Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Camdan giren güneş ışıkları yüzüne vururken büyücünün zihni yeni yeni açılıyordu. Yavaşça kendine geliyor, olanları parça parça hatırlıyor, yataktan kalkmak istemiyor ama kalkması gerektiğini biliyordu. Kendini zorladı hafifçe. Göz kapaklarının altından sızan ışık onu hafifçe rahatsız ediyordu.

Kendiyle verdiği savaşı kazanan Efla yavaşça doğruldu yatağında. Yatağa oturdu. Zihni az çok normale dönmüştü. Ayağa kalktı. Biraz gerindi ve derince nefes aldı. Artık kendine gelmişti. Etrafına bakındı. Büyü kitabını aldı ve çantasına yerleştirdi. Kalktı. "Evet. Yeni bir gün başlıyor." diye düşündü. "Hem de ne gün."

Odadan çıkarken dönüp arkasına baktı bir şey unutmuş muyum diye. Kendine ait bir şey göremedi. Merdivenlere yöneldi ve aşağı indi. Etrafa göz gezdirdi. Andero'yu ve diğerlerini arıyordu. Buldu da. Kalabalık bir masaydı. şu siyah cübbeli de oradaydı. O yöne doğru ilerledi. Bu sırada Andero'nun masadan ayrılmak üzere olduğunu gördü. Onu görünce durdu Andero. Efla masaya geldi.

-Günaydın beyler. deyip masadakileri selamladı. Ve Lysana diye ekledi onu görünce. Sonra Andero'ya döndü. Dostum, seninle gelmeye karar verdim. Bunca yıldır beraberiz, çoğu zaman fiziksel olmasak da ruhsal olarak. Ama artık fiziksel olarak da yan yana durmamızın, beraber çarpışmamızın zamanı geldi. Ben yanındayım. Sonuna kadar beraber kalacağız dedi.
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

"Burada bulunmamın özel bir sebebi yok. Aslında neden burada olduğumu bile bilmiyorum. Benim şu anda bir savaş halinde olmam gerekiyordu zira bir dostumdan aldığım çağrıyla küçük bir savaş olduğunu duydum ve katılmak için çağırıldım. Tabii bunun karşılığında altın verilmesi gerekiyordu ama savaşa gidemediğim için avucumu yalayacağım gibi görünüyor. Hehe.. Yaşadığım tüm olumsuzlukların sebebi burada başıma gelen ilginç olaylardır. Bir şekilde burada alıkoyulduğumu hissediyorum." dedi ve ekledi Tudor "Romedahl ile tanışmamız ise bundan iki gün öncesine dayanıyor. Tanışma anımız o kadar hoş olmasa da eğer Romadahl isterse anlatabilir.." diyerek cümlelerini tamamladı Tudor. Romedahl;

- "Aslında bu konuda hiçbir şey anlatmak istemiyorum. Söyleyebileceğim tek şey büyük bir yanlışın eşiğinden döndüğümdür. Bu arada meyvelerin tadı muhteşem."

Tudor ;

- "Bu konu onu huzursuz ediyor Tenthor konuşmamak en iyisi. Peki ya sen.. Senin burada bulunma sebebin nedir şovalye?
Only God can Judge me!
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Ne halt etmeye gelmişlerdiki. şu an mağrada bıraktığı o iki orka çok kızgındı, ne yapması gerektiğini bir türlü karar veremiyordu. Ã?yle ani hareket etmişti ki, ateşi yaktığı zaman pelerinini çıkarmıştı ve onu mağra unuttu. Büyücüye yetişse bile onunla konuşabileceğini sanmıyordu . Adam ona zaten güvenmiyordu, üstüne birde bu iki ork çıkıp gelince... Artık yapabileceği bir şey yoktu olan olmuştu bir kere, asıl şimdi ne yapması gerektiğini düşünmeliydi. Bu düşünce nasıl olmuştuda aklına gelmemişti. Tabi ya büyücüyü nerde bulacağını biliyordu. Arkasında bir ses duydu. Acele etmesine gerek kalmamıştı, Kararını verdi ve geriye doğru döndü mağraya yaklaştığında handa gördüğü orkla karşılaştı. Bir an sessizce birbirlerinin gözlerine baktılar...
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Karşısında kızgın bakışlarını ona çevirmiş bir ork vardı. Ne yapabileceğini bilmiyordu. Tetikte bekledi , eğer dövüşmesi gerekirse tamamen dikkatli davranması gerekecekti. Ork bir adım ona doğru yaklaştı, şimdi garip sesler çıkarıyordu... Bir anlığına acaba konuşmayımı denesem diye geçirdi aklından.
Barbar kadın ! Senin yüzünden büyücü gitti . Bunu ödeyeceksin hemde şimdi.
bunları söylerken ork iyice kızmıştı. Asıl davet edilmeden mağraya giren sizdiniz , gerçi bu sizde öyle normalki . Nede olsa bunu anlamak için kafanızı yormuyorsunuz . Alaycı tavrını bir kenera bırakmalıydı...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Andero »

