Page 3 of 4
Posted: Wed Apr 25, 2007 7:51 am
by ulfgar
Anchorite wrote:Yani hani erkekliği kafa kırmak zanneden, kütüğün duygusal zenginliğine sahip erkek imajını değiştirmek önce erkekler tarafından mı başlar, yoksa kadınların seçimlerindeki beklentilerinde olabilecek değişiklikten mi başlar... ?

Benim bildiğim kadarı ile (gerçi bunlar bi kızın ağzından duymak kadar açıklayıcı ve ikna edici olamaz ama) Kadınlar, testeron'sal erkeklerden olduğu kadar böyle sakin uzun uzun konuşup üç kelimelik şey anlatan hoş hitaplar kullanan "romantik" erkeklerden de hoşlanıyolar zaten.. Ama kavgacı gürültücü erkekleri çekici bulanlar da var tabii ki, hatta belki de çoğunluktadır bilemicem ..
Ama şiddet erkeğin hayatında kızlara duyduğu ya da kızların ona duyduğu ilgiden önce başlar. En basitinden veled sokakta "ben de sana bir vurursam.." diye diye kafa kafaya gelir başka çocuklarla... Burda denir ki, baba figürü.O baba için de baba figürü... Bu böyle ademe kadar gider (semavi dinlere mensup arkadaşlar için bu kısım)...
Kafa kıran erkektir demek istemiyorum ama, bu kafa kırma mevzu-u erkekliğin özünde olan bişey gibi görünüyo. Başka bir tabirle, şiddet arzusu ve bilgisi eril bireyin damarlarında akan sarmal kalıtımda mevcuttur sanırım..
Abi ya bu imaj doğruysa.. Ya kadın şefkat , erkek ise şiddet için yaratılmışsa. Ya denge bunu icap ettiriyosa.. Olabilir mi böyle ?
Posted: Wed Apr 25, 2007 8:13 am
by shalafi666
öncelikle şiddet e evet oyu verdim onu beliteyim.
son post a hitaben şiddet genlerle yada hormonlarlamı ilgilidir? onada evet.
dişilerin kök topladığı bilinen ilk çağlarımızda erkekler avlanıyorlardı.bu bu gün karşımıza erkek güruhunun oryantasyon kabiliyetinin yüksek olmasıylada örneklendirilebilir.
evet hanımlara göre daha çok şiddet yanlısıyız ancak bu bir genetik hatıra sonucu.yavrularını koruyan dişi aslanın aksine homosapiensde işler biraz farklı işlemiş ve yavruları koruma görevi erkekte kalmış,diğer birçok vahşi hayvanın aksine türümüz devamlılığını kontrol altında tutmak için dişiyi değil erkeği seçmiş.
bu yüzden her sokak kavgasının arkasında üretkenliğini bir çöl keçisiymişcesine kanıtlamaya çalışan,sürekli şu yada bu konu üzerinde boynuzlaşan bir erkek çiftleşme arenasına tanık oluyoruz.
ve bu çok doğal.
ve evet kendimi ne kadar modern hayata alışmış ve onun getirilerini seviyorum sansamda.
aileme yönelik bir tehdidi lafı fazla uzatmadan şiddet ile çözmeyi denemeyi tercih ederim.
neden? çünkü bundan büyük bir ihtimalle kendime bile itiraf etmediğim bir çeşit haz alacağım.
marul sevsemde asıl yemek istediğim et olacaktır.
Posted: Wed Apr 25, 2007 8:45 am
by Raistlin
Bu basliga biraz abuk subuk yazi lazim. Hemen bir cok koldan buyuk bir tartisma baslatayim...
Kadinlarin erkeklerden beklentilerinden belki de en "ilkeli" fakat en onemlisi erkegin guclu olmasini beklemeleridir. Kadinlarin bilinc altindaki es ararken en cok onem verdikleri duygu, onlara ileride "saglikli" bir gelecek sunabilecek birisinden hoslanmalaridir.
Burada bahsettigim "saglikli"nin tanimi buyuk varyasyon gosterir.
Guclu erkekleri kadinlarin gozunde cekici yapan sey sagladiklari guven duygusudur. Burada guc illa fiziksel anlamda degildir. Yeni cagda "guc" para, statu, sohret gibi degisik formlarda kadinlari kendine cekebilir.
Yine de fiziksel guc kadinlar icin ikinci planda olsa da onemli bir faktordur. Fiziksel olarak guclu olan kisilerin genelde kendine guveni yuksektir ve biyolojik bir partner olarak kadinlar icin daha cekicidirler. Bu butun hayvanlar aleminde boyledir ve bir tur dogal seleksiyondur tabii. Guclu olan digerleriyle dovuserek disiyi kazanir.
(Bilinc altinda bu kadinlarin tercihini belirler)
Kadinlarin aradiklari "saglikli" gelecek icin daha onemlisi ise duygusal bagdir. Eger erkek onu gercekten seviyorsa koruyacaktir ve ileride baska bir disi icin birakmayacaktir. Yani disiler icin guclu erkekler cekicidir cunku onlara saglikli bir gelecek sunma ihtimalleri daha yuksektir.
Gunumuzde fiziksel guc kadinlar icin biraz daha arka planda olsa da hic bir kadin pisirik, sessiz, kendine guveni olmayan erkekleri cekici bulmaz. Erkeklerin siddete egiliminin kadinlarin bu tur erkekleri daha cekici bulmasi ile aciklanmasi bence hatalidir.
Erkekler toplumdan ornek aldiklari erkek modellerine gore hareket ederler ve kendileriyle bagdastirdiklari kisileri ornek alirlar. Erkekler babalarinin aslansin kaplansin, erkekler aglamaz, erkek soyle gucludur boyle gucluduruyle dogar. Cizgi filmlerdeki GI Joe, filmlerdeki Slyvester Stallone, Arnold Schwargzeneggerlerle devam eder, Mortal Combatta onune geleni dovup fatality cekerken elbette erkeklerin siddete kizlardan daha egilimli olmasi kacinilmazdir.
(Kizlar dogduklarindan itibaren ne kadar guzel olduklari, saclarinin taranmasi(yani guzellesme ritueli), bebeklerin turlu turlu giydirilmesi ve baba yerine anneye ozenme gibi aktivitelerle ugrasirlar. Siddete egilimi olan kizlar arkadaslari tarafindan dislanir, buyukleri tarafindan ayiplanir. Oysa siddet oglanlar icin cok daha "tahammul edilir" bir hareket olarak yorumlanir.)
Genel anlamda siddete egilim hayat boyu suren bir tur sartlanma ve insanin kendini bilmesinin sonucudur. Emin olabilirsiniz ki kizlar fiziksel olarak erkekler kadar kuvvetli olsalardi onlar da siddet kullanirlardi. Bir insani siddet kullanmaya megilli yapan sey kendinde gordugu fiziksel gucun karsisindakinden yuksek olduguna inanmasidir. Kuvvetli sporcu bir kizin kafasi attiginda ya da herhangi bir nedenle kendinden daha gucsuz oldugunu dusundugu baska bir erkegi dovmesi kuvvetle muhtemeldir. Yani erkekleri siddete megilli yapan sey yalnizca kadinlarin gozunde daha cekici olacaklarini dusunmeleri ya da ornek aldiklari "karizmator guclu" adamlara benzeme istekleri degil, ayni zamanda siddet kullanacak fiziksel avantaja sahip olmalaridir.
Posted: Wed Apr 25, 2007 10:37 am
by aransayes
Güzel yazmışsın Raistlin. Aynen katılıyorum sana. ekleyecek birşey bulamadım

Posted: Wed Apr 25, 2007 11:00 am
by ulfgar
Freud'cu bir genç olarak Raistlin'in bazı noktalarda yanlış sapağa saptığını ya da lafı uzattığını düşünüyorum... Ama temelde evet katılıyorum bu muhterem şahsa
Peykiiii, şimdi şiddetin varlığı, amacı ve hizmet ettiği kavramlar için belli noktaları bulduysak..
şiddet doğal bişeydir. Yukarda bunun için paragraflar olmasına rağmen hiç yoktan, doğada var olduğunu görmemiz doğal olduğunu anlamamız için yetecektir.. Peki şiddet bu kadar doğal bir şeyse ve üremede, yaşamı devam ettirmede ve türlü türlü olmazsa olmaz meselelerde yeri doldurulamaz ve inkar edilemez ölçüde etkinse, şiddeti bastırmamızı söyleyen şey nedir ? Neden şiddete hayır? Yaratılışın veya evrimin bize verdiği bir olgu bu. Hayvan oluşumuzun bir getirisi ,belki de götürüsü, yine de yaşamın bir parçası, içten içe arzuladığımız eylemlerden birisi.. Dürüst olalım herhangi bir dalaş içimizde kalmışsa o gün, keşke şöyle deseydim keşke böyle deseydimden sonra pelerinimizi takıp o adamcağızı döveriz hatta belki öldürürüz kurduğumuz masum düşlerde. Eee? o zaman neden hayır? Laf atmak gibi anlamayın, ancak ufak bir kokrma durumu mevzuu bahis olabilir mi şiddete hayır dememizde. Bizler vahşi doğada avlanarak büyümüş insanlar değiliz. Bize öğretilen av,tv kumandası ile yapılan. Muhtemelen bir dövüşte ne yapacağımızı bilemeyiz. Ya da karşımızdakinin bizden daha çok şey bileceğinden endişe ederiz hatta silahların konuşmasından bıçakların çekilmesinden vesaire vesaire..
Bastırılmış şiddet güdüleri ile cinsel birliktelikler meselesine de ucundan kıyısından girmek mümkün farkındayım ama reca ederim âdnanlar girmeyelim oralara
Posted: Wed Apr 25, 2007 1:57 pm
by Gabriell-The-Sorcerer
şiddet ve güç farklı şeylerdir.Erkeklerin dişiyi etkilemek için güç gösterisine girişmesiyle bir insanın başka bir insana şiddet uygulaması da farklı şeylerdir.Daha doğrusu,şiddet çok daha geniş bir kavramdır.
Kendinizi savunmak için yaptığınız kavga da şiddet değildir.
TDK sözlüğünde şiddet; "karşıt görüşte olanlara,inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma" olarak geçer.
şiddetin doğal bir şey olduğunu söylemek de hiç bir şey ifade etmez.Ã?ünkü doğada bulunan herşey zaten doğaldır.Bu kelimenin anlamı zaten "doğada karşılaşılabilir olan"dır.
Bütün duygular,davranışlar,istekler,arzular,yönelimler,eğilimler doğaldır."bu doğal bir şey" lafının arkasına saklanılamaz.Önemli olan zaten bu doğal unsurları dengeleyebilmektir.
İntihar da doğal bir eğilimdir,hatta yanlış hatırlamıyorsam bir kaç ay önce bilim adamları intihar genini bulduklarını iddia ediyorlardı."madem İntihar doğal bir şey, hadi atalım o zaman kendimizi köprüden aşağı" demek ne kadar yanlışsa "şiddet doğal bir şey,insanlar neden yadırgar anlamam" demek de o kadar yanlıştır.
Posted: Wed Apr 25, 2007 3:21 pm
by Bogus
İki tane emin olduğum şey söyleyeyim.
1. şiddetten nefret ederim.
2. 13 yaşımdan beri bir kere kavga ayırmak için güç kullanmak dışında hiç güç kullanmadım.
Herkesin fikrini okudum. Söylediklerinizin çoğuna katılıyorum ama işte budur diyebileceğim bir post'da görmedim. Ã?ünkü şiddet kelimesinin yorumlanması zaman içinde biraz değişmiş ve başlık açılırken ki tanımdan sapmış.
Doğada şiddet var mıdır sorusuna benim cevabım "Hayır yoktur." olacak. Testesterondan deliye dönmüş iki tane filin ağızlarından salyalar saçarak birbirine saldırmasını şiddet olarak mı yorumlayacağız? İki filin dişilerini elde edebilmek için pahalı hediyeler, konuşarak ikna veya karşı tarafı gülünç duruma düşürecek komplo teorileri ürettiği görülmüş mü?
Veya bir başka açıdan bakacak olursak. Bakıcısına tepesi atmış bir fil onu sözle güzelce uyarıp bakıcının bu davranışına devam etmemesini ister mi?
Bizim şiddet diye bir kavramı ortaya atmamızın nedeni emellerimize bu yola başvurmadan da ulaşabilecek olmamızdır. Yukarıda anlatılanlar doğru ama... şiddete başvurmamızın nedenleri yüksek testesteron seviyesi, sosyal yetiştirilme tarzı, türün devamı gibi etkenler olabilir. Ancak şiddetten bahsedebilmek için öncelikle ona alternatif yöntemlerin mevcut olması gereklidir.
Gabriell-the-sorcerer'ın da belirttiği gibi TDK şiddet için "karşı görüşte olanlara, inandırma veya uzlaştırma yerine kaba kuvvet kullanma" demiş.
Düşüncemi kısaca özetlemek gerekirse şiddet'i inandırma ve uzlaştırma gibi kavramlar içerdiği için insanlara özgü bir kavram olarak görüyorum. Doğada kullanılan yukarıda örneklerini verdiğim kaba kuvvete şiddet demek doğru olmaz. Bu şekilde düşünürsek şiddeti doğallaştırmış ve meşrulaştırmış oluruz. Yani güç kullanma, kaba kuvvet uygulama gibi kavramlarla "şiddet"'i karıştırmamak gerekiyor. Ben bir arkadaşımla boğuşurken de kaba kuvvet uyguluyorum ama şiddet uygulamıyorum değil mi?
"şiddet bir insanın, kurumun veya devletin emellerine ulaşması için farkında olduğu diğer yöntemleri yok sayarak kaba kuvvete başvurmasıdır" bence daha doğru bir tanım.
şiddete bu yüzden karşıyım. Saksıyı çalıştırıp diğer yöntemleri uygulamadan hemen en kolay yol olarak kaba kuvveti seçme "seçimine" karşıyım. Ama güdüsünün olduğunu biliyorum ve evet ben de bu güdünün olmasını ayıp olarak görmüyorum. Marifet o güdüyü dizginleyebilmekte zaten.
13 yaşımdan beri az kalsın kurşunlanacağım, bıçaklanacağım, karşıdakini komaya sokabileceğim vs. pek çok olay benim başımdan da geçti. Ã?ncelikle bu tür durumlara girmemeye, ardından da bu tür durumlardan kavga çıkarmadan kurtulmaya baktım. Ve burada kaçmaktan bahsetmiyorum. Kaçmaya gelene kadar pek çok yöntem var.
şimdi elbette şiddetin son çare olduğu pek çok örnek verebilirsiniz bana... Burada şiddet uygulamazsın da ne yaparsın, oturup alternatif bir yöntem mi düşünürsün diye... Burada da kişinin kendini savunma hakkını şiddet ile karıştırmamak gerek diye düşünüyorum. Buna aile, arkadaşlar da dahil.
şiddetin anlamını daraltırsak görüşlerimizi daha sağlıklı anlatabiliriz diye düşünüyorum, ben de bunu yapmaya çalıştım. Aksini iddia eden varsa kafasını kırarım.

Posted: Wed Apr 25, 2007 7:12 pm
by Raistlin
Oncelikle daha once yazdiklarimda siddetin tanimini degil erkeklerde neden daha yaygin oldugunu aciklamaya calistim. Bunun kadinlarin siddete egilimi olan erkekleri tercih edip etmemeleriyle bir baglantisi olup olmadigini sormus Anchorite.
Anchorite wrote:Yani hani erkekliği kafa kırmak zanneden, kütüğün duygusal zenginliğine sahip erkek imajını değiştirmek önce erkekler tarafından mı başlar, yoksa kadınların seçimlerindeki beklentilerinde olabilecek değişiklikten mi başlar... ?
Yani benim mesajim daha cok bunu aciklamaya calisiyordu.
Turkce yazilan anlami biraz sig buldum. Bence anlam cok sinirlandirilmis.
Inglilizce siddetin tanimina bakarsak (violence)
http://dictionary.reference.com/browse/violence
zarar vermek amaciyla fiziksel guc uygulamak olarak geciyor.
(physical force used to inflict injury or damage)
Bu, hem dogada hem sosyal hayatta gecerli olan daha genis bir tanim. Bir hayvanin yavrusunu korumak icin bile olsa size saldirmasi siddettir, sadece tehditkar davranmasi siddet degildir (yani fiziksel guce basvurmadigi surece siddetten bahsedemeyiz)
Hatta bazi durumlarda fiziksel ya da psikolojik tehdit bile siddet olarak yorumlanabilir. Mesela birinin size silah cekmesi (kullanmasa bile) bir siddet eylemidir. Kimse vurulmasa bile silahli soygun, gasp birer siddet eylemidir. Tecavuz bir siddet eylemidir. (Bence sozlugu kenara birakip bir dusunun bunlar siddet degilse nedir?) Birini sozle oldurmekle tehdit etmek psikolojik tehdittir ve siddetle yakindan baglantilidir.
Ayrica dogada hayvanlarin disiyi elde etmek ya da birbirine ustunluk saglamak icin olduresiye dovusmelerine siddet diye tanimlamazsak ne diyebiliriz? Doganin kanunu? Bu kanun her canli icin farklidir. Atiyorum bir cok balik turu ciftlesme doneminde bu tur mucadelelere girmez. Bence alternatifi olsun olmasin, amaci olsun olmasin, fiziksel guc kullanarak zarar vermek siddettir. Doga, insan iliskileri vs. gibileri ayrinti.
Posted: Wed Apr 25, 2007 8:54 pm
by Bogus
Raistlin ingilizce açıklamasını vermişsin ama benim bildiğim İngilizce de "violence" kelimesi zaten hayvanların yaptığı hareketleri tarif etmede kullanılmıyor. Ben bu güne kadar İngilizce de bir hayvanın hareketini violence veya violent kelimeleri ile tasvir eden bir metin görmedim. Bu yüzden sözlük kelimenin hayvanlar, doğa üzerinde küllüyen kullanılmadığını var sayarak böyle bir açıklama yapmış olabilir.
Yani liman gemiyi kucakladı der gibi köpek kediye şiddet uyguladı diyebiliriz ama burada da hayvanı edebi açıdan insana benzetmiş oluyoruz. Bu durum İngilizce için de geçerli.
Görüşümü ispatlayamayacağım için yine de hakkını veriyorum. Ama bana göre hayvanların hareketleri şiddet değil. Ã?yle ise bile bir kedinin başka bir kediyi bir köşede sıkıştırıp güç zoru ile çiftleşmesi ve bir kadına tecavüz eden bir adamın hareketinin aynı kelime ile tanımlanması bence doğru değil.
Kaldı ki belirli bir zarar vermeden, sadece acı vererek de şiddet uygulayabiliriz. Emellerimize ulaşma amacıyla. Mesela Pilates bence bir çin işkencesi. Oradaki hareketleri bir insanı sorguda konuşturmak için yapıyorsan bu şiddettir. Ama birisi kalkıp iyi ama zarar vermedim ki, adamın bilakis sağlığına bu kas germe hareketleri diyebilir... Bence TFK'nın tanımı daha güzel olmuş.
Gelelim psikolojik tehdit şiddet midir? sorusuna... Bence evet. şiddet olarak yorumlanabilir. Kaba kuvvet uygulamak ile tehdit edilen bir insana da şiddet uygulanmaktadır bana göre... İster vurma eylemi olsun, ister olmasın...
Posted: Wed Apr 25, 2007 9:38 pm
by ulfgar
Arkadalar sebepler eylemleri haklı çıkartabilir ama tanımlarını veya doğalarını değiştiremez. Ağzına bişi kaçmış adamın yere tükürmesi, bu yaptığını olması gereken kılar ancak sonuç itibari ile adam tükürüyordur.
şiddetin tanımına bakacak olursak, şiddet arapçadır. Kök kelimeleri arasında şeded ve şidde buılunur. Bu kelimeler "ilk hamle" ve "gücü kuvveti arttırmak doğalından fazla zorlamak" gibi anlamlara sahiptirler. şiddet'in kendi tanımı ise dos doğru bizim kullandığımız anlamıdır. (TDK yı boşverin. Eğer bir kurumu baz alacaksanız, TDK dan ayrılıp kendilerince örgütlenen bir örgütü baz alın. Ã?ünkü TDK çalışmıyor). şiddet tokat demek değildir. şiddet zorlamaktır. Israrda şiddet olur. "Bu bildiriyi dikkate almamanızı şiddetle tavsiye ediyorum" İlk postta dediğim gibi, adam tavsiye ederken dövmüyor heralde.. Sitede mutlaka bir etimolog ya da etimoloji ile benden daha ilgili bir bey, hanımefendi mevcuttur. Buraya ilişirse sevinirim.
şiddet hayatın her alanındadır canlarım. Panjurları açarken asılmak bir şiddettir, kum torbasında çalışmak şiddettir, köpeğine bağırmak şiddettir, cinsel birlikteliğin temelinde şiddet vardır ve muhakkakki tekme tokat da şiddettir.
