Pionic Savaş .. (AVCILAR) ........... OYUN
Berilac diğerlerine bakarak:
"Beyler sanırım görevimiz adına benim önemli bir işim var, dolayısıyla aranızdan bir müddet ayrılmam gerekecek.Eh, sanırım bir araya gelebilmemiz için bir mekan bir yer ve bir saat belirlememiz hoş olur."
Diğerlerine bakarak ağzına büyükçe bir lokma attı.Lokmayı bitirdikten sonra konuşmaya devam etti.:
"Bence buradan "Yürü Kulum, Yolcudur Abbas bağlasan Durmaz" nidalarıyla deliler gibi dolaşmak suretiyle çıkmamız iyi olmaz.Bu yüzden benim birkaç yere uğrayıp bilgi toplamam lazım.Aslında tek başıma bir işe yaramam, dolayısıyla sizler de araştırsanız iyi olur, hepimiz için."
Gülümseyerek Naome'ye döndü.Aralarında en zekilerinin o olduğunu düşünüyordu, belki de en güzel olanlarının (özellikle o çirkin hayvanların yanında daha güzel duruyordu, hayvanlar etkileyici olabilirlerdi, karizmatiktiler, ama onlarla bir gece geçirmeyi hiç istemezdi) o olmasının da bunda büyük payı vardı.
"Ve yola çok geç çıkmamız da hoş olmaz, çünkü ne yazık ki bu hırsızlığı yapan tiplemelerin, muhtemelen kendilerini arayan tiplerden haberleri var, eh, durum böyle olunca adamların hırsız da olduğunu hesaba katarsak geceleyin yolculuğa çıkamayız."
şöylece bir etrafa bakındı.
"Bence bu akşam burada kalalım.Yola çıkmak için geç bile kaldık.Yarın sabah erkenden çıkarız yola.Bu akşama kadar araştırma yaparız ve yarın ona göre yola çıkarız."
Yemeye devam etti.
Daha sonra keşiş konuştu, aslında buna konuşma denemezdi.Keşiş konuşmayı çok sevmezdi, bilge birisi olması onu konuşkan yapmazdı, zaten bilgelerin konuşkan olması yalnızca barbarlarda olurdu.Nazarullah'ın yaptığı yalnızca onaylamaktı, o bir olay eğer kavga çıkarmayacaksa her zaman onaylardı.Hatta mahkemelerde iki tarafa da hak verebilirdi.
"Bana uyar, sanırım ben de günümün geri kalanını handa uyuklayarak geçirmek yerine manastırda dinimle (aslında güçlenerek daha uygun olurdu) geçirebilirim, akşama görüşürüz."
Yemeğini yemeye başladı o da.Başkası konuşurken yemek yemez, onu dinlerdi.Saygısızlık olarak görürdü yemeyi.
"Beyler sanırım görevimiz adına benim önemli bir işim var, dolayısıyla aranızdan bir müddet ayrılmam gerekecek.Eh, sanırım bir araya gelebilmemiz için bir mekan bir yer ve bir saat belirlememiz hoş olur."
Diğerlerine bakarak ağzına büyükçe bir lokma attı.Lokmayı bitirdikten sonra konuşmaya devam etti.:
"Bence buradan "Yürü Kulum, Yolcudur Abbas bağlasan Durmaz" nidalarıyla deliler gibi dolaşmak suretiyle çıkmamız iyi olmaz.Bu yüzden benim birkaç yere uğrayıp bilgi toplamam lazım.Aslında tek başıma bir işe yaramam, dolayısıyla sizler de araştırsanız iyi olur, hepimiz için."
Gülümseyerek Naome'ye döndü.Aralarında en zekilerinin o olduğunu düşünüyordu, belki de en güzel olanlarının (özellikle o çirkin hayvanların yanında daha güzel duruyordu, hayvanlar etkileyici olabilirlerdi, karizmatiktiler, ama onlarla bir gece geçirmeyi hiç istemezdi) o olmasının da bunda büyük payı vardı.
"Ve yola çok geç çıkmamız da hoş olmaz, çünkü ne yazık ki bu hırsızlığı yapan tiplemelerin, muhtemelen kendilerini arayan tiplerden haberleri var, eh, durum böyle olunca adamların hırsız da olduğunu hesaba katarsak geceleyin yolculuğa çıkamayız."
şöylece bir etrafa bakındı.
"Bence bu akşam burada kalalım.Yola çıkmak için geç bile kaldık.Yarın sabah erkenden çıkarız yola.Bu akşama kadar araştırma yaparız ve yarın ona göre yola çıkarız."
Yemeye devam etti.
Daha sonra keşiş konuştu, aslında buna konuşma denemezdi.Keşiş konuşmayı çok sevmezdi, bilge birisi olması onu konuşkan yapmazdı, zaten bilgelerin konuşkan olması yalnızca barbarlarda olurdu.Nazarullah'ın yaptığı yalnızca onaylamaktı, o bir olay eğer kavga çıkarmayacaksa her zaman onaylardı.Hatta mahkemelerde iki tarafa da hak verebilirdi.
"Bana uyar, sanırım ben de günümün geri kalanını handa uyuklayarak geçirmek yerine manastırda dinimle (aslında güçlenerek daha uygun olurdu) geçirebilirim, akşama görüşürüz."
Yemeğini yemeye başladı o da.Başkası konuşurken yemek yemez, onu dinlerdi.Saygısızlık olarak görürdü yemeyi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Gedin ve Lupus beraber yemeklerini masanın hemen dibinde yiyorlardı.Bir yandan kulağını insanlara dikmiş diğer kulağını ise yere doğru vermişti Gedin, Lupus ise kulakları önde yemeğini yiyor. Bir yandan da birkaç hayvanlara özgü sesler çıkarıyorlardı. Zaten içok sesli değillerdi ama konuşmaları bir ara oldukça sessizleşti. Bir hayvan dilini anlayan biri bunların yedikleri yemekler ve insanların konuştuklarına dair olduğunu anlayabilirdi.Onun dışında yemek yemekten başka birşey yapılmadı. Gedin yemeğini hiç tasından dışarıya dökmüyordu.Lupus ise önce biraz döktü sonra o da dökmedi.Döktüklerini de yerden yalyarak aldı ama zaten çok fazla birşey dökülmemişti.
"Bugün planımızı yapıp harekete geçelim mi? Ya da sadece plan yapıp yarın mı işe koyulalım. Bir karar verelim. Ben çoğunluğa uyarım." dedi. Gözleri grubu seyretti. Sonra bir an için Naome'ye takıldı. Ama hemen çevirdi.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
.
Yemekte konuşmalar devam ederken Naome hırsızların düşürdüğü taşı tekrar çıkardı. Elinde evirip çeviriyor, meraklı bir ifadeyle inceliyordu.
Druid Jouleah Ripper; (spoiler)
http://www.d20srd.org/srd/spells/stoneTell.htm
.
Yemekte konuşmalar devam ederken Naome hırsızların düşürdüğü taşı tekrar çıkardı. Elinde evirip çeviriyor, meraklı bir ifadeyle inceliyordu.
Druid Jouleah Ripper; (spoiler)
Code: Select all
Sen kadının elindeki taşa baktığında aklına bir şey gelir. Taş ile konuşmayı sağlayan bir druid büyüsü var ama ne yazık ki senin gücün bunu yapmaya yetmiyor
.
Taşı görünce konuşmaya devam etti. "Eğer biraz daha tecrübeli olsaydım büyü konusunda, bu taşla konuşabilirdim. Ama şimdi gücüm yetersiz. Güçlü bir druid bulmamız lazım. Büyüde." dedi. Naome'ye söylediğini belli etmek için ona bakıyordu.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
Naome:CLiCKs wrote:Taşı görünce konuşmaya devam etti. "Eğer biraz daha tecrübeli olsaydım büyü konusunda, bu taşla konuşabilirdim. Ama şimdi gücüm yetersiz. Güçlü bir druid bulmamız lazım. Büyüde." dedi. Naome'ye söylediğini belli etmek için ona bakıyordu.
"Nasıl bir büyüymüş bu?" diye sorar.
Jouleah, sen izah ediyorsun büyüyü; druidin taşla konuşabileceğini ve taşın da daha önceden kendisine dokunanların kimler olduğunu anlatacağını, vs
Naome:
"Fevkalade!.. Ama bir druidi, hem de senin seviyenden de yüksek bilge birini nereden bulacağız? Bildiğim kadarıyla druidler pek şehre gelmez, doğayla içiçe yaşarlarmış. Hatta senin druid olduğunu öğrenince şaşırdım doğrusu; şehrin içinde sıkılmıyor musun?"
.
"Sıkılmaktan çok pek rahat olamıyorum. Ama kardeşimle zamanımızın hepsi ormanda geçti. Zaten bir druid arıyorsak en iyi yer ormandır. Arayacaksak sıkılmayacağımdan emin olabilirsin." dedi ve gülümsedi hafifçe.dwaxer wrote:Naome:
"Fevkalade!.. Ama bir druidi, hem de senin seviyenden de yüksek bilge birini nereden bulacağız? Bildiğim kadarıyla druidler pek şehre gelmez, doğayla içiçe yaşarlarmış. Hatta senin druid olduğunu öğrenince şaşırdım doğrusu; şehrin içinde sıkılmıyor musun?"
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
.
Ã?ğlen yemeğinizi bitirdikten sonra hep birlikte yürüyerek hemen yakınınızdaki “Yukarı Ã?arşı”ya gittiniz. Burası 2-3 katlı binaların girişinde dükkanlarla dolu, dar ve kalabalık, gölgede kalmış sokakları olan, devamlı satıcıların dükkan kapısından gelip geçen müşteri adaylarını çağırdığı, mal taşıyan hammalların bazen trafiği tıkadığı, at ile dolaşanların ardından küfür edildiği, insanların gayet neşeli olduğu, sevimli bir çarşı.
Berilac Danderfluf;
sen gruptan ayrılarak çarşının ara sokaklarından birine dalıyorsun ve gölgeden neredeyse alacakaranlık olmuş bir bina girişinden hiç kimseye görünmeden giriyorsun. Terk edilmiş gibi duran binanın arka kapısından çıktığında kendini bir avluda buluyorsun ve burada minnacık bir ahşap kabin var. İçeri giriyorsun. Tuvalet gibi gözüken ahşap kapağı kaldırıp aşağıya, karanlık dehlizlere iniyorsun. Yolunu aydınlatmak için gerekeni yapıyorsun ve 15 dakika kadar yeraltında yolculuk ediyorsun. Bu sırada kanalizasyon tünellerinde bulunması abes birkaç tuzağa rastlıyorsun. Ama bu tuzaklar ancak sıradan kişileri yakalayacak kadar basit yapıdalar ve sen hiçbirine basmadan geçiyorsun. Sonunda yerin oldukça altında genişçe bir mekana geliyorsun ama öncesinde birkaç sinsi tip yolunu kesiyor ama sen hemen racona uygun bir selam veriyor ve güncel şifreyi söylüyorsun; seni güler yüzle karşılıyorlar. Burası bir bar, eğlence mekanı. Bir sürü kadınlı erkekli ilginç tip masalarada oturmuş yiyip içiyor, muhabbet edip eğleniyor. Bir iki müzisyen neşeli parçalar çalıyorlar. Tiplerden bazılarına aşinasın ama hiçbiriyle yakın samimiyetin yok.
Diğerleri; Naome, Jouleah Ripper, Nazarullah, Gedin Ripper (kurt), Lupus (kurt)
Ã?arşıda dolaşmaya devam ediyorsunuz. Dükkanlara giriyorsunuz; Naome, Jouleah’ın bahsettiği büyünün bir parşömenini soruyor ama pek çok tılsım eşyası, iksir, parşömen, vs olmasına rağmen “Stone Tell” büyüsünün scroll’unu bulmak mümkün olmuyor. Ve satıcıların ağız birliği etmişçesine söyledikleri: druid büyülerinin (hele de yüksek seviye) parşömenini bulmanın çok zor olduğu; çünkü druidler şehirli tüccarlarla pek alışveriş etmezlermiş; çoğu kendini ormana, dağa, doğaya vakfettiğinden şehirlilerle münasebetleri pek az olurmuş! Sonunda bir satıcı size, şehrin kuzey-batısındaki ormanda (Elf Ormanı) arada sırada alışveriş ettiği yüksek seviye bir druid olduğunu söyler. İsterseniz, o druide bir adamını yollayarak size bu büyü parşömenini getirtebileceğini söylüyor. Ancak önce parşömenin parasını (1650 gp) peşin peşin istiyor, ardından size teslim ederken bir 499 gp daha masraflar için alacak! Ayrıca 15 gün sürermiş bütün bu işlemler; çünkü druidi ormanın içinde bulabilmesi için bir ranger kiralaması gerekiyormuş, elf ormanında birini bulmak zaman alıyormuş, üstelik bu bahsettiği druid -bütün druidler gibi- hafif kafadan kontakmış, sağı solu belli olmazmış pek; anlıyacağınız zahmetli işler...
.
Ã?ğlen yemeğinizi bitirdikten sonra hep birlikte yürüyerek hemen yakınınızdaki “Yukarı Ã?arşı”ya gittiniz. Burası 2-3 katlı binaların girişinde dükkanlarla dolu, dar ve kalabalık, gölgede kalmış sokakları olan, devamlı satıcıların dükkan kapısından gelip geçen müşteri adaylarını çağırdığı, mal taşıyan hammalların bazen trafiği tıkadığı, at ile dolaşanların ardından küfür edildiği, insanların gayet neşeli olduğu, sevimli bir çarşı.
Berilac Danderfluf;
sen gruptan ayrılarak çarşının ara sokaklarından birine dalıyorsun ve gölgeden neredeyse alacakaranlık olmuş bir bina girişinden hiç kimseye görünmeden giriyorsun. Terk edilmiş gibi duran binanın arka kapısından çıktığında kendini bir avluda buluyorsun ve burada minnacık bir ahşap kabin var. İçeri giriyorsun. Tuvalet gibi gözüken ahşap kapağı kaldırıp aşağıya, karanlık dehlizlere iniyorsun. Yolunu aydınlatmak için gerekeni yapıyorsun ve 15 dakika kadar yeraltında yolculuk ediyorsun. Bu sırada kanalizasyon tünellerinde bulunması abes birkaç tuzağa rastlıyorsun. Ama bu tuzaklar ancak sıradan kişileri yakalayacak kadar basit yapıdalar ve sen hiçbirine basmadan geçiyorsun. Sonunda yerin oldukça altında genişçe bir mekana geliyorsun ama öncesinde birkaç sinsi tip yolunu kesiyor ama sen hemen racona uygun bir selam veriyor ve güncel şifreyi söylüyorsun; seni güler yüzle karşılıyorlar. Burası bir bar, eğlence mekanı. Bir sürü kadınlı erkekli ilginç tip masalarada oturmuş yiyip içiyor, muhabbet edip eğleniyor. Bir iki müzisyen neşeli parçalar çalıyorlar. Tiplerden bazılarına aşinasın ama hiçbiriyle yakın samimiyetin yok.
Diğerleri; Naome, Jouleah Ripper, Nazarullah, Gedin Ripper (kurt), Lupus (kurt)
Ã?arşıda dolaşmaya devam ediyorsunuz. Dükkanlara giriyorsunuz; Naome, Jouleah’ın bahsettiği büyünün bir parşömenini soruyor ama pek çok tılsım eşyası, iksir, parşömen, vs olmasına rağmen “Stone Tell” büyüsünün scroll’unu bulmak mümkün olmuyor. Ve satıcıların ağız birliği etmişçesine söyledikleri: druid büyülerinin (hele de yüksek seviye) parşömenini bulmanın çok zor olduğu; çünkü druidler şehirli tüccarlarla pek alışveriş etmezlermiş; çoğu kendini ormana, dağa, doğaya vakfettiğinden şehirlilerle münasebetleri pek az olurmuş! Sonunda bir satıcı size, şehrin kuzey-batısındaki ormanda (Elf Ormanı) arada sırada alışveriş ettiği yüksek seviye bir druid olduğunu söyler. İsterseniz, o druide bir adamını yollayarak size bu büyü parşömenini getirtebileceğini söylüyor. Ancak önce parşömenin parasını (1650 gp) peşin peşin istiyor, ardından size teslim ederken bir 499 gp daha masraflar için alacak! Ayrıca 15 gün sürermiş bütün bu işlemler; çünkü druidi ormanın içinde bulabilmesi için bir ranger kiralaması gerekiyormuş, elf ormanında birini bulmak zaman alıyormuş, üstelik bu bahsettiği druid -bütün druidler gibi- hafif kafadan kontakmış, sağı solu belli olmazmış pek; anlıyacağınız zahmetli işler...
.
Etrafa baktı, kiminle konuşup konuşmayacağını bilemiyordu Berilac.
Hancıya gitti.
"Merhaba abi, ben kraliyet suikastçılarından Berilac. Psişik avına çıkan özel birliklerdenim, psişikleri bulmak için tam yetki aldım.Sizin de mutlaka bu hırsızlıktan haberiniz vardır diye düşündüm.Sarayda hırsızlığı yapanlar 4 tane tılsımlı yüksek seviye tuzağı etkisiz hâle getirmişler.Sanırım hâl böyle olunca bu hırsızlık loncadan gizli yapılamaz.Bu işle ilgili bir şeyler biliyor musunuz acaba?"
(Yalan söylemesine karşı Sense Motive)
Hancıya gitti.
"Merhaba abi, ben kraliyet suikastçılarından Berilac. Psişik avına çıkan özel birliklerdenim, psişikleri bulmak için tam yetki aldım.Sizin de mutlaka bu hırsızlıktan haberiniz vardır diye düşündüm.Sarayda hırsızlığı yapanlar 4 tane tılsımlı yüksek seviye tuzağı etkisiz hâle getirmişler.Sanırım hâl böyle olunca bu hırsızlık loncadan gizli yapılamaz.Bu işle ilgili bir şeyler biliyor musunuz acaba?"
(Yalan söylemesine karşı Sense Motive)
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
.
şişman kel kafalı (human) barmen boş bardakları pek de temiz olmayan önlüğü ile kurulamakla meşgul gibi görünürken, çatık kaşlı bakışlarını sana çevirdi. "Danışma memuru gibi bir halim mi var!" diye azarladı. Ancak hemen ardından kahkaha atarak güldü, "yalnızca şaka ediyorum dostum!" diyerek önüne bir bardak koydu ve bir içki doldurdu sana.
"Hey buçukluk dostum, balıklamadan mevzuya dalıyorsun, önce bir içki içmen gerekirdi... Demek saraydaki hırsızlığı araştırıyorsun?" Burada barmen endişeli bir mimikle hafifçe ıslık çalar. “Dostum hani derler ya boyundan büyük işlere kalkışıyorsun diye... Yanlış anlama senin bastıbacak bir halfling olduğundan değil, baksana suikastçıymışsın, ama hırsızlığı araştırmak ve hırsız yakalamak için hırsızlar loncasının mekanına gelip doğru dürüst tanımadığın bir barmene amacını açıkça söylüyorsun; aklından zorun olmalı! Sen buraya gelebildiğine göre, Düzenbazlar Loncası’na üye olmalısın; burada hırsızların korunduğunu bilmiyor musun?”
.
Edmond wrote:Etrafa baktı, kiminle konuşup konuşmayacağını bilemiyordu Berilac.
Hancıya gitti.
"Merhaba abi, ben kraliyet suikastçılarından Berilac. Psişik avına çıkan özel birliklerdenim, psişikleri bulmak için tam yetki aldım.Sizin de mutlaka bu hırsızlıktan haberiniz vardır diye düşündüm.Sarayda hırsızlığı yapanlar 4 tane tılsımlı yüksek seviye tuzağı etkisiz hâle getirmişler.Sanırım hâl böyle olunca bu hırsızlık loncadan gizli yapılamaz.Bu işle ilgili bir şeyler biliyor musunuz acaba?"
(Yalan söylemesine karşı Sense Motive)
şişman kel kafalı (human) barmen boş bardakları pek de temiz olmayan önlüğü ile kurulamakla meşgul gibi görünürken, çatık kaşlı bakışlarını sana çevirdi. "Danışma memuru gibi bir halim mi var!" diye azarladı. Ancak hemen ardından kahkaha atarak güldü, "yalnızca şaka ediyorum dostum!" diyerek önüne bir bardak koydu ve bir içki doldurdu sana.
"Hey buçukluk dostum, balıklamadan mevzuya dalıyorsun, önce bir içki içmen gerekirdi... Demek saraydaki hırsızlığı araştırıyorsun?" Burada barmen endişeli bir mimikle hafifçe ıslık çalar. “Dostum hani derler ya boyundan büyük işlere kalkışıyorsun diye... Yanlış anlama senin bastıbacak bir halfling olduğundan değil, baksana suikastçıymışsın, ama hırsızlığı araştırmak ve hırsız yakalamak için hırsızlar loncasının mekanına gelip doğru dürüst tanımadığın bir barmene amacını açıkça söylüyorsun; aklından zorun olmalı! Sen buraya gelebildiğine göre, Düzenbazlar Loncası’na üye olmalısın; burada hırsızların korunduğunu bilmiyor musun?”
.
"Evet, ama burada yalnızca Düzenbazlar Loncası'nın hırsızlarının korunduğunu zannediyordum.Yani sen yolda giderken tanımadığın birisi senin kesenin altını delse, açıkçası onu korumak için bir ordu gerekir!"
Sırıttı.Aslında yağ yapıyordu, ama görev için değerdi.Hem bu adam zeki birisiydi.
"Hem de bu adamlar yaptıkları hırsızlığı vergi olarak ödemedikleri sürece böyle bir hırsızlığa izin vermezdiniz muhtemelen."
Durakladı.
"Eh, boyumdan büyük işlere kalkıştığım çok doğru, fakat neticesinde ganimeti duysaydın, inan bana bu görev için kelebekler bile seferber olur! Hem ben kazandığım paranın vergisini anında buraya ödeyeceğim, hatta görev esnasında kazandığım parayı da.Eh böylesine büyük paradan ayrı olmak istemezsiniz herhâlde?"
Ardından paradan bahsetmenin etkili olacağını düşündü.
"Bu göreve krala âşık olduğumdan başlamadığımı anlamışsınızdır herhâlde.Zaten ben saraydan birisinin aslında üvey oğluyum.Hatta bir buçukluk -ki zaten bir buçukluk için bile hafif kısa olduğum için sınıftakiler çeyreklik diyorlardı.- olduğum için beni saraya yaklaştırmıyorlardı, mahzenlerde eğitildim.Neyse, konuya gelecek olursak, kralın ilanını biliyorsunuzdur, her Psion'u saraya götürdüğümzde 500 altın alıyoruz.Üstelik eğer bizim grup bu koca çekici getirebilirse adam başı 100.000 altın, eh, örgüte 25.000 altın kesin girecek, ve benim parayı sevdiğimi anlamışsanız birkaç da psion sokacağımı anlamışsınızdır herhâlde!"
Ã?rgüt için çalışıyormuş gibi bir izlenim bırakmak için elinden geleni yapmıştı.Aslında örgütü kraliyetten daha çok seviyordu çünkü buradaki insanlar daha zekiydi.
"Neyse, yardım edecek misiniz bana?"
Sırıttı.Aslında yağ yapıyordu, ama görev için değerdi.Hem bu adam zeki birisiydi.
"Hem de bu adamlar yaptıkları hırsızlığı vergi olarak ödemedikleri sürece böyle bir hırsızlığa izin vermezdiniz muhtemelen."
Durakladı.
"Eh, boyumdan büyük işlere kalkıştığım çok doğru, fakat neticesinde ganimeti duysaydın, inan bana bu görev için kelebekler bile seferber olur! Hem ben kazandığım paranın vergisini anında buraya ödeyeceğim, hatta görev esnasında kazandığım parayı da.Eh böylesine büyük paradan ayrı olmak istemezsiniz herhâlde?"
Ardından paradan bahsetmenin etkili olacağını düşündü.
"Bu göreve krala âşık olduğumdan başlamadığımı anlamışsınızdır herhâlde.Zaten ben saraydan birisinin aslında üvey oğluyum.Hatta bir buçukluk -ki zaten bir buçukluk için bile hafif kısa olduğum için sınıftakiler çeyreklik diyorlardı.- olduğum için beni saraya yaklaştırmıyorlardı, mahzenlerde eğitildim.Neyse, konuya gelecek olursak, kralın ilanını biliyorsunuzdur, her Psion'u saraya götürdüğümzde 500 altın alıyoruz.Üstelik eğer bizim grup bu koca çekici getirebilirse adam başı 100.000 altın, eh, örgüte 25.000 altın kesin girecek, ve benim parayı sevdiğimi anlamışsanız birkaç da psion sokacağımı anlamışsınızdır herhâlde!"
Ã?rgüt için çalışıyormuş gibi bir izlenim bırakmak için elinden geleni yapmıştı.Aslında örgütü kraliyetten daha çok seviyordu çünkü buradaki insanlar daha zekiydi.
"Neyse, yardım edecek misiniz bana?"
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Edmond wrote:"Neyse, yardım edecek misiniz bana?"
"Elbette sana yardım edeceğim küçük dostum!” diyerek sana bir içki daha doldurdu. Etrafına bakındı sanki birileri sizi dinliyor mu diye. Hafifçe sana doğru eğildi, artık daha alçak sesle konuşuyordu: “Anladığım kadarıyla ganimeti toptan kaldıracaksın; bahsettiğin paralar büyük paralar. Hâlâ senin biraz saf olduğunu düşünüyorum; bizim gibi haydutlar, büyük paralardan bahsedeceği zaman dilini ısırmalıdır; etrafımız 2 kuruş için anasının boğazını kesecek tiplerle dolu; muhtemelen sen de öylesindir gerçi, suikastçı olduğuna göre...”
Adam başparmağıyla işaret parmağını birbirine sürüyor; mangır işareti yapıyor sana. “Dostum derneğe yapacağın 25 bin bağış beni bağlamaz, ben 3 kuruşa şurda barmenlik yapan bir zavallıyım. Senin istediğin bilgiyi ben bilemem ama söz konusu bilgiyi bilecek birini bilebilirim, tabii vereceğin bahşişin kalınlığına bağlı; bilmem anlatabiliyor muyum? Bu arada içkiler 2 gümüş!” Barmen mangır işaretine devam ediyor; bilgi karşılığında rüşvet istediği belli.
.
"He he he..."
Elini kesesine dikkatlice attı.Etrafındakiler bakmamasına bir altın çıkartıp barmene verdi.
"Bu içtiğim içkiler için! Üstü kalsın." (aslında üstü bahşiş demekti bu.)
Daha sonra asıl rüşveti çıkartmak için elini kesesine uzattı, dikkatlice önüne eğilip kesesinden 10 pp çıkardı.Parayı elinde tutuyordu.
"Bu da, bahşiş olsun.Ayrıca görevden sonra elime geçen 75.000 altından da payına düşeni alacaksın inan bana!"
Parayı ellerinde tutuyordu hâlâ.
"Kimdir bu bilebilecek kişiler?"
Elini kesesine dikkatlice attı.Etrafındakiler bakmamasına bir altın çıkartıp barmene verdi.
"Bu içtiğim içkiler için! Üstü kalsın." (aslında üstü bahşiş demekti bu.)
Daha sonra asıl rüşveti çıkartmak için elini kesesine uzattı, dikkatlice önüne eğilip kesesinden 10 pp çıkardı.Parayı elinde tutuyordu.
"Bu da, bahşiş olsun.Ayrıca görevden sonra elime geçen 75.000 altından da payına düşeni alacaksın inan bana!"
Parayı ellerinde tutuyordu hâlâ.
"Kimdir bu bilebilecek kişiler?"
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
