Yeni Dünya ( RP EKRANI )
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
Cody şaşırmıştı kumun içinde Nefes alabiliyordu,Ne oluyordu ,etrafta bir savaşın olduğunu anlamak için bir büyücü yada onun gibi bir şey olmak gerekmiyordu,hararetli bir savaş sıcak bir ortam olduğunu Anlamıştı Cody, Atı Ölmüştü Salak hayvan. Diye içinden geçirdi.
Gözlerini açmaya korkuyordu. Neyle karşılaşacağını bilmiyordu iblislerin girdiği yere girmişti. YA karşsında Güçlü bir iblis varsa diye teredütte kalsada.
Tüm Ceseratini Topladı Ve
Gözlerini bir anda AÃ?tı......
Gözlerini açmaya korkuyordu. Neyle karşılaşacağını bilmiyordu iblislerin girdiği yere girmişti. YA karşsında Güçlü bir iblis varsa diye teredütte kalsada.
Tüm Ceseratini Topladı Ve
Gözlerini bir anda AÃ?tı......
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Shruiak tam Piijek`e Xyra v diğerlerinin nerede olduğunu soracaktı ki,Dizlerinin üzerinde onlara doğru yaklaşan şekli gördü.Bir Ranger.Umarım bizi ele vermez diye düşündü.
Pİijek`e doğru kısık sesle:''Bir ziyaretçimiz var sanırım.Burada kal ve şu yaratıklardan biri bu tarafa dönerse-eliyle diğer kayaları gösterdi- onlardan birine saklanmaya çalış.Bu adamı durdurmaya çalışıcam eğer bir sorun çıkarsa saklan,güç gösterisi yok.Tamam mı savaşçı?''
Pİijek`e doğru kısık sesle:''Bir ziyaretçimiz var sanırım.Burada kal ve şu yaratıklardan biri bu tarafa dönerse-eliyle diğer kayaları gösterdi- onlardan birine saklanmaya çalış.Bu adamı durdurmaya çalışıcam eğer bir sorun çıkarsa saklan,güç gösterisi yok.Tamam mı savaşçı?''
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
-
WizardOfQuarks
- Kullanıcı

- Posts: 757
- Joined: Sun Nov 28, 2004 10:00 am
- Location: Ankara
- Contact:
Mağara zeminine yavaşça düşen Xyra artık görebildiğini ve daha rahat nefes alabildiğini farketti. Isıya duyarlı gözleri çevresinde olan bitenleri algılamasını sağladı. Cehennem yaratıklarını ve onlarla savaşan diğer yaratıkları gördü. İlk başta bunların toprak elementi olduklarını sandı ama bildiği kadarıyla onlar bu boyutlarda ve bu şekilde olmazlardı. Yine de her ne iseler oldukça tehlikeli oldukları kesindi. Olası bir saldırıya karşı tetikteydi. Kendini güvende olacağını düşündüğünü bir yere attı ve hızlı bir şekilde etrafını inceleyip nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Nerede olabileceğini tahmin edebiliyordu zaten toprakta nefes alabildiğini farkedince anlamıştı bunu. Ama yine de emin değildi. Etrafını gözlerken Shruiak’ı bir kayanın arkasında gizlenirken farketti. Xyra’ya saklanmasını söylüyordu. Zaten yapılabilecek en mantıklı şey saklanmaktı. Bu sırada mağaraya düşenlerin sayısı da artıyordu ve bazıları büyük tehlike içindeydi. Konumunu tekrar gözden geçirip kendini korumak ve gerekirse de yardım etmek için hazır bekledi.
"Ã?n yargıları yıkmak, atomu parçalamaktan daha zordur..." Einstein
Khedan bir süre kendine gelemedi, nerede olduğunu, ne olduğunu hatırlayamadı ama omzundaki hafif sızı onu kendine getirdi. Birisi ona vurmuş muydu ? Evet.. aynen öyle olmuştu ve lanet olası bi paladindi bu sersem. Onlar için yapmaya çalıştıklarını anlayamayan bir sersem. Büyücü hiddetle yerinden oynadı, o sersemden kaçmalıydı ama o esnada bir gariplik hissetti. Etraf çok mu karanlıktı ?
İşte o anda toprak elementlerinin diyarı olan yerde olduğunu ve başarılı olduğunu anlayıverdi büyücü. Ama herşey planladığı gibi gitmemişti, büyünün kontrolü artık onda değildi. Büyü ya tamamen yok olmuş ya da dengesizleşip daha da büyümüştü, iki ihtimalde de büyücü postunu kurtardığına emindi. Eh varsın geri kalanını da gelemeyenler düşünsündü.
Büyücü şöyle bir etrafına bakındı, çevrede çok fazla Dev Kadahar görünmüyordu ve daha da iyisi küçük ve orta boyutlardaki Kadaharlardan hiç göremedi. Normal şartlarda birkaç tane onlardan bulunmasını beklerdi ve olmamaları büyücüyü temkinli davranmaya itti.
