BILGELIK YOLU (TANRI:YEMİNER) (BİLGİ,KARANLIK,ÖLÃ

Frpworld forumlarındaki eski FRYO(Forum Rol Yapma Oyunu) başlıklarının tutulduğu arşiv.
Locked
Sensei
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 399
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Location: Sakarya
Contact:

Post by Sensei »

Sensei hayaletin ona söylediği sözleri çok büyük bir neşe ve heyecan içinde dinlemişti. Oren'in adı geçmişti yine. Oren'in adını duymak onu çok neşelendiriyordu.Hayaletin sözlerine tiksinti verecek bir şekilde uzun uzun güldü ta ki hayalet yok olana dek. Efendisinin iradesinin bulunduğu bir bölgede bu cüret, çok fazlaydı. Sensei yine gülmeye başladı yüzünde şeytanb bir sırıtış oldu.
--Oren demek ha Oren... Sen mi beni durduracaksın... Hahahahahaa. :twisted:
Hayalet kaybolduktan sonra kız o kin ve nefret dolu bir bakış attı. Kana susamış dişlerini kıza hayvani hareketlerle gösterdi.
--Gel güzelim buraya gel...
Sesi yılan tıslamasını andırır bir hal almıştı. Kız geriye doğru çekilmiş Sensei'nin üzerine tanrısının adını anarak uzaklaş anlamında bağırıyordu.Bu sözler sensei üzerinde sadece karıncalanmalara neden oldu. Kıza doğru yavaş adımlarla ilerledi. Kızın kılıcını çekmiş ona doğru doğrultmasını çok hoş bulmuştu. Yüzünden yine bir sırıtış belirmişti. Kınından zümrüt kılıcını çıkardı.
--Demek böyle istiyorsun sadece daha biraz daha uzayacak zaman. Ama zararı yok ne zamandır bunu bekliyordum.
Gecenin karanlığında Sensei birden sise dönüştü.Arkasında sadece bi kahkaha seni bıraktı...
-Hahahahahaah... :twisted:
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

İlyamain hızla etrafına bakındı ve Lordu Adına dualar ederek kılıcını bir sağa bir sola, havada boşluğa doğru savurmaya başladı. Buradan gitmeliydi ama nereye gidecekti. Hızla geldiği yöne döndü ve koşmaya başladı. Buradan bir an önce çıkmalıydı. Tanrısına sürekli dua ediyordu. Sürekli Lord Oren'e dualar ediyordu.

Elindeki kılıç bile şimdi içini kaplayan korkularını yok etmiyordu. Sürekli olarak kendisine korkmaması gerektiğini, kutulacağını söylüyordu ve sürekli olarak Lorduna dua ediyordu.

Hızla kordirolarda koştu. Tapınağın koridorlarında geldiği, tapınağa girdiği yöne doğru koştu.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Sensei
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 399
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Location: Sakarya
Contact:

Post by Sensei »

-- Güzel kız nereya kaçıyorsun... HAHAHAHAHA!!!!
Konuşmaları karanlıkta yankılanırken kızın heyecan işinde kaçmaya çalışması sensei ye büyük zevk veriyordu. Ama taze kana duyduğu açlık onu her şeyden daha çok etkiliyordu. Tüm vücudu bu hayat dolu bedeni elde etmek istiyordu. Kız arkasına bakmadan kaçarken Sensei kızı arkadan takip etmektedir. En savunmasız anında kızın boynundan ani bir hamleyle tutar ve kızı ısırır. Dişleri taze kanı hissetti, kız dişlerin boynuna geçmesiyle birlikte dondu kaldı, vücudundaki kan emilirken önce elindeki kılıç düştü ardından, tüm vücudu titremeye başladı. Derisinin rengi solmaya başlamıştı. Sensei tamamen doyduktan sonra kızı yere bıraktı. Kızın cansız bedeni artık grileşmişti.
Sensei yaptığı işe bakarak sırıttı.
--Yeniden gözlerini açtığında bana ait olacaksın. HAHAHAHAHA... :twisted:
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

"Güzel sözler bunlar Logan!" İlyamain kıkırdadı ve yatmış olduğu yatakta gerinerek Logan'a baktı. Üzerinde hâla değişmeyi reddettiği o deri kıyafetleri vardı. Bunlar ona tanrısından hediyeydiler. Bunları temizlenmek dışında üzerinden hiç çıkarmıyordu.

Yatağın üzerinde duran üzüm dolu tabaktan bir üzüm daha aldı ve dudaklarına götürerek yedi. Ne kadar lezzetliydi böyle sulu sulu bir şeydi. Ama hayır... Bu sadece bir üzümdü. Yaşamın içinden gelen bir şey.

"Ölümün yolunu aydınlattığını biliyor musun?" diye sordu ona Logan. "Gidiyorsun ve beni yalnız bırakıyorsun."

"Biliyorum!" dedi İlyamain gülümseyerek. "Ben gidiyorum Logan ama sen burada kalmalı ve yaşamalısın. Sen yaşamalı ve benim intikamımı almalısın. Hayatına şekil vermeli, kendine yeni hayatlar kurmalısın." Soğuk bir rüzgâr esti ve camın önünde durmakta olan Logan pelerinine daha fazla sarındı. Biraz sonra İlyamainde ona katılmıştı ve başını onun omuzuna koymuştu. Loganın bir kolu ise İlyamain'in zarif belini çevirmişti ve iki sevgili sabahın o şafak vaktinde, yeni doğmakta olan güneşe bakıyorlardı. Asla doğuşu bitmeyecek olan güneşe...

"Ama bitiyor!" dedi İlyamain Loganın omzuna koyduğu başı hiç yerinden oynamadan. Sanki gözleri kapanıyordu. Uykudan yeni kalkmış, güneşi bunca seneden sonra ilk defa görmüştü ama şimdi o güneş bitiyordu. Gözleri kapanıyor, derin bir uykuya doğru gidiyordu.

"Logan!" dedi bir kez daha. Kendisini zorlayarak gözlerini souna kadar açtı ve sonkez güneşe bakmak için başını çevirdi. Başını güneşten Logan'ın yüzüne çevirdi. İlyamain'in bitmemesi gereken güneşi işte oydu. Ama bitiyordu. Bir anda gözleri kapandı ve İlyamain'in gözlerinin önünde kalan son görüntü Logan'ın kaygılı yüzü oldu.

Bedeni hızla, serbestçe yere düşerken Loganın kolları onu kavradı ve sardı. şövalyenin gözlerinden ilk defa yaşlar geliyordu.

"Asla... asla uyanmayacağım. Bu uykudan!" diye haykırdı karanlığa ve biten güneşe. "Asla!" Logan'ın gözlerinin yerine yemyeşil Senseinin gözleri geldi ve "Beni asla alamayacaksın Sensei!" dedi. "şunu bilki ruhum Loganla. şunu bilki ruhumu asla alamazsın. Benim yeniden uyanmam ise benim sadece bir yürüyen ölü olmamı sağlar. İşte o zaman benden kork Sensei. Ã?ünkü... çünkü o zaman Lordum adına seni yok ederim! İşte o zaman karşımda kimse duramaz! Ölü bedenim direk beni yok etmesi için sevdiğime, ruhumun sahibine gider!"

Rüyalar! Rüyalardı bunlar!

İlyamain bir boşlukta sürüklenerek görüyordu bunları...
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...

Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
Contact:

Post by Oren_Dautry »

İlyamain boşluğa düşerken bir el onu kolundan yakaladı, bu ne lorduydu ne sensei ne logan ne de yeminer,bu bambaşka bir güçtü, herşeyin üzerinde bir güç...onun çevresinde gerçeklik dalğalanıyor eğiliyor yılan gibi kıvrılıyordu.

Senseinin donakalmış şeytani suratı bu dalgalanmada daha da iğrençleşiyordu....

Ve İlyamain Ölümün, adaletin ve savaşın tapınağında gözlerini açtı..

Sensei ise yeminerin tapınağındaydı...

( Not : Logan deck of many things den çektiği kartın özelliğini kullanıp ilyamainin tapınaktan çıkışını yoksaymıştır. ilyamainin o andan sonra etkilediği bütün olaylar zamandan silinmiştir...)
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

'Ah sonunda'dedi ozan yemek bulduğunda...Bir masaya dizilmiş tabaklardı...Koşturdu...Hemen tıkınmaya başladı...Kıtlıktan çıkmış gibi yiyordu...Yerken rahatsız olmaya başlamıştı...Ruhbanların buralarda çok sık gezdiğini ve ona sinirle baktığını anladı...Sonra çevresine baktığında buranın ruhbanlara özel bir yer olduğunu anladı...Eline son bir but aldıktan sonra odasına geri döndü...Ve kitaplara gömüldü...Butun kemiklerini yere tükürdü ve okumaya devam etti
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Tyrell
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1
Joined: Sun Dec 05, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Kabul

Post by Tyrell »

Tyrell...bu günlerde son kalan ejderha avcılarından biri. Atalarının işini yapmayı seçti. eskiden ejderhalar çokken ataları ejderhaları avlardı. sonra ejderhalar tanrılar tarafından dünyadan atıldı. Tyrell bu işi yapmaya devam etti ama ejderhalar artık yoktu ve herkes işi yüzünden onunla dalga geçiyordu. Taa ki tanrılar dünyaya sırtlarını dönüp ejderhalar geri dönünceye kadar.... Tyrell bir tapınak bulmayı, bir yere ait olmayı istiyordu. ve o karanlığın yolcuları tapınağını seçti. içeriye girdi ve tapınağın tanrısı yeminer'i gördü. ona sadık kalacağına söz verdi ve bu tapınağa ait olmak için izin istedi.
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

Ozan kitaptan kafasını kaldırdı...'İnanılmaz'demekten kendini alamadı...Ruhunu kötülüğün tanrısına adamış bu kişi gibi olmak ne mükemmel olurdu...Ã?evresine baktı...Kitaplarından bir süreliğine ayrılması gerekecekti...Ama o kişiyi de görmesi gerekliydi...Kitabın hangi sayfasında kaldığını belirlemek için bir kağıt koydu...Sonra Scyhte i aramak için odasından çıktı...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Sensei
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 399
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Location: Sakarya
Contact:

Post by Sensei »

rp dışı: 1-) tapınağa girdim diyince girilmez
2-)tanrılar bir nesne değildir, görülmezler.

Rp lere dikkat edelim lütfen...



SAYGILARIMLA....
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
wicked_one
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 595
Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by wicked_one »

Uzun bir süre Scythe i arayan ozan,kararını değiştirdi...'Yapmam gerekenler var'diye düşündü...Odasına gitti...Eşyalarını topladı...Okumadığı kitapların büyük bir bölümünü aldı...Geldiği kapıya doğru yöneldi...Ã?ıkarken,önceden Yeminer'e adanmış bir ilahi fısıldadı...Karanlık ormandan çıktıktan sonra da ilahiyi bitirdi...şimdilik tanrısı onu duymayacaktı belki...Önemli değildi...Yola koyuldu...
<div>De profundis clamavi at de Domine, serva animos nostros...</div><br>
Sensei
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 399
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Location: Sakarya
Contact:

Post by Sensei »

Sensei Efendisi'nin ona verdiği görevi tamamlamak için, raistlin'in tapınağına doğru gece yarısı yola koyulacaktı.Tüm tapınağa haber saldırıp, gece yarısı yola çıkacağını haber verdi.
Gece yarısı gelip çatmıştı, sensei aşağıda onu bekleyen rahiplerin her birinin gözlerine teker teker baktı , bunu yaparken atına doğru da ilerlemekteydi.Seri bir şekilde atına bindikten sonra, etrafta bulunan rahiplere seslendi...
-- Efendimizin verdiği emir doğrultusunda, Kaos'un lordunun huzuruna çıkacağım. Tapınak artık tamamen sizin sorumluluğunuz altındadır...
Sensei gecenin karalığına , atının attığı çığlıklar eşliğinde karıştı...
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
Sensei
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 399
Joined: Wed Jun 09, 2004 10:00 am
Location: Sakarya
Contact:

Post by Sensei »

Sensei Balor adının verildiği iblisin gücünü tüm benliğinde hissetmişti, savurduğu kamçısı vucudunu saraken kulaklarında yankılanan o iğrenç ses, sensei'nin hala kulaklarında çınlıyordu.
Tanrısına dua etmeye başlamışken , Sensei aniden kendini Efendi'sinin tapınağında bulmuştu... Doğruldu, ve olanlara bir anlam vermek amacıyla düşünmeye başladı....
Gitarım Aşkım... My Guitar My Soul...
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Yeminer tanrılığa yükselişinden sonra uzun bir süreyi yüksek alemlerdeki düzelemini düzenlemek için harcamıştı. Bu esnada aynı zamanda da diyarlarda birtakım inanan gurupları oluşturmuştu. Yeminer'in benliğini oluşturan parçalardan birisi de Yeminer The Lich ti. Yeminer tanrı olduğu zaman kazandığı ali güçlerin yanında Yeminer The Lich'in gücünden bahsedilemezdi bile. Yeminer kendi düzlemini istelklerine göre şekillendirirken birkaç kez kendisini oluşturan, temel aldığı bu acı içindeki ruha dikkat etmek zorunda kalmıştı. Yeminer The Lich diyarlarda varlığını sürdürürken en dikkat çekici özelliği onun tanrılara olan nefreti idi ve Yeminer The Lich tanrılık mertebesine yükseldiğinde bile bu nefret değişmemişti. Yeminer varlığındaki bu çatışmayı fark etti. Bir tanrının varlığı asla hata kabul edemezdi. Yeminer istese bu acı içindeki ruhu bir anda yok eder ve herşeyi bitirrdi fakat Yeminer bunu yapmamayı tercih etti. Onu diyarlara yollayacaktı. Yeminer'in yanında sözü bile edilemeyecek kadar olsa dahi Yeminer The Lich de bilge bir kişiydi. Diyarların büyücüleri arasında hatırı sayılır bir yeri vardı.

Ve bu olaydan sonra Yeminer The Lich Yeminer'in varlığından kovuldu. Yeminer'in tanrısal varlığındaki etkisi tamamen yok oldu. Yeminer karanlık bilge idi. Bilginin yollarını en iyi bilen, onu kutsayan ve bilgeliğin acılı yollarını çizen kişi. O bilgeliğin karanlık tanrısıydı ve Yeminer The Lich'te herkesin tanıdığı kafir lich di. Yeminer The Lich diyarlara döndüğü anda eski işlerine tekrar başladı. Tanrılara karşı olan tüm nefreti aynen duruyordu, şimdi sadece onların güçleri hakkında daha fazla bilgi sahibiydi.

Yeminer düzelemini kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmeyi bitirdiğinde artık sıranın diyarlarda olduğunu biliyordu. Düzlemindeki tahtında oturdu ve diyarlara göz attı.

"Kim bilgi istiyor ? Kim onu taşıyabilecek kadar güçlü ve kim onun getireceği tehlikeleri biliyor ? Kim ona sahip olmak istiyor ? " diye geldi Yeminer'in sesi kulaklarına ve Yeminer'in mabedi şekil değiştirmeye başlamıştı. O kocaman dağ değişiyordu ve kocaman bir kütüphane şeklini alıyordu. Korkunç gargoyleların hertarafında tünediği bir kütüphane. Diyarların en büyük kütüphanesi. Bilginin, yani tehlikenin merkezi, gücün odağı tekrar şekillendi. Karanlık görüntüsü ve bilginin cazibesi birleşmiş, herkesin bildiği bir sözü adeta şekillendirmişti. "Bilgi tehlikelidir, aramakta, bilmekte..."
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
dekotta
Kutsanmış Kişi
Posts: 233
Joined: Sun Apr 10, 2005 10:00 am
Contact:

Post by dekotta »

Dekotta ağır pelerinine sıkıca sarılmış, bir eli sol tarafından sallanmakta olan süvari kılıcını tutarken öbür eli cüppesinin rüzgardan uçuşmasını engellemek için sıkı sıkıya kavradığı cüppesi ile meşguldü. Genç bir adam sayılamzdı Dekotta, 30 larına daha yeni varıyordu ve hayatının yarısından fazlasını dolaşarak, yeni şeyler öğrenmeye çalışarak yaşamıştı.

Bir rahip olan Dekotta bilgeliğin tanrısına tapardı ve önceden geldiği diyarda onun için oldukça fazla iş yapmıştı. Yabancısı olduğu bu diyarda çok uzun olmayan bi rsüre dolaşmış ve sonunda Yeminer'i bulmuştu. Bilgeliğin tanrısı, hayatını adadığı amacın idolü.

Dekotta diyarlarda dolaşırken bir aksiliğin olduğunu düşünmüş fakat bu konuda yorum yapamamıştı. nedense bilgeliğin tanrısının tapınağı diyarlaın uzaak bir köşesindeydi ve insanlar ondan bahsederken bir korunma işareti yapmaktan kendilerini alamıyorlardı. Evet insanlar bilgiden korkardı fakat bu kadar korkulduğunu ilk kez görüyordu Dekotta.

Diyarın bu soğuk parçasına yaptığı yolculuktan sonra karanlık dağın tepesine kondurulmuş büyük kütüphaneyi gördüğünde Dekotta nın kafasında olaylar daha belirginleşmeye başladı. Evet Yeminer bilginin temislcisiydi ama aynı zamanda kötüye yönelimli bir tanrıydı.

"Demek bilgi kötü ellere düşmüş.. babam kötü ellerdeki bilginin çok tehlikeli olduğunu söylerdi" diye düşündü Dekotta ve sırıtarak ekledi " Bakalım ne kadar tehlikeliymiş. "

Bu diyar beklediğinden de garip çıkmıştı, bilgeliğin tanrısı karanlık bir tanrıydı ve bu da tam onun istediği şeydi.

Kalbi heyecan içerisindeeki Dekotta zorlu olan yolculuğuna hızlı adımlarla devam etti. Dağın en yüksek yerlerine yerleşmiş olan büyük kütüphane görünümlü tapınağa varması neredeyse bir gününü almıştı ve oldukça yorgundu. Tapınağın kapısına geldiğinde kapının sonuna kadar açık olması onu çok şaşırtmadı. Ne de olsa bilginin tapınağına herkes girebilirdi.

büyük kapıdan girdikten sonra yoluna devam etti Dekotta, 2 metreye yaklaşan boyu ve yapılı gövdesi üzerine giydiği kalın giysilerle çok daha büyük görünüyordu. Kahverengi cüppesi neredeyse tüm vücudunu kaplayacak kadar büyüktü ve 120 kiloluk dev rahip nerede olursa olsun bir şekilde fark edilececğinden emindi.
yeminer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 4316
Joined: Wed Oct 01, 2003 10:00 am
Location: istanbul
Contact:

Post by yeminer »

Tapınağın avlusunda ilerliyordu dev rahip ve kimse onu rahatsız etmiyordu. tapınağın iç kapılarına vardığında dev kapının da giriş gibi açık olduğunu gördü. Tapınak inanılmaz bir şekilde sesiz görünüyordu. Kocaman bir salona açılan kapı karşısında açık duruyor ve bomboş bekleme salonunu onun gözlerinin önüne seriyordu. Boş tahta sandalyeler ve birkaç rahat koltuk tan başka göze çarpan hiçbirşey yoktu. İlk kez rahip içinde bir korku hissetti. Burası bilginin tapınağı denilemeyecek kadar sessiz ve karanlık bir yerdi ve içinde ister istemez bir korku uyandı.

Salona girdiğinde geniş salonun kendisine baskı yaptığını hissediyor ve kendisini garip hissediyordu. Boş salondan içeriye 3 kapı açılıyordu ve hepsi de kapalıydı.

Dekotta birkaç dakika salona göz gezdirdi fakat hiçbirşey olmadı. Dekotta ne yapacağını bilmiyordu. ne bir hizmetçi ne de bir efendi, kimse onu karşılamamıştı ve boş salonda tek başına duruyordu. Burası sahipsiz miydi ? Pek olası görünmüyordu.. Peki neden kimse onu karşılamamış ve ona yol göstermemişiti. ne yapması gerektiğine karar vermeliydi Dekotta.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest