Page 2 of 6

Eski bir karalamam...

Posted: Mon Dec 04, 2006 1:56 am
by Bunises
Deneme sürecinden kendi iç yankılarına yönelmiş bir günlük sayfası...
Bir mevsim dolusu rüzgârın getirdiği duygunun, beyin fısıltılara sürüklenmiş fırtınası...

Kavrayabildiğim kadarıyla demeyi tercih ederim her zaman; ama bu sefer bir istisna olacak sanırım bu satırlarda. Sebep ve sonuç ilişkisini sorgulamadan "aynadaki" bulanık yansımam olan kişiye bakarak, bu kadar uzun satırlarda dillenmiş düşünceleri "eskiden bulduğum" küçük; ama kısa olmayan bir hikaye ile anlatacağım. Hikâyemizin ismi kimseye ve özelliklede sana yabancı gelmeyecektir. Sözü dilimden alı koyup... ruhuma ve şekillendirmesi için kelimelere bırakayım. Bakalım bir ..soN'da bir insan nasıl var olabilecek.

Mutluluk

Adı bile basit olan bu kavramın getirilerinin biri olan "haz"'da şekil bulan küçük yavrumuz(bizler), geçmiş zamanın getirileri(üremek), yöntemlerin geliştirilmiş haliyle hayat buldu(tıb). Küçüktü... ve bir o kadarda masum, sevimli, temiz, düzgün... Yüzyılların getirdiği düşüncülerin, felsefelerin veya biyolojik açıklamaların önemliliğini bir yana bırakacak olursak, yüzünde ki nurla çevresine ışık saçan, kirlenmemiş bir vücuda sahip ve "gerçek mutluluk tüyünü" elinde sıkıcasına kavramış nedenleriyle tek olandı. Ne var ki bu muhteşem tablonun gerçeği, traji komik bir hikâyenin başlangıcı olduğuydu.

Kutsal çocuğumuz elinde sıkıca tuttuğu tüyle büyürken, herkes ona sevgi, herkes ona mutluluk besliyor, veriyor... ve onun yaşama bağlayan nedenlerinden en büyük olanıda "o tüyün gerçekliği" oluyor. Bu ise doğanın kanununu oluşturuyor; çünkü insanlar çocukları sevmeye aç; çocuklar ise o "elinde tuttukları" mutluluk tüyüyle sevilmeye muhtaç... "Kanun" burada herkesin uyulması için yapılmış;

�mâ...
Her hikâyede olduğu gibi devam eder giderse bu kurgumuz,
Belki bir gerçekte sonlanır kör uykumuz.

Ve..

Zaman gelipte o küçük çocuğun ruhu ilk kötülükle kirlenip ve ağzı ilk küfürle ıslandığı zaman, elinde tuttuğu tüy yükselip uçmaya başlar. Ã?ocukluğunun daha ilk evresinden beri elinde tuttuğu tüyü kaybeden çocuk, "tüm zannettiklerinin yanısını (zannetme duygusu)" yaşar... ve daha düşündüğü ilk zamandan itibaren kirlenmiş beyazlığıyla koşmaya(büyümeye) başlar, bir zamanlar sahip olduğu, hissettiği, gerçeğim dediği ve gerçeğiyle büyüdüğü nesneyi tutmak için, tüye ulaşmak için... O saffa da hayat bilmecesi tekrardan bir cevap kazanıp, rüzgâr olarak tekrardan belirir ve esmeye başlar. Yaşamın başladığı yerden, ölüm kutsal olduğu yöne doğru... kimi zaman şiddetlisince, kimi zaman yumuşak çöl rüzgarları gibisince.

O andan sonra bir ..soN, akıbet veya gerçek bellidir. Ã?ocuk, o tüyün varlığının olmayışı ve yokluğun getirisi olan "acının" getirileriyle büyümeye başlar. Gözlerini, yer yer kaçırdığı, yer yer şiddetli sövmelerle arkasından yakalamaya çalıştığı veya yer yer "umursamıyorum" diyerek kendini kandırdığı tüyün yoluna diker. Rüzgâr ise hayat bilmecesinde ki "dengenin" ürünüyle tüyü, kimi zaman çocuğun bulunamayacağı derece uzağa, kimi zaman ise parmaklarımızın değebildiği kadar yakınımıza getirir. Ve çocuk, çocuk olmaktan çıkar... yorgun bir yaşlı olmuştur. Tüy ise artık onun etrafında uçmaya başlıyordur. Sonra yaşlı insan, sürüncemede geçirdiği hayat için gözlerini yavaşça dünyaya kapatır...
Tüm bunlar sonunda, musalla taşının üzerinde ne zaman bir tabut ve tabutun içerisinde ne zaman bir insan yattığını bilsem... Bilirim ki "o tabut" omuzlarda kaldırılırken ve içindeki ölünün ruhu arş'a bir adım daha yaklaşırken tüy, tabutun içindeki insanın eline tekrardan gelir.

Yaşamın başlangıcı ..soN'da başlayan
Ve ölümün başlangıcı "o" anda aynı ..soN'a ilerleyen zamanda.

Söyleyecek çok şey vardı... Halen var.
Ama şimdilik bu kadarı kâfi herkes için.

Posted: Mon Dec 04, 2006 2:54 am
by Dreamscape
Artemis Entreri wrote:
Galathiniol wrote:Mutluluk anlık yaşamaktır.Anlık düşüncelerle yaşayan gelecek kaygısı bulunmayanlar gerçekten mutlu olanlardır.
Ki bunlar balıklar ve deliler oluyor, öyle değil mi ? :-P
Evet bende onları ima etmişştim :-P

Posted: Mon Dec 04, 2006 4:29 am
by jacklien
baliklar mutlu deildir ya, dusunsene bole bi akvaryumda yuzup duruyon nasil mutlu olunur ki, bak delilerde mutlu olmaya bilir, cunku cogu dertten kederden deliriyo, bizim eski mahallede bi deli vardi, karisi cocugu trafik kazasinda oluyo, adam o gunden sona kendine gelemedi, haberi aldiginda kafayi yemis iste, pek mutlu bi adam oldugu solenemes surekli asik bi surat artik aglayamioda hocam yazik bea wallla nasil mtlu denir ki delilere??

Posted: Mon Dec 04, 2006 4:52 am
by Artemis Entreri
Bunises...
Saol ya.

jacklien o adam bence deli değil sadece yaşadığı üzüntü dolayısıyla şokta. Deli olan insan aklını kullanamayandır. O insan yaşadığı acıyı hergün hatırlıyor ve buna üzülüyor. Bizim kasettiğimiz deliler derdi tasası olmayan olunca bile çabucak unutan, sürekli gülen deliler. Her neyse umarım gerçekten mutludurlar.

Posted: Mon Dec 04, 2006 5:50 am
by Firble
Eğer çocukluğumuzu yeniden yaşayabilsek her anımız mutlu mu olurdu? Sanmıyorum. Ã?ocukluğumuz herkesin çocukluğu da üzüntüler hayal kırıklıkları ve acılar içerir. Ama zaman aslında her şeye rağmen güzel olan bir çocukluktaki bu izleri siler. Ã?ocukluk dünya tanındıkça sanki bir tür masumiyeti gösteren bir ışık gibi parlamaya başlar. Aslında daha ayrıntılı görebilsek orada her şeyin o kadar mükemmel olmadığını görürüz. Ama her şeyi görmemize de gerek yoktur. Ã?ocukluk kafamızda hep taşıdığımız bir idealdir. Ve öyle kalması da güzeldir.

Yaşımız ilerledikçe diğer dönemler de öyle olur. Gençlik iş hayatı hep mutlu olunan hatırlanası zamanlardır. Bu zamanlarda yaşadığımız sorunların da o günlerde olmadığını düşünürüz.

Ama her insan için öyle değil. Ne yazık ki değil... Ã?ocukluğunda bile öyle acıları yaşayanlar var ki. Onların zihinleri tüm çabalara rağmen geçmişi ak bir sayfa olarak hatırlayamıyor. Keşke öyle olmasa... Olmaması için bir şeyler yapabilsek. Ben şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Ã?ocukluğumuzu hatırlayıp da onun güzelliği ile avunabiliyorsak şanslıyız. Birçoklarından... Elimizde hayatımız boyunca bize güç verecek bir kaynak var aslında...

Posted: Tue Dec 05, 2006 5:53 am
by aransayes
Mutluluk çeşitlidir ya.
Sevgilinin dizlerinde uyurken onu seyretmek mutluluktur.
Sevdiğin insanlarla beraber eğlenmek mutluluktur.
Sınavdan iyi not almak mutluluktur.
Motorla hız yapmak mutluluktur.
Bir oyunda geçemediğin yeri en sonunda geçmekte öyle.
Uzun süre beklediğin bir kitabı almakta.
Sevdiğin bir grubun yeni albümünü dinlemek mutluluktur.
Bazen ölmek bile.

Posted: Tue Dec 05, 2006 6:36 am
by Narq
Benim sözlüğümde ''Mutluluk'',

Aç için bir parça ekmek,
Asker için vatan toprağı,
Tok için para,
Zengin için double servet,
Anne için çocuğu,
Devlet için koyun gibi bir millet,
Baba için gelecek,
RP hastası için NeverWinter Nights 195,
Polis için hatalı sürücüler,
Bebek için ana sütü

Posted: Tue Dec 05, 2006 7:39 am
by Artemis Entreri
Ã?ocukluğumuzu hatırlayıp da onun güzelliği ile avunabiliyorsak şanslıyız.
Sözü dilimden alı koyup... ruhuma ve şekillendirmesi için kelimelere bırakayım. Bakalım bir ..soN'da bir insan nasıl var olabilecek.

Mutluluk
Ne güzel şeyler çıkıyor ya. :clap:

Posted: Thu Dec 07, 2006 6:53 am
by Artemis Entreri
Herkesin konuştuğu bir yerde sessiz kalmak, herkesin sevdiği yerde yalnız olabilmek, herkesin kaçtığı yerde cesur olmak, herkesin düştüğü yerde kalkabilmek mutluluktur. Mutluluk aranıp da bulunabilcek bir şey değildir.

Mutluluk.. mutluluktur...

Posted: Thu Dec 07, 2006 6:57 am
by Firble
Güzel bir söz arayıp da bulmak zordur. Başkalarına verebilirsin ama kendin için arayıp bulamazsın. Aslında bulmayı denedikçe daha mutsuz olursun.

Ama onu aramazsan o orda seni bekler... Bilmiyorum garip oldu....

Posted: Thu Dec 07, 2006 7:08 am
by Aredheliquas
Narq wrote:Benim sözlüğümde ''Mutluluk'',

Aç için bir parça ekmek,
Asker için vatan toprağı,
Tok için para,
Zengin için double servet,
Anne için çocuğu,
Devlet için koyun gibi bir millet,
Baba için gelecek,
RP hastası için NeverWinter Nights 195,
Polis için hatalı sürücüler,
Bebek için ana sütü
cok ii söledin narq...
mutluluk görecelidir, yere, duruma, kosullara göre değişir.
gene dönüp dolasıp kosulsuz mutlulua yani "delilik" e geliyoruz.
akıllıysan mutsuzzun kardeş :)

Posted: Fri Dec 08, 2006 3:13 am
by Narq
akıllıysan mutsuzzun kardeş
Bu devirde deli olmak varmış :D ...ne gam,ne kasvet, ne geçim derdi,pes pembe bi hayat onlar için..Aslınd a işte mutluluk ;sağır,dilsiz ve kör olmak gibi bir şey..dünyadan ne kadar uzak durursan mutluluk ordadır

Posted: Fri Dec 08, 2006 3:30 am
by Firble
Deli olmak kolay ama delilik mutluluk mudur? Yoksa mutlu gibi görünmek midir? Kendimi en deli hissettiğim anlar kafamdaki sorunların beni boğacak hale geldiği anlar. Nasıl çok büyük fiziksel acılar insanın bayılmasına neden oluyorsan ruhsal acılar da aklını yitirmesine neden oluyor. Deliliğin nedenlerinden birisi bu sanırım...

Ama bundan öte paranoyaklık da mesela bir delilik türü ve paranoyakların çok da mutlu oldukları söylenemez sanırım.

Posted: Fri Dec 08, 2006 3:40 am
by Narq
Bazı noktalarda doğrusun...

Ama farkı şurda ki; kendini deli hissetmek ve deli olmak.

Deli gibi hissetmek bizim gibi ortalama zeka sahibi insanlar üstündeki etkisi felaket....ama bir deliyi düşünsenize hiç bir şeyden haberi yok bomboş....çünkü o deliliğinin farkında değil.

Evet paranoyaklık apayrı bir konu :roll:

Posted: Fri Dec 08, 2006 3:46 am
by Firble
Hmmm senin bahsettiğin delilik mi yoksa zeka düşüklüğü mü? Zeka düşüklüğü bana göreceli bir kavram gibi geliyor. Kaldı ki zeka düzeyi olarak oldukça aşağıda olan fareler bile dehşete kapılır acı çeker mutsuz olurlar. Köpekler bunu hayli hayli yapar. Bir köpeğinkinden daha düşük zekası olan insan da yok sanırım. İnsanlar zeka düzeyi düşük olanlara bakıp onları mutlu sanırlar ama onlar da mutsuz olurlar bazen çok mutsuz olurlar. Nedenini burada açıklamam asla ama bunu iyi biliyorum emin olun. Belki ilginç gelebilecek bir nokta onların da bizi çok mutlu zannediyor oluşları olabilir.

Bunu geçersek bile olası en düşük zeka yani mesela bir balığınki mutluluğu yaratır mı bence yaratmaz. Neden yaratmaz? Ã?ünkü balık düşünemez mutlu olmak farkına varmaktır. Hissetmektir. Hissedemeyen farkında olmayan canlı mutlu olamaz.

Eğer zeka dışında başka bir güç ona hissettirebiliyorsa ( mesela şu aura teorilerinin doğru olduğunu varsayalım) o zamanda hisseden her şey mesela bir ağaç da hem mutlu hem de mutsuz olur.

Acı çekmeyi göze almadan mutlu olamayız. Ve akıl hastanelerini dolduranların da çoğu aslında mutsuz insanlar benim bildiğim kadarıyla...