Page 2 of 8

Posted: Wed Jun 20, 2007 10:36 pm
by Yener
Ormanın içerisinde, çalıların arasından tıpkı usta bir yer yüzü avcısı gibi ustaca ve dikkatli bir şekilde ilerliyordu Odlanyer. Geyik bir saniyeliğine bile onun geldiği yöne doğru bakmamıştı ve durduğu yerdeki bitkileri yemekle meşguldü hala.

Geyikle arasındaki mesafeyi 20-21 (70 feet) metreye kadar indirmişti. Okunu oldukça sessiz bir şekilde yayına yerleştirdi, yayın ipini sessiz ve yavaşça gerdi.

“Sssıısss” “zzzıııpt”
Ok hedefini bulmuştu, kalçasının sağ tarafından vurmuştu. Hayvan acı ve korkuyla ileri doğru sıçrayınca zaten topallamasına sebep olacak ok yarasının dışında birde sağ ayağını bileğinden incitmişti, hayvan daha canını teslim etmemişti ama Odlanyer ‘in ikinci bir atış daha yapabilme şansı vardı.


--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gelen zarlar :
Move Silently : 14 Toplam : 19
Hide : 10 Toplam : 15

Geyiğin Listen ve Spot DC(zorluk derecesi) : 15

Atak :
Atak zarı : 19
Dmg (hasar) : 5
Geyiğin AC :12

Posted: Wed Jun 20, 2007 10:41 pm
by Yener
Merladi, Oeniaker ‘ e bakıp birkaç saniye sırıttı, muhtemelen Oeniaker’in biraz kızardığını fark etmişti.

Merladi daha fazla oyalanmadan arkadaşının sorusuna cevap verdi.

Oeniaker : " Ne oldu, Merladi?"

Merladi : “Biliyorsun Oeniaker beşinci *Mirtul’ dan çıktık ve altıncı ay *Kythorn’a girdik. Ã?içeklerin zamanı, bütün güzelliklerin yeşerme ve yeniden doğma zamanı. Bu senede yüksek avın bu ayda yapılmasına karar verildi. Ve... Ve... en mutlu haber Oeniaker”

Merladi heyecanlı anlatışı sırasında sürekli gülümsemeyi ihmal etmiyordu, kızın çok tatlı bir gülümsemesi vardı, hayran kalmamak mümkün değildi.

Merladi : “Kutsal günümüz Yüksek Av’ da bende yer alacağım, beni de seçtiler Oeniaker, kutlama öncesi ve sonrasında oradaki rahibelerden biride ben olacağım. Kutlama yarın olacak, yarın benim için hayatım boyunca yaşadığım en önemli gün...”

Oeniaker Yüksek Avın yapılacağı günü duymuştu. Bu çok kutsal bir kutlama olarak kabul ediliyordu, Merladi ‘nin mutluluğu yüzünden çok rahat okunabiliyordu.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------
*Mirtul - *Kythorn : Faerunda aylara verilen isimlerden ikisi. Her 12 ayın ayrı ayrı bir ismi vardır.

Posted: Wed Jun 20, 2007 10:42 pm
by Yener
Zaerniss izleri sürmek için biraz yavaşlamak durumunda kalmıştı, çünkü dikkatli olması ve odaklanması gerekiyordu.

Sonunda bulmuştu bu izler kesinlikle ona aitti, biraz daha hızlanırsa ona 10-15 dk içerisnde yetişebilirdi izler çok tazeydi. Fakat izler güneydoğu yönüne değil, direk güneye doğru gidiyordu. Acaba Odlanyer yönünü şaşırmış olabilir miydi. Bu yön aynı zamanda ormandan en kısa çıkış yönüydü de.

--------------------------------------------------------------------------------------------------------

İz sürme denemesi (gelen zar): 18 Topalm : 19
DC (zorluk derecesi) : 15

Posted: Wed Jun 20, 2007 10:45 pm
by Yener
Sangwa : “İstihbaratınız ne kadar güvenilir efendim? Lakin ben ve kardeşim efendi Nienna’nın kötü bir işe bulaşacağını sanmıyoruz.”

Solaris : “...Tıpkı onu tanıyan diğer herkes gibi."

Bu son sözden sonra yüzbaşı yavaşça sandalyesinden ayağa doğruldu ve ellerini arkada birleştirerek ağır adımlarla odanın içerisinde huzursuzca gezinmeye başladı. Odanın tek ışık kaynağı olan büyülü fenerin ışığında bile güneş elfi yüzbaşı Lyrian’ın derisinin altınımsı parlaklığı belli oluyordu, altın rengi sap sarı saçları neredeyse kuyruk sokumunun hizasına kadar geliyordu, saçları taranmış ve derli topluydu. Üzerinde silverymoon arması bulunan al rengi bir yelek vardı. Kahverengi elf yapımı deri botlarının üzerinde tek bir kir damlası bile görmek mümkün değildi.


Yüzbaşı odanın içerisin de sessiz sessiz birkaç adım daha attıktan sonra yeerine oturdu.

Yüzbaşı Lyrian : “Onu bende tanıyordum Solaris en azından ben böyle düşünmüştüm. Nienna çok iyi bir dostumdu.” “Size her şeyi anlatayım: İki gün önce Nienna’ nın evinde bir hırsız yakalandı”.

Bu nasıl olabilirdi Silverymoon da hırsızlık nadir rastlanan bir durumdu.

Yüzbaşı devam etti : “Hırsız bir buçukluktu, evin içerisinde bir tuzağa yakalanmış, işin garip yanı ise evin içerisinde bir tuzak olduğunu kimse bilmiyordu. Onu evin yakınlarından geçen Glosyas adında bir *yarım- insan bulmuş. Tuzağa yakalanmış bir halde. Onu sorguya çektik, ilk önce birkaç dizi yalanla bizi kandırmaya çalıştığını sandık sonradan öğrendiğimiz gerçek ise, değerli bir şeyin onu buraya çekmiş olması ve Nienna buradaki evini nereden bulduğu hala belli değil, bir şey onun buraya odaklanmasını sağlamış sanırım ona bir büyü yapmışlar.”

Yüzbaşı masasının çekmecesini yavaşça ve temkinli bir şekilde açtı ve masaya siyah bir taş bıraktı.

Posted: Wed Jun 20, 2007 10:47 pm
by Yener
Thor sesin geldiği yöne doğru yavaş adımlarla olabildiğince sessiz ilerliyordu.

Yaklaşık on beş adım daha attıktan sonra etrafta birkaç kayanın olduğu ve büyük, içi oyuk bir ağaç kütüğünün bulunduğu bir yere geldi sesler sanki her taraftan geliyordu. Thor kendi etrafında dönüyordu ama havanın karar masının da getirdiği etkiden olsa gerek hiçbir şey göremiyordu, şimdi seslerde çok anlamsız anlaşılmaz bir hal almıştı.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

Gelen Zarlar :

Hide (sessiz yürüme): 17
spot (fark etme): 7
Listen (duyma): 1

Posted: Wed Jun 20, 2007 11:34 pm
by darkelven
İzleri takip ederek sonunda Odlanyer`in nereye gittiğini bulmuştu.Ama güney yönünde ilerliyordu?

Zaerniss biraz endişelendi, yolunu kaybetmiş olabilir miydi, yok canım, diye düşündü Zaerniss, arkadaşı da yön bulma konusunda en az leylekler kadar tecrübeliydi.

Ama asıl endişelendiği şey, çevrede pek çok orkun yaşamasıydı.Elini yavaşça kınlarında duran kılıçlarına götürdü, orada olduklarından emin olmak istemişti,--sadece tedbir-- .Ama onları çekmedi.

Adımlarını hızlandırdı,şimdi daha dikkatli hareket ediyordu, arkadaşının izleri tazeydi, yetişebilirdi, hem yine avı kendine mal etmesini istemiyordu, birkac av hayvani da Zaerniss yakalarsa böbürlenmesini engellerdi.

Posted: Thu Jun 21, 2007 12:57 am
by Sir Gerard
Barbarın duymuş olduğu ağlama sesleri ve merakı, onu şu an bulunduğu durumla başbaşa bırakmıştı.

Beklediği bir şeyle karşılaştığını söylerse yalan olurdu. Ağlayan bir çocuk olabilirdi karşılaşacağı, ağlayan bir rahibe ya da... ama kesinlikle birkaç taş parçası, iri, oyulmuş bir kütük ve her yönden gelen sesler beklemiyordu.

Her yönden gelen sesler... İşte en kötü olanı buydu. Biraz önce ağlama sesi gibi gelen şey, şimdi her yerden gelen anlaşılmaz bir gürültüydü. Thor'un kendine olan güvenini sarsıyordu çünkü her an izleniyormuş gibi hissetmeye başlamıştı ve hep arkasında biri var gibi. Barbar kesinlikle korkuyordu.

Bu tip durumlarda kontrolü içgüdülerine bırakmanın en iyisi olduğunu düşünürdü ve öyle yaptı, çünkü düşünmeye devam etseydi, korkusu onun yenik düşmesine sebep olabilirdi. Hızla taş parçalarından yararlanarak meşalesini yaktı ve ardından etrafını kollamayı ihmal etmeyerek kütükteki oyuğu incelemeye koyuldu. Eğer yeniyse yakında birilerinin olabileceğini düşündü, belki de iri barbarın yaklaştığını görmüşler ve saklanmışlardı-sonuçta drowlar geceleyin de oldukça iyi görüyorlardı-şimdi de şaşırtmak için bu sesleri çıkarıyorlardı.

Her ne olursa olsun, pişman olacakları kesindi.

Posted: Thu Jun 21, 2007 1:31 am
by Illyra
Kızın dudaklarında soğuk bir gülümseme belirdi. Orc ları yaptıklarına pişman etmek, o masum insanların çığlıklarını, kendi çığlıkları olarak kulaklarında yankılandırmak, en doğru yol gibi gözüküyorldu. En azından bir daha kimseyi rahatsız etmeyeceklerinden emin olacaktı. Elfler uzun zaman önce kibarca kendini dışladığında, insanlar arasında tereddütlede olsa kabul gördüğünü farketmişti, ve şimdi onları korumaya kendince ant içmişti.

Ã?ncelikle orc ları faka bastırmak için gözlemlemesi gerektiğinin farkında idi. Cesaret edebildiğince görüp inceleyeceği bir yere sessizce yaklaştı. Eli değerli yayını ve tek bir oku kavramıştı. Ã?ncelikle çevreyi ve alanın genişliğini inceledi, sonra orcların nerede durduğuna hızla baktı. Böylece en uygun yerden saldırya girip orcları faka bastırabilecekti. Eğer durum uygunsa önce yayı ile atış yapıp en tehlikelisini aradan çıkartabilirdi..

Dikkatle incelerken, bir anlığına sessizce iç geçirdi.. Eğer Celthanas yanında olsaydı, herşey çok daha kolay olurdu. Başını düşüncelerini kovmak istercesine hafifçe salladı. Sızlayan kalbini, duyduğu masum insan çığlıklarını aklına getirerek katılaştırdı. Acele etmesi gerektiğini biliyordu. Orc ları elinden kaçırmamalıydı. Bakışlarını delercesine alana çevirdi. Yayını elinde sıkı sıkı tutuyor, ölüm maskesi ve gümüş kabusu eline almak için sabırsızlanıyordu.

Posted: Thu Jun 21, 2007 2:14 am
by Mark
Oeniaker, bu mutlu habere çok sevindi.
Eilistrae ya ettiği dualar ve ardından güne başlarken yaptığı büyüler rutin hale gelmişti onun için, Merladi'nin, Eilistraee Hanım'ın Kutlu Avına katılacağına çok sevindi.

" Bunu, kesinlikle kutlamalıyız, Merladi."

Yerinden zıpladı, ve kapıya doğru gitti. Gülümseyerek:

" Küçük, bir yürüyüşe, ne dersiniz?"

Posted: Thu Jun 21, 2007 3:12 am
by Gaara of the Sand
Odlanyer geyigin acısına son vermek ve potansiyel diger avcıları çekmesini engellemek için seri davrandı bu sefer ses çıkarmak umrunda degildi. yayıyla tekrar nişan aldı ellerinin titremesini engellemek için solugunu yavaşça bıraktı ve oku saldı.

Posted: Fri Jun 22, 2007 2:11 am
by Daho
Sangwa Yüzbaşı Lyrian ın masaya koyduğu siyah taşa bir ya da 2 saniye baktıktan sonra gözlerini kapattı... sanki birşey hatırlamak istercesine . beyninde duyduğu özlem ve öfke karışık bir duyguydu. ustasının izine en nihayetinde ratslamışlardı... kardeşi solarisinde içinden birşeyler geçirdiğini hissedebiliyordu . O'nun bizzat öğrencileri oldukları için evinin her köşesinde bir tuzak , bir ilüzyon ve benzeri koruma yöntemlerinin olabileceğinide tahmin edebiliyordu buna pek şaşırmamıştı... ama şu an ilgilendiği tek şey hocası Nienna yı en nihayetinde bulabilecekleri bir ipucu yakalamasıydı. gözlerini tekrar açtı Yüzbaşı Lyrian onlara bakıyordu. ve sangwa konuştu.
" bu kara taşın efendi nienna ile nasıl bir ilgisi olabilir ki ? ve merakımın diğer tarafı ise bu buçukluğu efendi niennamı gönderdi ? "

Posted: Fri Jun 22, 2007 2:45 am
by Swain
Solaris huzursuzca taşı eline aldı.

"Hayır kardeşim. Eğer öyle olsaydı efendi Nienna ona mutlaka karşılaşacağı tuzakları ve ilüzyonları anlatırdı. Bu yabancı birinin işi.."

Taşı daha yakından incelemek için yakından bakmaya başladı endişe ve huzursuzluk içerisinde..

"Neredesin usta?" diye mırıldanıdı taşa bakarken. Akından geçenler bir anda ağzından dökülüvermişti.

Posted: Fri Jun 22, 2007 7:46 pm
by Yener
Odlanyer yayını bir kere daha gerdi ve okunu bıraktı.
“Sssıısss” “zzzıııpt”

Zavallı geyiği bir kere dava vurmuştu, ama hayvan yine yere devrilmedi, çok dayanıklı çıkmıştı.

Ok bu sefer tam gövdesine isabet etti, hayvan iyice bitkinleşmişti ve zar zor ilerliyordu.

Odlanyer artık hayvanın kaçmaya çalışmadığını fark etti belki de kaçınılmaz sonunu anlamıştı. Barbarın bu manzara karşısında yüreği burkulmuştu adeta. Hayvanın daha fazla acı çekmesini istemiyordu, zaten hayvanlara acı çektirmek inancında kesinlikle yasak ve günah olan bir şeydi. Avını tamamladıktan sonra tanrıçası Eilistraee ye güzel bir şükür duası etmeliydi.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------

Atak Zarı : 19
Hasar : 4

Posted: Fri Jun 22, 2007 7:47 pm
by Yener
Oeniaker wrote:" Bunu, kesinlikle kutlamalıyız, Merladi."

Yerinden zıpladı, ve kapıya doğru gitti. Gülümseyerek:

" Küçük, bir yürüyüşe, ne dersiniz?"
Merladi ‘ de Oeniaker’in arkasından kütüphanenin kapısına doğru yöneldi, kısa bir yürüyüşün ardından tapınaktan da dışarı çıktılar. Ormanın hemen girişinde bulunan tapınaklarından biraz uzaklaştılar batıya doğru yürüyorlardı. Bahar akşamının hoş esintisi o kadar tatlıydı ki birden Oeniaker’ in tüyleri diken diken olmuştu. Dışarı çıktıklarında yürüyüşlerine devam ederlerken Merladi, genç sihirbazın koluna girdi.

Sessiz geçen birkaç saniyenin ardından :

Merladi : "Sana söylemem gereken bir şey daha var."

Güzel rahibe yavaşça başını biraz önüne doğru eğerek konuşmasına devam etti.

Merladi : "Kutsal günümüz yüksek avda bana eşlik edebilir misin ? Lütfen bu önemli günümde yalnız olmak istemiyorum."

Kız şimdi kafasını kaldırmıştı ve Oeniaker’ e bakıyordu.

Posted: Fri Jun 22, 2007 7:49 pm
by Yener
Zaerniss İki ağacın daha arasından geçtikten sonra dokuz metre kadar ileride Odlanyer’ i görmüştü, fakat Odlanyer, Zaerniss’ i fark etmedi, yaptığı işe tamamen konsantrasyon sağladığı ortadaydı.

Dostunun Ã?nünde bir geyik vardı. Geyik oldukça aciz görünüyordu ve kıpırdamıyordu.

Ani bir ses çıkartması Odlanyer’in birden ürkerek arkasına dönüp oku ona atmasına sebep olabilirdi.