Page 17 of 50
Posted: Fri Jan 06, 2006 6:25 am
by Lord Necros
Azazel"in dişleri orkun boğazına geçtiğinde ork acıyla hırıldadı ama artık çok geçti. Kurtadamın dişleri çoktan boğazını parçalamıştı. Azazel, ağzına dolan ılık kanın tadını aldı.
Ama Azazel bu sırada bir açık vermişti. Diğer iki ork ona saldırdılar. Orklardan birisinin baltası, Azazel"in sırtından sekerken diğer orkun, Azazel"in suratına doğru savurduğu eğri kılıcı Azazel"in suratına isabet etti.
Kılıç, Azazel"in suratında derin bir kesik açarken Azazel sağ gözünde muazzam bir acı hissetti. Sanki sağ gözünden saplanan ateşten şişler beynine doğru ilerliyor gibiydi. Azazel acı içinde dişlerini kurbanının boğazından çekti ve kendini geriye attı. Acı dayanılmazdı.Azazel zorlukla etrafa bakındığında sağ gözünün artık görmediğini fark etti. Eliyle yokladığında gözün parçalanmış olduğunu, ama hala yerinde olduğunu anladı. (Azazel --> -17 HP)
Bu sırada Azazel"in yanından bir ok daha vızıldayarak geçip orklarla arasına saplandı. Goblin okçu hala onla uğraşıyordu.
RP dışı not: Werewolf, sadece 3 HP"n kaldı. Hamleni buna göre ayarla.
Posted: Fri Jan 06, 2006 6:29 am
by Lord Necros
Yılmax ve Hastlisch"in önünde aniden hızlı bir rüzgar esmeye başladı. Yılmax"ın saçları dalganamaya başlarken Hastlisch de rüzgarın taşıdığı toprak gözüne kaçınca gözünü ovuşturdu. Ama Hastlisch"in büyüsü de çoktan bitmişti. Goblinler ve binekleri ise Gümüşyüz"ün arasına çoktan sis çökmeye başlamıştı.
Gümüşyüz bu sırada içinde muazzam bir hoşnutsuzluk hissetti. Tanrısı, adınının ağzıona alınıp infazın gerçekleştirilememesi karşısında öfkelenmişti. Gümüşyüz, tanrısının hoşnutsuzluğu karşısında titremekten kendini alıkoyamadı. Onu haksız çıkartmış, adını lekelemişti. Her şeye rağmen Oren, adalet tanrısıydı. Gümüşyüz de gerçek cezasını yargılandıktan sonra alacaktı. (Gümüşyüz --> Class changed --> Fallen Paladin)
Üçü de dehşet içinde yaydan fırlayan okların sesini duydular. Gümüşyüz henüz rüzgar duvarının tartışılır güvenliğine ulaşamamıştı.
Oklardan birisinin uzaktan yere çarpış sesi duyuldu. Diğeri ise Gümüşyüz"ün sırtından geçti. Sonuncusu ise...
Ok, tam Gümüşyüz"ün kürek kemiklerinin arasına saplanırken Gümüşyüz"den boğuk bir ses çıktı. İnleyememişti bile. Gümüşyüz önce dizlerinin üzerine döktü. Sonra da öne düştü. Karnındaki ve kalçasındaki çıkarmadığı oklar, onun düşüşüyle birlikte daha derine saplandı. Karnındaki ok bağırsaklarını parçalarken, kalçasındaki ok kemiğe sürtündü ve sinirleri zedeledi. Sırtındaki ok kalbinin hemen altındaydı. (Gümüşyüz --> -13 HP)
Gümüşyüz ölmemişti, ama ölmeye yüz tutmuştu.
Goblinlerin itiraz dolu çığlıkları duyuldu. Belli ki hedefi kaçırdıklarını düşünmüşlerdi.
Yılmax ve Hastlisch tüm çabalarına rağmen kurtaramadıkları Gümüşyüz"ün yere düştüğünü gördüler.
Yılmax karşısındaki cesede baktı. Onu uyarmıştı. Hastlisch ise başka bir şey fark etti. Ceset sanki...kıpırdamıştı. Nefes almıştı sanki.
RP dışı not: Gümüşyüz buradan kurtulsa bile Cervantes tarafından yargılanana kadar fallen"dır. Ã?yle kalıp kalmayacağı yargıdan sonra kesinleşecektir.
Posted: Fri Jan 06, 2006 6:40 am
by Lord Necros
Horcoel taşın yönünü ayarladı. Sokakta yamuk bir çizgi üzerinde o evin kapısına doğru ilerleyecekti. Taşı nişanladı ve fırlattı.
Taş yuvarlana yuvarlana sokakta ilerlemeye başladı. Hiçbir şey yoktu. Hiçbir şey. Sessizce taş ilerliyordu. Kapıya üç metre kalmıştı. İki metre. Bir metre...
Sokakta yankılanan bir çatırtıyla bir kurt kapanı taşın üzerine kapandı. Bir çatırtı eşliğinde taş parçalandı.
Sesler alevlerin çıtırtılarını bastırdı. Ama birileri duymuş muydu, Horcoel emin değildi. Ama şunu anlamıştı ki kapıya bir metre kalana kadar hiç tuzak yoktu. Sonrası ise...eh, bu konuda bir şey söyleyemezdi.
Posted: Fri Jan 06, 2006 6:41 am
by Lord Necros
V"ladhek ve Harbormm şimdi giriş holündelerdi. Sağda duvara monte edilmiş birkaç askı, solda ise minik bir dolap vardı. Bunun dışında dolap ve askıların yanında birer kapı, ve tam karşılarında bir kapı daha vardı. Hepsi kapalıydı. Tuhaf bir şekilde evden sanki bir yangın geçmiş de söndürülmüş gibi, tahtaların bir kısmı kararmıştı. Evde ise korkutucu bir ölüm sessizliği vardı. Açık kapı sayesinde dışarıdan gelen alevlerin çıtırtıları, garip bir metalik ses ve bir taşın kırılmasının yankısı olmasaydı, kendi kalp atışlarını duyabilirlerdi.
Metalik bir ses ve bir taşın kırılması mı? V"ladhek ve Harbormm neredeyse aynı anda arkalarına, dışarıya baktılar. Orada kesinlikle bir şey vardı.
Posted: Fri Jan 06, 2006 7:41 am
by Pyro
Azazel aldığı yaralar ile daha fazla dayanamayacağını biliyordu.Burdan bir an önce kurtulmalıydı.Elleriyle yüzünü kapadı ve yere doğru çömeldi,dört ayak üstünde durur duruma geldi,artık kurt formuna dönüşüp burdan uzaklaşmaya karar verdi.Ama gitmeden önce çaresine bakması gereken bir yaratık vardı.Orkların arasından kaçarak gobline doğru son hız koştu.Bu sinir bozucu goblini parçaladıktan sonra saklanacak bir yer bulacaktı.
Posted: Fri Jan 06, 2006 8:00 am
by Pyro
RP dışı:Kusura bakmayın açıklama yapmayı unutmuşum werewolf un bilgisayarı tamirde giremiyor benim atmamı istedi
Posted: Sat Jan 07, 2006 2:40 am
by Slach
"Tabi Ef...eee...Slach. Nasıl istersen."
"Anlayışınız için çok teşekkürler"
Sesi acınacak derecede çıkmıştı. Zehirin etkilerini güçlüymüş gibi göstermeye çalışıyordu. şimdilik bir rol olsa uzun yol boyunca bu halsizliğin atacağına emin gözüyle bakıyordu. Atın sağlam bir adım atması onu haklı göstermişti. Atın her attığı adımda sanki kafasının içinde ork ordusunun davullarını gümlüyordu. Atını temposu çok yavaştı. Eski süratiyle 1 saati varken şimdiki hızıyla birkaç saatten öncesinde yetişmesi imkansızdı. Eski hızını düşündükçe bile başındaki zonklama artıyordu.
Sonunda ağaçların bitmeyecekmiş gibi olan yeşil örtüsü sona ermişti. Patikanın çıkışını görebiliyordu. Bu biran bile olsa sevinmesine neden olmuştu. Gözüne dağın çıplak görüntüsü bile güzel gelmişti.
Oraya gitmek bu halinle birkaç saat alacak Slach. Umarım bunu kaldırabilirsin
Slach sevecen bir tavırla "ben iyiyim" diyerek elini de bu düşünceyi desteklemek istercesine havaya kaldırdı.
Her ne kadar durumu kötü olsa da Maximillanın önünde atın eğeriyle birşeyler yaptığını fark edebilmişti. Slach bu durumu pek önemsememişti. Ama Maximillan'ın "Oren aşkına! Sanki özel olarak hazırlanmış gibi." sözüyle reflex olarak kafasını birkez daha kaldırdı. Bir matara tutuyordu tam da ihtiyacı olduğu bir zamanda. Gerçi matarayı görene kadar bu ihtiyacını pek hissetmiyordu ama matarının ortaya çıkmasıyla içinde su içme arzusu giderek arttı. Slach mataranın kendisine uzatıldığını görünce onu sanki yırtıcı bir hayvanmış gibi kaptı. Ama yüzünde karamayla geri uzattı. Hem yaptığı davranıştan utanmıştı. Hem o su içerse diğerleri bundan tiskinir diye önce onların içmesini istiyordu.
"Lütfen önce siz için. Benden sonra bu matarayı kullanmanızı istemem"
Posted: Sat Jan 07, 2006 3:14 am
by Yener
Nakh altında kalan Orka bir hamle şansı vermeden hemen Orkun üzerinden kalktı ((tumble)).Yerde yatan orku bir süreliğine hareketsiz bırakmak mantıklı olurdu Nakh yerde yatan Orka ayağa kalkma şansı vermeden hayalarına basmaya *çalıştı* ve hemen arkasından gelen orka döndü.Nakh sağ elini yumruk haline getirdi ve düvüş pozisyonunu aldı.Herzamanki gibi sakin olmaya zorluyordu kendini ve soğukkanlı yaralarına bir süre daha dayanmalıydı.
"Yediğin dayak seni akıllandırmadı herlade" Nakh sağ yumruğunu orkun çenesine indirmek için hamle yaptı.Orkun çenesinin sol tarafına doğru yapacaktı bu hamleyi.Eyer yumruğu hedefini bulursa orkun çene kemiğinin kırılma sesinin duyması muhtemeldi.
Nakh sonrada diyer orklar ile ilgilenmek zorundaydı bu dövüş gereğinden fazla sürmüştü, artık sona ermeliydi.Nakh artık her hamlesini akıllıca yapmak zorundaydı.
NOT : *( kararı dm'in vermesi için basmaya çalıştı dedim)*
Posted: Sat Jan 07, 2006 8:05 pm
by Gorath
"Ahhh..." İlyamain ellerini göğsünde kavuşturmuştu. "Burada..." Gözünden tek bir damla yaş geldi.
"Beni... beni asla terk etmemişti. O hep buradaydı. Ama... Ama pekiyi ne oluyor? Neler oluyor?" İlyamain açıklayamadığı ruh haliyle karmakarışıktı.
Ã?nünde bir yerlerde olduğunu bildiği Cervantes'e hitaben "Bana anlamamda... hissetmemde yardımcı olduğunuz için size minnettarım Lord Cervantes!" dedi. Anlamak mı? Anlıyordu ama bir yandan da anlıyamıyordu. Yine de... yine de önemli olan tek bir şey vardı. Tanrısı oradaydı...
İlyamain derin bir nefes aldı ve şimdi yanında ki elf kızının varlığını hissederek "Teşekkürler Dioraveni!" dedi. Yavaşça arkasında ki koltuğu yoklayarak oturmaya çabaladı.
Posted: Sat Jan 07, 2006 8:57 pm
by Logan
""Gümüşyüz bu sırada içinde muazzam bir hoşnutsuzluk hissetti. Tanrısı, adınının ağzına alınıp infazın gerçekleştirilememesi karşısında öfkelenmişti. Gümüşyüz, tanrısının hoşnutsuzluğu karşısında titremekten kendini alıkoyamadı. Onu haksız çıkartmış, adını lekelemişti. Her şeye rağmen Oren, adalet tanrısıydı. Gümüşyüz de gerçek cezasını yargılandıktan sonra alacaktı. ""
Gümüşyüz Artık tanrısının kutsamasının üstünde olmadğını anladığı zaman büyük bir çöküş yaşadı.
Gözleri dolmaya başlamıştı bile babasını kayıp eden bir çocuk gibi ağlıyacaktı. Ama gnomla,drovu kurtarmalı idi...
""Ok, tam Gümüşyüz"ün kürek kemiklerinin arasına saplanırken Gümüşyüz"den boğuk bir ses çıktı. İnleyememişti bile. Gümüşyüz önce dizlerinin üzerine döktü. Sonra da öne düştü. Karnındaki ve kalçasındaki çıkarmadığı oklar, onun düşüşüyle birlikte daha derine saplandı. Karnındaki ok bağırsaklarını parçalarken, kalçasındaki ok kemiğe sürtündü ve sinirleri zedeledi. Sırtındaki ok kalbinin hemen altındaydı. ""
Gümüşyüz arkasına dönüp savaşmaya karar vermişti ki giren oklar büyük bir acı vermişti . Biraz direnmeye çalıştı ama nafile idi,dizlerinin üstüne çökmüştü bile,gözleri git gide kapanıyor ve etraf bulanıklaşıyordu. Son duyduğu tiz çığlıklardı,Gümüşyüz 'e oklardan daha cok acı veriyor babasını kayıp etmek . Gözleri kapandı.Ama hala nefes almaya dewam ediyordu.
Gümüşyüz bir yolda yürüyordu,sürekli ileri gitmesi gerekiyordu ama o geri dönmek istiyordu.Yolun sonunda bir ışık vardı ama,huzur mu acı mı getirecek ona ışık bilinmezdi. Buna hala kalbindeki inancını sürdüren Lord Oren karar verecekti. Yol sağdece ileri, de gitmiyordu.
Posted: Mon Jan 09, 2006 2:05 am
by Rhonin
V'ladhek giriş holünde yavaşça ilerlerken etraftaki eşyaları inceledi.Ã?evrede bir kaç askı bir dolap ve kapalı 3 tane kapı vardı.
"Harbormm dolaplara bakalım istersen en azından işimize yarayacak bişiyler bulabiliriz ne dersin?" derken evin sessizliğini bozan bir taş sesi geldi ve daha sonra bir metalik ses..Sanki bir şey birbirine sürtünmüş gibi çıkan metalik bir ses.."Kılıc veya bir tuzak" diye düşündü..
V'ladhek kılıcını çekti ve dışarıya bakarak izlemeye başladı dikkatlice bakıyordu dışarıya." Harbormm." dedi sessizce " dikkatli beklesek iyi olacak sanırım bir misafirimiz var.." dedi ve bütün dikkatini dışarıya odakladı yavaşça bir kaç adım geri gitti onlar gelmeden önce vücudunun ortalıkta açık bir hedef olmasını istemiyordu.
Derin bir iç çekti,dışarıda lanet olası birşey vardı ama ne bilmiyorlardı..
"Harbormm kapıdan girdiği an onu tutup çekeceğim ne olduğundan kesin emin değiliz sen baltanı hazır tut eski dostum.." dedi ve hazır bir şekilde bekledi..
Posted: Mon Jan 09, 2006 2:28 am
by Eldarin_
Cervantes İlyamin için ettiği dualarını bitirdikten sonra derin bir nefes verdi, avuçiçlerini dizlerinin üzerine yerleştirdi. Gözleri hala kapalıydı, dualara devam ediyordu ve efendisinin ilahiyatını hissederken bedenini onun eline teslim etmişti. Uzuvlarından yayılan sıcaklığı emercesine vücudunu ikibüklüm etmiş, harcadığı muazzam gücün etkisinden yorulmuş zihnini dinlendirmeye çalışıyordu. Diğer yandan düşüncelere boğulmuştu. Aklından geçenler doğruysa düşünülmesi gereken çok daha önemli meseleler olmalıydı. Babası bunun üzerine yoğunlaşmıştı çünkü. Bunu hissediyordu.
Cervantes diğerlerinin gözünde yorgun bir nefes veriyor gibi göründü. Aslında yaptığı ise bu değildi. Dininin diyar üzerindeki en büyük temsilcisi dualarını bitirir bitirmez elini göğsünün soluna yerleştirdi. Gözleri kapalıyken önce soluna, sonra sağına, ardından yukarıya ve aşağıya, en sonunda da önüne ve arkasına üfledi.
Bu esnada İlyamin'in konuşmalarını da duymuştu.
Gorath wrote:"Bana anlamamda... hissetmemde yardımcı olduğunuz için size minnettarım Lord Cervantes!"
Cervantes için bu yeterliydi. Tanrısının elinin üzerinde olduğunu hissettirmek onun için büyük şerefti. Artık vebal altında değildi. Bunun için tanrısının onunla beraber olmasına daha da minnettardı.
Gorath wrote:"Teşekkürler Dioraveni!"
Cervantes yavaşça ayağa kalktı. Dioravenni'ye döndü. Sert izleyen yüzü doğruca ona yönelmişti.
"Telaşlanmakta haklıydınız hanımefendi, ama görmüş olduğunuz üzre yapmak istediğim şey bambaşkaydı, yine de sizden özür dilerim..."
Sonra Zehiran a bir anlığına baktı. Yanlış giden hiçbirşey yok demişti. Aslına bakılırsa yaşlı bayanın bunu öylesine söylemiş olması saçmasapan bir düşünce olurdu. Derinden derine düşünüldüğünde ise sözcükler apayrı anlamlara tekabül ediyordu. Yine de sözler Cervantes'e yönelik değildi,. Paladin lafa karışarak saygısızlık etmek istemezdi.
Cervantes başını önüne eğdi, öte yana çevirdi. Demin oturmuş olduğu sandalyeyi aradı...
Posted: Tue Jan 10, 2006 3:21 am
by Sylvos
"Höh. Höö..." dedi böğürürcesine sanki Harbormm.
"'Dolapların içinde belki bir ork fırlayabilir, belki de yaylı bir biçimde gerilmiş koca bir yumruk!' bu ihtimali göz önüne aldın mı peki?" dedi alay edercesine sakallarını titreterek.
Ani bir tıngırtı ve bir ses. Bir süre ortama mevcut olan sukuneti bozmak için gelmişlerdi sanki.. Harbormm' un eli belindeki kemerde asılı duran savaş baltasına gitti ve ani bir hızla baltasını çekerek çıkardı.
Rhonin wrote:"Harbormm kapıdan girdiği an onu tutup çekeceğim ne olduğundan kesin emin değiliz sen baltanı hazır tut eski dostum.." dedi ve hazır bir şekilde bekledi..
Harbormm Vladhek' in göremeyeceğini bilerek kafasını evet anlamında salladı. Sonrasında kapının öbür tarafına geçip vücudunun bir kısmı dışarıya bakacak şekilde hazır bir şekilde bekledi...
________________________
RP DIşI NOT:
Eğer yapabiliyorsam 1/9 Cover yapıyorum

.
Posted: Thu Jan 12, 2006 9:21 pm
by Darkgnome
Yılmax+Hastlisch(+Shön)
Onca emek sonunda, kendilerini tehlikeye atmalarına rağmen şövalyenin sis içinde hareketsiz yattığını gören Yılmax, şövalyeye olan kızgınlığıyla hayıflanırken Hastlisch toz kaçmış gözünü ovuşturmayı bitirmiş ve bir şeyi fark etmişti, şövalye sanki hareket etmişti.
Küçük parmağını artık tamamen içini göstermez sis kümesinin içine doğrultarak,
"Sanki hareket etti!"
Sisin gözleri nasıl yanıltabileceğini ve olmayan şeyleri olmuş gibi gösterebileceğini biliyordu ama sisin içindeki şövalyeyi artık görmeleri imkansız hale gelen goblilerin sisin kaynağını aramayı düşüneceklerinin de farkındaydı. Aslında büyü görmüş bir goblin bundan ürkerdi ama bu bineklere binen goblinler zaten korkulu düşmanlar olduklarını kanıtlamışlardı.
Yıllarını yer altında geçirmiş Yılmax goblin lisanını biliyordu ve bildiği bir şey daha vardı ,ki bu da goblinlerin kolay kanan yaratıklar olduğuydu. Yılmax hızla konuşmaya başladı.
"Kaçmayacaklar ve bizde kaçamayız. Ne olursa olsun 2'ye 6'yız. Onları kendi tarafımıza çekmeliyiz. Sen sağdaki goblini al bende soldakini."
"HangiSağdakiniAlacağımBanaGöremiGoblineGöremi?"
"Gobline!"
"YaÜstÜsteÃ?ıkarlarsa?"
"O zaman üstteki!"
"BenimMiSeninMi?"
"Üstteki benim, ikincide senin!"
Sisin arkasından ilk goblinin çıkışıyla Yılmax büyüsüne başladı. Kollarını bir dosta sarılmak istermişçesine açtı ve yüzünde bir gülümseme belirdi. Avuç içleri goblini gösteriyordu ama parmakları bir insanın ellerinin almaması gerektiği gibi kıvrılıyor ve söylediği şarkı gibi sözlere sanki arkadan ziller eşlik ediyordu. Yüzünde aslında bir karaelfe yakışmayan gülümsemesi ile gobline gözlerini dikmişti.
İlkinin hemen ardından ikinci çıktığında Hastlisch'te aynı yılmax'ın hareketlerini yapmaya başladı. Uzaktan bakan biri Hastlisch'in Yılmax'ın hareketlerini mükemmel bir şekilde kopyaladığını düşünebilirdi. Ancak baktıkları yönler farklıydı.
Büyünün bitimiyle Yılmax, Gobline, çok içten ve endişeli bir sesle goblinlerin lisanında konuşmaya başladı.
"En arkadaki goblin seni büyülemiş kardeşim. Seni önden göndermiş çünkü dostuma zarar vermem. Asıl düşman en arkada. Öldür onu!"
Söylenenlerden pek birşey anlamayan Hastlisch aklından başka bir sebep uydurmaya çalıştı. Ortak lisanda söyleyeceği bir yalanı gobilinin de anlayabileceğini düşünüyordu.
"Dikkat et! Arkandaki yaratığa binmiş goblin seni öldürmeye çalışıyor!"
Posted: Sat Jan 14, 2006 11:53 pm
by Horcoel_Baator
Horcoel bir an gözlerini kıstı ve evle arasındaki mesafeyi ölçtü..''Bir metre kala dedi kendi kendisine..Bu mesafeyi daha 7 yaşındayken bile atlayabilirdim..''
Paladin hızlı adımlarla koşarak ilerledi ve tam bir metre kala evin kapısına sıçrayarak evin tahtalarının üzerine indi..Sırtını duvara yaslarken elleri ile sessizce kısakılıçlarını çekerek savunma pozisyonunda etrafını kollayacaktı..