Yüksek Büyücülük Kulesi (RPG) / Sınava Gir
Calis çırağın sözleri karşısında adeta şok olmuştu.Kadim lich yeminer le konuşacaktı.Onunla yıılar önce orenin tapınağında konuşmuşlardı.Calis aklına oren in gelemsi ile adeta midesi bulanmıştı.Calis düşünceleri beynin den uzaklaştırdı.Yeminer belkide şu anda lich değildi.Belki lich olmadan önceki yıllarına gitmişlerdi.Bunların hepsini birazdan örenicekti...
No one hears him cry so he turns to evil...
Maltahen uysalca çırağı izledikten sonra karşısında yemineri buldu. Kendilerini beklediğini söylemişti büyücü ama son kahkahası bir problem olduğunu düşündürdü Maltahen'e. Zaten bu hareketlilikten oldukça sıkılmaya başlamıştı ve kendini iyi hissetmediği anlardaki gibi eli yine istemsizce çantasına, büyü materyallerine kaydı .Dikkatli bir biçimde yemineri dinlemeye koyuldu.
-----------------------------------------0------------------------------------
Eldarin ben scroll u çantama atmıştım bir önceki mesajımda da belirtmiştim.
-----------------------------------------0------------------------------------
Eldarin ben scroll u çantama atmıştım bir önceki mesajımda da belirtmiştim.
Tamadır o zaman Maltahen.Scroll çantanda...Maltahen patlamayla biran afalladıktan sonra scroll u çantasına attı.
İsim : Maltahen
Irk : Half-Elf
Sınıf : Wizard
Yaş : 60
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine...
Irk : Half-Elf
Sınıf : Wizard
Yaş : 60
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine...
Maltahen yeminerin buyur ettiği yöne doğru ilerleyerek uygun bi yere oturdu.Bir yandan da yoldaşlarını izlemekteydi.Herhengi bir tehditvari durumda saldırıya geçebilecek durumda kontrollü bir biçimde etrafı izlemeye başladı. Acaba burası neresiydi neden bu kadar aşşağıdaydı ve bu büyücü tanıdığı yeminerin ne zamanki yada hangi boyuttaki haliydi.Gelişmeleri izlemeye ve bu soruların cevabını beklemeye koyuldu.
İsim : Maltahen
Irk : Half-Elf
Sınıf : Wizard
Yaş : 60
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine...
Irk : Half-Elf
Sınıf : Wizard
Yaş : 60
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, ve bir orman gibi kardeşcesine...
-
Black_Rider
- Kullanıcı

- Posts: 230
- Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
- Location: Ýst
- Contact:
Büyücü büyük bir şekilde afallamıştı.Kulenin bir girişi olmaması hiç mi hiç mantıklı gelmiyordu ona.İnsanlar bu kuleye uçarak mı giriyor diye kıkırdadı.Sonrasında esprinin sırası değil şimdi diyerek selemor ciddi bir görünüme büründü.Babasının anlattığına göre bu kulenin bir girişi olmalıydı.Kuleyi bir daha dolandı ama nafile.Yahut birisi benle dalga mı geçiyor yada burda ters olan birşeyler mi dönüyor dedi kendi kendine.Genç büyücü kirli sakallarını kaşımaya başladı.Bu kendinene oynanan oyunsa gayet onun canını sıkmaya başlamıstı.Huzursuzlaşmaya başlamıştı genç büyücü.Buraya bela bulmaya gelmemişti.Yine bir sesleneyim diye düşündü-Kulenin efendileri beni kuleye kabul edin.Burada büyüğe hizmet etmek istiyorum....
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
-
Black_Rider
- Kullanıcı

- Posts: 230
- Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
- Location: Ýst
- Contact:
Selemor uyandiginda odasindan cikip hana inmisti.Hancidan Efendi Eldarin ve diger buyuculerin gittigini ogrendi.Selemor buna cok sasirmisti onu nasil unutmus olabilirlerdiki?Hancinin bir kargasadan bahsetmisti.Selemor kirli sakallarini sivazlamisti.O zaman en iyisi Yuksek Buyuculuk kulesine geri donmekti...
Selemor cogu zamani kulede buyu kitaplarin arasinda gecirdi.Gittikce buyuye daha iyi hakim oluyordu ama bu yeterli degildi.Daha cok calismasi lazimdi...
Selemor cogu zamani kulede buyu kitaplarin arasinda gecirdi.Gittikce buyuye daha iyi hakim oluyordu ama bu yeterli degildi.Daha cok calismasi lazimdi...
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
-
Black_Rider
- Kullanıcı

- Posts: 230
- Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
- Location: Ýst
- Contact:
Selemor kutuphanede Tanrı Orenle ilgili bir kitabı inceliyordu.Kulenin kapısınından bir ses duyuldu.Efendi selemor efendi selemor size haberlerim var.Bu ses telaslı bir kisinin sesiydi.Buyucu elindeki kitabı kapattı ve habercıye dogru yoneldi.-Haberler nedir ? Haberci cebınden mektupu cıkardı -Babanızdan efendim.İzninizle hemen burdan ayrılmak istiyorum.Habercinin korktugu gozlerınden anlasılabılıyordu.Kuleyi bir öcü gibi goruyorlardı.Selemor el isareti ile gidebilirsin dedi.Selemor mektupu okumak ıcın kutuphaneye yoneldi.Yerine oturdu ve mektupu açtı
Sevgili oglum mektubunu aldım.Denikron ıcın kalbim huzunle dolu.İyi bir baba olamadım ikinizide.Annenizin olumunden sonra kendımı toparlıyamadım.Abinin olumunun en buyuk sorumlusu benim.Bu acı ıle ölene kadar yasayacagım.O da yakındır zaten.Kasabamıza dogru buyuk bır ordu yaklasıyor.Ve ne yazıkkı onları durduracak gucumuz oldugunu sanmıyorum.Bu sana son yazdıgım mektup olabılır oglum.Eger sana karsı bır kusur ıslemıssem benı affet oglum.Dıger bır dunyada gorusmek uzere ile.Elveda.....
Baban...
-Hayır bu olamaz diye haykırdı Selemor.Kutuphanedekı cırakların hepsı ona hayret ıcınde bakıyorlardı.Selemor öfkeli bir sekilde ısınıze gerı donun dıye bagırdı.Mektupu burusturdu ve yere fırtlattı.Kutuphananın kapısını sert bır sekılde actı.Ve sonrada odasının kapısını sert bıcımde acıp kapadı.Seni kurtaracam baba abimi kurtaramadım ama seni kurtaracam.Kılıcını kınına yerlestırdı.Buyu ıcın gereklı karısımları buyu kıtaplarını ve yolculuk ıcın yıyeceklerı aldı.Asasınıda aldıktan sonra yuksek buyuculuk kulesınden cıktı.Ahıra dogru kosusturdu.Ahırdan atını cıkardı.Ve butun hızıyla 10 kasabaya surdu atını.....
Sevgili oglum mektubunu aldım.Denikron ıcın kalbim huzunle dolu.İyi bir baba olamadım ikinizide.Annenizin olumunden sonra kendımı toparlıyamadım.Abinin olumunun en buyuk sorumlusu benim.Bu acı ıle ölene kadar yasayacagım.O da yakındır zaten.Kasabamıza dogru buyuk bır ordu yaklasıyor.Ve ne yazıkkı onları durduracak gucumuz oldugunu sanmıyorum.Bu sana son yazdıgım mektup olabılır oglum.Eger sana karsı bır kusur ıslemıssem benı affet oglum.Dıger bır dunyada gorusmek uzere ile.Elveda.....
Baban...
-Hayır bu olamaz diye haykırdı Selemor.Kutuphanedekı cırakların hepsı ona hayret ıcınde bakıyorlardı.Selemor öfkeli bir sekilde ısınıze gerı donun dıye bagırdı.Mektupu burusturdu ve yere fırtlattı.Kutuphananın kapısını sert bır sekılde actı.Ve sonrada odasının kapısını sert bıcımde acıp kapadı.Seni kurtaracam baba abimi kurtaramadım ama seni kurtaracam.Kılıcını kınına yerlestırdı.Buyu ıcın gereklı karısımları buyu kıtaplarını ve yolculuk ıcın yıyeceklerı aldı.Asasınıda aldıktan sonra yuksek buyuculuk kulesınden cıktı.Ahıra dogru kosusturdu.Ahırdan atını cıkardı.Ve butun hızıyla 10 kasabaya surdu atını.....
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
Adam hafif sendeliyerek ilerliyordu,üzerind açık mavi bir cübbe ve ona uygun bir pelerin vardı cübbenin eteklerine bulaşan çamur hemen göze çarpıyordu.Dalmer millerce önce bir köyden aldığı katırını kaybettiğinden beri yürüyerek ilerlemişti.Dillere destan yüksek büyücülük kulesini bulmak için uğraşıyordu fakat uğraşının boşuna olduğunu düşünmeye başlamıştı bile günlerdir yoldaydı erzağı neredeyse tükenmişti ama kule görünürde yokdu.Kulenin yolunu bilmiyordu Dalmer yolda karşılaşdığı bir kaç köylü ise kuleyi duymamışlardı bile...
Bir tepeye tırmanırken hayallere daldı bu yolculuğunda sık sık yapdığı birşeydi zihnini farklı meselelerle meşgul edereken mesafeleri unutuyordu yolculuk için iyi bir teknikdi ama zihni yola geri dönünce vücudundaki yorgunluk geri dönüyordu.Dalmer gümüş ormanı adı verilen bir yerde kendi ırkıyla beraber yetişmişti.Ã?oğunlukla kolculuk gibi meslekler edinen yarıelfler arasında istisna sayılabilirdi kılıç kullanmaya asla ilgi duymamışdı.Kılıcın barbarca hamlelerine alışamıyordu onun yerine büyünün mistik gizemli güçlerini seçmişti yinede kuleye doğru yola çıkmak için epeyce oyalanmıştı.
Tepeyi yavaşça tırmanmaya devam ederken ayağı bir taşa takıldı ve zihnindeki düşünceler dağıldı.Tepenin hemen hemen üstüne gelmişti gözlerini kırpıştırdı düşüncelerden ayılmak için başını salladı yeniden karşısına bakdı işte kule ordaydı yüksek büyücülük kulesi hem korkunç hemde güzel görünüyordu sonunda kule onu bulmuştu...
Yorgunluğunu unutarak hızla kuleye doğru atıldı nefes nefese kalana kadar koştu.Yüksek büyücülük kulesi karşısında duruyordu ne yapdığını farketmeden eğilip reverans yapdı kueleye karşı.
"-Ben Yarıelf Dalmerianon kulenin büyücüleri arasına katılmak istiyorum..."
rüzgarla taşınan sözlerinin kuleye ve onun gerisinde ne varsa ona kadar ulaşacağını umuyordu.
Bir tepeye tırmanırken hayallere daldı bu yolculuğunda sık sık yapdığı birşeydi zihnini farklı meselelerle meşgul edereken mesafeleri unutuyordu yolculuk için iyi bir teknikdi ama zihni yola geri dönünce vücudundaki yorgunluk geri dönüyordu.Dalmer gümüş ormanı adı verilen bir yerde kendi ırkıyla beraber yetişmişti.Ã?oğunlukla kolculuk gibi meslekler edinen yarıelfler arasında istisna sayılabilirdi kılıç kullanmaya asla ilgi duymamışdı.Kılıcın barbarca hamlelerine alışamıyordu onun yerine büyünün mistik gizemli güçlerini seçmişti yinede kuleye doğru yola çıkmak için epeyce oyalanmıştı.
Tepeyi yavaşça tırmanmaya devam ederken ayağı bir taşa takıldı ve zihnindeki düşünceler dağıldı.Tepenin hemen hemen üstüne gelmişti gözlerini kırpıştırdı düşüncelerden ayılmak için başını salladı yeniden karşısına bakdı işte kule ordaydı yüksek büyücülük kulesi hem korkunç hemde güzel görünüyordu sonunda kule onu bulmuştu...
Yorgunluğunu unutarak hızla kuleye doğru atıldı nefes nefese kalana kadar koştu.Yüksek büyücülük kulesi karşısında duruyordu ne yapdığını farketmeden eğilip reverans yapdı kueleye karşı.
"-Ben Yarıelf Dalmerianon kulenin büyücüleri arasına katılmak istiyorum..."
rüzgarla taşınan sözlerinin kuleye ve onun gerisinde ne varsa ona kadar ulaşacağını umuyordu.
Dev kulenin kapıları sessizce açıldı yeni gelen büyücünün önünde. Dev kapılar açılırken içeridekikaranlık büyücüye görünüroldu. Ã?nünde karanlık uzanıyordu büyücünün.
Büyü Konseyi adlı başlıktan cevabınızı veriniz. Busarı sınavlar içindir.Oradan rp ye devam edebiliriz.
Büyü Konseyi adlı başlıktan cevabınızı veriniz. Busarı sınavlar içindir.Oradan rp ye devam edebiliriz.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
-
Mith_olorin
- Kullanıcı

- Posts: 6
- Joined: Wed Mar 22, 2006 10:00 am
- Location: burdan
- Contact:
Ã?ağrıyı uzun süre önce duymuştu...O zamanlar okulunda sessizce çalışıyor,büyüsünü ateş yakmak için kullanıyordu.Fakat çağrıyı duyduktan sonra kendini adamaya karar verdi.
Üzerinde gece mavisi bir cübbe vardı.Hiçbir başlık takmadığından yüzü gözler önüne serilmişti.Sol gözünde bir göz bandı vardı.Elindeki yürüyüş asasına dayanarak yürüyordu.Kemerindeki 7-8 kese göze çarpıyordu.Boş elinde ise canından çok sevdiği büyü kitabını tutuyordu.Yıllarını onu geliştirmek için harcamıştı.
Buraya gelmek için uzun bir yolculuk yapmıştı.Acaba buna değer mi?diye düşündü.Daha sonra kendisini toplayıp "Tabii ki,düşünsene senden kat kat daha deneyimli büyücülerle çalışma fırsatı.." dedi kendi kendine.Daha sonra aklına kötü bir düşünce geldi.Acaba onu aralarına alırlar mıydı?Onun gibi tek gözü gören,zar zor yürüyenideneyimsiz bir büyücüyü...Ama onlar gücün sadece kas olmadığını bilirlerdi mutlaka....Tepeyi tırmanırken aklında bu düşünceler vardı.
Karşısına nefes kesen büyüklüğüyle kule çıkınca pek etkilenmişe benzemiyordu."Daha minik bir şey olsaydı şaşırırdım zaten" diye düşündü.Kendisini toplayıp ilerlemeye devam etti ve kulenin önüne geldi.Konuşmadan,sadece düşünerek bekledi.Sözlere gerek olmadığını düşünüyordu.Onlar onun neden buraya geldiğini bilirlerdi...Bilmeseler bile düşüncelerini okuyabilirlerdi belki...Acab o da bir gün bunları yapabilecek kadar güçlenebilecek miydi?
Adam kulenin önünde beklemeye başladı
Üzerinde gece mavisi bir cübbe vardı.Hiçbir başlık takmadığından yüzü gözler önüne serilmişti.Sol gözünde bir göz bandı vardı.Elindeki yürüyüş asasına dayanarak yürüyordu.Kemerindeki 7-8 kese göze çarpıyordu.Boş elinde ise canından çok sevdiği büyü kitabını tutuyordu.Yıllarını onu geliştirmek için harcamıştı.
Buraya gelmek için uzun bir yolculuk yapmıştı.Acaba buna değer mi?diye düşündü.Daha sonra kendisini toplayıp "Tabii ki,düşünsene senden kat kat daha deneyimli büyücülerle çalışma fırsatı.." dedi kendi kendine.Daha sonra aklına kötü bir düşünce geldi.Acaba onu aralarına alırlar mıydı?Onun gibi tek gözü gören,zar zor yürüyenideneyimsiz bir büyücüyü...Ama onlar gücün sadece kas olmadığını bilirlerdi mutlaka....Tepeyi tırmanırken aklında bu düşünceler vardı.
Karşısına nefes kesen büyüklüğüyle kule çıkınca pek etkilenmişe benzemiyordu."Daha minik bir şey olsaydı şaşırırdım zaten" diye düşündü.Kendisini toplayıp ilerlemeye devam etti ve kulenin önüne geldi.Konuşmadan,sadece düşünerek bekledi.Sözlere gerek olmadığını düşünüyordu.Onlar onun neden buraya geldiğini bilirlerdi...Bilmeseler bile düşüncelerini okuyabilirlerdi belki...Acab o da bir gün bunları yapabilecek kadar güçlenebilecek miydi?
Adam kulenin önünde beklemeye başladı
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Bir saat geçmişti.
Kulede en ufak bir değişiklik bile yoktu. Ne kapı açılmış, ne de birisi bir ses vermişti. Kuleyi çevreleyen koru da en az kule kadar sessizdi. Sadece meltemle kıpırdaşan yaprakların çıkarttıkları hışırtı duyuluyordu. Ne bir böcek vızıltısı, ne bir kuş ötüşü... Acaba kule terk mi edilmişti?
İki saat daha geçti. Sabrını kaybetmeye başlayan adam artık sessizliğini koruyamıyor ve avaz avaz kuleye bağırıyordu. Güneş batmak üzereydi ve buraya gelişi meyvesizdi. Kule gerçekten de terk edilmişti görünüşe göre. Umutsuzlukla arkasına döndüğü anda burnunun dibinde bir yüz gördü ve hafif bir çığlıkla geriye sıçradı.
Bu bir insandı. Kestane rengi bir top sakalı ve yine aynı renkte, kısa kesim bir saçı vardı. Beyaz tenliydi ve açık mavi renktte gözlere sahipti. Kırmızı bir cüppe giymiş ve yine aynı renkte bir pelerini omuzlarına atmıştı. Pelerinin başlığını başına çekmemişti. Bedeninden çok sayıda kese sarkıyordu. Kitapları bulunduran bir heybe de asılıydı. Belinde ise diğer pek çok büyücüden farklı olarak uzun bir kılıç bulunuyordu. Kabzasına altın bir ejderha resmedilmişti.
Adamın surat ifadesi ise... Neydi bu sahi? Ã?fke? Korku? Keder? Merak? Hayır, bu...sıkıntıydı.
"Yenisin değil mi? Ah, aptalca bir soru oldu. Elbette öylesin. Yoksa neden burada öylece durup yarım mil öteden duyulacak şekilde bağrıyor olasın ki? Buraya gelip de bağırmayan tek bir çırak bile görmedim. Tabi, siz çıraklar bunu çok karizmatik buluyor olmalısınız. Sözde Sanat'ı öğrenmek için hevesli ve kararlı olduğunuzu gösterip, gözümüzü boyayacaksınız. Sanki bu çok da umrumuzdaymış gibi! Bu tip şovları ne kadar sıkıcı bulduğumuzu tahmin edemezsin!"
Kırmızı cüppeli büyücü, adamın yanından geçerek kapıya doğru yaklaşmaya başladı.
"Ama hiçbiriniz gelip kapıyı çalmayı denemediniz! Kapıyı çalıp bekleyebilirdiniz, ama yapmadınız!" Adamın ses tonu giderek yükseliyordu. Ortalık fazla sessiz olduğundan da ses tonu olduğundan da yüksek çıkıyordu. "Hatta daha da pratik olarak bunu yapabilirdiniz."
Adam kapıyı ittirdi ve kulenin çift kanatlı kapıları aralandı.
"Ama yapmadınız. Neden? Ã?ünkü bu sizin için çok basitti! Son derece basit ve süssüz! Sizin gibi şovmenler için düşünülemezdi bile! Sadece kapıyı itip açmak varken illa burada durup ya hödük gibi susarak beklediniz ya da avazınız çıktığı kadar haykırdınız! Sana bir şey söyleyeyim mi, böyle hava basmakla büyücü olunmuyor!"
Adam kuleye doğru döndü, yukarı baktı ve bir elini yumruk yapıp havaya doğru salladı.
"Sizlerden utanıyorum millet! Büyücüyüz, Sanat'ı yayarız, çıraklara öğretiriz diye geçiniyorsunuz, ama biriniz aşağı inip kapıyı bu ayaktakımına açmıyorsunuz. Hatta oturduğunuz yerden kapıyı açacak bir büyü ile yapmıyorsunuz! Neden bu çaylaklarla hep kulenin kendi büyüsü veya ben uğraşmak zorundayım? Siz de kulenin büyücüsü değil misiniz? AZICIK DA SİZ UğRAşIN BE!"
Kırmızı cüppeli büyücü derin bir nefes verdi. Yorulmuştu bu kadar konuşmaktan. Eh, isabet olmuştu. Kafa ütülemezdi en azından.
"Gerçi kulede dediklerimi duyacak pek adam da kalmadı. Ã?oğu diyarın yollarını arşınlıyor artık." diye mırıldandı kendi kendine. Sonra adamın farkına yeni varmış gibi baktı. "Eee, ne bekliyorsun? Girsene içeri!"
Sonra kırmızı cüppeli büyücü, pelerinini savurarak kapıdan içeri daldı ve kulenin loş koridorlarının gölgelerinde kayboldu.
Tuhaf ve beklenmedik bir tipti ve şimdi de ortadan kaybolmuştu, ama en azından kapının açılmasını sağlamıştı, değil mi?
Kulede en ufak bir değişiklik bile yoktu. Ne kapı açılmış, ne de birisi bir ses vermişti. Kuleyi çevreleyen koru da en az kule kadar sessizdi. Sadece meltemle kıpırdaşan yaprakların çıkarttıkları hışırtı duyuluyordu. Ne bir böcek vızıltısı, ne bir kuş ötüşü... Acaba kule terk mi edilmişti?
