Posted: Sun Feb 18, 2007 3:03 am
Argay bu durumdan kurtulmanın yolunun saklanmaktan geçtiğini düşünüyordu, yanına gelen kişiyi de çağırıp tünel gibi görünen yerlere doğru harekete geçti. Bu esnada yanında olan insanlar canavara saldırıyorlardı.
Susy durum değerlendirmesi yapıyordu, çevresindekiler, savaşçılar saldırıya geçiordu anlaşılan ve yaratık da zorlu bir rakip gibi duruyordu. Bundan kurtuluş için bir avantaj aradı ve kısa zamanda da buldu zeki büyücü. Uzun süredir büyülkerinden uzak durmuştu tehlikeli oldukları için ama burda öyle olmadığını umuyordu. Büyü bileşenlerini birleştirip kadim büyü dilinceki sözcükleri söylediğinde coşku ile içine akan büyüyü tüm benliğinde hissetti büyücü ve yerden havalandı.
Swain uçarak dev yaratığa saldırdı. Uçuşundan da kuvvet alan melek ağır çekicini dev yaratığa indirdiğinde daha onu fark edip etmediğinin bile farkında değildi. Oldukça geç tepki veriyordu ve Swain de ona olabildiğince zarar vermeye niyetliydi. (8 dmg, Kadahar=8dmg)
Shuriak yeni dünyada ilk savaşının oldukça çetin olduğunu farketmişti ama bu drow melezinin gözünü korkutmamıştı. İnsan savaşçı, melek, hepsi yaratığa saldırıyordu ve Shuriak'da onlara katılmaya niyetliydi. Kolyesini geri aldı ve palalarını çekip yaratığa saldırmak için harekete geçti. İki palasını birlikte sallayan Shuriak yerden zırlayarak yükselmişti ve saldırısını böyle gerçekleştirmişti(levitation özelliğiniz yoktur, o yüzden bunu sıçrama olarak değerlendiriyorum. Bariz bir yükseklik olmadığı için oraya kılıç saplayıp tutunmaya çalışmanın da çok mantıklı olmayacağı göz önüne alınınca bu hareketi de yapmadığınızı, sadece arka taraftan saldırdığınızı varsayıyorum. Aksini yapıyorsanız düzenleyebilirim yeniden.) Shuriak'ın palaları şiddetle canavara çarpmış ve üzerindeki yarıklara bir tanesini daha eklemişti. İkinci pala saldırısı ise zararsızca canavarın üzerinden sekip gitmişti. (6 dmg, Kadahar=14 dmg)
Edmond'un kurtulma çabaları sonuç vermiş ve kendisini bu tozun toprağın içinden kurtarmıştı ama kurtulur kurtulmaz biraz önceki gürültünün nedenini anladı, tam çıktığı yerin biraz ilerisinde dev gibi bir varlık dışarıdakilere saldırıyordu. Bu arada buraya gelmeyi başaran tek kişinin kendisi olmadığını farketti Edmond, belki de biraz önce ayrıldığı aile bile buraya gelmişti. Ã?evresine bakındı Edmond ve hiç de hoş olmayan manzarayı gördü. Tek ışık kaynağı biraz önce büyücüye vuran maleğimsi varlığın hala yaymakta olduğu ışıktı. Ve önündeki korkunç varlığa saldırıyordu. Ya da tek ışık kaynağı o değil miydi ? Tam yanındaki kırmızı cüppeliyi ve onun etrafında dolaşan ışık büyüsünü farketti o an. Demek kızıl cüppeli de sağlamdı ve anlaşılan büyü yapabiliyordu çünkü o esnada kadim dilin sözcükleri dudaklarının arasından dökülürken elini öne doğru uzatmış büyülü mermi (magic missle) atacakmış gibi yapıyordu ama sözler Edmond'a yabancı geldi.
Clesnyé aradığı iki şeyi bulmuştu, Edmond ve savaş. Dev yaratığın sadece birkaç metre arkasında Edmond duruyordu ve anlaşıldığı kadarıyla buradakiler bu deve saldırıyordu. Oldukça ürkütücü bir görüntüsü vardı. Bakalım Clesnyé neyi tercih edecekti. Ama en azından o pisliğin, tozun toprağın içinden kurtulmuştu.
Xardas ne yapacağına karar vermek için sakinleştirmeye çalışıyordu kendisini ve yetenekli bir ölü çağırıcı olan adam bunu başarmıştı da. Bir büyücü çok daha rahatsız edici durumlarda bile dikkatini toplamayı başarabilmeliydi yoksa sonu pek de hoş olmazdı. Sakinleşmiş bir şekilde mağaranın zeminine çıkmayı bekledi büyücü ve etrafın beklediğinden çok da değişik olmaıdğını farketti. Dev bir torak yaratığı buraya gelenlere saldırıyor, onlar da karşılık veriyordu. Büyücü bu savaşın pek de kolay olmayacağını hemen anlamıştı ve bu yaratıktan aklı selim bir büyücünün de uzak durması gerektiğini. Ama büyü başkaydı, büyü yapabilirdi ve uzun süredir kendisini terkeden büyü hakimiyetinin tam olarak geri geldiğini hissediyordu.
Alegria ölümü ıskaladığını biliyordu, çünkü tekbaşına o yaratıkla karşılaşmak belki de çok daha kudretli savaşçılar için bile ölüm demekti. Ama o esnada Swain ona saldırıyordu, Cody hatta Shuriak bile *1 dev canavara saldırıyordu ve o kadar da kudretli olmadıklarını tahmin ediyordu insan savcaşçı. Onlara dönüp yardım etmeyi düşündü mü ? Ama tam o esnada Seain KAÃ?IIN diye bağırdı ki bu tam da kadının yaptığı şeydi. Bu arada drow dişisi ve de yanında başkaları da olan bir gurupla karşılaşmış ve onlara kızıl cüppeliyi gördüğünü söylemişti.
Piijek kara tenlinin hareketlerini izledi ve ona katılmaya karar verdi. Bir bildiği vardır diye düşünüyordu ve aynen kara tenli gibi o da yaratığa arkadan saldırmayı hesaplamıştı. Bunu başardı da ama ayağını kollayacak kadar zamanı olmamıştı. Yaratık Swainle ilgileniyor gibi görünüyor, hareket etmiyordu. Dev kolu bir anda meleğe doğru savruldu. Bu hantal yaratıktan beklenmeyecek bir hızda hareket ettirebiliyordu balyoz gibi kollarını ve bu hareketi Swain'in de beklemediği açıktı. Kol hızla savruldu ve havadaki meleğe şiddetle çarptı. Iskalamaması melek için büyük bir şanssızlıktı ve melek havada vuruşun şiddeti ile birkaç metre savruldu. Kanatlarından birisi fena halde yaralanmıştı ve uçmasını neredeyse imkansız kılıyordu. Sanki tüm kemikleri un ufak olmuş gibi ağrıyor ve acıyordu. (13 dmg, Swain=13)
Khedan Kadaharı net bir şekilde görebileceği bir pozisyon aldı. Normal şartlarda saldırmayı kesinlikle düşünmüyordu ama Kadahar pek de barışçıl görünmüyodu o yüzden kararını çabucak verdi. Büyüsüne başladı ve ona kudret veren büyünün bedeninde bir sel olup aktığını hissetti. Bu sel onlarca büyülü mermiye dönüşüp Kadahar'ın vücudunu bulmuştu. Khedan bir sonraki büyüye başlamadan önce sadece bir saniye bekledi, o da çevredekilerin durumunu kontrol etmek için. Çok yakındılar ve eğer Kadahar bir kaya patlaması yaparsa çoğunun yaşam şansı kalmazdı. Bu işi çabuk bitirmeliydi. (77 dmg, Kadahar=91dmg )
Bu esnada pijek hançerlerinin ikisini de Kadaharın kalın taş derisine olabildiğince sapladı. İlk savaşında demekki büyücüler yanındaydı çünkü sadece bir saniye önce Kadahar'ın sırtında bir mermi cümbüşü yaşanmış, taştan sırt derisi paramparça olmuştu dev varlığın. Kadahar dehşetle çığlık attı ve kendisine saldıran bu kişiyi bulmak için sağa sola vaurdu dev bacaklarını.
Elenora ne yapacağını şaşırmıştı, bu kadar büyük bir varlığa saldırmak neyi değiştirirdi bilemiyordu o yüzden kaçmayı tercih etmişti muhtemelen. Xyra'ya seslendi çok da dikkat etmeden kim geliyor kim gelmiyor ama çağrısını Xyra dan başkaları da duymuş gibi görünüyordu. Bu esnada Kadahar'ın Swaini bir böcekmiş gibi başından atışını ve hemen biraz sonra da sırtında patlayan mermileri farketti. Az önce kızıl cüppelinin tünelde olduğunu söyleyen kadın haklıydı galiba. Elenora mağraya doğru hareket etti. Ama sonra fikir değiştirip büyü yapmakta olan drowu korumaya karar verdi ve de kılıçlarını çekip onların önünde bir koruyucu gibi beklemeye başladı. *2
Amora'nın kafası karışmış, neyi yapacağını neyi düşüneceğini bilemez hale gelmişti ama dışarı çıkıp ta dev yaratığı gördüğünde kafası hızla olduğu duruma odaklanmasını sağlamıştı. Buradan kaçmalıydı, kaçıp kurtulmalıydı çünkü herhangi bir yaratığın akşam yemeği ya da her neyse, o su olmaya niyeti yoktu. Yırtık eteği onu inatla engellerken hem eteğe sövüyor hem de gördüğü mağaraya doğru koşmaya devam ediyordu. Girdiği yer çok aydınlık değildi, sadece meleğin çevresinde dolanan ışık çevreyi biraz görebilmesini sağlıyordu. Birde gece zifiri karanlıkta bir kalenin burç fenerleri etrafı ne kadar aydınlatırsa etrafı o kadar aydınlatan cehennem ışıklarının doğal ışığı vardı. Uzak bir mesafedeydiler ve bu ışık ancak cehennem varlıklarını seçmeye yetecek akdar ışık sağlıyordu.
Lineas kesinlikle teminliydi, koca koca savaşçılar kadar dayanıklı değildi ve onlardan çok daha akıllıydı. Böyle bir yaratığa fütursuzca saldırmayı onun düşünce yapısı kesinlikle kaldırmıyordu. Deneyimli gözleri kendisi için, ok atabilmesi içinb uygun bir yer aradı, çevrede çok fazla saklanabilecek yer yoktu. Canavarın geldiği yöne gidebilirdi çünkü henüz canavar geri dönmeyi düşünüyor gibi durmuyordu ve orada mağaranın duvarları belki onu koruyabilirdi ama bunun çok da doğru olmadığını hissediyordu Lineas, şu andaki durumu yeterince güvenli gibiydi. Canavara çok yakın değildi ve silahı da saldırı için hazırdı.
Balamir kadına yardım etme isteğini yenmişti, bu kendine göre mantıklı olandı ama anlaşıldığı kadarıyla başkaları onun gibi düşünmüyordu. Daha şimdiden birkaç kişi dev yaratığa saldırmaya başlamıştı bile. Ama melek bir fiske ile havada süzülüp yaralanınca Balamir durumun vehametini farketti ama tam bu esnada yaratığın bedeninden kaya parçaları fırlayacak derecede ona zarar veren bir büyü patlayıverdi.(Khedan'ın yaptığı) Belki de ümit vardı.
Cody kararını vermişti, bu serseme haddini bildirecekti ya da en azından on olabilidğince fazla zararı verecekti. Hızla koştu Cody ve meleği bir sinek gibi uzaklaştıran darbeyi gördü. Azmi mi kırılmıştı ? Hayır, sadece ne kadar zarar verebilirim diye kısacık bir düşünce sorunu çekmişti. Ama durmadı ve vargücü ile kılıcını canavara vurdu. Dev canavarı ıskalamak imkansızdı ama o kalın taş deriyi geçmek emek istiyordu. Ama Cody bunu başarabildiğini biliyordu. Ve o esnada başka bir kişi de büyü ile bunu başarıyordu. Cody'nin içini savaş heyecanı kaplamıştı. (11 dmg, Kadahar=102 dmg) Tam bu esnada meleğe çarpan kol gibi birşey, belki de aynısı ? Ama o kadar hızlı hareket edemezdi, anlaşılan iki kolunu da saldırı için kullanıyordu canavar Cody'e doğru geldi. Bu o kadar da hızlı ve becerikli yapılmış bir hamle değildi. Cody'nin şansı biraz daha yaver gitse kurtulabileceğinden emindi ama elin boyutu kaçmayı güç hale getiriyordu. Dev el Cody'nin zırhını buldu. (12dmg, Cody=12 dmg)
Xyra ırkının gereği çıkarcı bir kadındı ve her hamlesini planlayarak yapmayı kendine şiar edinmişti ve bu zor durumda da aksini yapmaya niyetli değildi. Büyü yapabilirdi ama bunun yerine yanında getirdiği büyülü deyneği kullanmaya karar kıldı. Bu esnada canavara doğru gelen onlarca büyülü mermiyi görüp ufak çaplı bir şok yaşadı. Onca para verip aldığı büyülü deyneği bile bu kadar iyi değildi. Neyse ne, büyüyü akive edecek sözleri söyledi ve büyülü mermilerin Kadahar'a doğru uçuşlarını seyrederken Elenora'yı takip ediyordu. (17 mg, Kadahar=119 dmg)
Kathranis hızla düşünüp savaşçı güdülerine güvenmeyi bilen biriydi. Aslında başka birisine yardıma gidiyordu ama canavardan kaçan kadının daha zor durumda olduğunu gördü ve ona yardım etmeye karar verdi. O esnada heyecanlanmıştı ve uzun süredir de büyü yapmıyordu. Ona güç bahşeden etmenler şimdi burada aktifti ve şimdi büyü yapabilirdi. Su yaratma büyüsü yaptı ve suyu canavarın üzerine gönderdi. Bir anda boşlukta var olan su kadaharın başından aşağı döküldü. Bu esnada Kathranis yayını germiş ve bir sonraki saldırısını hazırlamıştı. (create water, yaklaşık 10 galon su=70 litre)
Ales şaşkınlıkla etrafına bakıyordu, açıkçası böyle birşey beklemiyordu. Burada tam bir arbede yaşanıyordu ve bundan Ales pek hoşlanmış gibi görünmüyordu. Hemen elfin gözleri tanıdık yüzler aradı ve bulması da çok uzun sürmemişti zaten. Xyra, Elenora,Susy, Piijek ve birkaç kişinin daha olduğu guruba doğru varhızıyla koşmaya başladı. Birkaç saniye sonra yolu yarılamıştı ki yaratığın üzerinde büyüler patlamaya başladı ve yaratıkta çevresindekilere zarar vermeye başlamıştı. Melek ve savaşçı birer darbe almışlardı ve bu darbeyi Ales almak istemeyeceğine emindi.
Saelnir tanrıların varlığını tüm bedeninde hissediyordu, uzun zamandır SolLagna dan uzak olan tanrıların yokluğu en çok ruhbanlara zarar vermişti. Tanrılar olmadığı için büyü yapamamanın yanısıra onların gidişinden dolayı hiddetlenen halkın gazabı da ruhbanlara olmuştu. O yüzden bir anda içine kudret dolan Saelnir bocalamış ne yapacağını bilememişti ama kendisini toparlaması uzun sürmedi. Zor zamanlarda ilginç görüntüler oluşuyordu anlaşılan. Herkes birbirine destek oluyordu. Sealnir aklındaki duaları gözden geçirdi ve her ne yapacaksan artık onu yapabileceğine emindi. Tekrar kendisini güçlü ve tam hissediyordu.
Khedan sinirle ikinci büyüsüne başladı. Daha bu saatten büyülerini kullanmaya başlamak deneyimli büyücünün canını sıkmıştı ama insanların göz göre göre yok olmasına da izin veremezdi. Hem onlarda oldukça gayretli bir şekilde bu işe destek oluyorlardı. Bu Khedan'ı memnun etmeye yetmişti. Çok fazla deneyimli savaşçılar olmasalarda en azından kendilerini savunabiliyorlardı. Bu esnada Khedan hiç de hoşnut olmayacağı sesler duymaya başladı. Lanet olsun, demek onlar da geliyorlar, eksik olsalar şaşardım dedi kend kendine. Artık tarafsızlığı bozmuşlardı, bir Kadahar birazdan ölecekti ve toprak elementlerinin dünyasında artık onları çok barışçıl bir karşılama olmayacağına emindi büyücü. Ã?yleyse kendi çabaları ile buradan başka bir dünyaya geçişi denemeliydi, şükür ki artık büyüsü yerindeydi ama o büyüyü yapmak zaman istiyordu. Bu zamanın her zerresini kanla satın almaları gerekecekmiş gibi geldi bir an yaşlı büyücüye ve acaba hata mı ediyorum dedi kendi kendine. Eninde sonunda ölüm muhakkaktı, en azından bir şans yaratmayı denemişti, herşey planladığı gibi gitmemiş olabilirdi ama hala bir ümit vardı.
Notlar : DM :
*1
(adlarını bilmeyebilirsin bu kişilerin ama sadece tanımlama olsun diye yazdım. İsimlerini yazmam tanıştığınız, yazmamam tanışmadığınız anlamına gelmez)
*2
(mağaranın zaten içerisindesin. Mağaradan kastın en aşağıdaki tünel olduğunu varsayıyorum, değilse düzeltelim bunu)
Susy durum değerlendirmesi yapıyordu, çevresindekiler, savaşçılar saldırıya geçiordu anlaşılan ve yaratık da zorlu bir rakip gibi duruyordu. Bundan kurtuluş için bir avantaj aradı ve kısa zamanda da buldu zeki büyücü. Uzun süredir büyülkerinden uzak durmuştu tehlikeli oldukları için ama burda öyle olmadığını umuyordu. Büyü bileşenlerini birleştirip kadim büyü dilinceki sözcükleri söylediğinde coşku ile içine akan büyüyü tüm benliğinde hissetti büyücü ve yerden havalandı.
Swain uçarak dev yaratığa saldırdı. Uçuşundan da kuvvet alan melek ağır çekicini dev yaratığa indirdiğinde daha onu fark edip etmediğinin bile farkında değildi. Oldukça geç tepki veriyordu ve Swain de ona olabildiğince zarar vermeye niyetliydi. (8 dmg, Kadahar=8dmg)
Shuriak yeni dünyada ilk savaşının oldukça çetin olduğunu farketmişti ama bu drow melezinin gözünü korkutmamıştı. İnsan savaşçı, melek, hepsi yaratığa saldırıyordu ve Shuriak'da onlara katılmaya niyetliydi. Kolyesini geri aldı ve palalarını çekip yaratığa saldırmak için harekete geçti. İki palasını birlikte sallayan Shuriak yerden zırlayarak yükselmişti ve saldırısını böyle gerçekleştirmişti(levitation özelliğiniz yoktur, o yüzden bunu sıçrama olarak değerlendiriyorum. Bariz bir yükseklik olmadığı için oraya kılıç saplayıp tutunmaya çalışmanın da çok mantıklı olmayacağı göz önüne alınınca bu hareketi de yapmadığınızı, sadece arka taraftan saldırdığınızı varsayıyorum. Aksini yapıyorsanız düzenleyebilirim yeniden.) Shuriak'ın palaları şiddetle canavara çarpmış ve üzerindeki yarıklara bir tanesini daha eklemişti. İkinci pala saldırısı ise zararsızca canavarın üzerinden sekip gitmişti. (6 dmg, Kadahar=14 dmg)
Edmond'un kurtulma çabaları sonuç vermiş ve kendisini bu tozun toprağın içinden kurtarmıştı ama kurtulur kurtulmaz biraz önceki gürültünün nedenini anladı, tam çıktığı yerin biraz ilerisinde dev gibi bir varlık dışarıdakilere saldırıyordu. Bu arada buraya gelmeyi başaran tek kişinin kendisi olmadığını farketti Edmond, belki de biraz önce ayrıldığı aile bile buraya gelmişti. Ã?evresine bakındı Edmond ve hiç de hoş olmayan manzarayı gördü. Tek ışık kaynağı biraz önce büyücüye vuran maleğimsi varlığın hala yaymakta olduğu ışıktı. Ve önündeki korkunç varlığa saldırıyordu. Ya da tek ışık kaynağı o değil miydi ? Tam yanındaki kırmızı cüppeliyi ve onun etrafında dolaşan ışık büyüsünü farketti o an. Demek kızıl cüppeli de sağlamdı ve anlaşılan büyü yapabiliyordu çünkü o esnada kadim dilin sözcükleri dudaklarının arasından dökülürken elini öne doğru uzatmış büyülü mermi (magic missle) atacakmış gibi yapıyordu ama sözler Edmond'a yabancı geldi.
Clesnyé aradığı iki şeyi bulmuştu, Edmond ve savaş. Dev yaratığın sadece birkaç metre arkasında Edmond duruyordu ve anlaşıldığı kadarıyla buradakiler bu deve saldırıyordu. Oldukça ürkütücü bir görüntüsü vardı. Bakalım Clesnyé neyi tercih edecekti. Ama en azından o pisliğin, tozun toprağın içinden kurtulmuştu.
Xardas ne yapacağına karar vermek için sakinleştirmeye çalışıyordu kendisini ve yetenekli bir ölü çağırıcı olan adam bunu başarmıştı da. Bir büyücü çok daha rahatsız edici durumlarda bile dikkatini toplamayı başarabilmeliydi yoksa sonu pek de hoş olmazdı. Sakinleşmiş bir şekilde mağaranın zeminine çıkmayı bekledi büyücü ve etrafın beklediğinden çok da değişik olmaıdğını farketti. Dev bir torak yaratığı buraya gelenlere saldırıyor, onlar da karşılık veriyordu. Büyücü bu savaşın pek de kolay olmayacağını hemen anlamıştı ve bu yaratıktan aklı selim bir büyücünün de uzak durması gerektiğini. Ama büyü başkaydı, büyü yapabilirdi ve uzun süredir kendisini terkeden büyü hakimiyetinin tam olarak geri geldiğini hissediyordu.
Alegria ölümü ıskaladığını biliyordu, çünkü tekbaşına o yaratıkla karşılaşmak belki de çok daha kudretli savaşçılar için bile ölüm demekti. Ama o esnada Swain ona saldırıyordu, Cody hatta Shuriak bile *1 dev canavara saldırıyordu ve o kadar da kudretli olmadıklarını tahmin ediyordu insan savcaşçı. Onlara dönüp yardım etmeyi düşündü mü ? Ama tam o esnada Seain KAÃ?IIN diye bağırdı ki bu tam da kadının yaptığı şeydi. Bu arada drow dişisi ve de yanında başkaları da olan bir gurupla karşılaşmış ve onlara kızıl cüppeliyi gördüğünü söylemişti.
Piijek kara tenlinin hareketlerini izledi ve ona katılmaya karar verdi. Bir bildiği vardır diye düşünüyordu ve aynen kara tenli gibi o da yaratığa arkadan saldırmayı hesaplamıştı. Bunu başardı da ama ayağını kollayacak kadar zamanı olmamıştı. Yaratık Swainle ilgileniyor gibi görünüyor, hareket etmiyordu. Dev kolu bir anda meleğe doğru savruldu. Bu hantal yaratıktan beklenmeyecek bir hızda hareket ettirebiliyordu balyoz gibi kollarını ve bu hareketi Swain'in de beklemediği açıktı. Kol hızla savruldu ve havadaki meleğe şiddetle çarptı. Iskalamaması melek için büyük bir şanssızlıktı ve melek havada vuruşun şiddeti ile birkaç metre savruldu. Kanatlarından birisi fena halde yaralanmıştı ve uçmasını neredeyse imkansız kılıyordu. Sanki tüm kemikleri un ufak olmuş gibi ağrıyor ve acıyordu. (13 dmg, Swain=13)
Khedan Kadaharı net bir şekilde görebileceği bir pozisyon aldı. Normal şartlarda saldırmayı kesinlikle düşünmüyordu ama Kadahar pek de barışçıl görünmüyodu o yüzden kararını çabucak verdi. Büyüsüne başladı ve ona kudret veren büyünün bedeninde bir sel olup aktığını hissetti. Bu sel onlarca büyülü mermiye dönüşüp Kadahar'ın vücudunu bulmuştu. Khedan bir sonraki büyüye başlamadan önce sadece bir saniye bekledi, o da çevredekilerin durumunu kontrol etmek için. Çok yakındılar ve eğer Kadahar bir kaya patlaması yaparsa çoğunun yaşam şansı kalmazdı. Bu işi çabuk bitirmeliydi. (77 dmg, Kadahar=91dmg )
Bu esnada pijek hançerlerinin ikisini de Kadaharın kalın taş derisine olabildiğince sapladı. İlk savaşında demekki büyücüler yanındaydı çünkü sadece bir saniye önce Kadahar'ın sırtında bir mermi cümbüşü yaşanmış, taştan sırt derisi paramparça olmuştu dev varlığın. Kadahar dehşetle çığlık attı ve kendisine saldıran bu kişiyi bulmak için sağa sola vaurdu dev bacaklarını.
Elenora ne yapacağını şaşırmıştı, bu kadar büyük bir varlığa saldırmak neyi değiştirirdi bilemiyordu o yüzden kaçmayı tercih etmişti muhtemelen. Xyra'ya seslendi çok da dikkat etmeden kim geliyor kim gelmiyor ama çağrısını Xyra dan başkaları da duymuş gibi görünüyordu. Bu esnada Kadahar'ın Swaini bir böcekmiş gibi başından atışını ve hemen biraz sonra da sırtında patlayan mermileri farketti. Az önce kızıl cüppelinin tünelde olduğunu söyleyen kadın haklıydı galiba. Elenora mağraya doğru hareket etti. Ama sonra fikir değiştirip büyü yapmakta olan drowu korumaya karar verdi ve de kılıçlarını çekip onların önünde bir koruyucu gibi beklemeye başladı. *2
Amora'nın kafası karışmış, neyi yapacağını neyi düşüneceğini bilemez hale gelmişti ama dışarı çıkıp ta dev yaratığı gördüğünde kafası hızla olduğu duruma odaklanmasını sağlamıştı. Buradan kaçmalıydı, kaçıp kurtulmalıydı çünkü herhangi bir yaratığın akşam yemeği ya da her neyse, o su olmaya niyeti yoktu. Yırtık eteği onu inatla engellerken hem eteğe sövüyor hem de gördüğü mağaraya doğru koşmaya devam ediyordu. Girdiği yer çok aydınlık değildi, sadece meleğin çevresinde dolanan ışık çevreyi biraz görebilmesini sağlıyordu. Birde gece zifiri karanlıkta bir kalenin burç fenerleri etrafı ne kadar aydınlatırsa etrafı o kadar aydınlatan cehennem ışıklarının doğal ışığı vardı. Uzak bir mesafedeydiler ve bu ışık ancak cehennem varlıklarını seçmeye yetecek akdar ışık sağlıyordu.
Lineas kesinlikle teminliydi, koca koca savaşçılar kadar dayanıklı değildi ve onlardan çok daha akıllıydı. Böyle bir yaratığa fütursuzca saldırmayı onun düşünce yapısı kesinlikle kaldırmıyordu. Deneyimli gözleri kendisi için, ok atabilmesi içinb uygun bir yer aradı, çevrede çok fazla saklanabilecek yer yoktu. Canavarın geldiği yöne gidebilirdi çünkü henüz canavar geri dönmeyi düşünüyor gibi durmuyordu ve orada mağaranın duvarları belki onu koruyabilirdi ama bunun çok da doğru olmadığını hissediyordu Lineas, şu andaki durumu yeterince güvenli gibiydi. Canavara çok yakın değildi ve silahı da saldırı için hazırdı.
Balamir kadına yardım etme isteğini yenmişti, bu kendine göre mantıklı olandı ama anlaşıldığı kadarıyla başkaları onun gibi düşünmüyordu. Daha şimdiden birkaç kişi dev yaratığa saldırmaya başlamıştı bile. Ama melek bir fiske ile havada süzülüp yaralanınca Balamir durumun vehametini farketti ama tam bu esnada yaratığın bedeninden kaya parçaları fırlayacak derecede ona zarar veren bir büyü patlayıverdi.(Khedan'ın yaptığı) Belki de ümit vardı.
Cody kararını vermişti, bu serseme haddini bildirecekti ya da en azından on olabilidğince fazla zararı verecekti. Hızla koştu Cody ve meleği bir sinek gibi uzaklaştıran darbeyi gördü. Azmi mi kırılmıştı ? Hayır, sadece ne kadar zarar verebilirim diye kısacık bir düşünce sorunu çekmişti. Ama durmadı ve vargücü ile kılıcını canavara vurdu. Dev canavarı ıskalamak imkansızdı ama o kalın taş deriyi geçmek emek istiyordu. Ama Cody bunu başarabildiğini biliyordu. Ve o esnada başka bir kişi de büyü ile bunu başarıyordu. Cody'nin içini savaş heyecanı kaplamıştı. (11 dmg, Kadahar=102 dmg) Tam bu esnada meleğe çarpan kol gibi birşey, belki de aynısı ? Ama o kadar hızlı hareket edemezdi, anlaşılan iki kolunu da saldırı için kullanıyordu canavar Cody'e doğru geldi. Bu o kadar da hızlı ve becerikli yapılmış bir hamle değildi. Cody'nin şansı biraz daha yaver gitse kurtulabileceğinden emindi ama elin boyutu kaçmayı güç hale getiriyordu. Dev el Cody'nin zırhını buldu. (12dmg, Cody=12 dmg)
Xyra ırkının gereği çıkarcı bir kadındı ve her hamlesini planlayarak yapmayı kendine şiar edinmişti ve bu zor durumda da aksini yapmaya niyetli değildi. Büyü yapabilirdi ama bunun yerine yanında getirdiği büyülü deyneği kullanmaya karar kıldı. Bu esnada canavara doğru gelen onlarca büyülü mermiyi görüp ufak çaplı bir şok yaşadı. Onca para verip aldığı büyülü deyneği bile bu kadar iyi değildi. Neyse ne, büyüyü akive edecek sözleri söyledi ve büyülü mermilerin Kadahar'a doğru uçuşlarını seyrederken Elenora'yı takip ediyordu. (17 mg, Kadahar=119 dmg)
Kathranis hızla düşünüp savaşçı güdülerine güvenmeyi bilen biriydi. Aslında başka birisine yardıma gidiyordu ama canavardan kaçan kadının daha zor durumda olduğunu gördü ve ona yardım etmeye karar verdi. O esnada heyecanlanmıştı ve uzun süredir de büyü yapmıyordu. Ona güç bahşeden etmenler şimdi burada aktifti ve şimdi büyü yapabilirdi. Su yaratma büyüsü yaptı ve suyu canavarın üzerine gönderdi. Bir anda boşlukta var olan su kadaharın başından aşağı döküldü. Bu esnada Kathranis yayını germiş ve bir sonraki saldırısını hazırlamıştı. (create water, yaklaşık 10 galon su=70 litre)
Ales şaşkınlıkla etrafına bakıyordu, açıkçası böyle birşey beklemiyordu. Burada tam bir arbede yaşanıyordu ve bundan Ales pek hoşlanmış gibi görünmüyordu. Hemen elfin gözleri tanıdık yüzler aradı ve bulması da çok uzun sürmemişti zaten. Xyra, Elenora,Susy, Piijek ve birkaç kişinin daha olduğu guruba doğru varhızıyla koşmaya başladı. Birkaç saniye sonra yolu yarılamıştı ki yaratığın üzerinde büyüler patlamaya başladı ve yaratıkta çevresindekilere zarar vermeye başlamıştı. Melek ve savaşçı birer darbe almışlardı ve bu darbeyi Ales almak istemeyeceğine emindi.
Saelnir tanrıların varlığını tüm bedeninde hissediyordu, uzun zamandır SolLagna dan uzak olan tanrıların yokluğu en çok ruhbanlara zarar vermişti. Tanrılar olmadığı için büyü yapamamanın yanısıra onların gidişinden dolayı hiddetlenen halkın gazabı da ruhbanlara olmuştu. O yüzden bir anda içine kudret dolan Saelnir bocalamış ne yapacağını bilememişti ama kendisini toparlaması uzun sürmedi. Zor zamanlarda ilginç görüntüler oluşuyordu anlaşılan. Herkes birbirine destek oluyordu. Sealnir aklındaki duaları gözden geçirdi ve her ne yapacaksan artık onu yapabileceğine emindi. Tekrar kendisini güçlü ve tam hissediyordu.
Khedan sinirle ikinci büyüsüne başladı. Daha bu saatten büyülerini kullanmaya başlamak deneyimli büyücünün canını sıkmıştı ama insanların göz göre göre yok olmasına da izin veremezdi. Hem onlarda oldukça gayretli bir şekilde bu işe destek oluyorlardı. Bu Khedan'ı memnun etmeye yetmişti. Çok fazla deneyimli savaşçılar olmasalarda en azından kendilerini savunabiliyorlardı. Bu esnada Khedan hiç de hoşnut olmayacağı sesler duymaya başladı. Lanet olsun, demek onlar da geliyorlar, eksik olsalar şaşardım dedi kend kendine. Artık tarafsızlığı bozmuşlardı, bir Kadahar birazdan ölecekti ve toprak elementlerinin dünyasında artık onları çok barışçıl bir karşılama olmayacağına emindi büyücü. Ã?yleyse kendi çabaları ile buradan başka bir dünyaya geçişi denemeliydi, şükür ki artık büyüsü yerindeydi ama o büyüyü yapmak zaman istiyordu. Bu zamanın her zerresini kanla satın almaları gerekecekmiş gibi geldi bir an yaşlı büyücüye ve acaba hata mı ediyorum dedi kendi kendine. Eninde sonunda ölüm muhakkaktı, en azından bir şans yaratmayı denemişti, herşey planladığı gibi gitmemiş olabilirdi ama hala bir ümit vardı.
Notlar : DM :
*1
(adlarını bilmeyebilirsin bu kişilerin ama sadece tanımlama olsun diye yazdım. İsimlerini yazmam tanıştığınız, yazmamam tanışmadığınız anlamına gelmez)
*2
(mağaranın zaten içerisindesin. Mağaradan kastın en aşağıdaki tünel olduğunu varsayıyorum, değilse düzeltelim bunu)