Page 10 of 37
Posted: Wed Jan 31, 2007 5:59 pm
by esen
Uzun eteği yüzünden pek hızlı ilerleyemiyor olması bir yana, insanların sürekli onu ittirip bir taraflara savurması Amorayı gereyinden fazla hırçınlaştırmıştı. Yürüyebildiği kadar hızlı önündeki gruba doğru gitti... Ortam panayır yeri gibiydi. İnsanlar korktuklarından aptalca davranmaya girişmiş gözüküyordu. Böyle bir grup nasıl olurda birbirine bağlı olabilirdi? Ama buna emindi insanların kaderi şu an aptalca davranan bir grup insana bağlıydı Amora bunu görmüştü. Çok fazla korkuyordu ama korkusunu şu an yüzeye çıkartamazdı. Birilerinin bu insanlara yardım etmesi gerekiyordu ve yardım edecek olan grup dağılmaya başlamıştı, her kez bir şekilde bu kötülüğü durdurmaya çabalıyordu ama tek başına kimse bunu engelleyemezdi, bunu bilmedikleri için aptalca davranmaya devam edeceklerdi. Amora önündeki atın üstünde iri yapılı ve zırh giymiş bir adam gördü adamın gövdesi görüş alanını tamamen kapatıyordu. .Adamın etrafından dolaşmak için adım atmıştıki, istemeden bir konuşmaya kulak misafiri oluverdi.
"drow kız bir şeyler biliyor, tanıdğın herkezi topla, ve oraya getir lütfen"
Posted: Thu Feb 01, 2007 6:19 am
by Logan
Ne oluyor alnet olası iblisler nerden cıktı Lanet olsun büyücü Ne yapıyorsun sen Diye içinden geçirken Bİr şeyler havada uçmaya başladı Bir zırh havada uçuyordu. Biraz daha dikkatli bakınca bu Kavgayı durdurmaya çalışan Paladin di.Bir melek. şeytanlar ve melekler dünya ya neler oluyor.Bİr ışık hüzmesi patladı birden ve O meleğin hedefinde büyücü vardı. Ve tahminen o ışık hüzmesi Yere düşmeden,paladin Büyücüye düşecekti.
Lienas Sözleri ile kendine GEldi En so duyduğu herkezi topla ve drowla beraber gidelim gibi bir şeydi o kargaşada fazla bir şey duymamıştı.
''HAdi beyler drow'u izleyin benim yardım etmem gereken birisi var ''
Atını ATladı ve Büyücüye doğru koşmaya başladı insanlar GEriye doğru kaçarken o Atı ile Büyücüye doğru 4 nala ilerlemeye başladı.Kılıcını kalkanı Ã?ekti Eyer büyücü Meleğe Bir şey hamle yapacak olursa. O hamlesini bozmak için SAldırırya geçecekti.Ve arada Büyücünün çıraklarınad bakıyordu.Amacı paladine yardımcı olmaktı çünkü Eyer bir savaş olursa 5 büyücüye karşı savaşması gerekecekti.
Kılıcını çekerek Sağ eline aldı ve atın sağ arkasına doğru tutuyordu.bu hamle hem kılıcı beli bir mesafeye kadar düşmanından saklar hemde düşmanına vuruken Kol Büyük bir ivme kazanarak Daha fazla zarar verirdi. (Power Atack -5)...
Posted: Fri Feb 02, 2007 6:19 am
by EldariL
Büyücü işini yapmaya başladığından beri öylece durup seyretmekten başka bir şey yapmayan Alegria, iblislerin ortaya çıkmasıyla beraber tuhaf görünün uyuşukluğundan sıyrıldı. Sıradışı bir grup oldukları tartışılmaz olduğu kadar, aralarındaki bağın güvenden yoksun ve zorunluluktan doğduğunu tahmin ettiği topluluğa doğru adımlarını hızlandırdı.
Kalabalığın arasında çevik adımlarla ilerlerken bakışları büyücüyle grup arasında gidip geliyordu. Büyücü gülümsüyor muydu? Başına iblis yağarken bunu yapabiliyorsa tuhaf bir espri anlayışı olmalıydı. Büyücünün durumu şu anda durağan gibi görünse de drowların grubu karışmış gibi görünüyordu.
Büyücü kadın asasını sallayıp kalabalığı uzak tutmaya çalışıyor gibi görünüyordu. Bu sırada melez platforma doğru atıldı. Drow kızı onu durdurmaya çalışmış ama başaramamıştı. Melez tuhaf bir şekilde yumuşamış toprağa saplanmışken artık konuşulanlarıı duyabilecek kadar yakındı. Aynı zamanda henüz tamamlanmamış bir büyüye bu kadar yakın olmaktan dolayı tedirgindi.
Geri çekilmemesinin tek sebebi drow kızının kulağına çalınan sözleriydi. Bir drow sadece ortak bir ölümden kaçıyorsa ve önden gitmeye istekliyse güvenilir olabilirdi. Her ne kadar ardından atılmaya niyetli olmasa da yakında durmaktan bir zarar çıkmayacağına karar verdi.
Artık kişisel nefretini bir kenara bırakmıştı -sadece eli, tedbirli bir savaşçının rahat kavrayışıyla pelerinin altında kılıcının kabzasıyla buluşmuştu- ve drow kızından ya da herhangi birinden uzak kalma çabalarına da son vermişti. şimdi yeteneklerini kalabalığın arasında saklama zamanı değil daha faydalı yerlerde kullanma zamanıydı.
Büyücüye karşı oluşan tepkiyi kafasında tarttı. Hiçbir şey göründüğü gibi olmayabilirdi. Zaten sonu gelen bir yerden kaçmaya çalışırken her ne kadar korkunç görünse de gökten iblisler yağıyor diye son umudu da yok etmek akıllıca olmazdı.
Manzarayı son kez tahlil etti ve büyücüye bir şans vermeye karar verdi.
Hiç kimse, özellikle de gökten dalışa geçen şu paladin büyücüye ulaşmamalıydı.
Kılıcını kınından çekip onu koruyabileceği en iyi pozisyonu almaya çalıştı. Ve o sırada köstek olmaya çalışan herkesi hedef alarak var gücüyle bağırdı.
"Bırakın da büyücü işini bitirsin!"
Posted: Fri Feb 02, 2007 7:46 pm
by esen
Bahsi gecen drow kadının bir şeyler bilme ihtimali Amora'nın bir büyücü olma ihtimalinden daha düşüktü. İnsanlar altından kalkamayacakları bir durumla karşılaştıklarında, tüm sorumluluğu alacak bir lidere, yol gösteren birisine ihtiyaç duyarlardı. Sonuçta alınan yanlış bir karar yada yapılan yanlış bir hareket sonucu olaylar başarısızlıkla sonuçlanırsa suçlanacak birisini aramaya gerek kalmayacaktı. Bu olay bir nevi insanların vicdanını rahatlatma yöntemiydi. Son hatta tek umutlarınıda hiç bir şey bilmeyen ama bildiğini sanan birisi yüzünden kaybedemezdi. şimdilik bir şey söylemeyecekti, insanlar kararlarını kendileri vermeliydi. Olaylar yeteri kadar karışmıştı ve çok insan ölecekti. Her gün her an her saniye bu görülerle yaşamak yeteri kadar ızdırap veriyordu. Bu lanet onunla birlikte yaşamaya devam edecekti. Daldığı düşüncelerden
"Bırakın da büyücü işini bitirsin!" diye bağıran birisinin gür sesiydi. Sözleri söyleyen kişi Amora'nın çarprazında kalıyordu ve yaklaşık elli adım mesafedeydi. Kılıçını keçmiş ve kafasını hafifçe yukarı kaldırmıştı. Amora adamın nereye baktığını anladığında dehşete düştü.
"Lanet olsun!" Büyücüye doğru giden parlak zıhlara bürünmüş bir paladin gördüğüne emindi. Paladin büyücüye saldırıyordu, saldırı sırasında etrafa o kadar büyük bir ışık yayıyorduki, Amora bu uzaklıktan adamın başarıp başaramayacağını anlayamıyordu...
Posted: Fri Feb 02, 2007 7:55 pm
by devolet
Başından beri büyücüyü izleyen Balamir artık duramıycaktı. Tedirgindi. Bu zebanilerin nerden çıktığını anlamak istioyordu. Ve korkuyordu. Hiç korkmadığı kadar korkuyordu. Eli yavaş yavaş crossbow una gitmeye başladı. Bi an sonra farketttikii crossbow unu çoktan çekmiş süzülmekte olan zebanilerden birine nişan almıştı. Okunu göndermek üzere tetikteki parmağını oynattı
Posted: Fri Feb 02, 2007 9:20 pm
by yeminer
Herşey bir anda oluyordu, başarı, hüsran, hayat, ölüm... birbirine ne kadar da yakın kavramlardı böyle.
Üzerine doğru gelen onlarca iblisin ateşle beslenen vücutlarının ısıttığı hava tenine ilk değmeye başladığında daha seromoninin sonlarına ulaşmaktan çok uzaktı Khedan ve bunları düşünüyordu.
Başka bir zaman olsa varlıklarının bilinci bile Khedan'ın oradan en uzak yere kendisini taşımasına neden olacak bu varlıkların şimdi kendisi için savaşmalarını, insanlara yardım etmelerini umuyordu büyücü.
Bir anlaşma yapmıştı ve her ne kadar kötü varlıklar olsa da cehennemin kudretli savaşçıları anlaşmalara sadık kalmaları ile bilinirlerdi. Tabi bu onları bağlayan kurallar zincirinin de tanrıların gitmesi ile yok olmadığını garanti edemeyen Khedan için ufak bir avuntudan öteye gidemiyordu.
Kendisini ve belkide çevresine topladığı insanları sadece ortak çıkarların hayatta tutabileceğinin kesinlikle farkındaydı. O bunları düşünürken tonlarca ağırlığındaki kas yığınları hızla üzerine doğru gelmeye, dehşetleri çevredekilerin yüreklerine saçılmaya başlamıştı bile.
Artık ortalıkta toplanan çoğu kişi bunu farketmişti ve tepki gösterenler de oluyordu. Melezin kapıya ilk girenlerden biri olduğunu elemle farketti büyücü. İblislerden önce oraya gitmesini istemeyeceği kişilerden birisi idi çevredekiler ama bir kayıp çok fazla önemli değildi. Hala yaptığının tadını çıkarabilirdi kızıl cüppeli büyücü. Hayatında efsane olmaya bundan daha çok yaklaştığı bir anın daha olduğunu hiç sanmıyordu.
Ne habis lich Yeminer ve de Erethan'ın önderliğinde toplanan ilk büyü konseyinde bulunuşu bu kadar heybetli olmuştu ne de şimdiye kadar yaptığı herhangi bir savaş.
Bu esnada kalabalık iblislerin korkusu ile çılgına dönmüştü. Aralarından sadece çok deneyimli maceracılar soğukkanlılıklarını koruyabiliyor, geri kalanlar platformdan öteye doğru ve malesef birçoğu nereye gittiğini bile bilmeden kaçıyordu.
Dehşet çığlıkları Khedan'ın kulaklarına geldiğinde ilk kez insanları uyarmamakla hata etmiş olma ihtimalinin olup olmadığını düşündü ama daha sonra doğruyu yaptığına karar verdi. Bilgi bela demekti ve bu insanlara şeytanlarla ortaklık yapacaklarını anlatmak onları göstermekten çok daha zordu.
Artık kapının sınırlarını belirleyen mavi ışıklar tamamen görülebiliyordu. şömineleri birbirine bağlayan beşgen şeklinde aura dış sınırları belirlerken her şömineden merkezdeki Khedanı çevreleyen auraya gelen ışıklar da iç sınırı besliyordu.
Bu sayede tonluk iblisler adeta tepesine düşerken büyücünün kılına bile zarar gelmemişti. şimdi yapması gereken iş daha basitti. Sadece konsantre olup toprağın gücünü kapıya kanalize etmeli, onu dengede tutmalıydı.
Bu esnada Susy bir çözüm yolu bulmuştu, zeki büyücü her ne kadar büyüyü tanıyamasada büyünün genel aşkışını bilirdi ve bir büyüyü yok etmenin en kolay yolu bileşenlerini yok etmekti. Susy hızla kendisine en yakın ömineye, yani birkaç metre yanındaki şömineye koştu. Büyücünün çırakları anlaşılan en az geri kalan insanlar kadar cahildiler çünkü panikleyen kalabalığa onlarda katılmıştı.
Susy nin bu herifin kötü birşeyler planladığı konusundaki kanısı gittikçe sağlamlaşıyordu ama aynı zamanda içinden bir ses neden ? diye sormadan edemiyordu.
Susy şömineye vurduğunda kolayca devrilmesi onu şaşırtmıştı, hiç koruma yoktu ?
Edmond insanları platformdan uzak tutma işinde haddinden fazlaca başarılı olmuştu, çünkü dev yaratıklar oraya yaklaşmaya başladığı anda bir curcuna kopmuş, insanlar panikle kaçışmaya başlamıştı.
Gerçi tam tersini yapanlar yok da değildi. Melez ve drow platformun içine dalmıştı, bir melekse ki nereden çıktığını ilk anda anlayamamıştı fakat sonra onun doğasını kavrayabildi havadan büyücüye saldırıyordu. Edmond hüsranla biteceğine neredeyse emin olduğu bu saldırıyı seyretmekten başka birşey yapamadı. Biraz önce o canavarların arasında hiçbirşey olmadan duracak kadar güçlü bir koruma büyüsü vardı adamın ve paladin muhtemelen çamura aynen şeytanlar gibi saplanacaktı.
Swain hiddetten köpürüyordu, bu adam nasıl bu kadar düşüncesiz ve kötü olabilirdi. Mutlaka cezası verilmeli ve durdurulmalıydı ve bunu yapabilecek kudreti kendisinde buluyordu. Hızla yükseldi ve biraz önce cehennemin yaratıklarının kullandığı yolu kullanarak büyücüye doğru dalışa geçti. Hala arkasında cehennemin çığlıkları duyuluyordu. Eğer bu yaratıklar büyücüye yardım ederse bu saldırıdan canlı çıkma şansı yoktu ama büyük bir kötülüğü engellemek için bunun çok büyük bir bedel olmadığını düşündü o an.
Pijek kararını vermişti, kaçanlara katılmaktansa dalanlara katılmayı yeğlerdi ve şimdi de öyle yaptı. Hızla platforma atladığında Susy bir şömineyi devirmiş ve umutla büyünün bir şekilde bozulmasını bekliyordu.
Büyü bozulursa ne olurdu ? Bir patlama ?...
Ales çevreyi endişe ile seyrediyor, bu işten insanlara nasıl fayda gelebileceğini düşünüyordu. Okunu çekmiş Shuriak'ın üzerine gelecek ilk şeytanı vurmaya hazırlanıyorduki melezin toprağa girme hızı çok daha arttı. Ve işin ters tarafı drowda onu izlemişti.
İşte o anda durumla ilgili senaryosunu tamamlamıştı elf ve oldukça da mantıklı geliyordu. İnsanlara bunu anlatmaya çalıştı, yüksek sesle bağırdı ama kimler farkedebilmişti. Farkedebilenler arasında kadın büyücünün olmadığı kesindi çünkü bir şömineyi devirmişti ve buna eş zamanlı Khedan'ın yüzünün şokla çarpıldığını farketti Ales. Biraz önce son derece rahat olan büyücü bu hareketle dehşete düşmüştü ve birşeyler bağırıyordu.
Eğer kulak kabartan olsaydı Khedan'a o esnada Susy'e can havliyle sövdüğünü duyardı. Ve korku ile kendisine gelen meleğe bir kez daha baktı Khedan. Büyü zayıflıyordu ve çevresindeki zırh aynen şömineler arasındaki ışık gibi artık bulanıklaşmış, sağa sola yalpa yapar hale gelmişti. Kendisine savrulan çekici dehşetle ve hiçbirşey yapamadan seyretti büyücü, hayaller böyle sonlanırdı demek ki.
Shuriak kafasını yukarı kaldırmış kendisini duyan duymayan hertürlü şeye küfrediyordu, sonu böyle olamazdı, olmamalıydı.
Melez battı ve gittikçe daha hızlı batmaya başladı ta ki ağzına gelen kum tadı midesini bulandırana kadar.
Hiçbirşey ona çarpmamıştı ? Gözlerini açmayı denedi melez ve karanlığı farketti, karanlık mı ? Hayır karanlık değildi, tamamen kum, toprak karışımı birşeyin içerisindeydi ve her nasıl oluyorsa zorla da olsa nefes alabiliyordu.
şok olmuştu melez ve biraz önce hissettiği sıcaklığı bir kez daha hissetmeye başladı ama bu kez çok daha gerçekti. Sanki birşey ona toslamıştı ama çevresindeki bir metre kalınlığındaki zırh bu toslamayı sadece bir ittirmeye dönüştürmüştü.
Melez göremiyordu ama duyabiliyordu, cehennem zebanilerinin dehşet verici seslerine dağ büyüklüğünde bir devin aç midesinden çıkacak bir gurultu sesine benzer tanımlanması zor sesler karışıyordu.
Bir kez daha toslamayı hissetti melez ama bu kez zırhı daha inceydi.
Argay hiddetlenmişti, kontrolü dışında olan ve birçok kişinin ölümüne neden olacak gibi görünen bu olay onu hepten çileden çıkarmıştı. Kendisine doğru koşan kalabalığa inat platforma doğru yüklendi ve biraz da başarılı oldu. Kimse kendisini bir an bile yavaşlatacak bir dayanağa tahammül edemiyor, hemen yolunu değiştiriyordu. Argay insaların yüzündeki dehşeti gördü, gördü ve küfretti.
Clesnyé aradığını bulmakta zorlanmadı, platformun tam ortasında bir büyücü vardı ve çevresinde büyücü giysileri giymiş birkaç kişi daha vardı. Ama bu durumda oraya erişmek zor gibi görünüyordu çünkü herkes tam aksi yönde kaçıyordu.
Xyra Shuriak'ı takip etmiş, son anda yanına ne kadar kişi katabilise o kadar katmaya çalışarak platforma atladı büyücü. Bunun bir kapı olduğunu düşünüyordu nitekim tonlarca ağırlığındaki iblisler parçalanmadan toprağa giremezdi, suya bile giremezdi o hızla ama buraya girmişlerdi.
Shuriak'ın ardından içeri girmişti ama ilk anlarda neredeyse yanıldığına yemin edebilirdi. Bir kapı gibi arkasında boşluğa çıkmamıştı. Ve daha sonra farketti ki bu yanılgı sadece ilk zamanlarda değil, daha sonra da devam ediyordu. Toprağa gömülmüştü... Ama nasıl oluyorsa nefes alabiliyordu, tamam baya zorlanıyordu ama salt toprak gibi de değildi ve sesler.. sesler vardı.
Jinakuma çabuk karar vermişti, babasını görmüşmüydü ? Yoksa bu aklının ona bir oyunu muydu ? Buna karar vermek çok güçtü ama sonuçta her yol aynı kapıya çıkıyordu. O da platformun yolunu tuttu ama o esnada ilginç birşey farketti, platform artık beşgen şeklinde değildi ve Susy'nin yıktığı şömine tarafına bombe yapıyordu. Auranın şekli netliğini yitirsede şiddeti gittikçe artıkyordu.
Kathranis olayı şaşkınlıkla izliyor ve yapacak ne olursa onu yapmak için tetikte bekliyordu. Kurdu emrine itaat etmiş ve büyücünün arkasına geçmişti ve şömine devrilip büyü kararsızlaştığında da hala arkasındaydı ancak bir farkla, aynen büyücü Susy gibi o da batıyordu.
Amondra platforma doğru yürürken artık eskiden hissettiği kötülük o kadar şiddetli değildi, alışıyor muydu ? Saçmalıyor muydu ? Ve bu lanet olası büyücü neden yere düşüyordu ?
Melek çekici hızla Khedan'a indirdiğinde büyücü sonunun geldiğine emindi, bir savunma büyüsü yapmak aklına gelmişti ama çekiç kafasına doğru inerken çok geç olduğunu hüzünle farketti, yapabilecğei tekşey çevik olmayan bedenini ölümcül darbeden uzaklaştırmaktı. Ve öyle de yapmaya çalıştı ama çok başarılı olduğu söylenemezdi, mutlak darbe geliyordu.
Geldi de, Khedan çekicin ağırlığını omuzlarında hissetti, melekse bozulmuş olan kalkanın yalıtıcı etkisini.
Lienas Cody'den herkesi toplamasını istemişti ama bu karmaşada kim ne kadar toplanabilir ? Bu konuda hiçbir fikri yoktu ama o melez ile kara elfi takip etmenin en doğrusu olduğuna inanmıştı. Normalde platforma varması biraz zaman alırdı ama platformun kendisine doğru geldiğini farkettiğinde ufak çaplı bir şok yaşadı ? şimdi ne yapacaktı ?
Elenore da diğer birçok kişi gibi büyü çemberine girmeye karar kılmıştı. Birçok mu ? Bu dünya değişiyor olmalıydı ? Normalde bu kadar cesur insan çıkmazdı ama hakvermek lazım, bu dünyanın sonu geliyordu. Kıyamet yakın.. kıyamet yakın..
Cody çevresindekilere drowu izleyin dediğinde kendisinin nasıl onu izlemeyeceğini hiç düşünmedi bile, adeta toprak zeminmiş gibi sürdü atını büyücünün üstüne ama o da drowu izleyen arkadaşlarına katılmakta gecikmemişti. En azından zevkle farketti ki meleğe birşey olmamıştı ve başarmış gibi görünüyordu.
Alegria birşeylerin korkun birşekilde yanlış gittiğini farketmişti. Büyücüye saldırıyorlardı ve lanet olsun, başarılı da oluyorlardı. Bunun hata olduğunu kalbinin derinliklerinde hissediyordu ama meleği durduramadı. Bağırması kar etmemiş ve o çekiç darbesi büyücüye, kafasına olmasada omzuna inmişti ve onu yere devirmeye fazlası ile yetmişti. Kabuslarının gerçek olduğunu anlaması çok uzun sürmemişti Alegria'nın, platform dengesizleşiyor, özellikle de büyücü kadının yıktığı şömine tarafında hızla büyüyordu. Birkaç saniye önce kesin bir netlik ve şekle sahip olan platformun kaos son şekli olmuştu ve güçlenmişti. Yayılıyordu...
Balamir okunun çokbirşey değiştirmeyeceğini biliyordu ama yine de ufak bir kanat çırpışı diyarı dolaşacak bir kasırga yaratabilir dememişmiydi bir bilge ? Okunu fırlattı ve hızla alçalan iblislerden birinin kanadina çarpan ok yön değiştirdi. Nereye gittiğini o da bilmiyordu ama çok birşey değişmemiş gibi geldi ona. Ve sonra platform bozulmuştu, nasıl oldu bilmiyordu ama belki de o bilge haklıydı. O ok başarmış olabilir miydi ? Bu olaydan sonra ümit birkez daha belirmişti Balamir'in kalbinde. Birşeyleri değiştirebilirdi.. bunu hissediyordu.
Posted: Fri Feb 02, 2007 10:20 pm
by Edmond
Edmond dikkatini etraftaki soğukkanlı kişilere vermişti.Ã?ünkü kurtuluş onlardaydı.Etrafta bir kişinin büyücüleri incelediğini farketti.Ã?ünkü etrafta tek soğukkanlı olupta platforma dalmayan kişi oydu.Sonra dikkatini tekrar platforma verdi.Herkes dalmıştı içeriye.Birisi şömineyi yok etmişti bu nedenle büyü bozulmuştu.Bu nedenle de şeytanlar dünyada kalabilirdi.Geçiş zorlaşmıştı.Ne yapıyordu bu?Ardından birisinin çekici Khedan'a indirdiğini gördü.Evet, Khedan ölüyordu.Hayatının en büyük hatasını yapmıştı halka yardım ederek.Zaten hayatının son hatası olacaktı bu.Başkaları da canavarları öldürmeye çalışıyorlardı.Evet kıyamet buydu.Yaratıklar dünyadan geçişi beceremiyorlardı.
Edmon sonra bir köşeden büyücüleri izleyen kişiye baktı[Clesnyé].Yanına yaklaşarak:
Selam, ben Edmond, büyücüyüm dedi adamın sormasını beklemeden.
Posted: Fri Feb 02, 2007 10:52 pm
by esen
Amora telaşla bakışları büyücüye çevirdi ve bir anlık görü ile onun yere düşeceğini anladı. Hiç düşünmeden platforma doğru yürümeye başladı eskiden hissettiği kötülük o kadar şiddetli değildi, yada bu kötülüğe alışıyordu. Yine saçmalıyorum böyle bir şey olabilirmi?
"Lanet olası büyücü neden yere düşüyorduki" aklındaki düşüncelerle hızla yürümeye devam etti. Bir kaç saniye sonra paladinin darbesi büyücünün omuzlarında son buldu. Amora platforma yaklaştığında hala ne yapacağına karar vermemişti. Büyücünün büyüsünü bozmak için gelen kişiler bir bakıma başarılısız olmuşlardı. Böyle bir zamanda büyü yapmak yeteri kadar riskli ve tehlikeliyken birde yapılan büyüğü bozmaya kalkmak daha da bir tehlike yaratıyordu. Nitekim büyücüyü engellemeye çalışan insanlar bataklığa saplanmış gibi birer birer batıyorlardı...
Posted: Sat Feb 03, 2007 12:55 am
by Mark
Giderek batmaya başlayan Susy, devirdiği şöminenin ne kadar hafif olduğuna şaşırmıştı. Umutla yukarıya baktı, cehennem yaratıkları hala yerindeydi. Olamaz. Yaptığı şey büyüyü bozmalıydı. Ã?ember kırılmıştı, Artan enerjiyi hissediyordu, vucudunda beyninde, damarlarında, büyünün dengesizleştiğini ve giderek arttığını biliyordu.
Kızıl Büyücünün sövmelerini duyuyordu. Büyücüye, çekiciyle saldıran altın gibi parlayan şövalyeyi gördü, tam tepesinden süzülüp çemberden geçmişti, ve saldırıyordu. Toprağa giderek batıyordu, Susy. Piijek ve diğer çembere atlayan drow ortalıklarda yoktu , sadece toprak ta içeri girdiklerini gösteren küçük çukurları kalmıştı.
Posted: Sat Feb 03, 2007 1:07 am
by Mark
Giderek batmaya başlayan Susy, devirdiği şöminenin ne kadar hafif olduğuna şaşırmıştı. Umutla yukarıya baktı, cehennem yaratıkları hala yerindeydi. Olamaz. Yaptığı şey büyüyü bozmalıydı. Ã?ember kırılmıştı, Artan enerjiyi hissediyordu, vucudunda beyninde, damarlarında, büyünün dengesizleştiğini ve giderek arttığını biliyordu.
Kızıl Büyücünün sövmelerini duyuyordu. Büyücüye, çekiciyle saldıran altın gibi parlayan şövalyeyi gördü, tam tepesinden süzülüp çemberden geçmişti, ve saldırıyordu. Toprağa giderek batıyordu, Susy. Piijek ve diğer çembere atlayan drow ortalıklarda yoktu , sadece toprak ta içeri girdiklerini gösteren küçük çukurları kalmıştı. İki Kolunu da yukarı kaldırarak, Asasını iyice kavradı. Ve diğer şömine ye doğru fırlattı. Sonucu görebilecek miydi, yoksa toprağın içine girip yaşamı son mu bulacaktı. İnşallah doğru olanı yapıyorumdur, Mystra. diye seslendi.
Posted: Sat Feb 03, 2007 2:07 am
by C_Deschain
Clesnyé yavaşça yanına yaklaşan büyücüyü süzdü.Kendini tanıtmasını bitirdikten sonra yüzüne geniş bir gülümseme yayıldı.Bir büyücüye ihtiyacı vardı ve onunla tanışmak isteyen bir büyücüyle karşılaşmıştı.Gene şansı yaver gitmişti anlaşılan...
Ses tonunu samimi bir tonda ayarlıyarak konuşmasına başladı...
"Selam Büyücü Edmond.Ben Clesnyé.şu an tamda bir büyücüye ihtiyacım olduğu an..Burada neler oluyor lanet olası büyücü başımıza büyük bir bela mı açtı? Yoksa bu zebanilerde yapılan büyünün bir parçası mı? Neler oluyor bu lanet olası yerde??
Ve şu çemberin içine atlayanlarda kim,ne yapmaya çalışıyolar?" diyerek sözlerini sakin bir tonda tamamladı.Ve gözlerini Edmond'un gözlerinin içine dikti.Söyliyeceği her şeyi merakla bekliyordu ve bir kelimesini bile kaçırmak istemiyordu.Ne kadar soğuk kanlı görünsede burda olanların onun boyunu geçtiğini çoktan anlamıştı.Goblinlerle,orclarla dövüşebilirdi belki ama cehennem zebanileriyle boy ölçüşebilceğini sanmıyordu.Kafasındaki bütün düşünceleri kovdu çevreye bir göz atıp düşüncelerini Edmond a odakladı ve beklemeye başladı...
Posted: Sat Feb 03, 2007 2:20 am
by darkelven
Karanlıktan bir ölüm tuzağında uyanmak...
Böyle geçiyordu Drow Melezi `nin düşünceleri tamamen berraklaşmış zihninden.Bir kum ve çamur yığınına baktığında sonunun geldiğine emin oldu ve çaresizce ve büyük bir panikle vücudunu o toprak güruhunda kıpırdatmaya çalıştı.
Sonra,nefes alabildiğini farketti.Her ne kadar zorlukla da olsa,adrenalinin verdiği heyecan yüzünden sıklıkla aldığı nefes,açık havadaki kadar gerçekti.Beynine hakim olmak için çabaladı.Elleri hemen-büyük bir çaba sarfederek-sırtına gitti, ama kınlar boştu.Kendine doğru gelen bir iblis gördüğünü hayal meyal hatırlıyordu Shruiak.
Ama sonra ne olmuştu?
Tanrılara ve her kim varsa ona küfreden Shruiak aynı zamanda sonunun geldiğini de farketmişti.
Ama şimdi,ellerini uzattı ve umutsuzca palalarını aradı.birini buldu ve çamurdan aşağıya yanına çekti.Bir kaç kişinin daha çamura girdiğini 20 feetten düşen bir kayanın sesi kadar net duymuştu.Aslına bakılırsa,sesleri inanılmaz bir biçimde iyi duyuyordu savaşçı.İkinci kılıcı bulmak isterken sol eli bir şeye çarptı ve anında irkildi Shruiak.
Aklına bir fikir geldi, çılgınca bir fikirdi o durumda ama en azından bir fikirdi.Yukarıdan gelen -7tonluk oması muhtemel- bir iblis tarafından parçalanma düşüncesi kendini hiç de iyi hiisettirmedi kara elfe.
Infra görüş yeteneğini kullandı ve ışıkla göremediği şeyleri burada biraz daha iyi görebilmeyi umdu-cisimlerin yaydığı sıcaklık sayesinde-.Üst tarafta daha batmaya yeni başlamış gibi görünen 3 silik kızıl leke vardı.Ne olursa olsun yine de-infrada bile- bulanık görüyordu Shruiak.Ama merak ettiği asıl durumda alt taraftaki olaylardı kafasını aşağıya çevrilmeye zorladı.Bütün bu eylemleri başladığından beri iyice batmıştı drow melezi.
Eğer siyahlık veya 3 metre olmayan kızıltılar görürse aşağıya doğru krema içinde yüzer gibi yüzmeye çalışmaya hazırdı.Ama öbür türlü...
''O zaman ne yapacağımı düşünürüm.'' dedi gurultu gibi çıkan bir sesle.
Posted: Sat Feb 03, 2007 3:54 am
by haldor_goraxe
Piijek, Kara Tenlinin arkasında koştu. Hareket etmesi iyice zorlaşmıştı artık. Kendini bir anda bıraktı. Yavaş yavaş toprağa giriyordu. Ne yapmalıydı bilmiyordu. Ve hiç bir şey görmüyordu etrafında. şimdi korkmaya başlamıştı Piijek. Ve bir iblis yanından toprağa dalmıştı. Fakat nasıl olmuştuda hiç bir zarar görmemişti. En azından biraz kum dağıtması gerekiyordu. Piijek bunları düşünürken beline kadar batmıştı. Artık iyice korkuyordu.
"Lanet olası büyücü. Bunun için mi sana güvendik. Zaten ölecektik. Bıraksaydın da biraz daha yaşasaydık, seni yaşlı bunak. Kafasında bir iki büyüden başka bişey olmayan herif. Bari bunu başarsaydıoun. Lounet..." gerisini getiremeişti Piijek artık bütün vücudu toprağın altındaydı. Canlı canlı gömülmüştü. Nefesini tuttu. Gözleri kapalıydı. Her tarafını kum kaplamıştı.
Daha fazla nefesini tutamadı. "Hoşçakal yaşam." diye içinden geçirdi. Ve nefes almaya çalıştı. "Aman Tanrım Nefes alabiliyorum!!!" dedi. Ve konuşabiliyordu da. Hareket etmeyi denedi. Tıpkı yüzermiş gibi. Kurbağalar gibi. Yalnız bu su değildi olsun. Genede denedi. "Kumda yüzen ilk insan olacağım" diye geçirdi içinden. Hem yüzebilirse belki Kara Tenliyide arayabilirdi bu kumlu yerde... ( yüzme ve arama denemesi )
Posted: Sat Feb 03, 2007 5:57 am
by Edmond
Edmond Clesnyé'ye doğru dikti gözlerini.*Evet Khedan bir büyü yaptı, hatta bu yaptığı bir geçit büyüsü görüldüğü gibi.Fakat şu anda sanırım o yer cehenneme çıkıyor.Fakat içeri girenler de zebanilerle aynı yere gidecekler, gerçi yol bile onlar için tehlikeli.Gidebilirler mi, gidemezler mi, onu bilemem.Giderlerse yaşarlar mı, yaşamazlar mı, orasını da bilemem.Onları şu anda bir kişi biliyor ve o da şu anda ölmek üzere.Bence yapabilecek tek şey var:Khedan'ı kurtarmak.Ã?ünkü eğer beklediğim şey olur da büyü bozulursa bu yaratıklar bu dünyada ve tam da bizim yanımızda kalacaklar.O zaman büyüyü bozanlar sadece kendilerini değil bizi de öldürmüş olurlar.Ancak bu büyü artık tamamlanmış kadar oldu.şu şömineyi düşüren kişi büyüyü bozmaya en çok yaklaşan kişi oldu, fakat o bile başarılı olamaz bence.* dedi Edmond düşünceli olarak.Sonra *Ve Khedan'ı düşüren kişi, bence çok büyük bir hata yapıyor.Ã?ünkü Khedan ne yaptığını biliyor olmalı.Eh, cehennem zebanileri de arada bizi kaynatcaklar galiba* dedi gülümseyerek.Sonra *Ne dersin, Khedan'ı kurtarmayı deneyelim mi?* dedi Edmond şüpheli olarak.Clesnyé ne derse yapmaya rağzıydı
Posted: Sat Feb 03, 2007 6:15 am
by C_Deschain
Clesnyé ,yüzüne bir gülümseme oturttu.Gülümsemeyi her zaman çok sevmişti ve her zaman işe yarardı düşündüklerini saklama konusunda.
Edmond'un dediklerini kafasından geçirdi.Mantıklı olanı bulmaya çalıştı.Gereksiz kahramanlıkların şu anda hiç gereği yoktu.Canı pahasınada risk almayı sevmezdi.Bakışları Edmond'unkilerle karşılaştı.Ve kendisinden birşeyler bekleniyomuş gibi hissetti.Edmond'a sırtını dönerek seslendi...
"Hadi gel büyücü dostum..şimdi gereksiz kahramanlıkların sırası değil bence bırakalım bu işi bozanlar düzeltmeye çalışsın..Yok yapamadılar o zaman Khedan denen hergele büyücü kimse gider onu kurtarırız.Sadece biraz daha sabır..Bekle ve gör...Ha çok geç kalabiliriz diyosan cevabım sana şudur.Ha zebaniler dünyada kalmış ha biz büyücüyü kurtarmaya kalkmışız ikiside riskli ve çok tehlikeli...Ve harekete geçmek için geç kalacağımızıda zannetmiyorum.şimdi Khedan'a kendimizi belli etmeden,dikkat çekmeden olabildiğince yaklaşıp doğru anın gelmesini bekliyelim ne dersin?? "
Konuşmasını bitirdi ve Edmond'dan gelecek cevabı beklemeye başladı...