Andero; Majenta ve Efla'yı uyandırmak amacıyla masadan ayrılmak üzere arkasını döndü ve Efla'yı gördü. Bir an için durdu. Gülümsedi. Onun odasını bilmiyordu nasılsa. Sonra Efla'nın yanına gelişini izledi ve anlattıklarını dinledi.

-İnan bu söylediklerin çok güzel şeyler ve böyle düşündüğün için inan çok mutlu oldum. dedi. Masayı göstererek devam etti. Bu masada gördüklerin de bizimle geliyor. Bayağı büyük bir grup olarak gidiyoruz. dedi. Sonra aklına Majenta geldi. Neyse; ben Majenta'yı uyandırmak için yukarı çıkmalıyım. dedi ve Efla'nın kolunu hafifçe sıktı. Sonra ayrıldı.

Merdivenlere yöneldi. Yavaşça yukarı çıktı. İlerledi ve Majenta'yla yattıkları odanın kapısını açtı. İçeri girdi. Elf hala yatağında uyuyordu. Andero bir an Majenta'ya baktı. Sonra yanına gitti ve Majenta'yı uyandırmak için sarstı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Efla Andero'nun gidişini izledi. Majenta'yı Andero söyleyince hatırlamıştı. "Hala uyanmamış mı? Bu kadar yorgun olduğunu bilmiyordum." diye düşündü. Sonra masada oturanlara baktı. Masada bir tane boş sandalye vardı. "Andero bundan kalkmış olsa gerek." diye düşündü ve gidip o sandalyeye oturdu. Masadakileri taradı.

-Merhaba beyler. Ben Efla. Sizlerin kim olduğunu öğrenebilir miyim acaba? diye sordu. Beraber yolculuğa çıkacağı kişileri tanımak isterdi.
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Brenne yeni gelene baktı kendisi hala ayaktaydı.Etrafına huzursuzca bakınıyor sanki heran yolunda giden bu durumu bozacak birşey olacakmış gibi hissediyordu.Andero nun yukarıya çıkışını izledi tam Talos ile konuşmaya hazırlanıyordu ki bir ses işitti,çekingen,ürkek.
-Efendim,istedikleriniz.
Garson Brenne nin ısmarladıklarını elinde tutuyor ve korkudan yere bakıyordu.Uzandı ve ısmarladıklarını aldı Brenne.Ismarladığı azıcık yiyeceği küçük çantasına koydu.
Bugün Brenne nin efendisine yaklaşacağı bir gündü ve Brenne için bu kadar heyecan verici başka birşey olamazdı.O yüzden acele ediyor ve yerinde duramıyordu.Huzursuzca kıpırdandı Brenne,birazda üzerinde hissettiği bakışlardan dolayı.

RP DIşI:İnan bana Turkleader burada kimse RP puanı peşinde koşmuyor.Ã?yle olsa bile bu forumun Dm i bunu düşüncektir.Benden sana bir tavsiye kişileri bu kadar yargılayıcı olmaktan vazgeç.RP ni yap eğlenmene bak.Seni çok rahatsız eden bir durumsa da özeline msg atarsın.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

"Günaydın Efla, bir büyücü için oldukça uzun uyuyorsun....Ben Talon Suncrown."

Elfbeyi bugün kendini kaçıncı kez tanıttığını hesaplamaya çalışıyordu, 3 mü belki de 5 . ama kesin olan daha önce bunu yapmamıştı..

