Page 3 of 3

Posted: Mon Dec 17, 2007 2:12 am
by catboy
Kenan Bey yavaşça ayağa kalktı. Başı şiddetli bir şekilde ağrıyordu. Yerde bir asker de uyuklamaktaydı. Duvarın dibinde de Burak bağlı bir vaziyette duruyordu. Kenan, Burak'a yaklaştı. Ağzındaki bandı çıkardı: "şimdi sakinleşmişsindir umuyorum."
"Bana ne oldu bilmiyorum. Birden eski ölen karımı karşımda gördüm gibi geldi."
&"Kendi ellerinde öldürdüğün karın mı?", dedi Kenan kinayeli bir sesle.
Burak bir şey demedi. Sonra Kenan, telefonunu çıkardı: "Alo. Profesör odasında mı?"
Bir süre telefondaki kişinin gelmesini bekledi.
"Alo. Kenan sen misin?"
"Evet. Benim, Profesör Öztürk."
"Araştırmalarınız sonuçlanabildi mi? Umarım beni yarınki oylamada rezil etmezsin. Ã?ünkü bu ana ben hayatımı adadım. Eğer bu sefer de işleri berbat edersen..."
"Hayır. Bu sefer her şey kesinleşti. Gerçekten de sadece bir efsaneden ibaret değilmiş. Gerçek hepsi."
"Yani şu anda yanında mı?"
"Tam olarak değil.", dedi Kenan yutkunarak.
"O zaman bul onu ve bana getir. Yarınki oylama öncesindeki sunumumda onu herkese göstermem gerekiyor.", dedi telefondaki sinirlenerek.
"Peki efendim. Ama biraz zor olacak.", dedi ve telefonu kapattı.
******************************************************************************************************
Ã?ağla, Gürhan'a yaklaştı. Murat hala abisinin cesedinin başındaydı.
"Doğru olanı yaptın.", dedi Ã?ağla gülümsemeye çalışarak.
"Peki cesedi neden hala burada?", diye sordu Gürhan.
"Ã?ünkü nereye aitsen bedenin orada kalır. Jerger bu boyutta kalmayı seçti. "
"Peki Murat ne olacak?"
"Jerger'in dediği gibi olacak. Burada daha fazla duramaz."
O anda Ã?ağla, Gürhan'ın boynundaki ucunda kuş tüyü olan kolyeyi farketti. Sinirli bir ses tonuyla:
"Kartalın nerde?"
"Anlamadım."
"Kolyen. Kolyendeki tüylerinin parlak olması lazım. Eğer parlak değilse bunun tek bir anlamı var."
******************************************************************************************************
Gökyüzünün yukarılarında bulutların etrafını sıkıca sardığı böylece hiç kimsenin farkedemediği bir yer vardı. Burası kuşların konaklama yeriydi. Tüm kuşlar yoruldukları ya da gidecek bir yerleri olmadığı zaman buraya sığınırdı. Havada duran bir ada gibiydi. Ama artık hiç bir kuş oraya gitmeye yanaşmıyordu. Yaklaşmaya bile korkuyorlardı. Ã?ünkü bir grup yabancı orayı ele geçirmişlerdi. Yanlarında da bir tutsakları vardı: Dev bir kartal.
Kartal bir kafeste acı içinde ölüme terkedilmişti. Sanki bir şeye konsantre oluyor gibiydi. Gözleri kısıktı. Ama her şeyinde farkındaydı. Bir kaç kişi vardı etrafında. Tam olarak gözleri seçemiyordu. Umrunda da değildi. Sadece efendisine ulaşmaya çalışıyordu. Onla telepatik bir bağı vardı. Böylece efendisi onun yerini bilebilecekti. Ancak bir sorun vardı. Efendisinin böyle bir şeyden haberi yoktu.