GLADYATÖR ARENASI (RP)
*Raxas Firesword*
Raxas tam cüceye bu kadar yaklaşmışken yükselen böğürtüler yüzünden şansına lanet etmişti zira cüce sesleri duymuş ve yavaşça dönmekteydi. Aslında Brottom'u rehin alıp devasa Ughtar'ı durdurmasını sağlamayı planlıyordu ama bu mümkün olmayacaktı zira Brottom dönmeye başlamıştı bile. Raxas bileklerindeki zincirleri elleriyle tutarak korkunç bir kuvvetle cüceye savurdu. Darbe, cücenin tam alnına gelmişti. Cüce sırtüstü yere yapışmıştı.
Raxas hemen cücenin üzerine eğilerek onu aramaya başladı. şu zincirlerin anahtarını bulmaya çalışıyordu. Bu da sandığından çok daha kolay oldu. Anahtarı elleriyle tuttu. Özgürlüğünün anahtarları... Vücudunu ve zihnini büyük bir heyecan sarmıştı. Sonra birden hayal kırıklığı... Bu bağlı ellerle zincirlerin kilitlerini açamazdı.
Ayağa kalkıp etrafına bakındı. Masabaşındaki görevliler beklemedikleri bu kavga yüzünden sinmişti zira kayıt masasının önünde geniş bir boşluk oluşmuştu.Ã?oğu insan ortadaki müsabakayı zevkle izliyordu. Raxas bileklerindeki ağır zincirleri masaya devasa bir sesle indirdi. Bu sese masanın çatırtısı da eklenince görevliler iyice sinmişti.
-Alın şu anahtarı ve şu kilitleri açın çabuk, yoksa boynunuz kellenizi daha fazla taşımaz. Bunu yapmak için bana bu zincirler bile yeter. dedi ve aynı anda zincirleri sallayarak adamları yeteri kadar korkutmaya çalıştı.
Görevli hemen anahtarı alarak kilitleri açmaya başladı.
*Raxas Firesword*
Raxas tam cüceye bu kadar yaklaşmışken yükselen böğürtüler yüzünden şansına lanet etmişti zira cüce sesleri duymuş ve yavaşça dönmekteydi. Aslında Brottom'u rehin alıp devasa Ughtar'ı durdurmasını sağlamayı planlıyordu ama bu mümkün olmayacaktı zira Brottom dönmeye başlamıştı bile. Raxas bileklerindeki zincirleri elleriyle tutarak korkunç bir kuvvetle cüceye savurdu. Darbe, cücenin tam alnına gelmişti. Cüce sırtüstü yere yapışmıştı.
Raxas hemen cücenin üzerine eğilerek onu aramaya başladı. şu zincirlerin anahtarını bulmaya çalışıyordu. Bu da sandığından çok daha kolay oldu. Anahtarı elleriyle tuttu. Özgürlüğünün anahtarları... Vücudunu ve zihnini büyük bir heyecan sarmıştı. Sonra birden hayal kırıklığı... Bu bağlı ellerle zincirlerin kilitlerini açamazdı.
Ayağa kalkıp etrafına bakındı. Masabaşındaki görevliler beklemedikleri bu kavga yüzünden sinmişti zira kayıt masasının önünde geniş bir boşluk oluşmuştu.Ã?oğu insan ortadaki müsabakayı zevkle izliyordu. Raxas bileklerindeki ağır zincirleri masaya devasa bir sesle indirdi. Bu sese masanın çatırtısı da eklenince görevliler iyice sinmişti.
-Alın şu anahtarı ve şu kilitleri açın çabuk, yoksa boynunuz kellenizi daha fazla taşımaz. Bunu yapmak için bana bu zincirler bile yeter. dedi ve aynı anda zincirleri sallayarak adamları yeteri kadar korkutmaya çalıştı.
Görevli hemen anahtarı alarak kilitleri açmaya başladı.
*Raxas Firesword*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Sidall'da kuyrukta bekleyen bi kaç insandan biriydi.Tepeden toplanmış kestane rengi saçları ela gözleri vardı,gümüş rengi bir zırh giyiyordu girdiği kavgalar sonucu zırhın bazı yerleri zedelenmiş ve yamulmuştu.Yinede zırh yeterince sağlam görünüyordu.Sırtında girdiği bir arenadan kazandığı uzun bir kılıç vardı.22 yıllık yaşamının bir kısmını bu kılıç sayesinde kazanmıştı kadın.
Ağırlığını bir ayağından diyerine veriyordu beklerken, vücudu bir kadının zerafetini taşısada normal kadınlardan farklı olarak bacakları ve kolları daha kaslıydı. "bu gördüğüm en büyük arena olmalı" diye kendi kendine söylendi.Burda dövüşmek daha heyecan verici olmalıydı şimdiden seyircilerin çoşku dolu çığlıklarını duyabiliyordu,bütün seyircilerin tek bir ağızdan "Sidall sidall" diye bağırdıklarını hayal ederken ilerdeki bir grup barbarın bağırışları kadını hayalinden alı verdi. görünüşe göre fena tartışıyolardı.Kavga izlemesini severdi ama daha dövüşler başlamadan bu ne acele diye düşündü.Dudakları yarım gülümsemeyle kıvrıldı. sıraya bir adım daha atarken meraklı gözlerle barbarların atışmasına bakıyordu.
Ağırlığını bir ayağından diyerine veriyordu beklerken, vücudu bir kadının zerafetini taşısada normal kadınlardan farklı olarak bacakları ve kolları daha kaslıydı. "bu gördüğüm en büyük arena olmalı" diye kendi kendine söylendi.Burda dövüşmek daha heyecan verici olmalıydı şimdiden seyircilerin çoşku dolu çığlıklarını duyabiliyordu,bütün seyircilerin tek bir ağızdan "Sidall sidall" diye bağırdıklarını hayal ederken ilerdeki bir grup barbarın bağırışları kadını hayalinden alı verdi. görünüşe göre fena tartışıyolardı.Kavga izlemesini severdi ama daha dövüşler başlamadan bu ne acele diye düşündü.Dudakları yarım gülümsemeyle kıvrıldı. sıraya bir adım daha atarken meraklı gözlerle barbarların atışmasına bakıyordu.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
-
fingolfin
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1636
- Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Hanlar; hanlar her zaman bilgi almak için ideal yerler olmustu. Ya da Remy'ye hep böyle gelmisti bu. Su an girdigi Thorgoriath kasabasinda olacak olan gladyatör dövüslerinin haberini de yine bir handa duymustu. Kuzeydeki bu küçük kasabanin canliligina bakilirsa söylentiler dogruydu. Atini yularindan tutmus kasabanin merkezine dogru yürürken bir yandan da etrafta girebilecegi bir han aramaktaydi. ''Baharatli Kepçe'' tabelasini gördügünde yüzüne bir gülümseme yayildi, iki katli genis bir binanin yaninda, 25-30 hayvani barindirabilecek genislikte bir de ahir durmaktaydi. Aheste adimlarla hana ilerleyip, yulari seyis çocugun eline tutusturdu. Ã?antalarini indiriken genç çocuga gülümsedi 'Onu iyi besle genç adam ve yeri de rahat olsun...'
Seyis ahira yollanirken Remy han'in genis kapisini yavasça ittirip içeri girdi. Han'in ana salonu duman ve kahkahalarla kaplanmisti, etrafa söyle bir göz gezdirdikten sonra direk bar kismina yollandi. Han çesit çesit kisiyle doluydu, ticaret yapmak için gelmis cüceler, arena'ya gelmis savasçilar, belki de kalabaliktan faydalanacak hirsizlar... Bu olayin kasabaya haraket getirdigi kesindi. Bar'da kendine bir tabure bulup, gülümseyerek bir bira söyledi... Hanci 40li yaslarda, göbekli, orta boylu bir adamdi. Siyah saçlari yer yer kirlasmisti ve yüzünde memnun bir gülümsemeyle servis yaparken Remy adamin gözlerinin yesil oldugunu farketmisti. Bira'dan büyük bir yudum alip, yakindaki hancinin duyabilecegi bir sesle 'Ohhhh... Bu son üç yildir içtigim en güzel bira...' derken, elinin tersiyle de agzini silmekteydi. Oysa bira'nin hiçbir özelligi yoktu, fakat bu yorum hanciyi oldukça memnun etmis gibi görünüyordu. Hanci arkasini dönerek Remy'i süzdü.
-Birayi begendigine sevindim yabanci. Tekrar hosgeldin, adim ne demistin? Ben John, bu çevrede Huysuz John diye de bilinirim... Hah, salaklara tahammülüm yoktur da pek...
-Memnun oldum Efendi John. Bendeniz Remy Mascudo. Gezgin bir maceraperestim. Bu kadar güzel bir biraniz olduguna göre, hanin kalabalikligina sasirmamak gerek.
-Evvelki yilin mahsulü. Güzel yildi.. Bakalim, bu sene daha da iyi olacak diye düsünüyorum. Peki seni buraya ne getirdi Remy?
-*Biradan büyük bir yudum daha alir* Hmmm bundan emin olabilirsiniz sanirim. Beni mi, su arena söylentisi için gelmistim. Ilgi çekici bir konu takdir edersin ki.
John karisindaki adami iyice süzdü... 1.80 boylarinda vardi, keskin yüz hatlari, yesil gözleri ve siyah saçlariyla yakisikli sayilirdi. Rengi solmus pelerinin yakasindan, giydigi zincir zirh seçilmekteydi... Bir süre Remy'i izleyen John kalin ve çatalli sesiyle konusmaya devam etti. 'Hmmm, savasçisin yani... Bakalim bu arena isi ilgi çekici dedigin gibi, islerimi açtigi kesin tabi benden fazla isi açila biri varsa o da lanet Axon'dur...
- Axon mu, o da kim ki?
- Arena'nin sahibi, ogre dersinden post yapip satar o üçkagatçi!!!
- Demek o kadar paragöz biri... Kimdir bu Axon, neler yapar?? (gather inf.)
