsiye ederim..Yerde bırakacagımız ayak izlerini izle..''

''V'ladhek..toprakta bıraktıgım ayakizlerini iki adım geriden takip et..Ve büyücü efendi sizde istediğiniz şekilde bizi takip edebilirsiniz..Yada bizden bağımsız olarak kendi araştırmanızı yapmak istiyor da olabilirsiniz ama kendi güvenliğiniz açısından yanımızdan ayrılmamanızı öneriririm..''

''Ã?nden ben gidiyorum..'' dedi fısıldayarak..''Eğer iletilecek lafı olan varsa bana elfçe ile yada belli işaretlerle iletmesini dilerim..Hadi şimdi gidiyoruz..Yirmi saniyemiz geçti bile..''

Horcoel durdu ve elf yapımı metal-deri çizmesinin topuğunu yere sıkıca bastırarak ilerlemeye başladı..Hedefi onkasaba harabelerine arka tarafından yaklaşarak sızmaktı..şovalyelerin adımları hızlı ancak hiçkimseyi geride bırakamyacak şekilde ölçülüydü..Ve gelişmiş elf kulakları ile çevreyi kontrol ediyor herhangi bir terslik çıkma olanağına karşı ise gözleri pür dikkat etrafı kolaçan ediyordu..

Posted: Tue Dec 06, 2005 11:51 pm
by Finrod_Isilra
Büyünün verdiği muhteşem hissi damarlarında akarken hissetti sanki Eldarinin büyüyü yapdığı herkez görümmez olmuşdu ama kendisine yapılan büyü daha farklıydı sanki büyünün sözlerinden ve Eldarinin sözleri parşömenden okumasından anlıyabilmişdi başbüyücünün bile parşömen den okuyarak yapdığı bu büyünün nasıl bir şey olduğunu merak etti....

Görüşü değişmemişdi ileri doğru bir adım attı büyünün sınırlarını bilmeyi çok isterdi ama bunları test etmek için uygun zaman olup olmadığından emin değildi ayrıca Eldarininde söylemiş olduğu gibi görünmez iken birbirleriyle nasıl anlaşıcakları konusunda şüphleri vardı o anda görünmez bir bedenden ölçülü bir ses yükseldi umursamazca verilen emirler karşısında omuz silkti
"Ve büyücü efendi sizde istediğiniz şekilde bizi takip edebilirsiniz..Yada bizden bağımsız olarak kendi araştırmanızı yapmak istiyor da olabilirsiniz ama kendi güvenliğiniz açısından yanımızdan ayrılmamanızı öneriririm..''
Size yardımcı olmak için geliyorum ne de olsa amacımız aynı diye mırıldandı ve şovalyenin ayak izlerini takip etmeye başladı...

Posted: Wed Dec 07, 2005 1:05 am
by Rhonin
Horcoel'in ''V'ladhek..toprakta bıraktıgım ayakizlerini iki adım geriden takip et.." dediğini duydu V'ladhek...

" Tamam dostum hemen arkanda olucam... " dedi sakince ve şehre doğru ilerleyen Horcoel'in ardından yavaş sessiz ve suskun bir şekilde gitti...

Posted: Wed Dec 07, 2005 2:27 am
by WereWolf
Azazel bir anlık öfke ile orcların peşinden gidip kafalarını pis bedenlerinden ayırmayı düşündü.Ama Tanrısı Dragonfly a karşı gelemezdi.Kurt un gittiği sokaktan içeri koşarak girdi.Azazel kurdu elinden geldikçe temkinli bir şekilde takip ediyordu.Ama dikkatli olmalıydı.Bir kurt dikkat çekmesede bir kurtadam kesinlikle dikkat çekerdi..

Posted: Wed Dec 07, 2005 3:00 am
by Sylvos
"Pöeh! Yine mi büyü?!" dedi Harbormm, Eldarin yine o abuk sabuk sözleri (Harbormm, bunu bu şekilde tanımlıyordu) söylemeye başlayınca. Ve cüce daha sözlerini bitirmeden aniden bedeni yok oldu. Kendini göremiyordu! Vücudunu yokladı, yerli yerindeydi.
"Galiba.. Görünmez oldum." dedi içinden.
Diğerleri de aynı şekilde gözle görülmüordu. Cüce, bu sayede durumu tam anlamı ile anlamıştı.
"Ama daha sözümü bile bitirmemiştim!!" diye söylendi cüce yakınarak.
Ardından kuşun biri, Eldarin' in kafasına ... yapması ile cüce yarı homurdanır, yarı güler oldu.
"Höh! Adalet yerini buldu.." dedi bundan memnun kalırcasına.
Ve ardında kuru toprak üzerindeki ayak izlerini takip ederek diğerlerini sükuneti bozmamaya çalışarak, elinden geldiğince sessiz bir şekilde izledi...

Posted: Wed Dec 07, 2005 3:15 am
by Logan
Eldarin büyülerini bitirdikten sonra yüzüne pislemiş kuşa baktı.

Yüzü gözü bok içinde kalmıştı. Olacak şey değildi! Tüm karizma bir anda dağılıvermişti. İçten içe sinirlense de gülerek;

"Ahh şu hayvanlar. Ne zaman ne yapacakları hiç belli olmuyor. Eh heh heeeee..." demeyi becerebildi.

Sözlerinin hemen sonunda ise büyücü Eldarin, kuşun yumuşak göbeğine bi tane çakarak onu kendisinden uzaklaştırmaya çalıştı!
Gümüşyüz etrafında ki kişilerin teker teker ortadan kaybolmasına baktı,büyüye yabancı değildi... Ama onları ne kadar böle olcağını tahmin etmek çok zordu.

Sıranın kendinsine gelmesini bekledi ama büyücü durmuştu.Ardından Büyücü Elderinin,suratına kuşun pislediğini görünce,küçük bir sırıtma ile karşılık verdi,kapalı miferinin arkasından görünmüyordu bile...

Ardından elini arkasına atı çantasının içinden küçük bir bez parçası ve matarası yardımı ile ıslatı, Elderine doğru uzattı...

""Ewet hayvanlar ne yapacakları beli olmaz....Ama onlarsızda olmaz. Bunla biraz yüzünüzü silersiniz,olmadı yıkamanız için elinize su dökerim.Benim geldiğim yerde kuşların birinin üzerine pislemesi o kişinin işlerinin yolunda gideceğine işarettir...Sayın büyücü ben burda kalıyorum galiba başka bir planız mı var benim için.Yada başka bir kusurum mu var. ""

Gümüşyüz ,o kişilerin onsuz oraya girmelerine gönlü razı olmuyordu.