Yolun gittiği yere...
Binlerce zil adına! bu kahrolası işler de ne böyle?
Eşkiyalar demek!?
Emrahab olan bitenden hoşlanmamıştı. olabildğince bulaşmak istememesine rağmen bir kaç tane eşkiya üstüne çullanmıştı. emrahab zarşf harektlerle admları altından geçti ve üstlerinden atladı. Birkaç tanesini ise kemerinden çıkardığı ince uzun kamasıyla öldürdü. tek bir hamle ile işlrei bitiyordu adamların. tepelerinden atlarken enselerine incecik bir delik ve işleri tamam
ama arttık bunlardan sıkılmıştı o yüzden kenara geçip dikkat çekmemeye çalıştı.
Savaş bittiğinde ise yerinden kalkıp gidecekti.
o zamana kadar yanına düşen bir ölünün yüzü ile ilgilenmeye karar verdi. diliyle dudaklarını yaladı ve kamasını elinde sabitledi
Eşkiyalar demek!?
Emrahab olan bitenden hoşlanmamıştı. olabildğince bulaşmak istememesine rağmen bir kaç tane eşkiya üstüne çullanmıştı. emrahab zarşf harektlerle admları altından geçti ve üstlerinden atladı. Birkaç tanesini ise kemerinden çıkardığı ince uzun kamasıyla öldürdü. tek bir hamle ile işlrei bitiyordu adamların. tepelerinden atlarken enselerine incecik bir delik ve işleri tamam
ama arttık bunlardan sıkılmıştı o yüzden kenara geçip dikkat çekmemeye çalıştı.
Savaş bittiğinde ise yerinden kalkıp gidecekti.
o zamana kadar yanına düşen bir ölünün yüzü ile ilgilenmeye karar verdi. diliyle dudaklarını yaladı ve kamasını elinde sabitledi
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Kiralık katil olması gerekenden daha dikkatsizdi...Ama eniolis bunu kapatıyordu...Arkasında yürüyor,ve aniden ortaya çıkanlar onun palalarını tadıyordu...Kafasının karışık olduğunu biliyordu kiralık katilin...ama aynı zamanda biliyordu ki kafası dağınık olmasa tek başına bu eşkiya grubunu darma dağın ederdi...SAvaşmaya devam ederken aniden hamleler savurmaya başladı...'Bana yaklaşıyor...sanırım göründüğünden daha dikkatli'diye düşündü wicked.Düşünceleri-katile karşşı olanlar-hep bir saygı içeriyordu...aşağılama değil...ve ozan bunu farketti...Sonunda kiralık katil yanına geldi...Bir yandan savaşıyor bir yandan konuşuyordu...'Efsanevi entreri gibi'diye düşündü...'Tek farkı gerekli olduğu için öldürüyor,zevk aldığı için değil'...Katil konuştu:"dostum bu velet bir barbara göre çok akıllı ama birde gözü dönmese","bilmem farkında mısın ama bu bir tuzak ve derhal burdan uzaklaşmamız gerek bu konuda bana yardım ediceğini umuyorum.bu barbarı tek başıma kendisine getirip de kaçmaya ikna edebilir miyim dersin "...Dikkatle dinledi sözleri,ve bu adamı arkasına almanın bir sakıncası olmayacağına karar verdi'bir kiralık katil için fazlasıyla kalbini kullanıyor'diye düşündü...Ne mükemmel bir birleşimdi...şimdi ozan elindeki palaları ona verip drizzt i izlermiş gibi onu izleyebilirdi..."Dostum"dedi ve devam etti"Söz oyunları benim işimdir...Bana bırak barbarı ve sen kafanı taktığın kişiyi bul...FArkettim ki dikkatin başka biri üzerindeydi...Birbirimizi çok yakında bir daha göreceğiz dedi...Ve gözü dönmüş barbarın yanına -tabi belli bir mesafe uzak durması gerekti...barbar eniolisin onun tarafında olduğunu anlamayabilirdi-gitti...'Heeeeeey'diye bağırdı ve ona gelmekte olan bir kılıçtan son anda kurtuldu.ona saldıran hediyesini aldıktan sonra-ki bu karnına giren bir palaydı-devam etti...'İnanılmaz dövüşüyorsun ve bunun performansının çeyreği olduğunu biliyorum...Beraber dolaşalım ve düşmanlarımız ölümün kokusunu daha çabuk duysun''Tek başına yapabileceklerin benim gibi 3 kişinin-belkide daha fazlasının diye düşündü ozan-yapabilceğine bedel...Ama sen bile yardımlaşmanın değerini kabul etmelisin dostum...Hele senin kadar tecrübeli bir barbarken bunu anlamak daha kolaydır...-savaş yüzünden sözleri iyi seçememişti ve biliyordu ki şansı çok azdı...Tek şansı böyle bir barbarın onlarla birlikte gelmesiydi...BArbarla gözgöze geldiler'yardıma ihtiyacımın olacağı bir yola girdim ve sadece sen bana yardım edebilirsin...lütfen'bu sözler barbarın beyninde yankılandı...Ve ozan derdini anlatabildiğni umdu...daha fazlasını değil'
Corax Tigerheart düşmanlarının korktuğunun farkındaydı. Bir sonraki okun geleceğinden emindi ve onu da sadece kılıcıyla karşılayacaktı... Bu gecelik kana doymuştu ve kaslarına giren başka bir adamı öldürebilecek ağrılar birazcık canını sıkmaya başlamıştı. Bütün dikkatini duyma yetisine yoğunlaştırdı ve bir sonraki oku geri çevirince korkak eşkıyalarla savaşmak zorunda kalmayacağından emindi.
Fakat bir anda arkasında bir koşma sesi duydu. Kanla keçeleşmiş kırmızı saçları vahşice havada savrulurken bıyıklarını kabartarak arkasına doğru öfkeli bir bakış attı. Elinde bir tür çalgı aletiyle gelen adamı farketti. Onu daha önce görmüştü fakat umrunda da değildi... Ölümü arıyorsa ölümü ona verecekti, fakat adam çalgısını çalmaya başlayıp barbarın hemen yanına çöküverdi. Orman gibi kaşlarını çatan barbar zar zor eğilerek adamın deli olup olmadığını sanki yakından bakınca görebilecekmiş gibi sorguladı. Bütün konsantrasyonu bozulmuş kendisine çevrilmiş yayın havayı delen rüzgarını çok geç işitmişti.
Hışımla sağ elinde tuttuğu çift elli kılıcı hoyratça sağına savururken kalkanıyla yüzünü korudu. Kalkana gürleyerek çarpan ok barbarın korkunç kuvvetiyle tutulan çeliği titretmedi bile... Barbar ağaçların arasından yavaş yavaş yaklaşan çeteyi farketti. Biraz önce her şey kontrolü altındaydı fakat bu bard yüzünden şimdi savaşmak zorunda kalacaktı.
Ormanın karanlığından bir anda fırlayan bir adam çılgınlar gibi eşkıyalara saldırmaya başladı. Tek başına saldıran adamı da daha önce görmüş gibiydi ama o da umrunda değildi. Pislik içinde giysiler giyen fakat bakır ve değersiz taşlardan mücevherler takan eşkıyalar kırık dişlerini göstererek sırıtıyorlardı. Adamlar barbarın etrafını yavaşça sarmaya başlarken, arkasında yerde oturan çalgıcı adam düşmanlara bir kaç bıçak fırlatınca Corax tehlikeden dolayı irkildi ve sağ elinde tuttuğu kılıcı bardın kafasının üzerinden savurunca dev kılıç fazla yaklaşmış şanssız bir eşkiyanın kafasını tok bir ses eşliğinde patlattı.
Yandaşlarının bedeni yere yığılırken izleyen eşkıyaların şaşkın bakışları bir anda öfkeli güruhun bilinçsizce saldırmalarına yol açtı. Corax koca kalkanını bir adamın suratına çarptı, kılıcıyla da üstüne atlamakta olan bir adamı şişleyip uçan bağırsakları eşliğinde hunharca arkasına doğru fırlattı. Arkasında beyaz suratlı adamın dövüşmeye devam ettiğini farketti. Yanında yere çökmüş olan çalgıcı da ayağa kalkıp savaşmaya başladığında Corax'ın kafasındaki soru işaretlerinin sayısı artmıştı:
Bu adamlar neden ona yardım ediyordu? Neden onu takip ediyorlardı? Bu işin içinde bir bit yeniği vardı. Barbar dört bir yandan atılan oklardan kaçarken kendisine hedeflenmiş oklar düşmanlarına saplanıyordu.
"Ne biçim savaşıyorsunuz aptallar! Bir ok atmayı bile beceremediniz!" diye bir ses gürledi. Corax bu sesin sahibini tanıyordu. Onu daha önce de duymuştu. Bir anda kalkanını önüne alıp tüm gücüyle bir boğa gibi ileri atıldı. Ã?nüne geleni yıkarak ilerlerken metalik tiz bir ses duyuldu. Barbarın yuvarlak kalkanının etrafından dikenler fırlayınca karşısında duranlar panik içerisinde kalkandan kaçınmaya çalıştılar. Kalabalığı itip yararak ilerleyen barbar 8 kişiyi devirerek ezdi ve önünde son kalan ancak beline gelen ufak bir adamın tam çenesine dizini hafifçe kaldırarak vurdu. Adamın çenesi gökyüzüne kadar yükselirken, kemik kırılma sesiyle beraber ufak adam yere yığıldı. Ağaçlardaki okçular endişe içinde geri çekilmeye başlamışlardı.
Heyecandan yere düşen bir kaç dikkatsiz okçuyu barbar tekmeleyerek öldürüyordu. Yanında savaşanlardan biri arkasından barbara bağırdı: 'Heeeeeey... İnanılmaz dövüşüyorsun ve bunun performansının çeyreği olduğunu biliyorum... Beraber dolaşalım ve düşmanlarımız ölümün kokusunu daha çabuk duysun... Tek başına yapabileceklerin benim gibi 3 kişinin yapabilceğine bedel...Ama sen bile yardımlaşmanın değerini kabul etmelisin dostum... Hele senin kadar tecrübeli bir barbarken bunu anlamak daha kolaydır..."
Barbar bu sözleri yarı işitmiş gibiydi. Demir tabanlı botları altında çığlıklar atan adamlara konsantre olmuş gibiydi. Bir deli gibi açılmış gözleriyle onunla konuşana dönerken bıyıklarını yalıyordu: "Savaş meydanı konuşmak için en iyi yer sayılmaz! Ã?nce tamamlanacak bir işim var!"
Barbar sanki hala arenada kalabalığın önündeymiş gibi öfkeli bir nağra attı ve kafasını yeniden ormana doğru çevirdi:
"Ã?ık ortaya sakat köpek! Cesaretin varsa benimle bir kez dövüş karı kılıklı!" diye böğürdü...
Fakat cevap olarak yalnızca kaçan adamların seri ayak sesleri ve can çekişmekte olan adamların uğultuları geldi...
Fakat bir anda arkasında bir koşma sesi duydu. Kanla keçeleşmiş kırmızı saçları vahşice havada savrulurken bıyıklarını kabartarak arkasına doğru öfkeli bir bakış attı. Elinde bir tür çalgı aletiyle gelen adamı farketti. Onu daha önce görmüştü fakat umrunda da değildi... Ölümü arıyorsa ölümü ona verecekti, fakat adam çalgısını çalmaya başlayıp barbarın hemen yanına çöküverdi. Orman gibi kaşlarını çatan barbar zar zor eğilerek adamın deli olup olmadığını sanki yakından bakınca görebilecekmiş gibi sorguladı. Bütün konsantrasyonu bozulmuş kendisine çevrilmiş yayın havayı delen rüzgarını çok geç işitmişti.
Hışımla sağ elinde tuttuğu çift elli kılıcı hoyratça sağına savururken kalkanıyla yüzünü korudu. Kalkana gürleyerek çarpan ok barbarın korkunç kuvvetiyle tutulan çeliği titretmedi bile... Barbar ağaçların arasından yavaş yavaş yaklaşan çeteyi farketti. Biraz önce her şey kontrolü altındaydı fakat bu bard yüzünden şimdi savaşmak zorunda kalacaktı.
Ormanın karanlığından bir anda fırlayan bir adam çılgınlar gibi eşkıyalara saldırmaya başladı. Tek başına saldıran adamı da daha önce görmüş gibiydi ama o da umrunda değildi. Pislik içinde giysiler giyen fakat bakır ve değersiz taşlardan mücevherler takan eşkıyalar kırık dişlerini göstererek sırıtıyorlardı. Adamlar barbarın etrafını yavaşça sarmaya başlarken, arkasında yerde oturan çalgıcı adam düşmanlara bir kaç bıçak fırlatınca Corax tehlikeden dolayı irkildi ve sağ elinde tuttuğu kılıcı bardın kafasının üzerinden savurunca dev kılıç fazla yaklaşmış şanssız bir eşkiyanın kafasını tok bir ses eşliğinde patlattı.
Yandaşlarının bedeni yere yığılırken izleyen eşkıyaların şaşkın bakışları bir anda öfkeli güruhun bilinçsizce saldırmalarına yol açtı. Corax koca kalkanını bir adamın suratına çarptı, kılıcıyla da üstüne atlamakta olan bir adamı şişleyip uçan bağırsakları eşliğinde hunharca arkasına doğru fırlattı. Arkasında beyaz suratlı adamın dövüşmeye devam ettiğini farketti. Yanında yere çökmüş olan çalgıcı da ayağa kalkıp savaşmaya başladığında Corax'ın kafasındaki soru işaretlerinin sayısı artmıştı:
Bu adamlar neden ona yardım ediyordu? Neden onu takip ediyorlardı? Bu işin içinde bir bit yeniği vardı. Barbar dört bir yandan atılan oklardan kaçarken kendisine hedeflenmiş oklar düşmanlarına saplanıyordu.
"Ne biçim savaşıyorsunuz aptallar! Bir ok atmayı bile beceremediniz!" diye bir ses gürledi. Corax bu sesin sahibini tanıyordu. Onu daha önce de duymuştu. Bir anda kalkanını önüne alıp tüm gücüyle bir boğa gibi ileri atıldı. Ã?nüne geleni yıkarak ilerlerken metalik tiz bir ses duyuldu. Barbarın yuvarlak kalkanının etrafından dikenler fırlayınca karşısında duranlar panik içerisinde kalkandan kaçınmaya çalıştılar. Kalabalığı itip yararak ilerleyen barbar 8 kişiyi devirerek ezdi ve önünde son kalan ancak beline gelen ufak bir adamın tam çenesine dizini hafifçe kaldırarak vurdu. Adamın çenesi gökyüzüne kadar yükselirken, kemik kırılma sesiyle beraber ufak adam yere yığıldı. Ağaçlardaki okçular endişe içinde geri çekilmeye başlamışlardı.
Heyecandan yere düşen bir kaç dikkatsiz okçuyu barbar tekmeleyerek öldürüyordu. Yanında savaşanlardan biri arkasından barbara bağırdı: 'Heeeeeey... İnanılmaz dövüşüyorsun ve bunun performansının çeyreği olduğunu biliyorum... Beraber dolaşalım ve düşmanlarımız ölümün kokusunu daha çabuk duysun... Tek başına yapabileceklerin benim gibi 3 kişinin yapabilceğine bedel...Ama sen bile yardımlaşmanın değerini kabul etmelisin dostum... Hele senin kadar tecrübeli bir barbarken bunu anlamak daha kolaydır..."
Barbar bu sözleri yarı işitmiş gibiydi. Demir tabanlı botları altında çığlıklar atan adamlara konsantre olmuş gibiydi. Bir deli gibi açılmış gözleriyle onunla konuşana dönerken bıyıklarını yalıyordu: "Savaş meydanı konuşmak için en iyi yer sayılmaz! Ã?nce tamamlanacak bir işim var!"
Barbar sanki hala arenada kalabalığın önündeymiş gibi öfkeli bir nağra attı ve kafasını yeniden ormana doğru çevirdi:
"Ã?ık ortaya sakat köpek! Cesaretin varsa benimle bir kez dövüş karı kılıklı!" diye böğürdü...
Fakat cevap olarak yalnızca kaçan adamların seri ayak sesleri ve can çekişmekte olan adamların uğultuları geldi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Barbarın hızına ulaşamazdı...Ve daha kötüsü barbara o delilikte yaklaşamazdı bile...Ama barbarla aynı tarafta olmak onu gerçekten rahatlatıyordu...Dikkatli olmasına gerk yoktu,çünkü barbar hangi tarafa giderse eşkiyalar önünden kaçıyordu...Palaları kınlarına geri girdi,ve en çok sevdiği yayını(aslında tek yayını)aldı eline ve kaçışan eşkiyaları teker teker öldürdü...Zevk alıyordu öldürmekten eğer gerekliyse...Ama iki sadağıda boşalmak üzereydi...
Barbar "Ã?ık ortaya sakat köpek! Cesaretin varsa benimle bir kez dövüş karı kılıklı!" diye böğürdü ormana doğru...Biraz daha kan istiyordu eniolis,ve barbarın yanına gitti...Sadaklarını boşalttı ormana doğru...Iskalamaktan rahatsız olmuyordu...Ama okları hedefi bulduğu zaman atılan çığlık kıpır kıpır ediyordu onu...Gülümsedi...Barbara döndü...
'Ã?ıktığım yol çok zorlu'dedi ve devam etti eniolis...Doğru kelimeleri seçmesi gerektiğini biliyordu...Biraz düşündü barbara baktı...Kelimeler seçilmişti'Her ne kadar dilim çok işe yarasada onun işe yaramadığı zamanlarda senin gibi güçlü birine ihtiyacım olacak''Arkanı kollayacak birine ihtiyacın olacaktır...'
Elini uzattı...'Yoldaş mıyız?'dedi beklenti içinde...Ve cevabı beklemeye başladı...İçinden yolların tanrısına-kendi tanrısına-dua etmeye başlamıştı...
Barbar "Ã?ık ortaya sakat köpek! Cesaretin varsa benimle bir kez dövüş karı kılıklı!" diye böğürdü ormana doğru...Biraz daha kan istiyordu eniolis,ve barbarın yanına gitti...Sadaklarını boşalttı ormana doğru...Iskalamaktan rahatsız olmuyordu...Ama okları hedefi bulduğu zaman atılan çığlık kıpır kıpır ediyordu onu...Gülümsedi...Barbara döndü...
'Ã?ıktığım yol çok zorlu'dedi ve devam etti eniolis...Doğru kelimeleri seçmesi gerektiğini biliyordu...Biraz düşündü barbara baktı...Kelimeler seçilmişti'Her ne kadar dilim çok işe yarasada onun işe yaramadığı zamanlarda senin gibi güçlü birine ihtiyacım olacak''Arkanı kollayacak birine ihtiyacın olacaktır...'
Elini uzattı...'Yoldaş mıyız?'dedi beklenti içinde...Ve cevabı beklemeye başladı...İçinden yolların tanrısına-kendi tanrısına-dua etmeye başlamıştı...
Quel ozanın barbarın yanına gittiğini görünce yoluna çıkan bir kaç eşkiyayı daha biçip yolunu açtıktan sonra ormanın derin gölgelerine daldı.kafasında kardeşi vardı herşeyden öte.anlamıyordu bir anda neden bukadar kabarmıştı bu yüreği.nekadar ironik bir hayat sürüyordu kader meşalesinin ışığı altında.düşünceleri ve duyguları denizdeki dalgalar gibi eserken ruhunda orman sınırının biraz gerisinde soytarıyı gördü.elinde bir hançer yerde yatan bir ölünün suratını nakış gibi işliyordu.birden geçmişinde işlediği cinayetleri düşündü.soytarı ise Quel'in geldiğini farketmiş ona doğru dönmüştü.suratında ne var der gibi bir ifade vardı şimdi.Qu'el'Saruk üstü başı kan içinde çelişki dolu gözleriyle kardeşini sordu soytarıya.onun bu adamla birlikte olacağını düşlüyordu oysa.sorunun cevabını beklemeden arkasına dönüp ormandan dışarıya barbarla ozana baktı.etraf sakinleşmiş ozan birşeyler anlatıyordu barbara .tamam dedi bu iş içinden ozan Corax'a elini uzattığında.içten içe oda dua ediyordu ozan için
.soytarının bir şeyler söylemeye hazırlandığını hissedip ona döndü Quel.
bir cevap vardı sanırım, ümitsiz sorulara...
bir cevap vardı sanırım, ümitsiz sorulara...
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
Adam umursamaz barbarın dikkatini çekmeyi başarmıştı:
"Ben silah arkadaşı ya da dost aramıyorum savaşçı... Ben kan, para ve ün arıyorum... Ben savaş arıyorum... Eğer bana vaad ettiklerin bunlarsa o zaman sana yardım ederim. Ama seni uyarıyorum savaşçı. Bu iğrenç dünyada en çok değer verdiğim şey sadakat ve en çok sinirlendiğim şey yalandır... ve beni sinirli görmek istemezsin... Bu yüzden ya bana her şeyi ayrıntılarıyla anlat ya da beni rahat bırak!"
Barbar kafasını duygusuzca sola çevirip soytarıya baktı odaklandı:
"Bu sözler senin için de geçerli deli adam..."
"Ben silah arkadaşı ya da dost aramıyorum savaşçı... Ben kan, para ve ün arıyorum... Ben savaş arıyorum... Eğer bana vaad ettiklerin bunlarsa o zaman sana yardım ederim. Ama seni uyarıyorum savaşçı. Bu iğrenç dünyada en çok değer verdiğim şey sadakat ve en çok sinirlendiğim şey yalandır... ve beni sinirli görmek istemezsin... Bu yüzden ya bana her şeyi ayrıntılarıyla anlat ya da beni rahat bırak!"
Barbar kafasını duygusuzca sola çevirip soytarıya baktı odaklandı:
"Bu sözler senin için de geçerli deli adam..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Findor o gün ormandan gelen haberle yola koyulmuştu duyduğuna göre eşkiyalar yol kesmeye başlamışlardı....
Son Lonca şavaşından sonra ortalardan kaybolmuştu bir süreliğine orada çok beklenmedik gelişme olmuştu...Kardeşlik olayları felan genelde yanlız takılırdı ama bartık bir ekibe dahil olmak istiyordu...
Uzunca bir süre ilerledikten sonra savaş meydanına ulaştı ama artık eşkiyalardan bir izi bile kalmamıştı hepsi ölü şekilde yerde yatıyordu ileride bir kalabalık fark etti yanlarına doğru hamle yaptı ve kılıcına elini götürdü bir çok kimse kılıç konusundaki hünerlerini bilirdi....
Geldiğinde lonca savaşındaki arkadaşı oradaydı....
Gelirken konuşmalara kulak misafiri olmuştu biraz ama hiç bozuntuya vermedi....
ve yanlarına ilerledi "Selam olsun" dedi ve ikisininde gözlerinin içine baktı...
Son Lonca şavaşından sonra ortalardan kaybolmuştu bir süreliğine orada çok beklenmedik gelişme olmuştu...Kardeşlik olayları felan genelde yanlız takılırdı ama bartık bir ekibe dahil olmak istiyordu...
Uzunca bir süre ilerledikten sonra savaş meydanına ulaştı ama artık eşkiyalardan bir izi bile kalmamıştı hepsi ölü şekilde yerde yatıyordu ileride bir kalabalık fark etti yanlarına doğru hamle yaptı ve kılıcına elini götürdü bir çok kimse kılıç konusundaki hünerlerini bilirdi....
Geldiğinde lonca savaşındaki arkadaşı oradaydı....
Gelirken konuşmalara kulak misafiri olmuştu biraz ama hiç bozuntuya vermedi....
ve yanlarına ilerledi "Selam olsun" dedi ve ikisininde gözlerinin içine baktı...
Diğerleri acı çektirirse
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
ben kan kustururum...
Onlar korkutursa ben dehşete düşürürüm.
Ve sizden yada başkasından alınması
gereken bir intikam varsa BEN alırım.
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Rp dışı-findor tam olarak anlamadım ama bizim yanımıza geldiğini sayıyorum..
Barbarın bu sözleri kendine güveni getirmişti...Evet kendi canı herşeyden önemliydi...Ve dostlarının canı kendi canı kadar önemliydi...'Bizi nelerin beklediğinden emin değilim,ama şunu bil,eğer teklifimi kabul edersen,yanında olduğun sürece her an arkanı kollayacak dostlara sahip olursun'Sonra ozan arkasında halen surata birşeyler çizmekte olan suratı boyalı adama döndü...Gülümsedi ve barbarın,sadece barbarın duyabileceği şekilde ekledi...'şu boyalı surat hakkında hiçbirşey bilmiyorum''Arkamızı kollamamız gerekebilir...
Bunları konuşurlarken arkalarından gelen hışıtılar duydu...Adam selamlar dediğinde arkasını döndü,ve adamın ne için buralarda olduğunu merak etti...'Sana da selam yolcu'dedi'Eğer dost olarak geldiysen tabi'dedi ve yanında onun 2 katıymış gibi gözüken-ki aslında ona yakındı-barbara suratında koca bir sırıtışla baktı...
Barbarın bu sözleri kendine güveni getirmişti...Evet kendi canı herşeyden önemliydi...Ve dostlarının canı kendi canı kadar önemliydi...'Bizi nelerin beklediğinden emin değilim,ama şunu bil,eğer teklifimi kabul edersen,yanında olduğun sürece her an arkanı kollayacak dostlara sahip olursun'Sonra ozan arkasında halen surata birşeyler çizmekte olan suratı boyalı adama döndü...Gülümsedi ve barbarın,sadece barbarın duyabileceği şekilde ekledi...'şu boyalı surat hakkında hiçbirşey bilmiyorum''Arkamızı kollamamız gerekebilir...
Bunları konuşurlarken arkalarından gelen hışıtılar duydu...Adam selamlar dediğinde arkasını döndü,ve adamın ne için buralarda olduğunu merak etti...'Sana da selam yolcu'dedi'Eğer dost olarak geldiysen tabi'dedi ve yanında onun 2 katıymış gibi gözüken-ki aslında ona yakındı-barbara suratında koca bir sırıtışla baktı...
Demek bana da söyledin vahşi bey...hey ben neden üstüme alındım şimdi bu sözden! ben deli miyim?
*ilginç adam dudaklarını buruşturur*
bana hakaret etmeye senin hakkın yok vahşi adam! kanmış demek kan istiyosun! ama şunu bil dostum! ben istedğim yere giderim ve canım sizle gelmek istiyo! o yüzden geliyorum!
emraha sırtını döndü ve cesetle oynamaya devam etti! adamın gözü patlayınca da sevinçten bir kahkaha patlattı!
*ilginç adam dudaklarını buruşturur*
bana hakaret etmeye senin hakkın yok vahşi adam! kanmış demek kan istiyosun! ama şunu bil dostum! ben istedğim yere giderim ve canım sizle gelmek istiyo! o yüzden geliyorum!
emraha sırtını döndü ve cesetle oynamaya devam etti! adamın gözü patlayınca da sevinçten bir kahkaha patlattı!
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
"Benim delilerle işim olmaz!" diye bağıran barbarın gözleri deli gibi açılmıştı.
Silahını çekmiş yaklaşan yeni kişiyi görünce gırtlağından garip bir ses çıkararak hırlayıp homurdandı:
"Yeter! Beni yalnız bırakın! Bu kadar çok konuşmaya tahammul edemiyorum!"
Barbar koşarak ormanın içine daldı. Garip bir şekilde hızlı hareket ediyordu, bir insanın bu hızda hareket edebilmesi mümkün değil gibi gözüküyordu...
Corax zırhının şamanik büyüsünü kullandı ve bir kaplan hızında koşmaya başladı.
"Yeter! insanlar, yine insanlar!" diye düşündü... Hayır onlar aslında potansiyel kurbanlardı... "Bana ne para ne de savaş vaad ettiler! O halde onlara katlanmam için hiç bir nedenim yok..." diye kendi kendine homurdandı bir patikadan atlayıp 6 metreden aşağıya düşerken.
Barbar ayakları yere dokunduğu anda kendini ileri fırlatıp omzu üzerinde bir takla atıp dizi üzerinde kalkarken o hızla ayağa fırlayarak koşmaya devam etti. Bir kaplanın çevikliğiyle en yakın nehre doğru koşarken ormanın kokusu ve meltemin dokunuşuyla özgürlüğünden zevk aldı. Asla hiç bir ilaha ya da Tanrı'ya boyun eğmeyecekti. Kendi kararlarını kendisi verirdi ve ancak bir çıkarı varsa, kendini kullandırırdı.
Corax Tigerheart her yerine bulaşmış kurumuş kanlardan temizlenmek için nehre vardığında, bir sonraki gün hırsız loncasına gidip alacağı parayı ve ona karşı ne tür bir tuzak planlıyorlarsa ona kendini hazırlamaktan başka bir şey düşünmüyordu.
Yine kan dökecekti... Yeniden ve yeniden...
Silahını çekmiş yaklaşan yeni kişiyi görünce gırtlağından garip bir ses çıkararak hırlayıp homurdandı:
"Yeter! Beni yalnız bırakın! Bu kadar çok konuşmaya tahammul edemiyorum!"
Barbar koşarak ormanın içine daldı. Garip bir şekilde hızlı hareket ediyordu, bir insanın bu hızda hareket edebilmesi mümkün değil gibi gözüküyordu...
Corax zırhının şamanik büyüsünü kullandı ve bir kaplan hızında koşmaya başladı.
"Yeter! insanlar, yine insanlar!" diye düşündü... Hayır onlar aslında potansiyel kurbanlardı... "Bana ne para ne de savaş vaad ettiler! O halde onlara katlanmam için hiç bir nedenim yok..." diye kendi kendine homurdandı bir patikadan atlayıp 6 metreden aşağıya düşerken.
Barbar ayakları yere dokunduğu anda kendini ileri fırlatıp omzu üzerinde bir takla atıp dizi üzerinde kalkarken o hızla ayağa fırlayarak koşmaya devam etti. Bir kaplanın çevikliğiyle en yakın nehre doğru koşarken ormanın kokusu ve meltemin dokunuşuyla özgürlüğünden zevk aldı. Asla hiç bir ilaha ya da Tanrı'ya boyun eğmeyecekti. Kendi kararlarını kendisi verirdi ve ancak bir çıkarı varsa, kendini kullandırırdı.
Corax Tigerheart her yerine bulaşmış kurumuş kanlardan temizlenmek için nehre vardığında, bir sonraki gün hırsız loncasına gidip alacağı parayı ve ona karşı ne tür bir tuzak planlıyorlarsa ona kendini hazırlamaktan başka bir şey düşünmüyordu.
Yine kan dökecekti... Yeniden ve yeniden...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
İri yarı adam soyunup berrak nehri kanla pisletirken; hafif bir zil sesi duyar gibi oldu...'olamaz' diye düşündü corax. ama işte ordaydı nehrin kıyısında çömelmiş duruyordu...
"Demek para kazanmak istiyorsun barbar efendi." adam oldukça düzgün konuşuyordu. deli halini hatırlatan tek şey yüzündeki sırıtıştı "bunun gibi mi?" emrahab cebinden bir kese altın çıkarıp elinde atıp tutmaya başladı ve bunu barbara attı. kese hala havadayken:
"Gel biraz iş konuşalım. yıkan ve gel." adam abartılı biçimde göz kırptı
"Demek para kazanmak istiyorsun barbar efendi." adam oldukça düzgün konuşuyordu. deli halini hatırlatan tek şey yüzündeki sırıtıştı "bunun gibi mi?" emrahab cebinden bir kese altın çıkarıp elinde atıp tutmaya başladı ve bunu barbara attı. kese hala havadayken:
"Gel biraz iş konuşalım. yıkan ve gel." adam abartılı biçimde göz kırptı
--------------------------------------------------
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
Mutluluğun ve üzüntünün ötesinde...
beklediği cevap bu değildi Quelin ve fazlada üstüne gitmedi soytarının.barbarla olan konuşmasını dinleyip şaşkın bir ifadeyle düşüncelere dalmıştı ki barbarın hızla önünden geçtiğini görünce afallayıp kendine gelmişti.aklında düşünceler dans ederken çelişkileriyle kimseye gözükmeden takip etmeye başlamıştı barbarı .gerçi hızına erişmek zor olmuştu ama.nehirin kenarına yaklaştığı zaman ağaçların tepelerine çıkıp gölgeler arasına sinmişti ve başlamıştı olup biteni izlemeye.içindeki tedirginlikle sarınmıştı görünmezlik dercesindeki pelerinine ve emindi kimsenin göremediğine.
kaçacak yer yok, yaratılmışsın bir kere...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Bir ozan için bile bu kadarı fazlaydı...Barbarların hızı hakkında birçok şey duymuştu...'Ve sanırım duymaya devam edeceğim'diye düşündü...Kabul etmemiş gibiydi barbar...'Aman bee,bazen çok sıkıcı oluo'dedi...Kendini bir köşeye çekti...Müziği seviyordu...Ama bazende evinde oturmak istiyordu...'Yine başını ne gibi bir belaya soktun eniolis''Offf,gerçekten sıkıldım, eğer beni bulmak isterlerse lavtamın akorunu yapıyor olacağım'dedi ve bir ağacın kökleri arasına kuruldu...Hayat onu takmıyordu,o da hayatı...
Barbar biraz temizlenip vücudundaki yaraların arasına girmiş toz toprak ve kiri temizliyordu. Emrahayı farkettiğinde artık sinirlenmekten bile bıkmıştı.
Adamın fırlattığı keseyi havadaki bir şeye vuruyormuş gibi kaptı. Adamın gülümseyen suratına, kaşlarını çatıp şüphe içinde bakarken keseyi açmaya başladı.
Bir tuzağın harekete geçmesini beklermişçesine keseyi kendinden uzakta tutmaya çalışıyordu. Sonunda keseyi açtı ve Emraha'nın gözlerine bakmaya devam ederek biraz bekledi. Kesenin içine bir göz attı ve bir altın parayı alıp suda iyice ovaladı. Renginin çıkmadığına kanaat getirince parayı dişledi ve tatmin olmuş bir şekilde kıyıya doğru ilerledi.
"Dikkatimi çekmeyi başardın beyaz surat...". Keseyi üzerindeki ıslak pantalonun bir cebine attı ve yerden garip bir matara kaptı. Matarayı açıp içindeki yeşil sıvıyı yaralarının üzerine döküp ovalarken yüzünü kırıştırmıştı...
"Kimlerin ölmesi gerekiyor?" diyerek Emraha'nın yanına doğru ilerledi...
Adamın fırlattığı keseyi havadaki bir şeye vuruyormuş gibi kaptı. Adamın gülümseyen suratına, kaşlarını çatıp şüphe içinde bakarken keseyi açmaya başladı.
Bir tuzağın harekete geçmesini beklermişçesine keseyi kendinden uzakta tutmaya çalışıyordu. Sonunda keseyi açtı ve Emraha'nın gözlerine bakmaya devam ederek biraz bekledi. Kesenin içine bir göz attı ve bir altın parayı alıp suda iyice ovaladı. Renginin çıkmadığına kanaat getirince parayı dişledi ve tatmin olmuş bir şekilde kıyıya doğru ilerledi.
"Dikkatimi çekmeyi başardın beyaz surat...". Keseyi üzerindeki ıslak pantalonun bir cebine attı ve yerden garip bir matara kaptı. Matarayı açıp içindeki yeşil sıvıyı yaralarının üzerine döküp ovalarken yüzünü kırıştırmıştı...
"Kimlerin ölmesi gerekiyor?" diyerek Emraha'nın yanına doğru ilerledi...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Araj_The_Wolf
- Kullanıcı

- Posts: 29
- Joined: Thu Jul 01, 2004 10:00 am
- Location: zuzu
- Contact:
Bir ses duyuldu.Hırlamayla karışık.Ama bedeni yoktu sanki.Bir çıkış noktası ve titreşimi...:
"Corax...Hala paranın peşindesin.Son gördüğümde arzuların vardı.Kanı arzulardın.şimdie yerini daha çok paranın aldığını görüyorum..."
Corax tam bir şey söylemek üzereyken ses tekrar vurgulayarak konuşmaya başladı:
"Bir deliden para alıyorsun?Adını kendinin taktığıbir deliden,bir soytarıdan.Eskiden amaçlar için savaşırdık dostum.Ã?oğu kez soyut amaçlar için.Seni bu kadar değiştiren şeyin bir sotarı olmaması lazım..." dedi.
Birden Coraxın elindeki torba yere düştü.Corax yerden almak istedi.Ama eli torbanın içinden geçiyordu.
"İşte corax.Para çoğu zaman soyuttan daha soyuttur.Bazen parayla tatmin olamazsın.O bard sana olabilecek en yüce şeyi teklif etti.Sen ise sadece para!!!diye karşılık verdin.Seni tanıyamıyorum dostum.."
Bu sözler bedensiz ses tarafından söylendikten sonra.Ã?nce saydam daha sonra net olarak görülebilen vücuduyla Araj çıktı ortaya.Üzerinde gri bir rope vardı.Kafasının üstünden dökülen cübbeden gözlerinin sadece yarısı gözüküyordu.Cübbeyi kafasından çıkardı.Uzun saçları rüzgarda uçuşuyordu.Gözlerinin rengi sarıydı ve iris çizgileri sürekli dönüyordu.
Tekrar konuşmaya başladı.Ama bu defa bedeni vardı:
"Dostum.Uzun yıllar küçük bir çocukkensorun yaşadım.Evimde garip olaylar oluyor.Ölülerin ruhları nedensinz olarak belli günlerde evimizin içinde toplanıp çığlıklar atıyordu.Meğer bunlar benim kaderimmiş.Ölüler.Annem buna dayanamadı ve hastalandı.Hergün ölülerin çığlıklarını normal bir insanın duyması nasıl bir şeydir? diye düşünürdüm.Annemin bir sorcerer olduğunu öğrendiğğimde kendimden şüphelenmeye başladım.Ã?ünkü her yerde ölüler benim yanımdaydı.Birgün onlarla konuşmaya başladım.16 yaşımdaydım.Abim evden ayrılacaktı.Oher zaman maceracı olmuştu.Ben ise yaşadıklarımdan dolayı içime kapanıktım.Ama abim gitmeden 1 hafta önce.Onlar saldırdı.Dolunayın bekçileri,takipçileri,kan avcıları.Onların kanıyla benimki birleşti.Ailem parçalandı.Annemin etleri kemiklerinden ayrıldı.Babamın kafası bir kurtadamınağzının içinde kayboldu.Ve ben artık onlardan biriydim.Kendimden nefret ediyordum.Ailemi katleden yaratıklardan biri olmak hayatım boyunca beynimi kemirdi.Ama bir süre sonra onu kontrol edebilmeye başladım.Amabu olanakadar.Binlerce masum insanı öldürdüm.şimdi bilincimi kaybetmiyorum.İnsan eti yemiyorum.Bazen kontrolden çıktığım oluyor.O zaman etleri yiyorum.Yediğimi fark ettiğimde kendimi durduruyorum.Ben birbüyücüyüm dostum.Kaderime yazılmış vahşetle ve ölülerin olü elimde olarak yaşamak zorundayım.Ama sen......"
Durakladı.Devam etti:
"Sen...Kendini vahşet için zorluyorsun.Fark edm dostum...Yüreğindeki sevgiyi çıkarmayı reddediyorsun.Bazen dostum...İzin ver orataya çıksın.Sev..Sev ki yaşama gücünü bul kendinde..."
Dedi.Ve ardından.Ellerini corax'ınellerinde götürdü.Başta kaçındı Corax.Ancak Araj yakaladı.Tuttu.Ellerinin arasından parlak bir ışık yayılıyordu. Corax kendini sıkıyordu.Gözleri kasılmıştı.Vücudundaki onlarca yara kapanmaya başladı.Kapanırken ses çıkarıyo.Araj midesinin bulandığını fark etti.Gözlerini açtığında Corax göz göze geldi.Acaba ne düünüyordu....
"Corax...Hala paranın peşindesin.Son gördüğümde arzuların vardı.Kanı arzulardın.şimdie yerini daha çok paranın aldığını görüyorum..."
Corax tam bir şey söylemek üzereyken ses tekrar vurgulayarak konuşmaya başladı:
"Bir deliden para alıyorsun?Adını kendinin taktığıbir deliden,bir soytarıdan.Eskiden amaçlar için savaşırdık dostum.Ã?oğu kez soyut amaçlar için.Seni bu kadar değiştiren şeyin bir sotarı olmaması lazım..." dedi.
Birden Coraxın elindeki torba yere düştü.Corax yerden almak istedi.Ama eli torbanın içinden geçiyordu.
"İşte corax.Para çoğu zaman soyuttan daha soyuttur.Bazen parayla tatmin olamazsın.O bard sana olabilecek en yüce şeyi teklif etti.Sen ise sadece para!!!diye karşılık verdin.Seni tanıyamıyorum dostum.."
Bu sözler bedensiz ses tarafından söylendikten sonra.Ã?nce saydam daha sonra net olarak görülebilen vücuduyla Araj çıktı ortaya.Üzerinde gri bir rope vardı.Kafasının üstünden dökülen cübbeden gözlerinin sadece yarısı gözüküyordu.Cübbeyi kafasından çıkardı.Uzun saçları rüzgarda uçuşuyordu.Gözlerinin rengi sarıydı ve iris çizgileri sürekli dönüyordu.
Tekrar konuşmaya başladı.Ama bu defa bedeni vardı:
"Dostum.Uzun yıllar küçük bir çocukkensorun yaşadım.Evimde garip olaylar oluyor.Ölülerin ruhları nedensinz olarak belli günlerde evimizin içinde toplanıp çığlıklar atıyordu.Meğer bunlar benim kaderimmiş.Ölüler.Annem buna dayanamadı ve hastalandı.Hergün ölülerin çığlıklarını normal bir insanın duyması nasıl bir şeydir? diye düşünürdüm.Annemin bir sorcerer olduğunu öğrendiğğimde kendimden şüphelenmeye başladım.Ã?ünkü her yerde ölüler benim yanımdaydı.Birgün onlarla konuşmaya başladım.16 yaşımdaydım.Abim evden ayrılacaktı.Oher zaman maceracı olmuştu.Ben ise yaşadıklarımdan dolayı içime kapanıktım.Ama abim gitmeden 1 hafta önce.Onlar saldırdı.Dolunayın bekçileri,takipçileri,kan avcıları.Onların kanıyla benimki birleşti.Ailem parçalandı.Annemin etleri kemiklerinden ayrıldı.Babamın kafası bir kurtadamınağzının içinde kayboldu.Ve ben artık onlardan biriydim.Kendimden nefret ediyordum.Ailemi katleden yaratıklardan biri olmak hayatım boyunca beynimi kemirdi.Ama bir süre sonra onu kontrol edebilmeye başladım.Amabu olanakadar.Binlerce masum insanı öldürdüm.şimdi bilincimi kaybetmiyorum.İnsan eti yemiyorum.Bazen kontrolden çıktığım oluyor.O zaman etleri yiyorum.Yediğimi fark ettiğimde kendimi durduruyorum.Ben birbüyücüyüm dostum.Kaderime yazılmış vahşetle ve ölülerin olü elimde olarak yaşamak zorundayım.Ama sen......"
Durakladı.Devam etti:
"Sen...Kendini vahşet için zorluyorsun.Fark edm dostum...Yüreğindeki sevgiyi çıkarmayı reddediyorsun.Bazen dostum...İzin ver orataya çıksın.Sev..Sev ki yaşama gücünü bul kendinde..."
Dedi.Ve ardından.Ellerini corax'ınellerinde götürdü.Başta kaçındı Corax.Ancak Araj yakaladı.Tuttu.Ellerinin arasından parlak bir ışık yayılıyordu. Corax kendini sıkıyordu.Gözleri kasılmıştı.Vücudundaki onlarca yara kapanmaya başladı.Kapanırken ses çıkarıyo.Araj midesinin bulandığını fark etti.Gözlerini açtığında Corax göz göze geldi.Acaba ne düünüyordu....
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 0 guests