Page 35 of 67
Posted: Tue Apr 15, 2008 5:56 am
by Lydronk
Grup buçuklukla konuşurken arkadan tanıdık bir ses duydular. Arkalarını döndüklerinde görevliler bu dikkat dağılımını frsat bilip buçukluğu hızla uzaklaştırdılar.
Gruba doğru yaklaşan yüz, ki büyük ihtimal kapıya gidiyordu, Bayan Hilley'di. grup çekilmediği sürece kapıdan geçemeyecekti. Kapıya vardığında küstahça çekilmelerini söyledi gruba...
Posted: Tue Apr 15, 2008 6:32 am
by catboy
"Baba." dedi Safir soğuk bir sesle.
Kerrher koltuğunda oturoyrdu. Birden karşısındaki fark edince ayağa kalkmaya çalıştı. Yüzü hüzünlüydü: "Oğlum."
Safir saşırmıştı. Kerrher Safir'e sarıldı: "Başına gelenleri biliyorum. Her şey için çok üzgünüm. Lütfen beni affet. Artık tek oğlum sen kaldın."
"Gerrfer'in başına gelenlerden de haberin var mı?" diye sordu Safir şaşkınlıkla.
"Bir kaç gün önce denizde yüzen bir tabut bulmuşlar. Gerrfer'in yüzüğü varmış tabutta. Ceset yanmış. Ve büyücü asası varmış. Asanın sembolü Estene'e ait. Benim tarikatımızı satan bir oğlum yok. Artık sadece sen varsın bu hayatta." diye açıkladı Kerrher.
Safir ne diyeceğini bilemedi: "Peki bir arzunuz var mı, baba?" diye sordu nazikçe.
Kerrher'in gözleri ışıl ışıl olmuştu. Ama bunu Safir fark edemedi. Babasının gerçekten de değiştiğini düşünüyordu.
"Sadece küçük bir istek. Misat'a gelirken bir grupla geldiğini biliyorum. O gruptaki dört kişiyi bana getirmeni istiyorum: şu barbar çocuk, koyu tenli küçük kız, yüksek elf prensesi ve şu sarı benizli yaşlı adam. Onları Tarikatımıza getir. şereflendiriceksin, Safiel. Ve sana Koel kolyesini hediye edecek yüce başkan."
"Koel Kolyesi mi?" dedi Safir. İnanamıyordu: "Benim hep bir büyücü olamyacak kadar gerizekalı olduğumu iddia ederdin. Ama şimdi beni Tarikatın elit üyesi mi yapmak istediğini söylüyorsun."
"Evet." dedi Kerrher kısaca.
"Baba. Bu benim hayalimdi. Tarikatı utandırmayacağım. Merak etme." dedi ve babsına bir daha sarıldı Safir.
"Biliyorum, oğlum. Seninle gurur duyuorum."
Posted: Tue Apr 15, 2008 6:45 am
by Tersyuz
İhtiyar kadının yanına sokuldu kılıcına baston gibi dayanmış başı öndeydi ve kadına bakmıyordu.
"Bir oyun oynamak istiyorsan yanlış adama oynadın bunu." Sesi çatallı ve derinden gelmişti. "Yalan söylediğini biliyoruz, seni birilerinin korkuttuğunu da. Huor-San seninle konuşmak istiyor sessizce onu takip et." Sözlerini bitirirken beyaz gözlerini ona çevirmiş ve iyice açmıştı, kadın gördüğü bu sahne karşısında çığlık atmamak için zor tuttu kendini. Bütün direnci kırılmış gibiydi, yılgınlıkla boyun eğdi. İstemeyerekte olsa Huor'u takip etmeye başladı.
Posted: Wed Apr 16, 2008 12:00 am
by catboy
Safir, tapınaktan çıktığında aklında içinde hala bir şüphe vardı. Babasına güvenmek istiyordu. Ama küçüklüğünden ona babalık yapmayan birinin şimdi böyle içten davranması da bir garipti. Yine de Safir'in bu hoşuna gitmişti. Tapınak'tan ziyade babasının güvenini kazanmak istiyordu. Onun için aypacağı şey belliydi. Diğerleri buçukluğun mahkemesiyle uğraşırken Algenia'nın handa kalacağını hatırlıyordu.
Hana doğru yöneldi. Algenia'yı ele geçirise çocuklar için takas ettirebilirdi. Ardından Algenia'yı geri vermezdi, üçünün tapınağa teslim ederdi. Yaşlı adamı ele geçirmek zaten dünyanın en kolay işiydi. Hepsi onun bir hain olduğunu düşünecekti. Ama olsun. Sevilen bir oğul olmak çok zordu. Sonunda ne olursa olsun tekrar oğlum lafını duymak için Safir her şeyi yapabilirdi.
Posted: Wed Apr 16, 2008 12:37 am
by Lydronk
Bayan Hilley grubu bir yere kadar takip etti. Sonra durmaya cüret etti. Kadın titrek ama tiz bir çığlık atacaktı ki, çığlığı atmak için aldığı nefesi duyan Fujiwara, elini kadınının ağzına kapadı. Bir süre sonra grup zaten bir ara sokaktaydı.
"N-ne istiyorsunuz?" diye sorabildi kadın. Cevap hızlı, sert ve soğuk bir şekilde Fujiwara'dan geldi: "Hareketlerine dikkat ettim. Mahkemede aldığım hızlı ve kesik nefesleri duyabilecek kadar yakındaydım. Zaten salonda çok küçük bir yankı oluşturuyordu. Ya ilk mahkemendi ve çok heyecanlıydın ya da bir endişen vardı."
Huor devam etti: "Hergon'un suçlaması haksızdı, biliyoruz ve birşeyi öğrenmek istiyoruz. Kim adına çalıştığını..."
Kadın cevap verebildi: "B-ben sadece, aslında..." gözleri grubun donanımına kaydı. Güçlü silahları vardı, elinden ne gelirdi ki onun? Hem onu atlatsalar karşılarında daha kötüsünü bulacaklardı. Ayrıca kimin ellerinde ölmek daha şerefli olurdu? "Evet! Para aldım. Sırf ben değil hem de, Bay Alger de aldı! Özellikle dükkanına hırsızlık süsü verilmesi için çok para ödenmesi gerekti! Beni affedin, affedin!" dedi kadın, her zamaki gibi ikna ediciydi, iyi rol yaptığına şüphe yoktu ama bu sonuçsuz yalvarışın yalan olduğu Fujiwara'nın gözünden kaçmamıştı.
Posted: Wed Apr 16, 2008 2:32 am
by CLiCKs
Aklında bir düşünce yoktu. Tamamen boştu. Etrafındaki karanlık gibi. Birden bir insan sureti maddeleşti."Olivedon usta!" dedi Algénia suretin üstüne koşarak. Sarılmıştı ve beden canlıydı. Sıcaklığı hissediliyordu. Olivedon usta Algénia'ya yaşı kaç olursa olsun hep 'Küçüğüm' diye seslenmişti. "Zamanı geldi küçüğüm, artık eğitimin tamamlanacak. Göz açıp kapanıncaya kadar..." Algénia irkilerek sordu "Ama bu nasıl olur usta. Bu öğrenim yıllar alır, yani almalı."
"Hayır küçüğüm, bu düzlemde bahsettiğin zaman aralığı göz açıp kapayıncaya kadar. Sadece gözlerini kapa...". Algénia gözlerini kapattı. Beyninde duygular belirmeye başladı ve bilgelendiğini hissetti. Artık bir çok efsun ve büyü beynine adeta kazınmıştı. Gözlerini açtı. " Artık bitti kızım, düzeni istediğin gibi değiştirebilecek ermişliğe ulaştın. Yurdunu kurtarmanın tek yolunu biliyorsun." diyerek uzaklaştı. Gene yalnızdı. Ama bu sefer etraf karanlık değildi. Gözleri açık başını kolları arasına almış Elessar'a bakıyordu.
Posted: Wed Apr 16, 2008 2:41 am
by Tersyuz
"Yalan yakınmalarını başkalarına sakla kadın!" Sert ve sinirli bir sesle söylemişti bunu Fujiwara. Yaşlı, gülümseyen ihtiyar halinden bir iz kalmamıştı, ama söyledikleri işe yaramıştı.
"Ben... yani biz... Arg..Arg...Arghh!"
Kadın ağzından yeşil köpüklü sıvılar çıkararak yere yuvarlandı, ensesinde minik bir dart duruyordu.
Posted: Wed Apr 16, 2008 3:03 am
by Edmond
Huor şaşkın bir şekilde kalakalmıştı.Algénia olsaydı kurtarabilirdi, ama yoktu!
Dartı ellememesi gerektiği farketmişti.
*Lanet olsun!*
diye mırıldanmıştı.
Posted: Wed Apr 16, 2008 3:46 am
by Lydronk
Kadın son nefeslerini veriyordu. Birşeyler demye çalışıyordu ama her hecenin arasınsa böğürme sesleri girdiğinden anlaşılacak cinsten değildi bu kelimeler. Merhamet için dilendiği bakışlarından belliydi... şimdi ne olacaktı? Dükkan sahibi Bay Alger'e mi gitmelilerdi? Onun da para aldığını duymuşlardı. Yoldan geçen birine Bay Alger'in dükkanını sordu Lydronk. Kadının cesedi ne olacaktı? Zaten grup cesedin önünü kapatıyordu. "Ã?ğrendim. Çok uzak değilmiş de... Bayan Hilley ne olacak? Bayıldı sanırım?
Posted: Wed Apr 16, 2008 4:07 am
by catboy
Han uzakta gözükmüştü. Hanın kapıusında bekeldiği kişiler vardı. Babası ona yardım etsin altı tane kendi eğittiği öğrencisini yollamıştı. Safir ikisini tanıyordu. Ã?ocukluk arkadaşlarıydı.
"Naber Ben, sana da selam Ted." diye selamladı arkadaşlarını.
Ted ona bir kılıç uzaktı: "Zehirli tarikat kılıcı. Ne olur ne olmaz baban bunu yolladı." dedi.
"Büyüher zaman işe yarayabilir. Yüksek elfin silahları çok güçlü." diye açıkladı Ben.
"Ayrıca şu kaçak da var. O işi de düşündüm." dedi Safir ve ıslık çaldı.
Demin konuştuğu iki askeri çağırdı: "Handa katil saklanıyor." dedi Safir.
"Misat sana borçlu büyücü. Bir aydır o katilin peşindeyiz."
"İyi o zaman. Ne mutlu bana bir katilin yakalanmasına yardım ettim." dedi ve tüm büyücüler asalarını çıkardılar.
"Ã?nden buyur Safir. Lider sensin." dedi Ted.
Posted: Wed Apr 16, 2008 4:14 am
by Edmond
Huor kadının cesedine bir şeyler mırıldandı ve kadın ortadan kayboldu.Huor gülümseyerek Lyd'e baktı.
*Lyd, ben de biliyorum bir şeyler!*
Ardından gülümseyerek:
*Minnä Algénia'nın uyandığını söylüyor, telepati büyüsü öyle söylüyor, hana geri dönüp, Algénia'yı alalım!*
Ve geriye dönüp, hana doğru ilerlemeye başladılar.
Posted: Wed Apr 16, 2008 4:19 am
by catboy
İki asker Algenianın odasına çıktı. Elessar da oradaydı. Elessar askerleri görnce şaşırdı. Askerin biri:
"Sen, Elessar, seni Lord Diluvan'ın ölümünden dolayı tutukluoyrum. Bizimle geliyorsun." dedi.
Minna ve Algenia şaşkındı. Elessar'a bakıyorlardı. O sırada büyücüler aşağı katta hazır bekliyorlardı.
Posted: Wed Apr 16, 2008 4:23 am
by Edmond
Minnä Huor'a basit bir çağrı yollamıştı.Huor Gnom'a da bakarak, *Kötü bir şeyler oluyor, KOşUN!* diye bağırmıştı.
Hana geldiklerinde en altta büyücüler vardı, Huor bir tanesine ok attı fakat işe yaramadığını farketti.Büyücü büyü yapmaya çalıştı fakat bir şeyler ters gidiyordu.Büyü yapamıyordu.Huor Countersong yapıyor, bütün büyüleri engelliyordu.Gruptakiler de dalmışlardı büyücülere
Posted: Wed Apr 16, 2008 4:41 am
by catboy
"N eyapıyorsunuz? Bunlar tapınak büyücüleri. Dükkanımımı kapattıracaksınız. Dahası bu şehirden beni sürgün mü ettiteceksin?" diye bağırdı hancı.
Askerler alt kata inmişlerdi. Elessar aralarındaydı.
"Bu adam bir katildir. Ona yardım edenelr de tutukludur. Onun için sakın işimize karışmayın. yol verin." diye bağırdı asker.
Safir diğer büyücülerin arkasında kalmıştı. Huor'u takip ediyordu gözleri. şimdi ne yapacaktı acaba?
Posted: Wed Apr 16, 2008 4:51 am
by CLiCKs
Algénia son eğitiminden yeni çıkmış bilge biri olmuştu. şaşkınlığını çabuk üzerinden atmış, Elessar'ı tutuklamaya gelen adamı birden bir şeyler söyleyip adamın havalanmasını sağlamıştı. Bir efsun okuyarak da ellerinden vücuduna doğru sarılarak gşden sarmaşıklar yaratmıştı. Kalkanı yanında değildi ama zihninde canlandırarak yanında maddeleşmesini sağladı. Zırhınıda giymişti. Aşağıda Büyücülerin olduğunu da hissediyordu. Tekrar bir büyü okuyarak ilerlemeye başlamıştı. Elessar ve Minna şaşkın şaşkın arkasından gelmeye davranmışlardı. Hanın eşiğiden bir büyücü tam bir büyü okurken yere düşmüştü. Büyücünün yere düşmesini sağlayan şey Huor'un uyku büyüsüydü. Algénia savaş ortamına alışmış eski şiddetiyle büyücülerin arasına hızla koşmaya başlamıştı. Kemerinden çıkarttığı bıçağı bir büyücüye saplamış kalkanıyla beraber eline bir kısa kılıçta yerleştirmişti. Ã?nünde Safir duruyordu. Artık bir hain olduğundan emindi ve ona doğru bağırarak "Tanrıların gazabından kendini koru seni hain büyücü! Sana en başından beri güvenmemiştim. Artık bütün grubun güvenini yitirdin, ölümlülerin olduğu hayata veda et!"...