Ã?ğretmenimiz doğadır. Kendi eylemlerimizi ondan bağımsız yargılamaya çalışmak ya da farklı kavramlar yüklemeye uğraşmak hata olur. Dişisi vurulduğunda avcıya saldıran ayılar vardır. Avlarının etrafını sarıp uzun süre çember içinde tutarak onları "daraltan" kurtlar vardır. Her hareketimizin karşılığı doğada mevcuttur. Yalnızca düşünüş ve iletişim kabiliyetimizi onlardan ayırabiliriz. Yine de bu onlardan üstün olduğumuz ya da doğanın içinde kendimize ait özel bir alanımız olduğunu inanmamıza yetmemelidir. İnanınca ne olduğunu, "içimizdeki druid ortaya çıksın" başlığında konuştuk..
Konunun saptığını düşünen yoldaşlarım, kaldığımız yerden devam etmek yerine konuyu toparlamaya çalışırsa büyük ihtimalle konunun dağılmasına olan rahatsızlıkları kendiliğinden giderilmiş olacaktır.
Son olarak doğayı tanıyalım onu sevelim. Gereksiz avlanmayalım, çimlere basmayalım. PM nedir, nerden türemiştir, kullanan var mıdır, kullanırsak öcüler mi kaçırır bizi, PM butonu bizim mouse okumuzu ham yapar mı, PM kullanırsak kendimizi ispatlayamaz mıyız...
Konuya dönelim ciğerlerim.
Posted: Thu Apr 26, 2007 3:09 am
by Bogus
İnsanın hiç bir hareketi, davranışı, güdüsü veya duygusu yoktur ki kaynağı doğa olmasın. İnsanın geldiği yer doğadır. İnsan doğadan ve onun hiç bir bireyinden üstün değildir. Bu konuda Ulfgar'a yüzde yüz katılıyorum.
şiddetin Arapça'da ki karşılığı her ne kadar Türkçe'de ki kazandığı anlamları etkilemiyor olsa da, bu kelimenin Arapça'da geldikleri anlamlar da benim kafamda ki şiddet tanımı ile örtüşüyor.
şiddet insan hayatının her yerinde vardır. O da doğru.
Ama işte insanın doğaya uymayan, ters giden bazı hususları var. Erkekleri ele alacak olursak, salgıladığımız testesteron yüzünden gördüğümüz kızlar ile cinsel ilişkiye girmek istiyoruz. Bu konuda bir maymundan, filden, zürafadan hiç bir farkımız yok. Ancak işte evrimimizin bir yerinde kız istemek, söz kesmek, nişanlanmak, iki tarafın da rızasını almak, evlenmek, başı ağrıyınca vaz geçmek gibi kültürden kültüre, coğrafya dan coğrafya ya değişen yani insan türünün kendi içinde de değişiklikler gösteren bazı yöntemler icat etmişiz. Ve aslında doğamıza karşı çıkıyoruz. İçimizde ki hayvan türünü devam ettir, çiftleş derken toplum kuralları buna engel oluyor. İşte burada zaman zaman toplum kurallarını çiğneyerek, güç kullanarak girdiğimiz ilişkileri diğerinden ayırmak için şiddet kullanmak olarak adlandırıyoruz. Aslında şiddet kelimesinin çıkış nedeni insanın doğaya aykırı olması. İnsan doğa ile zıtlaşan, doğasına ters davranmaya çalışan bir hayvan olmasa idi şiddet diye bir kavram ortaya çıkmazdı diye düşünüyorum.
Annesine saldıran bir çita kötü kalpli mi? Nankör mü? Değil. Kötülük, nankörlük bizim uydurduğumuz tanımlar... Bence şiddet de bundan farksız. Ama tabi yukarıdaki bütün kelimeler benim fikrim... Bu budur şu şudur diye kesin konuşamam.
Ulfgar referans göstermediğin için pm kısmını bana yazmadığını düşünüyorum. Ama işte gerekli bir şiddet var mıdır sorusuna benim cevabım şiddetin her türlüsü gereksizdir olacak. Ã?ünkü insanın şiddete ihtiyacı yok.
Ancak insan doğasına dönsün, güdülerini toplumun hiç bir kanununa, örfüne, kültürüne uydurma çabası göstermeden yapsın, kendine gem vurmasın derseniz, işte ona da saygım sonsuz. Eğer bunu başarabilirsek işte zaten o zaman kimse kimseye sen bana şiddet uyguladın demez herhalde...
Posted: Thu Apr 26, 2007 7:32 pm
by Gabriell-The-Sorcerer
ulfgar wrote:şiddet hayatın her alanındadır canlarım. Panjurları açarken asılmak bir şiddettir, kum torbasında çalışmak şiddettir, köpeğine bağırmak şiddettir, cinsel birlikteliğin temelinde şiddet vardır ve muhakkakki tekme tokat da şiddettir.
Ben bu örneklerin hepsine katılmıyorum.Panjura asılmak şiddet değildir bence.Bu güç/kuvvettir.Kum torbasında çalışmak da şiddet değildir.Kum torbasında çalışmak,daha sonraları uygulayacağın şiddete hazırlık yapmaktır.Arada fark var.Cinselliğin temelinde de şiddet yoktur.Cinselliğin temelinde arzulamak/elde etmek , arzulanmak/elde edilmek istemleri vardır.
Erkek açısından bakarsan bu istemde güç ve kuvvet kavramları vardır ancak şiddet yoktur.Yani şiddet duygusunu taşıyan insanlar da vardır tabiki ancak her insan şiddet duygusuyla cinsel ilişkiye girer demek yanlış olur.
Senin tarifinden yola çıkarsak bilardo sopasıyla topa vurmak da şiddet oluyo,halının tozlarını kaldırmak için sopayla vurmak da şiddet oluyo.Yani sen güç kullanılan her eylemi şiddet olarak tanımlıyorsun.
TDK yerine mualif başka kurumların da sözlüğüne bakın denmesi mantıklı ancak bırakın sözlükleri demek çok yanlış bence.Bir kelimenin sözlük anlamını beğenmeyip "bence o şu anlama geliyo " demek de yanlış.Ben de biliyorum TDK'nın pek çalışmadığını ancak sözlükteki basit bir kelimenin anlamında aramam bunu.
Kelimenin ingilizce açıklamasını daha çok beğenmek diye de birşey yok bence.Violance ingilizcede bizim kullandığımız şiddete denk geliyor olabilir ancak tam olarak aynı anlamı taşımak zorunda değiller.Biz kendi dilimizdekinin anlamını tartışıyoruz burda.Arapçadan gelme bir kelime olması da çok önemli değil.Kökünün taşıdığı anlamı gösterebilir bize ancak artık türkçede farklı bir anlam kazandıysa,farklı bir kelimedir,bunu değiştiremezsiniz.
Posted: Thu Apr 26, 2007 8:04 pm
by SacoKhan
Açıkçası anlamı ne olursa olsun, bana "şiddet" denince aklıma bir anlam geliyor. Bu yüzden şiddete karşıyım...
Saygılarımla...
Posted: Thu Apr 26, 2007 9:11 pm
by Gabriell-The-Sorcerer
şiddete ben de karşıyım.Ama karşı olmadan önce neyin şiddet olduğunu,neyin olmadığını netleştirmek lazım.şiddete karşıyım derken panjura asılan insanı kastetmiyorum.Ya da çiftleşmek istediği dişiye güç gösterisi yapan hayvanı.
Posted: Thu Apr 26, 2007 9:49 pm
by Raistlin
Oncelikle siddetin sadece bir anlami yoktur. Ben burada TDK sozlugunden yapilan alintinin burada tartistigimiz eylemlere uymadigi icin sig buldugumu soylemek istemistim. Bir cok farkli anlami olan bir kelimenin (misal siddetle tavsiye etmek denilmis baska bir anlamini gostermek icin) ilk gordugumuz tanimini degil konuya en uygun olan anlaminin uzerinde anlastiktan sonra ancak tartismaya baslayabiliriz.
Baksaniza daha bir tanim uzerinde bile karar veremedik
Elimde turkce kaynak olmadigi icin alinti yapamiyorum ne yazikki. Siddetin yalnizca ve yalnizca insanlarin alternatif yolu olarak tanimlamak yalnizca toplumda tanimlamaktir.
http://socialistregister.com/socialistr ... laster.pdf
The minimal ordinary conception of violence is well-known, although, as
we shall see, not as straightforward as it sounds: a violent action is one
which involves doing harm, injury or damage to a human being, or to a
non-human being, or perhaps, but more dubiously, to things, notably (in
common speech) to things which are owned, i.e. property; and the harm
or injury conceived of is characteristically physical, or at least, quasiphysical
(I have in mind here forms of torture, or 'ill-treatment', which
may leHve no bodily mark), causing suffering and affecting health.
Olayi biraz daha ileri goturen bu yazida siddet uygulamak icin fiziksel guce gerek olmadigi (ucakla bir yeri bombalamak gibi) hatta fiziksel bir zarar vermeden de siddet uygulanabilecegi soylenmis (bakiniz yukarida bahsedilen psikolojik iskence gibi)
It may at once be suggested that the vital difference lies in the areas of
intention. Whereas the Nazis had the deliberate policy of killing the Jews
of Europe, the man who pays starvation wages or obstructs a water supply
does not usually intend harm. He is concerned to make money or protect
his interests; the harm is not intended, and perhaps not even foreseen. This
seems plausible. Someone who greets you with a slap on the back that
knocks you over wouldn't normally be said to have committed an act of
violence. Yet someone whose mode of getting along the pavement
regularly had the unintended effect of forcing other people into the gutter,
might well be described as rough, if not violent, in character even if he
intended no harm. If we take intentions as decisive, we shall be forced into
some odd situations. The Americans, bombing North Vietnam, claimed on
occasion that they aimed only at military targets: they intended to destroy
only installations of strategic importance, not to flatten hospitals or kill
civilians. Similarly, in Northern Ireland, the Provisional IRA frequently
disclaimed any intention of killing civilians with bombs intended to destroy
property or military targets. Surely any action involving the risk, amounting
to a near-certainty, that people will be killed and injured, whatever the
aims of its perpetrators, must be regarded as an act of violence. But then
we are brought back to the cases of wages and water supplies. Where is the
line to be drawn between violence and other forms of power or coercion
through which injury and death can be caused? It should already be clear
that this is not an easy question, and we shall have to return to it in due
course.
Burada ise acaba siddeti amaca gore mi tanimlasak diye sorulmus. Eger birine zarar verme amaci gutmuyorsak ve yanlislikla zarar verirsek o zaman siddet eylemi gerceklestirmis olur muyuz? Ornek olarak Vietnami bombalayan ve yalnizca stratejik binalara zarar vermeyi amaclayan Amerikan ordusu verilmis. Amac insan oldurmek olmasa da elbette insanlar zarar gormus, bir cogu da hayatini kaybetmistir. Sonunda siddeti tanimlamanin kolay olmadigina kanaat getirmis.
http://www.goshen.edu/bio/Biol410/bsspapers05/Kat.html
Buradan dogada siddet bolumune bakarsaniz bir cok bilim adaminin dogada bir cok hayvanda gozlemledigi "natural violence" hakkinda okuyabileceginiz yazilar var (ingilizce). Ozellikle maymunlardan ve hiyerarsi kavgasinda birbirine ozellikle zarar veren hayvanlardan bahsedilmis.
After Goodall's research hit the world of science, and it did so with much uproar (Goodall 1999), similar intra-specific killings were witnessed in other social animals and in other groups of chimpanzees and apes. Wolves for instance are now well known for being vicious to their own kind. Fellow wolves cause almost half of wolf mortality not caused by humans. Cheetahs, lions, and hyenas also show traits of extreme violence and killing of their own species. It seems that ants are the worst by far. Ants are renowned for their conquest and genocide of neighboring ant colonies (Barash 2005). D.P. Barash made a particularly thought provoking statement in his article about animal violence, "If ants had nuclear weapons they would probably end the world in a week" (qt. in Barash 2005, B19).
Nukleer silahlari olan karincalar dunyayi yok edermis! Gercekten korkutucu bir dusunce!
Erkek ayilarin yavrularini ilk bulduklari firsatta oldurmeye calismalari da dogadaki siddete benim verebilecegim baska bir ornek. Buyuyunce kendi gucune tehdit olusturabilecegini dusunen erkek ayilar, kendi cocuklarini bile katledebiliyor. Onlari engelleyen tek sey yavrularin anneleri.
Aslanlarda gorulen eski krali alasagi eden yeni kralin butun yavrulari katletmesi de doganin o "siddetten uzak" kurallariyla ciddi anlamda celisir ve siddetten baska bir sekilde aciklanamaz bence.