Page 15 of 28

Posted: Fri Nov 10, 2006 1:42 am
by buzdaglarininleydisi
Hobbit hanım yeterince ısınmıştı ve bir şeyler yemek istiyordu artık elf hatunun elinden .
"Pardon hanımım yemek ve şarap istesem ."die seslendi elf hanımına ve küfretti kaderine biride pansuman için yanaşıyordu ona nie daha önce istememiştiki yemeğini. Zaten uzunlar yetmiyomus gibi bide dev vardı odada ilk aksamkı gibi aynı karman çorman her milleten insan nerdeyse dedi yine kim karıstırcakdı bakalım ortalığı. yoksa yokmuydu bu gün eylence.

Posted: Fri Nov 10, 2006 1:46 am
by Horcoel_Baator
şaşkınlıkla yanına gelen varlığa bakınan Oakshadow..''Elbette..'' dedi şaşkınlıkla..Birisi gerçekten onunla sohbet mi etmek istiyordu..İnsan olup olmaması önemli bile değildi..Sadece kendisi ile sohbet eden birisi..Onu hayalinde yarattığı arkadaşlardan kurtarabilecek birisi..

Zaten herşey böyle başlamamışmıydı..Hayali arkadaşlar..Kendi kendine geçirdiği yanlız geceler boyunca engin zihninde yarattığı tüm o hayali dünya..Hatta o dünyada onu anlayan yüzü ne kadar çirkin olursa olsun onunla sonsuza kadar beraber olmaya yemin etmiş bir sevgilisi bile vardı..Ancak dediği gibi..Bütün bunlar sadece bir hayaldi..Fazlası değil..

şimdi tüm zamanını kendisini ve kaderini kabul etmekle geçirecekti..

Hey..O da neydi..İnsanların zihinlerinin dalga akışında bir çarpıklık hissetmişti..Oakshadow kaşlarını kaldırarak kalabalıga bakındı..Tüm o sesleri duydu..İnsanların kalabalıgını..Kuru gürültüsünü..Fakat onda daha fazlası vardı..Yavaşça duydugu sesler azalırken geriye sadece beyninde uğulduyan alışkın oldugu bir çınlama kalmıştı..Hala etrafına bakınarak insanlara odaklandı..

Ã?ınlamanın eşliğinde sesler zihnini doldurmaya başladı..Sesler ve düşünceler..Tonlarcası..Hepsi aynı anda zihnine akıyordu..Ancak Oakshadow daha önceden de bu tür şeylere alışkındı..

Yoğunlaşmaya devam ederek onu rahatsız edici düşünceyi ayıklamaya uğraştı...Bir yandan etrafını yoklarken bir yandan bu düşüncenin sahibini anlamayı deniyordu..

Posted: Fri Nov 10, 2006 1:55 am
by celeraen
elf kızı pansuman isteyen elfin yanına giderek,hemen burada bekleyin de size bandaj ve bir kaç ilaç getireyim diyerek gitti
dönüşte yemek tabağını ve hobbit kızın istediği şarap vardı onları aceleyle
-kusura bakmayın acil bir durum vardı diyerek uzattı ve yeniden elfin yanına döndü

Posted: Fri Nov 10, 2006 1:57 am
by siliterin
aris kızın kendisiyle ilgilen mesinden hoşlanmıştı. adını ve nerden geldiğini sordu tabii yakınlık olsun diye elfçe.

Posted: Fri Nov 10, 2006 2:00 am
by buzdaglarininleydisi
teşekkür etti hobbitcik ve yemeğin tadına bakmaya yeltendi hemen...

Posted: Fri Nov 10, 2006 2:01 am
by celeraen
--adım celeraen dedi çekingen bir şekilde
ama nereden geldiğini söylemek istememişti,ne kadar az lişi bilirse o kadar iyiydi o yüzden
--buralıyım ben dedi biraz da sen anlat

Posted: Fri Nov 10, 2006 2:12 am
by findor
"Nezaketin için teşekkürler..." dedi koca yapılı adama


"Can sıkıntısından dolayı şimdi burdayım.. Eh mutlak paylaşıcak şeylerimiz vardır diye düşündüm koyu bir sohbete dalmak için ihtiyacımız olan şey sadece şarap sanırım buda bende yeterince mevcut " dedi ve güldü biraz..


"Ben rebelde " dedi ve elini uzattı " Evet kabul ediyorum biraz garip görünebilirim ama doğamda bu var " dedi...

Posted: Fri Nov 10, 2006 2:18 am
by siliterin
Aris kızın biraz da sen anlat demesine sevinmiş ancak ikinci sorusuna cevap alamadığından merakı artmıştı. yine de hayat hikayesini küçük bir özet geçti.
"ben Bakiyer kralının özel korumalşarından biri ayrıca bakiyer ordusunun doğu bölüğü kumandanıyım. bilirsin bakiyer'de elf olmayanlar iyi karşılanmaz ve bazı elfler bile bu kutsal sayılan adaya ayak basamaz. ancak bakiyer'e açılan büyülü bir kapının giriş noktasının değiştirildiğini ve bu bölgelerde bir yere getirildiğini öğrendim. bunu lkimin hangi amaçla yaptığını bulmaya çalışıyorum. aslında görevimi kimsenin bilmemesi gerekiyordu. sana neden söyledim ben de bilmiyorum. bu sır aramız da kalsın." dedi.

Posted: Fri Nov 10, 2006 3:06 am
by mikael
"Sonunda," dedi gnom, ellerini heyecanla çırparak, "Çalışmalarımı devam ettirebileceğim sessiz, sakin bir yer."

Gnomun üstünde sarı bir cübbe ve sırtında küçük bir çanta vardı. Beline bağladığı siyah kemerin üstünde ikisi sağda, ikisi solda olmak üzere dört kısa, ince asa duruyordu. Kahverengi saçları kısa kesimliydi, ama sırtına iki saç örgüsü halinde uzanan bir çift kuyruk vardı. Gözleri gnomlarda alışıldığı üzere mavi değil, koyu bir yeşildi. Sağ kulağında minik bir altın küpe ve iki elinin yüzük parmaklarında da birisi turuncu, diğeri mor renkte birer yüzük vardı.

Yani mütevazi denilebilecek bir gnomdu.

Dindimilis hanı üç dakikadır gözlüyordu, ki sabırsız gnom için oldukça uzun bir süreydi, ve buranın sessiz sakin bir yer olduğuna karar vermişti.

Daha bu kararı vermeden ayakları hızla harekete geçmiş ve kapıya doğru minik ama seri adımlarla koşturmaya başlamıştı. Kapıyı açıp eşikten geçecekken ayağı cüppesine takıldı ve yüzükoyun yere devrildi.

"Böyle olmasından nefret ediyorum." diye homurdandı, yüzünü yerde yan yatırıp açılmış sırt çantasından hanın içine dağılan parşömen, şişe ve çeşitli küçük, tahta aletlere hüzünle bakarken. Hızla ayağa kalktı ve utançtan kızarmış yüzünü handan gizlemek için masalara arkasını dönerek yerden eşyalarını toplamaya ve bir taraftan homurdanmaya başladı.

Posted: Fri Nov 10, 2006 3:18 am
by Horcoel_Baator
Oakshadow konsantresini korurken önündeki ele uzandı istemsizce..Zira uzun zamandır kimse ona arkadaşlık teklif etmiyordu..Belki bu garip görünüşlü varlık onun gibi oldugundan ona anlayış göstericek ve onunla arkadaşlık kuracaktı..Eli sıktı ve konsantresini bozarak adamın ne dediğini duymaya çalıştı..

''Tanıştıgımıza memnun ol..dum..Re bel de..'' dedi ağır bir aksanla..Ağır zırhlı yarı dev her ne kadar çirkin görünüyor olsa ve devlere özgü ağır bir aksanla konuşsada onun gözlerine bakan herkez aslında onun ne kadar görmüş geçirmiş bilge bir varlık oldugunu hissederdi..

Devler ömürleri çok uzun yaratıklardı..Gerçekten uzun..O yüzden konuşma tokalaşma ve benzeri haraketleri yapmak için diğer varlıklar kadar kısa süre harcamaya tenezzül etmezler sözlerini ve hareketlerini ağır ve akıcılıktan yoksun bir şekilde söyler,yaparlardı..

Bu da doğal olarak devlerin lisanlarına yansımıştı..Kendileri gibi yarattıkları sözcükler ve harfleri de yavaş okunur söylenirdi..Ortak dil öncesi öğrendiği alfabe oldugu için arada sırada aksan bozukluguna neden oluyordu yarı devin..Yani..Normalde hızlı ve akıcı konuşabilirdi ancak arada bozuk kelime yapıları fırlayabiliyordu..

''B.Bende Oakshadow..şuradaki adamı tanıyormusun..''Parmagı ile adamı işaret etti..''Ben zihin okuma yeteneğine sahibim..Ve bulundugum ortamdaki düşünceleri sezebilri..m..Az önce şu adam..Kızla tanışmak için kendini..Ya..ralamış..Sa--Sanırım kızdan kendisi ile ilgilenmesini bekliyor..''

Posted: Fri Nov 10, 2006 3:35 am
by Rhonin
Zaramoth oturduğu masada gerildi..Daha sonra yavaşça ayağa kalktı ve yavaşça yürümeye başladı.Yürürken siyah başlıklı pelerini dalgalanıyordu.Ve ayağını yer ileri atışında ağır zırhının sesi yankılanıyordu..

Hanın bar kısmında yemek yemeye karar vermişti ve oraya doğru ilerliyordu..Ama başlığının karanlığı altında şu an izlediği tek kişi vardı karşısında duran yarı dev..Çok iyi biri olabilirdi.Yanlız gibi görünüyordu..

Sonra kafasını doğrulttu ve bar kısmına sandalyeye oturduktan sonra iç çekti miğferinin derinliklerinden delip geçen bir bakışla sakince devi izledi.." Sanırım yanlız bir değil ha.. " dedi içinden hafifçe dudakları gülümser biçimde yayılırken..

Kırmızı kılıcı bir elf tarafından yapılmıştı ve kırmızı bir kına sahipti.Handa bunu göstermeyi pek istemiyordu.Etrafta iyi insanların olduğu belliydi ama kendisini bu haliyle bir çok şey düşünecek adam olabilirdi.Kendisi de oldukça cüsseli biriyd ama bu devle başa çıkamazdı.Bu düşüncesiyle sırıttı ve bardağındaki suya baktı sonra isteksizce boğazındaki kaşıntı ve kuruluğu gidermek için soğuk sudan bir yudum aldı..

İçindeki ısı dalgası soğuk su tarafından emilirken rahatladı..Konuşacak birileri bulması iyi olabilirdi.Bir gezgindi.Ve bir arayıcı...Macera seven birileriyle tanışması güzel olabilirdi.Muhabbet etmek isteyebilirdi.Herhangi biriyle..

Posted: Fri Nov 10, 2006 4:01 am
by celeraen
Aris kızın biraz da sen anlat demesine sevinmiş ancak ikinci sorusuna cevap alamadığından merakı artmıştı. yine de hayat hikayesini küçük bir özet geçti.
"ben Bakiyer kralının özel korumalşarından biri ayrıca bakiyer ordusunun doğu bölüğü kumandanıyım. bilirsin bakiyer'de elf olmayanlar iyi karşılanmaz ve bazı elfler bile bu kutsal sayılan adaya ayak basamaz. ancak bakiyer'e açılan büyülü bir kapının giriş noktasının değiştirildiğini ve bu bölgelerde bir yere getirildiğini öğrendim. bunu lkimin hangi amaçla yaptığını bulmaya çalışıyorum. aslında görevimi kimsenin bilmemesi gerekiyordu. sana neden söyledim ben de bilmiyorum. bu sır aramız da kalsın." dedi.
--herkesin sırları vardır dedi celeraen sessizce ne merak etme aramızda kalır dedi bu arada pansuman da bitmişti ''gitmem lazım birazdan yemek istemeye başlarlar ,görüşmek üzere'' dedi ve gitti

Posted: Fri Nov 10, 2006 4:12 am
by mikael
Dindimilis son parşömen yaprağını da çantasına tıkıştırdıktan sonra başını kaldırıp hana göz attı ve bu rezil durumunu kimsenin görmediğini farkedip rahatladı.

Bir süre keçi sakalını okşayıp sağına soluna bakarak burada sistemin nasıl işlediğini anlamaya çalıştı. Etrafta sipariş verebileceği hancıya benzer birini göremiyordu. Bu yüzden masalardan birine oturdu ve çantasını masanın altına atmadan önce içinden kalın bir kitap çıkarıp masaya koydu ve açıp okumaya başladı. Nasıl olsa bir garson gelip siparişini alacaktı.

Posted: Fri Nov 10, 2006 4:36 am
by siliterin
bu küçük sohbet Aris'in tam istediği gibi sonuçlanmıştı. şimdi kız onu gezgin bir fighter olarak değil elflerin kutsal adsında bir kumandan olarak tanıyordu. bu handa uzun bir süre kalacağını hissetti. ve masalara son bir kez göz gezdirdi. sanki bir saklamaya çalışıyormuş gibi görünen keçi sakallı birisi dikkatini çekti. ama önemsemedi. dana sonra bir kavga çıkacak olsa ilk saldıracağı kişi olan yarı deve döndü ve onun birisiyle konuşmakta olduğunu gördü. içinden bir ses ilerde ne konuştuklarını öğreneceğini söylüyordu.
yavaşça merdivenlerden çıkmaya başladı. kaliteli çizmeleri kuru tahtaya bastığında hiç ses çıkartmıyorlardı, sessiz yürümeyi uzun yıllar önce öğrenmişti.
bir kaç saatlik uykuyla gününü geçirebilirdi ancak üç gündür hiç uyumamıştı ve artık şişmeye başlamış gözlerine sitediğin vermesi gerekiyordu.
odasına girer girmez büyülü hançerini yastığının altına koydu ve derin bir uykuya dalmak için tüm beyin fonksiyonlarını hazırladı.

Posted: Fri Nov 10, 2006 7:36 am
by Firble
Anton ellerinde belki kendi ağırlığı kadar yiyecekleri zar zor taşıyarak içeri girdi. Yüzü kan ter içindeydi. İçeri girdi. Etrafa göz gezdirdi. Ama onca insanın arasında ne yapması gerektiğini anlayamadı.

Korumasına baktı. Onu tanıdı. Ve yanına gitti. Yoruldum dedi. Yoruldum ama değdi. Bi sürü de yiyecek aldım. Neyse diye devam etti. İçeri taşıyim yiycekleri sonra biraz yatıyim. Akşam olmuş değil mi? Gece uyanık olayım. Önemli bi şey olursa beni uyandırırsın.

Sonra yiyecekleri içeri mutfağa götürdü. Orada bırakıp yukarı çıktı. En sonra kendine ait odaya girdi. Yatağın üstüne giysilerini bile çıkarmadan yattı ve uyudu.