Page 2 of 3
Posted: Mon May 12, 2008 12:33 am
by Alenthas
Neşeli cücenin birden değiştiğini sezmişti. Sanki onu rahatsız eden bir şeyler var gibiydi. şarabından bir yudum daha aldıktan sonra soran gözlerle cüceye baktı. "Merakımı affedin ama sanki biraz telaşlanmış gibisiniz, yardım edebileceğim bir konu varsa memnuniyet duyarım?"
Posted: Mon May 12, 2008 2:02 am
by Lugtarias
Karşısından kendisine bakıp sırıtan adamın ne ara yanında bitiverdiğini anlamak için düşünemeden, kendisini bir an önce sorulmasını umduğu bir soru ile karşı karşıya buldu.
''Aslına bakarsanız sizinle konuşabileceğim bir konu var. Hatta yardım bile edebilirsin... bağışlayın, edebilirsiniz belki.'' dedi endişeli savaşçı Alénthas'a, alışık olmadığı kadar kibarca.
Posted: Mon May 12, 2008 2:09 am
by Alenthas
"Eğer yapabileceğim bir şey ise yardım etmekten memnuniyet duyarım," dedi Alènthas kibar bir şekilde. "Canınızı sıkan şey her ne ise önemli bir mevzu olmalı. Lütfen, çekinmeyin..."
Posted: Mon May 12, 2008 2:41 am
by Lugtarias
''Dinle, Alénthas'' dedi Kager, köşeye sıkışmış cücelere özgü bir yutkunuştan sonra. Ve devam etti: ''Ben şey... ben bir rüya gördüm, buraya gelmeden hemen önce. Bilirsin biz cüceler obur bir halkızdır. Yatak odamın baş köşesinde hüküm süren küçük koltuğumun üstündeydim ve kendime hana gitmeme konusunda ağır bir baskı uyguluyordum. Ama yeni açılmış bir hanın ilk gecesini kendi isteğimle kaçırmak bana biraz ağır gelmiş olsa gerek ki oracıkta sızmışım. Dediğim gibi bir rüya gördüm. Bir kabus demek daha doğru olur aslında. Seninle göz göze gelene kadarki herşey ama herşey rüyamla aynıydı. Perdelerin renginden, heyecanlı garsonun açık kalmış kol düğmelerine kadar... şu anki konuşmamız dışında herşey rüyamdaki gibiydi. Buraya kadar herhangi bir kötücüllük yokmuş gibi görünüyor biliyorum. Fakat küçük bir sorun var. Rüyanın sonunda, yani seninle konuşmaya başladıktan kısa süre sonra, tiz çığlık atan ince uçlu bir ok, tam buracıkta boğazıma saplanıp beni gebertiverdi.
Posted: Mon May 12, 2008 4:12 am
by Alenthas
Alènthas ne diyeceğini bilemiyordu. "Rüya, hım?" sağ gözünü eliyle ovuşturuyordu, şaraptan olsa gerek üzerine bir yorgunluk çökmüştü. "Belkide tanrılardan bir işarettir... Peki tam olarak ne zaman olacak bu olay? Ve sana nasıl yardım edebilirim? İstersen okun geldiği yönü tarif et ki bir rüzgar oluşturayım, öyle bir rüzgar ki sana doğru gelen ok yönünden sapıp gitsin, ne dersin?"
Posted: Mon May 12, 2008 6:50 am
by Lugtarias
''Moradin'in en sıcak tutan donu adına lanet olsun. şu adamı görüyor musun elf? Yorgun görünümlü, büyücüye benziyor hani. Bak hancı kendiliğinden gidiverdi onun yanına. O geldikten hemen sonra şişlendiydim ben. Yürü elf çıkalım burdan. Geleceksen tez davran. Bana bir arkadaş gerek.''
Kager, Alénthas'a korktuğunu söyleyemeyi yediremiyordu ama yüz ifadesi feci derecede korkmuş olduğunu açıkça göz önüne sermekteydi...
Posted: Mon May 12, 2008 6:55 am
by Alenthas
"Büyücü mü?" dedi şaşkınlıkla. "Büyücüler ok atamazlar ki? Yani öyle tahmin ediyorum, yoksa atarlar mı? Belkide onun arkadaşlarıdır...Hımm, anlıyorum. Gitsek iyi olacak, eğer bir arka kapı varsaa..."
Niye yardım edip kendi hayatını riske atıyordu? Hiç bir fikri yoktu, ama bir şeyden emindi ki o da insanların yardım isteklerini bir türlü geri çevirmesini öğrenememişti. Bu yüzden hep bir şeyleri kaybetmişti, her zaman...
Posted: Mon May 12, 2008 7:08 am
by Lugtarias
''Yooo yooo o vurdu demedim Alénthas, onun girdiği sıralar vuruldum sadece.'' Bunu çok doğal birşeymişçesine söylemiş olmaya şaşırarak, hareket etmeye devam etti. Birkaç saniye sonra düşünceli gözüken ama hızlı hareket eden yarımelf ile birlikte hancının yanına gitmiş, bir arka kapının olup olmadığını soruyorlardı.
''şu sekiz gümüş sikkeyi al hancı, yiyemediğim piliçte sizde kalsın. Elf beyin borcunu da burdan kesin. Ama çabucak deyiverin bize bir arka kapınız var mı?'' Piliçten bahsederken bir an herşeyi unuttuğunu ve içinin cız ettiğini hissetti obur cüce. Fakat kendini çabucak toparladı ve hancıdan gelecek yanıta yoğunlaştı...
Posted: Mon May 12, 2008 7:14 am
by Alenthas
Alènthas gevrek bir kahkaha attıktan sonra "Bir cücenin yemeğini yemeden kalkmasına, hatta ve hatta yemediği bir yemeğe para vermesi görüldük şey değil! Hele bir elfin masrafını karşılayarak. Tamam sanırım şimdi ciddi bir şeyler oluyor," dedi fakat sırıtışı hâlâ yüzündeydi. "Ã?nden git cüce, k.çını ben korurum," dedi gülümseyerek.
Posted: Mon May 12, 2008 7:19 am
by ElessarTelemnar
Cucenin pilici beklemeyisi kafasini karistirmisti ve bianda cevap veremedi adam.Elfin sozleri uzerine harekete gecmislerdiki.Hanci kosarak adamlarin onune gecmisti cebinden paranin ustunu cikarmaya calisiyordu.
"Biraz bekleyin efendim paranizin ustunu bile al......." hanci cumlesini bile bitirememistiki sirtina bir ok saplanmisti.Hanci cucenin onunde yere dogru kaymisti.
Posted: Mon May 12, 2008 7:23 am
by Alenthas
"Hay aksi," dedi Alènthas şaşkınlıkla. "Cüce, sen kaç! Ben sana yetişirim, hancıyı bu halde bırakamam." O sırada hancının üzerinde eğildi, ölüp ölmediğini kontrol etmek için elini boynuna götürerek nabzına baktı.
Posted: Thu May 15, 2008 6:39 am
by catboy
Sadece önündeki yemeğe konsantre olmuştu yaşlı adam. Yanından hızla geçen oka da aldırış etmemişti. Pek bakmamıştı; ama okun hancıya saplandığını görmüştü. Yavaşça masadan bardağı aldı ve kana kana içkisini içti. Sonra handan çıkmak için ayağa kalktı.
Posted: Thu May 15, 2008 6:21 pm
by WeS_DeX
Deniz seferinin bitmesine sevinmisti Korsan Donaef.Buralarda bir yerlerde bir han olacagını umarak yürüdü.Bir sürü bira ve rom dan sonra kendisini oldukca neseli hisssediyordu.Mürettebatına bir kac gün dinlenmeleri icin gereken paralarını vermisti.Yürürken bir han gördü ve iceri girdi sakince.O girerken yaslı bir adam ayaklanmıs ve hanın kapısının yolunu tutmustu.Donaef etrafa baktı ve o anda birisine ok saplandıgını anladı.Kıyafetlerinden bunun hancı oldugunu anlamıstı.Yaslı adamı takmayarak yanından gecti fakat omzu adama carpmıstı.Hızlıca giderken neler oldugunu merak ediyordu."Bir günde sorunsuz gecsin artık" dedi ve ok yemis adamın yanına gitti.
Posted: Fri May 16, 2008 1:09 am
by Lugtarias
Kager şaşkınlıkla olanları kavramaya çalışırken, hanın damından aşağı doğru sarkan, has demirden yapılma, üzerinde bronz işlemeli ejderha kanatları olan, çember şeklindeki devasa avize'den, tatmin olmuşluk duygusuyla dolup taşan kahkahalar geldi. Tüm han tavana odaklandığında, çok kısa süreliğine gözükmüş olan, mor pelerinli ve kara şapkalı, elinde asaya benzer bir cisim tuttuğu farkedilen adam, görünmez oluverdi. Birkaç saniye sonra sırtına ok yemiş han sahibinin yanında bitti ve bir kahkaha daha patlatarak; ''Hanının açılışı kutlu olsun eski dostuuum!'' diye bağırdı. Kager baltasını çekip büyücü ya da sihribaz olduğunu düşündüğü bu yavan adamı öfkeyle dürttü. ''Ne dediğini sanıyorsun sen be ne idüğü belirsiz soytarı. Görmüyor musun han sahibinin sırtına ok saplandı. Baltam kellenle ilişkiye girmek için sabırsızdır bilesin!'' diye böğürdü mor pelerinli adama. Derken adam karşılı verdi: ''Sakin ol efendi cüce. Dostunuzun birşeyciği yok merak etmeyiniz.'' Bunu söylerken han sahibinin sırtına saplı halde durmaktayken aniden yok oluveren oku gösterdi, ağzı kulaklarında bir yüz ifadesiyle. ''Sevgili han sahibinize, eski kapı komşusunun kendisini kutlamaya geldiğini söyleyin. Ve Kurönya halamın, Lıyıtık eniştemin, amcaoğlum Kedömak'ın, amca kızım Merağun'un, ve dedem Hugururg'un selamını da getirdim. Küçük şakamı bağışlayınız.'' Daha kocaman sırıtarak eliyile baygın han sahibini işaret etti. ''Bir de ona merak etmemesini söyleyin, önümüzdeki iki sene buralara uğramayacağım'' Bir kahakaha daha patlatarak, elinde gülünç duran, huş ağacından yapılma asasıyla hanın döşemesine kendisinin merkezinde bulunduğu bir çember çizdi ve verdiği ilk hasarın tadıyla neşelenerek öyle bir eğildiki neredeyse başı yere değecekti. Ve eğilmiş boynuyla, çizdiği çember boyunca dönerek tüm hanı selamladı. Sonra da yokoldu...
Henüz on saniye geçmişti ki, adamın neşeli sesi, Kızıl Kanat Hanı'nda coşkunca yankılandı: ''Söylemeyi unutmuşum, büyük annem Söyenfa'nın da çooooook selamı var.''
Koca bir kahkaha daha duydu han sakinleri. Ve sonra uzun süren bir sessizlik hakim oldu ortalığa...
Posted: Fri May 16, 2008 6:33 pm
by Tersyuz
Yarı dev Kallas ayağa kalkıp yumruğunu sallayarak bağırdı.
"Büyük annen Söyenfa'nın da... Senin deee..."
Hana geldiğinden beri sessizce kafayı çekiyordu. Farkedilmemesi olanaksızdı, atalarından biri dev olduğu için cüssesi yüzünden göze batıyordu hemen. Olağanüstü kuvveti de herkes tarafından bilinirdi, köydeki değirmenin taşı kırıldığında değiştirmek için düzenek yapılmamış Kallas yeni gelen taşı sırtladığı gibi yerine yerleştirmişti.
"Bu gibi soytarılıklara da vergi koyacaklarmış zaten, o zaman bakalım şaklabanlık yapabilecek misin?"
Sonra ortaya doğru dönüp:
"Haberiniz var mı? Evimizin önünde duran atlardan da vergi alacaklarmış. Yakında sakal bıyık vergisi almaya başlarlarsa hiç şaşırmam."