Page 3 of 4

Posted: Thu Nov 11, 2004 7:39 pm
by Feomathar
Ben bir savaşta ölmek isterdim.Tam karşı saldırıya geçerken...Başımın üstünde vızıldayan kurşunlardan kaçarken...ama yiğitçe...bir takım halinde düşmana kök söktürürken...savaşın gidişatını değiştirebilecek bir görevi yerine getirirken...
Tavsiye ederim :( en temiz ölüm şeklidir.Belki bir mezartaşım bile olmayacak belki sevdiğim birini kurtaramam ama vatanım için ölürken milyonlarca insan için savaşmış olacağım.

____________________________

Ölümle eserim
Herşeyi ezerim
Sığmam yıllara
Düşmem toprağa
Asla ölmeyeceğim

Posted: Thu Nov 11, 2004 8:22 pm
by fingolfin
Ben savaşların olmadığı bir dünyada ölmek isterim. Ani bir kalp krizi götürmeli beni, hastaneyle muhattap olmadan bir anda götürmeli. İnsanlar
daha evvelki akşam birlikte içtiydik demeliler. Dostlarım yüzlerinde acı bir tebessümle şerefime kadeh kaldırmalı ve 'iyi adamdı' demeliler ardımdan. Ailem üzülmeli fakat yas tutmamalı.

Posted: Thu Nov 11, 2004 8:39 pm
by Telmor
Feomathar aynı şeyden bahsediyoruz. Vatanın için ölürken milyonlarca insana ve doğal olarak onların içinde bulunan yüzlerce sevdiğin insana belki bikaç gün daha fazla olsada yaşama imkanı veriyorsun. Uğruna öldüğün vatan sınırları dikenli tellerle ve mayınlarla döşeli bir toprak parçası değil üzerinde sevdiğin insanların yaşadığı sana ait olan ve sevdiklerinle o aitliği paylaştığın bir toprak parçasıdır.
Vatanımı severim çünkü ailemi severim, kız arkadaşımı severim, arkadaşlarımı severim, bir köy kahvesine girmeyi severim, geçen gün güzergahı olmamasına rağmen benim için yolunu değiştiren dolmuşcuyuda severim, bu ülke üzerinde benle birlikte yaşamak isteyen benim için çalışan benimde onun için çalıştığım herkesi severim
işte vatanın için ölürsen bu kadar çok insan için bu kadar sevdiğin insan için ölmüş olursun

Posted: Thu Nov 11, 2004 8:54 pm
by esen
Aslında Ölümden korkuyorum , yani ölmekten deilde arkada bıraktığım sevdiklerimin üzülmesi beni üzen asıl olay...
Yani annemden önce ölürsem dayanamaz bunu biliyorum yani belki zamanla alışır ama yaaaa inanın sadece bekliyorum sonumuzun ne zaman geleceğini bilmeden öylece bekliyorum :???:

Posted: Fri Nov 12, 2004 1:28 am
by Kharon
Ölüm ölüm dediğin nedirki gülüm, ben senin için yaşamayı göze almışım.
:P
Ah be canım ölümden korkarsan sana daha yakın olduğunu hissedersin. Eğer onunla yaşamayı öğrenebilirsen ve asla korkmadığını bilirsen ki ben sana kötülükten bahsediyorum, emin ol o zaman zewkli bile gelecektir esen bi dene... :twisted:


Saygılar :twisted:

Posted: Fri Nov 12, 2004 2:49 am
by esen
hayatı her an ölecek gibi
günüde hi ölmeyecekmiş gibi yaşarım ben :wink:
ama dediğin gibi ölüm her an arkamda nefes almakta yani biliyorum nasıl olsa hepimiz bir şekilde gideceğiz ha erken gidip önlerde bir yer kapmışım yada geç gidip arka sıralarda kalmışım :wink: ama hiç biri gerçeyi unutturmuyor sonuçta ölümü kabullenmek ölüm anı geldiğinde sakince karşılamamızı gerektirmiyor

Posted: Fri Nov 12, 2004 3:35 am
by yeminer
ben asla ölmeyeceğim... Ã?ünkü öldükten sonra öldüğümü bilmeyeceğim , yaşarkende asla ölü olmayacağım.. ölürken çekeceğim acı mı? kim hayatında dayanılmaz acılar yaşamadı ki? bu kimin hayatını yaşaılmayacak kadar korkunç yaptı ki?

Gününüzü yaşayın ve sizden sonrakilere bırakaileceğiniz tek şeyi, isminizi bırakın :)

Posted: Fri Nov 12, 2004 3:37 am
by Firble
Fingolfini bir defa daha taktir ettim güzel bir ölüm.... Bense emin değilim.. Sadece son akşamımı dostlarımla geçirmek isterdim. Sevgilimle ya da ailemle değil.. Dostlarımla.. İçme konusunda emin değilim. Ama sabaha kadar beraber konuşmuş sonra güneşin doğuşunu izlemiş olmalıyız. O sabah güneşin ilk ışıklarını gördükten sonra ..... Dünyaya yaşadım diyerek veda edebilirim.
Ancak emin olduğum şey savaş meydanında ölmek istemem. Gerekirse savaşılabilirim. Ama gerek kendimize gerekse ülkemize olan asıl borcumuzun yaşamak olduğunu düşünüyorum.

Posted: Fri Nov 12, 2004 5:09 am
by fingolfin
Firble wrote: Ancak emin olduğum şey savaş meydanında ölmek istemem. Gerekirse savaşılabilirim. Ama gerek kendimize gerekse ülkemize olan asıl borcumuzun yaşamak olduğunu düşünüyorum.
Asıl büyük savaş, 'savaşsız günler' için olan savaş bittikten sonra başlayacak. Olur da ilkine yetişebilirsem, ikincide elimden geleni yapmak için ölmemek boynumun borcudur. Fakat eğer bir paslı kurşunla ölmek varsa önümüde, o kurşun bir karanfil gibi alnımda açılacak, sırtımda değil.

Posted: Fri Nov 12, 2004 5:40 pm
by Telmor
Tabiki ülkemize olan asıl borcumuz yaşamak. ben kesinlikle tersini idda etmedim. yaşayarak ülkeme daha faydalı olurum.

Benim demek istediğim eğer öleceksem ölümünün de bir işe yaramasını isterim. bu bir savaşta vatan uğruna ölmekte olabilir yada tamamen özel biri için olabilir, kardeşim içinde olabilir yada dostlarım için.

Önemli olan tabiki nasıl yaşadığımdır sevdiklerimin ve çevremdeki insanların hayatına yaptığım katma değerdir. Ama ölümümde bir işe yararsa hiç fena olmaz.

Posted: Fri Nov 12, 2004 5:44 pm
by Eldarin_
LİFE İS NOT CERTAİN,BUT DEATH İS...

Posted: Fri Nov 12, 2004 5:59 pm
by CHANGES
Ölüm güneş gökyüzünde dünyayı aydınlatırken sizi takip eden gölgenizdir,
Ölüm gece yattığınızda gözlerinize çöken ağırlıktır
Kaçış yoktur ondan kaçmaya çalışmakta zaten gereksizdir
Ölüm sadece zamansız bir boyuta açılan penceredir
Bu yüzden önemini yitiriyor ölümden ne kadar zaman kaçabildiğiniz
Önemli olan yaptıklarınız yapabildiklerinizdir sadece ölümden önce.

Posted: Fri Nov 12, 2004 10:30 pm
by Daeya
Ben eğer öleceksem yatağımda uyurken kalp krizi geçirerek ölmek isterdim rüyamda ama. Böylece acı hissetmezdim ve usulca kapatırdım gözlerimi. Ne de olsa rüya değil mi?!

Posted: Sat Nov 13, 2004 6:02 am
by Feomathar
Uykuda ölmeyi istemem şahsen.Bungee yaparken ölmekte istemem, mesela yani.Benim asıl anlatmak istediğim hayalini kurduğum şekilde ölmek.Yoksa taksimin arka sokaklarında sürünerek öleceğim heralde.

___________________

Nasıl olsa bir gün ölürsünüz
Önemli olan ölümü anlamaktır
Ölüm;
Tanrının insana verdiği tek hediye
Bana göre...

Posted: Sun Nov 14, 2004 11:42 am
by Levian
"Ölüm neden herkese ürkütücü gelir ki?" diye sormuştum bir zamanlar. Herkesin cevabı farklıydı tabi...
şöyle bir düşündüm; ben doğmadan önce bir bilincim yoktu ise, öldükten sonra nasıl olacaktı? İşte aradığım, asıl bu sorunun cevabı idi. şimdi bu yazdıklarımı okuyacak olanlar şöyle diyecekler. "Zamanında Tanrı elçiler göndermemiş mi? Demişler ya işte ölümden sonra yaşam var diye?!"
İşte araştırmalarımın ardından benim kanaatim şudur;
Allah, Resûl ve Nebîlerin olmasını takdir etmiştir. Onlar ise yaradılış amaçlarını yerine getirmişler ve insanlığa gerçeği, onların anlayışları seviyesinde açıklamışlardır. Tabii yine her devirde olduğu gibi bütün ahmaklar onlara karşı birleşmişlerdir. Fakat muvaffak olamadıkları gibi yerin dibine batırılmışlardır...
Ölüm vardır, herşeyin âkibeti odur. Dünyâ ve içindekiler boştur. 5 duyu ile algılananlar hayal ürününden başka birşey değildir! Ayrıca ölüm olacak birşey değil, tadılacak birşeydir. Sizce ölümü tadmak nedir?
Hiç şöyle bir şey duydunuzmu; ölümü yaşarken tadanlar Allah'ın kendine seçtiği kullarıdır. Kimdir onlar? Yani, Tasavvuf'da Mukarreb olarak bahsedilen şahıslar kimdir? Hz. Muhammed (S.A.V.) neden "Ölmeden önce ölünüz" demiştir?
Hiç okudunuzmu bir Velî zât'ın hayatını? Mesela Mevlâna'nın? Ya da İbrahim Hakkı'nın? İşte sır; onların hayat felsefelerinde gizlidir...
Ölüm bir yok oluş ya da yeniden diriliş değil, bizim ibadet adı verdiğimiz çalışmalar ile elde ettiğimiz enerji ile yeni bir boyuta geçiştir...