Posted: Thu Jan 27, 2005 4:50 am
Klammt'ın ilk adımından sonra, diğerlerinin de gelmesini bekledi ve bir tereddüt yaşayıp yaşamadıklarını anlamak için, yüz ifadelerine türlü manalar vermek için onlara baktı. Tahmin ettiği gibiydi. Hateb'in yüzüne baktığında, kafasında birçok soru işareti olduğunu gördü. Bu sorular belki nereye gideceklerini ya da bu yolculukta nelerle karşılaşacaklarını bilmediğinden kaynaklanıyordu. Bakışlarını Bledran'a çevirdiğinde; hiçbir şeyden haberi olmayan saf bir çocuğun bakışlarını gördü. Ama bu bakışlarda kararlılık, büyük bir cesaret vardı. Ve korku...
Diğer ikisi de dışarı, Klammt'ın yanına geldiklerinde, aralarında sessiz birkaç dakika geçti. Sadece bakışlar konuşuyordu, sözcüklere gerek kalmıyordu. Her biri yüreğinden geçenlere sanki ayna tutuyor, ve bunlar yüzlerine, daha çok da bakışlarına yansıyordu.
Sessizliği bozan bu sefer Bledran oldu ve Klammt'ın beklediği soruyu sordu.
"Nereye gidiyoruz? Ve neden?"
Diğer ikisi de dışarı, Klammt'ın yanına geldiklerinde, aralarında sessiz birkaç dakika geçti. Sadece bakışlar konuşuyordu, sözcüklere gerek kalmıyordu. Her biri yüreğinden geçenlere sanki ayna tutuyor, ve bunlar yüzlerine, daha çok da bakışlarına yansıyordu.
Sessizliği bozan bu sefer Bledran oldu ve Klammt'ın beklediği soruyu sordu.
"Nereye gidiyoruz? Ve neden?"