---Yeminer'in Gizli Laboratuvarı(RP Ekranı)---
-
Eldarin
Eldarin , Scythe ın cevabını beğenmedi , fazla da uzatmak istemiyordu.
"Seninle hızlı iletişime geçmek için şimdilik aklıma bir yöntem gelmiyor rahip.zaten bize vermek istediğin bilgi de yokmuş sözlerine bakılırsa."
Eldarin arkasını döner ve ilerideki masaya yanaşır,grubun tamamının bulunduğu yere.Parşömeni hafifçe aralar haritaya göz gezdirir.
NOT:yeminer harita üzerinde gördüklerim neler?buraya bi modelini gönderme şansın var mı?
"Eh aradığımızı_en azından aradığımızı elde ettik.burada kalmak için bir sebebimiz yok gibi gözüküyor.Ereshin i bekletmeden gitsek iyi olacak."
Eldarin haritayı masanın üzerinde tutuyordu herkesin inceleyebilmesi için.yolculuk hakkındaki planlarına bu odanın dışında konuşmaları daha uygun olurdu,hatta bu hanın...
"Seninle hızlı iletişime geçmek için şimdilik aklıma bir yöntem gelmiyor rahip.zaten bize vermek istediğin bilgi de yokmuş sözlerine bakılırsa."
Eldarin arkasını döner ve ilerideki masaya yanaşır,grubun tamamının bulunduğu yere.Parşömeni hafifçe aralar haritaya göz gezdirir.
NOT:yeminer harita üzerinde gördüklerim neler?buraya bi modelini gönderme şansın var mı?
"Eh aradığımızı_en azından aradığımızı elde ettik.burada kalmak için bir sebebimiz yok gibi gözüküyor.Ereshin i bekletmeden gitsek iyi olacak."
Eldarin haritayı masanın üzerinde tutuyordu herkesin inceleyebilmesi için.yolculuk hakkındaki planlarına bu odanın dışında konuşmaları daha uygun olurdu,hatta bu hanın...
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Karnındaki garip duyguya şaşırarak haritaya baktı ve bir fikir elde edemeden,Eldarin haritayı katladı."Ereshini bekletmeden gitsek iyi olacak.."demişti,çok haklıydı.Gitmeyi hernekadar kendisi de istesede Ereshini-bir başbüyücü,ve dahada önemlisi grup yoldaşını-bekletmek çok büyük saygısızlıktı.Soğuk, hem ölümü hemde ölümsüzlük kadar derini yansıtan gözleriyle Scyhte a baktı..Onun gibi birini daha önce hiç görmemişti,çünkü hem yaşamı barındıran hemde ölümün soğukluğuyla canlıları boğan bu han gibisini yöneten kişide aslında saygı uyandıran birşey vardı..hemde rahatsız edici..Gözlerini kırpıştırarak bu düşünceleri kafasından uzaklaştırdı.şimdi önlerinde birçok şey vardı;bilinmezlikle dolu bir o kadar da bir yanı tahmin edilebilen şeyler,tehlikeli ve karanlık.
Eldarin e baktı,gözlerindeki elflere özgü arada bir görülen ama hiç sönmeyen ateşi farketmiş olmalıydı."Sana katılıyorum sevgili dostum,başarılı olup olmadığımızı bundan sonrası belirleyecek eminim."dedi tüm herkeze hitaben."Sanırım sizede teşekkür etmeliyiz herşeye rağmen"dedi Scythe a dönerek.Liri omzunda sallanıyordu,"Hanınızı şenlendiremediğim için üzgünüm"dedi muzip bir şekilde ve tam çıkmak üzereyken gözü beyaz cüppeli elfe takıldı.Donuk gözlerindeki ifadede elflerin yıldız ışığından eser yoktu.Rahatsız olarak başını çevirdi.Gümüş saçları dalgalanarak hafif adımlarıyla kapıdan çıktı.
Dışarda yani hanın yukarıdan görünüşünü tam olarak gösteren yerde Ereshin duruyordu.Yüzünde inanılmaz bir rahatsızlık vardı,sanki heran saldırmaya hazır gibi..Sonra gözü hana takıldı..Kahkahaların neşeyle atılmadığı,karanlık bir delik diye düşündü tiksintiyle.Kalbindeki şarkılaraysa burada kesinlikle yer yoktu.Ã?rgütü kurduğumda dedi kendi kendine burayla çok işim olacak eminim!..
Eldarin e baktı,gözlerindeki elflere özgü arada bir görülen ama hiç sönmeyen ateşi farketmiş olmalıydı."Sana katılıyorum sevgili dostum,başarılı olup olmadığımızı bundan sonrası belirleyecek eminim."dedi tüm herkeze hitaben."Sanırım sizede teşekkür etmeliyiz herşeye rağmen"dedi Scythe a dönerek.Liri omzunda sallanıyordu,"Hanınızı şenlendiremediğim için üzgünüm"dedi muzip bir şekilde ve tam çıkmak üzereyken gözü beyaz cüppeli elfe takıldı.Donuk gözlerindeki ifadede elflerin yıldız ışığından eser yoktu.Rahatsız olarak başını çevirdi.Gümüş saçları dalgalanarak hafif adımlarıyla kapıdan çıktı.
Dışarda yani hanın yukarıdan görünüşünü tam olarak gösteren yerde Ereshin duruyordu.Yüzünde inanılmaz bir rahatsızlık vardı,sanki heran saldırmaya hazır gibi..Sonra gözü hana takıldı..Kahkahaların neşeyle atılmadığı,karanlık bir delik diye düşündü tiksintiyle.Kalbindeki şarkılaraysa burada kesinlikle yer yoktu.Ã?rgütü kurduğumda dedi kendi kendine burayla çok işim olacak eminim!..
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Yabancı elfin gelişi ve gidişi olmuş ve olacak her şeyi silmişti bir süre için.
Üzerinde taşıdığı büyünün büyüklüğü... Eziciydi. En azından bundan emindi Dareth. Efendi Eldarin yabancıyla konuşur , Efendi Erethan öfkeyle burnundan solurken kendini yanında duran elf ozanın üstüne düşmekten zor alıkoymuştu. Sonunda çok kıymetli bitkilerine baş vurmak zorunda kalmış , bu da onu sersemletmişti. Diğer dostlarının aksine buradaki yaratıkların çoğu onu fazla önemsemiyordu. Ama sıradan bir yolcuyu gördükleri an ruhunu karanlığa gömecek türden yaratıkların ona fazla yaklaşmamasında da bir hikmet olmalıydı.
Dareth bunları dert etmiyordu. Üzerindeki lanetin bir çeşit büyü taşıyan her türlü varlığı huzursuz ettiğini aşağı yukarı biliyordu ve buna alışmıştı. Ama aklı az önce dönüp giden yabancıya takılnmıştı.
Doğru , son birkaç gün içinde hepsi birbirinden güçlü pek çok büyücüyle bir arada bulunmuş , onların güçlü auralarınca ezilmişti lanetli bedeni. Çok zayıf düşmüş , defalarca kendinden gaçmiş , uzun yıllardır düşmediği karanlıklara düşmüştü. Ama yine yılların tecrübesi ona bu yabancının sıradan bir büyücü olmadığını söylüyordu. Bu adamda , ya da varlıkta , eksik ve fazla olan bir şeyler vardı. Tanıdık gelen bir şeyler...
Çok güçlü... Evet , herhangi bir canlının etrafındaki var oluşu bozmadan içerebileceğinin çok ötesinde bir gücü vardı... Kadim bir büyücü olduğunu söylemişti. Bu iddiası bir mazeret olabilirdi , evet... Ama tam olarak burada değildi gücü. Hayır , sanki bu diyara ait değildi. Sanki uzaklardan görülen bir serap gibiydi aurası. Varlığı gösteriş içindi sanki.
Son fikir bir tokat gibi çarptı Dareth'in sersemlemiş bilincine. Sendeleyerek bir kaç adım attı , ve tesadüfen Efendi Eldarin'in haritayı açtığı masanın köşesine tutundu. Yol arkadaşları sonunda bir şeyler söyleyeceini düşünerek ona baktı bir an , ses çıkmayınca da bakışlarını haritaya çevirdiler. Ama Dareth'in söylemesi gerekenler vardı. Sadece sesini bulamıyordu.
"Ustalar..." sonunda sesini bulabilmişti. "Bilmeniz gereken bir şey var."
Yüzler merakla ona döndü.
"O... elf. Pazarlığa 'katılan' adam..."
"Evet Dareth," dedi Eldarin sabırsızca.
"O... bu düzleme ait değil. Tanıdık... Hatırlamam uzun sürdü , hayır , fark etmem... O , benim gibi. Bu düzleme ait olmayan bir parçası var ... çok büyük bir parça. Sanki bu düzlemde sadece gösteriş için varmış gibi..." Kelimelere dökemediği duygunun rahatsızlığıyla sessizleşti Dareth. Ama başlamışken sözünü bitirmeye niyetliydi. Gücünü toplayıp başını kaldırdı , ve sadece yoldaşlarına değil , hana , etraflarını saran kara güçlere seslendi. "Bu pazarlıktan kaçınabilmenin bir yolu olduğunu sanmıyorum Ustalarım. Bizim için biçilen karanlık bedellerden sakınmanın bir yolu olduğunu sanmıyorum. Sizin de daha önce dediğiniz gibi Efendi Erethan... karşımıza ne tür bir karanlık çıkacak olursa olsun , onu görerek yürümek daha akıllıca." Bir an durup kızıl cüppelinin karanlık aurasını hissettiği yöne döndü. Eğik başı dikeldi , boş göz çukurları kızıl cüppeye kilitlendi. Karanlık büyünün dikkatini fark eden rünler canlandı.
"Han'ın Efendisi," dedi sesi hanın içinde tınlayarak , "kazancına karar verirken sadece bu anı değil karanlığının içinde uzanan gelecek uzun yılları düşünüyorsundur muhakkak. Gücüne olan saygım seni uyarmama engel değil. Bize kapalı bir kutu veriyorsun. Onu açtığımızda pazarlığımızı mühürleyeceğimizi düşünüyorsun. Ama hiçbir pazarlığın sona ermediğini benden daha iyi bilirsin. Pazarlığını sadece bizimle değil , geleceğimizle de yaptığını unutma." Sesini alçaltıp dostlarına hitap ederek devam etti. "Gücüm tükeniyor , ve belki o yabancıyla bir karşılaşmayı daha kaldıramayacağım. Ama onun bu diyarda yürüyen canlılar gibi olmadığı açık. Efendi Erethan'ın Glasya hakkındaki öğüdü benim bu adam hakkındaki öğüdümdür. Bu pazarlıktan kaçamayacağımızı söylerken samimiydim. Eminim siz de bizi bu yola iten sessiz güçleri , adımıza biçilen isimsiz görevleri benim kadar hissedebiliyorsunuzdur. Benim için gösterdiğiniz çabalara büyük minnet borçluyum," diye devam etti sesin de çok hafif bir buruklukla , "ama hedeflerimizin büyüklüğü yolumuza çok fazla karanlık seçenek çıkarıyor. Ve her ne kadar alacağım cevapları tahmin etsem de , sizlere bu karanlığı seçmeme fırsatı vermem gerekiyor." Son sözlerini söylerken sesi kuruyup gitti. Ve bir süreliğine değişiveren tavrı eski , sönük haline gömülüp kayboldu. Söyleyebilceği kadarını söylemiş , zaten bildiği cevapları bekliyordu şimdi...
Üzerinde taşıdığı büyünün büyüklüğü... Eziciydi. En azından bundan emindi Dareth. Efendi Eldarin yabancıyla konuşur , Efendi Erethan öfkeyle burnundan solurken kendini yanında duran elf ozanın üstüne düşmekten zor alıkoymuştu. Sonunda çok kıymetli bitkilerine baş vurmak zorunda kalmış , bu da onu sersemletmişti. Diğer dostlarının aksine buradaki yaratıkların çoğu onu fazla önemsemiyordu. Ama sıradan bir yolcuyu gördükleri an ruhunu karanlığa gömecek türden yaratıkların ona fazla yaklaşmamasında da bir hikmet olmalıydı.
Dareth bunları dert etmiyordu. Üzerindeki lanetin bir çeşit büyü taşıyan her türlü varlığı huzursuz ettiğini aşağı yukarı biliyordu ve buna alışmıştı. Ama aklı az önce dönüp giden yabancıya takılnmıştı.
Doğru , son birkaç gün içinde hepsi birbirinden güçlü pek çok büyücüyle bir arada bulunmuş , onların güçlü auralarınca ezilmişti lanetli bedeni. Çok zayıf düşmüş , defalarca kendinden gaçmiş , uzun yıllardır düşmediği karanlıklara düşmüştü. Ama yine yılların tecrübesi ona bu yabancının sıradan bir büyücü olmadığını söylüyordu. Bu adamda , ya da varlıkta , eksik ve fazla olan bir şeyler vardı. Tanıdık gelen bir şeyler...
Çok güçlü... Evet , herhangi bir canlının etrafındaki var oluşu bozmadan içerebileceğinin çok ötesinde bir gücü vardı... Kadim bir büyücü olduğunu söylemişti. Bu iddiası bir mazeret olabilirdi , evet... Ama tam olarak burada değildi gücü. Hayır , sanki bu diyara ait değildi. Sanki uzaklardan görülen bir serap gibiydi aurası. Varlığı gösteriş içindi sanki.
Son fikir bir tokat gibi çarptı Dareth'in sersemlemiş bilincine. Sendeleyerek bir kaç adım attı , ve tesadüfen Efendi Eldarin'in haritayı açtığı masanın köşesine tutundu. Yol arkadaşları sonunda bir şeyler söyleyeceini düşünerek ona baktı bir an , ses çıkmayınca da bakışlarını haritaya çevirdiler. Ama Dareth'in söylemesi gerekenler vardı. Sadece sesini bulamıyordu.
"Ustalar..." sonunda sesini bulabilmişti. "Bilmeniz gereken bir şey var."
Yüzler merakla ona döndü.
"O... elf. Pazarlığa 'katılan' adam..."
"Evet Dareth," dedi Eldarin sabırsızca.
"O... bu düzleme ait değil. Tanıdık... Hatırlamam uzun sürdü , hayır , fark etmem... O , benim gibi. Bu düzleme ait olmayan bir parçası var ... çok büyük bir parça. Sanki bu düzlemde sadece gösteriş için varmış gibi..." Kelimelere dökemediği duygunun rahatsızlığıyla sessizleşti Dareth. Ama başlamışken sözünü bitirmeye niyetliydi. Gücünü toplayıp başını kaldırdı , ve sadece yoldaşlarına değil , hana , etraflarını saran kara güçlere seslendi. "Bu pazarlıktan kaçınabilmenin bir yolu olduğunu sanmıyorum Ustalarım. Bizim için biçilen karanlık bedellerden sakınmanın bir yolu olduğunu sanmıyorum. Sizin de daha önce dediğiniz gibi Efendi Erethan... karşımıza ne tür bir karanlık çıkacak olursa olsun , onu görerek yürümek daha akıllıca." Bir an durup kızıl cüppelinin karanlık aurasını hissettiği yöne döndü. Eğik başı dikeldi , boş göz çukurları kızıl cüppeye kilitlendi. Karanlık büyünün dikkatini fark eden rünler canlandı.
"Han'ın Efendisi," dedi sesi hanın içinde tınlayarak , "kazancına karar verirken sadece bu anı değil karanlığının içinde uzanan gelecek uzun yılları düşünüyorsundur muhakkak. Gücüne olan saygım seni uyarmama engel değil. Bize kapalı bir kutu veriyorsun. Onu açtığımızda pazarlığımızı mühürleyeceğimizi düşünüyorsun. Ama hiçbir pazarlığın sona ermediğini benden daha iyi bilirsin. Pazarlığını sadece bizimle değil , geleceğimizle de yaptığını unutma." Sesini alçaltıp dostlarına hitap ederek devam etti. "Gücüm tükeniyor , ve belki o yabancıyla bir karşılaşmayı daha kaldıramayacağım. Ama onun bu diyarda yürüyen canlılar gibi olmadığı açık. Efendi Erethan'ın Glasya hakkındaki öğüdü benim bu adam hakkındaki öğüdümdür. Bu pazarlıktan kaçamayacağımızı söylerken samimiydim. Eminim siz de bizi bu yola iten sessiz güçleri , adımıza biçilen isimsiz görevleri benim kadar hissedebiliyorsunuzdur. Benim için gösterdiğiniz çabalara büyük minnet borçluyum," diye devam etti sesin de çok hafif bir buruklukla , "ama hedeflerimizin büyüklüğü yolumuza çok fazla karanlık seçenek çıkarıyor. Ve her ne kadar alacağım cevapları tahmin etsem de , sizlere bu karanlığı seçmeme fırsatı vermem gerekiyor." Son sözlerini söylerken sesi kuruyup gitti. Ve bir süreliğine değişiveren tavrı eski , sönük haline gömülüp kayboldu. Söyleyebilceği kadarını söylemiş , zaten bildiği cevapları bekliyordu şimdi...
lil'grin'brin'
Erethan kullanılıyordu ve bunun farkındaydı...'Bazen birşeyleri farketmeyecek kadar aptal olmayı istiyor insan' diye geçirdi içinden.Sıkıntısının yüzüne yansıdığının farkındaydı...Neden sonra başka bir ifade yerleşti yüzüne...bir kabulleniş...
"Elf bir lich...böyle yaratıkları daha önce duymuştum...ama onun elf halkı için biryerleri yada birşeyleri koruyor olması gerekirdi...kandırılıyoruz dostlarım...sanırım hepiniz farkındasınız...hehe ama zaten bu görevi kabul ederek,gönüllü olarak kandırılmadık mı?"
Daha sonra Linu'ya döndü Erethan...
"Hanımım Drowlarla herhangi bir anlaşma şansımız yok zannediyorum ki...elbette sizin varlığınız olmayan bu şansı iyice düşürecektir...bu görüntüyle oynamamız gerekecek sanırım...tabi alınmazsanız...bu arada bir ozan olduğunuzuda düşünürsek...bu elf hakkında bir bilginiz varmı..."
"Elf bir lich...böyle yaratıkları daha önce duymuştum...ama onun elf halkı için biryerleri yada birşeyleri koruyor olması gerekirdi...kandırılıyoruz dostlarım...sanırım hepiniz farkındasınız...hehe ama zaten bu görevi kabul ederek,gönüllü olarak kandırılmadık mı?"
Daha sonra Linu'ya döndü Erethan...
"Hanımım Drowlarla herhangi bir anlaşma şansımız yok zannediyorum ki...elbette sizin varlığınız olmayan bu şansı iyice düşürecektir...bu görüntüyle oynamamız gerekecek sanırım...tabi alınmazsanız...bu arada bir ozan olduğunuzuda düşünürsek...bu elf hakkında bir bilginiz varmı..."
İsim:Erethan Aereos
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
-
Eldarin
Kanlar içinde bir barmen,kuşku uyandırıcı bir büyücü,ölü gözleriyle bir rahip"
Yardım etme içgüdüsü"Pazarlık"Kabulleniş"
Eldarin ortamdan ve olanlardan fazlasıyla sıkılmış gibiydi.Beyaz cüppesi de öyle.Büyücü sakinleştirmek istercesine cüppesini düzeltti.
Ve diğer beyaz cüppeli"Yeminer in uzun yıllar önce hapsettiği bir dostunu oradan çıkarmak istiyordu.Peki yeminer in bundan haberi varmıydı?
Kalbinden kesin bir ses ona yanıt verdi.
"Hayır""
Haberi olmalı mıydı?
"İşte bu tartışılır" dedi yine aynı ses
Ve can alıcı soru...
Haberi olsa ne olurdu?...
Orayı drowların ele geçirdiğini biliyoruz ve bu adamda oraya girmek istiyor . peki neyine güvenerek,drowların hain büyülerine karşı koyabilecek gücü nasıl kendinde bulabiliyor?
Yoksa drowlarla arasında bir bağlantı mı var?
Eldarin bunları düşünürken yüzü de sertleşmiş,dönen oyunları yavaş yavaş kavramış gibiydi.
Düşüncelerini kafasında tarttı"Evet doğru düşündüğüne emindi"
Ve herkimse bu adam,elf cüce ya da lich"bundan yeminer the lich in haberi olması gerekiyordu.
Ya da Eldarin in içgüdüleri onu bu yola sürüklüyordu.
Ve Eldarin hafifçe doğruldu"yüzündeki karamsar ifadeyi attı.
"çok eğleneceğiz".hemde çoook""dedi arkadaşlarının duyabileceği bir tonla"yüzü gevşemişti...
Ve devam etti"
"Arkadaşlar ;şu beyaz cüppeli ,saf kalpli elf dostumuzla konuşacaklarım var .birlikte gidelim,bu işi çözüyorum sanırım""
Eldarin in kıvrılmış keçi sakalı bir aşağı bir yukarı gidip gelmişti bunları söylerken.,yüzünde keskin bir bakış vardı"
Eli ise cüppesinin iç ceplerini karıştırıyordu bir şeyleri arıyor gibiydi,kara küçük bir kutuyu"
Yardım etme içgüdüsü"Pazarlık"Kabulleniş"
Eldarin ortamdan ve olanlardan fazlasıyla sıkılmış gibiydi.Beyaz cüppesi de öyle.Büyücü sakinleştirmek istercesine cüppesini düzeltti.
Ve diğer beyaz cüppeli"Yeminer in uzun yıllar önce hapsettiği bir dostunu oradan çıkarmak istiyordu.Peki yeminer in bundan haberi varmıydı?
Kalbinden kesin bir ses ona yanıt verdi.
"Hayır""
Haberi olmalı mıydı?
"İşte bu tartışılır" dedi yine aynı ses
Ve can alıcı soru...
Haberi olsa ne olurdu?...
Orayı drowların ele geçirdiğini biliyoruz ve bu adamda oraya girmek istiyor . peki neyine güvenerek,drowların hain büyülerine karşı koyabilecek gücü nasıl kendinde bulabiliyor?
Yoksa drowlarla arasında bir bağlantı mı var?
Eldarin bunları düşünürken yüzü de sertleşmiş,dönen oyunları yavaş yavaş kavramış gibiydi.
Düşüncelerini kafasında tarttı"Evet doğru düşündüğüne emindi"
Ve herkimse bu adam,elf cüce ya da lich"bundan yeminer the lich in haberi olması gerekiyordu.
Ya da Eldarin in içgüdüleri onu bu yola sürüklüyordu.
Ve Eldarin hafifçe doğruldu"yüzündeki karamsar ifadeyi attı.
"çok eğleneceğiz".hemde çoook""dedi arkadaşlarının duyabileceği bir tonla"yüzü gevşemişti...
Ve devam etti"
"Arkadaşlar ;şu beyaz cüppeli ,saf kalpli elf dostumuzla konuşacaklarım var .birlikte gidelim,bu işi çözüyorum sanırım""
Eldarin in kıvrılmış keçi sakalı bir aşağı bir yukarı gidip gelmişti bunları söylerken.,yüzünde keskin bir bakış vardı"
Eli ise cüppesinin iç ceplerini karıştırıyordu bir şeyleri arıyor gibiydi,kara küçük bir kutuyu"
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
- Contact:
Gözlerinini önündeki saçları geriye atarak bir an durdu.Daha önce Arpçı olduğu için kılık değiştirmişti.Böyle bir şeyin olacağını tahmin etmişti,ama yinede ağarını gidiyordu bu.İçteniçe o kara elflerin karşısına soylu bir ay elfi,yıldızların ozanı olarak çıkmayı hakediyordu!Ama bu düşüncelerini kendine saklayarak değişimi kabullenmenin kendisi için ve grup için en mantıklı şey olacağını içten içe biliyordu.
"Haklısınız başbüyücüm..Elfliğimle hernekadar gurur duysamda böyle bir değişimin gerekli olacağını kabul etmek zorundayım..Elf licch e gelince.."
Gözlerini kapayarak uzun yaşamı boyunca her ozanının yaptığı gibi ezberlediği elf destanlarını düşündü.Bu destanlar geçmiş hakkında abartılmış ve üstü kapalı bilgiler olmaktan öteye gitmesede bir gerçeklik payı olduğu düşünülürdü.Bu durumsa elfler için dahi zordu ve nadir rastlanan bu şarkı çok eskilerde kalmıştı.Ama elf ozanı bildiği destanlar içinde böyle birşeyin olduğunu anımsadı.Kendikendine hayal kırıklığıyla bu ölüm kokan yaratığın destanda anlatılan yıldız büyücüsü olup olmamamasını dileyip dileyemeyeceğini bilmiyordu.Elf destanları arasında en çok ay elflerinin destanları yıldızların büyücüsüne öem verirdi.Rivayete göre elf adasındaki büyücü ay elfi ırkına mensuptu..
"şarkıya gelince..Bu çok çok eski bir elf destanı.Üstü kapalı olarak birşeyler belli ettiği için hatırlamam uzun sürdü.Ve gerçeklik payını bilemeyeceğim..Yinede dinleyelim şimdi Myth Drannorun yıldız büyücüsünden birkaç nameyi.."
Elf ozanı,gümüşi saçlarını geriye atarak elini çok hafifçe dokundararak ilahiye benzer-belki sadece elfler için-bir ezgiyi çalmaya başladı.Ezgi yazortası arifesinde çalınanlara benzer dingin bir hava taşıyordu ve kadının ağzından çıkan kelimeler her elf büyücüsünün imrendiği fakat asla cesaret edemediği şeyleri başaran birini anlatmaya başladı..
Gözlerimizin göremediği kadar uzakta
Ak köpüklerin çınladığı bir kıyıda
Bilinemeyecek denli eski hatıraların adası
Kahramanlıkların gizeminin sonsuzluğuyla
Ebedi bir huzurun başlangıcıyla sona erer
Yıldızlar kadar uzak ve yakın derler
Korku uyandıracak kadar harika
Ak köpüklerinin cüppesini kuşanmış ruha
Dinleyin şimdi liri elinde bir ozanı
Yıldızlarla ruhunu yaşamda birleştiren
Ak köpüklerin gölgesi denen elf kahramanını
Halkının büyüsü için kendini feda eden
Bir fısıltıyla bahşedilmiş ona
Elflerin en kutlu akşamında
Yıldızların altında doğumumuzun şavkını
Bir ak cüppeli sezmiş ruhundaki anlamını
Dökülmüş ağzından inançlı yeminler
Ruhunu kuşanan yaratıcının seçmiş olduğu yolda
Yıldızlardan dokunmayı büyüsüyle halkına
İçindeki ruha uzanmış ve yaşamayı arzulamış doğumla ölüm arasında
Kalbindeki ışığı sun bize
Göremeyeceğimiz denli uzaklara bak
Ruhunu bize bahşet
Ve kendini yıldızlarda farzet
Bir gümüş parça kuşan
Ve bize ölümünde ardında uzan
Mutlulukla gülümse bize yıldızlardan
Ve uzat ellerini bize uzaklardan
şarkı bitiğinde elf kadını içini çekerek hüzünlü ve bir o kadar da gururlu bir edayla şarkının yorumlanmış öyküsünü anlattı;"Bu elflerin en eski ve en güzel şarkılarındandır kanımca.Ã?ünkü bize ilham veren şeylerin başlangıcında doğmuş;eski günlerinde kadim elf adasında...şarkı bir lich olmayı seçen bir beyaz cüppeliyi anlatır.Efsaneye göre o hem yıldızlarda hemde dünyada sureti bulunan tek elftir.Yani ruhunu hem feda etmiş hemde doğduğumuzda ortaya çıkan ve ölümde gidileceğine inanılan yıldızlara ulaşmıştır.Çok eski ve güzel bir büyüyü bu sonsuz zaman evresinde tamamlayacak ve elflerin koryuculuğunu Corellon un emriyle yapacaktır..Bu fikrin nasıl oluştuğu hakkında bilinen tek şey çok zor bir büyüyü başarmak istemesi ve bu büyüyle halkını korumak istemesidir..."
"Özgünüm fakat nedense bu elf bu kahramana pek benzemiyor bence..İçimde açıklayamayacağım bir şey o olmadığını söylüyor bana...Yıldızlara ulaşmış bir elfin o duygudan yoksun gözleri varsa eğer bunu bilemeyeceğim.."
"Haklısınız başbüyücüm..Elfliğimle hernekadar gurur duysamda böyle bir değişimin gerekli olacağını kabul etmek zorundayım..Elf licch e gelince.."
Gözlerini kapayarak uzun yaşamı boyunca her ozanının yaptığı gibi ezberlediği elf destanlarını düşündü.Bu destanlar geçmiş hakkında abartılmış ve üstü kapalı bilgiler olmaktan öteye gitmesede bir gerçeklik payı olduğu düşünülürdü.Bu durumsa elfler için dahi zordu ve nadir rastlanan bu şarkı çok eskilerde kalmıştı.Ama elf ozanı bildiği destanlar içinde böyle birşeyin olduğunu anımsadı.Kendikendine hayal kırıklığıyla bu ölüm kokan yaratığın destanda anlatılan yıldız büyücüsü olup olmamamasını dileyip dileyemeyeceğini bilmiyordu.Elf destanları arasında en çok ay elflerinin destanları yıldızların büyücüsüne öem verirdi.Rivayete göre elf adasındaki büyücü ay elfi ırkına mensuptu..
"şarkıya gelince..Bu çok çok eski bir elf destanı.Üstü kapalı olarak birşeyler belli ettiği için hatırlamam uzun sürdü.Ve gerçeklik payını bilemeyeceğim..Yinede dinleyelim şimdi Myth Drannorun yıldız büyücüsünden birkaç nameyi.."
Elf ozanı,gümüşi saçlarını geriye atarak elini çok hafifçe dokundararak ilahiye benzer-belki sadece elfler için-bir ezgiyi çalmaya başladı.Ezgi yazortası arifesinde çalınanlara benzer dingin bir hava taşıyordu ve kadının ağzından çıkan kelimeler her elf büyücüsünün imrendiği fakat asla cesaret edemediği şeyleri başaran birini anlatmaya başladı..
Gözlerimizin göremediği kadar uzakta
Ak köpüklerin çınladığı bir kıyıda
Bilinemeyecek denli eski hatıraların adası
Kahramanlıkların gizeminin sonsuzluğuyla
Ebedi bir huzurun başlangıcıyla sona erer
Yıldızlar kadar uzak ve yakın derler
Korku uyandıracak kadar harika
Ak köpüklerinin cüppesini kuşanmış ruha
Dinleyin şimdi liri elinde bir ozanı
Yıldızlarla ruhunu yaşamda birleştiren
Ak köpüklerin gölgesi denen elf kahramanını
Halkının büyüsü için kendini feda eden
Bir fısıltıyla bahşedilmiş ona
Elflerin en kutlu akşamında
Yıldızların altında doğumumuzun şavkını
Bir ak cüppeli sezmiş ruhundaki anlamını
Dökülmüş ağzından inançlı yeminler
Ruhunu kuşanan yaratıcının seçmiş olduğu yolda
Yıldızlardan dokunmayı büyüsüyle halkına
İçindeki ruha uzanmış ve yaşamayı arzulamış doğumla ölüm arasında
Kalbindeki ışığı sun bize
Göremeyeceğimiz denli uzaklara bak
Ruhunu bize bahşet
Ve kendini yıldızlarda farzet
Bir gümüş parça kuşan
Ve bize ölümünde ardında uzan
Mutlulukla gülümse bize yıldızlardan
Ve uzat ellerini bize uzaklardan
şarkı bitiğinde elf kadını içini çekerek hüzünlü ve bir o kadar da gururlu bir edayla şarkının yorumlanmış öyküsünü anlattı;"Bu elflerin en eski ve en güzel şarkılarındandır kanımca.Ã?ünkü bize ilham veren şeylerin başlangıcında doğmuş;eski günlerinde kadim elf adasında...şarkı bir lich olmayı seçen bir beyaz cüppeliyi anlatır.Efsaneye göre o hem yıldızlarda hemde dünyada sureti bulunan tek elftir.Yani ruhunu hem feda etmiş hemde doğduğumuzda ortaya çıkan ve ölümde gidileceğine inanılan yıldızlara ulaşmıştır.Çok eski ve güzel bir büyüyü bu sonsuz zaman evresinde tamamlayacak ve elflerin koryuculuğunu Corellon un emriyle yapacaktır..Bu fikrin nasıl oluştuğu hakkında bilinen tek şey çok zor bir büyüyü başarmak istemesi ve bu büyüyle halkını korumak istemesidir..."
"Özgünüm fakat nedense bu elf bu kahramana pek benzemiyor bence..İçimde açıklayamayacağım bir şey o olmadığını söylüyor bana...Yıldızlara ulaşmış bir elfin o duygudan yoksun gözleri varsa eğer bunu bilemeyeceğim.."
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
-
Eldarin
Eldarin yıldızların ozanının kuvvetli sesinin ve muteşem lirinin odanın kasvetini ortadan kaldıran ezgi dolu şiirini dinledi.
Ruhu hüzünlenmişti.açıkçası elfin başından geçenler Eldarin in pekte tasvip ettiği birşey değildi.
"yine de..."dedi çınlayan sesi odada yankılandı"tercihini _doğru ya da yanlış_ yapmış birisiymiş.lakin akibetine üzülmemek elde değil."
Genç büyücü Linu ya gülümseyen bir bakış fırlattı.Onun bu güzel şiirlerini duymayalı uzun yıllar geçmişti.
"Dostlarım.şimdi bahsi geçen _artık herkimse,onu bulup ona nostaljik bir an yaşatalım.ahahahaha."Eldarin in yüzünde ince bir sırıtış belirdi.
Bir yandan da aklında ;büyü dilinin o ince, kıvrımlı sözlerini barındıran rünleri bir bir hazırlıyordu.
Ardından hanın sahibi Scythe a yöneldi.
"Son bir rica"Bizi Beyaz cüppeli nin odasına götürebilir misin?kendisiyle konuşmam gerekenler var""
Ve Scythe ın derin gözlerinin ardındaki cevabı bekledi"
Ruhu hüzünlenmişti.açıkçası elfin başından geçenler Eldarin in pekte tasvip ettiği birşey değildi.
"yine de..."dedi çınlayan sesi odada yankılandı"tercihini _doğru ya da yanlış_ yapmış birisiymiş.lakin akibetine üzülmemek elde değil."
Genç büyücü Linu ya gülümseyen bir bakış fırlattı.Onun bu güzel şiirlerini duymayalı uzun yıllar geçmişti.
"Dostlarım.şimdi bahsi geçen _artık herkimse,onu bulup ona nostaljik bir an yaşatalım.ahahahaha."Eldarin in yüzünde ince bir sırıtış belirdi.
Bir yandan da aklında ;büyü dilinin o ince, kıvrımlı sözlerini barındıran rünleri bir bir hazırlıyordu.
Ardından hanın sahibi Scythe a yöneldi.
"Son bir rica"Bizi Beyaz cüppeli nin odasına götürebilir misin?kendisiyle konuşmam gerekenler var""
Ve Scythe ın derin gözlerinin ardındaki cevabı bekledi"
Yeminer kulesine döndüğünde aksilik için kendisine küfretti.
"Lanet olası han, demek benim büyümü çarpıtabilecek kadar büyükmüş korumaların " dedi kendi kendine. Oldukça sinirlenmişti. Scythe'ın kişisel odasına çıkması gereken büyülü kapı hanın salonuna çıkmıştı. Daha sonra Yeminer sakinleşti. Böyle bir ihtimali de göz önünde bulundurmuştu ve kılık değiştirmişti. Aslında bu7 kılık değiştirmenin kendi amaçlarına hizmet edip etmediğini bilmiyordu. Bir anda aklına gelmişti ve bilinçaltı ona o kadar baskı yapmıştıki ve zamanı o kadar azdı ki buna karşı durmak yerine kabullenmeyi seçmiş ve öyle yapmıştı.
Fakat bu elfin getirecekleri hakkında biraz düşünmesi gerekiyordu. Kuledeki izleme kulesinde tekrar eski suretini almış şekilde duruyor ve planlar yapıyordu. Kısada olsa elf kılığına girmek eski anıları hatırlamasını sağlamıştı. O anda aklına gelen ve tutunduğu eski dostunu hatırladı.
"Bir kez daha işime yaradın dost " dedi fakat sözlerindeki alaycılık neredeyse kendisinin bile duyamayacağı kadar cılızdı.
---------------------------------------------------------------------
DM:
------------------------------------------------------
Masanın üzerine serdiğiniz parşömen iki kısıma ayrılmış olduğunu görecektir bakanlar. Bunlaran birinci kısımda diyarların bildik haritası vardır ve bu haritada 10 kasaba yakınlarındaki bir orman işaret edilmiş ve kenarına ormandaki girişle ilgili birkaç şerh düşülmüştür.
"Ormanıniçlerine doğru ilerleyen yoldan içeriye doğru ilerle. Yolun kel bir adamın kafası gib bir tepe tarafınan gölündüğünde sola yönel. Ormanın içinde hılkat garibeleri var. Onların karargahı aradığın yerin girişini korur."
İkinci kısımda ise anlşaşılması daha zor bir harita vardı. Daha çok bir satranç tahtasını andıran bu harita da derinlik duygusu oluşturulmaya çalışılmıştı ve bu deneme de haritanın okunmasını zor hale getiriyordu. Ama bir mağaranın haritasından daha fazlasını beklemek te pek dığru olmazdı
"Lanet olası han, demek benim büyümü çarpıtabilecek kadar büyükmüş korumaların " dedi kendi kendine. Oldukça sinirlenmişti. Scythe'ın kişisel odasına çıkması gereken büyülü kapı hanın salonuna çıkmıştı. Daha sonra Yeminer sakinleşti. Böyle bir ihtimali de göz önünde bulundurmuştu ve kılık değiştirmişti. Aslında bu7 kılık değiştirmenin kendi amaçlarına hizmet edip etmediğini bilmiyordu. Bir anda aklına gelmişti ve bilinçaltı ona o kadar baskı yapmıştıki ve zamanı o kadar azdı ki buna karşı durmak yerine kabullenmeyi seçmiş ve öyle yapmıştı.
Fakat bu elfin getirecekleri hakkında biraz düşünmesi gerekiyordu. Kuledeki izleme kulesinde tekrar eski suretini almış şekilde duruyor ve planlar yapıyordu. Kısada olsa elf kılığına girmek eski anıları hatırlamasını sağlamıştı. O anda aklına gelen ve tutunduğu eski dostunu hatırladı.
"Bir kez daha işime yaradın dost " dedi fakat sözlerindeki alaycılık neredeyse kendisinin bile duyamayacağı kadar cılızdı.
---------------------------------------------------------------------
DM:
------------------------------------------------------
Masanın üzerine serdiğiniz parşömen iki kısıma ayrılmış olduğunu görecektir bakanlar. Bunlaran birinci kısımda diyarların bildik haritası vardır ve bu haritada 10 kasaba yakınlarındaki bir orman işaret edilmiş ve kenarına ormandaki girişle ilgili birkaç şerh düşülmüştür.
"Ormanıniçlerine doğru ilerleyen yoldan içeriye doğru ilerle. Yolun kel bir adamın kafası gib bir tepe tarafınan gölündüğünde sola yönel. Ormanın içinde hılkat garibeleri var. Onların karargahı aradığın yerin girişini korur."
İkinci kısımda ise anlşaşılması daha zor bir harita vardı. Daha çok bir satranç tahtasını andıran bu harita da derinlik duygusu oluşturulmaya çalışılmıştı ve bu deneme de haritanın okunmasını zor hale getiriyordu. Ama bir mağaranın haritasından daha fazlasını beklemek te pek dığru olmazdı
her zaman yalan söyle ki, kimse yalan söylediğini anlayamasın
güç amacın, k
güç amacın, k
-
Eldarin
"eğer içerideyse kapı açılır... ama bence kapı nereye açılıyorsa oraya gitti cüppeli dostum... benim odama sadece bir kapıyı aşarak girilmez çünkü.. ne sizin ne de diyardaki herhangi bir büyücünün gücü yetmez bazı kadim büyüleri hiçe saymaya... muhtemelen hanın başka bir yerindedir şimdi... "
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
-
Eldarin
Eldarin Scythe ın dolambaçlı laflarını bir bir dinledi.
"Hanın kadim güçleri olduğundan bahsediyorsun Scythe.
Ben ise kendisiyle konuşmak istediğimi ,onun odasına beni götürebilip götüremeyeceğini söyledim.
bana bu odayı gösterdin ama bu odada olmadığını_hanın başka bir yerinde olduğunu söylüyorsun şimdi.
Bu ne çelişkidir anlayamadım kızıl cüppeli."
Eldarin gergin bir ifade takınmıştı ,bu hana geldiğinden beri bu hiç değişmemişti ve değişmeyecek gibi gözüküyordu.
'sanırım kendisi de hanın kadim büyülerini tam kavrayamamış,hanın sahibinin ta kendisi Scythe...'diye içinden geçirdi,sabırla Scythe ın açık ve bu sefer doğru ve doyurucu olan cevabını bekledi...
"Hanın kadim güçleri olduğundan bahsediyorsun Scythe.
Ben ise kendisiyle konuşmak istediğimi ,onun odasına beni götürebilip götüremeyeceğini söyledim.
bana bu odayı gösterdin ama bu odada olmadığını_hanın başka bir yerinde olduğunu söylüyorsun şimdi.
Bu ne çelişkidir anlayamadım kızıl cüppeli."
Eldarin gergin bir ifade takınmıştı ,bu hana geldiğinden beri bu hiç değişmemişti ve değişmeyecek gibi gözüküyordu.
'sanırım kendisi de hanın kadim büyülerini tam kavrayamamış,hanın sahibinin ta kendisi Scythe...'diye içinden geçirdi,sabırla Scythe ın açık ve bu sefer doğru ve doyurucu olan cevabını bekledi...
söylemek istediğim dostum içeride de olabilir çok uzaklarda da... hanın benim bile bütünüyle anlayamadığım bir yapısı var... o kapıdan girip dostumun yanına da ulaşabilirsin... aşağıdaki salona da... zannederim ki dostum buradan ayrıldı... yeterince açık ve net mi büyücü...
you are not alone ; so don't be afraid in the dark and cold m'thain d'streea
Erethan yüzünde hafif bir tebessümle olanları izledi...bu tebessümü görenler başbüyücünün oldukça eğlendiğini düşünüyorlardı büyük ihtimalle...tebessümün altını görenler ise bunun sadece bir maske olduğunu anlayabilirlerdi...büyücü düşünceliydi,tedirgindi...
En önemli sorun ise gittikleri yerle ilgiliydi...
"Dostlarım sanırım bu beyaz elf ile görüşmemiz ancak o istediğinde olacak...bu durumda önümüzdeki sorunlara yoğunlaşsak nasıl olur.İlk akla geren gireceğimiz karanlık mağaralarda önümüzü nasıl göreceğimiz...Doğrusu drowların ana vatanında sevgili ozanımızın dahi bu işte oldukça zorlanacağını düşünüyorum...şu hilkatgaribeleri zorluk çıkartmaz...bunlarla birlikte çeşitli erzaklarıda tedarik etsek iyi olur...eh...gidelim artık,öyle yada böyle bu işe bulaştık,hem dostumuz dareth'in durumu oldukça kötü görünüyor..."
Bu sözlerle birlikte büyücü kapıya yöneldi...kapı aralandığında normal bir handakinin aksine içeri gürültü dolmadı...'buradakiler hayatın tadını çıkarmakta pek başarılı değiller...' dedi kendi kendine ve sözlerinde ki çelişkiye hafif bir tebessümde bulundu...daha sonra kardeşini aradı hanın dumanlı havasının elverdiğince...en sonunda onu gördüğünde hala bir belaya bulaşmadığını görmekten memnundu...insanları iterek ilerlemeye başladı...
En önemli sorun ise gittikleri yerle ilgiliydi...
"Dostlarım sanırım bu beyaz elf ile görüşmemiz ancak o istediğinde olacak...bu durumda önümüzdeki sorunlara yoğunlaşsak nasıl olur.İlk akla geren gireceğimiz karanlık mağaralarda önümüzü nasıl göreceğimiz...Doğrusu drowların ana vatanında sevgili ozanımızın dahi bu işte oldukça zorlanacağını düşünüyorum...şu hilkatgaribeleri zorluk çıkartmaz...bunlarla birlikte çeşitli erzaklarıda tedarik etsek iyi olur...eh...gidelim artık,öyle yada böyle bu işe bulaştık,hem dostumuz dareth'in durumu oldukça kötü görünüyor..."
Bu sözlerle birlikte büyücü kapıya yöneldi...kapı aralandığında normal bir handakinin aksine içeri gürültü dolmadı...'buradakiler hayatın tadını çıkarmakta pek başarılı değiller...' dedi kendi kendine ve sözlerinde ki çelişkiye hafif bir tebessümde bulundu...daha sonra kardeşini aradı hanın dumanlı havasının elverdiğince...en sonunda onu gördüğünde hala bir belaya bulaşmadığını görmekten memnundu...insanları iterek ilerlemeye başladı...
İsim:Erethan Aereos
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
-
Eldarin
Eldarin geniş cüppesini havalandırdı.Diğer beyaz cüppelinin handan gitmiş olması yahut hanın herhangi bir yerinde olma ihtimali arasında gidip geldi.
'lanet olsun sana lich!ve benim unutkanlığıma,yanımızdayken bitirecektim şu işi!'
Eldarin hırsla gruba geri döndü.
"Lich bu anlaşılmaz hanın anlaşılmaz odalarından herhangi birinde kaybolmuş olsagerek arkadaşlar,ve açıkçası başımızda bu drow tehlikesi varken onunla_veya herhangi başka birşeyle uğraşmak istemiyorum.
Sadece drowları bulmak ve onlarla olan işimizi halletmek var aklımda."
Yüzü inanılmaz derecede sertleşmişti,hızlı hızlı soluyordu...
Sonra Erethan ı gördü.yılların kırmızı cüppelisini görünce çehresi aydınlandı...
"Ve evet Erethan ,dostum benimde hiç istemesem de ufak bi iki rütuşa ihtiyacım var,ve Ereshin inde.bunu nasıl karşılar bilemem ama
"
Eldarin beyaz cüppesine ,aynı saflıktaki pelerinine baktı,ağzı kıvrılmıştı.
"Linu nun üzerinde ise bayaa bi oynamalmız gerekiyor.satın almamız gereken bir iki şey var bu sebeplen.handan çıkalım ve böyle bir yer var mı bakalım.
Başka diyeceğiniz yoksa"
Eldarin ellerini kavuşturdu , başını önüne eğdi...
'lanet olsun sana lich!ve benim unutkanlığıma,yanımızdayken bitirecektim şu işi!'
Eldarin hırsla gruba geri döndü.
"Lich bu anlaşılmaz hanın anlaşılmaz odalarından herhangi birinde kaybolmuş olsagerek arkadaşlar,ve açıkçası başımızda bu drow tehlikesi varken onunla_veya herhangi başka birşeyle uğraşmak istemiyorum.
Sadece drowları bulmak ve onlarla olan işimizi halletmek var aklımda."
Yüzü inanılmaz derecede sertleşmişti,hızlı hızlı soluyordu...
Sonra Erethan ı gördü.yılların kırmızı cüppelisini görünce çehresi aydınlandı...
"Ve evet Erethan ,dostum benimde hiç istemesem de ufak bi iki rütuşa ihtiyacım var,ve Ereshin inde.bunu nasıl karşılar bilemem ama
Eldarin beyaz cüppesine ,aynı saflıktaki pelerinine baktı,ağzı kıvrılmıştı.
"Linu nun üzerinde ise bayaa bi oynamalmız gerekiyor.satın almamız gereken bir iki şey var bu sebeplen.handan çıkalım ve böyle bir yer var mı bakalım.
Başka diyeceğiniz yoksa"
Eldarin ellerini kavuşturdu , başını önüne eğdi...
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 2 guests
