ÖIğLIKLARIN KALESİ(DÖşMÖş TANRI:AZALIN)
"ah leydim ...kabalık ve siz, alemler üzerinde iki olgu ancak birbirine bu kadar uzak olabilir"
ve aynı şekilde siyah kanatlı melek de eğilerek selam verir.
"buyrun içeri geçelim.. size bir bardak şarap ikram etmeme izin verin"
eliyle kalenin saray denilebilecek olan yapısının çift kanatlı kapısını gösterir.
"lütfen çekinmeyin...."
ve aynı şekilde siyah kanatlı melek de eğilerek selam verir.
"buyrun içeri geçelim.. size bir bardak şarap ikram etmeme izin verin"
eliyle kalenin saray denilebilecek olan yapısının çift kanatlı kapısını gösterir.
"lütfen çekinmeyin...."
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
"Elis Starfall demek...memnun oldum hanımefendi." önünde eğildi Hükümlü şövalye...
"demek bir melek" diye düşündü şövalye arkalarından gidişlerini izlerken...
"Sen ne düşünüyorsun galadlirim?" diye sordu şövalye iki meleğimsinin gidişini izlerken...
"demek bir melek" diye düşündü şövalye arkalarından gidişlerini izlerken...
"Sen ne düşünüyorsun galadlirim?" diye sordu şövalye iki meleğimsinin gidişini izlerken...
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
YArı melek bu kadar kibarlığın karşısında büyülenmişti..
uzun zamandır kimse ona böyle iyi davranmıyor ancak bir yaratık ya da uçan şey oalrak nitelendiriliyordu...
hem ayrıca bu meleğin bakışlarındaki nefreti de çözmesi gerekiyordu..
"Bir kadeh şarap güzel olur teşekkürler..."
ve nazik adımlarla Lordu takip etti..
uzun zamandır kimse ona böyle iyi davranmıyor ancak bir yaratık ya da uçan şey oalrak nitelendiriliyordu...
hem ayrıca bu meleğin bakışlarındaki nefreti de çözmesi gerekiyordu..
"Bir kadeh şarap güzel olur teşekkürler..."
ve nazik adımlarla Lordu takip etti..
-
EviLDoeR
- Kullanıcı

- Posts: 75
- Joined: Tue Nov 04, 2003 10:00 am
- Location: İstanbul/LefkoÅ?a
- Contact:
Ã?oğu kişinin çiftçilikle uğraştığı ve küçük bir köy olan Zyod'da doğması kaderin yaptığı bir oyundu Gretus'a. Daha 6 yaşındayken nerden geldiği bilinmez orkların gece köyü basması ve heryeri yakıp insanları öldürmesiyle sona ermişti küçük yaşamlar. Gretus ve o baskından kurtulan bir avuç insanın yaşamasının sebebi kadermiydi yoksa şansmı? Gretus'u yakınlardaki büyük bir şehir olan Melru'da yaşayan orta halli bir aile evlatlık edinmişti büyük umutlarla. Fakat Gretus her zaman soğuktu, hiç bir zaman mutlu olmayacak gibi. Taaki 26 yaşına gelene kadar o şehirde yaşadı Gretus. Ã?vey anne-babası onu kiliseye göndermişlerdi. Sürekli şehirden çıkıp yaratıklarla savaşıyordu ve kendini geliştiriyordu. İçinde yanan anıları yenmek için ne yapsa boştu. 6 yaşına kadar annesi ve babasıyla çok güzel bir hayat sürmüştü fakat bu hayat bir felaketle sonuçlanmıştı, sanki 2. ayrı bir yaşama başlamıştı. Geçmişte olanları unutamıyordu. Buralarda yaşamak ona işkence gibiydi artık ve bir gün şehirin büyük kapısından çıktı, hiç arkasına bakmamıştı sanki geri dönecekmiş gibi. Gözyaşlarıyla terketti o diyarı, ve orklara olan büyük nefretiyle. Hayatta hiç kimseyi dost saymadı kendisine. Elindeki silahı ve büyüleri onun herşeyiydi.
Yolculuğu ona yeni yaşamlar göstermişti. Ama bir türlü bulamıyordu aradığı yeri. Tâki On şehir'i bulana kadar dolaştı diyarları. Sanki buradaki bir güç çekmişti onu. Burada bir değişiklik seziyordu. Devasa yeri gördüğünde değişik duygular hissetti. Acı, intikam ve korkuyu en yoğun haliyle kemiriyordu beynini. Devasa yapının önüne geldi ve büyülenmiş gözlerle baktı. Ã?ığlıkların Kalesine giriş kapısı aradı ama bir kapı görünmüyordu. Kendisine bu hisleri yaşatan tanrıya intikamın ateşi ile kavrulan bedenini teslim etmek için sabırsızlanıyordu...
Yolculuğu ona yeni yaşamlar göstermişti. Ama bir türlü bulamıyordu aradığı yeri. Tâki On şehir'i bulana kadar dolaştı diyarları. Sanki buradaki bir güç çekmişti onu. Burada bir değişiklik seziyordu. Devasa yeri gördüğünde değişik duygular hissetti. Acı, intikam ve korkuyu en yoğun haliyle kemiriyordu beynini. Devasa yapının önüne geldi ve büyülenmiş gözlerle baktı. Ã?ığlıkların Kalesine giriş kapısı aradı ama bir kapı görünmüyordu. Kendisine bu hisleri yaşatan tanrıya intikamın ateşi ile kavrulan bedenini teslim etmek için sabırsızlanıyordu...
My DNA written in C with VIM, compiled with GCC and running on baranix (It' s a free UNIX like OS for human body platform)
lordun elinin bir hareketi ile çift kanatlı kapılar ardına kadar açıldı AZALIN kenara çekilerek:Starfall wrote:YArı melek bu kadar kibarlığın karşısında büyülenmişti..
uzun zamandır kimse ona böyle iyi davranmıyor ancak bir yaratık ya da uçan şey oalrak nitelendiriliyordu...
hem ayrıca bu meleğin bakışlarındaki nefreti de çözmesi gerekiyordu..
"Bir kadeh şarap güzel olur teşekkürler..."
ve nazik adımlarla Lordu takip etti..
"leydim, buyrun" dedi
içerden çok hoş kokular gelmekte, sanki bir çiçek bahçesi izlenimi vermekteydi.
içeri girdiklerinde salonun ortasında duran geniş bir masa üstünde bir şarap şişesi ve 2 altın kadeh durmaktaydı.
lord kadehleri doldurdu. ve ikram etti..
"lütfen için ve rahat olun " dedi.
kendiside şarabı yudumlamaya başladı.
" evet starfall, nedir seni meraklandırıp buralara kadar getiren şey?"
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
"gel ,EviLDoeR wrote:Ã?oğu kişinin çiftçilikle uğraştığı ve küçük bir köy olan Zyod'da doğması kaderin yaptığı bir oyundu Gretus'a. Daha 6 yaşındayken nerden geldiği bilinmez orkların gece köyü basması ve heryeri yakıp insanları öldürmesiyle sona ermişti küçük yaşamlar. Gretus ve o baskından kurtulan bir avuç insanın yaşamasının sebebi kadermiydi yoksa şansmı? Gretus'u yakınlardaki büyük bir şehir olan Melru'da yaşayan orta halli bir aile evlatlık edinmişti büyük umutlarla. Fakat Gretus her zaman soğuktu, hiç bir zaman mutlu olmayacak gibi. Taaki 26 yaşına gelene kadar o şehirde yaşadı Gretus. Ã?vey anne-babası onu kiliseye göndermişlerdi. Sürekli şehirden çıkıp yaratıklarla savaşıyordu ve kendini geliştiriyordu. İçinde yanan anıları yenmek için ne yapsa boştu. 6 yaşına kadar annesi ve babasıyla çok güzel bir hayat sürmüştü fakat bu hayat bir felaketle sonuçlanmıştı, sanki 2. ayrı bir yaşama başlamıştı. Geçmişte olanları unutamıyordu. Buralarda yaşamak ona işkence gibiydi artık ve bir gün şehirin büyük kapısından çıktı, hiç arkasına bakmamıştı sanki geri dönecekmiş gibi. Gözyaşlarıyla terketti o diyarı, ve orklara olan büyük nefretiyle. Hayatta hiç kimseyi dost saymadı kendisine. Elindeki silahı ve büyüleri onun herşeyiydi.
Yolculuğu ona yeni yaşamlar göstermişti. Ama bir türlü bulamıyordu aradığı yeri. Tâki On şehir'i bulana kadar dolaştı diyarları. Sanki buradaki bir güç çekmişti onu. Burada bir değişiklik seziyordu. Devasa yeri gördüğünde değişik duygular hissetti. Acı, intikam ve korkuyu en yoğun haliyle kemiriyordu beynini. Devasa yapının önüne geldi ve büyülenmiş gözlerle baktı. Ã?ığlıkların Kalesine giriş kapısı aradı ama bir kapı görünmüyordu. Kendisine bu hisleri yaşatan tanrıya intikamın ateşi ile kavrulan bedenini teslim etmek için sabırsızlanıyordu...
intikamsa istediğin ,
bunu gerçekten istiyorsan, doğru yerdesin ,
burda herkese her korkuya, her acıya ve her intikamın ateşine yer var.
yürü duvarlara doğru kale seni kabul edecektir."
ses durduğunda..ruhunu intikam ateşi kavurmaya başlamıştı..sinirlenmiş ve ölüm arar hale gelmişti...
kalenin kanayan duvarlarına doğru hızla hareketlendi...
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
lord un gözlerini kızıllığı bir daha da arttı....Starfall wrote:Elis şaraptan bir yudum aldı , şarap oldukça kaliteli idi..yudumu yuttuktan sonra konuşmaya başladı..
"Bu kale çok miktarda acı barındırmakta ben de dindirip dindiremeyeceğimi merak ettim....sizin için yapabileceğim birşeyler varmı??"
şaraptan bir yudum daha aldı. sandalyelerden birini starfall yaklaştırdı..."buyrun" dedi..sonrada kendisi diğerine oturdu.
arkasına rahatça yaslanarak konuştu:
"bana yardım?..belkide olabilir...açıkçası acı çekiyorum starfall hem de çok. ama seni benim özel sorunlarımla uğraştırmak istemem ..hem bunlar seni neden ilgilendirsin ki?"
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
"oğlum" dedi lord...
"oğlumu kaybettim leydim..bütün bu acılar ...bütün bu nefretler onun için.. onun huzursuz ruhu için...onu öldürdüler ve ruhunu çaldılar. onu arıyorum. ama bulamıyorum."
"kabul ediyorum güçlüyüm ama ..onu bulmak güçlerimin ötesinde sanırım, sen belki bana bu konuda yardım edebilirsin"
"onu bulur musun benim için?"
"hatta belki tekrar canlandırıısın?
"oğlumu kaybettim leydim..bütün bu acılar ...bütün bu nefretler onun için.. onun huzursuz ruhu için...onu öldürdüler ve ruhunu çaldılar. onu arıyorum. ama bulamıyorum."
"kabul ediyorum güçlüyüm ama ..onu bulmak güçlerimin ötesinde sanırım, sen belki bana bu konuda yardım edebilirsin"
"onu bulur musun benim için?"
"hatta belki tekrar canlandırıısın?
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
-
EviLDoeR
- Kullanıcı

- Posts: 75
- Joined: Tue Nov 04, 2003 10:00 am
- Location: İstanbul/LefkoÅ?a
- Contact:
Kalenin duvarına geldiğinde asıl kapının duvar olduğunu anladı Gretus. Burası gerçekten intikamın tapınağıydı. Lord'unun sesini duyduğunda, o sesi en derinde hissettiğinde kabaran intikam duygusu ona yanılmadığını gösterdi. şans değildi orklardan kurtulması, orklara intikamın ne olduğunu göstermesi için yollamıştı kader Gretus'u Lord'una. İçeriye girdiğinde dayanacak gücü kalmamıştı artık yaşadıklarına. Kendini yavaş yavaş kaybetti ve sonunda yere yığılıp kaldı, derin bir uykuya daldı intikam duygusunun parmakları arasında. Gülümsüyordu, bir gün orkların karşısında onlara göstereceği şekilde gülümsüyordu, acının keskin bıçak darbeleri içinde gülümsüyordu.
My DNA written in C with VIM, compiled with GCC and running on baranix (It' s a free UNIX like OS for human body platform)
Starfall wrote:Oğlunu kim öldürdü Lord Azalin???
oğlunun ruhunu çalan kim???
"oğlumu öldüren benim lady..ama bu sadece bir komplo ile oldu..elimden gelse asla yapmazdım. ama kandırıldım. o gece yaşadıklarımı hayal bile edemezsin. ama bunu arkasında hangi güç var onu bilmiyorum. bu hep aklımın bir köşesinde saklı kalan bir bilgi"
"ruhu ise kimin yada neyin elinde?...bu ise tam bir çözümsüzlük"
"onu hissediyorum..huzursuzca dolaşıyor ama bana görünmüyor geceleri uykumu ziyaret ediyor. ama uyanınca yok... arada bir sesini duyar gibi oluyorum...asla ulaşamıyorum"
"söyle bana elis "
"bundan daha büyük ACI ne olabilir...kişiyi kendi oğlunun ruhundan başka ne bu kadar KORKUtabilir....ve başka kimlerden sana bunları yaşattıkları için İNTİKAM almak istersin."
söyle...
Sonsuz gücü elinde tutanın içindeki boşluktan daha büyük ne olabilir?
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
Tanrıların getirdiği çaresizliğe tanık olun...
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Drow olayı biraz şaşkınca fakat sakinlikle izlemekteydi..Kendisine yöneltilen soruyla irkildi"Sen ne düşünüyorsun.."demişti şövalye.
"Azalin ne yaptığını biliyor.."dedi nerdeyse gülerek drow..O Kara Melek ne kadar da etkileyiciydi öyle diye düşündü hayranlıkla..sonra şövalyeyi selamlayarak oradan uzaklaştı ve kalenin karanlık dehlizlerine baktı..karanlık dehlizler..karanlık..
Sonra geçmişten gelen bir ses konuştu fısıltıyla"Ruhumdaki Karanlık.."ve yine aynı geçmişten gelen sesin söylediği ama düşüncelerin geçmişten gelmediği bir cümle "Artık ruhlarımız beraber sevgilim.."
Kadın ın kılıcı parlaktı ve kılıçta kan vardı..kana dokundu..kana baktı elindeki kana..kanlı parmaklarıyla dudaklarına dokundu..aynı kişinin kanı..aynı kişinin dudakları..ikisinide dokunmuştu..ikisinide..dudaklarını yaladı kadın ve gülümsedi içi karanlık bir neşe ile doluydu..
"İçimdeki,ruhumdaki,kanımdaki,kalbimdeki sensin sevgilim.."diye fısıldadı karanlığa..
İçindekiyle artık daha güçlüydü,daha acımasızdı..kılıcına baktı ve zarif bir hareketle başının üzerinden geçirdi,havada ilerleyişi kılıcın..çok güzeldi..Acının Ve İntikamın Savaşçısı şimşekler çaktıran büyülü ve uğrunda,iblisle 1 ay geçirmeyi göze aldığı kılıç..Azalin onun güçlerini keşfedeceksin demişti..keşfedeceksin..
"Azalin ne yaptığını biliyor.."dedi nerdeyse gülerek drow..O Kara Melek ne kadar da etkileyiciydi öyle diye düşündü hayranlıkla..sonra şövalyeyi selamlayarak oradan uzaklaştı ve kalenin karanlık dehlizlerine baktı..karanlık dehlizler..karanlık..
Sonra geçmişten gelen bir ses konuştu fısıltıyla"Ruhumdaki Karanlık.."ve yine aynı geçmişten gelen sesin söylediği ama düşüncelerin geçmişten gelmediği bir cümle "Artık ruhlarımız beraber sevgilim.."
Kadın ın kılıcı parlaktı ve kılıçta kan vardı..kana dokundu..kana baktı elindeki kana..kanlı parmaklarıyla dudaklarına dokundu..aynı kişinin kanı..aynı kişinin dudakları..ikisinide dokunmuştu..ikisinide..dudaklarını yaladı kadın ve gülümsedi içi karanlık bir neşe ile doluydu..
"İçimdeki,ruhumdaki,kanımdaki,kalbimdeki sensin sevgilim.."diye fısıldadı karanlığa..
İçindekiyle artık daha güçlüydü,daha acımasızdı..kılıcına baktı ve zarif bir hareketle başının üzerinden geçirdi,havada ilerleyişi kılıcın..çok güzeldi..Acının Ve İntikamın Savaşçısı şimşekler çaktıran büyülü ve uğrunda,iblisle 1 ay geçirmeyi göze aldığı kılıç..Azalin onun güçlerini keşfedeceksin demişti..keşfedeceksin..
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests