Page 18 of 37

Posted: Sat Feb 24, 2007 1:22 am
by devolet
''Herkez izlesin beni... ''

"Tamam dostum" dedi Balamir "Birlikte olmamız daha iyi. Hemen arkandayım"

Posted: Sat Feb 24, 2007 5:51 am
by Kathranis
Kathranis yaratığa doğru baktı her neyse diye düşündü artık tehlike geçti. Yavaşça kahadar a doğru ilerledi yaratıktn geriye kalan toprak yığının bir kısmına avcunun içine aldı ve hiçbir anormal ya da büyüsel birşey farketmeyerek geri ayağa kalktı.

Susy'nin kendisine ve Piijek e seslendiğini işiterek etrafına baktı ve Pijek i gördü Susy de onun biraz ilerisinde olmalıydı. Etraftaki insanlar yavaş yavaş toplanıordu. "Hey , Susy ben-" sözünü yarıda kesmek zorunda kaldı çünkü önünden geçen bir alev topuyla irkildi ve geriye doğru sıçradı gerçi alev topu çok yakın değildi ancak "Vay canına" dedi sessizce.

Bir kaza çıkmasını istemiyordu bu yüzden alevi söndürecek olan su için büyü sözlerini-biraz önce drowun ve birkaç kişinin yıkanmasına yol açan- tekrar zihninde topladı, hiç kimsenin yanarak can vermesini istemiyordu.

Posted: Sun Feb 25, 2007 7:36 am
by aransayes
Elinde oluşmuş olan büyülü taşları ölmüş olan taştan deve doğru kimseye zarar vermeyecek bir yerine odaklanarak gönderdi. Bela en sonunda ölmüştü.
Rahat bir nefes alırken yanına gelen kadının gülümsemesini gördü. İnsanların böyle bir anda bile rahatça nasıl güldüğünü anlayamıyordu ama kadının gülümsemesine karşılık vermeden de kendini alıkoyamadı.
Ã?evresinde ki insanlara dikkatle baktı. İçinden kimsenin ölmemiş olması için dua ediyordu. Başlarda etrafa kaçışmışlardı ama sonra cesaretlerini birleştirerek saldırıya geçmişlerdi. Bekli de düşman olabilecek ırkları sadece savaşın dehşeti omuz omuza mücadele etmeye ikna ediyordu. Ya da diye düşündü hüzünle, sadece hayatta kalma içgüdüsü. Bu tehdit geçince yine düşmanlık devam edecekti.
Yakınlarda kızıl cübbeli bir büyücünün yaralı olduğunu gördü. Yanında ki kadına dikkatle baktı, onda herhangi bir yara görünmüyordu.
“Adım Saelnir. Büyücüye yardım etmem gerek. İstersen benimle gel, yardımına ihtiyacım olabilir” dedikten sonra kızıl büyücüye doğru hızla yürüdü.
Ulaştığında inancının madalyonunu eline alarak büyüsünü yapmaya başladı. Güç bir kez daha içinde biçim alarak emrine uyuyordu. (büyücünün yarasına bakarak hangisi yeterli ise o büyüyü yapıyorum. Cure Moderate Wounds ya da Cure light Wounds)

Posted: Sun Feb 25, 2007 8:37 am
by calida
Karsisina dikilen kolcuya dikkatli gozlerle bakti, karsisinda kendinden birini
gordugune sevinmisdi. `Sormaniza gerek yok.`dedi yuzundeki gulumsemesiyle,
derken gozleri hayretle acildi, `Bu ucan sey bi ates topumuydu? yoksa bu aklimin
bana oynadigi bir oyun mu?` diye sordu yanindaki Xyra'ya endise icinde. `Orda yaralilar olabilir? Xyra, elfin yanina gitmeliyiz. Buyucuye yardima gittigini gormusdum.`dedi. Onundeki kolcuyada, `Bizle gelin yardiminiz olabilir.`dedi.Ve elfin gittigiyere dogru, hizli adimlarla ilerlemeye basladi.

Posted: Sun Feb 25, 2007 2:46 pm
by WizardOfQuarks
Xyra yaratığın düştüğünü ve yerde hareketsizce yattığını gördüğünde gülümseyerek rahat bir nefes aldı. Hiç olmazsa ona ölmeden önce zarar vermeyi başaran az kişiden biriydi.

Biraz önce yanından geçen Elf rahibin Alegria ile brlikte hareketsiz duran Kadahar’a doğru hızla yürüdüğünü gördü. Savaş sırasında o taraftan çok güçlü bir büyünün yapıldığını farketmişti ve o büyüyü yapan kişiyle konuşmak için can atıyordu.

Yanında kılıçlarını sıkıca tutarak hazırda bekleyen Elenora'ya baktı ve nedense onunla beraber kendini daha güvende hissettiğini farketti. Bu sırada Elenora'nın yanlarına yaklaşan bir kolcuyla selamlaştığını gördü ama o an için aklında sadece büyücü varken bunu pek umursamadı. Tam, zaten birinin onun dikkatini çekmesi çok zordu diye düşünürken bunu çok kolay bir şekilde gerçekleştiren bir olay meydana geldi.

Elenora ile büyücüye ve o tarafa yürüyen elf ve insanın yanına doğru ilerlemeye başlamışken dikkati yeniden dev yaratığa yöneldi. Gözleri şaşkınlık ve kızgınlıkla olabildiğince açıldı. Havada, hızla ölmüş taştan yaratığa doğru giden bir ateş topu gördü ve yavaşça fısıldadı.

"Hangi büyücü şu anda bu büyüyü yapacak kadar bilgisiz olabilir ki?"

Ve aklına sadece iki seçenek geldi. Ya birilerini ortadan kaldırmayı düşünen kötü niyetli bir büyücü ya da başkalarına vereceği zararı düşünemeyecek kadar dikkatsiz bir büyücü olabilirdi bu .

Xyra o anda ateş topuna mı yoksa bu büyüyü yapana mı dikkat etmesi gerektiğini bilemeden bir an hareket etmeden durdu. Sonra aniden kendini yere atıp bunu yaparken her ne kadar kendisine anlamsız gelse de Elanora’nın koluna asılıp onu da yere çekmeye çalıştı. Ama bunun bir yararı olacağı konusunda derin şüpheleri vardı.

Posted: Mon Feb 26, 2007 9:21 am
by yeminer
Swain'in büyüsü etkisini yitirmeye başlamıştı, aasimar yorulmaya başlamıştı ve şu ezikler de çok canını acıtıyordu ama kutsal adam öylece kalamazdı. Ayağa kalktı ve çevresine bakındı. Yaptığı büyünün etkisini yitirmesi ile ortaık nispeten kararmış, taştan zemin daha ölü ve garip görünüyordu. Ama biraz önce ölen canavarın tarafındaki yerden bir ışık daha geliyordu. Orada bir büyücü ışık büyüsü yapmıştı muhtemelen.

Amora rüyalarının ona bir çözüm öngördüğünü düşünüyordu ama aynı zamanda kendisini çok zorlamıştı, ayağa kalktığında başının döndüğünü farketti ve gerisingeri yere oturmak zorunda kaldı.

Cody büyücünün yanına vardığında büyücü berbat bir durumda görünüyordu. İhtiyar adam sırtını hafifçe tünelin kenarına dayamış kanamalarını durdurmaya çalışıyordu. Cody ihtiyarın bu işte oldukça deneyimli olduğunu farketti. Yaşlı parmakları hiç titremiyordu ve beceriklice temizliyordu yaralarını.

"Neden öyle davrandığını biliyorum, normalde sorun olmazdı ama birisi büyüyü bozduğu için bana zarar verebildi arkadaşın. Sorun değil " dedi büyücü savaşçıya ve işine devam etti. Bu esnada arada bir tünelin içlerine doğru kulak kabartıyordu.

Lineas aşağıya doğru yürüdü, bu esnada insanlar canavarın toz olduğu yere doğru hareket ediyordu. O da büyücünün etrafında parlayan ışık sayesinde oraları görebiliyordu. Bu esnada mağaranın öte tarafında karmaşa son sürat devam ediyordu. Hala uçan yaratıklar alevden kılıçları ile dev yaratıkları amansızca dövüyorlardı ama çoğu sanki artık eskisi kadar hızlı hareket etmiyordu.

Xardas durumu inceliyor ve memnuniyetla bazı şeylerin rayına oturmakta olduğunu görüyordu. O bir büyücüydü ve öğrenmek onun için herşeyden önemliydi. Bu yüzden parçalanan canavarın yanına gitti. Ama bu esnada kızıl cüppeliyi gördü, anlaşılan o canlı yaratıklardan örenmeyi tercih ediyordu, o yüzden yaratığı bırakıp kızıl cüppelinin yanına yöneldi. Bu esnada yaşlı adamla bir kez gözleri kesişmişti, adam yorgun görünüyordu ama kurnazlık ve zeka her halde gözlerinden akıyordu.

Edmond canavar büyücüye saldırınca fazlası ile heyecanlanmıştı. Onu durdurmalıydı ve bunu yapmak için aklına gelen en yıkıcı büyüyü harekete geçirdi. Bir alevtopu yapmaya başladı. O büyü sözlerini söylerken yaşlı büyücü etrafı kolaçan ediyordu, canavarın darbeleri can sıkıcak derecede kötü yaralamıştı onu ve bir şekilde kendini iyileştirmeliydi. Bu esnada kudret lisanından en sevdiği sözlerden birkısmı kulaklarına çalındı. Bir alevtopu yaratacak basit ama etkili büyü. Ve bu neredeyse büyücünün yaşlı kalbini durduruyordu. Bir alevtopu ilerideki büyücüden kendisine doğru geliyordu. Düşünmek için bile zamanı olmamıştı. Hemen alevtopunun ters büyücü olan buz küresi büyüsünü yapmaya başladı. Birkaç saniye sonra kendisine doğru gelen alevtopu sessizce yok olmuştu ve büyücü alnının terini sildi, ucuz atlatmıştı.

Clesnyé hızla ilerledi, canavar yok edilmişti, şmdilik çok büyük bir tehlike yoktu ama birileri ile birlikte olması gerektiğini hissediyordu. Biraz ilerisindeki guruba seslendi ve cevap bekledi.

Shuriak canavara saldırmıştı ve diğer kişilerin de çabaları ile dev canavarı durdurmayı başarmışlardı. Rahatlayan melez asıl yardım etmek istediği kişi olan Xyra'ya doğru yürümeye başladı. Birazdan yanlarında olacaktı. Bu esnada millette hemen ilerisindeki büyücünün yanına geliyordu.

Piijek canavara vuramadığı için çok sinirlenmişti, üztüne üstelik de onu kuma bulamıştı sersem yaratık. Yanından hızla uzaklaşan kara tenlinin ardından seslendi ama anlaşılan o milletin aksi yönünde hareket ediyordu. Bu esnada savaşçının çağrısını duydu. Yerde bıçaklarını arıyordu. Bıçaklarını buldu ve bunun yanında iki değerli taş parçasını da görmüştü bıçaklarını ararken. İkisini de eline aldı. şimdi ne yapacaktı?

Alegria hızla uzaklaşmıştı canavardan, bu esnada da onunla birlikte bu boyuta geçen büyücü ve savaşçılar yaratığı yerle bir etmişti. Yaratığın yerlebir olmasıyla rahatlayan kadın rahatlayarak drowa döndü. Bu esna da da mağara bir anda daha karanlık oldu.

Mark havada süzülerek canavarın yanına geldi, bu esnada da çevredeki büyü görebilmek için basit bir kentrip yaptı. Ã?evreye, özelliklede canavarın kalıntılarına bakınıyordu. Onu hüsrana uğratacak şekilde büyülü hiçbirşey bulamamıştı. Bunun yerine yerde parlayan bir taş parçası, diğer tozun toprağın arasında parlak bir mücevher gördü.

Balamir savaşçı ile birlikte büyücünün yanına gitti. Bu esnada birkaç kişi az önce parçalanan canavarın kalıntılarını inceliyordu. Herkes biryere toplansa iyi olacak diye düşündü Balamir ve savaşçıyı izledi.

Kathranis arkadaşlarına cevap verecekti ki onu dehşete düşüren büyüyü gördü, durdumak için bir su büyüsü yapmaya hazırlandı ama bir saniye sonra havada büyünün yok olduğunu gördü. Bu bir alevtopu büyüsü gibi gelmişti ona ama bu çekilde çalışmazlardı. Birisi tersbüyü yapmış olmalı dedi Kathranis ama bu kişinin yetenekleri anormal derecedeydi anlaşılan. Anında bir karşı büyü yapıp başarılı olmak zor işti. Tekrar kendisini çağıran arkadaşlarına döndü. Onların yanına mı gitmeliydi. Büyünün şokunu atlattı bir saniye sonra. Zor kurtulmuştu insanlar.

Saelnir yanına gelen kişiye gülümseyip yanına davet ettikten sonra hızla kızıl cüppelinin yanına koştu. Oldukça kötü yaralanmışa benziyordu, bu esnada ona doğru gelen bir büyüyü ve havada kaybolmasını seyretti hayretle. Ortalıkta ne olduğunu anlamamıştı. Anlaşılan bir büyücü canavarın yok olduğunu geç farkedip büyü yapmış, sonra da onu yok etmişti. Her neyse, o işine bakmalıydı. Birkaç saniye sonra büyücünün yanına varmıştı. Büyücünün kendini bandajlamaya çalıştığını farketti ruhban. (cure büyülerin bir sonraki tura sarktı)

Elenora yardım etme düşüncesi ile çevredekilerin toplandıkları yere doğru hareket etti. Yaralılar vardı ve yardıma ihtiyaç duyuyorlardı muhtemelen. Hızla oraya doğru giden elfi ve yanındakileri takip etti.

Xyra canavara saldıranlardan, zarar verenlerden olduğu için içten içe gurur duydu. Gücü hissetmişti, lanet olası çok uzun süredir hissedemediği şeyi ellerinin ucunda hissetmiş ve neden senelerinin bu sanata harcadığını bir kez daha hatırlamıştı. Ama anlaşılan bu sanatta kendisinden daha yetenekli birisi biraz ilerisinde duruyordu ve Xyra onu ölesiye kıskanmakla birlikte onunla tanışmak için can atıyordu. Yanındaki kişiye bir kez daha göz attı. Onun yanında güvende hissediyordu, iyi bir ortak olabilirlerdi. Bu esnada drow dehşete düştü. Ölen dev yaratığa doğru gelen alevtopu onu dehşete düşürmüştü. Son derece yıkıcı olan bu büyü birçok kişiyi hatta drowu bile hayattan silebilirdi. Kendi kendine küfredip kendini yere atacaktı ki az önce yanına gitmek istediği büyücünün bu büyüyü bir karşı büyü ile etkisiz hale getirdiğini görüp rahatladı ve ilerlemeye devam etti. Drow çok sinirlenmişti, büyücüler büyülerini böylesine dikkatsizce ortalığa salmamalıydılar. Bu çok tehlikeliydi...

Argay insanları çevresine toplayan Cody'e katılmış ve onun yanında durmuştu. Buradan kurtulmanın tek yolu birlik olmak gibi görünüyordu. Bu yaratıklardan sadece bir tanesi bile bu boyutta bir zarar verebildiğine göre durum oldukça vahimdi.

Bu esnada bu mağaranın 100 metre kadar ilerisinde küçük birçok küçük varlık bir araya gelmiş başlarındaki kadaharların komutasında olabildiğince hızlı bir şekilde tünellerden ilerliyorlardı. Dev efendilerin başları dertteydi onlarda yardım etmek için çağrılmışlardı. Ses yapmadan ilerlemeleri emredilmişti ama onların bu deyimden çok fazla birşey anladıkları söylenemezdi. Birazdan dev mağaraya gireceklerdi, hepsi endişeliydi. Dev efendilerin başını belaya sokabilecek yaratıklara karşı ne şansları olabilirdi... Ama onlar bilemezdi. Cüce yaratıklardan oluşan gurup başlarındaki Blatrus'un emrinde ilerlemeye devam ettiler. Khedan ise onların çıkarttıkları seslere kulak kabartıyor, oldukları şey olmamaları için dua ediyordu. Çok erken çok güç kullanmıştı ve yaralanmıştı.

Posted: Tue Feb 27, 2007 3:23 am
by darkelven
Savaşçı mağaranın güneyine doğru ilerlerken kadaharın kalıntılarını inceleyenlere bir göz attı ve bu esnada kararan ortam nedeniyle gözlerinin infraya geçmesi için biraz bekledi.Bir an şatonun önünde rastladığı büyücü kadını gördüğünü sandı ama kum yığınının içindekileri büyücü gibi aramayı hiç düşünmedi.

Ne olduğundan emin değildi ama kum yığınından yine de uzak durmaya niyetliydi.Yığının çevresinden dolaştı.Piijeki gördüğünü sandı.Ona doğru koştu:

''Hey Piijek!,(yanına vardı). yaratığın ölümü iyi oldu ama galiba bayağı kirlenmişsin.Her neyse, herkes bir araya toplanmaya başladı, ne dersin, o tarafa gidelim mi?''

Posted: Tue Feb 27, 2007 4:50 am
by Mark
Susy, eğildi yerdeki, güzel şeye baktı. Mücevheri cebine soktu. Üzerinde aktif kalan , iki büyü vardı. Onları hissediyordu. şimdilik sona erdirmemeye karar verdi. Büyünün sona ereceği zaman aklında hesaplamıştı. Sona erdirmeye hiç niyetinin olmadığını farketti, bu his çok hoşuna gidiyordu. Özellikle uzun zamandır, özlemini çektiği bir histi.Kafasını çevirmesiyle, detect magic büyüsünün de, yönü önünde hala taramaya devam ediyordu.

İlerde insanları gördü. Yürümeye başladı. Toplanan savaşçıların konuşmalarını duyuyordu. Tam bu esnada ileride, savaşçıların önünde kızıl kıyafetli biri vardi.
Hizlica oraya doğru yürümeye başladı.
"Khedan. Herşeyin sorumlusu burada. Söylesene, bizi nereye getirdin?" Khedan ın yaralarına, bakiyordu.
"Biri yardım edebilir mi? Yaralimiz var. Hiç kimse, drow gördü mü, dişi bir drow, ve sivri kılıçları olan dar pantolon giyen bir savaşçı, Yakında gelirler, sanırim."

Posted: Tue Feb 27, 2007 11:05 am
by calida
Alnina dokulen saclarini kafasinin bi hareketiyle geriye dogru
savururken `Bizemi bakmisdin?` diye sordu,
Buyucuyle ilgilenen sarisin kadina. Kizil cuppeli buyucuye kistigi gozleriyle bakti,
ona bakarken kafasinda bisileri tartiyordu, icine intikam atesi dusmusdu, simdi bu adamin girtlagana yapissa ve butun olanlarin hesabini sorsa neler olurdu? Bir anda ne kadar sacma dusundugunu farketti, cunku buradaki herkes muhtemelen ayni seyi yapicakdi, su an yarali bi adamin ustune gitmek hicde iyi bir fikir degildi. Sadece derin bi ic cekmekle yetindi. Etrafindakilere bakindi,Korucu yakindaydi. Xyra ise arkasindaydi,oda etrafi incelemekle mesguldu,hic bir seye guveni olmadigi bakislarindan belliydi,
`Xyra iyimisin?`diye sordu, yanindan gecmekde olan, ELf`e yol verirken.

Posted: Tue Feb 27, 2007 12:11 pm
by aransayes
Hızla yürürken kendi ayak seslerine eşlik eden sessiz, dengeli, kendinden emin diğer ayak sesine dikkatini verdi. Savaştan sonra insanlar hep böyle yürürdü. Irklarının karakterlerinde olan bişeydi, kısa hayatlarına devam etmenin zaferi. Kadere karşı bir baş kaldırış gibi.
Büyücüye yaklaşırken çevresinde toplanmış insanlara göz gezdirdi. Bir kadın büyücüye önce hesap sorarken bir sonraki an onun içn yardım çağırıyordu. İnsanlar diye içinde geçirdi. Muhtemelen o büyücüyü iyileştirdikten hemen sonra boğazına yapışıp hesap sormaya başlarlardı. Büyücüye kızgınlıkla bakan bir savaşçı kadın ona yol verirken söylediği bir şeyle dikkatle ona baktı. "Xyra iyi misin?"
Sesinde Drow a karşı bir sevgi mi vardı? Ya da saygı? Belkide her ikisi birden. İnsanların dostlukları çok hızlı başlıyordu ama uzun sürüyordu. Bu ırkın takdire şayan karakteristik özelliklerinden biriydi. Kadın savaşçının saçları terden ıslanmıştı, heyecanla ve kızgınlıkla hızla soluyordu.
Kadın büyücünün yanından geçerek kızıl cübbeli adamın yanına vardı. (büyücünün yarasına bakarak hangisi yeterli ise o büyüyü yapıyorum. Cure Moderate Wounds ya da Cure light Wounds)

Posted: Tue Feb 27, 2007 9:07 pm
by EldariL
İşte sonunda bitmişti. şimdilik...
“Adım Saelnir. Büyücüye yardım etmem gerek. İstersen benimle gel, yardımına ihtiyacım olabilir” dedikten sonra kızıl büyücüye doğru hızla yürüdü.
Pek faydası dokunacağını sanmıyordu ama yine de ona katılmayı seçti. Amaçsızca ortalıkta dolanmaktan iyiydi. Hem şu büyücünün durumunu merak ediyordu. Belki de artık neler döndüğünü açıklardı. Tabi birileri engel olmazsa. Bazılarının bir birlik olmayı teklif eden birine doğru yöneldiğini farketmişti. Ama karanlıkta yolunu kaybetmemek için dikkatini önünde ilerleyen elfe verdi.

Mangalı devirip büyüyü bozmaya çalışan kadını gördü. şimdi yardım için sesleniyordu. Onun yanından hızla kızıl cüppeliye ulaşan elfin hemen arkasından ilerlemesine rağmen, işine engel olmamak için biraz geride durmayı tercih etti...

Büyücü fena yaralanmış gibi görünüyordu. Ama buna rağmen çok sakindi. Dedesini hatırlayıp bu yaşlı adamın iyileşmesi için dua ettiğini farketti. Sessizce rahibin işini yapmasını seyretmeye başladı.

Posted: Wed Feb 28, 2007 1:21 am
by Illyra
Lienas kendisini silkti ve yayını elinde tutmaya devam etti. yavaşladıklarını mı görmüştü gerçekten? yoksa alevden kılıçlar bir göz aldatmacasımı yapıyordu? yoksa onlarda yorulmuş muydu? "olasıdır" dedi kendi kendine. yoksa güç dengeleri vb kendisinin büyüden pek anlamadığı şeylerin mi etkisi vardı?

bunları düşünürken hızlı tempo adım herkesin toplandığı yere doğru ( batı ) ilerledi. artık herkez orada rahatça küllerin üzerinde dolaştığı için kendiside gitmekte bir sakınca görmedi. bir yandan parmaklarını ne yaptığını bilmeden çıtlatmaya çalıştığında son anda yayının elinde olduğunu hatırladı. küçük eğlenen bir gülümsemenin yüzünden geçmesine engel olamadı. cody i iki üç adım geçtiğinde yukarıda büyü yapan kızıl cüppelinin yaralandığını gördü.

acaba onun yaralanmasının gördükleriyle bir alakası varmıydı? yoksa kendisi bu tarz şeylerden anlamadığı için arada gereksiz bir bağlantımı kuruyordu. yinede bu gördüklerini bilen birisine söylemesinin iyi olabileceğini düşündü. etrafına bakındı. herkez kendisiyle alakadar gözüküyordu. sonra drow kızın yanına gitti. ona dokunmayı pek istemedi bu yüzden sadece seslendi, fakat herkesin duyabileceği bir sesle konuşmaya dikkat etti. dinlenebilmek için de sesini bildiği en tatlı tonuna ayarladı.

kızıl saçlarını başını sallayarak yüzünden uzaklaştırdı. sonra konuşmaya başladı

"emin değilim ama onlar sanki yavaşladılar"

(bu sırada eliyle alevli kılıçlarla arbade yaşanan yeri gösterdi)

"böyle şeylerden pek anlamam ama yoruluyorlar galiba, yada güçleri azaldı yada başka birşey, siz büyüden benden daha iyi anlarsınız onun için size göstermeyi uygun buldum"

sonra kızıl cüppeli büyücüye bakmak için yaklaştı. küçüklüğü sayesinde kalabalığın arasından sıyrıldı ve tam bir elfin yanına gelerek durdu. bir an yukarıdaki kalabalığı hatırlasada oarasının buradan bin kat berat olduğunu biliyordu. şimdilik durmu iyiydi. yayını pelerinin altına soktu ve iyice örtündü. büyücye soru sorabilmek için iyi olup olmadığına bakıyordu ve yüzüne en tatlı ifadesini takınmış, dudaklarına hafif şirin bir gülümseme asmıştı. sağına soluna bakındı, sonrada elfçe bakındı, arından büyücüyü incelemeye, tatlıkla bakmaya devam etti. eğer istediği cevapları bir alabilseydi....

Posted: Wed Feb 28, 2007 2:34 am
by Rhalazarn
Xardas, sakince kırmızı cüppeliyle etrafındakileri izlemeye devam ediyordu. şu anda ortalık fazla karışık olduğu için, kenara çekilip müdahale etmeden izlemeye, öğrenebildiği kadarını sormadan öğrenmeye çalışıyordu. Sormadan öğrenmek onun için bir sanattı-her ne kadar bu sanatı öğrenmek kara cüppeli büyücüye çok pahalıya mal olmuş olsa da...
Aniden bir ateştopunun yaklaştığını gördü ve dikkati birden oraya yöneldi, bildiği herhangi bir karşı-büyü sözleri tam dilinin ucundayken, ondan önce davranan biri olduğunu fark etti ve buna içten içe sevindi, büyünün işe yarayabileceği bir yerdi burası ve boşa harcamak istemiyordu gücünü.
Kara cüppeli büyücü, dikkatini yeniden gittikçe kızıl büyücüye yaklaşan topluluğa yöneltti. Yaşlı büyücüyle gözleri bir an kesişti ve bu bir an, Xardas'ın kızıl büyücüyü tanımasına yol açtı. Yaşlı bir adam olmasına rağmen şuurundan hiç bir şey kaybetmemişti, muhtemelen büyü açısından hayatındaki en parlak dönemiydi. Zekası ve kurnazlığı ortaya çıkmıştı bu göz temasıyla, ancak bir şey daha vardı bu büyücüde sanki... Saflık? Kendini yardım etmeye mecbur hissediş? İnsanların yükünü omuzlarına üstlenme? Ya da herhangi bir hatadan dolayı hissedilen büyük bir suçluluk duygusu... Xardas bunu tam fark edememişti, ama bu ihtimallerden herhangi biri olabilirdi-ya da belki hepsi. Bu, Xardas'ın hoşuna gitmişti, hayatının her döneminde ironilerden aşırı derecede hoşlanmıştı ve karşısına sürekli ironik kişiler ya da olaylar çıkıyordu.
"Tanrıların bir armağanı olsa gerek..."diye düşündü alayla. Tabii ki de tanrılara imanı olan biri değildi ve olmayacaktı da. Aklından tam bunlar geçerken, yine ironik olduğunu düşündüğü bir şey görmüştü-ya da gördüğünü sanıyordu:
Bir elf, yaralı büyücüye doğru yaklaşıyordu, anlaşılan şu sözde ışık tanrılarının rahiplerinden biriydi, muhtemelen Corellon Larethian'ın... Kızıl büyücünün yaralarını iyileştirmek için büyücüye yaklaşıp tanrısına bir dua etti.
Tanıdık bir duanın sözleri, Xardas'ın kalbine ok gibi saplanmıştı...

* * * * *

O zamanlar adı Sadrax'tı. "Soluk" anlamına gelen bu isim ona annesi tarafından verilmişti, zira doğduğunda aşırı derecede zayıftı. Babası tarafından zorla ışık tanrılarının tapınağına yollanmıştı çünkü başka bir şeye marifeti olmadığı düşünülüyordu-halbuki bariz bir şekilde karanlık sanatlara yeteneği vardı. Bu tapınakta rahiplerden eğitim alan Sadrax, zamanla tanrılarla alay etmeye başlamıştı çünkü sorgulamak için attığı en ufak bir adım, kafir olarak nitelendirilmesine yol açıyordu ve bu Sadrax'ın komiğine gidiyordu.
Başta rahatça alay ediyordu, sonra diğer çocuklar onu küçümsemeye, onunla alay etmeye ve şiddet uygulamaya başladılar. Ã?ocuğun gizlice büyü çalıştığını fark ettiler ve ona iğrenç davrandılar. Bunlar, Sadrax'ın daha da alaycı olmasından başka bir işe yaramıyordu ve 13 yaşında tapınaktan atılmıştı...
Atıldığı gün, gerçek yuvasını bulmak için yola çıkmasından hemen önce yaralanan bir çırağa bir rahibin yaklaştığını ve bir duanın sözlerini fısıldadığını duymuştu ve o çırağı neden olduğunu bilmeden kıskanmıştı Sadrax... Sonra arkasını dönmüş, yeni adıyla yeni yerlere gitmek için yola koyulmuştu...
Xardas... Kafir...

* * * * *

Aynı duanın sözleri havada asılı duruyordu ve Xardas bundan oldukça etkilenmişti. İçinde çeşitli nefret duyguları kabarsa da, eğer kabaca bir hareket yaparsa onun da o hoşgörüsüz rahiplerden biri gibi davranmış olacağını fark etmişti ve böylece bu rahibin hoşgörüsüz olmak zorunda olmadığını düşünerek, yeni bir merakla izlemeye devam etmişti.
Anlaşılan, bir şeyler öğrenmesini sağlayacak olan tek kişi kızıl büyücü olmayacaktı...

Posted: Wed Feb 28, 2007 3:46 am
by Edmond
Edmond büyüyü gönderdikten hemen sonra yaptığı hatanın farkına vardı.Belki yüzlerce canı tehlikleye atmıştı.Ama neyse ki büyü sonunda durmuştu.Az kalsın bir katil olacaktı.Hem de 1-2 saniye içinde.Sonra etrafına baktı.Kendisi olduğunu farkeden çok azdı neyse ki!şimdi tek yol vardı.Herkesin yanına gidip sessiz sedasız oturmak.Direk olarak Khedan'ın yanına gitmeyi düşünüyordu.Ã?ünkü Khedan'ın durumu çok feciydi.Ölmesi dahi söz konusu olabilirdi.

Edmond koşarak Khedan'ın yanına gitmeye başladı.Tabii arada canavara da bir göz gezdirmek istiyordu.Ã?ünkü böylesine bir şeyi çok sık göremezdi.Ancak az sonra bu düşüncesinin değişeceğini herkes biliyordu.Ardından koşarak Khedan'ın yanına gitmeye başladı.

Posted: Wed Feb 28, 2007 9:29 am
by WizardOfQuarks
Kadahar öldükten sonra, bir çok kişi gibi o da büyücünün yanına gitmişti. Ona olan kıskançlığı ve hayranlığı her an giderek artıyordu. Büyücü biraz önce yaralı olmasına rağmen ateş topunu durdurabilecek bir büyü yapabilmişti. Kendisinin o seviye gelmesine daha çok vardı ve sabretmesi gerektiğini biliyordu ama sabır ırkının pek de bilinen bir özelliği değildi. Yine de beklemekten başka çaresi yoktu ve bu içini kemiriyordu.

Bu düşüncelerden sıyrılıp etrafını gözlemeye başladı her zamanki gibi. Paladinin lanet olası ışığı sonunda gitmişti ve bu fırsatı kullanarak mağaranın içinde neler olup bittiğini iyice incelemeye çalıştı. Bakışlarını tünele çevirip sadece sis bulutu gördüğünde hayal kırıklığına uğradı; çünkü bu sis yüzünden pek bir şey görebileceğini ummuyordu. Ateştopunun durdurulması sinirlerini biraz olsun yatıştırmışken bu sefer de sis bulutuna sinirlenmişti.

Ama sakin olması gerekiyordu bu yüzden derin derin nefes alıp vererek dikkatini buraya gelmelerini sağlayan kızıl cübbeli büyücüye yönlendirdi. Büyücü yaralarını bandajlamaya çalışırken Xyra da dikkatle onu izliyordu. Sanki bir an için büyücünün de kendisine baktığını görmekten çok hissetmişti.

O sırada yanlarından elf rahip geçip büyücüye yardım ederken Elanora da ona dönmüş ve iyi olup olmadığını sormuştu. Kolcu kadınla bir an göz göze gelip hemen bakışlarını mağaranın en uzak ucuna doğru çevirdi ve o şekilde cevap verdi: “Gayet iyiyim.” Bu tabii ki yalandı. Aslında hiç iyi değildi. Kolcu kadın kendisini ne kadar koruyor gözükse de Xyra, o dahil herkese ve herşeye karşı güvensizdi ve bu da sürekili tetikte olmasını gerektiriyordu.

Bu tedirginliğini arttıracak şekilde yanına daha önce görmediği bir kadın gelmiş ve ona bir şeyler söylüyordu. Cevap olarak sadece kafasını evet anlamında sallayıp kadının gösterdiği yere doğru bakmakla yetindi.