Kudretinin şu anda elinin altında olduğunu biliyor ve bundan çok hoşlanıyordu, şu anda istediği şeyi alevlere boğabileceğini, uçabileceğini ve bunları yaparken de eskiden olduğu gibi yok olma korkusu yaşamayacağını bilmek onu heyecanlandırıyordu ama etrafı koloçan etmeden dev yaratıkların dikkatini çekmek iyi olmazdı. Yavaşça etrafta gezinmeye ve dikkat çekmeden ilerlemeye çalışıyordu ki kendisine doğru gelen kadını gördü. Kadın onu farketmemiş ve bir anda yanına atlayıvermişti.
Shruiak'ın kafası karışmıştı ama bu tür durumlarda soğukkanlı olmayı bilirdi ve şimdi de öyle davranıyordu. Savaştan olabildiğince uzak duruyordu. Etrafta görülen alev saçan varlıkların sayısına bakılacak olurnursa herkes buraya geliyordu, bu buranın başka bir düzelm olma ihtimalini azaltr mıydı ? Emin değildi ama bir şekilde yukarıdan geleceklerin buraya yakın biryerlerde olacağını düşündü ve Xyra'ya hareket dili ile bir işaret gönderdi, ondan saklanmasını istiyordu. Bu esnada çevresindeki hareketlenmeyi farketti. Bir melek yukarıdan içeriye girivermişti ve etrafı aydınlatıyordu. Hala bir mum gibi parlayan varlık çevreyi dolaşmaya ve içerideki dev canavarların dikkatini çekmeye başlamıştı bile. Ve dikkat çeken sadece oda değildi.
Susy toprağa batmış olanları izlemeye karar vermişti, ya sonu gelmişti ya da birşeylerin başlangıcına doğru yola çıkmıştı. O esnada birtakım yanlışlar yapabileceğini ama temelde hata yapmış olma olasılığının düşük olduğunu düşündü. Büyücü bir kapıdan çok bir ağrı büyüsü yapmıştı ve bu bataklık oluşmuştu. Bu bir canavar mıydı, onu midesine mi gidiyordu ? Ama bunların hiçbir ona mantıklı gelmiyordu. Bu esnada artık tamamıyla toprağın içine gömülmüştü ve çaresizlikle çırpınmaya başlamıştı ki bi toprakta olabildiğinden fazla hareket edebildiğini ve hala hayatta olduğunu farketti.
Argay zaten çok fazla seçeneğinin olmadığını farketmiş ve platforma girmeye karar vermişti. Birkaç saniye sonra da çok büyük bir hata yapmadığını farketti. Kendisini bir mağaranın zemininde buluvermişti ve biraz önce buraya giren savaşçı kadını, meleğimsi varlığı rahatlıkla görebiliyordu ve kadının arkasındaki kocaman varlığı da. Evet oldukça yavaş hareket ediyordu ama boyutuna bakılınca pek de kaçılmayacak gibi değildi.
Balamir savaşçıdan sonra batmıştı ve mağaranın zeminine ulaşması da geç olmuştu. Yüzmeye çalışmıştı ama iki metreye yakın bir yükseklikten düşerken yüzme denemesini bir refleksle bırakmış ve toparlanmış, oturur vaziyette yere düşmüştü. Bu esnada Argay havadan yere düşen Balamir'i gördü. Savaşçı kadının olduğu tarafın tam tersinde, meleğin birkaç metre uzağındaydı.
Clesnyé kendisini ne tür bir manyaklığın tuttuğunu bilmiyordu ama ölüme gülerek gidiyordu. Başka bir zaman olsa kendisine inanamazdı ama son zamanlarda o kadar berbat şeyler olmuştu ki bir bataklıkta ölme fikri eğer buradan kurtulma şansı varsa daha kabul edilebilir görünüyordu ve platformda battıkça battı ve ümidi de azaldıkça azaldı. Bu esnada etraftaki birçok kişininde isteyerek ya da istemeyerek onu takip ettiğini farketti. Ama aşağıda o kadar da çok kişi bulamadı çünkü aşağısı diye birşey yoktu. Sadece içinde nefes alabildiği bir taş toprak yığının içinde kalmıştı.
Edmond da ortalığı saran delilik dalgasına mı kapılmıştı yoksa bu genişleme hızı ile giderse zaten kendini de yutacağını hesapladığından mıdır bilinmez cesaretle platforma atladı ve biraz önce platforma atlayan arkadaşlarının arkasından aşağı indi. O da bir taş toprak yığınının ortasındaydı. Arkadaşlarının kendisine fazla uzak olma ihtimali yoktu, en azından o öyle düşünüyordu.
Swain büyük bir hata yaptığını düşünüyor ve mağarada büyücüyü arıyordu. Onun da düştüğünü görmüştü, buralarda olmalıydı ama nerede ? Bu esnada devasa varlıkların birinin biraz ötesinde bir kadına doğru ilerlediğini, kadının panikle kaçtığını farketti. Onun ardından birçok kişi buraya geliyordu.
Pijek ölmediğine seviniyordu ve bu keyfini yerine getirmeye yetmişti. Yaşadığına göre yaşıyordu ve endişelenmeye gerek yoktu. Kara tenliyi gördüğünü düşünmüştü ve ona doğru seslendi. Cevap verse iyi olurdu çünk etraftaki dev varlık ona çok fazla oyalanacak zaman bırakmayacaktı.
Elanora bu içinde bulunduğu şeyden sıkılmıştı ve gelen iğrenç sesin aksi yönde ilerlemeye niyetliydi. Oysa biraz sonra bir ışık hüzmesi gördü ve o hüzme tüm dikkatini çekti ve o sesin geldiği yönde, yani ışığa doğru ilerlemeye karar kıldı. Tam bu yığından kurtulduğunda bu midesi bozuk devin aslında bir dev değil, en azından bildiği devlerden olmadığını anladı. Ucu sivri dev bir kayayı andıran ve yavaş ta olsa sürüerek ilerleyen varlığı farketti.
Amora'nın hisleri bir kez daha hareketlendi ve ona çevredeki büyük kötülüğü ve kadim sessizliği haber verdi. Amora bunları anlamaya ve çevrede yürümeye çalışıyordu ki cehennem varlıklarının birbir düşüşleri, kara toprağa vuruşları göründü gözüne ve bu ona hüzün verdi. Kafası karışıktı ve o esnada nereye gittiğini farketmiyordu, ta ki biraz önce düştüğünü gördüğü bir cehennem yaratığının alevden kılıcını taştan bir bloğa sertçe vurduğunu ve bloğun da ona sanki bir canlıymış gibi dev parçasını çarpışını izledi.
Kathranis bu yeni geldiği yerden son derece rahatsız olmuştu. O özgür ruhlu bir adamdı ve böyle sıkışığ kalmaktan hoşlanmazdı. Hele de bunun gibi toz toprak içindeki yerlerden. Kurdunu da görememişti ve onu hissetmiyordu. Tam arkadaşlarını görmüş onlara doğru ilerlerken bir kez daha Volan'ın varlığını hissetti. O buradaydı ama nerede ?
Cody savaşın gürültülerini duydu ve bu savaşın ne olduğunu merak edip heyecanlandı, belki de biraz korktu ama bu onu hareket etmekten uzaklaştıramazdı. Silkindi ve gözlerini açtı ve açar açmaz üzerine düşen gölgesi ile birkaç metre önündeki dev kaya varlığı gördü. Ondan uzaklaşıyor, ilerideki birşeye doğru yöneliyordu. (Bu kaya yaratık Eldaril i kovalayan yaratık. Paladin Cody'nin tam karşısında sayılır. 15 metre kadar ileride.)
Xyra durduğu yerden olanları izliyor ve kendisine en uygun konumda bekliyordu. Acaba yardım etmek ister miydi bilmiyordu ama bir şekilde belaya bulaştığını biliyordu çünkü savaşçı kadın sadece birkaç metre ilerisindeki bir taş kovuğuna sığındı. Bir metre yüksekliğindeki bu kovuk içeriye doğru giren bir mağaranın başlangıcıydı aynen Xyra'nın durduğu kovukta olduğu gibi. Eğer oraya gelirse dev yaratığın kendini de farkedeceğini biliyordu ama mağaranın içinin neler barındıracağı konusunda hiçbir yorumu yoktu.
Drowun görüşü içinde bulundukları yeri belli bir seviyeye kadar analiz edebilmesini sağlıyordu.
Ã?evreden birçok giriş olan geniş bir alandı şu anda cehennem varlıklarının bulunduğu yer. Kapının çıkış noktasının bura olması büyük talihti çünkü ateşin oğulları bunun gibi biryerde çıkmazsalar muhtemelen yok olurlardı ama aynı zamanda burası bu dev yaratıkların yuvası olabilecek genişlikte bir yerdi.
Yani aşağı tükürse parlar, yukarı tükürse damlar durumunda kalmıştı büyücü anlaşılan ve görüldüğü kadarı ile cehennemin yaratıklarına savaşarak yaşama şansı tanımıştı. Dev mağarada en azından savaşma ve uçma şansı buluyorlardı sınırlı da olsa.
İşte o anda toprak elementlerinin diyarı olan yerde olduğunu ve başarılı olduğunu anlayıverdi büyücü. Ama herşey planladığı gibi gitmemişti, büyünün kontrolü artık onda değildi. Büyü ya tamamen yok olmuş ya da dengesizleşip daha da büyümüştü, iki ihtimalde de büyücü postunu kurtardığına emindi. Eh varsın geri kalanını da gelemeyenler düşünsündü.
Büyücü şöyle bir etrafına bakındı, çevrede çok fazla Dev Kadahar görünmüyordu ve daha da iyisi küçük ve orta boyutlardaki Kadaharlardan hiç göremedi. Normal şartlarda birkaç tane onlardan bulunmasını beklerdi ve olmamaları büyücüyü temkinli davranmaya itti.
Kudretinin şu anda elinin altında olduğunu biliyor ve bundan çok hoşlanıyordu, şu anda istediği şeyi alevlere boğabileceğini, uçabileceğini ve bunları yaparken de eskiden olduğu gibi yok olma korkusu yaşamayacağını bilmek onu heyecanlandırıyordu ama etrafı koloçan etmeden dev yaratıkların dikkatini çekmek iyi olmazdı. Yavaşça etrafta gezinmeye ve dikkat çekmeden ilerlemeye çalışıyordu ki kendisine doğru gelen kadını gördü. Kadın onu farketmemiş ve bir anda yanına atlayıvermişti.
Shruiak'ın kafası karışmıştı ama bu tür durumlarda soğukkanlı olmayı bilirdi ve şimdi de öyle davranıyordu. Savaştan olabildiğince uzak duruyordu. Etrafta görülen alev saçan varlıkların sayısına bakılacak olurnursa herkes buraya geliyordu, bu buranın başka bir düzelm olma ihtimalini azaltr mıydı ? Emin değildi ama bir şekilde yukarıdan geleceklerin buraya yakın biryerlerde olacağını düşündü ve Xyra'ya hareket dili ile bir işaret gönderdi, ondan saklanmasını istiyordu. Bu esnada çevresindeki hareketlenmeyi farketti. Bir melek yukarıdan içeriye girivermişti ve etrafı aydınlatıyordu. Hala bir mum gibi parlayan varlık çevreyi dolaşmaya ve içerideki dev canavarların dikkatini çekmeye başlamıştı bile. Ve dikkat çeken sadece oda değildi.
Susy toprağa batmış olanları izlemeye karar vermişti, ya sonu gelmişti ya da birşeylerin başlangıcına doğru yola çıkmıştı. O esnada birtakım yanlışlar yapabileceğini ama temelde hata yapmış olma olasılığının düşük olduğunu düşündü. Büyücü bir kapıdan çok bir ağrı büyüsü yapmıştı ve bu bataklık oluşmuştu. Bu bir canavar mıydı, onu midesine mi gidiyordu ? Ama bunların hiçbir ona mantıklı gelmiyordu. Bu esnada artık tamamıyla toprağın içine gömülmüştü ve çaresizlikle çırpınmaya başlamıştı ki bi toprakta olabildiğinden fazla hareket edebildiğini ve hala hayatta olduğunu farketti.
Argay zaten çok fazla seçeneğinin olmadığını farketmiş ve platforma girmeye karar vermişti. Birkaç saniye sonra da çok büyük bir hata yapmadığını farketti. Kendisini bir mağaranın zemininde buluvermişti ve biraz önce buraya giren savaşçı kadını, meleğimsi varlığı rahatlıkla görebiliyordu ve kadının arkasındaki kocaman varlığı da. Evet oldukça yavaş hareket ediyordu ama boyutuna bakılınca pek de kaçılmayacak gibi değildi.
Balamir savaşçıdan sonra batmıştı ve mağaranın zeminine ulaşması da geç olmuştu. Yüzmeye çalışmıştı ama iki metreye yakın bir yükseklikten düşerken yüzme denemesini bir refleksle bırakmış ve toparlanmış, oturur vaziyette yere düşmüştü. Bu esnada Argay havadan yere düşen Balamir'i gördü. Savaşçı kadının olduğu tarafın tam tersinde, meleğin birkaç metre uzağındaydı.
Clesnyé kendisini ne tür bir manyaklığın tuttuğunu bilmiyordu ama ölüme gülerek gidiyordu. Başka bir zaman olsa kendisine inanamazdı ama son zamanlarda o kadar berbat şeyler olmuştu ki bir bataklıkta ölme fikri eğer buradan kurtulma şansı varsa daha kabul edilebilir görünüyordu ve platformda battıkça battı ve ümidi de azaldıkça azaldı. Bu esnada etraftaki birçok kişininde isteyerek ya da istemeyerek onu takip ettiğini farketti. Ama aşağıda o kadar da çok kişi bulamadı çünkü aşağısı diye birşey yoktu. Sadece içinde nefes alabildiği bir taş toprak yığının içinde kalmıştı.
Edmond da ortalığı saran delilik dalgasına mı kapılmıştı yoksa bu genişleme hızı ile giderse zaten kendini de yutacağını hesapladığından mıdır bilinmez cesaretle platforma atladı ve biraz önce platforma atlayan arkadaşlarının arkasından aşağı indi. O da bir taş toprak yığınının ortasındaydı. Arkadaşlarının kendisine fazla uzak olma ihtimali yoktu, en azından o öyle düşünüyordu.
Swain büyük bir hata yaptığını düşünüyor ve mağarada büyücüyü arıyordu. Onun da düştüğünü görmüştü, buralarda olmalıydı ama nerede ? Bu esnada devasa varlıkların birinin biraz ötesinde bir kadına doğru ilerlediğini, kadının panikle kaçtığını farketti. Onun ardından birçok kişi buraya geliyordu.
Pijek ölmediğine seviniyordu ve bu keyfini yerine getirmeye yetmişti. Yaşadığına göre yaşıyordu ve endişelenmeye gerek yoktu. Kara tenliyi gördüğünü düşünmüştü ve ona doğru seslendi. Cevap verse iyi olurdu çünk etraftaki dev varlık ona çok fazla oyalanacak zaman bırakmayacaktı.
Elanora bu içinde bulunduğu şeyden sıkılmıştı ve gelen iğrenç sesin aksi yönde ilerlemeye niyetliydi. Oysa biraz sonra bir ışık hüzmesi gördü ve o hüzme tüm dikkatini çekti ve o sesin geldiği yönde, yani ışığa doğru ilerlemeye karar kıldı. Tam bu yığından kurtulduğunda bu midesi bozuk devin aslında bir dev değil, en azından bildiği devlerden olmadığını anladı. Ucu sivri dev bir kayayı andıran ve yavaş ta olsa sürüerek ilerleyen varlığı farketti.
Amora'nın hisleri bir kez daha hareketlendi ve ona çevredeki büyük kötülüğü ve kadim sessizliği haber verdi. Amora bunları anlamaya ve çevrede yürümeye çalışıyordu ki cehennem varlıklarının birbir düşüşleri, kara toprağa vuruşları göründü gözüne ve bu ona hüzün verdi. Kafası karışıktı ve o esnada nereye gittiğini farketmiyordu, ta ki biraz önce düştüğünü gördüğü bir cehennem yaratığının alevden kılıcını taştan bir bloğa sertçe vurduğunu ve bloğun da ona sanki bir canlıymış gibi dev parçasını çarpışını izledi.
Kathranis bu yeni geldiği yerden son derece rahatsız olmuştu. O özgür ruhlu bir adamdı ve böyle sıkışığ kalmaktan hoşlanmazdı. Hele de bunun gibi toz toprak içindeki yerlerden. Kurdunu da görememişti ve onu hissetmiyordu. Tam arkadaşlarını görmüş onlara doğru ilerlerken bir kez daha Volan'ın varlığını hissetti. O buradaydı ama nerede ?
Cody savaşın gürültülerini duydu ve bu savaşın ne olduğunu merak edip heyecanlandı, belki de biraz korktu ama bu onu hareket etmekten uzaklaştıramazdı. Silkindi ve gözlerini açtı ve açar açmaz üzerine düşen gölgesi ile birkaç metre önündeki dev kaya varlığı gördü. Ondan uzaklaşıyor, ilerideki birşeye doğru yöneliyordu. (Bu kaya yaratık Eldaril i kovalayan yaratık. Paladin Cody'nin tam karşısında sayılır. 15 metre kadar ileride.)
Xyra durduğu yerden olanları izliyor ve kendisine en uygun konumda bekliyordu. Acaba yardım etmek ister miydi bilmiyordu ama bir şekilde belaya bulaştığını biliyordu çünkü savaşçı kadın sadece birkaç metre ilerisindeki bir taş kovuğuna sığındı. Bir metre yüksekliğindeki bu kovuk içeriye doğru giren bir mağaranın başlangıcıydı aynen Xyra'nın durduğu kovukta olduğu gibi. Eğer oraya gelirse dev yaratığın kendini de farkedeceğini biliyordu ama mağaranın içinin neler barındıracağı konusunda hiçbir yorumu yoktu.
Drowun görüşü içinde bulundukları yeri belli bir seviyeye kadar analiz edebilmesini sağlıyordu.
Ã?evreden birçok giriş olan geniş bir alandı şu anda cehennem varlıklarının bulunduğu yer. Kapının çıkış noktasının bura olması büyük talihti çünkü ateşin oğulları bunun gibi biryerde çıkmazsalar muhtemelen yok olurlardı ama aynı zamanda burası bu dev yaratıkların yuvası olabilecek genişlikte bir yerdi.
Yani aşağı tükürse parlar, yukarı tükürse damlar durumunda kalmıştı büyücü anlaşılan ve görüldüğü kadarı ile cehennemin yaratıklarına savaşarak yaşama şansı tanımıştı. Dev mağarada en azından savaşma ve uçma şansı buluyorlardı sınırlı da olsa.
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
Argay ne olduğunu anlamadan kendini toparladı.İleride bir kadın vardı ama daha önemlisi arkasındaki devdi.Eliyle buraya doğru kaçması için işaret etti."belki sayıca fazla olmak iyi olabilir."
kadından cevap beklemeden arkasına düşen adama(Balamir): "sessiz ol ve toparlan kaçmamız gerekebilir yaklaşan bir dev var!" dedi fısıltıyla.
meleğe seslenmek istedi ama daha fazla ses daha fazla düşman demekti.
"Edmond ve Clesnyé nerede kaldı" dedi kendi kendine.
kadından cevap beklemeden arkasına düşen adama(Balamir): "sessiz ol ve toparlan kaçmamız gerekebilir yaklaşan bir dev var!" dedi fısıltıyla.
meleğe seslenmek istedi ama daha fazla ses daha fazla düşman demekti.
"Edmond ve Clesnyé nerede kaldı" dedi kendi kendine.
Kathranis Pijek e ve drow a doğru ilerledi dizlerinin üstünde. Bu yaratıklardan birine gerçekten hedef olmak istemiyordu.Ancak Khedan denen o büyücüyü bulursa yüzüne sağlam bir yumruk atmak istiyordu.
Pijek'in yanına vardığında savaşçının kılıcını çekmiş beklediğini fark etti."Merhaba Piijek" dedi bir yandan etrafını kolaçan ederken " Kara tenli de burdaymış" diye ekledi ardından drowun orda olduğunu bilmesine rağmen . Sonra tekrar Piijek' e döndü" Susy' yi gördün mü?? Ben onu aradım ama o platforma doğru koştuktan sonra onu bir daha görmedim."
Birden sözleri yarım kaldı. Drow kadını taşkovuğun önünde bekliyordu. Bu yaratıklar kadını kolayca fark edebilirdi. Tüm canlıların yaşamına saygı duyan bu Chislev in druid u için drow kadının da yaşamı saygı görmeliydi ancak aklına yardım edecek bir fikir gelmedi.
Kafasında ani bir sancı başladı Volan yardım istiyordu. Görüş açısı çok dardı ancak yine de kurt için etrafı dikkatle inceledi hayır burda değildi. "Salak" diye geçirdi içinden Volan ilerde çamurun içine sıkışıp kalmıştı onu çıkarmanın bir yolunu bulmalıydı.
Pijek'in yanına vardığında savaşçının kılıcını çekmiş beklediğini fark etti."Merhaba Piijek" dedi bir yandan etrafını kolaçan ederken " Kara tenli de burdaymış" diye ekledi ardından drowun orda olduğunu bilmesine rağmen . Sonra tekrar Piijek' e döndü" Susy' yi gördün mü?? Ben onu aradım ama o platforma doğru koştuktan sonra onu bir daha görmedim."
Birden sözleri yarım kaldı. Drow kadını taşkovuğun önünde bekliyordu. Bu yaratıklar kadını kolayca fark edebilirdi. Tüm canlıların yaşamına saygı duyan bu Chislev in druid u için drow kadının da yaşamı saygı görmeliydi ancak aklına yardım edecek bir fikir gelmedi.
Kafasında ani bir sancı başladı Volan yardım istiyordu. Görüş açısı çok dardı ancak yine de kurt için etrafı dikkatle inceledi hayır burda değildi. "Salak" diye geçirdi içinden Volan ilerde çamurun içine sıkışıp kalmıştı onu çıkarmanın bir yolunu bulmalıydı.
-
Mark
- Kullanıcı

- Posts: 2004
- Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
- Location: Midkemia, portal/istanbul
- Contact:
Karanlık!
Sesler duyuyorum. Fakat gümlemelerin ve sertçe sarsıntılar dışında birşey yok.
Bataklık ın içinde kalan Susy, hareket etmeden bekledi, hiç bir değişiklik yoktu. Aşağı düşmesi durmuştu. Bataklık gibiydi, bu katman demek ki, hareket etmesi gerekliydi. Peki ya aşağı da, neler vardı, Piijek drowlar ve diğerleri oradaydı kesin. Olayın dışında güvenli bir yerdeydi,Susy.
Altındaki, çamurlu tabakayı tekmeledi..
Yavaşça açılan çukur büyüyerek, tüm bedenini aşağı fırlattı. Saçları toz toprak içinde, 20 metre ötesinde yaklaşan koca varlığı gördü. Asasinin yokluğunu hissederek. En yakınındaki toprakları siper aldı ve gizlendi.
Sesler duyuyorum. Fakat gümlemelerin ve sertçe sarsıntılar dışında birşey yok.
Bataklık ın içinde kalan Susy, hareket etmeden bekledi, hiç bir değişiklik yoktu. Aşağı düşmesi durmuştu. Bataklık gibiydi, bu katman demek ki, hareket etmesi gerekliydi. Peki ya aşağı da, neler vardı, Piijek drowlar ve diğerleri oradaydı kesin. Olayın dışında güvenli bir yerdeydi,Susy.
Altındaki, çamurlu tabakayı tekmeledi..
Yavaşça açılan çukur büyüyerek, tüm bedenini aşağı fırlattı. Saçları toz toprak içinde, 20 metre ötesinde yaklaşan koca varlığı gördü. Asasinin yokluğunu hissederek. En yakınındaki toprakları siper aldı ve gizlendi.
Onlara doğru gelen adamın kathranis olduğunu farketti Shruiak.Ama yine soğuk davranıyordu.Omuz silkti ve bu sırada Xyra`yı gördü.Bir kaya kovuğunda saklanıyordu ve başka bir kadın da peşindeki dev elementallerden birini o bölgeye doğru kaçarken çekiyordu.Ne yapmalıyım diye düşündü.Yaratığın sağır olup olmadığını bilmiyordu.ama görebildiği kesindi.
Shruiak`ın ruhunda fırtınalar kopuyordu.Bir yanda bir dostu vardı ve insan kanı ona yardım etmesi gerektiğini söylüyordu.Ama drow kanı insan kanından fazlaydı ve bu tarafı da küstahça davranması gerektiğini söylüyordu.Ben onun yerinde olsam Xyra ban yardım eder miydi diye düşündü.Ama bu düşünce için kendi kendini suçladı.Piijek`e döndü ama anlaşılan o da olanları farketmişti.
Kayanın ardından çıktı ve geriye döndü:''Xyra`ya yardım etmeliyim.Piijek eğer benimleysen madalyonu al ve gel.şu koca oğlanın dikkatini dağıtmalyız.''
Shruiak`ın ruhunda fırtınalar kopuyordu.Bir yanda bir dostu vardı ve insan kanı ona yardım etmesi gerektiğini söylüyordu.Ama drow kanı insan kanından fazlaydı ve bu tarafı da küstahça davranması gerektiğini söylüyordu.Ben onun yerinde olsam Xyra ban yardım eder miydi diye düşündü.Ama bu düşünce için kendi kendini suçladı.Piijek`e döndü ama anlaşılan o da olanları farketmişti.
Kayanın ardından çıktı ve geriye döndü:''Xyra`ya yardım etmeliyim.Piijek eğer benimleysen madalyonu al ve gel.şu koca oğlanın dikkatini dağıtmalyız.''
''Nindyn vel'uss kyorl ninta ratha, thalra elghinn dal l' alust...''
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
Kimler ki arkasını kollar, ölüm onları önden bulur...
drow atasözü
Edmond toprağa gömüldükten sonra gülümsedi.Aslında bunu yapmayı istemiyordu ama artık tüm hayatı gibi beyni de sulanmıştı.Doğru dürüst düşünemiyordu.Başka çaresi yoktu.Celsnyé ile Argay'ı aramalıydı.Toprağın içinde nasıl bu kadar rahat hareket edebildiğini bilmiyordu ama umursamıyordu da.Tek isteği tüm bu insanları bu araya toplayabilmekti.Ã?ünkü o zaman kimseye bir şey olmazdı.Sonra gitgide toprağın genişlediğini farketti.Ancak etrafa ışık lazımdı.Sonra aklına bir şey geldi.Bu büyücünün yaptığı büyüyü öğrenmek.Evet belki hiç bilmediği bir şey olacaktı ama olsun!Nasıl olsa kaybedeceği bir şey yoktu.Zaten ölse de sorun değildi.Sonra iyice konsantre olmaya çalışıp büyüyü denedi[Deteck Magic]
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Lienas yavaşça etrafına bakındı. korksamıydı yoksa bağırsamıydı? tüm duygularını bastırdı. en iyi ne yapabilrdi?
saklanabilirdi. yada...
evet yada... cody i tekrar gördüğünde kafasında bir şey daha belirlendi. ve koşmaya başladı..
"heey cody beni bekle.. yine geride kaldım..."
lienas için şimdilik en iyisi bu gibi gözüküyordu. yine cody nin yanında olmak diye düşündü, burası her ne cehennemse artık daha iyidir. birbirimize güvenmesekte eğer beraber çalışırsak birşeyler yapabilriz. sanırım bu herkes için geçerli. ama herkes bir araya gelecekmiş gibi gözükmüyor. bende panikliyorum, onlarda. kabusta gibiyim. evet.. en iyisi... cody e güvenmesemde, kurtulmak için ona yardım etmeliyim... bana yardım etmesi şartıyla.. yapılacak en iyi şey bu...
"cody" dedi yanına varınca, nefes nefese. "topraktan geçmek ölüm gibiydi. eğer bana yardım edersen, bende sana yardım ederim" bu sırada elini kavradığı yayına götürdü ve yayını gösterdi.....
saklanabilirdi. yada...
evet yada... cody i tekrar gördüğünde kafasında bir şey daha belirlendi. ve koşmaya başladı..
"heey cody beni bekle.. yine geride kaldım..."
lienas için şimdilik en iyisi bu gibi gözüküyordu. yine cody nin yanında olmak diye düşündü, burası her ne cehennemse artık daha iyidir. birbirimize güvenmesekte eğer beraber çalışırsak birşeyler yapabilriz. sanırım bu herkes için geçerli. ama herkes bir araya gelecekmiş gibi gözükmüyor. bende panikliyorum, onlarda. kabusta gibiyim. evet.. en iyisi... cody e güvenmesemde, kurtulmak için ona yardım etmeliyim... bana yardım etmesi şartıyla.. yapılacak en iyi şey bu...
"cody" dedi yanına varınca, nefes nefese. "topraktan geçmek ölüm gibiydi. eğer bana yardım edersen, bende sana yardım ederim" bu sırada elini kavradığı yayına götürdü ve yayını gösterdi.....

Swain hızlı düşünüp çabuk karar vermesi gerektiğini biliyordu. Beyninde şimşekler çakıyordu. Işıkla çok fazla dikkat çektiğinin farkındaydı. Ama eğer kutsal ışığı mağaradan esirgeyecek olursa bir çokları bu zifiri karanlıkta bir körden farksız hale geleceklerdi. Bunu yapamazdı. Her ne kadar kendini tehlikeye atsa da Kutsal ışığı mağarada tutmaya karar verdi…
…Bu sırada ellerini dolduran kalkanı ve çekicini yerlerine yerleştirirken elementin gözüne kestirdiği kadına doğru attığı birkaç adımı izledi kaygıyla. Vakit kaybetmeden korku içinde kalakalmış kadını kucaklayıp tehlikeden uzaklaştırmak için harekete geçti. Uçarak ne kadar seri olabileceğinin farkındaydı ve bunu kullanacaktı.
…Bu sırada ellerini dolduran kalkanı ve çekicini yerlerine yerleştirirken elementin gözüne kestirdiği kadına doğru attığı birkaç adımı izledi kaygıyla. Vakit kaybetmeden korku içinde kalakalmış kadını kucaklayıp tehlikeden uzaklaştırmak için harekete geçti. Uçarak ne kadar seri olabileceğinin farkındaydı ve bunu kullanacaktı.
-
Lupus Nigra
- Kullanıcı

- Posts: 236
- Joined: Sat Dec 24, 2005 10:00 am
- Location: Four Corner Square No:4 Old City/Silvermoon-SILVER MARCHES
- Contact:
Ales savaşçılardan birinin atının korku ile çılgına döndüğünü sonrada çırpınarak can verdiğini görmüşştü. Kumul ona doğru ilerlerken fazla zamanı olmadığını farketti.
Olabildğince hızlı çantasından bir bez parçası çıkarıp atın gözlerine bağladı.
Kumul onun ve atının ayaklarına ulaştığında atın yularını sıkısıkı tutuyor atın vücuduna değen toprağın ne olduğunu anlamamasını sağlamaya çalııyordu.
Ales sıkı bir nefes aldı yavaş yava batarken nefesini tuttu...
Olabildğince hızlı çantasından bir bez parçası çıkarıp atın gözlerine bağladı.
Kumul onun ve atının ayaklarına ulaştığında atın yularını sıkısıkı tutuyor atın vücuduna değen toprağın ne olduğunu anlamamasını sağlamaya çalııyordu.
Ales sıkı bir nefes aldı yavaş yava batarken nefesini tuttu...
Bir kişinin ölümü bir trajedi, bir milyon insanın ölümü ise bir istatistiktir.
Joseph Stalin
Joseph Stalin
Adamın işaretini göz ucuyla görmüştü ama o tarafa yönelmek için artık çok geçti. Yön değiştirerek zaman kaybetmekten, devin arayı kapatmasından korkuyordu.Argay ne olduğunu anlamadan kendini toparladı.İleride bir kadın vardı ama daha önemlisi arkasındaki devdi.Eliyle buraya doğru kaçması için işaret etti."belki sayıca fazla olmak iyi olabilir."
Her şey hem çok hızlı hem de çok yavaş oluyor gibiydi. Pekçoğunu hayal meyal farkediyordu. Tavandan düşmeye devam edenler olduğunu görmüştü. Saklanmayı başarmış olanların gözlerini üzerinde hissediyordu. Ama sadece o kadar... En baskın his, yaşamla ölüm arasındaki çizginin üzerinde, ne tarafa düşeceğini bilemeden koşmak zorunda olmanın soğuk bir bıçak gibi sırtına saplanmasıydı.
Sonra tek seçeneği karanlığın içinde karşısında beliriverdi. şu duvardaki yarıklardan birine sıvışmak tek kaçış noktası gibi görünüyordu. Belki böylece kaçınılmaz sonu geciktirebilirdi.
"Kahretsin," diye dişlerini birbirine kenetledi hızla çatlağa doğru ilerlerken. "Umarım o şey buraya ulaşamaz!"
- C_Deschain
- Kullanıcı

- Posts: 291
- Joined: Thu Jun 01, 2006 10:00 am
- Location: ankara
- Contact:
Clesnyé bir küfür savurdu dudaklarından.Herkes bu lanet bataklığa atlıyordu.Ama şimdi ise çevresinde kimse yoktu.Ve burda ne haltlar döndüğünüde bilmiyordu.Yapacağı pek fazla şey yoktu.Yüzmeye çalışarak birilerini görme umudunu içerisinde derinlere doğru devam etti batışına....
<div>Tári Nénharma....</div><br>
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest