Page 2 of 3
Posted: Fri Mar 12, 2004 5:30 am
by sowtim
Abi pardon emir verir gibi "oku, eleştir" demişim. Pardon
Düzeltip, bir daha yazıyorum.
Bu arada sen de benim hikayemi
"Tarrahn Muhafızları" okuyup, eleştirirsen sevinirim.
Posted: Fri Mar 12, 2004 6:20 am
by fingolfin
sowtim anlatım bozuklukları ve yazım yanlışları bence de önemli konular. Kimi zaman yazarın gözünden de kaçabiliyorlar. Benim söylemek istediğim burda liste şeklinde vermene gerek yok, özel mesaj veya mail yoluyla iletebilirsin Raistlin'e. Bence buradaki eleştiriler daha çok içeriğe yönelik olmalı..
Posted: Fri Mar 12, 2004 6:57 am
by Antimodes
Bende okudugumda farkettim yazım hatalarını ama kasamadım belirtmeye bence sowtim çok müspet bir iş yapmış zaten en baba yazarlar bile bu tip destek alılar o yüzden buraya yazması ters degil hem böylece hikayeyi okuyan diger arkadaşlarda yararlanır. Tabi atılmış mesajlar degiştirilemiyo ise yoksa Raistline atıp o düzeltme yapabilse daha ii olurdu.
Posted: Fri Mar 12, 2004 10:58 am
by Raistlin
Arkadaşlar moderator olarak görevlerimden biri de elbette hikayesinde değişiklik yapılmasını isteyenlere yardımcı olmak. Yani bahsettiğiniz sistemi zaten kullanıyoruz. Bu konuda yazdığım mesaj Ocakbaşı Hikayeleri kurallar sabit başlığında yer almakta

Posted: Sat Mar 13, 2004 10:50 am
by sowtim
Bir Cuma gecesi... Eve geliyorum; saat oldukça geç... Sabah olduğumuz sınavın gerginliğini atmak için sinemaya gitmişiz ve daha eve yeni ulaşıyoruz... Evde herkes uykuda... Gözlerim bana daha uyku saatinin gelmediğini söylüyor; ama ne yapmak lazım? Ellerim bilgisayarın düğmesine usulca tek bir tıkırtı çıkarmayacak bir şekilde seğiriyor... İnternete giriyorum ve nihai öykü incelememe kaldığım yerden devam ediyorum...
*Yaşayıp lanet olası acılarla dolu hayatını yaşaması fikri daha çok hoşuma gitmişti. (Baştaki yaşayıpa gerek yok sanki)
*Babamın gözleri korkuyla çarpılmışken içeriden silah sesini duyup koşan annemin gözleri önünce üzerime kurşun yağdırmaya başladı. (önünce=önünde)
*Babamın elindeki silahı alıp fırlattım ve tırnaklarım öfkemin aleviyle kurt pençelerine dönüşürken atmayan kalbim daha hızlı atıyor gibiydi ve kanımda her zamanki seyrelmeyi hissettim. (ilk "ve" yi kaldırırsan sorun düzelir)
*Babamı pençelerimle parçalarken maksimum acı çekmesini sağladım ve kendi idolüm olarak gördüğüm adamı parçalara bölmek benim için müthiş tatmin edici bir duyguydu.
( bu tip fantastik öğeler içeren bir hikayeye bence "maksimum" kelimesi pek fazla uymamış. "doruk noktasını" kullanarak bir cümle yaratabilirsin.)
*Annemin çığlıkları arasında babamın derisini canlı canlı soydum ve kafatasını ellerimle ezdim. (soydum yüzdüm olursa daha iyi olur)
* Lanetimden gayet mutlu bir şekilde çıplak halde kanlar içerisinde sokağa çıktım ve gökyzünde olmayan Tanrıya küfürler ettim. (gökyzünde=gökyüzü)
* Bir anda sokaktan hiç bir ölümlü gözün seçemeyeceği adar yüksek bir hızda ilerleyen bir kaç figür bana doğru hareketlendi...(adar=kadar)
*unufak sözcüğünü fazla kullanmışsın; onu yerine daha farklı kelimeler bulabilirsin.
* Yalnızlıktan korkuyor muydum? Hayır... asıl korktuğum yalnız kalmanın beni ilerde korkutabilme İhtimaliydi... (? Bu cümlede tam olarak ne demek istediğini anlamadım!)
* İstanbul hayatım boyunca gezdiğim en çok kaosun birarada olduğu en kalabalık şehirdi. (şöyle değiştirebilirsin; İstanbul, tüm hayatım boyunca gezip, gördüğüm en kalabalık ve en belalı şehirdi. Belalıyı beyenmezsen kaosun Türkçesi olan "kargaşalı" sözcüğünü de kullanabilirsin.)
* Tamamen süper güçlü vampirler tarafında yönetilen müthiş dengesiz bir düzene sahipti. (genel olarak cümlende bir sorun olmasa da "süper güçlü vampir" betimlemesi sanki biraz çocukça olmuş. Ne dersin?)
* Gaziantep ve şanslıurfa'da kürtçe denilen gairp dili öğrendim. (şanslıurfa=şanlıurfa , gairp=garip)
*İstanbul olayı yine özgün ve sürükleyici olmuş; yalnız noktala işaretlerine (özellikle virgül) biraz daha dikkat edersen daha iyi olur bence. Bazen cümleyi anlamak için tekrar tejrar okumam gerekiyor.
Hadi kolay gelsin...
Posted: Sat Mar 13, 2004 12:33 pm
by Aeron
sowtim, bir cümle öncesinden okursan hatayı göreceksin.
Raistlin wrote: Hayvansı doğama ise yalnız kalabilmek için yaklaşmayı reddetmiştim. Yalnızlıktan korkuyor muydum? Hayır... asıl korktuğum yalnız kalmanın beni ilerde korkutabilme İhtimaliydi...
"Hayvansı doğama yaklaşmayı reddetmek" sayesinde nasıl yalnız kalınabilir. Ben burayı tam tersi, "yalnız kalmamak" diye görüyorum.
Sonraki cümle bana göre hikayedeki en güzel ifadelerden biri. Yalnızlık, bir noktadan sonra geri dönülemez bir seçim. Ya bu seçiminden pişman olursan?
Posted: Sat Mar 13, 2004 10:27 pm
by sowtim
Eleştirilere devam...
*Mezarımdan çıktım ve bekçiyi bulup 5 senenin susuzluğunu giderdim cesedini kendiminkinin yerine koyup kapağını kapatıp toprakla örttüm. ("...giderdim" den sonra bir nokta ile cümlenin bitmesi gerekiyor. Ayrıca burada "kapağını kapatıp" dediğin şey herhalde tabut. Bu sözcüğü kullansan iyi olur. Son bir şey daha, 5 yıl toprak altında kaldıktan sonra tabut hala kapağı kapatılacak kadar düzgün olur mu?)
*Sabbath'a hizmet eden ve Camarilla düzenine ve Prens'e karşı gelen grub ait vampirlerle tanıştım. (bir tane "ve"yi kaldır, "ait"i neden kullandığını anlayamadım.)
*Gangrel'lerin içindeki asıl gücü bu "the Beast" denilen canavarın(,) bu ruhun verdiğini ve asıl gücü orada keşfedebileceğimi söylediler.
*Yeni patronumun kendini egosuyla yüzerek övmesini sabırla dinledim. İşimin bir parçası da düşüncelerimi her zaman kendime saklamamdı. Düşüncelerimle yalnız olmalıydım. (Bu cümle hoşuma gitti)
*Yer altında bodrum katındaki küf kokan odalardan birini gecesi 30 milyona kiraladım ve odaya hiç bir şey koymadan tekrra kapattım. (tekrra=tekrar)
* Güneş doğduğunda burası benim Haven'ım olacaktı. (özel bir anlamda mı kullandın bilmiyorum ama "büyük harfle yazmışsın çünkü- İngilizce bilmeyenler için Cennet de diyebilirdin.)
* Sarsılmaz hafızama her sokağı kazıdım ve zihnimde adeta bir harita çıkardım(.) acil bir durumda Otel'den nasıl kaçacağımın planlarını kafamda kurmuştum bile.
*Metal dedektörü bölümünde botumdaki rambo bıçağı ötmedi. Bu bir tuzak mıydı yoksa güvenlik farketmemiş miydi (miydi"den sonra "bilmiyorum?" cümlenin gidişhatına daha çok yakışır)
* Elbiselerden pek anlamazdım ama bu elbise "benim bile" hoşuam gitmişti. (hoşuam= hoşuma)
*Hafifçe gülümsedi. Başka birisi ona şeker derdi bana göre ise biberdi (benzetme güzel olmuş)
*Yansıtmak istediğin karanlık ve karamsar ortamı gerçekten iyi hissettiriyorsun.
Devam Edecek"
Posted: Mon Mar 15, 2004 5:32 am
by fingolfin
fingolfin wrote:sowtim anlatım bozuklukları ve yazım yanlışları bence de önemli konular. Kimi zaman yazarın gözünden de kaçabiliyorlar. Benim söylemek istediğim burda liste şeklinde vermene gerek yok, özel mesaj veya mail yoluyla iletebilirsin Raistlin'e. Bence buradaki eleştiriler daha çok içeriğe yönelik olmalı..
...
Posted: Mon Mar 15, 2004 6:08 am
by sowtim
sowtim wrote:Bu konuda haklı olabilirsin; ancak bu konuda (onun yazım hatalarını düzeltmem konusunda) yazar Raistlin'in ne diyeceğini merak ediyorum. Eğer o isterse bu tür eleştirilerimi devam ettiririm, istemezse devam etmem.
Raistlin wrote:Hikayeyi beğenmene sevindim. Hatalarımı belirttiğin için de teşekkür ederim. Elimden geldiğince hata yapmamaya çalışıyorum ama ilham geldi mi gözüm ne yazdığımı pek görmüyor ne yazıkki
...
Posted: Tue Mar 23, 2004 9:48 pm
by Raistlin
Aeron wrote:sowtim, bir cümle öncesinden okursan hatayı göreceksin.
Raistlin wrote: Hayvansı doğama ise yalnız kalabilmek için yaklaşmayı reddetmiştim. Yalnızlıktan korkuyor muydum? Hayır... asıl korktuğum yalnız kalmanın beni ilerde korkutabilme İhtimaliydi...
"Hayvansı doğama yaklaşmayı reddetmek" sayesinde nasıl yalnız kalınabilir. Ben burayı tam tersi, "yalnız kalmamak" diye görüyorum.
Sonraki cümle bana göre hikayedeki en güzel ifadelerden biri. Yalnızlık, bir noktadan sonra geri dönülemez bir seçim. Ya bu seçiminden pişman olursan?
Hmm, sanırım tam olarak neden bahsettiğimi anlatamamışım. Gangrellerin "Animalism" isimli özellikleri sayesinde vahşi doğayı, hayvanları kontrol edip yönetme güçleri vardır fakat ben bu özelliği taşımıyorum. Sanırım o kısmı biraz daha iyi açıklamam gerekiyor, teşekkür ederim Aeron

Posted: Tue Mar 23, 2004 10:47 pm
by Raistlin
sowtim wrote:
* Güneş doğduğunda burası benim Haven'ım olacaktı. (özel bir anlamda mı kullandın bilmiyorum ama "büyük harfle yazmışsın çünkü- İngilizce bilmeyenler için Cennet de diyebilirdin.)
Burada Heaven değil(cennet), Haven kelimesini kullanmıştım. Türkçe karşılığı olmadığını zannediyordum fakat biraz sözlük karıştırınca "Sığınak" anlamına geldiğini farkettim. Tam olarak vampirleri nitelemeyen bir kelime olsa da Haven'ı sığınak ile değiştireceğim. Bu noktayı hatırlatman çok iyi oldu.
sowtim wrote:
*Yeni patronumun kendini egosuyla yüzerek övmesini sabırla dinledim. İşimin bir parçası da düşüncelerimi her zaman kendime saklamamdı. Düşüncelerimle yalnız olmalıydım. (Bu cümle hoşuma gitti)
Hmm bunu egosuyla körleşip diye değiştirmeyi düşünüyorum aslında...
sowtim wrote:
*Hafifçe gülümsedi. Başka birisi ona şeker derdi bana göre ise biberdi (benzetme güzel olmuş)
Hahahahaaaa evet Deniz'i oynatan arkadaşım ve DM de bunu okuyunca çok eğlenmişler. Nereden aklıma geldi ben bile bilmiyorum
sowtim wrote:
*Yansıtmak istediğin karanlık ve karamsar ortamı gerçekten iyi hissettiriyorsun.
Karanlık ve karamsar ortam mı? Daha başlamadım bile

Posted: Tue Mar 23, 2004 11:10 pm
by Raistlin
sowtim wrote:
* Yalnızlıktan korkuyor muydum? Hayır... asıl korktuğum yalnız kalmanın beni ilerde korkutabilme İhtimaliydi... (? Bu cümlede tam olarak ne demek istediğini anlamadım!)
Zaten hemen anlaşılmaması için bu şekilde yazmıştım

Aslında burada bir felsefenin ipuçlarını vermeye çalışıyorum.
Yalnız kalmaktan korkan insanlar yalnızlığı yeterince tatmayanlardır. Ya da daha açık bir şekilde sürekli yalnız kalmamak için uğraşırlar çünkü birinin dayanağına ve gücüne muhtaç ya da bağımlı olmuşlardır, ya da başka birisinin varlığını arzularlar. Oysa kendi kendine bir işi yapabileceğine emin olan ve kendi kendine güvenen bir birey daha güçlüdür, çünkü başkasına ihtiyacı yoktur. Bu fikrin doğru olduğunu savunmuyorum arkadaşlar burada felsefi bir tartışma çıkarma amacında değilim yani

. Ama Vlad böyle düşünüyor.
Yine de tekrar düşündüm de bu konuyu tartışmak eğlenceli olabilir ne dersiniz?

Posted: Wed Mar 24, 2004 2:36 am
by sowtim
Burada Heaven değil(cennet), Haven kelimesini kullanmıştım. Türkçe karşılığı olmadığını zannediyordum fakat biraz sözlük karıştırınca "Sığınak" anlamına geldiğini farkettim. Tam olarak vampirleri nitelemeyen bir kelime olsa da Haven'ı sığınak ile değiştireceğim. Bu noktayı hatırlatman çok iyi oldu.
Eee... ... şey...

pardon yanlış okumuşum...

acaba niye çekiniyor
Posted: Wed Apr 07, 2004 12:02 am
by Just_wiN
the beasta daha yakın olmak daha iyi değil mi daha güçlü daha yenilmez bir de niye the beast daha cok yaklaşmaktan çekiniyor diye soracaktım şimdiden tşkkr ederim :vamp
Posted: Wed Apr 07, 2004 1:29 am
by Raistlin
"The Beast" aslında her vampirin gerçek ruhu ve onun içindeki canavardır. Bir vampiri ölümsüz yapan onun hırsı, arzusudur ve bu da vampirin içindeki ruhtur (tabii bildiğimiz anlamdaki ruh demek yanlış olur)
13 Vampir klanı arasında bu "ruh"a en yakın olanlar gangrellerdir. Her vampir bir avcıdır ama her Gangrel doğuştan en korkunç avcılardır.
"The Beast"e yaklaşmanın anlamı kendi benliğini yitirip içindeki canavarın ortaya çıkam durumudur ki buna da "frenzy" denir. Frenzy'nin bir kaç farklı çeşidi vardır ama kafanızı daha fazla karıştırmak istemiyorum.
********************************
Kaine... cennetin ilk katili... kardeşinin canını alan Kaine Tanrı tarafından cennetten sürüldü. İşlediği korkunç günahtan dolayı sonsuza dek yanlız yaşamaya mahkum edildi.
Kaine korkuyla gururu parçalanmış bir şekilde dünyada dolaşırken Tevrat'a göre Adem'in ilk karısı, Adem gibi topraktan yaratılmış olan ve Adem'in eşiti olan tek kadın Lillith, Kaine'i buldu. şafağın meleği Lucifer'in eşi gecelerin koruyucusu Lillith, Kaine'e sevgi gösterdi ve ona oğlu gibi baktı. Onu geceleri soğuktan korudu onun korkusunu yenmesini sağladı ve ona yenilmez bir guru verdi. Lillith Kaine'e dünyanın güçlerini öğretti:
Yıldırımın hızını (Celerity)
Toprağın gücünü (Potence)
Taşın sertliğini (Fortitude)
Avcılardan saklanmayı (Obfuscate)
İtaat ettirmeyi (Dominate)
Saygı gösterilmeyi (Presence)
şekil değiştirmeyi(Protean)
Hayvanlara hükmetmeyi(Animalism)
Görülmeyeni görmeyi(Auspex)
ve Kaine bu güçlere sahip olduğunda 3 Melek ona geldiler.
Tanrıdan haber getirdi ilk melek Kaine'e sordu:
"Kaine, Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, suçun çok büyük ama Tanrının affediciliği de çok büyük. İşlediğin büyük suç için af dile ki Tanrı seni günahlarından arındırsın."
Kainin gururu çok büyüktü:
"Yukarıdakinin rızasıyla değil, kendiminkiyle gurur içinde yaşarım"
Kaine 3 meleği (Micheal, Raphael, Uriel) de geri çevirdi ve 3 kez lanetlendi. Ateşin laneti, güneşin laneti ve ölümün lanetiyle.
Kaine iyonlarca yıl dünyada yalnız başına sefalet içinde yaşadı. Sonunda yalnızlıktan usanmışken insanlığın kurduğu ilk şehire rastladı.
İlk şehir (First City Enoch)
Kaine'in güçlerini gören Havva'nın üçüncü oğlu Set'in oğulları, onu kral yaptılar. Kaine yıllarca hüküm sürdükten sonra yalnızlıktan usandı ve yasak olmasına rağmen kendine 3 oğul yarattı (Enoch, Zillah, Irad) bunlar ikinci jenerasyon olarak anildilar. Bir süre sonra 2. jenerasyon da kendi oğullarını istedi ve 13 tane oğul yarattılar bunlar da 3. jenerasyon oldular. Vampirler ve insanlar bir arada yaşadılar. Ama insanların vampirlere köle olmaktan başka seçenekleri yoktu.
Seneler sonra büyük sel oldu ve bütün insanları ve güçsüz vampirleri dünyadan süpürdü. (Nuh peygamber'in hikayesi)
Fakat 2. ve 3. jenerasyon hayatta kaldı ve İkinci şehir'i kurdular (Second City). Kaine bu selin Tanrının bir cezası olduğunu söyleyip kendini bir dağa kapattı. Bu dağa gelenler ya Kaine'i bulamadılar ya da geri çevrildiler. Güç için birbiriyle rekabet eden 3. jenerasyon 2. jenerasyonu (Kaine'in ilk oğullarını) öldürdüler. Kaine öfke içerisinde torunlarını (3. jenerasyon) lanetledi.
Malkavianlari delilikle
Nosferatulari çirkinlikle
Brujah'ları öfkeyle
Toreadorları güzelliğe zayıflıkla
Ventrueleri sınırlanmış kanla
Tremereleri zorunlu sadakatle
Assamiteleri kardeş katliyle
Ravnosları düzenbazlıkla
Giovannileri ölümle
Seth'in çocuklarını ışıkla
Lasombralari karanlikla
Tzimischeleri bölgesellikle
Gangrelleri canavara dönüşmekle
lanetledi...
Yani Gangreller "The Beast"e yaklaştıkça hayvan özellikleri ve görünümleri kazanıyorlar. Daha güçleniyor olabilirler ama daha az özgür oluyorlar görünüşleri insandan uzaklaştığı için. Ayrıca çok yaşlı elderların artık konuşma yeteneğini bile yitirdiği ve efsanelere konu olan korkunç yaratıklara dönüştükleri biliniyor.
Kısacası Gangrel güç kazanıyor ama karşılığında feda ettiği şey görünüşü, statüsü ve insansal özellikleri...