Page 69 of 71

Posted: Wed Mar 18, 2009 6:24 pm
by devrimk
Kalede umutsuz savunma sürmektedir, askerlerin neredeyse tamamı ölmüş, cüceler ve elfler ağır kayıplar vermiştir.
Derken birden savaş borusu öter, orklar sesi duyar duymaz geri çekilmeye başlar.
Cüce Dunadin bağırır:
"Ne oldu? Nereye gidiyorsunuz? Daha yeni başlamıştık!"

Posted: Wed Mar 18, 2009 8:05 pm
by Edmond
Viarfar dizlerinin üstüne çöktü.Adamakıllı ilk macerasında dostlarından birisini kurtaramamıştı.

"Lanet olsun!"

Yorulmuştu.Diğerlerine baktı, hepsi yaralıydı.Benjamin özellikle, ucuz atlatmıştı.Kendisinin yaraları mucizevî bir şekilde görünmüyordu.Olaf'a teşekkür etti.

"Sanırım sen olmasaydın, ben de olmazdım! Ama ben olmasaydım Yenendithas olurdu."

Lanet olsun dedi tekrar.

Posted: Thu Mar 19, 2009 12:30 pm
by Darkgnome
Benjamin iyileştirme asası ile kendisni iyileştirmeye başlamıştı. En azından rahatça hareket edebilecek duruma gelene kadar durmaya niyeti yoktu. Yukarıda birden seslerin neden kesildiğini anlayamamıştı.

"Sakin ol Viafgar. Asıl hata benimdi. Grubun bir parçası gibi davranmayan bendim. Herkes görevini yaparken ben yapamadım."

Aklını bir önceki başarısızlıkları ve kendi acıları ile o kadar doldurmuştu ki, aslında yapması gerektiği gibi davranamamıştı. Asalarından önce büyülemeleri ile grubunu güçlendirmesi gerekiyordu. Onun görevi aslında buydu. Gruba gerekli olan desteği bir çarpışma sırasında değil, çarpışmadan çok daha önce vermesi gerekirdi.

"Ben... başarısız oldum."

Geçen seferki pes edip geri döndüğü zaman geldi aklına.

"Ama yukarıda hala kurtarabileceğimiz birileri olabilir. Acele edersek belki..."

Geldikleri yöne yönlendi. Arkalarında ganimetlerini bıraksalar da önlerinde kurtarılması gereken yaşamlar vardı.

Posted: Thu Mar 19, 2009 9:25 pm
by dwaxer
.
Olaf görünmez şekildeki Yenendithas'ı bulur ve sağlık durumunu kontrol eder. "Yenendithas! Yenendithas!.. Ah Lathander!.. Korktuğum başıma geldi; ölmüş!.."

"Benjamin dur hele; gitmek için acele etme!.. Yenendithas'ı da alıp götürmeden önce bazı gizemleri çözmeliyiz. Etrafı dikkatlice -ama elimizi çabuk tutarak- arayalım; belki bir ip ucu, belki uğursuz bir entrikaya ait kanıt buluruz; Kragash ve babasının bizi burada beklemeleri, ya da bizim kendi ayağımızla buraya tıpış tıpış gelmemiz tesadüf müydü sizce; hiç sanmıyorum."

Ardından yarıorkların üzerlerini aramaya başlar. "Vay canına; mithral zırha bak!.. Artık ölülere lazım olmayacak eşyaları da alalım, Yenendithas'ı tekrar geri getirmek için yapacağımız ritüel masraflı olacaktır."

.

Posted: Fri Mar 20, 2009 12:25 am
by Edmond
"Haklısınız."

Etrafı araştırmaya koyuldu, değerli bir şey var mı diye.

"Zırhı da çıkaralım."

Posted: Fri Mar 20, 2009 12:38 pm
by Darkgnome
Benjamin, arkadaşları araştırmalarını yaparken, gizli bir geçit olup olmadığını anlamak için araştırma yapmaya koyuldu. Bu sefer aceleci davranıp açmayacak arkadaşlarına soracaktı.

Posted: Fri Mar 20, 2009 5:44 pm
by devrimk
Kragash'ın üzerinden bir parşömen çıktı, öleni tekrar diriltmeye yarayan duanın yazılı haliydi bu. Olaf bunu aldı içinden Kragash'ın dediklerini hatırlayıp "Demek o kadar kudretli bir rahip değilmiş." diye düşündü.

Benjamin ateş yanan heykelde ufak bir kapak buldu, merakını yenemeyip açtı içinden bir yüzük çıktı bunu cebine atıverdi.

Olaf Yenendithas'ın üzerindeki görünmezlik büyüsünü kaldırdı. (Dispel Magic) Hepsi büyücünün öldüğünü bu sefer gözleriyle görüp üzüldüler.

Viarfar bu arada düşmanların silahlarına baktı belli ki bunlar da büyülüydü. Gerçi Kragash'ın babasının baltası küçülmemişti kullanılamayacak kadar büyüktü.

Posted: Fri Mar 20, 2009 7:36 pm
by Darkgnome
Ne olduğunu anlayana kadar bu yüzükten bahsememnin iyi olabileceğini düşündü.

"Bir yüzük buldum! Sanırım büyülü."

Ama kendini tutamadı.

"Gerçi çokta ahım-şahım bir şey olmayabilir, ama göreceğiz."

Birden aklına ir fikir geldğini belli eder şekilde gözleri açıldı.

"Cesetlerin üstlerindeki her şeyi alalım ve cesetlerin kellelerini de alabilriz. Hatta onlara bir canavar yatarından parçalanmış görüntüsü de verecek olursak belki buradan girecek bir birliğin iki kere düşünmesini de sağlayabiliriz. "

Posted: Tue Mar 24, 2009 2:50 am
by devrimk
Buraya kendilerinin geldiğinden başka yol olmadığını farkettiler.
Olaf bir süre dinlenmeyi teklif etti, sonrasında kendini toplayıp parşömendeki büyüyü okudu.

Yenendithas kendini Kragash'la savaştığı yerde görüyordu. Etraf loştu tıpkı yıllar önce gittikleri gölge dünyası gibiydi adeta. Biraz sonra yanına bir ork geldi tanıyor gibiydi bu orku ama konuşmadılar. Bir süre sonra bir yarım ork peyda oldu. Kragash'tı bu işin garip tarafı ne nefret ne de kızgınlık duyuyordu şimdi. Fani problemler çoktan geride kalmıştı.

Olaf'ın sesini duydu.
"Yenendithas gel! Henüz buradaki görevimiz bitmedi."
Buradaki huzurlu anı bırakmak istemedi Yenendithas ama görevi varsa bitirmesi gerekirdi. Dönmeye karar verdi. Etrafını beyaz bir ışık kapladı, kalbinin atışlarını tekrar duymaya başladı hızla atıyordu ve inanılmaz derecede acılar çekmeye başladı. Yaraları hala duruyordu.

Arkadaşları bu mucizevi olaya tanık oldular, Yenendithas derin bir nefes alarak yattığı yerden fırladı. Olaf Benjamin'in de yardımıyla hemen yaralarını iyileştirmeye koyuldu.

Toparlanıp geri dönmeye başladılar. Arween'in takip ettiği yola girdiler bir süre sonra iki yardımcısının cesetlerini buldular. Biraz daha ileride Arween'in de cesediyle karşılaştılar. Tek bir darbeyle boğazı açılmıştı böyle bir darbe ancak gafil avlanarak alınabilirdi.

Biraz kafa yorduktan sonra Arween'in onları tuzağa yönlendirdiğini fakat kendisinin de tuzağa düştüğünü anladılar. Ya Arween ihanet etmişti ya da Arween'in güvendiği biri onu kandırmıştı. Emin olamadıkları için bu konuyu şimdilik gizli tutmaya karar verdiler.

Yol devam ediyordu fakat geri dönmeye karar verdiler. Gizli geçitten çıktıklarında kaledeki askerlerin çoğunun öldüğünü gördüler. Artık savunma imkansız bir duruma gelmişti.
Scott sinirle yanlarına geldi.
"Hangi cehennemdeydiniz? Burada durup savunmaya yardım etmeniz gerekiyordu. Kahrolası yeri artık iki saat bile tutamayız!"

Posted: Tue Mar 24, 2009 2:59 am
by Edmond
"Gerçek anlamıyla cehennemdeydik."

Somurttu ve diğerlerine baktı.

"Hemen diğerlerine söyleyecek miyiz Arween'i?"

Posted: Wed Mar 25, 2009 9:38 pm
by dwaxer
.
"Scott biz de düşmanın arkasına sızarak, onların liderlerini ele geçirme peşindeydik ama işler umduğumuz gibi gitmedi. İhanete uğradık!.. Madem durum umutsuz, şimdilik geri çekilelim; gücümüzü toplar tekrar savaşırız icabında," diye cevap verir Olaf.

.

Posted: Thu Mar 26, 2009 12:01 pm
by Darkgnome
Benjamin söyleyecek bir şey bulamıyordu. Sadece geride durup olayların gelişimini izlemeye karar verdi.

Posted: Thu Mar 26, 2009 10:50 pm
by Mark
" Bu konu geri çekilene kadar aramızda kalsa daha iyi olur. Panik isteyeceğimiz son şey. "

Posted: Fri Mar 27, 2009 9:50 pm
by devrimk
Bir kaç saat sonra toplandılar.
Elf Veladorn söze başladı
"Burada savaşmamız manasız, kale düştü sayılır, adamlarımı yollamaya karar verdim."
Dunadin bağırdı.
"Kuyruğumuzu kıstırıp köpek gibi kaçacak mıyız? Ben ve adamlarım sonuna kadar buradayız! Senin gibi korkar elfler istediği yere gidebilir."
Veladorn sakince cevapladı.
"Gideceğimi söylemedim. Adamlarımı yollayacağım, ben burada kalıyorum."
Scot söylendi.
"Durum berbat. Adamları zehirlemişler, tayınlara birşey katılmış olmalı çoğu asker sapır sapır döküldü savaş esnasında. Yardım gelmesi için haber yolladım ama onlar gelene kadar burayı tutamayacağımız aşikar."

Sonra bizimkilere döndü:
"Sizin fikriniz nedir?"

Posted: Sat Mar 28, 2009 12:34 am
by Edmond
"Ben burada savaşmaya razıyım.Sanırım artık askerler dökülmezler.Kalanlar ile kaleyi kısa bir süre daha savunsak bu bize yetecektir.O kadar da mı kötü durumdayız? Eğer öyleyse yardım gelene kadar gizlice kaleden çıkmaya bakalım.Onlar kaleye girdiklerinde gelen yardımla kaleyi kuşatan biz olalım.Zaman ve güç kazanmak için iyi bir yol belki ama elbette savunan taraf olma avantajını kaybederiz."

Somurttu.Ã?aresizlerdi.