Seyis ahira yollanirken Remy han'in genis kapisini yavasça ittirip içeri girdi. Han'in ana salonu duman ve kahkahalarla kaplanmisti, etrafa söyle bir göz gezdirdikten sonra direk bar kismina yollandi. Han çesit çesit kisiyle doluydu, ticaret yapmak için gelmis cüceler, arena'ya gelmis savasçilar, belki de kalabaliktan faydalanacak hirsizlar... Bu olayin kasabaya haraket getirdigi kesindi. Bar'da kendine bir tabure bulup, gülümseyerek bir bira söyledi... Hanci 40li yaslarda, göbekli, orta boylu bir adamdi. Siyah saçlari yer yer kirlasmisti ve yüzünde memnun bir gülümsemeyle servis yaparken Remy adamin gözlerinin yesil oldugunu farketmisti. Bira'dan büyük bir yudum alip, yakindaki hancinin duyabilecegi bir sesle 'Ohhhh... Bu son üç yildir içtigim en güzel bira...' derken, elinin tersiyle de agzini silmekteydi. Oysa bira'nin hiçbir özelligi yoktu, fakat bu yorum hanciyi oldukça memnun etmis gibi görünüyordu. Hanci arkasini dönerek Remy'i süzdü.
-Birayi begendigine sevindim yabanci. Tekrar hosgeldin, adim ne demistin? Ben John, bu çevrede Huysuz John diye de bilinirim... Hah, salaklara tahammülüm yoktur da pek...
-Memnun oldum Efendi John. Bendeniz Remy Mascudo. Gezgin bir maceraperestim. Bu kadar güzel bir biraniz olduguna göre, hanin kalabalikligina sasirmamak gerek.
-Evvelki yilin mahsulü. Güzel yildi.. Bakalim, bu sene daha da iyi olacak diye düsünüyorum. Peki seni buraya ne getirdi Remy?
-*Biradan büyük bir yudum daha alir* Hmmm bundan emin olabilirsiniz sanirim. Beni mi, su arena söylentisi için gelmistim. Ilgi çekici bir konu takdir edersin ki.
John karisindaki adami iyice süzdü... 1.80 boylarinda vardi, keskin yüz hatlari, yesil gözleri ve siyah saçlariyla yakisikli sayilirdi. Rengi solmus pelerinin yakasindan, giydigi zincir zirh seçilmekteydi... Bir süre Remy'i izleyen John kalin ve çatalli sesiyle konusmaya devam etti. 'Hmmm, savasçisin yani... Bakalim bu arena isi ilgi çekici dedigin gibi, islerimi açtigi kesin tabi benden fazla isi açila biri varsa o da lanet Axon'dur...
- Axon mu, o da kim ki?
- Arena'nin sahibi, ogre dersinden post yapip satar o üçkagatçi!!!
- Demek o kadar paragöz biri... Kimdir bu Axon, neler yapar?? (gather inf.)
Ivor ANDREA uzun yolculuğundan sonra önüne çıkan kasabaya küçük bir tepenin üzerinden bakarken siyah pelerini rüzgarda savruluyordu.Uzaktan kasabaya bakan Ivor,büyükçe bir yapıyı buradan bile seçebiliyordu. Aslında şehir ya da kasabalara girmeyi pek sevmezdi ama bir kaç ihtiyacının karşılanması gerekliydi.Atını kasabaya doğru sürdü,kasabanın etrafındaki küçük koruma duvarı sadece göstermelikti.Buraya yapılacak ciddi bir saldırıda pek bir şansı olmadığı kesindi.Yine de gelenleri göstermelik bir aramayla süzen nöbetçilerin önüne getirmeye yetiyordu.
Kapüşonu açık bir şekilde kasabada dolaşmaya başlamıştı,nispeten kalabalık bir sokak görünce ister istemez o tarafa doğru yöneldi.O kocaman yapı buradaydı ve önünde kaydadeğer bir kalabalık vardı.Bir çok satıcı,hokkabaz ve tabii ki fahişe etrafta cirit atıyordu.Ivor kadınlara asla dayanamazdı ama ilk önce neler olup bittiğini öğrenmeliydi.Yanında kendisine aval aval bakan bir çocuğu farketti ve atından indi.Ã?ocuk bir adım geriye çekildi.
-Ã?ocuk burada ne oluyor!
Ã?ocuk Ivor un kaslarına ve iriliğine hayran hayran baktıktan sonra kendisini topladı.
-Dövüşler bayım!Dövüşler zamanı.En iyi dövüşçü belirlenecek bunun için diyarın heryerinden savaşçılar geliyor.Büyük ödül için..
Ivor çocuğun sözlerini tarttı ve gülümsedi.Atını yularından tutarak o tarafa ilerledi.Bir ahır olduğunu gördü ve oradan içeriye girdi.Kendisini karşılayan esmer kıvırcık saçlı orta yaşlı bir adam oldu.Pis gülüşüyle birlikte ağzındaki sarı dişleri ortaya çıktı.Doğruca ata yönelen adam atın dişlerini kontrol etti kaslarını okşadı.
-Elli altın bayım!Daha fazla etmez...
-Satılık değil sadece ona iyi bak!
Adam Ivorun sözleri karşısında gülümsemesini saklayamadı.
-Sen savaşçısın değil mi?şu dövüşler için geldin ha?
-Doğru bildin ve buradan çıkınca atımı geri istiyorum.
-Buradan çıkınca ha!ahahahahah.Eğer buradan çıkabilirsen koca adam inan bana o ödülle kendine diyardaki bütün atları alabilirsin.şayet başaramazsan da ata ihtiyacın olmaz.
Adamın yüzündeki o pis sırıtış geri geldi.Ivor kafasını çok derin düşüncelerle yormazdı.Bu adamın söyledikleri ve verdiği fiyat adil göründü.Zaten bedavaya alınmış bir atı 50 altına satmak iyi bir ticaret sayılırdı.
-Kabul!
Ivor altınları aldı ve doğruca kuyruğa yöneldi.Etrafta bir çok çapulcu vardı.
Bu adamlar neden burada ki diye düşündü.Sıra ilerliyordu içeriye girdi ve içeride de bir o kadar kişi olduğunu farketti.Elleri ayakları zincirli köleler ve onları getiren sahipleri.Ã?nünde bir kadın olduğunu farketti,kokusunu duyabiliyordu.Bu kadın güçlü bir kadına benziyordu ama sonuçta bir kadındı.Sadece yemek yapmalı ve yatmak için varolmalıydı burada hiç bir şansı yok diye düşündü.Dalmış bir şekilde kadının kalçalarına odaklanmışken çıkan arbedeyi farketti ve yüzünde bir sırıtışla olanları izlemeye koyuldu.
Kapüşonu açık bir şekilde kasabada dolaşmaya başlamıştı,nispeten kalabalık bir sokak görünce ister istemez o tarafa doğru yöneldi.O kocaman yapı buradaydı ve önünde kaydadeğer bir kalabalık vardı.Bir çok satıcı,hokkabaz ve tabii ki fahişe etrafta cirit atıyordu.Ivor kadınlara asla dayanamazdı ama ilk önce neler olup bittiğini öğrenmeliydi.Yanında kendisine aval aval bakan bir çocuğu farketti ve atından indi.Ã?ocuk bir adım geriye çekildi.
-Ã?ocuk burada ne oluyor!
Ã?ocuk Ivor un kaslarına ve iriliğine hayran hayran baktıktan sonra kendisini topladı.
-Dövüşler bayım!Dövüşler zamanı.En iyi dövüşçü belirlenecek bunun için diyarın heryerinden savaşçılar geliyor.Büyük ödül için..
Ivor çocuğun sözlerini tarttı ve gülümsedi.Atını yularından tutarak o tarafa ilerledi.Bir ahır olduğunu gördü ve oradan içeriye girdi.Kendisini karşılayan esmer kıvırcık saçlı orta yaşlı bir adam oldu.Pis gülüşüyle birlikte ağzındaki sarı dişleri ortaya çıktı.Doğruca ata yönelen adam atın dişlerini kontrol etti kaslarını okşadı.
-Elli altın bayım!Daha fazla etmez...
-Satılık değil sadece ona iyi bak!
Adam Ivorun sözleri karşısında gülümsemesini saklayamadı.
-Sen savaşçısın değil mi?şu dövüşler için geldin ha?
-Doğru bildin ve buradan çıkınca atımı geri istiyorum.
-Buradan çıkınca ha!ahahahahah.Eğer buradan çıkabilirsen koca adam inan bana o ödülle kendine diyardaki bütün atları alabilirsin.şayet başaramazsan da ata ihtiyacın olmaz.
Adamın yüzündeki o pis sırıtış geri geldi.Ivor kafasını çok derin düşüncelerle yormazdı.Bu adamın söyledikleri ve verdiği fiyat adil göründü.Zaten bedavaya alınmış bir atı 50 altına satmak iyi bir ticaret sayılırdı.
-Kabul!
Ivor altınları aldı ve doğruca kuyruğa yöneldi.Etrafta bir çok çapulcu vardı.
Bu adamlar neden burada ki diye düşündü.Sıra ilerliyordu içeriye girdi ve içeride de bir o kadar kişi olduğunu farketti.Elleri ayakları zincirli köleler ve onları getiren sahipleri.Ã?nünde bir kadın olduğunu farketti,kokusunu duyabiliyordu.Bu kadın güçlü bir kadına benziyordu ama sonuçta bir kadındı.Sadece yemek yapmalı ve yatmak için varolmalıydı burada hiç bir şansı yok diye düşündü.Dalmış bir şekilde kadının kalçalarına odaklanmışken çıkan arbedeyi farketti ve yüzünde bir sırıtışla olanları izlemeye koyuldu.
"We were young and unexperienced.We were proud and ready to die for justice.But now it is time to break the chains.Long live Chaos Legion"
KALPLERİ Ãƒ?ALAN RÖZGARKILIÃ?
Kırmızı, beyaz ve gül renginde parfümlü mendiller rüzgarda ona doğru uçuştuğu sırada tam arkasında çıkan gürültüyle irkildi...
Ã?apulcu tipli savaşçıların yanı sıra iyi donanmış ve deneyimli gözüken bir düzine kadar iri yarı adam göze çarpıyor. Hatta seyyar satıcıların, tüccarların ve seyircilerin oluşturduğu kalabalıkta bir kaç tane saklı görünümlü hoş bayan savaşçı bile var. Bu kişilerin duruşları dik ve kendilerinden emin bakışları var etraflarına...Turkleader wrote: Ağır ağır kafasını çevirirken etrafta diğerlerinden daha korkutucu, daha etkileyici, becerikli görünen adamları görmeye çalışıyordu (zar atmak lazım mı bilmiyorum. Raistlin sen karar verir ne gördüğümü söylersin... Barbarınki gibi böyle gaz tipler öncelikli tercih olarak arıyor...) ...
Hala arenaya dolmak için uğraşan insan güruhu arasındaki kadınlar savaşçının dansı ve son reveransı karşısında çığlık çığlığa bağırdılar. Bir anda rüzgarda uçuşan mendiller yağdı savaşçının üzerine. Kadın seyircileri çok etkilediği belliydi, fakat bazı erkeklerin ona kıskanç ve kızgın gözlerle baktığını farketti.Turkleader wrote: Müziğin yeterince kişiye hitap ettiğine kanaat getirince kılıcını yanına atıp dans etmeye başladı (Perform -dance- karakter kağıdımı yollayınca çeki atarsın Raistlin, yarın elinde olur.) Bir süre dans ettikten sonra bitiriş hareketi ile seyircilerin tepkisine baktı...
Kırmızı, beyaz ve gül renginde parfümlü mendiller rüzgarda ona doğru uçuştuğu sırada tam arkasında çıkan gürültüyle irkildi...
Last edited by Raistlin on Tue Feb 15, 2005 11:20 pm, edited 1 time in total.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
DELİRMİş İKİ ADAM: UGHTAR VE CELLAT!
Ã?fkesinden ve adrenalinden acıyı hissetmeyen Cellat koca Ughtar'a adeta bir balyoz gibi çarparak onu saldırdığı hızla aynen geri fırlatarak yere yıktı.
Sersemleyen Ughtar öfkeyle silahına tutunmaya çalışırken sırt üstü yere çarptığında bir anda tepesinde beliren Cellat'ı gördü. Cellat yüzünden müthiş bir sırıtışla kılıcını yukarı kaldırmış, yarı orkun vücudu üzerinde kaba kuvvetini denemek için bütün gücüyle ileri atılmak üzereydi. Rakibinin yerde olmasından faydalanan Cellat, kılıcı ona doğru savurmaya başlarken, korkunç kuvvetiyle hızlanan kılıç havayı ıslık çalarak yarıyordu adeta...
(RP dışı: Coupe de Grace tamamen savunmasız kişileri öldürmek için kullanılır ve full round action gerektirir. Yarı ork senin farkında ve bilinci yerinde, bu yüzden coupe de grace deneyemezsin şu noktada.)
Andero wrote:Tekrar bağırarak rakibine doğru büyük bir hızla koşmaya başladı. Kontrolü elinde değildi adeta. Rakibine ulaştığında baltanın sol başını yukarı kaldırarak rakibine vuracaktı. Rakibi darbenin etkisiyle yada darbe soldan geldiğinden büyük olasılıkla sağa kayacaktı. Ughtar da bu şansı sol baş yükselirken aşağı inen sağ başı koltuk altından sağ kolunu kaldırarak yükselttikten sonra büyük bir kuvvetle rakibinin kafasına geçirerek değerlendirecekti.
*Ughtar*
Ã?fkeyle vahşi hayvanlar gibi böğüren iki rakip bir anda birbirlerine doğru hareketlendiler. Yarı ork kendisi kadar büyük olan dev baltayı kendinden geçmiş bir şekilde etrafında savururken düşmanına delirmişçesine saldırıyordu. Cellat omuz atıp barbarı yere yıkmak için bir anda ileri yüklendiğinde yarı orkun silahının darbesi göğüs zırhına şiddetle çarptı.Oren_Dautry wrote:barbar kılıcı kavradı... zamanlamayı mükemmel yapması gerekiyordu..
son ana kadar savunmada bekliyormuş gibi yapıp son anda baltanın menzilinin çok içine girerek kesici bir darbeden kurtulacaktı ...
omuz atarak rakibini düşürebilirse kılıç hareketini tamamlayacak veyerdeki adamın hayatına son verecekti (coupe de grace)
bunun için de arkada kalan ayğını her an için sağlam tutması gerektiğini biliyordu.. karşısındaki adam çok güçlüydü ve onu yıklamk için onun gücünü kullanacaktı....ve barbar gelen adımlara konsantre oldu.....
Ã?fkesinden ve adrenalinden acıyı hissetmeyen Cellat koca Ughtar'a adeta bir balyoz gibi çarparak onu saldırdığı hızla aynen geri fırlatarak yere yıktı.
Sersemleyen Ughtar öfkeyle silahına tutunmaya çalışırken sırt üstü yere çarptığında bir anda tepesinde beliren Cellat'ı gördü. Cellat yüzünden müthiş bir sırıtışla kılıcını yukarı kaldırmış, yarı orkun vücudu üzerinde kaba kuvvetini denemek için bütün gücüyle ileri atılmak üzereydi. Rakibinin yerde olmasından faydalanan Cellat, kılıcı ona doğru savurmaya başlarken, korkunç kuvvetiyle hızlanan kılıç havayı ıslık çalarak yarıyordu adeta...
(RP dışı: Coupe de Grace tamamen savunmasız kişileri öldürmek için kullanılır ve full round action gerektirir. Yarı ork senin farkında ve bilinci yerinde, bu yüzden coupe de grace deneyemezsin şu noktada.)
Last edited by Raistlin on Tue Feb 15, 2005 11:20 pm, edited 1 time in total.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
KÃ?LE RAXAS
Bir anda 2 düzine kadar mızraklı nöbetçi asker arena dışındaki bekleme yerlerinden çıkmış, koşturarak kavga olan yerlere doğru koşturuyorlardı. Raxas biraz önce korkudan titremekten zincirlerini çözemeyen askerin şimdi bir düzenilik bölüğe parmağıyla onu gösterdiğini fark etti.
Görevli titreyen elleriyle anahtarı açamadığını farkedince ve barbarın nefesindeki öfkeyi hissetmesiyle bir anda çığlığı basarak kaçmaya başladı. Arkadaşı çoktan tabanları yağlamıştı bile... Demin lakayık bir şekilde kayıt alan adamlar şimdi kadınlar gibi çığlık atıyor. "Nöbetçiler!" diye tüm güçleriyle bağırıyorlardı.Andero wrote: -Alın şu anahtarı ve şu kilitleri açın çabuk, yoksa boynunuz kellenizi daha fazla taşımaz. Bunu yapmak için bana bu zincirler bile yeter. dedi ve aynı anda zincirleri sallayarak adamları yeteri kadar korkutmaya çalıştı.
Görevli hemen anahtarı alarak kilitleri açmaya başladı.
*Raxas Firesword*
Bir anda 2 düzine kadar mızraklı nöbetçi asker arena dışındaki bekleme yerlerinden çıkmış, koşturarak kavga olan yerlere doğru koşturuyorlardı. Raxas biraz önce korkudan titremekten zincirlerini çözemeyen askerin şimdi bir düzenilik bölüğe parmağıyla onu gösterdiğini fark etti.
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
AXON'UN şÃƒ?HRETİ
Parmağıyla ilerideki bir adamı gösterdi:
"Bak şurdaki çiftçi Amras'tır. 6 kere kendini astı, 2 kere bileklerini kesti bütün topraklarını kaybedince. Hep bu tefeci herifler yüzünden başımıza geliyor bunlar. şimdi dilencilikle kazandığı parayla sürekli içiyor..."
Adam bir an sarhoşmuş gibi gözleri döndükten sonra yeniden savaşçıya odaklandı:
"Ama sen kel kafalı Axon'u soruyordun değil mi? Kültür bilmemne deyip orayı tiyatroya çevirdi. Giden herkesi hırsızlar soydu! Dağ yollarını eşkiyalar bastı! şimdi Axon'u tanımayan biri bunların o adamın suçu olmadığını düşünür ama o Axon'un her haltta parmağı vardır! Eminim o eşkiyaları ve hırsızları da o tutmuştur ve ganimetten de pay alıyordur! Biz de buralarda sürünüyoruz. PÃ?H!"
adam korkunç görünümlü ve Remy'nin ne olduğu hakkında hiç bir fikri olmayan kalıntılarıla dolu bir balgam fırlattı. Zaten büyük ihtimalle de neler olduğunu bilmek istemezdi...
"Ah ne hin oğlu hindir o! Eski tarihi kalıntıların üzerine kondu, onu da tefecilikle aldı diye duydum. Köylünün yeterince derdi yokmuş gibi bi de bu sülükler de yapışıyor zavallılara."fingolfin wrote: - Arena'nin sahibi, ogre dersinden post yapip satar o üçkagatçi!!!
- Demek o kadar paragöz biri... Kimdir bu Axon, neler yapar?? (gather inf.)
Parmağıyla ilerideki bir adamı gösterdi:
"Bak şurdaki çiftçi Amras'tır. 6 kere kendini astı, 2 kere bileklerini kesti bütün topraklarını kaybedince. Hep bu tefeci herifler yüzünden başımıza geliyor bunlar. şimdi dilencilikle kazandığı parayla sürekli içiyor..."
Adam bir an sarhoşmuş gibi gözleri döndükten sonra yeniden savaşçıya odaklandı:
"Ama sen kel kafalı Axon'u soruyordun değil mi? Kültür bilmemne deyip orayı tiyatroya çevirdi. Giden herkesi hırsızlar soydu! Dağ yollarını eşkiyalar bastı! şimdi Axon'u tanımayan biri bunların o adamın suçu olmadığını düşünür ama o Axon'un her haltta parmağı vardır! Eminim o eşkiyaları ve hırsızları da o tutmuştur ve ganimetten de pay alıyordur! Biz de buralarda sürünüyoruz. PÃ?H!"
adam korkunç görünümlü ve Remy'nin ne olduğu hakkında hiç bir fikri olmayan kalıntılarıla dolu bir balgam fırlattı. Zaten büyük ihtimalle de neler olduğunu bilmek istemezdi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
*Ughtar*
Yarı ork savaş içerisinde düşüncelerini bırakması gerektiğini ve iç güdülerine güvenmesi gerektiğini öğrenmişti yıllar önce. Bu barbarın onu yere yıkması Ughtar'ı anlık bir şekilde şaşırtsa da önemli değildi. Bu pozisyondan çok müsabaka kazanmıştı.
Barbarın üstünde belirip koca kılıcını savurmaya başladığını görünce double axe'ını hemen uçlarından tutarak kılıcın önünü bağlantı sapıyla kesecek şekilde yukarı kaldırdı.
Darbeyi savuşturduktan sonra daha fazla ilerleyebilmek için hafifçe sola yatıp sağa doğa yuvarlanarak barbarı devirmeye çalışacak, beceremezse de bu yaptığıyla araya ayağa kalkmasına yetecek bir mesafe koyacaktı.
*Ughtar*
Yarı ork savaş içerisinde düşüncelerini bırakması gerektiğini ve iç güdülerine güvenmesi gerektiğini öğrenmişti yıllar önce. Bu barbarın onu yere yıkması Ughtar'ı anlık bir şekilde şaşırtsa da önemli değildi. Bu pozisyondan çok müsabaka kazanmıştı.
Barbarın üstünde belirip koca kılıcını savurmaya başladığını görünce double axe'ını hemen uçlarından tutarak kılıcın önünü bağlantı sapıyla kesecek şekilde yukarı kaldırdı.
Darbeyi savuşturduktan sonra daha fazla ilerleyebilmek için hafifçe sola yatıp sağa doğa yuvarlanarak barbarı devirmeye çalışacak, beceremezse de bu yaptığıyla araya ayağa kalkmasına yetecek bir mesafe koyacaktı.
*Ughtar*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
*Raxas Firesword*
-Lanet!!! dedi Raxas kendi kendine.
Zavallı adam ondan o kadar korkmuştu ki titremeleri yüzünden kilidi açamamıştı bir türlü en sonunda da kaçmaya başlamıştı. Elleri ve ayakları bağlı olduğundan Raxas adamı yakalamak için hiçbir şey yapamamıştı. Ardından muhafızlara haber verdiğini gördüğünde iyice sinirlenmişti ama kendini kontrol altında tutabildi.
Masaya baktığında gözüne anahtarlar ilişti tekrar. Varsın herkes başına toplansındı. Zincirlerle birleştirilmiş ellerinin arasına anahtarı alıp etrafındaki kargaşa içinde yere çöktü. İki elinin içiyle sabitlemeye çalıştığı anahtarla ayak zincirlerinin kilitlerini açmaya çalışıyordu.
*Raxas Firesword*
-Lanet!!! dedi Raxas kendi kendine.
Zavallı adam ondan o kadar korkmuştu ki titremeleri yüzünden kilidi açamamıştı bir türlü en sonunda da kaçmaya başlamıştı. Elleri ve ayakları bağlı olduğundan Raxas adamı yakalamak için hiçbir şey yapamamıştı. Ardından muhafızlara haber verdiğini gördüğünde iyice sinirlenmişti ama kendini kontrol altında tutabildi.
Masaya baktığında gözüne anahtarlar ilişti tekrar. Varsın herkes başına toplansındı. Zincirlerle birleştirilmiş ellerinin arasına anahtarı alıp etrafındaki kargaşa içinde yere çöktü. İki elinin içiyle sabitlemeye çalıştığı anahtarla ayak zincirlerinin kilitlerini açmaya çalışıyordu.
*Raxas Firesword*
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Cellat bütün gücüyle kılıca yüklenecek ve o yaratığı toprakla bütünleştirecekti... başaramaması halinde seri vuruşlarla adamı yerde tutacaktı.. elbet açık bir anı olacaktı yarı ork un. işte o zaman bitecekti işi..
öylesine sinirlenmişti öylesine delirmişti ki bütün uzuvlarını ayırmak istiyordu..sefil yaratığın kafasını bile zafer olarak almayacaktı. o pislik soyunu orada öylece bıurakacaktı.. biri o pisliği temizlesin diye (rage)
öylesine sinirlenmişti öylesine delirmişti ki bütün uzuvlarını ayırmak istiyordu..sefil yaratığın kafasını bile zafer olarak almayacaktı. o pislik soyunu orada öylece bıurakacaktı.. biri o pisliği temizlesin diye (rage)
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
-
fingolfin
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1636
- Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
'' Astaroth hepsinin belasini versin! Lanet olasi tefecilerden, orklardan ettigimden daha fazla nefret ederim!!! Ama dostlarim ben adimin Remy oldugundan ne kadar eminsem, bu arena isinden de kar etmeyeceginden o kadar eminim. Nasil bilmiyorum ama, bir yolunu bulacagim... Fakat bana daha detayli bilgi vermelisin John. Mesela bu Oyun'lar için nasil izin aldi? Kasabada o alçagi sevmeyen en nüfuzlu insan kim? Nelerden hoslanir, ne gibi aliskanliklari vardir? Anlat bana John... Ne biliyorsan... ''
Remy birasini bitirip, John'ü dinlerken kafasinda onlarca tilki dolasiyor, hiçbirinin kuyrugu bir digerininkine degmiyordu. Gerçekten tefecilerden nefret ederdi ve bir yolunu bulup o asagilik herife saglam bir kazik atmayi kafasina koymustu.
Remy birasini bitirip, John'ü dinlerken kafasinda onlarca tilki dolasiyor, hiçbirinin kuyrugu bir digerininkine degmiyordu. Gerçekten tefecilerden nefret ederdi ve bir yolunu bulup o asagilik herife saglam bir kazik atmayi kafasina koymustu.
-
Türklider
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1308
- Joined: Sun Sep 14, 2003 10:00 am
- Location: AFYON! Hehehehe...
Saygılarımla...Dövüşen barbarların terli kaslarının izleyicilerini çalacağından endişeyle yere doğru bir reveransla eğildi ve aynı anda bir pembe, bir yeşil ve bir de kırmızı mendil seçerek kemerine iliştirdi. İlan edercesine "Bu mendillerin sahipleri kimse gurur duysun, ilk dövüşümde arenaya bunlar belimdeyken çıkacağım!" diye bağırdı kollarını iki yana açarak ve pek fazla eğilmeden bir selam daha verdi.
Ardından kopan gürültüye bir göz atmak amacı ile sağ yöne kafasını çevirdiğinde omuzunda inatla gitmeyi reddeden bir mendil daha gördü. Beyaz renkli bu mendili de alıp gülümseyerek "ısrarlı güzel de kimse, selamlarım" dedi tekrar eğilerek... Böyle tesadüfler ona çok fazla şans çıkarmıştı, belki de bu onlardandı, belki de değildi... Ama böyle devam ederse mutlaka bir tanesi oltaya gelecekti.
Yerdeki çift bıçaklı kılıcını alıp kavganın olduğu yere doğru baktı. Rakipleri birbirini öldürecekti ve bu işine gelecekti... Tam böyle düşünürken de kendisini iteleyen adamı olayın içinde gördü. Seyircilerin dikkati geri dönmez derecede o yöne kaydığından dolayı artık gidebilirdi. Ağır adımlarla kavgaya doğru ilerledi. Eğer maskeli adam sağ kalacak olursa, ona zarar vermek ve provoke etmek için kendisini itelediğini kullanabilirdi... Her fırsattan yararlanmak lazımdı değil mi?
Uğursuz bir gülümsemeyle kalabalığa doğru yürürken silahını sırtına çaprazlamasına, asimetrik görüntüsünü tamamlar şekilde astı. Bu arenadaki en güzel görünümlü erkek savaşçı olmalıydı. Zaten savaş yetenekleri de zekaya dayalıydı ve arenalarda güçlü olan değil zeki olan kazanırdı. Böylece ne aç, ne fakir ne de kadınsız kalacaktı. Ã?ünkü yenilmeyecekti...
Türklider...
Derin bir nefes verdi genelde beklemeyi sevmezdi ama bu arena fazla renkliydi,beklerken sıkılmıyordu.Barbarlardan sonra arenada seyirci olan bayanların dikkatini çekmeyi başarmış başka bir adam takıldı gözlerine eğlenceli birine benziyordu,acaba burda gördüğü bütün dövüşçülerle savaşıcakmıydı,ne farkederdiki zaten parasını bu gibi yerlerde kazanıyordu.Erkeklerin kaslı kollarıyla mücadele etmeye alışıktı.Ã?nüne düşmüş kestane rengi kahküllerini önünden çekti,parmaklarının ucuna basarak sıranın ilersine doğru baktı kaç kişi kaldığını sayıyordu.Daha sonra arkasındaki adam ve onun arkasındaki bi kaç kişilere baktı,tam arkasında duran adama göz kırptı,önünde bekleyen kişiyide dirseğiyle dürttü sırada oyalanma der gibi.
Bir şehir,kalesini asla kaybetmez;
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
eğer onu taçlandıran duvarlar tuğladan
değil de insandan ise..
Andero wrote: Yarı ork savaş içerisinde düşüncelerini bırakması gerektiğini ve iç güdülerine güvenmesi gerektiğini öğrenmişti yıllar önce. Bu barbarın onu yere yıkması Ughtar'ı anlık bir şekilde şaşırtsa da önemli değildi. Bu pozisyondan çok müsabaka kazanmıştı.
Barbarın üstünde belirip koca kılıcını savurmaya başladığını görünce double axe'ını hemen uçlarından tutarak kılıcın önünü bağlantı sapıyla kesecek şekilde yukarı kaldırdı.
Darbeyi savuşturduktan sonra daha fazla ilerleyebilmek için hafifçe sola yatıp sağa doğa yuvarlanarak barbarı devirmeye çalışacak, beceremezse de bu yaptığıyla araya ayağa kalkmasına yetecek bir mesafe koyacaktı.
*Ughtar*
Cellat yerdeki rakibi kendisini savunmaya çalışsada tüm gücüyle yarı orkun silahına vurdu. Ugtar'ın silahı tutan bilekleri şiddetle zorlanmıştı. Yarı ork ayağa kalkmak için çabalarken Cellat'ın bir sonraki atağını zar zor baltasının kenarıyla savuşturduktan sonra bir anda omzunda bir açıklık bıraktığını farketti. Cellat adamı yere yıkmak için kılıcını adamı yere çöktürecek şekilde yukarıdan yere doğru savuruyordu ve Utgarın bileği ağrıdığından yeterince hızlı davranamadı.Oren_Dautry wrote:Cellat bütün gücüyle kılıca yüklenecek ve o yaratığı toprakla bütünleştirecekti... başaramaması halinde seri vuruşlarla adamı yerde tutacaktı.. elbet açık bir anı olacaktı yarı ork un. işte o zaman bitecekti işi..
öylesine sinirlenmişti öylesine delirmişti ki bütün uzuvlarını ayırmak istiyordu..sefil yaratığın kafasını bile zafer olarak almayacaktı. o pislik soyunu orada öylece bırakacaktı.. biri o pisliği temizlesin diye (rage)
Cellat'ın kılıcı yarı ork'a tüm gücüyle çarparken Utgar acı içinde inledi ve iki rakip yeniden gözgöze geldiler.
Bu sırada uzaktan koşturmakta olan zırhlı askerlerin ayak seslerinin yankısı ortamı doldurmaya başlamıştı. "Dövüşmeyi kesin! Arena'nın dışında dövüş yasaktır!" diye kararlı bir ses yükseldi bir askerden. Belli ki diğerlerinden daha rütbeliydi. Yarı ork ve Cellat kendilerine doğru koşturan iki bölük uzun mızraklı asker gördüler.
"Atın silahlarınızı!" diye yeniden bir ses inledi. Askerler yakında kavga eden adamlara ulaşacak gibi görünüyorlardı...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest