Fırtına... sel... deprem... (RP ZORUNLUDUR)
-
Logan
- Kullanıcı

- Posts: 1963
- Joined: Thu Apr 29, 2004 10:00 am
- Location: Gölgelerin İçinden,Kan Kusturmaya Geldim
- Contact:
logan acısı gitmişti gözlerin açtı etrafına bulanık ve siyah noktalar vardı...
aya kalktı dengesiz bir şekilde bir sandalye çekti sandalyeye oturmak istedi ama ilk seferde başaramadı sonra kalktı ve tekrakr oturdu avucunu içiyle gözlerini avuşturdu bir mühdet sonra tekrar açtıgında herşey normale dönmüşüt bir buçukluk ve yanıda bir kiş vardı onlara dogru ilerledi slm dedi burada neler oluyor acaba ???
bucukluga baktı gözleri şişmişti sanki aglamıştı...
aya kalktı dengesiz bir şekilde bir sandalye çekti sandalyeye oturmak istedi ama ilk seferde başaramadı sonra kalktı ve tekrakr oturdu avucunu içiyle gözlerini avuşturdu bir mühdet sonra tekrar açtıgında herşey normale dönmüşüt bir buçukluk ve yanıda bir kiş vardı onlara dogru ilerledi slm dedi burada neler oluyor acaba ???
bucukluga baktı gözleri şişmişti sanki aglamıştı...
Ã?LÃ?M NEREDEN VE NASİL GELİRSE GELSİN!!! Savas Nağralarmız kulakdan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele gececekse ve baskalari silah sesleriyle,savas ve zafer narâlariyla cenazelerimize agit yakacaksa Ã?LÃ?M HOS GELDİ SEF
Efla dinlenir ken bile yoruluyordu.Zihni sanki hiç dinlenemeyecek gibiydi. İşin kötüsü sanki bu işkenceye alışıyormuş gibiydi. Bununla yaşamaya şimdiden alışmıştı sanki. Andero'nun neler çektiğini tahmin edebiliyordu. Kendisi de çekiyordu artık. Dostunu kurtarma yolunda nelerini feda ettiğini bilmiyordu henüz ve daha nelerini feda edeceğini...
Ve o karanlık vaatler. Ã?ıldırtmaya yeterdi sıradan bir insanı. Artık hiçbir zaman yanlız olamayacaktı. Karanlık... onunla konuşuyordu. NEDEN? NASIL? Kendine sorular sormaktan vazgeçmedikçe kendine gelemeyecekti.
Rüyasında gördüklerini anlatmamaya karar verdi. Kendi çektiği bu ruhsal işkenceye alışması ona garip bir direnç kazandırmıştı. DAha kuvvetli hissediyordu artık iradesini. Ama hala yorgun ve bitkin. Bunun geçip geçmeyeceğini merak etmeye başladı. Bu yorgunluk dinlenmekle uyumakla geçecek miydi. Yoksa sonsuza kadar ona verilmiş bir ceza mıydı?Ya da bir ödül? Bu son fikir içini ürpertti. Ne oluyordu Efla'ya?
Ve o karanlık vaatler. Ã?ıldırtmaya yeterdi sıradan bir insanı. Artık hiçbir zaman yanlız olamayacaktı. Karanlık... onunla konuşuyordu. NEDEN? NASIL? Kendine sorular sormaktan vazgeçmedikçe kendine gelemeyecekti.
Rüyasında gördüklerini anlatmamaya karar verdi. Kendi çektiği bu ruhsal işkenceye alışması ona garip bir direnç kazandırmıştı. DAha kuvvetli hissediyordu artık iradesini. Ama hala yorgun ve bitkin. Bunun geçip geçmeyeceğini merak etmeye başladı. Bu yorgunluk dinlenmekle uyumakla geçecek miydi. Yoksa sonsuza kadar ona verilmiş bir ceza mıydı?Ya da bir ödül? Bu son fikir içini ürpertti. Ne oluyordu Efla'ya?
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Talon Estel in sesini duyduğunda bir an çıldıracakmış gibi hissetti.. ardından yanaklarına süzülen gözyaşları görüntsünü bulandırdı..
"Hayır Estel hayır.. asla..Nerdesin..bana cevap ver..."
savaşcının sesi kısıldı.." Beni de yanına al, her nereye gittiysen.."
O sırada savaşcı ona "Gidelim" diyordu..
Talon Güneştacı ise karanlıktan çıkacak bir elin onu almasını ümit ediyordu..
Estel in sesinin geldiği yöne bakakalan Elf savaşlordu her an ok gibi fırlayacakmış gibi duruyordu, bir işaret bir söz bekliyordu sanki...
"Hayır Estel hayır.. asla..Nerdesin..bana cevap ver..."
savaşcının sesi kısıldı.." Beni de yanına al, her nereye gittiysen.."
O sırada savaşcı ona "Gidelim" diyordu..
Talon Güneştacı ise karanlıktan çıkacak bir elin onu almasını ümit ediyordu..
Estel in sesinin geldiği yöne bakakalan Elf savaşlordu her an ok gibi fırlayacakmış gibi duruyordu, bir işaret bir söz bekliyordu sanki...
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
"Çok acı çekiyorum Talon... Beni o yatakta yakıp arkana bile bakmadan gittin. Oysa ben ölmemiştim Talon. Beni sen öldürdün ve beni sadece sen kurtarabilirsin... Ah Talon, çok acı çekiyorum..."
Elf Beyi nereden geldiği belli olmayan sesleri duyuyordu. Estel'in hıçkırık dolu ağlayışı kulaklarında çınlıyordu. Karanlık derin bir ses yerleri sarsarcasına yankılanıyordu kulaklarında:
"O artık benim Talon... Ve bunu hiç bir şey değiştiremez... Eğer onu istiyorsan, nehire kanını akıt... Yoksa bir daha asla onun sesini duyamayacaksın..."
Elf Beyi nereden geldiği belli olmayan sesleri duyuyordu. Estel'in hıçkırık dolu ağlayışı kulaklarında çınlıyordu. Karanlık derin bir ses yerleri sarsarcasına yankılanıyordu kulaklarında:
"O artık benim Talon... Ve bunu hiç bir şey değiştiremez... Eğer onu istiyorsan, nehire kanını akıt... Yoksa bir daha asla onun sesini duyamayacaksın..."
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
İşte Talon un beklediği işaret buydu.. Düşünemiyordu.. Hayır kesinlikle düşünemiyordu. düşünebilseydi böyle bir aptallığa hayatta kalkışmazdı..
bir ok gibi fırlayan elf savaşlordu son hız nehire doğru koşmaya başladı, tökezledi ve düştü. Üstü sıyrık içinde kalmıştı ama o bunu hissedebilcek durumda deildi.
"demek Esteli ben öldürdüm, kendimi asla affedemem..
Elf savaş lordu daha nehire ulaşmadan kılıcını kınından çekmişti ve koluna geniş bir yarık açtı ve gözyaşlarıyla karışan ölümsüz , kırmızı kanını nehre akıttı..
bir ok gibi fırlayan elf savaşlordu son hız nehire doğru koşmaya başladı, tökezledi ve düştü. Üstü sıyrık içinde kalmıştı ama o bunu hissedebilcek durumda deildi.
"demek Esteli ben öldürdüm, kendimi asla affedemem..
Elf savaş lordu daha nehire ulaşmadan kılıcını kınından çekmişti ve koluna geniş bir yarık açtı ve gözyaşlarıyla karışan ölümsüz , kırmızı kanını nehre akıttı..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Siyah cüppesi yanmakta olan büyücü bir anda yerdeki su birikintisine düştü. Artık iyice sağnak bir hale gelen yağmurun da etkisiyle Eldarin'in yanmakta olan cüppesi söndü. Büyücü tenine değen yağmur damlalarının yaktığını, yanmış etine değenlerin ise korkunç bir acı verdiğini farketmesi zor olmadı. Ciğerlerine dolan sülfür bileşimli gazlar başının hafif dönmesine yol açırken, kokusu ise midesini bulandırmıştı. Fakat vücuduna dolan inanılmaz kuvveti farketmemesi de imkansızdı. Etrafına baktığında sol kolu istemsizce sallanan ağır zırhlı bir şovalyeyi ve dev fırtınanın merkezine yakın kara bir nehire delirmiş gibi koşmakta olan ince uzun Elfi farketti.
(RP dışı: +4 Str -2 Wisdom)
(RP dışı: +4 Str -2 Wisdom)
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
Andero adamın oturuşunu izledi ve ona söylediklerini dinledi. Oturmak için hareketlendi ama beynini yakan derin bir acı hissetti. Vahşi bir ses... İşin kötüsü bu sesi rüyalarından tanıyordu. Ona adamı takip etmesini söylüyordu. Bu sayede onu bulabilecekti.
Andero hızla geri sıçradı. Ellerine önüne kaldırmıştı, sanki bir şeyden korunur gibi. Korkusu gözlerinden okunuyordu. Nefesi hızlanmıştı. Bir an tökezledi ama kendini kontrol edebildi. Durdu. Nefesi hala hızlıydı. Elini başına götürdü. Alnını tuttu. Sonra yavaşça geri çekti. Başı ağrıyordu. İlerleyip yaşlı adamın oturduğu masaya oturdu. Ellerini masaya koydu ve onları birleştirerek yumruk yaptı. Başını hafifçe eğdi. Sonra başını yavaşça sağa sola salladı. "Onu takip edersem ona gideceğim" diye düşündü. "Peki nasıl? Niye? Kim bu adam? Bu olaylarla bağı ne? Nasıl lanet olasıca bir tuzağın içine çekiliyorum?"... Sorular ve sorular...
Andero başını kaldırdı. Başı inanılmaz ağrıyordu. Bir an kafasını kendine ağır hissetti. Kara cübbeliye baktı. Onda o tarif edilemez dehşeti görmüştü bir an ve o dehşeti yaşamıştı.
-Kimsin sen? dedi yavaşça. Sesi eskisinden yorgun çıkmıştı.
Andero hızla geri sıçradı. Ellerine önüne kaldırmıştı, sanki bir şeyden korunur gibi. Korkusu gözlerinden okunuyordu. Nefesi hızlanmıştı. Bir an tökezledi ama kendini kontrol edebildi. Durdu. Nefesi hala hızlıydı. Elini başına götürdü. Alnını tuttu. Sonra yavaşça geri çekti. Başı ağrıyordu. İlerleyip yaşlı adamın oturduğu masaya oturdu. Ellerini masaya koydu ve onları birleştirerek yumruk yaptı. Başını hafifçe eğdi. Sonra başını yavaşça sağa sola salladı. "Onu takip edersem ona gideceğim" diye düşündü. "Peki nasıl? Niye? Kim bu adam? Bu olaylarla bağı ne? Nasıl lanet olasıca bir tuzağın içine çekiliyorum?"... Sorular ve sorular...
Andero başını kaldırdı. Başı inanılmaz ağrıyordu. Bir an kafasını kendine ağır hissetti. Kara cübbeliye baktı. Onda o tarif edilemez dehşeti görmüştü bir an ve o dehşeti yaşamıştı.
-Kimsin sen? dedi yavaşça. Sesi eskisinden yorgun çıkmıştı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
-
fingolfin
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1636
- Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Tenthor kılıcındaki kanı zavallı hayvanın postuna silip, kılıcı tekrar kınına soktu. Bakışlarını tekrar elfe çevirince onda bir gariplik olduğunu sezdi. Hepsi bu mekanın yüzündendi, sağ elini yavaşça elfin omuzuna koymaya niyetlenmişti ki, elf çıldırmışçasına kara nehre doğru koştu. Tenthor koşmasa da seri adımlarla onu takip etti. Nehir kenarına geldiğinde elf sağ elinde kanlı kılıcı, sol kolundaysa derin bir yara olduğu halde durmuş, kanını nehre akıtıyordu. Nehrin kara sularına düşen kan damlaları garip bir tıslama çıkarıp, ince çizgiler halinde yüzeye yayılıyordu... Tenthor bir anlık şaşkınlıkla elini kılıcının kabzasına koydu, 'Ne yapıyosun sen!'
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Talon'un bedeni zihnindeki acıyla sarsıldı. Zihninde eski kabuslarına göre çok daha korkunç bir acı eşliğinde görüntüler görmeye başladı. Karanlık güç ile iletişime geçmek onu tüketiyordu ve ölümler, cinayetler gözlerinde adeta canlanıyordu. İmgelemleri görmek onda anlayamadığı dehşetverici bir bağımlılık yaratıyordu.
Seyahat ettiği karanlık alemde gözlerinin görüşünü kan bulandırıyordu. Yer gök; kül, kan ve karanlıkla doluydu fakat hiçbiri sabit değildi. Değişmiş varlıklar ve yaratıklar sonsuz bir savaşa girişmişti. Dev orduların ve katliamın arasında kuleler boyunda bir varlığın gözleri alev alev yanıyordu .
Talon kalbinin zorlandığını, nefesinin sıkıştığını hissetti. Zaman durmuş gibi geliyordu, kulakları uğulduyordu. Kalın gaddar ses konuştu:
"Beni bul... Eğer kadınını geri istiyorsan... Ve daha da fazlasını..."
Talon korkunç varlığın hatlarını seçemedi, zaten seçmek de istemediğini farketti. Bu kadar dehşet onun kalbini durdurabilirdi. Dev varlığın görüntüsü yavaş yavaş küçülürken Dharron yükseldiğini farketti. Kara dipsiz bir çukurun içerisinden gökyüzüne doğru yükseldi. Ã?ukurdan yukarı çıkarken aşağı inen dev merdivenleri koruyan ölümsüz gardiyanları ve yeryüzüne çıkmak için hazırlanan savaşçı lejyonlarını gördü. Hiç bir ölümlünün gözlerinin göremeyeceği karanlık bir bulutun içinden geçerken ne kadar yükseğe ya da ne kadar hızlı yükseldiği hakkında hiç bir tahminde bulunamıyordu.
Sonunda kara girdapın ve kırmızı şimşeklerin çaktığı karanlık diyarda yeryüzünü gördü. İnanılmaz boyutlardaki kara bir pentagram yeri lekelemişti. Nehirin yanında kendini gördü ve iki kişiyi daha...
Talon uyandığında kendini kara nehirin kıyısında kendinden geçmiş bir halde buldu. Sol eline bulaşmış olan kara ve soğuk sıvının cildine işlemiş olduğunu farketti. Cildinin rengi aynı o ölmeyeninkine benziyordu. Kolundaki yara kapanmıştı fakat cildindeki ufak yaranın rengi biraz daha soluk gibiydi. Kanının hala taptaze kara nehirin üzerinde durduğunu farkettiğinde fazla zaman geçmediğini anladı, belki de sadece bir kaç saniye... Ama ona binlerce yıl gibi gelmişti. Zihnindeki inanılmaz ağırlık onu yormuştu, belki de senelerden çok daha hızlı bir şekilde...
Kanının yavaşça hareket ederek kara sıvıya karışmasını izledi. Kara nehir kanla besleniyordu...
Seyahat ettiği karanlık alemde gözlerinin görüşünü kan bulandırıyordu. Yer gök; kül, kan ve karanlıkla doluydu fakat hiçbiri sabit değildi. Değişmiş varlıklar ve yaratıklar sonsuz bir savaşa girişmişti. Dev orduların ve katliamın arasında kuleler boyunda bir varlığın gözleri alev alev yanıyordu .
Talon kalbinin zorlandığını, nefesinin sıkıştığını hissetti. Zaman durmuş gibi geliyordu, kulakları uğulduyordu. Kalın gaddar ses konuştu:
"Beni bul... Eğer kadınını geri istiyorsan... Ve daha da fazlasını..."
Talon korkunç varlığın hatlarını seçemedi, zaten seçmek de istemediğini farketti. Bu kadar dehşet onun kalbini durdurabilirdi. Dev varlığın görüntüsü yavaş yavaş küçülürken Dharron yükseldiğini farketti. Kara dipsiz bir çukurun içerisinden gökyüzüne doğru yükseldi. Ã?ukurdan yukarı çıkarken aşağı inen dev merdivenleri koruyan ölümsüz gardiyanları ve yeryüzüne çıkmak için hazırlanan savaşçı lejyonlarını gördü. Hiç bir ölümlünün gözlerinin göremeyeceği karanlık bir bulutun içinden geçerken ne kadar yükseğe ya da ne kadar hızlı yükseldiği hakkında hiç bir tahminde bulunamıyordu.
Sonunda kara girdapın ve kırmızı şimşeklerin çaktığı karanlık diyarda yeryüzünü gördü. İnanılmaz boyutlardaki kara bir pentagram yeri lekelemişti. Nehirin yanında kendini gördü ve iki kişiyi daha...
Talon uyandığında kendini kara nehirin kıyısında kendinden geçmiş bir halde buldu. Sol eline bulaşmış olan kara ve soğuk sıvının cildine işlemiş olduğunu farketti. Cildinin rengi aynı o ölmeyeninkine benziyordu. Kolundaki yara kapanmıştı fakat cildindeki ufak yaranın rengi biraz daha soluk gibiydi. Kanının hala taptaze kara nehirin üzerinde durduğunu farkettiğinde fazla zaman geçmediğini anladı, belki de sadece bir kaç saniye... Ama ona binlerce yıl gibi gelmişti. Zihnindeki inanılmaz ağırlık onu yormuştu, belki de senelerden çok daha hızlı bir şekilde...
Kanının yavaşça hareket ederek kara sıvıya karışmasını izledi. Kara nehir kanla besleniyordu...
That which doesn't kill you, makes you stronger
Only God should have this power
Only God should have this power
-
fingolfin
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 1636
- Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
' Söylenecekler söylendi... Güneş yolunda parlasın elf. Umarım bu lanetten payına düşeni almassın!' Tenthor bir daha arkasına bakmadı. Atın ölüsüne varınca eşyalarını sağ omzuna yükledi. Koşum takımlarını almaya niyetlense de onları taşımasının zor olacağını anlaması fazla vaktini almadı. Eşyalarıyla olan işini bitirince son bir kez nehir kıyısındaki elfe baktı...
Mythel Lysana'nın arkasından hana girdi.. birlikte dişi elf'in seçtiği bir masaya oturdular.. karşısındaki Mythel'in direk gözlerine bakıyordu, sanki ruhundan bir parça arar gibi.. bu Mythel'in hoşuna gitmemişti...
"derdi ne bunun böyle??" dedi içinden.. ama bunları düşünürken elf, Lysana'ya gülümsüyordu...
"pekala benimle ne konuşcaksın Thlyrotel,en azından ismini hatırladığını söyle bana... yada en azından ne hatırladığını.. "
bu soru üzerine elf ciddileşti.. yüzündeki gülümseme bir anda donuklaştı..
"Benim adım Mythel leydim.. ama şu Thlyrotel hakkında daha çok şey anlatırsanız çok memnun olacağım.."
"derdi ne bunun böyle??" dedi içinden.. ama bunları düşünürken elf, Lysana'ya gülümsüyordu...
"pekala benimle ne konuşcaksın Thlyrotel,en azından ismini hatırladığını söyle bana... yada en azından ne hatırladığını.. "
bu soru üzerine elf ciddileşti.. yüzündeki gülümseme bir anda donuklaştı..
"Benim adım Mythel leydim.. ama şu Thlyrotel hakkında daha çok şey anlatırsanız çok memnun olacağım.."
Sahi nasıldır yüzü dostunun.. senin yüzündür o pürüzlü ve kusurlu bir aynada...
-
Oren_Dautry
- Kullanıcı

- Posts: 2577
- Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am
- Contact:
Talon titreyerek yerden doğruldu ve savaşcıya baktı.
Birini bulması gerekiyordu ama bu kimdi.. bunu bilse bilse Handaki kara cübbeli adam bilebilirdi.. ölmeyen ona efendi diye hitab etmişti...
Talon savaşcının yanına doğru yaklaştı...
"Hana gidiyorum savaşcı, gelicekmisin??"
Birini bulması gerekiyordu ama bu kimdi.. bunu bilse bilse Handaki kara cübbeli adam bilebilirdi.. ölmeyen ona efendi diye hitab etmişti...
Talon savaşcının yanına doğru yaklaştı...
"Hana gidiyorum savaşcı, gelicekmisin??"
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
