Page 2 of 4
Posted: Fri Mar 23, 2007 6:33 pm
by Yener
Aslında birbirimize bilincimizden bir şeyler aktarabiliyoruz. İnsan hernekadar kendi kendinin düşmanı olsada birbirinin tamamlayıcısıdır diye düşünüyorum. Ã?ünkü şu var bir bilim adamı tarafından bulunan bir bilimsel buluş ondan 3-5 kuşak sonra başka bir bilim adamı tarafında geliştirilebiliyor yada değiştirebiliyor. İnsan tamamlaması için sürekli kendinden bir sonraki nesile bir şeyler bırakıyor.
Peki insanlık daha hızlı gelişebilirmiydi evet gelişebilirdi, farklı yönlerde de gelişebilirdi. Hayal ettiğimiz pek çok şey gerçek oluyor aslında, belki insan zaman yolculuğunu bir makineyle değilde zihinsel olarakta yapabilir. İnsanı taşıyan şey hayal gücüdür.
Posted: Fri Mar 23, 2007 9:48 pm
by SacoKhan
1. soruya diyebeileceğim tek şey, öyle bir teori var ve sen zamanda ilerlerken bile zaman geçtiğine göre zaman da ilerlememiş olduğumuzu söylüyorsun. Denizde yüzerken de denizin akıntısı seni bazen anlamadığın bir şekilde götürebiliyor. Ama asla denizde ilerlemiyorum demezsin, yine de zamanda ilerlersin geri dönersin herşeyi yaparsın.
Posted: Fri Mar 23, 2007 10:36 pm
by Yener
SacoKhan wrote:1. soruya diyebeileceğim tek şey, öyle bir teori var ve sen zamanda ilerlerken bile zaman geçtiğine göre zaman da ilerlememiş olduğumuzu söylüyorsun. Denizde yüzerken de denizin akıntısı seni bazen anlamadığın bir şekilde götürebiliyor. Ama asla denizde ilerlemiyorum demezsin, yine de zamanda ilerlersin geri dönersin herşeyi yaparsın.
İşte buda bir varsayım SacoKhan bu kanıtşanmış bir şey değil.
Posted: Fri Mar 23, 2007 10:51 pm
by Bogus
Sacokhan birazcık elmalarla armutlar karışmış, orada ne demek istediğimi daha iyi anlatayım.
Dikkat edersen postumda:
"Eğer 60 yıl geriye gitmenin de bir zamanı var ise aslında zamanda yolculuk yapmamış oluyoruz."
demişim. Yani zamanda ileri geri gitmemiş oluyoruz dememişim.
1. soruda var sayılan gerçeklerden hareket edersek (Vücudumuzu daha önce olmamış bir zamana götürmek) zamanda yolculuk yapmadığımızı, zamanın katmanları arasında yolculuk yaptığımızı söylüyorum. Bu zaman katmanlarında yer alan paralel evrenler olduğundan bahsediyorum. Ve demek istiyorum ki, bir katmana çıkıp geldiğimiz katmana geri dönersek zamanda yolculuk değil, aslında bu katmanlar ve dolayısı ile paralel evrenler arasında yolculuk yapmış oluruz diyorum. Ancak bizim bu yolculuğumuz sırasında ilk yola çıktığımız katmanda zaman geçmeye devam ediyor.
Deniz örneğine gelince:
Hem denizin akıntısı hem de senin ileri geri yüzmen x-y düzleminde olan şeyler. Dilersen derinliği de bu düzlemde zaman var sayalım. Sen dalıp tekrar aynı yerden çıktığında bir yolculuk yapıyorsun ama aslında denizde ilerlemiş olmuyorsun. Ancak akıntılar yüzünden çıktığın deniz ilk daldığın deniz değil. Buradaki su çoktan akıntılarla gitmiş ve yerine başkası gelmiş. Benim burada bahsettiğim boyut da işte bu. Burada bir yolculuk var, ama yolculuk zaman boyutunda değil, zaman katmanları boyutunda.
Belki anlaşılmamıştır diye biraz daha uzatayım,
Bu tıpkı bir yürüyen bantdan daha hızlı yürüyen bir banda atlayıp sonra yavaş yürüyen banda geri atlamak gibi. (Zamanda ileri gitmek için) Her ikisinde de aradan 1 dk geçti diyelim. Ancak yavaş bantda 1dk sonra varacağımız yerden daha ilerde buluruz kendimizi. Böylece zamanda yolculuk yapmış olabiliriz. (yine 3. boyutu zamana benzetip anlatmaya çalıştım.)
Bu daha da karışık bir anlatım oldu kusura bakma.
Sonuç, zamanda ileri gidiyorsun, ama yolculuğun zamanda değil, zaman katmanları arasında. Tıpkı yürüyen merdivende olduğu gibi.
Posted: Sat Mar 24, 2007 5:56 am
by izetassky
zamna makinesi yapılsa bile işe yaramaz
ancak boıyut kapısı olarak kullanılır.. zaman makinesi yapılmış olsun, filmlerde hep, aynı yerden girilip aynı yerden çıkılır. oysa ki, biz zaman makinesinin içindeyken evren hareket etmeye devam edior, sadece bulunduğumuz güneş siztemi 818.000 km/sa hareket ediyor.. 1 sa bile geri gitsek, yaklaşık ışığın 2 sa aldığı yol kadar dünyadan uzakta olucaz..
ama zaman makinesiyle seyahat etmek daha mantıklı..
buna nediosunuz...!
Posted: Sat Mar 24, 2007 9:09 am
by Narq
Aslında zaman diye bir şey yoktur.Zamanın var olduğunu hüktmettiğimiz bilincimizle söyleyebiliyoruz.O'na anlam veren bir zeka olmadığı sürece neyin neye hükmettiğini veya neyi yaşlandırdığını bilemeyiz.
Bizde devam eden zamanla beraber kalemin ucunda kavram da yol alıyorsak geleceğe yolculuk etmenin mantığı ortadan kalkıyor
Rüya görmek konusuna değinirsek.Her insan rüya görür ve bazıları bunun film kadar uzun olduğunu söyler.Halbuki bilim adamlarının yaptığı araştırma ile insan nasıl rüya görürse görsün;her şey insan zihninde rüyanın başlangıcından sonuna kadar 7 saniye sürdüğünü kanıtladılar.
Ben inanıyorum ki zamanda geleceğe yolculuğun imkanı yok fakat geçmişe var.Bunu rüyalarımızda sadece zihnimizin içinde gerçekleştirebiliriz,ne zaman ki rüyalarımızın ve bilinç altımızın kontrolünü ele alırsak.
Posted: Sat Mar 24, 2007 10:01 am
by arres
bence kendimizin ve çevremizin sürekli bir değişim içinde olmasıdır zaman...hiç birşeyin değişmediğini varsayalım....herşey aynı kalsın...zamandan söz edebilirmiyiz o zaman?
Posted: Tue Mar 27, 2007 11:58 am
by Ramonia
Raistlin wrote:Bence zaman bir olcu biriminden ote bir sey degil. Uzaklik, yogunluk, hacim gibi seyler bizi kontrol ediyor mu diye sormak kadar garip geliyor bana bu soru. Diyebilirsiniz ki zaman disindakileri cesitli yollarla enerjiye donusturerek degistirebiliriz. O zaman ben de size zaman ile enerji arasinda bir denge olup olmadigini bilemeyecegimizi soylerim. Bundan 70 yil oncesine kadar kutlenin asla degistirIlemeyecegini sanan insanoglu e=mc2 ile yeni guclere muvaffak oldu. Yarin obur gun zaman ile enerji. isik, photon belki de atom partekulleri arasinda bir baglanti bulunmayacagini hic kimse garanti edemez. Kisacasi bilmedigimiz bir "olcu biriminin" bize "hukmedip hukmetmedigi" biraz garip bir tartisma sorusu oluyor. Ayni mantikla buzul caginda hava durumunun ya da uzakligin insanlara hukmettigini soylemek anlamsiz olur cunku bu seylerin belli bir gayesi, bilinci ya da mantigi yok.
Fakat su anda insanoglunun etkilemekten en uzak oldugu sey zamandir/uzaydir/boyuttur gibi tartismalar yapilabilir ve gecerlidir kanimca
Sizi bilerek mi seçtiler ? Yoksa Bilmeyerek seçilmişim ben diye yutturdunmu millete onu anlamayadım ben..
Ferepeci olmanızın verdiği hayal gücü ile teknik altyapı bilgisi gerektiren bir konuya göstermiş olduğunuz bu duygusal ve hayalimsi bakış açınıza hayran kalmamak elde değil.
Zamana hükmedebilme olgusu yeterince korkunç gibime geliyor.
O zaman yapılan savaşların...
Verilen mücadelelerin hiç bir anlamı kalmayacaktır bu sistem üzerinde.
Zamanı hükmedenbilen kişi iyilik ve kötülük kavramına direk müdehaleyi yapıp dengeyi sarsacaktır. Ve son bugünkünden daha kötü olacaktır..
vb vb vb...
mcux
Posted: Thu Mar 29, 2007 6:23 pm
by Rhalazarn
Paralel Evren görüşüne sadık kalmak istiyorum şimdiki yazacaklarımda... Zaman, düz bir çizgi halinde ilerlemediği için, zamanda geriye döndüğünüzde-örn: burdasınız ve Kurtuluş Savaşı'na dönmek istiyorsunuz, döndüğünüzde, kitaplarda yazıldığı gibi ya da dönmeden önceki yerinizde var olduğu kesin olan şeyler olmayacaktır. Zaman, tek bir noktadan başlayarak dağılarak hareket eder, yani bu da zamanda yolculuk olayının aslında boyutlararası geçiş olduğunu gösterir.
Evrim Teorisi'nde vermiş olduğum bir örneği yine vereceğim; zamanda geçmişe gittiniz ve babanızı öldürdünüz. Artık babanız olmadığına göre siz de olmayacaksınız vs vs düşünceleri bu noktada yanlıştır. Ã?ünkü öldürdüğünüz, sizin babanız değil, gittiğiniz boyutta doğacak olan sizin babanızdır ve o boyutta doğmazsınız, ama zamanda yolculuk yapmış olan siz, varlığınızı sürdürürsünüz.
Yani geçmişe bir şeyleri değiştirmek için gidemeyiz, sadece bilgi alabiliriz ya da gittiğimiz boyutu değiştirebiliriz, ama asıl boyutumuzu etkilemez oradaki hareketler...
Bu durumda Ramonia'nın söyledikleri gerçeklik payını yitirirler. "Geleceğe Dönüş" filminde izlediğiniz gibi bir zamanda yolculuk yoktur lafın kısası...
"Boyutlararası Geçiş" vardır.
Posted: Thu Mar 29, 2007 7:31 pm
by SacoKhan
Boyutlarası geçiş olsa bile yine kontrolsuz olur sanırım. Sonuçta çıktığım boyuta bir daha geri dönmem imkansız...
Posted: Tue Apr 03, 2007 1:20 pm
by WizardOfQuarks
Uzun zamandır bu başlığa bakmamıştım. şöyle bir göz gezdirdim ve gözüme çarpan birkaç şey hakkında yorum yapmak istiyorum. Heisenberg'in Belirsizlik İlkesi için şöyle denmiş:
Raistlin wrote:
Ah gercekten cok ilginc bir konu. Fakat anlatidigim kadariyla bu teroride bazi aciklar var
(bakiniz
http://tr.wikipedia.org/wiki/Heisenberg)
Burada yazanlara ozetle bakarsak:
Enerji-zaman birbirine bağlı iki büyüklükler olup aynı anda, yüksek duyarlılıkla ölçülemez, bu iki büyüklüğün ölçüm hatalarının çarpımı Planck sabitine büyükeşittir. Yani bu teroride enerjiyi ile zamani olcerken asla mukemmel bir sekilde olcemedigimiz soyleniyor. Adi ustunde BELIRSIZLIK teorisi. Heniz BILINMIYOR olmasi zaman ile enerji arasinda gercek bir bagin olmadigini kanitlamaz.
Sen de ismi dolayısıyla bu ilkeyi yanlış yorumlamışsın anlaşılan.
Heisenberg bağıntısı şu şekildedir.
ΔE Δt = h/2
Burada "h" Planck sabitidir. Planck sabiti, uygulandığı heryer ve zaman için aynıdır. Yani evrensel bir sabittir. "E" enerji, "t" ise zamanı ifade eder. Bu bağıntının bize söylediği şey şudur: Enerji ve zamanın çarpımı sabittir. Yani, bir cismin ne kadar çok enerjisi varsa, bunu korumasına yetecek zaman o kadar kısalıyor. Ã?rnek: Elektron- pozitron çiftinin bir araya geldiğinde muazzam miktarlarda enerjinin bir anda ortaya çıkıp yok olması.
Ayrıca bu bağıntı her şey için, herkes için geçerlidir. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi isterseniz yazabilirim.
Sicim Kuramı veya boşluğun olup olmadığına girmek istemiyorum çünkü bu başlığın konusu değil. İsteyene özel olarak anlabilirim.
Raistlin wrote:Son olarak zamani sabitlemek ya da geriye dondurmenin de mumkun olduguna dair teoriler var
http://tr.wikipedia.org/wiki/Zaman
"Zaman, ışık hızı ile de dolaysız ilişki içinde olup, maddenin ışık hızına yaklaşması durumunda zamanının yavaş akması, ışık hızında durması ve ışık hızı ötesinde de tersine akması; takyonlar denilen atom altı parçacıkların ışıktan hızlı hareket ettiği ve zamanlarının gelecekten geçmişe doğru aktığı veya içinde bulunduğumuz uzay-zamandan başka sonsuz sayıda da ihtimalin olabileceği hipotezleri de modern fiziğin ve relativite teorisinin temelini oluşturan konulardandır."
Modern Fizik ve Görelilik Kuramı Işık Hızının aşılmasının, durgun kütlesi olan cisimler için imkansız olduğunu öne sürer. Bu konuda başka bir başlıkta yazdığım şeylerin aynısını buraya da yazıyorum.
Görelilik Kuramı'na göre (hem özel hem de genel) Işık Hızı üst limittir ve geçilemez. Işığın boşluktaki hızı sabittir ve değeri de c=299792458 m/s'dir. Bu değerde herhangi bir hata payı da yoktur. Farklı ortamlarda ışığın dalgaboyu değiştiği için hızı değişir ama c'yi geçemez. Görelilik Kuramı geçerliliğini koruduğu sürece de böyle kabul edilecektir. Ya da şu şekilde açıklayayım E=mc^2 formülü kullanıldığı sürece Işık Hızı geçilemez demektir. Ã?ünkü Işık Hızı geçildiği anda başta bu ünlü formül olmak üzere bir çok fiziksel ifade hatta yasa geçerliliğini kaybedecektir.
Atomaltı parçacıklar, parçacık hızlandırıcılarıyla Işık Hızı'na belli bir oranda yakın değere kadar hızlandırılabilir ama onu aşacak kadar hızlandırmak teknolojik sınırlarımızın dışında kalıyor. Tabii fizik yasaları yanlış çıkarsa iş değişir. Ama şu andaki fizik yasalarına göre, bu ancak birilerinin çıkıp Güneş Sistemi'nin çapından daha büyük çapta bir hızlandırıcı yapmasıyla mümkün olabilir. Ã?ünkü o hıza Planck ölçeğindeki parçacıkların ulaşabileceği öne sürülüyor. Ancak o boyuttaki bir parçacığı o derecede hızlandırabilmek için gerekli olan hızlandırıcının boyutu yazdığım gibi Güneş Sistemi'nden büyük olur.
İşte Stephen Hawking'in kitabından bu konuyla ilgili bir resim.
Raistlin wrote:
bakiniz
http://tr.wikipedia.org/wiki/Graviton
"Graviton, bugüne kadar varlığı KANITLANAMAMIS, kütleçekim kuvvetini ilettiği var sayılan, sanal bir parçacıktır. Gelecekte bulunması halinde Einstein'in Genel Görelilik teorisinin teorik kısmı yanlış çıkablir."
Evet gravitonun varlığı kanıtlanamamıştır. Tıpkı Higgs bozonu, süper simetrik parçacıklar, dördüncü kuark ailesi gibi. Ama bunların varlığının kanıtlanamamış olması olmadıkları anlamına gelmez. Modern Fizik ve Standart Model kuramları bu parçacıkların var olduklarını gösterir ve hepsinin de, bu yılın sonunda başlanması beklenen deneyler sonucunda gözlemlenmesi bekleniyor. Merak edenlere bunu da ayrıntılarıyla anlatabilirim.
Zaman konusuna dönersek; Stephen Hawking'e göre zaman konusunda söyleyebileceğimiz tek kesin şey, evrenin başlangıcından önce bir anlam ifade etmiyor olması. Burada da devreye evrenin başlangıcı teorileri giriyor ki buna hiç bulaşmamayı öneriyorum.
Zaman yolculuğunun olabileceğini savunan arkadaşlara, yukarıda bahsettiğim Işık Hızı'na ulaşmanın imkânsızlığını hatırlatıyorum. İş o noktaya gelir de imkansız olan başarılırsa, bu sefer de bir arkadaşın dediği gibi işin içine evrenin hareketi giriyor. Yani zor iş.

Posted: Wed Apr 04, 2007 2:59 am
by darkelven
wizard of quarks tan sonra biraz (bayağı bi) hafif kaçabilir yazacaklarım:
herhangi bir eğitimim yok bu konuda ama sınırlı birbilgim ve hayalgücüm var.
Ben şöyle birkavramı hayal ediyorum,bizim evrenimiz, defalarca patladı ve sonsuz kerelerdir tekrar çöktü.çöküntülerden tekrar oluştu ve tekrar meydana geldi.Ben zamanın akışını evrenin genişlemesiyle bağlantılıyorum.
enerji ve madde olmayan bir düzlem olamayacağına göre, evrenden önce de onu oluşturacak bir yapıtaşı yoktu.Bizim şu anda yaşadığımız evren doğduğunda zaman çok hızlıı hareket ediyordu diye varsayabilirim..(zaman ve genişleme bağlantısı)evren genişlemeye devam ettikçe zaman da yavaşlayacaktır ve son anda, durur, bundan sonra çeşitli nedenlerle(galaksilerin ve süper galaksi kümelerinin sayılarının ve çekimlerinin artmasıyla,çok uçuk olabilir ama sonunda başka bir evrenle karşılaşıncaya yada genişlemesini sağlayan ve merkezde bulunan bir enerji ve-veya- madde üretiminin son bulmasıyla v.s. v.s.) çöküş başlayacağına dair bir teori olduğunu biliyorum(BIG CRUSH) big bangin tam tersi ve zamanın tersine akıcağını düşündüm.
Bide şu var, eğer biz paralel evrenlerin(boyutların) olduğu bir gerçeklikte yaşıyor ve içinde bulunduğumuz madde formu nedeniyle geçemiyorsak, bilincimizle gitsek bile bu boyuttaki varlığımızı götüremiyorsak, buna zaman yolculuğu denemez.Zaman yolculuğunu niçin yaparım; ölmemek, hatalarımı değiştirmek, bedenimdeki yıpranmayı azaltmak ve bunun gibi maddi şeyşer için.Ben düşünüyorum ki eğer gerçekten zaman da bilinç yoluyla bir şekilde geriye gitsek de geri döneceğimizi garanti edemeyiz.Dönsek bile bu bize ne gibi bir fayda sağlar maddi olmadığı sürece?
Din konusuna girmek istemiyorum ama ruh kavramı da bence bilinç.Ölümsüz olan bilinç, ve farklı boyutlarda farklı var oluş boyutları olucaktır.Yani madde ve enerjiyi biliyoruz, ve evet fizik kurallrımız var ama bunlar bulunduğumuz boyutun sınırlandırmaları.ve hala fizik kurallarının açıklayamadığı ve bence açıklayamayacağı şeyler var.Karadelikteki olay ufkundan sonra ne olur?
Madde formu ordan ne olarak çıkar, ya da çıkarmı,bir tünel midir zaman veya boyutlar arasında?Ve ordan çıkabilecek varoluş boyutlarını neden enerji ve madde olarak sınırlandırıyoruz, çünkü yalnızca bunları biliyoruz.Kendi boyutumuzda bunlar var olabiliyorlar.ütopik olarak bakarsak da sınırsız boyut, enerji veya madde olarak adlandırılabilecek sınırsız formlar olduğudur düşüncem.
hiçbir ispatı,kanıtı veya bilimsel yanı yok,yalnızca kurgu ama niye gerçek olmasın?ve belki de kafalarımızda yarattığımız fantastik alemlerin gerçekliği daha gerçektir bulunduğumuz boyuttan.Tek bildiğim bunların bilimle ispatlanamayacağıdır.
Zaman yolculuğu hakkında ise düşüncem(yine ütopik ve hayal ürünü) zaman dediğimiz şeyin aslında sadece maddeleri ve enerjiyi ve diğer olası şeylerin meydana getirdiği olaylar sürecidir.Ve bu olaylar süreci de diğer olışumlar olmadan meydana gelemez.Birbirine bağlıdır.
dediğim gibi tamamen benim kendi uçuk ve saçma fikirlerim ama olsun yazayım dedim

.
Posted: Wed Apr 04, 2007 6:06 pm
by Rhalazarn
Saçma diyip küçümseme kendini darkelven, yazmaya devam benim hoşuma gitti

Posted: Sat Apr 07, 2007 3:13 am
by darkelven
devam ediyorum

ama teorilerim yine saçma olabilir.
zaman,evrenin genişlemesiyle aynı şeydir diye bir teori var.Buna göre zaman dediğimiz kavram aslında evrenin yaptığı genişleme eyleminin süreci.Ama bu öyle bir süreç ki, eğer bu eylem sona ererse, bu eylemin oluşturduğu süreç de ortadan kalkıyor ve bu süreç olmadan zaman dediğimiz şey duruyor.
Ve yine bu teoriye göre, evrenin genişlemesinin erken safhalarında zamanın hızlı hareket etmesi, zamanın yavaşlayacağı anlamına gelmiyor.Aksine evrenin genişleme hızının yavaş (veya daha hızlı) olduğu bölgelerde zamanın oranı da değişiyor.BIG CRUSH anında ise zamanın geriye doğru akacağı söyleniyor.Ama zaman yolculuğuyla ilgili bir olaya değinilmemiş.
bence, zamanda yolculuk yapmak(ileri veya geri) evrenin genişleme hızıyla oynamaktan geçiyor.bunu yapmak ise çok çok hızlı giderek(birşekilde evrenin genişleme hızının üstünde)
evrenin daha oluşmamış bölgelerine doğru bir atlama gerçekleştirilebilir.bu ne kadar doğru bilinmez ama çok hızlı giden bircisimin arkadındaki uzay ve madde(evet, uzayın 96sı karanlık madde denen bir maddeden oluşur,geri kalanlar ise, periyodik tabloda olan ve bulamadıklarımızdır) genleşerek evrenin belli bir kısmı hızlı bir biçimde genişleyebilir.ama bu teoride geçmişe gitmek imkansızdır.geleceğe gitmek (aslında böyle denemez ama) yalnızca olaylarsürecini hızlandırmaktan geçer.yani bir düşünün, zamanımızda daha oluşmamız bir yere gitmemiz imkansızdır.ancak bu yerin oluşum sürecini hızlandırabiliriz.geçmişe dönmenin bu teoride herhangi bir yolu yoktur.
başka bir fikrim şudur: bir cismi muazzam bir güçle çalışan bir motorla(tabii ki bu inanılmaz büyüklükte en azından bir galaksi büyüklüğünde olmalıdır şu anki teknolojiyle-tabii attım bu oranı hesapla falan uğraşmadım) bağlar ve motoru cismin arkasındaki evreni çok yüksek bir hızla genleştirecek bir seviyede çalıştırırsak arkadaki evren çok kısıtlı birsürede yüksek miktarda genleşir ve cismi ileri ''atlatır.''elbette ki bu yolla tüm galaksiyi havaya uçurabiliriz de ama teorilerim saçma işte.ışınlanmaya benzer.
boyutlarsa bence farklı evrenlerdir, oluşum düzlemleridir.
Posted: Sun Apr 08, 2007 4:15 am
by Sturm_Ardeth
Su siralar bu zamani oldurmek icin elimden gelenin en iyisini yapmaya calisiyorum. Neden mi? yoksa bu askerlik beni oldurucek.....
ACISIYLA TATLISIYLA
SAFAK BELLI
' 130 ' :king: