Page 8 of 14

Posted: Fri Oct 05, 2007 5:53 pm
by liero
'Peki o zaman. Yola koyulalım.'

Posted: Sat Oct 06, 2007 2:14 am
by Hakikatli-TormII
Nielas Huor'un tepkisi karşısında gülümsedi. İşte bunu yapmayı seviyordu. Ağacın yanından ayrıldı ve Huor'un yanına yürüdü. Nihayet yolculuk tekrar başlıyordu. Bir çuval taşıdığını gördü. "Bu da nedir?" diye sordu. Aklına bir kaç fikir geliyordu ama emin değildi. "neyse diye ekledi yürürken anlatırsın" . Biran önce devam etmek istiyordu. Bir hana yada tavernaya oturup içkisini yudumlamaktan başka yapmak istediği şu an için az şey vardı.

Posted: Sat Oct 06, 2007 4:25 am
by Edmond
Huor da bunu merak ediyordu ama nafile!

*Çok güzel bir soru, hadi durup küçüp dostumuzun armağanına bakalım.* dedi.Ardından gelecek tepkilerden hafif tırsarak *Ama maalesef yolumuz uzun* diye ekledi.*Yürüyelim, yürümek güzeldir*

Posted: Sat Oct 06, 2007 7:56 am
by Barzini
"Küçük dostumuzun armağanına ulaşılabilen her yerde bakabiliriz, ama yol bitmez. Ã?uvalın içindekini incelemek için çok vaktin olacaktır ama yürümek için vakit bulduğunda bu fırsatı değerlendir. Bir daha yürüyemeyebilirsin." Bors artık sinirlenmişti, bir an önce bu adamların da yolculuğa konsantre olmasını istiyordu. Belki fevri davranıyordu ama yapması gereken şey buydu. Onları yardım görebilecekleri bir yere ulaştırıp kendi yoluna koyulmalıydı.

Posted: Sat Oct 06, 2007 10:41 pm
by slickblade
- ---- * ---- * ---- * -------- * ---- * ---- * -------- * ---- * ---- * ---- -
**--***--***--***--***--***--***--***--***--***--***--**
- ---- * ---- * ---- * -------- * ---- * ---- * -------- * ---- * ---- * ---- -


Bölüm 2: İlk Durak

Güneş, gökyüzünde bu mevsimde ulaşması muhtemel olan en yüksek noktaya ulaştığında, biri atlı 4 yolcu bir seçim yapmak üzereydi...

Yol, bulundukları yerde, sağa ve ileri doğru olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Sağdan giden yol daha dardı ve çam ormanının içine giriyordu. Düz giden yolun ise solundaki çam ormanları seyrekleşmeye başlamıştı.

Hava sabah olduğundan daha ılıktı. Etrafta insan ya da insanımsı ırklardan biri görünmüyordu.

Posted: Sat Oct 06, 2007 11:07 pm
by Edmond
Huor uykulu gözlerle etrafa bakındı.Yol ayrımlarından nefret ederdi.Tabii yolu bilmiyorsa.Genelde seçtiği taraf hep yanlış çıkardı.Ama olsun, yine de seçerdi.

*Bence sağdan gidelim, ormanı severim* dedi.Gerçi ileride neler olacağını bilemezdi, ama olsun, onun için farketmez.

Posted: Sun Oct 07, 2007 1:10 am
by Barzini
Bors; Muçalanta'nın verdiği haritayı hatırladı. Ã?amkovuğu Köyü'ne çam ormanlarının arasındaki bir patikadan geçerek ulaşılıyordu. Diğerlerine dönmeden, kimsenin yüzüne bakmadan "Sağdan gidiyoruz, ormanın içinden, köy o tarafta." dedi ve ekledi; "ormanın içinde dikkatli olun, etrafı ağaçlarla çevrili dar patikalar, soyguncuların en sevdiği yerlerdir, başınıza buyruk hareket etmeyin ve en önemlisi birbirinizden ayrılmayın, aranızdaki mefaseyi açmayın, kimse bu patikada kalsın istemiyorum." şu andan itibaren kimseyle uzun süre muattap olmak istemiyordu. Sadece bir an önce şu küçük köye ulaşıp, şehrin ve tapınağın yerini öğrenecekti. İlerlerken hala gruba nasihatler vermeye devam ediyordu.

Posted: Sun Oct 07, 2007 3:41 am
by Hakikatli-TormII
Nielas yol ile ilgili yorumda bulunmadı sadece haritayı hatırlayıp sağa saptı. Yeterince konuşan vardı zaten :Kendisi gürültüye katılmasa da olurdu. Nielas Bors'un çocuklarla konuşur gibi nasihat vermesinden rahatsız olmadı sadece komik buldu. Ã?ünkü adam besbelli ciddiye alıyordu. Bors'un arkasından diğerlerine bakıp sırıtıp Bors'u işaret ederek, yürümeye başladı.

Posted: Mon Oct 08, 2007 5:02 pm
by liero
Bors'un arkasından hafif şaşırmış olarak baktı biraz. Anlaşılan sabah uyandırdıklarında üstünde oluşan asabilik geçmemişti. Nielas'a baktı, sırıtışına karşılık verdi. Arkalarından patikaya girdi.

Posted: Tue Oct 09, 2007 1:50 am
by slickblade
Girdikleri patikadan ilerleyerek 5-10 dakika sonra köye ulaştılar. Köyün girişinde, dar yolun iki yanına çakılmış 2-3 metre yüksekliğinde kütüklerin üzerine oturtulmuş, bir tabela vardı. Tabelada "Ã?AMKOVUğU KÃ?YÃ?" yazıyordu.

Yolun üstünde kapısız bir kiriş gibi duran bu tabeladan itibaren evler başlıyordu. Ã?amkovuğu evleri, istisnasız tek katlı ve ahşaptı. Duvarla çevrili avluları yoktu ama neredeyse her evin önünde bir çam ağacı vardı. Bu da dar sokakları çok az güneş gören yerler haline getiriyordu.

Sokak, evinin önündeki sandalyede oturan yaşlı bir adam dışında boş görünüyordu.

Posted: Tue Oct 09, 2007 4:50 am
by Edmond
Huor yaşlı adama doğru yaklaşmak için önce davrandı.

*Efendim, buralarda konaklayabileceğimiz bir yer var mı?*

Aslında bunu sormanın gereksiz olduğunu, çünkü diğerlerinin konaklamak istemeyeceğini düşünüyordu.Belki haklıydı, belki haksızdı.Ardından da mal paylaşımını sağlamak istiyordu.Ã?uvalı hala merak ediyordu

Posted: Tue Oct 09, 2007 7:48 am
by Barzini
Kasabaya girip etrafına bakındıktan sonra adamı görmüştü ama kendisinden önce davranan Huor'a verilecek olan cevabı bekliyordu. Kasaba fazla mı boştu yoksa...

Posted: Wed Oct 10, 2007 3:21 am
by Hakikatli-TormII
Kasaba tamda beklediği gibiydi. Köhne ve unutulmaya yüz tutmuş gibi. Burada boş sokak çoktu ama alacak kese azdı. Bu yüzden köyden umudunu bu konuda kesti. Ama belki bir fırsat çıkar diye kendini teselli etti. Adamın cevabını beklemeye başladı bu arada evleri inceliyordu. Hayat belirtisine pek rastlamadı, iyi görünümlü bir ev de yoktu. Çalışmalarını başka yere saklayacaktı. Ama en azından bira ve sıcak yemek bulabilrdi. Dikkatini çam ağaçları çekti ve Huor'un ardından o da yaşlı adama seslendi;" Bu ağaçlar neden buradadır efendi?"

Posted: Wed Oct 10, 2007 7:50 pm
by liero
Yaşlı adamın vereceği cevapları beklemeye başladı. aklında gidip yiyecek bir şeyler almak vardı. tekrar ormanda dolaşıp yiyecek aramak durumda kalmak istemiyordu.

Posted: Wed Oct 10, 2007 10:41 pm
by slickblade
*Efendim, buralarda konaklayabileceğimiz bir yer var mı?*
" Benimki de dahil, köydeki bütün evler konaklamaya müsaittir " diye cevapladı adam ciddi ciddi " Ama benim evimde şimdilik bir misafir var" .

Yaşlı adamın başının tepesi açıktı ve kocaman bir bıyığı vardı. Bacak bacak üstüne atmış, kısık bakışlarla maceracıları süzüyordu.
" Bu ağaçlar neden buradadır efendi?"
" Yüce elhonda ağaçları sever" dedi adam ve ekledi " ve ağaçları sevenleri de..."