Page 31 of 67

Posted: Sun Apr 13, 2008 2:35 am
by catboy
"Deru'nun kaderi bizden çıktı o halde." dedi Safir.
"Bu gece bu tepede kamp kuralım yine. Yarın bu ormandan çıkarız ve yolumuza gideriz." diye de ekledi sonra.

Posted: Sun Apr 13, 2008 4:20 am
by Lydronk
"Hutta kmi bilmiyorum ama çok yetenekli bir çizer olduğu belli! Ã?yle bir ressamın şaman yetiştirmesin gerek yok bence!" diye göz kırptı Lydronk. "Hem o birinin semboüydü ya... Kimidi? Acaba sizin oralarda mı gördüm ki? Emin değilim..." diye birkaç isim sayarken Kampı kurmaya yardım etti. Sahi, neyin ya da kimin sembolüydü o? Dryadlar mı yoksa? Yok, onlar farklı semboller kullanırlar... Peki ya bir krallık?

Posted: Sun Apr 13, 2008 5:03 am
by catboy
Gece çok sakin geçti. Gerçi Safir'in baş ağrısı tutmuştu. Ondan uzun bir süre uyuyamamıştı. Sabah olduğunda biraz kendine gelebilmek için yürüyüşe çıkmaya karar verdi. Yalnızlığa karşı bir özlem duydu birden.
Birden bir kıpırtı duydu. Mikael onu takip etmişti: "Seni kandırmıyordum. Ben sadece görevimi yerine getirdim."
"Görevin demek?" dedi alay edercesine Safir.
"Benim kız kardeşimin Reven'e gittiğini biliyordum. Ama onun orda öldüğünü de biliyorum." diye de ekledi.
"Peki neden Reven'e gidip kız kardeşinin mezarını ziyaret etmedin."
"Orası Algenia'nın ülkesinin başkenti. Beni hemen topraklarına kabul edecekelrini mi sanıyorsun?"
"Sonuçta oraya görev icabı da olsa gideceksin." dedi Mikael ve diğerlerinin yanına döndü.

Posted: Sun Apr 13, 2008 5:11 am
by Lydronk
Lydronk gözlerini açtığında uzunca bir süre yatağında kaldı. Henüz kimse uyanmamıştı. Kalktığında dehşetle birşey fark etti: Safiel yoktu! Neydi bu şimdi, gruptan kaçma haftası mı? Bir şakaydıysa bile, gnomların nadiren düşündükleri birşey vardı ki, bu Lydronk'un kaçma olaylarına sinirlenmesine sebep oluyordu. Gnomlara göre, çok ama çok ender işlerin bir ciddiyeti vardı ve bu sırada ağır şakalar yapılmazdı. şimdi yani, şakanın sırası değildi! Mikael'in kıpırdandığını gördü. Uyumuyordu herhalde. Yanına eğilip sordu: "şu büyücüyü gördün mü, Mikael? Kırmızı cüppesi olan hani? Bu ikinci kaçış olayı oluyor da!"

Posted: Sun Apr 13, 2008 5:58 am
by Edmond
Huor Minnä'yla uyanmış olmanın keyfini yaşıyordu, belki de bir aydır ilk kez Minnä'yla kalıyorlardı.Ozanlara mahsus bir büyü vardı ikisinde de, ikisi de ozan ve kolcuydu.Aynı yerde, aynı şekilde büyümüşlerdi.Huor'un babası Orman Elf Kralı idi.Minnä'nınki ise Elf Meclisinin yetkililerinden, Huor 40 yaşına geldiğinde evlenmişti Minnä'yla prens ve prensestiler artık onlar.Ozanlığa Huor başlatmıştı Minnä'yı.Ney dersi vermişti Minnä'ya.Minnä Huor kadar olmasa da zeki ve yetenekliydi.Minnä Huor'dan belki de 10 cm kısaydı.Fakat öylesine güzeldi ki, Orman Elf'lerinde rastlanmayan ceylan gözleri vardı.Fakat saçları yine de sarıydı.

Rüyalarında da birlikteydiler ozan büyüleri sayesinde.

Uyanmışlardı, Huor gülümseyerek bakındı, Safir yoktu, kız da öyle, fakat Huor fazla önemsemedi.Yalnızca aç olduğunu farketmişti.

Posted: Sun Apr 13, 2008 6:43 am
by catboy
Safir, geri dönmek istemiyordu. Biraz daha yalnız kalmaya ihtiyacı vardı. Bu kadar sorumluluğun altında ezildiğini hissediyordu. Yakında bu kadar yüke daha fazla dayanamayacağına dair bir his vardı. O sırada fısıltıyı duymuştu: "Son zaten yakın. Neden bunu geciktiriyorsun ki?"
"Esod. Estenin hizmetkarı."
Esod dünyayı yaşlı bir adam kılığında dolaşırdı. Hep şehirleri dolaşır, herkese yaşamın değersizliğinden ve mutlak sonun bir günün geleceğinden bahsedip dururdu.
"Kabul et, Safiel. Bu yükten kurturma sanşın hala var."
"Nerdesin?"
"Yakında göreceksin." dedi fısıltı ve ardından kesildi.
"Aramızda bir hain var." dedi Safir içinden ve geri döndü hızla.

Posted: Sun Apr 13, 2008 7:12 am
by Edmond
Huor Safir'in panik yaparak geri döndüğünü farketmişti.Kötü bir şeyler olacaktı muhtemelen.Ã?ünkü Safir güçlü bir büyücüydü ve sebepsiz yere panik yapmazdı, şaşkınlıkla sordu:

*Kardeş, neler oluyor?*

Posted: Sun Apr 13, 2008 7:32 pm
by catboy
"Esten, bizim grup da aradığı iki çocuğun olduğunu bir şekilde öğrenmiş. Biri ona bizim yaptıklarımızı bildiriyor olmalı. Aramızda Esten'e hizmet edenler var. Hain kimse çıksın ortaya?" diye bağırdı Safir.

Posted: Sun Apr 13, 2008 7:43 pm
by Lydronk
Safiel'in döndüğünü görmüştü Lydronk. Sorusuna cevap vermemiş kıza "Neyse, sağol..." diye mırıldanarak kalktı. Sonra Safiel'e: "Ah, hoşgeldin! Ben de Deru gibi kaçtın sanmıştım! Biliyorsun ne kadar kişi kaça-" diye devam ederken Safiel hiddetle lafını bölmüştü. Hain? "Aramızda hain main yok Safiel... Nereden uyduruyorsun. Hem 'Bir ormana gideyim de hain var mı yok mu aramızda öğreneyim!' diye mi gittin oraya... İlki, aramızda hain olsaydı zaten ortaya çıkmış olacaktı yakında. İkincisi, bir hain öyle ortaya çık demekler çıkmaz. Yoksa ne alemi var ki hainliğin!" lafını bitirirken gülüyordu Lydronk.

Posted: Sun Apr 13, 2008 7:46 pm
by Edmond
Huor hafif şaşırarak gruba bakındı, kimsenin çıkıp da, *Benim!* demesini zaten beklemiyordu.Hem de bu hainin Safir olmadığı ne malumdu?Belki de birisini suçlayıp yükten kalkmayı düşünüyordu.Fakat o olamazdı, çünkü onun grup için ne kadar çalıştığını farkediyordu Huor.

Par-tesa ne demişti?

Safir'in iyilikle kötülük arasındaki çizgide durduğunu.Fakat diğerleri hakkında hep iyi yorumlar yapmıştı.

Ya Safir'di bu kişi.Ya da Elessar veya Fujiwara.Minnä olamaz mıydı, olamazdı çünkü Huor Minnä'yla zihnen de bağlıydı, Minnä'nın düşündüğü her şeyi duyabilirdi.Minnä da Huor'unkileri tabi.

Huor düşüncelere dalmıştı.Safir şimdi herkesi suçlamaya çalışacaktı.*Gel benimle!* diye bağırdı Safir'e biraz uzaklara doğru yürümeye başladılar.Grup gözden kaybolunca:

*Ne biliyorsun, neler oldu, anlat.Eğer böyle bir şeyi grupta tekrar edersen, suçluyu bulamadığımız gibi, grubun dağılmasına neden olursun!*

Posted: Sun Apr 13, 2008 7:51 pm
by catboy
Safir, Huor'a baktı bir süre sadece. Sonra sakinleşerek: "Demin Esod'la konuştum. Esod, biliyorsun ki Esten'in hizmetkarlarından biri. Her şeyi biliyorlar, Huor. Yaptıklarımızın hepsini. Biri her şeyi Esten'e anlatıyor olmalı." diye anlattı.

Posted: Sun Apr 13, 2008 8:00 pm
by Edmond
Huor hafifçe çenesini kaşıyarak düşündü,

*Yapabilecek bir şey gibi görünüyor, herkesi, ama herkesi göz hapsinde tutmalıyız, kimse ama kimse gruptan ayrılmamalı, sürekli sınamalıyız onları.Herkesi!*

Sonra ekledi

*Başka yapabilecek bir şey biliyor musun?*

Posted: Sun Apr 13, 2008 8:04 pm
by Tersyuz
Fujiwara söylenilene çok şaşırmamıştı. Hainler her zaman her yerde bulunabilirdi, fakat bunun topluluk içinde söylenmesi aradaki bağları zayıflatır, kişilerin birbirine güvenlerini zedelerdi.
Hain olsun ya da olmasın topluluğun huzuru bozulmuştu, bu büyük bir sorun demekti.
"Kristal bir bardak düşüp kırıldığı zaman onarılamaz bir daha, tıpkı güven gibi.
Safir-San telaşını anlıyorum 'Ã?nünden gelen bir mızraktan korunmak kolaydır fakat arkandan atılan oktan korunamazsın.' ama bu kaygını bizimle paylaşarak herkesin birbirinden şüphe etmesini sağladın."
"Safir-San sizi gücendirmak istemem ama ben burada bulunan kimsenin hain olduğuna inanmıyorum. Umarım yanlış bir bilgi almışsınızdır, belki de büyü ya da daha şeytani bir yöntemle bizden haberleri oluyordur."

Posted: Sun Apr 13, 2008 8:06 pm
by catboy
"Esod'un bedenini göremedim. Sadece sesiyle konuştum. Ve Esod yaşlı adam bedeninde dolaşır. Belki de sen hainsindir, yaşlı adam." diye belirtti Safir.

Posted: Sun Apr 13, 2008 8:19 pm
by Tersyuz
"Belki, belki de değilim içinizdeki şüphe yüzünden bana saldıracak mısınız?
Akıllı bir adam yalnız kendi tecrübelerinden, çok akıllı bir adam başkalarının da tecrübelerinden yararlanır. Söylediklerime kulak verin, kötülük yaparak iyiliğe ulaşamazsınız."
İhtiyar sonrasında bağdaş kurup yere oturdu ve diğerlerinin tepkisini bekledi.