Page 4 of 5
Posted: Wed Sep 29, 2010 2:41 am
by Possessed
Evet ağzın açıklığının estetiği bozmasını anlıyorum, işte burada seçim çizerde. Çizer estetiği düşünüyorsa ağzı kapalı çizebilir (ki sen de her panelde ağzı kapalı çizmemişsin), veya canı isterse ağızlar bir karış açık olur. Karşı değilim ama ilk bakışta doğal gelmedi, nedenini düşündüm.
Bu arada Esat Efendi'nin "Hop dedik koca oğlan" dediği paneldeki tipine bayıldım ya, süper olmuş

Bakışlar falan tam.
Posted: Thu Oct 07, 2010 4:22 am
by Artemis Entreri
Flash'ı da güncelledim.
Kaç gündür hazır bekliyor bu haliyle, siteye upload etmeye üşendim

Neyse efendim, umarım yeni versiyonu beğenirsiniz. Hızlı okuyucular ekrana tıklayarak hızlı geçebilir.
www.batiali.com/yeditepe
Posted: Fri Oct 08, 2010 12:38 am
by devrimk
Eline sağlık gayet güzel oldu.
Posted: Tue Oct 12, 2010 12:46 pm
by Firble
Vay be evinin önüne getirdin en heyecanlı yerde bıraktın. Gerçi sayıca sanırım üçten fazlalar. Gerekirse adam diğerlerini yardıma çağırabilir, gerçi Osmanlı delikanlısı sanırım üç adamı tek başına halletmeyi deneyecektir. : ) )
Posted: Mon Oct 18, 2010 9:05 pm
by catboy
Efla bloga eklememiş son bölümleri 3. bölümü koydum ben, 4. bölümü koyacağım...
Posted: Tue Oct 19, 2010 1:23 am
by devrimk
catboy wrote:Efla bloga eklememiş son bölümleri 3. bölümü koydum ben, 4. bölümü koyacağım...
Teşekkürler, biraz ağır gitmeye başladı çizimler. Tekrar eski hıza döneceğim yakında umarım.
Posted: Sat Oct 23, 2010 1:28 am
by Walter
Konu hoş ve güzel, yedi tepe canavarı kanı içiyor mu ne yapıyor yoksa ıce truck killer gibi dondurucu bir yerde mi kesiyor bunu öğreneceğiz gibi, seri katil ve kadınlar ve istanbul ve 20 yüzyıl başları, konu anlatım ve diyaloglar gayet güzel özellikle son sayfaya bayıldım üstelik yazıların kalınlığını aarttırman çok yerinde olmuş bariz daha rahat okunuyor sayfa...
Ayrıca çizimler çok kaliteli olmuş, ve çok iyi bir çizgi roman çıkarmışsın özellikle adamların yumruğu sonra düşme hareketleri bazı yerlerde oluşan gölgede gözlüğün parlaması seyfettinin bakışları - ki daha önce de söylenmiş ömer seyfettine benzediği kendisini sevdiğim bir yazardır - gayet güzel aktarılmış
Ama bir kaç ufak eleştrim olacak Türk Dili Edebiyatında okuduğumdan osmanlıcam iyi sayılır o yüzden bu konuda bi iki kelam edeyim
İlk önce Teşkilatı -ı İfşa-yı Sır diye açıklanmış Yani Arapça farsça tamlamalar tersten okunduğu için Sırrı açıklama teşkilatı ama üst ğste çok izafet kesresini kullanmışsın Sır fazla oluyor genelde üst üste izafet kesresi kullanılmaz osmanlıcada Bir kaç yerde görünür Ferman-ı Gülhan-ı Hatt-ı Humayun şeklinde ki bu çok da kullanılmaz Tanzimat Fermanı derler genelde neyse...
İkinci kısımda tahtadaki Osmanlıca yazılar Cami de ayını görmedim ilk başta ama çok küçükmüş sonra fark ettim altındaki Kadın Kurbanlar da u harfi yazılmamış oysa türkçe kelimelerde sesli harfler yazılır. u olmalıydı. yani vav harfi. Kan doğru zaten
Sol tarafındaki Tıb tahsili kelimesine aslında tıbbıyeli denebilirdi ama olmuş. Onun altındaki kelimede salav gibi bir şey çıkıyor slav ise yazılmak isteden sad la değil sinle yazılmalıydı. Onun altındaki ilk harfte m ile h ise pek anlaşılmıyor Muharrib sanırım muharebe eden manasında.
Souç olarak bir iki yazım hatası dışında ki onuda fotoshopta yapmak zor oluyordur zannımca bir eleştirim yok ayrıca şu tahtadaki kelimeler benim hoşuma gitti bir ikisini çözmeye falan uğraştım zevkliydi. Böyle şeylerin yapılması gerçekten hoşuma gidiyor, doğrusu....
Posted: Sat Oct 23, 2010 3:28 am
by Edmond
Yahu essahtan öyle bir kitap var mı? Varsa nerden bulabilirim

Teşekkürler şimdiden

) Fırsatçı okuyucu
Hocam hikaye çok hoş ilerliyor. Kaçırmıyorum harbiden hiçbir bölümü

Posted: Sat Oct 23, 2010 3:31 pm
by devrimk
İfşa-yi Sırr tamlamasının ikinci bir manası daha var onun için seçtim. İfşa-yi Sırr Teşkilatı'da konulabilirdi. (Hâlâ da farklı isim konulabilir, üzerinde çalıştığım bitmemiş bir proje bu çünkü)
Osmanlıcalara gelince ben yazmasını bilmiyorum, yazıyı tarayıp tahtaya yerleştirdim.
Tabii bu esnada kayıplar oluşmuş olabilir. Falat kelimeler Slav ve Muharrib değil.
Posted: Sat Oct 23, 2010 3:34 pm
by Firble
Sahiden tahtadaki yazıların Arapçada anlamlarının olması beni şaşırttı doğrusu. Bu kadar ayrıntıyı anlayabilecek çok az okuyucu vardır sanırım. Zamanında bir parça Arapçayı çözmeye çalışmıştım ama çok zor gelmişti. Dövüş tekniklerine ilişkin ayrıntılar da güzel olmuş.
Posted: Sun Oct 24, 2010 7:10 am
by Aegron Linwelin
devrimk wrote:. Falat kelimeler Slav ve Muharrib değil.
ahrab veya ahreb sanırım kesilmiş. Kulagı kesik gibi bir anlamı var.
diğerinde de sad kullandıgına göre Salavi gibi birşey çıkıyor. Sa'la nın anlamını biliyorum ama salaviyi bilmiyorum. Yada sale vi olabilir bela musibet gibi.
Posted: Mon Oct 25, 2010 4:05 am
by devrimk
Aegron senin tahminler de yanlış.
Aslında buradan şu anlaşılıyor ki Atatürk latin alfabesine geçerek ne kadar isabetli bir karar vermiş.
Neyse Ã?niversiteden bir hoca kelimeleri tekrar yazdı, düzeltip koyacağım.
Posted: Fri Oct 29, 2010 2:49 am
by devrimk
Evet Seyfettin efendi'ye bir süre ara vereceğimi yazmıştım.
Yabancı bir firmaya çizgi roman çizmek üzere anlaştım, 22 sayfalık 2. Dünya savaşında geçen bir korku hikayesi.
Neyse bu kitap bitince tekrar Seyfettin efendiye döneceğim. şimdilik haberler bu kadar.
Posted: Fri Oct 29, 2010 3:34 am
by dwaxer
devrimk wrote:Evet Seyfettin efendi'ye bir süre ara vereceğimi yazmıştım.
Yabancı bir firmaya çizgi roman çizmek üzere anlaştım, 22 sayfalık 2. Dünya savaşında geçen bir korku hikayesi.
Neyse bu kitap bitince tekrar Seyfettin efendiye döneceğim. şimdilik haberler bu kadar.
Oo hayırlı olsun Devrimk; sevindim bu habere.
.
Posted: Fri Oct 29, 2010 4:15 am
by Artemis Entreri
Ben de senin adına çok sevindim, kendi adıma sevinemedim
2. Dünya Savaşında geçen bir korku hikayesindense Seyfettin Efendi'yi tercih ederdim.
Neyse canım bi yere kaçtığı yok.