İki saat daha geçti. Sabrını kaybetmeye başlayan adam artık sessizliğini koruyamıyor ve avaz avaz kuleye bağırıyordu. Güneş batmak üzereydi ve buraya gelişi meyvesizdi. Kule gerçekten de terk edilmişti görünüşe göre. Umutsuzlukla arkasına döndüğü anda burnunun dibinde bir yüz gördü ve hafif bir çığlıkla geriye sıçradı.
Bu bir insandı. Kestane rengi bir top sakalı ve yine aynı renkte, kısa kesim bir saçı vardı. Beyaz tenliydi ve açık mavi renktte gözlere sahipti. Kırmızı bir cüppe giymiş ve yine aynı renkte bir pelerini omuzlarına atmıştı. Pelerinin başlığını başına çekmemişti. Bedeninden çok sayıda kese sarkıyordu. Kitapları bulunduran bir heybe de asılıydı. Belinde ise diğer pek çok büyücüden farklı olarak uzun bir kılıç bulunuyordu. Kabzasına altın bir ejderha resmedilmişti.
Adamın surat ifadesi ise... Neydi bu sahi? Ã?fke? Korku? Keder? Merak? Hayır, bu...sıkıntıydı.
"Yenisin değil mi? Ah, aptalca bir soru oldu. Elbette öylesin. Yoksa neden burada öylece durup yarım mil öteden duyulacak şekilde bağrıyor olasın ki? Buraya gelip de bağırmayan tek bir çırak bile görmedim. Tabi, siz çıraklar bunu çok karizmatik buluyor olmalısınız. Sözde Sanat'ı öğrenmek için hevesli ve kararlı olduğunuzu gösterip, gözümüzü boyayacaksınız. Sanki bu çok da umrumuzdaymış gibi! Bu tip şovları ne kadar sıkıcı bulduğumuzu tahmin edemezsin!"
Kırmızı cüppeli büyücü, adamın yanından geçerek kapıya doğru yaklaşmaya başladı.
"Ama hiçbiriniz gelip kapıyı çalmayı denemediniz! Kapıyı çalıp bekleyebilirdiniz, ama yapmadınız!" Adamın ses tonu giderek yükseliyordu. Ortalık fazla sessiz olduğundan da ses tonu olduğundan da yüksek çıkıyordu. "Hatta daha da pratik olarak bunu yapabilirdiniz."
Adam kapıyı ittirdi ve kulenin çift kanatlı kapıları aralandı.
"Ama yapmadınız. Neden? Ã?ünkü bu sizin için çok basitti! Son derece basit ve süssüz! Sizin gibi şovmenler için düşünülemezdi bile! Sadece kapıyı itip açmak varken illa burada durup ya hödük gibi susarak beklediniz ya da avazınız çıktığı kadar haykırdınız! Sana bir şey söyleyeyim mi, böyle hava basmakla büyücü olunmuyor!"
Adam kuleye doğru döndü, yukarı baktı ve bir elini yumruk yapıp havaya doğru salladı.
"Sizlerden utanıyorum millet! Büyücüyüz, Sanat'ı yayarız, çıraklara öğretiriz diye geçiniyorsunuz, ama biriniz aşağı inip kapıyı bu ayaktakımına açmıyorsunuz. Hatta oturduğunuz yerden kapıyı açacak bir büyü ile yapmıyorsunuz! Neden bu çaylaklarla hep kulenin kendi büyüsü veya ben uğraşmak zorundayım? Siz de kulenin büyücüsü değil misiniz? AZICIK DA SİZ UğRAşIN BE!"
Kırmızı cüppeli büyücü derin bir nefes verdi. Yorulmuştu bu kadar konuşmaktan. Eh, isabet olmuştu. Kafa ütülemezdi en azından.
"Gerçi kulede dediklerimi duyacak pek adam da kalmadı. Ã?oğu diyarın yollarını arşınlıyor artık." diye mırıldandı kendi kendine. Sonra adamın farkına yeni varmış gibi baktı. "Eee, ne bekliyorsun? Girsene içeri!"
Sonra kırmızı cüppeli büyücü, pelerinini savurarak kapıdan içeri daldı ve kulenin loş koridorlarının gölgelerinde kayboldu.
Tuhaf ve beklenmedik bir tipti ve şimdi de ortadan kaybolmuştu, ama en azından kapının açılmasını sağlamıştı, değil mi?
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Mith_olorin
- Kullanıcı

- Posts: 6
- Joined: Wed Mar 22, 2006 10:00 am
- Location: burdan
- Contact:
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest