Page 2 of 3
Posted: Sat Jul 03, 2010 7:59 pm
by Edmond
Of Ã?anakkale gibi köyde yaşamak kötü şey. Bu filme 3B gitmek için Bursa'ya gitmem gerekiyor şimdi

Posted: Thu Jul 08, 2010 9:36 pm
by SacoKhan
Açıkçası tipik bir uzak doğu filmi gibi duruyor, ama bol yüksek teknolojili efektleri olanından. Koskoca hikayeyi nasıl kısaltacaklar merak ediyorum, çünkü dizinin bir çok bölümündeki olay sonraki olacak konuları etkiliyordu ve sonlara doğru olan olayların hep bir altyapısı vardı. Heyecanlanmadım ama merak ettim...
Posted: Thu Jul 08, 2010 9:43 pm
by SacoKhan
Bi de yönetmenimiz hintlilere iltimas geçmiş gibi değil mi sizce de

Posted: Thu Jul 08, 2010 10:30 pm
by Darktimes
SacoKhan wrote:Bi de yönetmenimiz hintlilere iltimas geçmiş gibi değil mi sizce de

Aeng'in keşişvâri olduğunu düşünürsek sanıyorum uzak doğudan başka alternatif yok.Tabi Slumdog Milyoner'in başrol oyuncusunun da filmde olduğunu ekleyince hak vermemek elde değil

Posted: Fri Jul 09, 2010 9:05 pm
by Firble
Açıkçası çok hoşuma gitmesini beklemiyordum ama gitti... : ) ) ) Belki asıl hikayeyi okumadığım içindir. Kafamda epey soru var gerçi ama yine de hoşuma gitti.
Gitmeden günlük bir gazetede eleştirisini okumuştum. Küçükler efektler sayesinde eğlenebilir ama büyükler ( adultlar yani ) filmin yarısından sonra film ne ile ilgili anlamakta güçlük çekecekler demişti.
Eee fantastik edebiyat ve frp ile ilgilenmiş olmak bu açıdan işe yarıyor işte... Filmin konusunu anlamakta zorlanmadım. Eh çoğu fantastik kurguda olduğu gibi tuhaf bir Dünya.... Ã?rneğin suyu bükenler açısından yahu insan vucudunun da çoğu su adamlar istedikleri kişinin vucudundaki kanı kontrol ederler diye düşündüm ama belki de bunu düşünmemek lazım.
Aslında hikaye en azından ileriki bölümlerin tahmin edilmesini sağlayacak birçok ipucu veriyor.... Yanıltır mı sonra bilmiyorum ama hikayenin şu ana kadar ki gidişinden yanıltmayacak gibi geliyor.
Posted: Fri Jul 09, 2010 9:32 pm
by dwaxer
Firble wrote: Ã?rneğin suyu bükenler açısından yahu insan vucudunun da çoğu su adamlar istedikleri kişinin vucudundaki kanı kontrol ederler diye düşündüm ama belki de bunu düşünmemek lazım.
Aslında çok doğru düşünmüşsün. Nitekim çizgi dizide su bükücü bir cadı hapisten kaçmak için böyle bir özellik geliştiriyor. Güya insan vücudunu (ya da canlı diyelim) kontrol ederken çevredeki bitkiler ölüyor, herhalde suları tükeniyor?
çevreye zarar veren bir eylem gibi gösteriliyor ama ateşçilerin fireballları ya da toprakçıların toprağı altüst etmeleri daha fazla hasar veriyor. Neyse uzatmayalım; başroldeki su bükücü kız bu tekniği "etiğe aykırı" olduğu için benimsemedi ama cadıyı altetmek için kullandı.
Ben de su bükücülerin sırf bu yüzden yenilmez olmaları gerektiğini düşünüyorum. X-man filminde Magneto bir adamın kanına enjekte edilen demir tozlarını kullanmıştı mesela.
Bu da onun gibi; her canlı yaratığın vücudunda aşırı miktarda su var; madem suya hükmedebiliyorsun, canlı varlıklara da hükmedebilmen gerekir.
.
Posted: Fri Jul 09, 2010 9:46 pm
by Firble
Yani kesinlikle katılıyorum. Sonuçta Magneto Wolwerini aynı nedenle kontrol edebiliyordu. Suyu kontrol eden yaşamı da edebilmeli gibi geliyor bana da.
Posted: Fri Jul 09, 2010 10:15 pm
by Edmond
Çizgifilmde kız birisinin hapisten kaçarken insanın bedenindeki kanı kullandığını öğrendiğinde "çok ayıp!" (tabi tam olarak bu şekilde söylememiş olabliir) diyordu ve asla böyle bir şey yapılmaz diyordu. Hoş kullanıyordu yine de gücü bir kere.
Ama yanlış bilmiyorsam ateş, su, toprak ve hava'nın hikayesi zaten (Avatar'dan değil, uzak doğu mitolojisinden bahsediyorum) insanı oluşturan 4 etken. Yani yalnızca su değil, beden topraktan gelip toprağa dönecek, ve hava, su da aynı şekilde var bedende. Yani bir hava bükücü de o zaman bir insanın ciğerlerini patlatabilmeli değil mi? Toprak denilen şey zaten bedeni oluşturan etmen. Yoksa tam olarak toprak diye bir şey yok. Bakın su yanlarında sıfır kaldı di mi
Ateşe gelince ne yalan söyleyeyim, düşündüm düşündüm bulamadım bedende nerde olduğunu. Hani bedenin 37 derecede sabit kalmasını sağlayan bir ısı üretimi var diycem de, Ã?in'de bunu düşünerek mi bulmuşlar 4 maddeyi? Sanmıyorum

Posted: Fri Jul 09, 2010 10:33 pm
by dwaxer
.
Evet Edmond güzel iki detaya işaret etmişsin; hava ve toprak da canlıların içinde var.
Peki nasıl oluyor da ateş ulusu hepsini yok edebiliyor; sadece ateş atarak? Bırak insan bedenini filan vs, bir bölümde bu ateşçiler gelip kuzey denizi kıyısında su bükücüleri bir güzel sopaladılar, sanırım Avatar kurtarmıştı bunları. Adam buharlı gemileriyle geliyor, ateş filan atıyor, bizim su bükücüler deniz kenarında bunlara yeniliyor, olacak iş değil; deniz kenarında yahu!
Neyse ama filmin görüntüleri filan güzel olacağa benziyor.
.
Posted: Mon Jul 12, 2010 3:33 am
by Lysana
Film ne zaman gösterime giricek ya hala giremedi? fragmanlarını izleye izleye bi hal oldum
Posted: Mon Jul 12, 2010 6:02 am
by Edmond
TÃ?rkiye için 24 Temmuz gibi bir şeydi

Daha izleyeceksin bol bol fragmanları yani

Posted: Mon Jul 12, 2010 7:31 am
by Lydronk
Edmond wrote:Ama yanlış bilmiyorsam ateş, su, toprak ve hava'nın hikayesi zaten (Avatar'dan değil, uzak doğu mitolojisinden bahsediyorum) insanı oluşturan 4 etken.
Benim bildiğim, bu dediğin Avrupalı simyacıların vaktinde inandığı şeydi; dört unsur hikayesi. Toprak et; su kan; hava nefes; ateş de can sağlıyordu insana falan dfilan sanırım.
Hatta yanılmıyorsam, uzakdoğuda da aslen dört unsura değil de beş tanesine inanıyorlardı; toprak, ateş, su, metal ve tahta.
(evet konuyla alakasız oldu bu sanki

)
Posted: Mon Jul 12, 2010 8:23 am
by Edmond
Miyamoto Musaşi'nin bir kitabında (5 çember kitabı olarak geçer) 4 elementten bahsediyordu.Ben oradan biliyorum.
Tabii bahsi geçenin kim olduğunu sorabilirsiniz. Zamanının, hatta zamanın en büyük samurayı. İki kılıcı (daisho) birden kullanarak (katana ve wakazashi) bütün rakiplerini yenmiş, fakat daha sonra bir ölümüne düello teklifini reddettiği için (filozof da) Samuraylıktan Ronin'liğe düşmüş, Ve zaruri olarak terk-i diyar eğlemiş.
Posted: Mon Jul 12, 2010 5:11 pm
by Darktimes
Firble wrote:
Ã?rneğin suyu bükenler açısından yahu insan vucudunun da çoðu su adamlar istedikleri kişinin vucudundaki kanı kontrol ederler diye düşündüm ama belki de bunu düşünmemek lazım.
Bu konuda bir hayli beni heveslendirmişti.Ã?ünkü ben onu Mastery olarak algılamıştım.Hatta 2-3 örnekle beraber şöyle açıklayayım.Çizgi filminin hepsini izlediniz mi bilmiyorum ama çizgi filminde Katara'nın suyun bir ileri seviyesi olarak kan bükebilmesini, ateş lordunun elektrik bükebilmesini( hatta itiş gücünü kullanarak uçabilmesini ), ve sevimli Toph karakterimizin toprak alanında ustalaşarak metal bükebilmesinin hepsini Mastery'e bağlıyorum.Ki daha da eğlenceli olmuştu.Yalnız hava bükücülerin hepsi öldüğünden Aeng hariç( kendisinde de bir sürü meziyet olduğundan ) onun ileri seviyesini göremedik ve bu üzücü olmuştu benim için.
Edmond wrote:
Ama yanlış bilmiyorsam ateş, su, toprak ve hava'nın hikayesi zaten (Avatar'dan değil, uzak doğu mitolojisinden bahsediyorum) insanı oluşturan 4 etken. Yani yalnızca su değil, beden topraktan gelip toprağa dönecek, ve hava, su da aynı şekilde var bedende. Yani bir hava bükücü de o zaman bir insanın ciğerlerini patlatabilmeli değil mi? Toprak denilen şey zaten bedeni oluşturan etmen. Yoksa tam olarak toprak diye bir şey yok. Bakın su yanlarında sıfır kaldı di mi
Ciğer dalak patlatma işine girersek bu işin bir de The Last Airbender Nazi Zombie ya da Resident Evil versiyonları çekmesi lazım

Sanırım o zaman da çizgi film olmaktan birazcık çıkardı
İşin güzelliğe de Mastery dediğim yetenekleri insanların önce temel konularda bir hayli ilerlemiş ve çok iyi konstrane olmaları gerekmesidir.Yani her önüne gelen su bükücü kan bükemiyor.Bir sürü meşaketli işler silsilesi var.Aeng'in çizgi filmde ateş bükmeyi öğrenirken yaptığı bir sürü konstrasyon örneğini iyi bir örnek olacaktır.
Zombi kısmına girersek kanda da demir (Fe) olduğunu düşünerek Toph'un da damarları patlatma özelliğini olabileceğini aynı zamanda sinirsel iletimde kullanılan impulslar sayesinde de ateş ulusunun elektrik yeteneğinden dolayı beyin patlatma durumu olabilir.Senaristler bunu düşünmüş müdür, olabilir ama böyle de bükme işinin zevki kalmaz iş psişik savaşa döner biraz
24 Temmuzu sabırsızlıkla bekliyorum, tatilden 2 Temmuz diye döndüğümde bir hayli hayal kırıklığına uğraşmıştım.Umarım seri haline getirirler.
Posted: Mon Jul 26, 2010 5:12 pm
by Lysana
Napmşılar avatarıma ya o güzelim neşeli şenşakrak havasını almışlar yerine donuk ruhsuz bir film koymuşlar nerde james camoran nerde peter jakcson onlar çekeydide filmi bırakmasalardı şamayalana