Page 2 of 2

Posted: Wed Jun 24, 2009 4:39 am
by catboy
bayağı enteresan bir gezegen yani... :)
ne bileyim alenthas ismini görünce aklıma ortak öyküler geldi de birden... :D

Posted: Sat Oct 17, 2009 2:28 am
by Firble
Yeni okumaya basladim. Dogrusu cok akici kolay okunan bir hikaye yazmissin. Konuyu saglikli degerlendirecek kadar okumadim henuz. Ama acikcasi su ana kadar okumaktan zevk aldigim bir oyku.

Posted: Sat Oct 17, 2009 7:11 am
by Alenthas
Illyra sağ olsun iki tane yorum başlığı oldu, nereye yazayım şaşırdım :D

Yorumun için teşekkür ederim buna ihtiyacım vardı :P

Posted: Sat Mar 20, 2010 9:29 am
by Alenthas
Hikayenin ismi değişti. Aslında bunu çok önceden yapmıştım ama, neyse işte. Artık serinin adı Tanrıların Hesaplaşması değil Lantari e' HelRos olurken ilk kitabın adı Lantari e' HelRos'luktan çıkıp Yeni Dünya oldu. Daha hoş oldu kanımca.

Huu..okuyan var mı? :D Hepsini okuyana vallahi çikolata alacam artık. Tek bir insan evladı bile okumadı yahu, dost bildiklerimden tutun aile fertleri bile! :D

Posted: Sat Mar 20, 2010 7:55 pm
by Alenthas
Tekrar tekrar yazmak gibi oluyor gerçi ama... Amaaan, bana ne :D

Bu yeni bölümle birlikte 19. sayfaya vardım. Yaklaşık bir 10-20 sayfa daha ilerletip bitirmeyi planlıyorum (siteye yazmayı, hikayeyi değil). Yani yaklaşık 40 sayfalık bir sneakpeak vermiş oluyorum (amma sneakpeakmiş ha!). Geri kalanını da artık romanımı alıp okursunuz 8) :D

Edit: Bu arada, düzeltmeler yapıldı. Mesela fare suratlı adam tarafından satın alınan adamın adı Vlaren iken kralın Gatheron'a yolladığı entrikalar peşinde koşan adamın adı Vlar idi. Ben de Vlaren'in adını Arillien olarak değiştirdim. Vlar hala Vlar.

Posted: Sat Mar 20, 2010 8:06 pm
by catboy
öykünü tanıtmana daha fazla faydası olur diye sabit olarak koydum, bir süre öyle kalsın, siteye girenlerin gözüne girsin merak edip okusunlar.... :)

Posted: Sat Mar 20, 2010 8:40 pm
by Alenthas
catboy wrote:öykünü tanıtmana daha fazla faydası olur diye sabit olarak koydum, bir süre öyle kalsın, siteye girenlerin gözüne girsin merak edip okusunlar.... :)
Eyvallah kedicik :P

Posted: Sat Mar 20, 2010 9:44 pm
by catboy
İlk kısımlarını okumaya başladım. şu lordun korsanları kullanarak savaş çıkmadan istediği yerleri yağmalayıp cebini doldurması en ilgimi çeken kısmı oldu şu ana dek. Köle pazarını o kadar gerçekçi anlatmışsın ki kendimi orada hissettim hatta fare suratlı adamın banyo yapmadığından her tarafına tünemiş olan o pis ter kokusu bile bir an için burnuma geldi. Bazı yerlerde cümle düşüklüğü demeyeyim de sanki sözcüklerin yerleri değişse ya da onun yerine eş anlamlısını kullansan daha anlaşılır duracak diye düşündüm okurken.

şu başlangıç kısımları bitsin asıl yorumlarını ilk bölümü okumaya başladıktan sonra yaparım... :)

Posted: Sat Mar 20, 2010 11:13 pm
by Alenthas
catboy wrote:şu lordun korsanları kullanarak savaş çıkmadan istediği yerleri yağmalayıp cebini doldurması en ilgimi çeken kısmı oldu şu ana dek
Eğer o kısmı beğendiysen o zaman romanı tamamladığımda bayılacaksın demektir :P Ã?ünkü kitap maceracılar hakkında da olsa o kısımlar kısa olacak. Asıl olaylar ise krallıklar, krallar, entrikalar, ihanetler arasında geçecek.

Posted: Sun Mar 21, 2010 11:45 pm
by catboy
Laeros isimli bölümü fazla beğenmedim, diğer yazılarının yanında çok argovari kalmış ve birden böyle stil değişikliğine gitmiş olaman da anlam veremedim. Her ne kadar Kerdox ile Laeros'un birbirlerine bakarken kahvaltıda ne yediklerini söylebilecek kadar yakın oldukları belirtmek beni güldürmüş olsa da bazı yerlerde çok fazla cinsellik çağrıştırıcı rahatsız edici laflar kullanmışsın. Bence Kerdox'un tatlı muhabbeti sadece rahatsız edicilikten öte bir şeye yaramıyor, bence o lafı çıkart diğerleri önemli değil, neyse köle pazarı kısımlarından sonra birden bu bölüm biraz beni soğutmuş olsa da öyküne karşı devamının daha iyi olacağına eminim... :)

Posted: Mon Mar 22, 2010 2:44 am
by Alenthas
catboy wrote:Laeros isimli bölümü fazla beğenmedim, diğer yazılarının yanında çok argovari kalmış ve birden böyle stil değişikliğine gitmiş olaman da anlam veremedim. Her ne kadar Kerdox ile Laeros'un birbirlerine bakarken kahvaltıda ne yediklerini söylebilecek kadar yakın oldukları belirtmek beni güldürmüş olsa da bazı yerlerde çok fazla cinsellik çağrıştırıcı rahatsız edici laflar kullanmışsın. Bence Kerdox'un tatlı muhabbeti sadece rahatsız edicilikten öte bir şeye yaramıyor, bence o lafı çıkart diğerleri önemli değil, neyse köle pazarı kısımlarından sonra birden bu bölüm biraz beni soğutmuş olsa da öyküne karşı devamının daha iyi olacağına eminim... :)
Evet ama Kerdox denizci. Hem de balina av gemisinde çalışan bir denizci. Argo konuşması gayet doğal. Ben de doğallıktan yanayım, birbirinden milyonlarca kilometre ötede aynı dili konuşabilen insanlar, ya da sırf yazımı bozmamak için şair gibi konuşan çulsuzlar olmayacak ki... Asillerin konuşmasını aktarırken beni bile aşan cümleler kurmaya çalışırken böylelerini aktarırken tam tersini yapacağım. Biraz realistim, o yüzden karakterlerimin nasıl konuştuğu, nelere nasıl karşılık verdiği, ya da ne yapıp ne söyleyeceklerine ben karar vermiyorum.

Posted: Mon Mar 22, 2010 3:22 am
by catboy
Argonun da edebiyatta bir yeri vardır ama cinselliğe aşırı kaydığı zaman bu okuyucuyu rahatsız etmekten başka bir işe yaramaz. Okuru itmek ve soğutmak, gerçekçi olmaya çalışmanın bedeli olacaksa ve sen bunu kabul ediyorsan bir şey diyemem, bu da senin stilindir çünkü... Ama uyarayım, beni bile oradaki laf rahatsız ettiyse ileride bunu kitap halien getirdiğinde daha ağır eleştiriler alacaksın hatta zaten yayınevi çoğu yeri kırpacaktır, izin verilmeyecektir ağır lafların bulunmasına, sansür uygulamasıyla karşılaşacaksındır.

Posted: Mon Mar 22, 2010 4:17 am
by Alenthas
Cinsellikten neden rahatsız olduğunu anlayamadım. Gayet doğal bir şey. Hem sırf cinsellik hakkında bir çok kitap var, Türkiyeden de çıkan kitaplar var. Tabii, bir fantezi kitabı ayrıdır diyebilirsin. Ama katılmıyorum, mesela Buz ve Ateşin şarkısı'nda birçok cinsellik içeren sahne ayrıntılarıyla anlatılıyordu. Hem sokaktaki hayatla cinsellik o kadar içiçe ki, onları ayırmak imkansız! Hele ki orta çağda. Genelevler, fahişeler, haremler, dansözler, western filmlerinde bol bol gördüğümüz o dansçı kızlar... Cinsellik, şiddet ve argo hayatın gerçeği ve romanımda hepsi olacak. Bence artık sansür duvarlarını yıkma zamanı geldi. Sansürcülüğe karşıyım ve bu konuda gelecek herhangi bir eleştiriyi de dinlemem. Kitabımdan kesmeye çalışırlarsa (ki sanmıyorum, bkz: Buz ve Ateşin şarkısı Arkabahçe tarafından yayımlandı, eğer onda bazı yerler kesilmişse bile benim yazacaklarım ondan daha uçuk olmayacaktır) ben de kitabımı İngilizceye çevirip Amerikada çıkartmaya çalışırım...öyle ya da böyle.

Ne Harry Potter, ne de Twilight'ın yazarı gibi milyonlar kazanmak için çocuk kitabı yazmaya, ne de Disney şirketi gibi küçük çocuklara seks satma çabam yok. Amacım romanımın film yapılması, milyonların sırf benim kitabımın hakkında konuşması değil. Tek amacım kült olacak, bir kaç elit insanın okuyacağı, ama okuduğu zaman "vay be" diyeceği bir şeyler yazmak.

Posted: Mon Mar 22, 2010 4:25 am
by catboy
kolay gelsin o zaman...