"Eh Andero'nun beklediğin büyücü arkadaşı da geldiğine göre yola çıkabiliriz sanırım.....?"
Last edited by Oren_Dautry on Wed Oct 27, 2004 10:21 pm, edited 1 time in total.
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Logan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1963
Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
Contact:

Post by Logan »

Logan yatagından kalktı ve hana indi kimse yine ona bakmadı. Ne yapacağını bilmiyordu, bir çok kişi ile konuşmak istemişti ama olmamıştı.Birden, gözünde imgeler oluştu, başka bir han görüyordu. Kötülük, cok büyük kötülük vardı. Burda yapılacak hiç bir şey yoktu, yardıma ihtiyaç yoktu heralde ki kimsenin dikatini çekmemişti... Başını dikleştirdi, omuznun dikleştirdi, handan cıkarken "İyi günler size beyler, bayanlar" dedi yüksek olmıyan ama alçak ta olmıyan bir sesle. Ardında "Tanrı sizinle olsun."


sonra ahırdan atını cagırdı atına bindi ve ufuga dogru at sürmeye başladı.....

rp dışı : rpden cıktım hepineize başarılar...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Tenthor bir süre gözleri ateşe dalmış durdu... 'Ben mi, bilmiyorum. Sanırım sadece huzur arıyorum, bir parça huzur.'
esen
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 809
Joined: Fri Sep 10, 2004 10:00 am
Contact:

Post by esen »

Bir adım daha yaklaştı, doğru şekilde saldırırsa bir şekilde dövüşü kazanabilirdi. Hamlesini tam yapacağı sırada tuhaf bir acı hissetti. Neler oluyordu. Arkasını döndüğünde, gördüğü tek şey omzuna saplanan kanlı hanceri tutan ellerdi. Ve sıcaklık tüm vücuduna yayıldı. Gözlerini artık açık tutamıyordu...
Neden böyle üşüdüğünü düşünürken, yavaşca gözlerini açtı.Günün ilk ışıkları belirmişti. Bir gece önce olanları hatırladı. Hala mağaranın önünde yerde duruyordu. Yerden kalkmak için elini yere bastırdığında büyük bir acı hissetti. Zorlanarakta olsa ayaklarını yere basabilmişti.Kahretsin böyle bir aptallığı nasıl yaptım ben. Bu düşünceler aklından geçerken mağaraya doğru yürümeyebaşladı. Başı biraz dönüyordu, yarası omzunda olduğu için nasıl göründüğünü görememişti. Bir gece önce mağarada unuttuğu pelerinini yerden aldı. Biraz acı hissetsede pelerinini giydi. Güneşin konumuna bakılırsa daha erken olmalıydı. Adımlarını mümkün olduğu kadar hızlı attın , bir an önce köye ulaşmalıydı. Bitkin hissediyordu ama hana az kaldığı için dinlenmeden yola devam etti. İşte han önünde duruyordu, son bir gayretle kırık olan han kapısından içeriye girdi. şimdi her şey bulanıktı. Köşedeki masada oturmuş siyah cübbeli olan büyücüyü gördü. Sen siyah cübbeli büyücü! Bunun hesabını bana vereceksin !!! Bunları söyler söylemez olduğu yere yığılmıştı
Hükümlü
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1548
Joined: Mon Jun 09, 2003 5:31 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Hükümlü »

Böcayıyı tersten görüyordu adam. Sağ elini havaya kaldırdı, tek elini üstünde duruyordu şimdi.

"Pek tekin görünmüyor oralar. Yalnız gitmek aptallık olacaktır." Sırıttı "Ya da delilik... Sanırım ne sen ne de ben burada pek sağlam gibi görünmüyoruz..."

Parmak uçları üstünde zıpladı ve havada ters bir takla atarak zarifçe yere ayak bastı. Hoplyaıp zıplarken çıngıraklarının çıkardığı ses inanılmaz rahatszılık vericiydi.

"Evet...evet oraya gidebiliriz." Ã?enesini kaşıdı soytarı. ne var sence orda? pek de iyi şeyler olmadığı ortada açıkcası ehehehehe ama gitsek mi oraya ne dersin. gidilesi bir yer gibi gözüküyor. Eminim kasabada olduğundan daha güzel şeyler bulabiliriz. evet evet evet ben oraya gidiyorum! Geliyor musun iri-kıyım arkadaş?"

Soytarının yüzünün yarısını koca bir sırıtış kapladı. Böcayının daha önce bu adamın yüzünde görmediği bir sinsilik yayıldı adamın yüzüne gülümsemeyle beraber.
Birden bire arkaya zıpladı adam. arkasına bakmadan konuşuyordu şimdi.

"Evet geliyor musun? Ahahha..ben gidiyorum. Belki de deliyim ha ne dersin?" Kafaısnı çevirdi ve abartılı biçimde sol gözünü kırptı. kafasını çevirip yola devam etti...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
CHANGES
Başbüyücü
Posts: 754
Joined: Sat Jun 05, 2004 10:00 am
Location: NOWHERE NOW HERE
Contact:

Post by CHANGES »

Esen handan içeri girişi ile Brenne huzursuzca kıpırdandı.Sonra söylediklerini duyunca içindeki intikam duygusunu yakaladı.Bir an olsun sevindi ama bu duygu kendisine yönelikti.Buna hiçbir anlam veremedi,çünkü dün gece onu tuzağa düşürmeye çalışan Esen di.Hemen kendisini topladı ve hiçbirşey olmamış gibi davranmaya devam etti.Ta ki kendisine bu konuda birşey sorulana dek.Görünüşe bakılırsa Brenne yanılmıştı o iki ork Esen ile dost değildi ama bunun artık bir önemi yoktu.Cüppesinin altında gülümsedi Brenne.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
Lysana
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 716
Joined: Fri May 28, 2004 10:00 am
Location: Arborea
Contact:

Post by Lysana »

Nihayet beklenen siyah cüppeli büyücü han'a gelmişti.Bakışları siyah cüppelinin üzerinde huzursuzca dolandı.Thylrotel'e yaklaşarak fısıltı halinde konuştu "Dediğim gibi fazla güven uyandıran biri değil,ama bizler birbirimize güvendiğimiz sürece bir sorun olmaz". Han' a şöle bir baktı efla uyanmıştı,eflaya başıyla selam verdi...Majenta niye bir türlü uyanmamıştı? acaba bir sorunmu olmuştu? ne olabilirdiki,aklına kötü düşünceler getirmek istemedi henüz kötü düşünmek için erkendi.Andero'nun majentayı uyandırmak için yukarı çıktığını gördü.Umarım majenta'da bizle gelir diye içinden geçirdi....
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Türklider
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1308
Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
Location: AFYON! Hehehehe...

Post by Türklider »

"Bekle bakalım... Hazırlıksız nereye?" Sırıtışı bu sefer aptallıkla alakasız... Nedense gayet tehlikeli görünüyordu. "Daha iki dakikadır tanıdığım bir adamla öyle tehlikeli bir yere gideceğimi mi sanıyorsun?"

Ã?uvalından iki adet devasa balta çıkarttı böcayı. Sapları ile bir adam boyundaydılar. Sapına ustaca yerleştirilmiş ve gayet tehlikeli görünen ağızları bir insan gövdesi kadar büyüktü. Belki bir ogre rahatlıkla bunları tek elinde tutabilirdi. Fakat bu böcayının da aynı şeyi yapabiliyor olması gerçekten şaşırtıcı idi... Bunu herkesin yapamayacağı, gayet açıktı.

Parlak, yeşil gözleri, sarı tüylü derisinin sayesinde yeterince tehlikeli görünüyordu. "Bana biraz daha kendinden bahset bakalım ufaklık. Neden seninle karanlığın içine gideyim? Hele ki senin savaş konusunda pek beceriksiz olabileceğin bu kadar barizken. Seni korumak zorunda kalmak istemiyorum... Ya da şeytanlıklarından korunmak..."

Baltaları çıkarttığında yere dökülen bir kaç et parçası ilk başta dikkat çekecek gibi değildi. Fakat baltaları ellerine aldıktan sonra yere bıraktığı çuval artık yan düşmüş ve kanlı bir anüs gibi, içinden pislikleri dışarı boşaltmıştı; İnsan parçaları!

"Bakma öyle." dedi böcayı istifini bozmadan; "Kölecinin biriydi. Ã?ocukları satıyordu her tür ahlaksıza. Korkağın da tekiydi. Neyse ki tek darbede ölmedi, az zevki çıktı öldürmenin." eğlenen bir kahkahadan sonra dehşetle bakan gözlerle boşluğa bakan kopuk kafaya bir tekme attı. Kafa kara nehire doğru uçarken soytarıya döndü gözleri böcayının...

"Biraz muhabbet edelim, ne dersin? Belki bizi yakınlaştıracak bir kaç neden buluruz... Ve baltalarım beni pek sevmez, benim sevmediğim kişileri çok severler!"

Yeniden salak görüntüsü ile sırıttı böcayı. "Sırala bakalım numaralarını, soytarı..."
Saygılarımla...
Türklider...
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest