Ben bir savaşta ölmek isterdim.Tam karşı saldırıya geçerken...Başımın üstünde vızıldayan kurşunlardan kaçarken...ama yiğitçe...bir takım halinde düşmana kök söktürürken...savaşın gidişatını değiştirebilecek bir görevi yerine getirirken...
Tavsiye ederim en temiz ölüm şeklidir.Belki bir mezartaşım bile olmayacak belki sevdiğim birini kurtaramam ama vatanım için ölürken milyonlarca insan için savaşmış olacağım.
____________________________
Ölümle eserim
Herşeyi ezerim
Sığmam yıllara
Düşmem toprağa
Asla ölmeyeceğim
Ben savaşların olmadığı bir dünyada ölmek isterim. Ani bir kalp krizi götürmeli beni, hastaneyle muhattap olmadan bir anda götürmeli. İnsanlar
daha evvelki akşam birlikte içtiydik demeliler. Dostlarım yüzlerinde acı bir tebessümle şerefime kadeh kaldırmalı ve 'iyi adamdı' demeliler ardımdan. Ailem üzülmeli fakat yas tutmamalı.
Feomathar aynı şeyden bahsediyoruz. Vatanın için ölürken milyonlarca insana ve doğal olarak onların içinde bulunan yüzlerce sevdiğin insana belki bikaç gün daha fazla olsada yaşama imkanı veriyorsun. Uğruna öldüğün vatan sınırları dikenli tellerle ve mayınlarla döşeli bir toprak parçası değil üzerinde sevdiğin insanların yaşadığı sana ait olan ve sevdiklerinle o aitliği paylaştığın bir toprak parçasıdır.
Vatanımı severim çünkü ailemi severim, kız arkadaşımı severim, arkadaşlarımı severim, bir köy kahvesine girmeyi severim, geçen gün güzergahı olmamasına rağmen benim için yolunu değiştiren dolmuşcuyuda severim, bu ülke üzerinde benle birlikte yaşamak isteyen benim için çalışan benimde onun için çalıştığım herkesi severim
işte vatanın için ölürsen bu kadar çok insan için bu kadar sevdiğin insan için ölmüş olursun
Aslında Ölümden korkuyorum , yani ölmekten deilde arkada bıraktığım sevdiklerimin üzülmesi beni üzen asıl olay...
Yani annemden önce ölürsem dayanamaz bunu biliyorum yani belki zamanla alışır ama yaaaa inanın sadece bekliyorum sonumuzun ne zaman geleceğini bilmeden öylece bekliyorum
Ölüm ölüm dediğin nedirki gülüm, ben senin için yaşamayı göze almışım.
Ah be canım ölümden korkarsan sana daha yakın olduğunu hissedersin. Eğer onunla yaşamayı öğrenebilirsen ve asla korkmadığını bilirsen ki ben sana kötülükten bahsediyorum, emin ol o zaman zewkli bile gelecektir esen bi dene...
Saygılar
Ölümle başlar yeni hayatın,
Ve elbet 2 sikke verip binersin kayığıma,
seni cennete yada cehenneme götürecek,
sadece benim unutma....
hayatı her an ölecek gibi
günüde hi ölmeyecekmiş gibi yaşarım ben
ama dediğin gibi ölüm her an arkamda nefes almakta yani biliyorum nasıl olsa hepimiz bir şekilde gideceğiz ha erken gidip önlerde bir yer kapmışım yada geç gidip arka sıralarda kalmışım ama hiç biri gerçeyi unutturmuyor sonuçta ölümü kabullenmek ölüm anı geldiğinde sakince karşılamamızı gerektirmiyor
ben asla ölmeyeceğim... Ã?ünkü öldükten sonra öldüğümü bilmeyeceğim , yaşarkende asla ölü olmayacağım.. ölürken çekeceğim acı mı? kim hayatında dayanılmaz acılar yaşamadı ki? bu kimin hayatını yaşaılmayacak kadar korkunç yaptı ki?
Gününüzü yaşayın ve sizden sonrakilere bırakaileceğiniz tek şeyi, isminizi bırakın
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Fingolfini bir defa daha taktir ettim güzel bir ölüm.... Bense emin değilim.. Sadece son akşamımı dostlarımla geçirmek isterdim. Sevgilimle ya da ailemle değil.. Dostlarımla.. İçme konusunda emin değilim. Ama sabaha kadar beraber konuşmuş sonra güneşin doğuşunu izlemiş olmalıyız. O sabah güneşin ilk ışıklarını gördükten sonra ..... Dünyaya yaşadım diyerek veda edebilirim.
Ancak emin olduğum şey savaş meydanında ölmek istemem. Gerekirse savaşılabilirim. Ama gerek kendimize gerekse ülkemize olan asıl borcumuzun yaşamak olduğunu düşünüyorum.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Firble wrote: Ancak emin olduğum şey savaş meydanında ölmek istemem. Gerekirse savaşılabilirim. Ama gerek kendimize gerekse ülkemize olan asıl borcumuzun yaşamak olduğunu düşünüyorum.
Asıl büyük savaş, 'savaşsız günler' için olan savaş bittikten sonra başlayacak. Olur da ilkine yetişebilirsem, ikincide elimden geleni yapmak için ölmemek boynumun borcudur. Fakat eğer bir paslı kurşunla ölmek varsa önümüde, o kurşun bir karanfil gibi alnımda açılacak, sırtımda değil.
Tabiki ülkemize olan asıl borcumuz yaşamak. ben kesinlikle tersini idda etmedim. yaşayarak ülkeme daha faydalı olurum.
Benim demek istediğim eğer öleceksem ölümünün de bir işe yaramasını isterim. bu bir savaşta vatan uğruna ölmekte olabilir yada tamamen özel biri için olabilir, kardeşim içinde olabilir yada dostlarım için.
Önemli olan tabiki nasıl yaşadığımdır sevdiklerimin ve çevremdeki insanların hayatına yaptığım katma değerdir. Ama ölümümde bir işe yararsa hiç fena olmaz.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Ölüm güneş gökyüzünde dünyayı aydınlatırken sizi takip eden gölgenizdir,
Ölüm gece yattığınızda gözlerinize çöken ağırlıktır
Kaçış yoktur ondan kaçmaya çalışmakta zaten gereksizdir
Ölüm sadece zamansız bir boyuta açılan penceredir
Bu yüzden önemini yitiriyor ölümden ne kadar zaman kaçabildiğiniz
Önemli olan yaptıklarınız yapabildiklerinizdir sadece ölümden önce.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Ben eğer öleceksem yatağımda uyurken kalp krizi geçirerek ölmek isterdim rüyamda ama. Böylece acı hissetmezdim ve usulca kapatırdım gözlerimi. Ne de olsa rüya değil mi?!
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
"Ölüm neden herkese ürkütücü gelir ki?" diye sormuştum bir zamanlar. Herkesin cevabı farklıydı tabi...
şöyle bir düşündüm; ben doğmadan önce bir bilincim yoktu ise, öldükten sonra nasıl olacaktı? İşte aradığım, asıl bu sorunun cevabı idi. şimdi bu yazdıklarımı okuyacak olanlar şöyle diyecekler. "Zamanında Tanrı elçiler göndermemiş mi? Demişler ya işte ölümden sonra yaşam var diye?!"
İşte araştırmalarımın ardından benim kanaatim şudur;
Allah, Resûl ve Nebîlerin olmasını takdir etmiştir. Onlar ise yaradılış amaçlarını yerine getirmişler ve insanlığa gerçeği, onların anlayışları seviyesinde açıklamışlardır. Tabii yine her devirde olduğu gibi bütün ahmaklar onlara karşı birleşmişlerdir. Fakat muvaffak olamadıkları gibi yerin dibine batırılmışlardır...
Ölüm vardır, herşeyin âkibeti odur. Dünyâ ve içindekiler boştur. 5 duyu ile algılananlar hayal ürününden başka birşey değildir! Ayrıca ölüm olacak birşey değil, tadılacak birşeydir. Sizce ölümü tadmak nedir?
Hiç şöyle bir şey duydunuzmu; ölümü yaşarken tadanlar Allah'ın kendine seçtiği kullarıdır. Kimdir onlar? Yani, Tasavvuf'da Mukarreb olarak bahsedilen şahıslar kimdir? Hz. Muhammed (S.A.V.) neden "Ölmeden önce ölünüz" demiştir?
Hiç okudunuzmu bir Velî zât'ın hayatını? Mesela Mevlâna'nın? Ya da İbrahim Hakkı'nın? İşte sır; onların hayat felsefelerinde gizlidir...
Ölüm bir yok oluş ya da yeniden diriliş değil, bizim ibadet adı verdiğimiz çalışmalar ile elde ettiğimiz enerji ile yeni bir boyuta geçiştir...