Page 2 of 50
Posted: Sat Dec 03, 2005 1:47 am
by Horcoel_Baator
Rhonin wrote:
" Ben..Senin Lord Oren tarafından sürüldüğünü duyduğumda bundan vazgeçtim dostum O zaman vazgeçtim Lord Oren'den...Ben bu insanları böyle asla bırakmam bunu iyi bilirsin eğer bunun olucağını bilseydim terkedermiydim ben seni aramak için gittim 10 kasabadan çünkü Lord Oren'in adaletsizlik yaptığını düşündüm asla bir insanı bu halde bırakmam dostum asla ve şimdi de bırakmayacağım..."
''Ne'' dedi Horcoel şaşkınlıkla..''Ben sürüldüm diye mi bıraktın..''
Horcoel bir an şaşkınlıkla duraksamıştı..Ne diyeceğini bilemez gibi hissediyordu kendisini..Aslında garip bir histi ve bu his kendisini utanmış hissetmesine neden olmuştu..
''Yanlış düşünmüşsün V'ladhek..Lord Oren adaletsizlik yapmadı..Ancak onunla benim adalet anlayışım farklıydı..Bu yüzden sürüldüm..Bu tamamen bir seçim meselesiydi ve ben seçimimi yapmıştım..Yaşam ve ışıgı Ölüm ve savaş a tercih ettim..''
V'ladhek e doğru iki adım yaklaşarak..
''Sinirim ve güvensizliğim için özür dilerim V'ladhek..'' dedi gülümsemeye çalışarak..Ellerini kendisinden 30 küsür yaş genç olan şovalyenin omuzlarına attı ve gülümsemeyi başardı..
''Senden asla şüphelenmemeliydim..''
''Dostum..''
''"-Büyük ihtimalle canlı çıkan birileri vardır alevden daha çok duman var gerçi canlıları nasıl göreceğiz bilmiyorum ama şehri ufak bi keşfe çıkmalıyız"
Arkasına döndü ama sağ eli ile V'ladhek in sol omzunu tutuyordu..
''şehre keşife çıkmak için vakit çok erken..Ordu da hala şehirde olduguna göre çözüm başka yerde aranmalı..Ordu çok kalabalık..Gidersek hemen yakalanırız..Onkasabanın eski komutanıydım..5000 adet orcun geleceği haberi gelmişti bana..Oren seçilmişi Cervantes e insanları başka yere tahliye etmemiz gerektiği ve bu kadar kişiyle savaşacak gücümüz olmadıgını söylediğimde ise bana cevabı insanlar burada doğru burada ölecekler olmuştu..Umarım o zavallıları vatanseverlik uğruna ölüme sürmemiştir..''
''Ancak doğru olan başka bir nokta var ki oda şehirde sağ kalan herhangi birisi varsa Onkasaba halkının kalan kısmına ne olduğunu öğrenmemiz gerekiyor..''Bu sırada elini V'ladhek in omzundan çekti ve iki elini göğüs hizasında bitiştirdi..
''Ama nasıl?''
''1-Gizlice yıkıntılara sızmaya çalışmak..''
''2-Yada onların bize gelmesini sağlamak''
''Başka önerisi yada itirazı olan?''
Posted: Sat Dec 03, 2005 2:23 am
by Rhonin
V'ladhek gülümsedi "önemli değil dostum nerden bilebilirdin ki" dedi ve içi rahatlamıştı anlatabildiğinden dolayı... şehri izlerken Horcoel'in dediklerini dinledi " Evet şu anda giremeyiz doğru dedin ve eğer şehre gizlice girersek yine şansımız olmaz bence en iyisi onları kendimize çekmek en mantıklısı bu şehirdeki insanları kurtarmayı bende istiyorum ama boşu boşuna ölmekten iyidir..." dedi V'ladhek...
Sonra tekrar şehire baktı " ama önemli olan onları nasıl çekiceğimiz ve napıcağımız.. " düşünceli bir biçimde " eğer cervantes hala hayattaysa burda bıraktığını sanmam halkı en azından bu kadar çabuk düşmezdi şehir... Bence bir araştırma yapalım belki insanları güvenli bir yere taşımayı başarmıştır..." derin bir iç çekti V'ladhek nasıl olmuştu bu kargaşa bu kaos nasıl gelmişti ne kadar çabuk gelişmişti olaylar şu an 10 kasaba yanıyordu ve tek burası değildi yanıcak olan ... Ama bunu durdurucaklardı durdurmaları gerekiyordu insanların iyiliği için...
V'ladhek ikisine döndü " Burdaki olayları bilen biri olmalı veya başka birileri daha var mı gördünüz mü? " etrafına göz gezdirdi " Bence şu an en iyi plan ne olduğunu öğrenmek ve başka birileri varmı diye göz atmak " Silah arkadaşına döndü " Ne dersin dostum..? "
Posted: Sat Dec 03, 2005 2:43 am
by Sylvos
Harbormm bir sihir sayesinde 10 kasabaya gelebilmişti. Her ne kadar bu gerekli olsa da onun hoşuna gitmiş gibi görünen bir hali yoktu. Huysuz cüce yeterince sinirli gibiydi.
"Pöeh! Lanet orklar kasabayı basmış. Eğer biraz daha zaman olsaydı, kasabaya girmeden önce daha önceden yetişip o yeşil iğrenç kafalarını mikrop gövdelerinden ayırmak için yeterince vaktim olacaktı." dedi Harbormm tiksinti duyarak.
Horki wrote:''Ne'' dedi Horcoel şaşkınlıkla..''Ben sürüldüm diye mi bıraktın...
''Ama nasıl?''
''1-Gizlice yıkıntılara sızmaya çalışmak..''
''2-Yada onların bize gelmesini sağlamak''
''Başka önerisi yada itirazı olan?''''
Harbormm bir kaşını kaldırarak ilgi duyarcasına V'ladhek' e sert bir bakış attı.
"şövalyelerde onur olur sanırdım daha önceleri. Meğerse o onur korkarak savaş zamanı kaçmak içinmiş. Buradan canlı çıkarsan eğer, sorguya alınacaksın sayın şövalye" dedi sertçe.
"
Bizlerle birlikte gelmesini sağlamak mı? şu an 7 kişiyiz ve bunu yapmak için yeterince azız. Bence Doğu tarafından dolaşmalıyız." dedi, sırt çantasından bir harita çıkartarak. "
Hızlı gidersek, önlerine geçebiliriz. Sol kanattan saldırarak hücuma geçeriz. 10 kasaba koruyucuları bizden pekte uzakta olmayacaktır. Bu savunan tarafın da moralini arttıracaktır. Belki bir umut doğma durumu düşünülecektir. Moral ile savaşırsak o kadar iyi dövüşürüz. Büyücüleri koruma altına alalım. Kendilerini yeterince koruyabilirler fakat, yakın dövüşte pek etkili olamayabilirler.?"
Posted: Sat Dec 03, 2005 3:18 am
by Rhonin
Harbormm'un dediklerini duydu biraz sinirli bir şekilde " eğer buranın saldırı altında giriceğini şehirin bu hale geliceğini bilseydim gitmezdim...Bu kadar insan ölürken ben asla kaçmam asla tam tersi onları korumak için kanımdaki son damlaya kadar savaşırım ben ordan kaçmadım şovalye dostumu bulmak için ardından gittim sadece yanlış bulduğum kurallar için terkettim orayı ve şimdi sen bana gelip bıraktın burayı diyorsun hayır bırakmadım..." dedi sert bir sesle...Ve kasabaya baktı sessizce...
"Ve dostum eğer sizi bıraksaydım savaştan kaçsaydım şu an burada olmazdım bunu unutma ben kimsenin ölmesine izin vermem veremem..." ... " şimdi bana inanmıyorsan bile malesef sırt sırta halkımızı korumalıyız istesende istemesende insanları benimle beraber korumak zorundasın arkadaşım...." dedi V'ladhek etraftaki leş kokusu ve toz öksürmesine sebeb oldu " şimdi beni suçlamak yerine bir plan bulup halkı korumamız lasım..."
" Ve bu tür şeyleri tartışıp birbirimizi dinlemez ve umursamazsak bu savaşı kazanamayız...Beni anladıysan Harbormm eski dostum artık plan kuralım..."
Horcoel'e döndü "evet ne dersiniz..?" "Başkaları var mı diye araştırma yapacakmıyız başka şovalye veya büyücü var mı diye ya da birilerini gördünüz mü şu ana kadar ayrıca bu kadar kişiyle o orduya saldıramayız önce cervantesi bulmalıyız derim ben yerini bilen var mı? ..." " ayrıca eski dostum harbormm.. Etrafta kolcu ve halktan pek iz yok gibi görünüyor ama en iyisi bir bakmak ama gizlice bakmalıyız bu da bazılarımızın oraya gitmesi demek..Dikkatli olmalıyız karşımızda hafife alıncak bir güç yok...Belki sağ kalan birileri varsa onlardan öğrenebiliriz halka nolduğunu veya Cervantes'in yerini...
Posted: Sat Dec 03, 2005 6:37 am
by Slach
Slach midilliden indi. Yerde kadın acı ile sürünüyordu. Yeşil ipek elbisesi kanla kırmızıya boyanmıştı. Kadın ellerini slach'a doğru uzatıyordu. Slach uzanan ele istemsizce cevap verdi. Karanlıktan pek göremesede kadının kanını elindeki kanın kokusunu ve ıslaklığını hissedebiliyrdu. Kadını yarısın neresinde olduğunu ve ne yapabilceğini düşündü. Zaman önemliydi ama bırakıp gitmek canilik olurdu. Pek iyi biri sayılmazdı ama bu kadarda acımasız olamazdı.
Posted: Sat Dec 03, 2005 7:20 am
by WereWolf
Havadaki kan,leş ve en beteri orkların pis kokusu on kasabayı sanki zehirli bir bulut altına almıştı.Azazel burdaki vahşeti daha yakından görmek için yüksek bir tepeye çıktı.Kasaba kan rengine bürünmüştü.Gördüğü manzara karşısında kanı dondu.Halen daha kasaba vahşet dinmemişti,can çekişen askerlerin çığlıkları orkların vahşi baltaları ile son buluyordu.Kasaba yer yüzünden nerdeyse tamamen silinmişti.Bunu yapan kötülüğe lanet yağdırdı.İstemsiz olarak kurt formuyla elf formu arasında gidip geliyordu.O anda şehre dalıp o pis yaratıkların kafalarını ezmek isterdi ama bu sadece bir intihar olurdu.şu an bir görevi vardı tanrısı,doğanın merhameti ve gazabı Dragonfly ı onurlandırmak.Tanrısına bir yakarışta bulundu; Doğanın koruyucusu,sen bana akıl verki seni onurlandırayım,bana yol gösterki yolumu bulayım..
Posted: Sat Dec 03, 2005 9:18 am
by Yılmax
V"ladhek arkasındaki hareketi görünce hemen döndü ve tam arkasında Horcoel"le göz göze geldi. Tam o anda Horcoel"in yanında başkaları da belirdi. Kırmızı cüppelere bürünmüş bir drow, Bembeyaz kanatları ve masum yüzüyle göz kamaştıran bir yarı melek, mızmızlanan bir cüce, bir yarı elf ve en sonda da sırıtarak ortaya çıkan beyaz cüppeli bir büyücü.
Yılmax daha önce hiç teleportasyon yaşamamıştı. Ama Horcoel"in aksine bu onun çok hoşuna gitmişti. Büyüyle uğraşan birisi olarak büyünün kendisine yararlı olan etkilerinden her zaman haz almıştı. Horcoel"in aksine, onun vücudu milyonlarca minik parçaya ayrılırken eğer ağzı kalabilseydi sırıtıyor olacaktı.
"Ã?eah bu mükemmeldi!" dedi sırıtarak Yilmax ama sonra alevler içerisindeki on kasabayı görünce yüzünün şekli biraz da olsa değişti. "Bir zamanların efsane şehri tüm tanrıların gözünde olan on kasabanın hali nedir? Her taraf yanıyor! Lanet olsun. Bu duman öhö öhö höehh yanık et kokusu bu çok kötü. Bunu hangi çürük zihniyet yapmış olabilir savunmasız bir grup insana saldırmak, hangi lanet olası zihniyetin eseri? Kasaba ve insanlar yanıyorken ne elde etmeyi istiyorlardı ki? (sesini alçaltarak) Kahrolası tanrılar ne yapmak istediler? Neyi paylaşamadılar? Herşeyin sonunu getirecekler."
(Zihnindeki ses) " İşte yine başa döndük Yilmax, senin gibi bir ucubeye de ancak bunlar yakışırdı. Hahahaha ne olmasını bekliyordun ki sen bir oyuncaksın her zaman kaybetmeye mahkumsun mahluk!"
"Kes sesini kes yeter artık lanet olası neredesin? Seni yok edeceğim" Sesini fazla yükselttiğinin farkına vararak " Usta Eldarin neler oluyor burada? Sanırım geç kaldık. (Özgün bir ifadeyle) Sizinle cehenneme kadar bile gelebilirim ama sanırım burada olanları engellemek için çok geç kaldık. Yapabileceğimiz ne olabilirki bunu yapanların sayıları çok fazla olmalı." diyerek Başbüyücünün yanına yürüdü...
" Ã?nce karanlıkaltının çürümüşlüğü, şimdi de yerüstünün çılgınlığı sanırım tanrılar bizlerle bir tür oyun oynuyor ha usta? Her ne kadar geçmişimi hatırlayamasam da yerüstünde yaşadığım 80 mevsim dönümünde birçok şey öğrendim sanırım. Ama hala bu lanet olası şeylere anlam veremiyorum." Son sözlerinde sesini fazlaca yükselttiğinin farkına varamamıştı. Sözlerini tamamlar tamamlamaz Eldarin'in sözlerini her ne söylerse söylesin duymayacaktı. O şu anda başka bir alemdeydi başka bir yerdeydi...
" Karanlık derin huzur veren akıl kaybettiren derin bir karanlık, yavaş yavaş gözleri alışınca önündeki sahneyi görüp donup kalıyordu; karanlık ama bir o kadar da muhteşem bir şehir görebilenler için yazık ki hiçkimse göremiyecekti muhteşem Menzoberranzan'ı. Görebilenler için muhteşem bir güzellik mimari bir şaheser. Obsidiyen taşlarından yapılmış büyük bir şehir. Malikaneler ailelerin ve tabii ki üstün olan annelerin Ã?rümcek kraliçeye olan bağlılıkları ve işledikleri cinayetlere, katliamlara göre sıralıydı. Gözü sadece bir noktaya takıldı şehrin orta ksısımlarında yer alan Z'yl Arnen malikanesine çok da büyük sayılmazdı ama burada olmayı hayal edip herşeylerini verecek çok daha alt tabaka aileler vardı. Daha sonra gözü biraz daha yukarıya tapınağa daha yakın duran büyü okuluna kaydıorayla ilgili birşeyler aklını kurcalıyordu ama ne? Bulamıyordu. Ve bir anda yer değişti şimdi bir ormandaydı.Az ileride kara cüppeli birisi sırtı ona dönük ilerliyordu hemen onun önünde de sanki onun komutlarını dinliyormuş gibi ilerliyen 8 drow savaşçısı ellerinde ademantit kılıçlarıyla karanlıkta ilerliyorlardı. Bir süre bunların ne yapacaklarını izleyecekti Yilmax. Grup biraz daha ilerledikten sonra, kara cüppeli kişi havada bir takım hareketler çizdikten sonra mırıldanmaya başladı Yilmax kara cüppelinin yaptığı büyünün bir ateş topu olduğunu anladı ama nereye atıyordu ateş topunu diye düşünmeye kalmadan ileride bir kulübe alevler içinde kalmıştı bile içerisinden yanık et kokusu gelmeye başladıktan sonra etraftaki kulübelerden fırlayan elfler şaşkınlık içerisinde etrafa bakınmaktaydılar cüppeli kişinin bir el hareketiyle 8 savaşçı drow kılıçlarıyla önlerine geleni hunharca katletmeye başladı ve sonra kara cüppeli kişi arkasını döndü Yilmax hemen bir çalının arkasına saklandı ve kara cüppelinin yüzünü görmeye çalışırken bir anda etraf tekrar karardı." Bir an sonra Eldarin ve diğerleri Yilmax'ın şoka girmiş yüzünü göreceklerdi ve eğer dinleyen olursa mırıldandığını duyacaklardı; " O ben olamam! Hayır ben değildim, ben değildim!"
---------------------------------------------------------------------------------------------------
Kainatta salt iyilik ya da salt kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...
Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
Posted: Sat Dec 03, 2005 9:53 am
by Logan
Gümüşyüz"ün gümüş tınısı içinde yanağından süzülen yaşlara hakim olamıyordu,hiç bu kadar vahşice ve zalimce yapılan bir şey ne duymuştu ne de görmüştü.Miferinin içinde ağlıyordu sessizce yanan kasabaya bakarak,süzülen yaşlar miferin altında toplanıp bir damla halinde toprağa düşmeye yeltendiğinde Gümüşyüz elini tutarak toprağa düşmesini engeliyordu çünkü gözden çıkan yaş genelde,üzüntü taşırdı ve bununda toprağa yani dünyaya taşınması istenmezdi.
Gümüşyüz duya biliyordu ağlayan anneler,sevgililerini korumaya çalışan erkelerin ağıtlarını duyuyordu kafasında yankılanıyordu ,bir ara kasabaya doğru bir iki adım atmış olsada orata gitmenin kimseye faydası olmıyacağını biliyordu.
Sonra toplandığı yere baktı önceden fark etmemişti ama bir sürü kişi gelmeye başlamıştı,bir tane Oren paladini görüyordu,gayet heybetli be yüzlerinki ve zırlardan görmüş geçirmiş kişiler oldukları beli idi. Bir kaç kişi ile konuşuyordu...
Kendini belli etmek için onlara doğru ilerdi...
""Efendim,"" (Sylvos)
Sonra kasabaya baktı artık,ağlamıyordu artık güçlü olmak zorunda idi savaşmalı idi buda güçsüzlerin yapacağı bir şey değildi.Ağlayarak savaş kazanılmazdı.
Sonra tekrar dönerek
"" Adım Gümüşyüz ""
Gümüşyüz ne diyeceğini bilemiyordu çok şaşkın ve kızgındı,birileri bunu hesabını verecekti.
Posted: Sat Dec 03, 2005 8:22 pm
by Yener
Nakh saklandığı yerde sağ yumruğunu sol avucuna yavaşça indirdi. "İşte bu sefillerin karşıma çıkması iyi oldu manastırdan çıktığımdan beri hiç antreman yapamamıştım". Nakh yerde yatan cesetleri kurcalıyan orklara iğrenerek bakıyordu.
Nakh yıllardır aldığı keşiş eğitiminde bilge bir adamın herzaman sabırlı olması gerektiğini öğrenmişti.Bu iki orkun dışında başka orklarında olup olmadığını anlamak için birazdaha beklemeye karar vermişti.Eyer sadece ortalarda bu ikisi varsa onları kimse farketmeden cehennemin dibine göndermeye niyetliydi.
Posted: Sat Dec 03, 2005 11:00 pm
by Illyra
Elf Prensesi kendini çok yorgun hissetmesine rağmen, karşısında gördüğü kasaba ışıkları, en sonunda özgürce yaşayabileceği bir yere geldiğini işaret ediyordu. heavenbreeze i durudrdu ve havayı içine çekti...
yaşamı.... en sonunda istediği şekilde yaşayabilecekti...hemartık bu kılıcıda zorlan belinde taşıması, kokusunu sevmediği bu zırhıda giymesi gerkemeyecekti... kalacak bir yer bulur bulmaz, çantasında onu bekleyen ipek, kadife güzel elbislerden birisini giyebilecekti...
böyle düşüncelerle çok hayacanlandı ve sabrının sonuna geldi...artık istediği olmuştu...kendi yaşamına kavuşmuştu...aklına öğrendiği ortak dilin ilk defa konuşacağı kelimlerini hazırlıyordu...
"merhaba beyefendi (yada hanımefendi diyecekti), ben buraya çok uzaklardaki bir elf kasabasından geliyorum. yanımda para var (insanların şehirlerinde parayla biryerlerde kalındığını duymuştu galiba) ve kalacak bir yer arıyorum. rica etsem, bana yardım etme lütfunda bulunurmusnuz acaba?"
güzeldi. artık kendisi gibi yorulmuş olan hevaenbreeze i tam yürüyüşe geçirmek üzereydi ki aklına bir şey geldi. cebinden bir yerlen çıkarttığı minik el aynasınlan yüzüne baktı. pisti. burnunu kırıştırarak yere indi ve su tulumundan biraz su akıtarak yüzünü, ellerini yıkadı. aynaya tekrar baktığıında, kendini herzamanki gibi güzel buldu. kızıl sarı, düz elf saçlarını beyaz cüppenin üzerine çıkarttı. başındaki elf tacını düzeltti.gitmeye hazırdı...
hevaenbreeze i hafif tısıra kaldırarak, kasabanın içine doğru sürdü. özgürlük çok güzel birşeydi...
fakat şimdi düşünmesi gerken başka şeyler vardı. kalacak bir yere ihtiyacı vardı ve heavenbereeze bakılması lazımdı, ayrıca yemek yemesi, banyo yapmasıda gerekiyordu, lakin çok pislenmişti...
birazdan kasabanın içinde girdiğinde demin hazırladığı repliği soracağı birilerini gözleriyle araştırmaya başlamıştı....
Posted: Sun Dec 04, 2005 12:38 am
by Eldarin_
10 Kasaba, Tanrıların Evi...
Tanrılar Aşkına...Buraya neler olmuş böyle!
Eldarin büyüsünü bitirip 10 kasaba yakınlarına vardığında gördüğü görüntü karşısında neye uğradığını şaşırmıştı. Limerik Ormanları uzaklarda görülebiliyordu. Tüm ağaçlar çürümüş, Tabiat burada yokolmuştu. Ayakta dimdik duran tek bir ağaç kalmamış, ve tek bir yapı da...
10 kasaba dümdüz edilmişti... Lord Oren' in cehenneminden geldikten buraların yeniden yapılandırılması gerekiyordu. Burada her ne yapılmıştı bilmiyordu ama pervasız bir yıkım ile apansızca buluşturulduğundan şüphesi yoktu. Harbormm un söyledikleri her kelimesine kadar doğruydu demek. Dev Ork ordusu 10 Kasabayı tümüyle yıkmıştı. Masumların, yaşlıların, çocukların evleri yıkılmış, hepsi sonu belli olmayan bir sürgüne gönderilmişti.
Eldarin in gözleri 10 kasabanın olması gereken yerine kenetlenmişti.
"Ama, nasıl..." diyebiliyordu sadece. Tarihin üzerinde yapılan savaşlarla başabaş olduğu 10 kasaba, artık yoktu. Onca emek, onca kan, onca savaş şimdi gözlerinin önündeydi büyücünün. Gün gelip öte dünyaya göçtüklerinde ona sorulduğunda ne derdi peki kendisini sorgulayacaklara? Bu öte dünyaya giderse geçerli olurdu elbette. Tüm bu olanların onun ruhunu sonsuza kadar bu diyarda, lanetli bir ruh gibi hapsetmesi de olasıydı.
Eldarin gün geçtikçe daha büyük vebal altına giriyordu.
Herşeyi düzeltmeye çalışırken aslında herşeyi bozuyorum.
Bu sözler ona aitti. Mantıken bir dayanağı olmasa da bu hep böyleydi ve gitgide daha sağlam temellere tutunuyordu bu sözler.
Yilmax ın dediklerine cevap verme gereği duymadı Eldarin. Diyecek birşeyi de yoktu esasında.
Sonra Horcoel in sözlerini işitti. Güçlü savaşçı bir öneri sunmuştu onlara.
"Yıkıntılara sızmaya çalışmak. Sanmam Sir Horcoel. Burada binlerce orktan ve çeşitlerinden oluşan bir ordudan bahsediyoruz. Basit gerilla taktiklerle bir yere varamayız şu pozisyonda. Karşımızdaki gücün yıkıcılığını görüyorsun sende.
Onlar yıkıcı ise biz daha yıkıcı olmalıyız. Onlarla başa çıkabilmek ise eksik olduğu yanlarının üzerine gitmek olacaktır. Açık kollamalıyız yani."
Başbüyücünün gözleri şimdi daha derinleri inceler gibi Sir Horcoel in üzerindeydi.
"Orklar fiziksel anlamda oldukça ezicidirler. Ama üstün olmadıkları yanları da vardır elbet..."
şimdi gözü Yilmax ve Finrod a kaymıştı. Sonra Sir Harbormm ile Sir Horcoel e döndü...
"Mesela büyü...Ã?yle değil mi?..." diyiverdi...
Posted: Sun Dec 04, 2005 2:49 am
by Sylvos
"Daha sonra bunu konuşmak için yeterince zamanımız olacak, eğer canlı çıkarsak." dedi Vladhek' e aynı sert ses tonu ile.
Ardından gerisinden ona seslenen bir ses duydu:
Efendim, (Sylvos)
Adım Gümüşyüz
Harbormm dönerek adama baktı. Kalkanının üzerinde Oren sembolü vardı. Tapınaktan geldiği kesindi. Ama daha önce onu farketmemişti.
"Ben, Harbormm Doomhammer. Oren şövalyesi ve Tapınak Lideriyim." dedi adama yavaşça. Sonra Eldarin' e döndü:
"Höh! Bunu daha önceden de söylemiştim. Eğer sizi kollarsak," dedi büyücüleri gözden geçirip inceleyerek
"Sizin işinizi kolaylaştırırız. Yani eksik yönümüz tamamlanmış olur. Onların açığından faydalanmamızın en iyi yolu budur. Ama yine de o iğrenç yeşil yaratıkların kafalarını teker teker uçururken büyüye pek ihtiyacımız olmayabilir." dedi hafif bir gülümseme ile.
Posted: Sun Dec 04, 2005 3:32 am
by Eldarin_
Harbormm un İlk dediği mantıklıydı, uygulanabilirdi, sonradan söylediği ise işin böbürlenme kısmına kaçıyordu.
Eldarin son sözler üzerine dudaklarını hafifçe büktü, sonra yüzüne ince bir gülümseme yerleştirdi.
"Emin ol Sir Harbormm,
Arkamızda 1000 dağ cücesinden oluşan bir ordumuz olsaydı bende senin gibi düşünürdüm.."
Harbormm sözlerin anlamını kavramış olmalıydı...
Posted: Sun Dec 04, 2005 4:03 am
by Horcoel_Baator
Harbormm un V'ladhek e yaptığı iğnelemeyi dinleyen Horcoel dinlediği gibi elini cebine attı ve bir mendili çıkartarak cüceye döndü..
''şovalyeler onurlu olur ve kendilerine ihtiyacı olanları terk etmez ha Sir Harbormm?..Bu mendilin ne anlama geldiğini bana daha önceden söylemiştiniz..Nöbetçi mendili bana getirdiğinde hissettiklerimide bilmeliydiniz..Zaten sayımız azdı ve bizi bırakıp gitmiştiniz Sir Harbormm..Hemde tapınak şovalyeliğini bırakarak..Yanlışmıyım sir Harbormm..Bu mendilin anlamı bu değilmiydi?''
''Bizi bırakmanız..''
''Bakıyorumki ölüm ve savaş a olan inancımı kaybetmem sonrası Bizi yani '' tapınak şovalyelerini değil Kasabayı''bırakıp gidişinizden sonra yeniden tapınak şovalyesi ilan edilmiş üstüne eskiden bana ait olan tapınak liderliği rütbeliğine gelmişsiniz..Sizi tebrik ederim..Lord Oren in adaletini asla sorgulamadığım gibi sizin rütbenizide sorgulamam..Bu onun ve sizin seçimleriniz..Ama bu yeni yetkileriniz size Sir V'ladhek i sorguya alma hakkını size vermez..Ã?ünkü o sizin sorumluluğunuzda olan bir şovalye değil..Siz yeniden tapınak şovalyesi + lider ilan edildiğiniz sırada o çoktan tapınak şovalyeliğini bırakmıştı..Ve size olan bir bağlılık borcu yoksa Sir Harbormm ve hiçkimseye zararı yoksa..Bu sizi ilgilendiren şeyler arasına girmez..Her insanın kendisine has özgür bir iradesi ve kendine has kararları vardır..Ve V'ladhek Khalderun Oren inancından vazgeçip kendi yolunda hiçkimseye zarar vermeden ilerlemek istiyorsa bunu yapmakta serbesttir..''
''Tıpkı zamanında siz de bizi bırakıp gitmeye karar verdiğinizde size karışabilecek kimse olmadığı gibi Sir Harborm..''
Ardından Eldarine döndü..
''Binlerce kişilik orclar usta Eldarin evet..Onlara saldıracağımızı söylemedim size..Sözlerimi yanlış karşılamışsınız..Ama hala orada saklanmanın yolunu bulmuş birileri olmalı..Bir şekilde onlara ulaşmamız gerekiyor..Onları bu cehennemden kurtarmak için..Ardından onlardan olanları öğrenmeli bir sonraki haraketimizi ona göre kararlaştırmalıyız..''
Harbormma gözlerini kısarak tekrar bir bakış attı..
''Sen orcların kafasını uçurmakla değerli olan zamanı harcarken adalet şovalyesi,orada bir yerde insanlar işkence çekiyor olacak..Acı çekicekler ve onları kurtarabilecekken sen orcların canını almayı seçeceksin..I ıh..Bu bence iyi bir plan değil..Bence büyüye ihtiyacımız var..''dedi ve tekrar Eldarine döndü..
''Usta Eldarin sizinde dediğiniz gibi büyü..Belkide çözüm budur ha..Belki içimizden birini büyü yolu ile insanların yanına ulaşmasını sağlayabilirsiniz..Belki içimizden birisini görünmez bir hale getirebilir ve orclar farkına varmadan harabeleri araştırmasını sağlayabilirsiniz ha..''
Posted: Sun Dec 04, 2005 4:30 am
by Eldarin_
Eldarin hararetli tartışmayı kulakarkası ediverdi. Anlaşılan Tapınak şövalyelerinin kendi içinde dönen bazı sorunları vardı. Yine de buna hiç ellemese daha iyiydi. Horcoel e çarpık bir gülümsemeyle karşılık verdi Eldarin.
"Görüşmeyeli büyü bilginizi bayağı arttırmışsınız ha Sir Horcoel..."
Belki detaylı düşünse daha parlak bir fikir aklına gelebilirdi, yine de şu pozisyonda geri planda kalmayı tercih etmişti.
"Evet böyle birşey mümkün. Peki kendine bu gizli görev konusunda güvenen biri var mıdır acep?"
şimdi eli sakalsız çenesine gitmişti, ama eli çenesini tutmuyor, bir filozof edasıyla çenesine paralel havada 'V' şeklinde duruyordu. Aynı zamanda gözlerini faltaşı gibi açmış olan büyücü dudaklarını ve çenesini aşağı doğru komik bir şekilde uzatmış, tepeden tepeden Horcoel i izliyordu, ne cevap verecek diye...