>ÖATLAK KAZAN<

Anlatacak komik veya enteresan FRP anıları olanlar için. Geyiğin sınırları burada belirlenecektir...
Ayyaş Porsuk Hanı'nın bu güzide salonu, tüm ziyaretçilerimize açıktır.
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Tanrım'diye düşündü ozani...Birgün de bu kadar olay...Bir ozan için bile fazlaydı...'Neyse'diye geçirdi içinden...Elini üzerindeki önlüğe sildi...Sonra o önlüğü kirliye attı...Hanın bar bölümüne geçti...Dostlarının ve aşık olabileceği kadar güzel bir kıza baktı...Hepsi konuşuyordu...Eline bir tepsi aldı ve içine en iyi şaraptan kupalar koydu...Bu onun bi haftalık ekstra çalışmasını gerektirecekti...Ama o kız için değerdi...Ağzının açılmaması için çok uğraşıyordu...Yanlarına gitti...'Merhabalar'dedi ama sesi miyavlar gibi çıkmıştı...Ama bu şekilde bile sesi ozan olduğunu belli edecek kadar saf ve düzgündü...'Sizin güzelliğiniz için bir şarkı söylememe izin verin'dedi beğendiği kadına ve tanrısına da dua ederek-onun en iyi şarkıyı çalmasına yardımını istemişti-şarkısına başladı...Elinde bir flüt vardı bu sefer
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
NIGHT
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Sun Feb 01, 2004 10:00 am
Location: bursa
Contact:

Post by NIGHT »

Efla'yı dinlerken bile gözlerini kalabalıktan alamamıştı.

"Efla, yanlış anlama ama bu kalabalığın yolunu şaşırmadığına emin misin?"

Efla'nın yüzündeki şaşkınlığı görünce üstelememeye karar verdi. Belli ki yokluğunda çok çalışmış ve hanı popüler bir yer haline getinmişti.

Yorgunluğun izlerini yüzünden silinmiş ve yerini büyüleyici bir gülümsemeye bırakmıştı.

"Yokluğumda hana ne yaptığını bilmiyorum dostum, ama her ne yaptıysan, işini biliyormuşsun."
Starfall
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 94
Joined: Tue Aug 24, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Starfall »

Andero nun selamına sessizce karşılık veren Starfall Ozan ın güzel muziği bitimine kadar sesini çıkarmadı...

şarkı bittiğinde, Elis onu nazikçe alkışladı
"çok yeteneklisiniz, parça için de çok teşekkürler.. ancak biraz acelem var :) "

bu kadar az ilgi görmek ozanı biraz bozmuştu ama elis nedenini anlayamamıştı
"acaba az mı alkışladım ya da iltifatlarım sönük mü kaldı?" diye içinden geçirdi...."


"Han sakinleri bir saniyenizi alacağım.. yetimhane için bir ahçı arıyorum..gönüllü olarak değil, emeğinin karşılığını alacak.."
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Yine iyi çalamadım'diye geçirdi içinden ozan...'Yoksa neden bu kadar az alkışlasın ki?'...Morali bozulmuştu...Ama handaki herkesin kefi yerindeydi...'Neyse'dedi...Biraz sesli düşünmüştü ama olsun...Boş bardakları toplamak ve siparişleri almak için onların yanından ayrıldı...Ama efla'nın biriyle hararetli bir şekilde konuşması dikkatini çekmişti...'Kim acaba'diye düşündü...Sanki hana çok önem veriyormuş gibi izliyordu...Meraklanmıştı,ve bu iyi birşey değildi.
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
NIGHT
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 736
Joined: Sun Feb 01, 2004 10:00 am
Location: bursa
Contact:

Post by NIGHT »

Efla'nın yanından ayrıldı ve tanıdık yüzler görmek umuduyla etrafa bakınmaya devam etti.

Müşterilere servis yapan kişi dikkatini çekti, eskiden bu görev kendisine aitti.

Night'ı tanımadığı belliydi, muhtemelen hanın yarısı tanımıyordu.

Bara yakın bir masaya oturdu ve sırandan bir müşteri gibi kendisine servis yapılmasını bekledi...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Son sözler mi bunlar..?

"Kapılar sonuna kadar açılırken gece çevrelemişti hanı...

Ufak bir flüdün sesi sardı hanın kapılarını...

O flüt o kadar şahane duygular yaşatıyordu ki handakilere...

Herkes ayağa kalkıp alkışladı yeni geleni..."

Bir şarkı eşliğinde açıldı hanın kapıları ve ellerinde toplar çeviren yırtık pelerinli bir adam içeriye girdi. Başındaki kukuletasından suratı gözükmüyordu ama bir adamdı işte! Ne fark eder ki kim olduğu?

Toplar adam kapıdan içeriye girdiği anda havaya fırladı ve bir anda aşağıya düşerek ortadan kayboldu. Adam şarkısını söylüyordu ve hana neşe katıyordu. Güzel sözlerle gelmişti diyara ve bu diyarın en meşhur hanına. Melodinin tınısını getirmişti yanında...

"Gökyüzündemisin sevgilim?

Ellerimdeki o son çiçek yoksa sen misin?"

Tam bir masanın önünden geçiyordu ki ellerinde bir çiçek belirdi ve bunu masada oturan güzel bayana uzattı. Kız kıpkırmızı olurken o aldırmadan ilerledi ve hanı boydan boya dolaşarak şarkı söylemeye başladı.

"Aşıksın görüyorum,

Nerse aşkının kaynağı bilmiyorum,

Ah sen bir söcüksün galiba aşk,

Bak işte bunu biliyorum..."

Adam yırtık pelerinini savurdu ve ellerinde birden beliren halkaları çevirmeye başlayarak maniler haykırdı...

"Gözler ve diller gelir seninle,
Dillerse biter son sözlerinde...

Yakışıklı bir adamdın eskiden,
şimdi ise sadece güzel bir kadınsın...

Bir kaş dudaklarında bağlı,
Avcundaki ise binlerce yıldıza bağı..."

Adam halkaları havaya fırlattı ve halkalar hızla ortadan kaybolurken eline geçen flüdünü çalmaya başladı. Notalar ahenkle dans ettiler handa ve bir neşe akışı yaşandı anında etrafta.

"Hikâyelerle geldim hanınıza,

Ã?atlamış olan kazanın en çatlak koltuğuna,

Umarım ban bu yeri bahşedersiniz,

şenşakrak bu sonsuzlukla dolu hanınızda..."

Flüd çoktan ortadan kaybolmuştu ve adam hızla tezgâha ve orada bekleyen hancıya ilerleyerek "İşte sizi görüyorum efendi Efla!" dedi. "Yıllardır duyduğum o meşhur şahsiyeti. Belkide hanınıza geliş nedenim budur kim bilir?" Hafif bir reverans yaptı hancıya ve ismini yıllardır bildiği Elfaya göz kırptı. "Bu çenesi düşük ve çok geveze aşığa katlanabilirmi hanınız acaba?"

Bu sözleri hızla dönerek handaki herkese hitaben söylemişti ve handaki herkesten bir cevap beklemeye başladı. Herkesten ama herkesten bir cevap bekliyordu. Bir kişi bile istemese gidecekti...

*Elisium kraliyet aşığı Adorin Tellitelak
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

Ozan elindeki içkileri dağıttıktan sonra tam Efla'nın konuştuğu kişinin yanına gidiyordu ki,kapı açıldı ve içeri biri girdi...Çok ilginç biriydi ve bir ozan gibiydi...şiirler ve manilerle kızların gönlünü çalacak birine benziyordu...'Çok iyi'diye düşündü ozan...Müziğini takdir etmişti yeni gelenin...
Efla'nın arkadaşının siparişlerini almak için giderken,yeni geleni selamladı...Böyle birinin gelmesi hanı gerçekten neşelendirecekti...-Tabi kendisinin gelişi kadar olamazdı-
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

"Güzel bir Drowdu belki,

Belkide binlerce yıl yaşamış bir bunak,

Kim bilir ki onun ne olduğunu?

Bir kızdı bu dediğim gibi...

Diyarın en güzel kızı..."

Eline geçen flüdü ile bir kaç nota çaldı ve yeniden Eflaya dönerek hikayesine devam etti.

"Galadlirim derlerdi bu kıza!

şimdi elinde bir silah var ama neye fayda?

O ruhunda buldu aşkı ve yine...

Ruhunda kaybetti onu..."

şarkısına hüzünlü bir ton kattı Aşık. Elindeki flüt sanki birden hanı büyüsü ile donatmış ve tüm herkesi hüzünlendirmişti. Notalar kesildiğinde herkes flüdün büyüsüne kapılmıştı.

"Size anlatabilirim Galadlirimin ve daha bir çoğunun hikâyesini... İsermisiniz dostlarım bunları dinlemeyi?"

Yeniden hana döndü ve bir reverans yaparak yamalı pelerinini savurdu geriye doğru. "İstermisiniz dostlarım bir ozandan şarkılar dinlemeyi?" Kukuletasını çıkardı ve altın sarısı saçlar omuzuna döküldü. Mavi gözler ve büyüleyici, pürüzsüz suratı artık ortadaydı. Suratında bir huzur vardı. Ama bazen hüznü andırıyordu. Bazen dalga dalga yayılan bir mutluluk bazense bir melodi gibiydi o bakışlar. İşte bir aşıktı o adam! Elisium Kraliyet sarayının bir tanecik aşığı Adoris Tellitelak diyara şarkılar söylemeye ve mutluluk yayarak hikâyeler anlatmaya gelmişti. Tabiki steyen olursa kalacaktı bu diyarda. Eğer bir tek kişi bile istemezse hemen çekip gidecekti diyardan...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

Aşığın bu hikayesi üzmüştü onu...Ama alışıktı o buna,daha bir sürü böyle hikaye duymuştu...Kimsenin tek kelime etmesine izin vermeden-ve sadece efla'nın arkadaşında özür niteliğinde bir bakış attıktan sonra-flüdüyle aşığın yeni hikayesine başlamasını sağladı...Müzik harikaydı...Hikaye ondan daha iyi olacaktı...Yada en azından ozan bunu istiyordu...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Aşık ellerini çırptı ve tüm odadaki ışıklar anında söndü. Duaklarından bir uğultu çıkarmaya başladı. Aynı anda bir çok ses duyuldu odada. Sesler bir şarkının başlangıcındaki vokaller gibiydiler. Bir an sonra Aşık ilerledi ve "wick_one!" dedi ozanın önünde durarak. "Büyük aşık!"

Elinde beliren lirini nostaljik ortamda çalmaya başladı ve loş han bir anda sessizliğe büründü. Wick_one bir anda kızarmıştı ama hiç konuşamıyordu.

"Al yanaklı ozan,

Sevgilisi hayat kuran,

Ã?ocuk aşkı için,

Kendisini fedaya kaçan...

Bir güzel dilleri var,

Bir başka sesleri var.

Bir sarılışları var!

İşte burda aşkları var!"

Aşık bir masanın üzerine atladı ve dans etmeye başladı. Elindeki lirinin yerinde şimdi bir flüt duruyordu ve dudakları flütteki notaları şekillendiriyordu.

Notalar ahenkle tüm hanı dolaşırlarken ozanın yüzü kızardıkça kızardı ama bir an sonra aşık ozanın yanına atladı ve elindeki flütü ona uzatarak "Bana bir şarkı çalarmısın wick?" diye sordu. "Senin dudaklarının iyi şekil verdiğini diyarlarda bilmeyen yok!"

Wick utanarak flütü alırken Adorin yeniden masaya atlamış şarkısını söylüyordu.

"Bir kırmızı gül sevdim,
Gerisini boşverdim,
Düşünceme ses verdim,
Notalara dil verdim,
Gözlerime yaş verdim,
Neşeme neşe verdim,
Bileğime güç verdim,
Sana yüreğimi verdim,

YA SEN BANA NE VERDİN?"

Wick en sonunda notaları uydurmuştu. Sanki aşığın ne çalacağını daha önceden biliyormuş gibi notalar zihninde beliriyor ve altın saçlı adamın şarkısına bir bütün oluyordu. Aynı anda şarkıyı çalıyorlardı.

"Diyarda geziyor bir adalet,
Bunun sonu bir letafet,
Uymayan kurallara,
Görecek büyük felaket..."

Masada elinde yine toplarını çevirmeye başlamıştı.

"Galadlirim aşık olmuş,
Aşkını tutmuş vurmuş,
Sonra onu yine almış,
Yaşamına yaşam katmış..."

"Yeminer büyük felaket,
Ã?ocuklara bir delalet,
Bir deney için,
Yetmezmi bu felaket..?"

Aşık masadan atladı ve bir sandalye çekerek oturdu. Seyircilerin şaşkın bakışları altında şarkısını söylemeye devam etti.

"Lord Oren gitti,
Kaos burada bitti,
Lord Oren geri geldi,
Kaos onun içinden gitti..."

"Hükümlü bir şövalye var,
Bedeninde ağır zırhlar var,
Onu hükümleyen nedir derseniz,
Derim o ağır zırhlar..."

"Leydi Lysana aşık olmuş,
Bütün diyar haberdar olmuş,
Ne zman bitecek bunun aşkı,
Diye diyar sorar dururmuş..."

Aşık elindeki topları havaya fırlattı ve toplar patlayarak etrafa ışık saçtılar. Herkes toplara bakarken aşık çoktan Eflanın yanında bitmişti. "Anlatmamı istermisin Efla?" diye sordu. "Bundan böyle diyarda ozanlar bu kahramanlık hikâyelerini anlatacaklar." Gülümsedi büyücüye. "Bak sana anlatıyım. Bizim diyarımızda ne kahramanlar var?" Efla aşığa bakarken tüm handakiler konuşulanları duymuşlardı ve merakla yaklaşıyorlardı. 'Gerçek kahramanlar mı?' diye merak ediyorlardı. İşte bu unutulmayacak bir şeydi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

Hanın kapıları açıldı ve tanıdık bir sima göründü... hikaye anlatan yaşlı adam geri dönmüştü...

bir masaya oturdu ve herzamanki gibi

"çok uzun yoldan geldim acaba içecek birşeyler ikram edebilirmisiniz.. ancak param yok sadece hikayeler anlatabilirim"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Night'ın yanına gitti pek birşey yaptığım söylenemez ortak ama böyle oldu işte yaptıysam da bilmiyorum. şimdilik misafirim ol ama en kısa zamanda tekrar ortağım olmanı dilerim. dedi ve gülümsedi. Seni yeni çalışanımız ve dostum Erantel ile tanıştırayım. Son zamanlarda bana çok yardımı dokundu handa. Night ile konuşmaları bittikten sonra içeriye bir ozan girer. Kendisinden meşur olarak bahsedilmesi büyücüyü şaşırtmıştır. "Hoşgeldin dostum. Ozanlara kapımız herzaman açıktır. Bunu bil. Ayrıca bu kadar popüler olduğumu da bilmiyordum beni şaşırttın doğrusu."
DAha sonra ozanlar şarkı söyledilar. Han eğlenceli bir yer olmuştu hepsini teker teker alkışladı. Daha sonra yeni gelen ozanın yaptığı numarayı izledi. Fena değildi. "Hikayeleri dinlemek isterim. Eminim handaki kişiler de ister."
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero efla'nın yanına ilerlerken aniden durmuştu. İçinden bir şey onu durdurmuştu bir rahatsızlık, ne olduğunu kestiremediği bir engel... Geri dönmüş ve bir köşeye çekilerek hanı izlemeye başlamıştı. Kendini bir an için buraya ait hissetmedi. tabii ki sadece şimdisi için. Yapması gereken işler vardı ve burada olmaması gerektiği düşüncesi kalbine yeni yeni düşüyordu. Sessice durduğu yerden ayrılarak merdivenleri çıkıp koridora geldi. Odasına ilerledi. Kapıyı açıp içeri girdi. Yatağının üstündeki zırhına ve yatağa dayalı duran kalkanına baktı. İçini bir an için bir hüzün kapladı. Başını eğip gülümsedi. Kararını vermişti. İlerleyerek yatağın başına geldi. Zincir zırhını tekrar giydi. Kemerini beline bağladı. Tuniğini üzerine geçirdi ama başını kapatmadı. Odadaki aynada bir an kendine baktı ve kendini hazır hissetti. Yatağı dayalı kalkanı alarak odadan çıktı. Koridor boyunca ilerleyerek merdiveneleri indi. Kalabalıkta çıkarttığı gürülttüye rağmen kimsenin ona dikkat etmemiş olduğunu minnettarlıkla farketti. Efla ve erantelin mutfağa doğru yöneldiğini gördü bir an. O yöne doğru elinden geldiğince sessiz seyirtti. Omuzlarına dokundu. İkisi birden dönünce onları kenara kalabalıktan bir nebze olsun uzağa çekti.
-Dostlarım... Yapmam gereken işler var, daha doğrusu vermem gereken bir sınav. şimdi karargaha gideceğim. En azından sınavı veene kadar döneceğimi hiç zannetmiyorum. Ama döndüğümde dragonfire'ın gerçek bir paladini olmayı umuyorum. Benden şans dualarınızı esirgemeyin. Zira bilemiyorum onlara ihtiyacım olacak mı? Efla'nın kendine gülümsediğini gördü;
(Efla)- İhtiyacın olmayacak kardeşim. İnancın yeterli. Git ve yapman gerekeni yap.
Andero bir an kendini kötü hissetmişti ve duygulanmıştı ama disiplini kontrolünü tekrar ele aldı. Tuniğinin başlığını başına geçirdi. Arkadaşlarına tuniğinin kıvrımları arasından selam verdi. Arkasını döndü. Ve gitti...
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Aşık hızla ilerledi ve Eflayı kolundan yakalayarak hızla çekti. Altın sarısı saçları dalgalanırken Eflayı bir sandalyeye oturttu ve kendiside masalardan birisinin üzerine atladı. Tüm han sessizleşti aniden. Herkes etrafına toplanmıştı ve tüm han sessizliğe bürünmüştü. Wick ise masanın yanında elinde flüdü ile hoş bir şarkı çalıyordu. Aslında bu şarkıyı bildiğini bile bilmiyordu ama çalıyordu işte. Sanki elindeki flütten dışarıya bir büyü akıyordu.

Aşık masanın üzerinde yeniden ellerinde belirmiş olan lirininin tellerine sakince dokundu parmakları etrafa hoş bir melodi yayıldı ve Aşık Adorin hikâyesine başladı:

"Diyarlar sessizdi o zamanlar. Tanrılar... Ah o tanrılar hep vardılar..." Parmakları lirinin üzerinde tatlı bir nota oluşturdu. "Sevdikleri dünyanın sessizliği ile uğraşmak istemediler ve onu sessizlikten kurtarmak için diyarlara geldiler..."

"Her neyse derim ben bir tanrının işini bilmek imkânsız." Bakışları az önce içeriye girmiş olan yaşlı ozan üzerinde dolaştı. "Ã?atlak kazanın tarihini bilirmisiniz dostlarım?" diye haykırdı.

"Hakkatende çatlak bir kazan burası. Majenta, Night ve Efla arasında kurulan, diyarların en meşhur hanı burası. şimdilerde çatlaklığı anlaşılmaz derecede. Belki ortakları arasında anlaşmazlıklar belkide yeni ortaklıklar var ama tarih böyle işte. Sürekli yeni birileri geldi hana ve hiç bir müşteriye sırt çevirmedi han. Hatta kaos zamanında hana felaket yayan müşterileri bile yeniden görmek onlara mutluluk verdi." Yeniden yaşlı adama baktı ve gülümsedi. "Majentanın hayatını anlatmıştı bu yaşlı adam!" dedi. "Onun dilinden bu bilinmezlikleri duymak handaki herkesi şaşkına çevirmişti."

Tüm bakışlar bir anlığına yaşlı adama dönmüşken Aşık devam etti ve dikkatleri yaşlı adamın üzerinden yine kendi üzeirne topladı. "Bu diyara asıl geliş nedenim ne mi?" diye sordu etraftakilere tek tek bakarak ve ellerini lirin üzerinde dolaştırıp hoş bir notaya ayaklık ederek. "Bu diyara çağları ve son bulan kahramanlıkları anlatmak, bunu sizlerin düşüncelerinizden alıp dış dünyaya yaymak için geldim." Mavi gözler bir anda herkesi içine aldı sanki. Tüm handakiler etkilenmiş şekilde bu gözlere baktılar ve aşığın dudaklarından dökülen hoş bir ezgi ile sanki derin bir okyanusa kapılıp gittiler. "Artık tüm diyarlar bu kahramanlık hikâyelerini duymalı dostlarım. şimdi siz bana zihninizdeki o kahramanlık hikâyelerini diyar diyarlarda anlatmam için bahşederken ben size güzel hikâyeler anlatacağım:

Güzel bir elfin yüreği vardı bir insanda,
Aşkı ikiside biliyordu nede olsa...
Yüreklerindeki sevde yenilmezdi onların,
Ama bir tema gerekliydi bu aşka,
Doğan çocukları bir yarı elfti oysa,
Kesinlikle değişmezdi duyguları bu yolda..."

Aşık gözlerindeki engin denizlere dalıp gitmiş han halkına baktı ve güzel bir gülümseme yaydı etrafına. Bu insanların bildikleri on kasaba kahramanlarına dair hikâyeleri öğrenmek için burdaydı. Bunları onların zihinlerinden böylece alıyor ve dış dünyaya yaymak için kendi zihninede aktarıyordu. O hikâyelerini anlatırken handakiler etkilenmiş bir şekilde dinlediler ve en sonunda diyar kahramanları ile ilgili her şeyi öğrendiğinde hikayesi anında sona ulaştı ve ufak bir şarkı çalmakta olan Wick yeni bir melodiye başladı...

Aşık Adoris hızla yerinden kalktı ve bir sandalyeye atlıyarak hoş bir şarkı ile karışık bir istekte bulundu yeni yeni hikâyenin etkisinden sıyrılmakta olan Eflaya. Bir biraydı belki isteyi ama zaten Efla ve handa bulunan diyerleri ona istediğini vermişlerdi. Tüm handakilerden istediğini öğrenmişti. Böylece on kasabanın hikâyelerini tüm diyarlarda yayabilecekti...

Efla ona birasını getirsin diye beklerken Adoris, Wick_one'ı yanına çağırdı ve Wick bir sandalyeye oturunca "Flütümü hediye olarak alırmısın wick?" diye sordu. "Bu hana güzel müzikler yapıcak bir ozana ihtiyaç var." Gerçekten wick'in flütü çalışından etkilenmişti ve onun içinde gerçek bir ozanlık olduğunu hissediyordu.

Yeniden yanındaki masada oturmakta olan yaşlı adama baktı ve başı ile selam vererek "Umarım doğru bir iş yapıyorumdur usta!" dedi.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

"Hmm hikayelerimi dinlemek zordur....buna hazırmısın..bu arada majenta nerde justarius nerde???"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests