şiirler&şarkı sözleri

Buyrun huzurumuza ey güzide müdavimler. Eşsiz ve sonsuz dehlizlerinde savrulurken, bırakalım ruhumuzu dinginliğinin tadını çıkarsın...
FalcoN
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1027
Joined: Wed Jul 28, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by FalcoN »

şEBNEM FERAH

Mayın Tarlası

Mayın tarlasında dolaşıp durmuşum aşk sanıpta
Herkes arkamdan bağırmış kimseyi duymamışım
Savaş filmlerinde olur ya yaralı yaralı devam etmişim
Sonuna kadar aşk ya yanımdasın sanmışım

Mayın tarlasında yürüyüp durmuşum aşk sanıpta
Tel örgülerde durmamış bir delikten geçmişim
Her şey bana dur demiş kulağım darbe almış duymamışım
Sonuna kadar aşk ya sadece inanmışım

Koşmuşum düşmüşüm kalkmışım
Sevişmek sevmekten gelir inanmışım
Elimden tuttuğunda öyle bir güvenmişim ki
Bize bir şey olmaz sanmışım
Hep sanmışım...

Mayın tarlasında bir adam sevmişim aşk sanıp da
Soyunup korkusuzca çırılçıplak kalmışım
Aşk filmlerinde olur ya işte öyle sevmişim
Sonunda bedenim sağlam bulunmuş yüreğim paramparça

Image

Ã?akıl Taşları

Benim çakıl taşlarım var irili ufaklı
Kaybolduğumda yere yayıp yol yaptığım
Ã?akıl taşlarım var her yerden topladığım
Boşluğa düştüğümde oyunlar yaratıp oynadığım

Benim bir sözlüğüm var unutulmuş bir dil
Oysa ki içinde her şeyin anlamı gizli
Benim bir gözlüğüm var sol camı kırıldı
Taktığım zamanlarda içini gösteren adeta

Sen hiç "hiç" oldun mu, birden duruldun mu?
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
Düştün mü sen?

Benim hiç boyanmamış dört duvarım var
Ã?atlaklarından sızıp içinden geçtiğim
Benim hiç yıkılmamış duvarlarım var
Dikkatle baktığımda ardını gördüğüm adeta

Sen hiç "hiç" oldun mu birden duruldun mu?
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
Düştün mü sen?

Benim bir hikayem var sonunu yazmadığım
Benim bir sevgilim var henüz tanışmadığım
Benim umudum var benim umudum
Benim umudum var benim umudum

Sen hiç "hiç" oldun mu birden duruldun mu?
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?

Hiç oldun mu birden duruldun mu?
Bulanıkmış berrakmış her suyu içtin mi?
Altında ağ olmadan yerden yükseldin mi?
Tam zevkine varmışken birden yere düştün mü sen?
Düştün mü sen?

Image

Can Kırıkları

Bu kalabalığın içinde yapayalnız hissetmektense
Dünyanın bir ucunda tek başımayım
Kir göstermeyen renkleriniz sizin olsun
Korkmaktansa bulanıklığın tam içinde bir başımayım.

Benim belki de gizli bir bildiğim var
Elbette ağlarım benim can kırıklarım var
Senin gördüğün yanağımdan süzülenler
Asıl içimde içinde yüzdüğüm bir deniz var.

http://www.hurriyetim.com.tr/genc/images/sebnem1.jpg

Durma

Biz yollarda yalnız kaldık
Masallarla sevgi verilmez
Biz yıllarca korku dolduk
Rüzgara yön sorduk bilinmez

Hangi el güçlü bu ellerden
Yiğit yüreklerden
Başlasak yeniden yeniden

Hayır sen hiç korkma
Yarın senin yanında
Yeniden koş yollarda durma durma
Only God can Judge me!
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Bed of Razors-Children Of Bodom


I see the candle light burning in your
eyes, flareing up my eyes in flames
On this pitch-black summer night...
of passion and pain

The razor caressed my flesh
and my arms turned red, I feel a vast desire
Years of pain are flowing down my arms.
Sweet, red, warm stream you drink, make me released
Give me your hand, let me make you feel the ease,
in the bed of razors we bleed together...

I feel the fire burning in my heart,
I see it sparkling in your eyes
The blaze you're feeding more and more

The razor caressed your flesh and your arms turned red.
I feel your vast desire
Tearing pain is flowing down your arms.
Sweet, red, warm stream I drink to make you released
Holding your arms, cherish this composure,
in the bed of razors we sleep together, forever...


Image

Follow the Reaper- Children of Bodom

(Death be not proud, though some have called me mighty and dreadful, thou art not so.)

Loosing the war I'm feigning to win
though I never tried to to strive deep from within.

Life could be beautiful for anybody it's for
but I'd swear this mothafuckin' shit is rotten to the core

The portal has been past and it's
time to make a turn, to follow the reaper
until the point of no return

When your blindly death-raying blade
sweeps the griefs and fears away
I cross my heart and hope to die
thy freedom will be mine

Sinking down in the ocean of severe emotions
Grab a bottle to drink up the pain-relieving potion
But after all, that got boring too so no matter
what happens I couldn't give a damn or two

The portal has been past 'til the
point of no return
No more lines to cross
no bridges to burn

Now when your blindly death-raying blade
swept my griefs and tears away
I'd never go back to cross that line
I cross my heart and hope to die...die

(I was only 21 when I died)



Image

Blotter-Stone Sour

LET'S GO!
I only wanted, only wanted just to touch you
I couldn't bear it, couldn't bear it if you leave
It doesn't matter, doesn't matter if I scare you
I only wanted, only wanted someone else's skin
To feel you there
Touch my face
Keep me whole
Help me see------ my life
Give me your life...YEAH

I didn't wanna, didn't wanna be the first one
I haven't ever, haven't ever been discreet
It isn't over, isn't over by a long shot
I didn't wanna, didn't wanna be the only one
To feel you there
Touch your face
Keep you whole
Help you see------ my life
Give me your life

INCREDIBLE... AND CHEMICAL

Before I show you where the secret is
I want to turn you into this
I want to give you all
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

-Koçero Vatan şiiri-

keklik serer palazını tenha kayalıklara
uçurur korkusunu
kara diken savurur tohumunu
kurtulur korkusundan
orda bir dağ
orda bir taş
bir pınar
dağ ardında
taş ardında
pınarlı bir kara mavzer
bıyıkları kartallı da
başı yağlıklı
durur dimdik
bakar dimdik
bakar barışlı
bir güvercin pır pır eder ucunda namlusunun
''tutam yar elinden tutam
çıkam dağlara dağlara!''

koçero hep
durur orda
dağlarda

ben türkçe anlatamam
o kürtçe anlatamaz
farsça çıkmaz doruklara
koçero hep
durur orda
dağlarda
ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
şimdi siz
içebilir misiniz kendi sıcak kanınızı altun taslarda
geçirebilir misiniz şu yağlı ipi
kendi güzel ellerinizle
o güzel boynunuza
ve şakıyormuşçasına kafeste kanaryanız
bakıp bakıp zindanlı akşamlara
yudumlayabilir misiniz soğutulmuş içkinizi?

dolaşıyor akşam yelinin büyücü parmakları
çankaya'nın gencirisi kavaklarının gümüşlü yapraklarında
önce yaprak
sonra dal
sonra dallar ıpıl ıpıl
küme küme kavakları çankaya sırtlarının
çalar gibi bir gizli piyanoda
sonsuzluğun şarkısını
ve saksıda soluk alan belki bir camgüzeli
bir fesleğen
bir kaktüs
tutuşurken ormanlar oylum oylum
savrulurken kül ve kerpiç
rüzgarda!
ey elleri mis kokulu sabunlarla kurtulan beyler
almış kanlı gömleğini nere gider bu türkü
sarınmış kıl şalvara
nerden gelir bu ağıt?
yığdım kitapları dağ dağ
çağırdım nemrut'u karanlığıma
bir kucak yeşil yoncayla geldi nemrut
öptü ıslak gözlerini aç öküzümün

gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
imdatlara saldırmayın
basmayın düğmelere
yürekleri hoplatmayın
güzel beyler
hanımlar
zor ve çetin bir ağıttır koçero
bir gelin ağlar ona
ben ağlıyamam
bıyıkları çengel çengel
bir kardaş ağlar
acılı bir bacı ağlar
bağrı yanık bir ana
ben ağlıyamam!
ince bir ay batar gider kara dağın ardında
dolanır kerpiç damı ince bir rüzgar
irkiltir bir gece kuşu
osmanlı karakolların duvarlarını
bir elinde kanlı mendil
bir elinde kara mavzer
kimse bilmez nerde nasıl
taptaze bir
sımsıcak bir
gencecik bir ölüdür o
bir selamdır sımsıcak
varamamış dostuna
varamamış koçero

''Leb-i derya'' şu saltanat
şu konaklar şu saraylar şu köşkler
bu bereket bu bolluk
bu çılgınca hovardalık
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
kırkbin köyden birer kişi
göçüyor kırkbin kişi
kırkbin köyden onar kişi
göçüyor yarım milyon
ya ellişer yüzer kişi?
göçüyor milyon milyon
vatanda vatan
güzel beyler
hanımlar
kusuyor bütün köyler insanlarını
kusuyor kasabalar
baştanbaşa bütün ülke
kusuyor insanını!
bu eziklik
bu hırçınlık
güzel beyler
hanımlar
bu sınırsız tedirginlik
acaba nerde biter?
nasıl başlar acaba
şenlikli günleri toprakların?

bulacak birgün elbet
yatağını bu nehir
durulup dinginleşecek
birgün elbet bu nehir
ve çocuklar oynaşacak mutlu çocuklar
anacan sularında bu mutlu nehrin!
koçero bir dağ çekirgesinin gecede irkilmesidir
bir belirsiz karanlıktan
bir belirsiz karanlığa
irkilip uçmasıdır
bir dağ çekirgesinin
bir kurdun kaçmasıdır kendi karaltısından
yamaçtan bir taşın yuvarlanması
bir pınarın durup durup akması
bir çift gözün karanlığa bakması
şimşeklerin uzak uzak çakmasıdır dağlarda
bir mavzerin yanlışlıkla patlamasıdır
bir geyiktir koçero
sekerken taştan taşa kırılmış bilekleri
tırnakları kekik nane ve menekşe kokulu
tırnakları rüzgarlı
suçsuz bir geyik
avcılar yakalarsa mezedir eti
köpekler kovalarsa diş kirasıdır
bir okul piyesidir koçero
açış konuşmalıdır ve halaylı türkülüdür
müsamere derler adına oralarda
kaymakamlı savcılı ve çavuşludur
biletlidir ve yoksullar yararınadır
festivaldir sosyetede
modada son buluşlar
en taze ilişkiler
gürültülü boşanmalar
gürültülü birleşmeler
hele bir de balesi operası
''ey vatan'' aryası bir de
saygıdeğer prensesin saygıdeğer oynaşının
ardından telli sazlar
ardından yaylı sazlar
ardından vurmalılar
çekmeliler çarpmalılar üfürmeliler
ardından ''kuğu gölü'' ardından ''fındık kıran''
hemencecik candarmalar
ve ardından ''haydutlar''ı şiller'in
köroğlu'nun narası:
''yine de hey hey!''
ve ardından
çocukları gülmekten kırıp geçiren
çağdaş banka reklamları!
candarmalar geçirince kelepçeyi zinciri
bileklerine karıncanın
poz verince bir fukara karınca
en komprador basın aynalarına
aşka gelir kompüterler
aşka gelir telefonlar telsizler
ve doyum noktasına
sosyete nunni!

o zaman işte çelenk
o zaman işte tören
alkış
bando
ve rap rap
donanır bayraklarla bankalar sigortalar
ve uygunsuz işyerleri bilcümle
ve kadehler
kadehler ki ses verir yıldızlardan!

gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
koçero bir oyundur
yazılır
yazılır
bitmez
koçero bir oyundur
oynanır
oynanır
bitmez
vurur onu candarma
vurur onu candarma
durmadan vurur
ama o bitmez
o hep durur öyle orda
bıyıkları kartallı da
göğsü çapraz fişeklikli
gözleri beş yaşında
kolları nuh nebi'den
bir elinde kanlı mendil
bir elinde kara mavzer
pır pır eder bir güvercin
ucunda namlusunun
o hep öyle durur orda
taş ardında
rüzgarda!

muhtara sorarsanız
bizim serseri veli
marabaya sorarsanız
işini bilmemiş deli
köylüye sorarsanız
ekmeksiz garibin teki
çocuklara sorarsanız
yüce dağlar aslanı aslan koçero
kimsesize sorarsanız
hükümet bilir onu
candarmaya sorarsanız
devletin dağlarda silah çatması
vurguncuya sorarsanız
yolkesici yağmacı
soyguncuya sorarsanız
devletin acizliği
sağcıya sorarsanız
siktiret pezevengi
solcuya sorarsanız
''ferman padişahın dağlar bizimdir''
Istanbullu inanır ki
boğazda kaşalottur
ankaralı sanır ki
temele dinamittir
izmirlinin düşlerinde
şaşkın köpekbalığı
antalyalı hergece
gergedan görür düşünde
erzurum'da kolbaşıdır
erzincan'da deli daylak
pir sultan yoldaşıdır sivas'ta
bir ''kılıcı kanlı'' van'da
mardin'de bir
gözükanlı kaçakçı
ah koçero
vah koçero
koçero eyvah!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin!
patron gazetelerinde yüksek tirajdır koçero
hükümet programlarında bir ''nakl-i yekun''
kapitalist dış basında nobel'lik roman
politik sürtüşmelerde bir yılan hikayesi
diplomata sorarsanız
turistik bir serüven
kaymakama sorarsanız
''ahval-i adiye''den
sosyeteye sorarsanız
eğlenceli bir briç
sorarsanız bezirgan filmciye
gişelik bir senaryo
sorarsanız bürokrata
atatürk'ün gardrobuna
tükürmüş biri
hümaniste sorarsanız
fransızca bilmeyen
montenyi'den anlamıyan
mitologya tragedya
hümanizma helenizma
hiçbirinden çakmayan
bir yörüktür koçero!
ne anlar rönesanstan
ne anlar restorasyondan?
bir bazlama
bir uçkur
üç telli bir zımbırtıdır koçero!
sanki sırası mıydı dağlara tırmanmanın
demokratik tragedyayı uçuklatmanın
sanki sırası mıydı!

müfrezeler yürümüş dağ dağ
ve dere dere
kesmiş geçitleri korkunun silahları
bir tükenmez sermayedir koçero
haksız yönetimlere!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
silah silah çatmayın o güzel kaşlarınızı
koşturmayın şifreleri
telefonları
basar gibi tuz yarama
basmayın düğmelere
yürekleri hoplatmayın
güzel beyler
hanımlar
paralar girsin diyedir kalantor kasalara
toprak sömürülsün diyedir ortaçağlarda
ışıksız kalsın diyedir bir koca ülke
karanlıkta boğazlaşsın diyedir güzel yüzlü insanlar
fabrikalar işçi yesin para kussun diyedir
kıyılar yağmalansın ormanlar çiftlikleşsin
bankalar yağ bağlasın tekeller et bağlasın
holdingler palazlansın ortaklıklar göbeklensin
bu rüzgar böyle essin
bu değirmen böyle dönsün
bu çuvallar böyle dolsun diyedir
koçero'nun dağlarda medetsiz yalnızlığı!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
yeni değil bu hikaye
bu oyun eski oyun!
ah koçero
vah koçero
koçero eyvah!

bir akşam birdenbire bir can çıkar dağlara
bin kardaş bin bacı bin ana
bin kerpiç bin harman bin açlık
bin yenge bin emmi bin dayı
bin zulüm bin acı ve bin karanlık
bir akşam birdenbire çıkar dağlara
bıyıkları terlememiş bin çocuk
bin aşık bin deli bin meczup
bin ekmeksiz bin işsiz bin suçsuz
kıl şalvar kurtlu çarık
naldöken mazıkıran dervişçatlatan
itburnu koyakgülü ahlatçatısı
bir akşam birdenbire çıkar dağlara
çökelekler yoğurtlar arpa bazlamaları
yalnayaklar gömleksizler dayanaksızlar
munzur'lar cilo'lar palandöken'ler
dersim'ler tunceli'ler bingöl'ler
tunceli'de mercan'lar ağrı bereketleri
tahtalı'lar toroslar ve binboğa'lar
bir akşam birdenbire çıkar dağlara

turistik bir gösteridir dağlara çıkmak
örneğin ağrı'lara
alpler'e süphan'lara ant'lara
himalaya dağlarına derin asya'nın
klimancaro'nun trpoik karlarına
turstik bir gösteridir dağlara çıkmak!
gelgör ki böyle yazmıyor bizim burda kitaplar
turistik diye göstermiyor dağları
turist diye vermiyor dağlara çıkanları
bir sürekli çıplaklıktır koçero
bir sürekli açlıktır
bir sürekli haksızlıktır koçero
bir sürekli itilmişlik
koçero bir vazgeçiştir
koçero bir ilgisizlik
bin yıllık yoldan gelir
üstübaşı kan içinde
yorgun bir dilekçedir
bir arzuhal koçero
bir tanrı selamıdır
alınıp verilmemiş
görülmemiş bir hacettir koçero
çiğnenilip geçilmiş
ve sorulmamış
upuzun bir eyvahtır
upuzun bir pişmanlık
bir ünlemdir koçero
sığmaz okul kitaplarına
erzurum yaylasından
erzincan çukuruna
ve tecer dağlarından
harran cenderesine
bir uzun masaldır ki koçero
dağların dağlara yaslandığı yerlerde anlatılır
geçitlerin geçitlere küstüğü koyaklarda
benek benek anlatılır
nakış nakış anlatılır
bıçak bıçak
kurşun kurşun
ve türkü türkü!
göğsü çapraz fişeklikli
bıyıkları kan içinde bir kara mavzerdir koçero
yatar türkülerde upuzun
ağıtlarda fidan fidan
koçero
bildirir hal-ü ahvalini dört mevsimin tanrısına
bildirir divanına
şaşırtılmaz adaletin:
''arkam sensin
kalam sensin
dağlar hey!''


gocunmayın güzel beyler
hanımlar
alınıp incinmeyin
koçero bir vatandır
yaşanılır boydanboya
koçero bir vatansızlık
bir dağlaşmış yalnızlıktır koçero
mavzerleşmiş bir haksızlık
yanıtsız bir dilekçe!
ben türkçe anlatamam
o kürtçe anlatamaz
farsça çıkmaz doruklara!
gocunmayın güzel beyler
hanımlar
kan bulaşır ellerime
ben anlatamam!

Hasan Hüseyin

Not: İki kere kontrol ettim fakat yine de aktarımda yazım hatası yapmış olabilirim, şimdiden özür dilerim.
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Dalmer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 33
Joined: Wed Feb 15, 2006 10:00 am
Contact:

Post by Dalmer »

Pentagram

Unspoken



There"s nothing to do
There"s only to be
There"s nothing to show
There"s only to see

Now here, nowhere
The truth is unspoken

You are alone
You"ve got something to prove
You are alone
You"ve got something to lose

Now here, nowhere
The truth is unspoken

There"s nothing to do
There"s only to be
There"s nothing to lose
There"s only to feel
All one, alone
The truth is unspoken
scythe
Kutsanmış Kişi
Posts: 871
Joined: Sun Oct 05, 2003 10:00 am
Location: eskişehir
Contact:

Post by scythe »

biraz da türkü olsun bakalım...


Yarim senden ayrılalı
Hayli zaman oldu gel gel
Bak gözümden akan yaşlar
Ab-ı revan oldu gel gel

Böyle m'olur küsüp gitmek
Seni seveni terketmek
Haram oldu yemek içme
İşim figan oldu gel gel

Kul aşık ever varmaya
Halinden haber sormaya
Yetiş namazım kılmaya
Seni seven öldü gel gel
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Esaret

Zindanlarında Kudüs"ün,
Dipkapalıda,
Guantalama"da yahut.
Belki isimsiz bir hücre evinde,
Ellerin, ayakların domuz bağı.
Esaret.
Belki son model bir F tipi"nin
Ruhsuz parmaklarında.
"Prensip sahibi başçavuş"lar etrafında
Soğuk ranzalar
Merhametsiz duvarlar ortasında.
Esaret
Sansaryan"da
Yosun bağlamış tabutluk"ta belki.
Belki, elektrikte sorgu odasında...
Esaret...
Hep böyle aşağılık
Hep böyle insanlık dışı.
İnsanlık onuru yenecek işkenceyi
Yenecek esareti.
Ve o zaman sadece tek esaret kalacak
Aşağılık olmayan
Adi olmayan bir esaret.
En onurlu
Tek güzel
Tek mutlu esaret.
Sevgilinin yüreğindeki esaret.
Güzeller Güzeli"nin esareti.
Aşkın esareti.
İşte bu
Kabul edebileceğim tek esaret.

fingolfin
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

A PERFECT CIRCLE - PASSIVE

Dead as dead can be
The doctor tells me
But I just can't believe him
Ever the optimistic one
I'm sure of your ability
To become my perfect enemy

Wake up and face me
Don't play dead 'cause maybe
Someday I will walk away and say
You disappoint me
Maybe you're better off this way

Leaning over you here
Cold and catatonic
I catch a brief reflection
Of what you could and might have been
It's your right and your ability
To become my perfect enemy

Wake up
(Why can"t you?)
And face me
(Come on now)
Don't play dead
(Don"t play dead)
'Cause maybe
(Because maybe)
Someday
(Someday)
I"ll walk away and say
You disappoint me
Maybe you're better off this way

Maybe you're better off this way
You're better off this
Maybe you're better off...

Wake up
(Why can't you?)
And face me
(Come on now)
Don't play dead
(Don"t play dead)
'Cause maybe
(Because maybe)
Someday
(Someday)
I"ll walk away and say
You fucking disappoint me
Maybe you're better off this way!

Go ahead and play dead
(GO!)
I know that you can hear this
(GO!)
Go ahead and play dead
(GO!)

Why can't you turn and face me?
(WAKE UP!)
Why can't you turn and face me?
(WAKE UP!)
Why can't you turn and face me?
(WAKE UP!)
Why can't you turn and face me?
(GO!)
You fucking disappoint me

Passive-aggressive bullshit...
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am
Contact:

Post by Firble »

Büyük Ozan Sezen Aksudan bir şarkı daha...
Muazzam bir şarkı gerçekten muazzam. Hissettirdiklerini kelimelerle anlatmak ne kadar mümkündür bilmiyorum...



bir çocuk gördüm uzaklarda
gözleri kederli hatta korkulu
her şeye rağmen bir an gülümsedi çocuk
sıcak sade ama biraz kuşkulu

bir çocuk sevdim uzaklarda
sanıyordum ki onun özlemi de buydu
o ise bir bakışta beni örtülerimden
yalnızca yalnızca duygularıyla soydu

ben böyle yürek görmedim böyle sevgi
şimdi çocuk büyümekte günbegün
bütün hüzünleri okşadı birer birer
gizli bir ümide sarılarak biraz küskün

bir çocuk gördüm uzaklarda
biraz çocuk biraz adam biraz hiçti
ellerinde yaşlı zaman demetleri
daha önce denenmemiş yeni bir yol seçti

bir çocuk sevdim uzaklarda
bir elinde yarın öbür elinde dün
erken ihtiyarlamaktan sanki biraz üzgün
dünyanın haline bakıp güldü geçti.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

LED ZEPPELIN - KASHMIR

Oh let the sun beat down upon my face, stars to fill my dream
I am a traveler of both time and space, to be where I have been
To sit with elders of the gentle race, this world has seldom seen
They talk of days for which they sit and wait and all will be revealed

Talk and song from tongues of lilting grace, whose sounds caress my ear
But not a word I heard could I relate, the story was quite clear
Oh, oh.

Oh, I been flying... mama, there ain't no denyin'
I've been flying, ain't no denyin', no denyin'

All I see turns to brown, as the sun burns the ground
And my eyes fill with sand, as I scan this wasted land
Trying to find, trying to find where I've been.

Oh, pilot of the storm who leaves no trace, like thoughts inside a dream
Heed the path that led me to that place, yellow desert stream
My Shangri-La beneath the summer moon, I will return again
Sure as the dust that floats high in June, when movin' through Kashmir.

Oh, father of the four winds, fill my sails, across the sea of years
With no provision but an open face, along the straits of fear
Ohh.

When I'm on, when I'm on my way, yeah
When I see, when I see the way, you stay-yeah

Ooh, yeah-yeah, ooh, yeah-yeah, when I'm down...
Ooh, yeah-yeah, ooh, yeah-yeah, well I'm down, so down
Ooh, my baby, oooh, my baby, let me take you there

Let me take you there. Let me take you there
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
dreamshadow
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 138
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: karşıyaka
Contact:

Post by dreamshadow »

Blackmore's Night - Shadow of the Moon

In the shadow of the moon,
She danced in the starlight
Whispering a haunting tune
To the night...
Velvet skirts spun 'round and 'round
Fire in her stare
In the woods without a sound
No one cared...
Through the darkened fields entranced,
Music made her poor heart dance,
Thinking of a lost romance...
Long ago...
Feeling lonely, feeling sad,
She cried in the moonlight.
Driven by a world gone mad
She took flight...
"Feel no sorrow, feel no pain,
Feel no hurt, there's nothing gained...
Only love will then remain,"
She would say.
Shadow of the Moon...
Shadow of the Moon...
Somewhere just beyond the mist
Spirits were seen flying
As the lightning led her way
Through the dark...
Shadow of the Moon..
...........................S.D.W...........................
Daeya
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2183
Joined: Tue Apr 13, 2004 10:00 am
Location: Karşıyaka
Contact:

Post by Daeya »

Ari Hest - Aberdeen

When I get out of Aberdeen one of these days
Trade in the truck and these fields of green for a ticket on the airways
Ive seen pictures in magazines of skyscrapers and light displays
And all that I can think about is getting away

Every dollar I have saved
Every winter I have braved
Every road that I have paved
Leads to somewhere
Never was there any doubt
I would make my way out
I want to know what lifes all about
And I will get there

Like clockwork the sun rises on this farm
Brightens the hills and wakes the trees, this town has its charm
But when you see it day in and day out for over twenty years
What once was a choice becomes obvious, now its clear

Every dollar I have saved
Every winter I have braved
Every road that I have paved
Leads to somewhere
Never was there any doubt
I would make my way out
I want to know what lifes all about
And I will get there

When I get out of Aberdeen one of these days
Im not quite sure which way Ill lean,
but it wont matter anyway
And Ill never forget about you,
Well meet again someday
But all I know is I cant stay
Do you know the terror of he falls asleep? To the very tors he is terrified. Because the ground gives way under him, And the dream begins...
cHa0s
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5
Joined: Wed May 03, 2006 10:00 am
Contact:

Post by cHa0s »

Bu aralar paso dinlediğim bir şarkı Lonely Day/system of a dawn

Such a lonely day
And it's mine
The most loneliest day of my life

Such a lonely day
Should be banned
It's a day that I can't stand

The most loneliest day of my life
The most loneliest day of my life

Such a lonely day
Shouldn't exist
It's a day that I'll never miss

Such a lonely day
And it's mine
The most loneliest day of my life

And if you go
I wanna go with you
And if you die
I wanna die with you

Take your hand
And walk away

The most loneliest day of my life
The most loneliest day of my life
The most loneliest day of my life

Such a lonely day
And it's mine
It's a day that I'm glad I survived
Dreamscape
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 718
Joined: Sun May 07, 2006 10:00 am
Location: Kuzeyden Nordland'den...
Contact:

Post by Dreamscape »

Galadriel'e dair...

Bir zamanlar bir Elf kızı vardı,
Bir yıldızlı sanki gündüz parlayan:
Ak mintanı altınla bastırılmıştı,
Pabuçları ise gümüş beyazından.

Alnına bir yıldız iliştirilmişti
Bir ışık yanardı saçlarında
Tıpkı parıldayan güneş gibi,
Latif Lorien'in altın dallarında.

Saçı uzundu, bembeyazdı teni,
Güzeller güzeliydi, hürdü;
Rüzgarda bir ıhlamur yaprağı gibi
Hafif yürürdü.

Nimrodel çağlayanları yanındaki
Berrak ve serin suyun eteğinde,
Saçılan gümüş gibi akardı sesi
Parlayan gölün içlerine.

Nerelerdedir bilinmez şimdi,Gölgede mi dolanır, günışığında mı
Ã?ünkü Nimrodel kayıplara karıştı
Dağlarda kayboldu gitti.

Bir elf gemisi, dağın rüzgardan koruduğu
Boz limanda
Onu günlerce bekledi durdu
Uğultulu denizin kıyısında

Bir gece bir yel esti gürleyerek
Kuzey Toprakları'ndan bu yana
Yükselen medde sürükleyerek
Götürdü gemiyi elf sahillerinden uzağa.

Soluk tan yerinde gözden yitmişti kara
Kör edici su zerreciklerinden tüylerini
Püskürten dalgaların ardında
Batıp gidiyordu dağlar ufukta

Amroth kaybolan sahile bir göz attı
Kabaran deniz kıyıyı örtüyordu,
Ve bu imansız gemiye lanet etti
Nimrodel'den uzağa götürdüğü için onu.

Bir Elf kralıydı eskilerde
Hükümdarıydı vadilerle ağaçların,
Altın rengi olduğu zamanlarda
Zarif LothLorien'de bahar dallarının.

Baktılar ki atlamış, yaydan çıkan ok misali
Dümen yekesinden denize,
Rüzgarda ki martı gibi
Dalmış gitmiş derinlere.

Uçuşan saçlarının arasında rüzgar,
Etrafında parlıyırdu dalgaların köpükleri;
Uzaklarda güçlü ve zarif yüzdüğünü gördüler,
Süzülerek gidiyordu sanki bir kuğu gibi.

Ancak Batı'dan hiç haber gelmedi
Beri Sahil'de yaşayanlara,
Bir daha hiçbirşey işitmedi
Elf halkı, Amroth hakkında...
Aredheliquas
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1039
Joined: Sat Apr 23, 2005 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Aredheliquas »

24

Yaşlanan Birgün Bugün. Bavulu Topluyor Ve Son Vedasi Tipki Dün Gibi Köseye Ã?ekilip Agliyor, Bense Yarina Penceremden Bakma Gafletindeyim. Gözlerim Dolu Ve Ellerim Tutuklu Yüzüme.

Dudaklarim Kilitli, Hosçakal Bugün!..Sen De Yolcusun Dünlerimde Sorgusun Ve 24lük Yorgunsun Git De Dinlen Gidenlere Yarinim Kapida Bekliyor Ve Son Veda Zamani

Saçlarimda Sakli Kar Beyaz Ve Gözlerimde Hep Telas. Panik, Silik Resimler Ortasinda Bir Küçük Ã?ocuktum, Hep Konuktu Baska Gün Ve Çok Soguktu Her Geçen Dün. Tipki Sen Gibiydi, Giden O Eski Dünler, Geçmisin Karanliginda Anilarimdi Onlar, Bense Bulamaz Oldum Onlari, Hep Selam Gönderdim Geride Kalana, Kanitim Yoktu Yarina, Yolcularimla Agladim, Hiç Misafir Olmamişti Kimse Bunu Ben Anladim. Sonbaharda Katil Oldu Rüzgarlar Öldu Tüm Yapraklar, Yagmur Aldi Gözyasi, Ve Rüzgar Oldu Ruhlar Estiler Yavasça. Sen Misali Aglamisti Her Dünüm Usulca.


Dudaklarim Kilitli, Hosçakal Bugün, Sen De Yolcusun, Dünlerimde Sorgusun Ve 24lük Yorgunsun, Git De Dinlen Gidenlerle Yarinim Kapida Bekliyor Ve Son Veda Zamani.

Aynalarda Bugulu Yüzümü Göremez Oldum, Ve Iyimserlik Mateminde Sari Gül Tuttum. Hayallerim Yok Oldu, Koydugum Yerde Yoktu Hiçbiri Tek Yabanci Bendim Evde Ver Bir Yalanci Mumdu Dogan Günes. Solan Gülümdü, Talan Sonuydu, Kalan Resimdi, Bir Vesikalik Gülen Ã?ocuktum, Yüzüme Bakarak Agladim, Yüzlesirken Kendimle, Hiçkiriklarimla Savasir Oldum, Ertelendim Yarina. Reddedildim, Gideni Yolcu Etti Gözlerim Ve Gelene Merhaba Dedi Bu Kimsesiz Dilim, Ortalarda Gezinen Oldu Dilenci Ellerim, Bu Son Demiydi, Sonbaharin, Son Yapraginda, Son Gülümsemekki Nefesi Son Ã?ekisti Içime Sonbahardi. Güz Agirdi Gün Üzeri Bir Tebessüm Etti Yüz, Sakli Kaldi Her Düsende Kirilan Onca Göçebe His, Biz Dünden Olma Yarina Varma Garibeyiz.


Dudaklarim Kilitli, Hosçakal Bugün, Sen De Yolcusun, Dünlerimde Sorgusun Ve 24lük Yorgunsun, Git De Dinlen Gidenlerle Yarinim Kapida Bekliyor Ve Son Veda Zamani.


Sagopa Kajmer
<div>Duvarlar renkli olsada, karanlıkta ne görebilirsinki?... Bir köre rengi, nasıl anlatabilirsinki?</div><br>
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Disturbed - Forsaken (Queen of The Damned soundtrack)

I'm over it
You see I'm falling in the vast abyss
Clouded by memories of the past
At last, I see

I hear it fading
I can't speak it
Or else you will dig my grave
We fear them finding
Always whining
Take my hand now
Be alive

You see I cannot be forsaken
Because I'm not the only one
We walk amongst you
Feeding, raping
Must we hide from everyone

I'm over it
Why can't we be together
Embrace it
Sleeping so long
Taking off the mask
At last, I see

My fear is fading
I can't speak it
Or else you will dig my grave
We fear them finding
Always whining
Take my hand now
Be alive

You see I cannot be forsaken
Because I'm not the only one
We walk amongst you
Feeding, raping
Must we hide from everyone

You see I cannot be forsaken
Because I'm not the only one
We walk amongst you
Feeding, raping
Must we hide from everyone

Everyone
Everyone
Everyone
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 1 guest